8 Eylül 2011 Perşembe

Bu şehir artık sonbahar kokuyor

Artık soğuk içecekleri tercih etmek yerine elim hep kahve kavanozuna uzanıyorsa
Etrafımda okul malzemelerini sıkça görmeye başladıysam.




Rüzgar artık saçları savurup,üşütüyorsa
Sararan yaprakları görüyorsam artık yollarda 

bu şehir artık sonbahar kokuyordur.




7 Eylül 2011 Çarşamba

Bu arada biz

Bu bayram biraz doğaya karıştık.
Çocukluğumdan beri gitmediğim Emirgan Korusuna gittik çocuğumuzla birlikte:)
Fakat sahil kenarında ağaçlık bir yerde vakit geçirirken otlarla tanışan Demir ayaklarını yere koyamadı ve fotoğrafda da gördüğünüz gibi durumdan hoşnutsuzdu.



Artık ayakta tutunmadan durmaya başladı Demir ve bayram orta sehpa koltuk arası adımlarını attı tutunmadan.Tabi anneannesinde attı bu adımları.Bizim orta sehpamız ortadan kalkalı çoooook uzun zaman oldu.Dün de dayısının evinde orta sehpa koltuk arasında 3 adım attı.
6 eylül için ilk adımlarımız diyebilir miyiz?Deriz değil mi:)))
5eylülde üst dişlerimiz kendini ortaya attı.Dişlerimiz geç ve zorlu geliyor.Ama neticesinde geliyor.Şimdi bir adet tavşan modundayız.

Ve Demir artık daha da meraklı bir bebek oldu.Perdenin arkasındakiler,kapılar,pencereler,dolap içleri ve dahası başlıca meraklarımız arasında.



25 Ağustos 2011 Perşembe

Demirin İlk Arabası





Bir kaç hafta oldu bu arabayı alalı.Playskooll ilk arabam ismi arabanın ama bize göre Demirin ilk arabası.Üstündeki oyuncaklarla oynadı ilk zamanlar.
Biz oturtup götürünce eğlendi güldü hoşuna gitti.Bu şekildeki gibi ittirip gidebilir ve yürüme çalışmaları yapabilir.İlk zamanlar buna yanaşmadı.Bugün ilk defa kendi iterek gitmeye başladı.Offf nasıl güldüm nasıl hoşuma gitti.Ama kameraya çekemedim.Neyse denk getireceğim o anı:))



23 Ağustos 2011 Salı

3 film birden




Başlık şaşırtıcı değil mi?Eski günlerdeki gibi 3 film birden,5 film birden yazabiliyorum.Hooo hooo ne mutlu bana(Bu Noel Baba gülmesi oldu ama neyse)
Eskisi gibi arka arkaya 2 film izleme şansım yok artık.Filmleri durdur devam et,durdur devam et,şeklinde ya da kapalı gözlerle izliyorum.İzlerken uyuyakalıyorum yani.Sonra ertesi gün
devam.
Gelelim filmlere
Son Gece (Last Night)
Baş rollerde Keira Knightley,Sam Worthingon,Eva Mendes ve Patrick Dempseyin gülümsemesine benzettiğim gülümseme ile Guillaume Canet var.Film elbette bu kadro ile daha iyi bir iş
çıkarabilirdi fakat ortaya çıkan da çok fena değil.En azından kadın erkek ilişkileri açısından bakılınca kadın erkek farkını ortaya güzel koyuyor.Kadınlar fazla gözlemci,erkekler dikkatsiz bazı konularda.Ayrıca kadınlar aldatırsa saklayabiliyor hiç çaktırmadan.Evliliklere bir bakış açısı sunuyor.

Limit Yok (Limitless)
Bradley Cooper,Robert De Nironun başrollerinde olduğu film yeterli reklam mı yapmadı,ben mi uzak kaldım sinemalardan bilemiyorum.Film bence daha
fazla ilgiyi hak ediyor.Konu süpersonik bir hayal ama insan izlerken keşke böyle bir
şey olsa ben de denesem,beynimi sınırsız kullanabilsem demeden kendini


alamıyor.Konu daha bilim kurgu ile farklı bir hale getirebilirdi ama olduğu hali ile de dikkat çekici.



Kukla (The Beaver)
Mel Gibson ve Jodie Foster bu filmde bir araya gelmiş.Bir kuklayı eline takarak iletişimini insanlarla bu şekilde sağlayan yaşadığı psikolojik sorunlardan kurtulmaya çalışan bir adamın ve ailesinin hikayesi.

Bazı sahnelerde sıkılsam da film kukla ile iletişimin yarattığı şaşkınlık ile izlettirmeye devam etti.
.




19 Ağustos 2011 Cuma

Annelerden Sütlü Tarifler

Bugün LeiLeo yu ziyaret edince kimin sütlü tarifini bulacaksınız bakalım?Emziren anneler ya da bebek bekleyen anneler bu güzel bloğa bir tık tık yapın güzel paylaşımlara siz de katılın;)
Aylar önce keşfetmiştim ve blog sahibi Zeynebin yaptığı şeyin müthiş olduğunu düşünmüştüm.Sonra bir gün twitterda rastlaştık ve ben de bir sütlü tarif vermiş oldum.



17 Ağustos 2011 Çarşamba

5 dakika içinde tüm evde cam kırıkları

Bir an için mutfağa gitmemle şangıııııır diye bir ses arkasından Demirin ağlaması ile salona ışınlandım.Bir bakarım ki mor cam kırıkları ile oturmuş panik halinde Demir.Hemen aldım kucağıma baktım bir yerinde bir şey var mı diye.Sakinleştirir sakinleştirmez salondaki kırıkları temizlemeye koyuldum.Ama Demir elektrikli süpürge sesinden korkuyor.Büyük parçaları elimle toplamaya çalışıyorum ama bir yandan Demir yanıma geliyor.O an evde tek başımıza olmamız çok canımı sıktı tabi.Demir sürekli yanıma gelmeye çalışıyor.Annecim gelme desem de odasına bıraksam bir bakmışım yanı başımda.Elimi çabuk tutup parçaları topladım.Süpürgeyi çıkarmak için kilere gittim.O da ne????Bir şangırrr daha.Bu sefer benden.Demir gezerken takılmasın diye yerde duran büyük cam vazomu kilere kaldırmıştım onu da süpürgeyi çıkarırken ben çarptım telaştan.O da kırıldı.Böyle böyle tüm ev cam kırıkları ile doldu.Süpürgeyi çalıştıracağım ama Demiri ne yapacağım diye düşünürken odasına götürdüm sürekli açmak istediği dolabı açtım önüne koydum.Kapaklarını bağlamıştım açmasın diye.Hiç cazip gelmemiş olacak ki yine yanıma geldi.Artık ben nasıl cam kırıklarını süpürdüm nasıl sildim yerleri o kısım kafamda flu şu an.
Demir el yordamı ile uzanıp cam küreyi kırdı.Büyük ihtimal örtüyü çekiştirdi bir yerden.
Bu benim dikkatsizliğim ki hala ısrarla örtüyü orada bırakmışım.
İnsan yaşadıkça yapması gerekenleri daha iyi anlıyor.Neyse ki ona bir şey olmadı.Kırılan şeyler ise hiç umrumda değil

12 Ağustos 2011 Cuma

Demir 10 aylık oldu

Offf çok büyümüşüm ben,annem öyle diyor:))
Bir de doğum gününe 2 ay kaldı diyor.1 yaşıma girecekmişim.
Son günlerde anneannem ve dedem bizden uzakta olduğu için her gün bizle telefonda konuşuyorlar.Anneannemle daha çok konuşuyorum diye dedem bozuluyor sanırım.Telefonu kapatınca üzülüyorum,hep konuşalım istiyorum.Telefon çalınca hemen kulak kabartıyorum,annem ne zaman açacak diye bekliyorum.
Mutfaktaki dolapların bir kısmını bağladı bir kısmını kilitledi annem.Ama hala çöp kovasının orası açık ve geçen gün kapağına kafamı çarptım.Kaşımın üstü çizildi.Annem bana oğlum kapağı aç-maa derken ben çoktan açmıştım.Annem çok üzüldü.
Çığlıklar atmayı çok seviyorum.Bu çığlıkları atarken arada bazı şeyler söylemeyi de çok seviyorum.Bu benim sevinçli halim:))
Beam,neyam,edın en çok söylediğim kelimeler hadi gel,baba,dede,mamadan sonra:))
Odamdaki çekmeceleri açmaya iznim var.İçindekileri açıp tek tek boşaltıyorum her defasında.
Annemin elinde kitap görmeyeyim hemen elime almak istiyorum.Neyse ki benim de kocaman bir kitabım var ve sayfalarını kendim çevirip resimlerine bakıyorum.
Öyle çorba ile aram yok hala.Meyveler hala favorim.Bir de etçilmişim annem öyle diyor:))
Bir çok şeyi kendim yemek istiyorum.Annem minik minik lokmalar hazırlayıp önüme koyuyor ben de kendim yemeye bayılıyorum.
Çok hızlı emekliyorum,yürümek gibi bir derdim yok hala.Koltuk kenarlarından tutuna tutuna nasılsa yürüyorum.
Elimde iki top tutuyorum birini annem istiyor,verir gibi yapıp gülüyorum,annemle çok eğleniyoruz.
Bir de birlikte bir şeyleri çekiştirirken çok eğleniyoruz.Ama en çok annem koltuğun arkasına ya da kapının arkasına saklanıp ben nerdeyimmmmm dediğinde onu bulmayı en çok seviyorum.
Demir
Geçen sene bu zamanlarda sıcak havadan bunalıp kendimi nerelere atacağımı şaşırınca oğlumun hayalini kurardım.Nasıl bir bebek olacak,kime benzeyecek diye düşünürdüm.
Bilemezdim ki böyle güzel bakıp gülen bir bebek olacağını,bilemezdim ki o her güldüğünde içimin eriyeceğini.Bilemezdim ki sarılınca dünyayı durdurmak isteyeceğimi.
Ve bilemezdim hayatımın böyle değişeceğini.
Yeni bene alışmak zor oldu ama sana alışmam zor olmadı canım oğlum.Sanki sen hep vardın,benimleydin,benim parçamdın.
Ben çok dua etmiştim sağlıklı,neşeli bir bebek olasın diye.Gülünce günler açsın,sıcak kalpli bir bebek olasın diye.Şükürler olsun.
Hayat daha ne olsun..
Annen






11 Ağustos 2011 Perşembe

bu sabahın fon müziği

Sabah kalkınca içimde çalan fon müziğim...




9 Ağustos 2011 Salı

Çocuklu halimiz çocuksuz halimizi döver

Üniversiten,çok yakın arkadaşım,eşi ve kızı cumartesi akşamı iftara bizdeydiler.Son anda haber verdi.Ben mutfakta bir şeyler yaparken aradı,sofraya iki tabak daha koy dedi,memnun oldum.
Kızı 2 yaşını doldurdu.Şimdi Demir de hareketlenince ikisini kollamaktan ne konuştuğumuz anlamadık iftar sonrası.
Onlar gidince düşündüm çoğu zaman hafta sonlarını birlikte geçirirdik.Hatta onlar Bursada yaşarken ya biz sık sık Bursaya giderdik ya da onlar İstanbula gelirdi.Gezerdik,eğlenirdik en güzeli de sabahlara kadar sohbet ederdik arkadaşımla.Tıpkı üniversite zamanlarımız gibi.Bu konuşmalar bize terapi gibi gelirdi.Hayaller kurar,eskilerden konuşur,yenilerden konuşur,konuşur da konuşurduk.Eşlerimiz de arkadaş olduğu için onlar birlikte vakit geçirirken çoğu zaman biz iki arkadaş birlikte bir yerlere giderdik.
Sonra ....
Sonra ne mi oldu?
Arkadaşım hamile kaldı.Sabahlara kadar konuşmaya niyetlendiğimiz gecelerde arkadaşım uyuyakalmaya başladı.Gezerken kendimize alışveriş yapacağımıza bebek mağazalarında gezer olduk.Öyle her yere gidemez olduk.Sonra arkasından doğum zamanı.Sürekli arkadaşımın yanına gittim özellikle yalnız olduğu zamanlarda.Bebekle vakit öyle hızlı geçiyordu ki oturup iki laf etmek istediğimizde bile akşam oluyordu.Aradan aylar geçti.Vakitlerden geçen yazdı.Ben bu sefer karnım burnumda.Ama vazgeçmiyoruz da plan yapmaktan.
Bir yerlere gideceğiz bir hafta sonu.Eşi de yoktu.Kızını da ablasına bırakacak biz de çıkacağız akşam.Öğleden sonra bizim çıtırık uyumadı.Haliyle mızır mızır huzursuz.Arkadaşım kızını uyuturken ben de uyuyakalmışım.9a doğru uyandım,uyanınca gülmeye başladık.Ne oldu bize diye.Tabi gezme işi kaldı.
Arkasından benim doğum yapmamla bizim gezip,eğlenme işlerimiz rafa kalktı.Aylardır bir yerlere çıkmıyoruz.
Ama hala biz tatil planı yapıyoruz birlikte.Bu sefer hemen değil,iki sene sonraya:)

uğur böcüğü oğluma ithafen

5 Ağustos 2011 Cuma

doğru düzgün bir dolap kilidi bulamadım

İlk önce e-bebekten aldım dolap kilitlerini,beğenmedim değiştirdim.Gittim Mothercareden aldım.Dün akşam monte etmeye çalışırken bir türlü yapamadım.Çünkü lavobanın altındaki çöpün olduğu kapağın girintisi diğerlerinden farklı ve bir türlü ayarlayamadım.Demir son sürat tencerelerin olduğu kapakları karıştırıyor.Dün düdüklü tencereyi çekerken elinden zor aldım.Saniye ile gözünü açıp kapayana kadar işini hallediyor.Bizim kapaklar da yukarıda,onlara asılıyor bir güzel,geri geri gidip açıyor.Sonra kapaktan kurtulup hooop oturuyor dolabın karşısına.
Hayırı fazla söylememeye çalışıyorum.Yapma etme demek de sürekli istemiyorum.İlgisini bir yere çekmek de sürekli saçma geliyor.Konuşuyorum anlatıyorum ama yok tekrar o kapağın başında.Onun için bazı çekmecelere kilit takmadım.İstediği gibi boşaltsın,merakını gidersin.Zararlı şeylerin olmadığı çekmeceleri onun keşfini bıraktım.Ama onlar ulaşılabilir ya,çok umrunda değil.Diğerlerine ulaşmaya çalışıyor.Bağlanacak gibi olanları bağladım.Ama bağlanamayacak kapaklar var.
Ev içinde bazen nereye gideceğimi şaşırıyorum.Çünkü Demir sürekli keşif halinde.

2 Ağustos 2011 Salı

prenses


Küçük bir kız çocuğuyken prenses olmayı arzu eder,ailemin beni el bebek
gül bebek büyütmesi ile belki de öyle sanırdım.Gün geldi,biri dedi ki bırak bu prenses hallerini,artık kendinlesin yalnız yaşıyorsun,ailenin prensesi değilsin.O gün tacım çalınmış gibi hissettim.Öylece kaldığımı sandım.Şımarık mıydım?Hayır,sadece şanslıydım ve bu şansım insanları kızdırabiliyordu.
Bunları düşündüm filmi izlerken.Zengin,ünlü kızımızın sıradan bir erkek gazeteci ile aşkının henüz klişe olmadığı zamanlarda çekilmiş eski bir film;Roman Holiday.Romayı özleyenler,sevenler izlesin.Bir de siyah beyaz filmleri sevenler.

31 Temmuz 2011 Pazar

Akıllı ve uslu bir çocuk olursan Şirinleri görürsün oğlum peki annen ve baban ne zaman görür

Bir kaç zaman önce...
-Ne yaptınız AVM'de?
-Ne yapalım,bizim çocuklarla işlerimizi hallettik sonra de yemek yedik beraber.
-hımmm
Konuşmadan bir kaç gün sonra aynı AVM'ye birlikte gidilir.
-Biliyor musun biz o gün çocuklarla yemekten sonra sinemaya gittik.Sinemaya aylardır gitmediğimden midir nedir film de güzeldi,sinema salonu da güzeldi(yeni açılan bir AVM olduğu için)Dedim çocuklara ben gelemem Yıldız beni mahveder.(Mahveder!!!!!!Ben ne zaman mahvettim?)Valla duyarsa sinemaya gittiğimiz kızar,çok bozulur(Kızar!!!!Kızmaz ama bozulur tabi)
-Bensiz sinemaya gittin demek.
-Ama hayatım yani sensiz gitmek istemezdim ama film de güzeldi.
-Film de güzeldi demek.
-Evet belki de bana öyle geldi.
-Niye söylemedin?
-Buraya geleceğimiz zaman söylemek istedim.
-!!!!
-İçime sinmedi sensiz gerçekten.
-Peki öyle olsun.
Tabiki mahvetmedim,arada sadece bensiz sinemaya gittin demek ,dedim o kadar.
Aylar oldu sinemaya gitmeyeli.Hatırlarsanız sinema postları girerdim sık sık.Hatta çoğu filmi yazmazdım bile.Ben hamileyken de sık sık gidiyorduk.
Şimdi 9 aydan fazladır sinemaya gitmiyoruz.Annemler memlekette tatildeler.Burada yoklar.Dolayısı ile sinemaya artık ilk ne zaman giderim bilmiyorum.Demir daha büyük olsaydı onu da alır giderdik Şirinlere.Ben ve benim yaşımdakiler için Şirinler ayrı bir çizgi filmdir.Bizim gibi munis,saftrik çocuklarda Şirinleri sever.Şimdiki çizgi filmler bile farklı,izleyenleri gibi.
İnanırdık ki akıllı ve uslu olursak Şirinleri görebiliriz.
Şimdi Demire diyorum.Konuşmaya başladığında cevaben ne der bilemiyorum.
Fragmanını izledim ve bayıldım.Tabi How I Met Your Motherdan çok sevdiğim Barney Stinson (Neil Patrick Harris) başrolde olunca ayrı bir merak uyandı bende.Artık izleyenlerin yorumlarını alırız:))

29 Temmuz 2011 Cuma

Uğur böceğim iyileşti

O benim uğur böceğim.Pinky teyzesi dedi aslında ilk.Sanki bilir gibi bana minik bir uğur böceği mum göndermişti diğer hediyeleri ile birlikte.
Kelebekleri çok severim ama uğur böceklerine de bayılırım.Elime alır severim her zaman.Adı böcek olup daha sevimli başka bir böcek daha var mıdır?
Ben de uğur böceğim dedim.Arada minik kelebeğim olsa da uğur böceğim.
Uğur böceğini çocukluğundan beri severim.Hatta uğur böceği şeklinde bir çantam vardı.Keşke saklasaymışım.Şu an bile kullanırdım.
Uğur böceğim artık daha iyi.Kırmızılıklar bizi terk etti.Ne mutlu bize.
Hastalık geçti,eşim elinde bu küçük pasta ile geldi.Kutuya bakmadan buzdolabına koydum.Sonra bir ara açtım baktım ki bayıldım görünce.Üstelik tadı da çok güzeldi.Demirin 1 yaş pastası nasıl olur diye sormuştu bana geçen gün.Ben de uğur böceği şeklinde olur demiştim.Eşim de bize minyatürünü getirmiş.

26 Temmuz 2011 Salı

6.hastalık

Diş diş diyerek suçladığımız şey meğer 6.hastalıkmış.Akşam Demirin yüzünde kızarıklıklar oldu.Sürekli omzumuzda uyuduğu için terliyordu.Terle birlikte isilik oldu sandım.Ama kızarıklıklar tüm vücudu hemen hemen kaplayınca doktorumuzu aradım.Ateş sonrası olduğu için 6.hastalıktır dedi.Gelin bakayım deyince gittik.Demir 6.hastalık geçirmiş doktorumuzun da teşhisi ile.Ateşin sebebi,kızarıklıkların sebebi bu hastalıkmış.
6.hastalık
"Herpesvirus tip 6’nın neden olduğu, iyi huylu, yaklaşık 3 gün süren ateşin arkasından ortaya çıkan pembe, makülopapüler döküntü ile karakterize bir çocukluk çağı hastalığıdır. Hastalık solunum yolu sekresyonları ile bulaşır. Dört yaşına kadar çocukların hemen hemen tamamı hastalığı geçirmekte ve ömür boyu bağışıklık kazanmaktadır. En sık ilk yaşın ikinci yarısında ve, İlkbahar ve sonbahar aylarında görülür. Kuluçka dönemi 5-15 arasındadır.
Klinik : Belirgin bir neden olmadan ateş 39,5-40 dereceye kadar yükselir ve 3-5 gün yüksek kalır. Erken dönemde özellikle ateş yükselirken havaleler sık görülür. Yüksek ateşe karşın çocuk genellikle uyanık ve aktiftir. Genellikle üçüncü günde kandaki lökosit sayısının azalmasıyla boyun ve kulak arkasında lenf bezlerinde büyüme meydana gelir , dalak biraz büyümüş olabilir. Yaklaşık 3 günlük ateşli bir dönemden sonra ateşin normale dönmesinden hemen sonra makülopapüler veya eritematöz döküntü ortaya çıkar. Döküntü gövdeden başlar, boyun ve ekstremitelere yayılabilir, 2 gün içerisinde, iz bırakmadan kaybolur. Kaşıntı yoktur, basmakla solar. Vakaların bir kısmında ishal görülebilir. Yüzde 14 vakada huzursuzluk ve irritabilite şeklinde prodromal semptomlar olabilir. Fontanel belirginliği (% 26), Nagayama lekeleri (yumuşak damak ve uvulada eritematöz papüller – % 65), periorbital ödem (ateşli dönemde, % 30), servikal, postaurikular ve postoksipital lenfadenopati (% 31) bulunabilecek diğer bulgulardır. Nadiren splenomegali, ensefalopati ve konjunktival eritem görülebilir. İnkübasyon süresi ortalama 9 (5-15) gündür."


Umarım kızarıklıklar en kısa zamanda geçer.

24 Temmuz 2011 Pazar

ah bu dişler ahhh

Cuma akşam üzeri Demirin gözünün beyaz bölgesinde kırmızı bir nokta.Ama göz kanlanması gibi damar damar değil.Tel bölgede.Arkasından kafası cayır cayır yanıyor.Ölçüyoruz 37 dolaylarında.Bu ikisinin birbiri ile bağlantısı yok.Ama ikisi de can sıkıntısı.Vücudunun sıcaklığı da artınca hemen ılık bir duş aldırdık.Ateş düştü.Doktoru aradık ikisinden de bahsettik.Doktorun bebeği de 3 gündür ateşliymiş bir türlü düşmüyormuş.Zaten bebek erken doğdu ve çok hastalıklar atlattı.Daha bir kötü oldum duyunca.Göz içinde bir şey yapmayın kan gitmez de göz doktoruna gitmek gerekecek dedi. Gece zor uyudu daha çok kucağımızdaydı.
Dün sabah devam etti,öğleden sonra hafifledi ateşi.Biz de biraz çıkalım sahilde hava alalım dedik akşam için.Demir dışarı çıkınca daha da iyi oldu.Ohh dedik rahatladık.Gelince uyudu falan 1'e doğru bir uyandı,bir daha uyku yok.Yine ateş dişlerden mi neden derken uyumakta da zorlanıyor.Ateş düşürücü verdik.Saatler ilerliyor ateş düştü ama Demir yarı uykuda yarı uyanık.Kucağımızda uyuyor,yatırınca uyanıyor.Babasının kucağında uyudu ben yattım.Sonra 6 ya doğru uyandım 10-15 dakika içinde Demir de uyandı.Bir iki saat oyalandık ateşi de düşmüştü.Rahatladım uyuduk yeniden.Tekrar uyanınca baktık huzursuzluk var ateş içinde kafası.Haydi dedik doktora gidelim artık.Dişlerden olduğunu tahmin ediyoruz ama yine de içimiz rahat etmedi.Demiri keyifsiz görmeye alışık değiliz.
İlk defa gittiğimiz bir doktor tatil günü tabi.Ama doktor ilk önce bizle konuştu.Mikrobik bir durum olsa bunun yan etkilerinden ve Demir de görülmemesinden söz edince ilk dakikalarda rahatladık.Şansımıza iyi bir doktordu.Arkasından muayene sonrası dişlerinin iyice kabardığını görmüş olduk.Doktor dişlerden dedi bir ihtimal başka sebep onun içinde hemen kan tahlili yapmayı gerek görmüyorum.48 saat gözlem dedi.İbufren içerikli bir ateş düşürücü verdi.Şimdi çok şükür iyiyiz.Ama doktorumuz bizi uyarmıştı.Üst dişler çıkarken zorlanacaksınız diye.Dişler çıkana kadar umarım böyle fazla ateş olup uykusuz geceler yaşamaz canım oğlum.
Bir ateşle bile insanın canı nasıl sıkılıyor.Dün gece düşündüm hep.Ciddi rahatsızlıkları olan bebeklerin ailelerini.Off dedim Allahım sen yardım et onlara.
Acil şifalar olsun minik bebeklere ve tüm hastalara..

23 Temmuz 2011 Cumartesi

reçel gibi



Onca insan arasında yalnız olduğumu hissederken,şimdi neredeyse kimse yokken yalnız olmadığımı düşünmem kalbimi neyle doldurduğuma işaret?
Belki de cümlelerim ortaya saçılınca kimseyi bulamamaktan.
Belki alışmaktan.
Belki hayata karışmaktan,belki de anlamaktan.
Sızlanmaktan vazgeçmek belki de.
Ya da ne kadar sevsem de bazı arkadaşlarımın kötü enerjisi olduğunu bilmek de.
Ne zaman bir işe kalkışsam bir yere gitmeye hazırlansam bir hımmm,oh ne güzel sevindim diyenden korkmayacaksın.Hımmm öyle mi?Ah sen ne kadar şöylesin,böylesin,çok kazanıyorsun,çok şanslısın diye diye birini kurutur mu kurutur işte.Nazar de,kötü enerji de artık ne dersen de.
Ya da ben kendimi bir tabak reçel sandım en güzelinden.Kahvaltı masasına getirilip,yenmeden buzdolabının yolunu tutan.Aslında çok şeker,ev yapımı,mis gibi.Ama gel gelelim sofra süsü olmuş gibi.Belki taze tereyağ ve kaymakla iyi bir ikili olabilir.Ya da sadece reçel işte.Tükenmeden unutulan.


21 Temmuz 2011 Perşembe

Anne de sever oğlu da



Demir The Beatles sever,hayranıdır,tişörtünü bile giyer.
Tibet ağbisini çok sever,her ne kadar pastası kesilirken uyusa da,Tibet ağbisinin eline verdiği şekeri,gösterdiği ilgiyi unutmaz.
Annesi kelebeği çok sever,bunu bilen güzel arkadaşı anne ve oğlu temsilen iki kelebekli kolye hediye eder.
Demir balonla oynar,annesi patlayacak diye korkar,ama ikisi de balonla oynamayı çok sever.
Kovaları doldururlar,boşaltırlar,kendilerine taç yaparlar,kral,kraliçe olurlar.
Demir artık sevinince ellerini kollarını sallar,çığlıklar atar.
Arabada uykusu gelmişse bazen vızıldar,uyuyamaz.

Annesi bloğunu da,sayesinde tanıdığı arkadaşlarını da çok çok sever.
Oğlu da.

12 Temmuz 2011 Salı

Demir 9 aylık oldu

Evetttt bugün 9 aylık oldum ben:))
Emeklemek son hız devam ediyor.Ama en çok tırmanmayı seviyorum.Tv modülü en sevdiğim köşe ayakta durup her şeyi çekiştiriyorum.Koltuklara tutunup yastıkları çekiyorum.Mutfak dolaplarının kapaklarını açıyorum.Çekmeceleri açıyorum,içindekileri karıştırıyorum.Ama çekmeceleri açınca annem parmakların parmakların diye birden yanıma geliyorum.Çekmece kilidi dedi annem babama ne yapacaklarsa kilidi artık:)
Annemin üst üste koyduğu oyuncak kulesini yıkmaya bayılıyorum.Bir de doldurduğu oyuncak kovasını boşaltmayı.Kapları ağzımıza tutup annemle şarkı söylüyoruz.
Annem bana sürekli hadi gel annem mutfağa gidiyoruz,hadi gel banyoya,hadi gel dışarı dediği için ilk söylediğim cümle hadi gel oldu.Gel diyorum elimle de.Geçen gün su damacanası getiren ağbiye de gel dedim annemle babam çok güldü.Su damacanası demişken ona da tırmanmaya bayılıyorum.Damacanaya asılıyorum.Tutuyorum deniyorum acaba bizimkilerin yaptığı gibi ben de suyu akıtabilir miyim diye.
Mama,baba,dede,dada hecelediğim diğer kelimeler.
Meyve yemeyi hala çok seviyorum.Annem duymasın ama sebze pürelerini hiççç sevmiyorum.Artık annemlerin yediği bazı şeyleri yiyorum.Makarna yemeyi ben de çok sevdim.
Bazı şarkıları duyunca kollarımı kaldırıyorum,oynatıyorum.

Demir
Alnını alnıma dayayıp gözlerini kocaman açıyorsun ya işte ben o zaman eriyorum.Bir de gülücük atıyorsun ki o anı beynime kazımak istiyorum.Sarılman,sarılmaya çalışırken saçlarımdan tutunman hatta saçlarımı çekmen.Sevgini ifade etme şeklini çok çok seviyorum o an eriyip bitiyorum.Bazen yanağımızı çevirip elini koyup bakıyorsun ya işte diyorum.İşte ne güzel bir şey bu!
Geçen gün koltuğun altına girmişsin,uzanmışsın.Oradan durup bize bakıp gülüyorsun ya babanla dedik.Yaa nerede çıktı bu çocuk hale bak ne güzel gülüyor bize ve şükürler olsun ki bugünleri gördük.
Büyüdükçe yaptıklarını gördükçe şaşırıyorum.Geçen aylarda bir kutuyu boşaltmanı görünce şaşırmış,büyüdüğünü bir kez daha anlamıştım.Geçen gün de dolap kapaklarını açınca bizi aylardır izlediğini şimdi sıranın sen de olduğunu kanıtlar gibiydin.Evet sizi izliyorum,izliyorum ve gördüklerimi uyguluyorum der gibisin.
Büyüyorsun bebeğim büyüyorsun..

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Masalların Masalı




Ben sana o gün ilk şiirini okudum,sen çok sevdin,çok güldün,çok..
O iki mısır patlağını göstere göstere..
Bunca zaman niye okumamışım ki şiir dedirttin.
Bu sana okuduğum ilk şiir..

Masalların Masalı

Su başında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.

Su başında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.

Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze .

Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek...

Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze...

Nazım Hikmet Ran


Ben de şiirin sonunda gülen gözlerimde bir kaç yaşla çok şükür dedim,çok şükür..

7 Temmuz 2011 Perşembe

Kendime bir kaç sözüm var


Hani olacak gibi düşünüp olacağına kendini inandırmak sana göre mi?Ama biliyorsun,biliyorsun formülünü sen de biliyorsun.Biraz dip,biraz yalnızlık,bir kaç gözyaşı sonunda yine de her şeye şükürler olsun demek.Çok dipte olmak sana göre değil ki zaten sen de iyi biliyorsun.En fazla bir kaç dakika,olmadı bir kaç saat.Ki saatler bile çok senin için.Bir kaç dakika.Bir kaç dakika..Yani zamanında olmadıysa en büyük keşkense o sadece senin elinde olan senin hayatını etkileyen bir şey değildi.Onlarcaydınız birinin duası tutmadı,birilerinin rızası olmadı.Kişisel değil.
Az kaldı,dur bekle.
Sen bu düşüncelerdeyken bir kelebek camına konduysa bir yerlerden sana az kaldı deniliyor.

görsel

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Buğday gibi bereketli bir yaşamın olsun canım oğlum



23 haziranda hissedilen ilk dişi hemen arkasından 30 haziranda 2.diş geldi,Şu an biri uzun diğeri kısa iki tane mısır patlağı var ağzında.
1 temmuzda diş buğdayını yaptık.Ufak kendi aramızda diş buğdayı merasimi yaptık.Meslek seçimi olsun diye önüne kitap,bilgisayar falan koydum.Demir gitti kitabı seçti.Artık okur mu,yazar mı ne yapar bilemem.Ama benim çok hoşuma gitti kitabı seçmesi.
Oğlum buğday gibi bereketli bir yaşamın olsun..

29 Haziran 2011 Çarşamba

Minik kaşif iş başında

Oooo neler varmıuş burada?
Bakayım bakayım,şuna da bakayım,hımmmmmm


24 Haziran 2011 Cuma

Nihayet beklenen geldi :)

Neredeyse yılbaşından beri kaşınan diş etlerimizin sahibi evine yerleşti.İlk defa dün ufak bir toplu iğne gibi elime geldi.Zaten bir kaç gündür çok sertleşmişti damakları.Hatta arkasından diğeri de geleceğe benziyor.
Dişsiz gülüşlerin yerini tek dişli,iki dişli gülüşler alacak.
Diş buğdayını düzenleyeceğiz bu hafta ya da önümüzdeki hafta.

22 Haziran 2011 Çarşamba

Demirsel Mevzular

Evet evet bundan bir kaç ay önce diyordunuz bunlar en rahat zamanların bir emeklemeye başlasın diye.Emeklemeye başlayan Demir bir başladı pir başladı.Zaten emeklediği ilk gün bir yere tutunup ayağa kalkan Demir sürekli ayakta,bir yerlere tutunmuş halde.Bazen koordinasyonu sağlayamayan vücut bazen popo üstü yerde.Ayaklarına kaydırmaz çorap giydiriyorum ki kaymasın.Sıcak olduğunda da bazen çıkarıyorum.Yoksa bazen kayıyor.En komiği de yanında yöresinde biri varsa ellerini bırakıp bıdı bıdıı bıddı bıııddı bir şeyler anlatması.Ellerini niye bırakıyorsun tatlım diyorum.Tabi cevap yok:)
Salonda hayat fena halde zor.Karıştırılacak tonla şey var.Gözü alışsın diye çerçeveler,dvdler hale ortada.Dergiler hala kendi köşesinde kitaplığın önü hala açık.Demir de hep bu mekanlarda.Merakını gidersin diyorum.Bazılarını eline alıyor bakıyor.Hadi dergileri karıştırsın diyorum.Bir süre sonra dergiler ıslanmış,yemeye çalışıyor.Aslında aylardır bir türlü çıkmayan dişlerini kaşıyor.Bir anda tv modülünde dvdyi çekiyor.Olmadı dekoderi çekiyor.Bunlar oyuncak değil derken,o çoktan çekivermiş.
Mutfakta bir bakıyorum sandalyelere tutunmuş.Bir bakıyorum mama sandalyesine asılmış.Dur durak yok,bunlar saniyede oluyor.Tek gözüm onda tek gözüm mutfak tezgahında bir şeyler yaparken şaşı olacağım.
Evet çocuk büyütmek kolay değil.Bunlar yaşanacak şeyler.Maşallahı var oğlumun,sağlıklı ve çok hareketli bir bebek.
Hayatı tanıyacak,keşfedecek ve merak içinde.Neler oluyor dünyada diye,merak içinde minik oğlum.Çekmeceleri bile açıyor.Hayır kelimesini çok kullanıp anlamsızlaştırmak istemiyorum.Anlatmaya çalışıyorum.8,5 aylık bebek anlamaz gözüyle bakmıyorum.Sakin kalıp,anlatmaya çalışıyorum.Kendine zarar vermesin diye kolluyorum.Ama bazen de kendine zara vermeden düşsün de düşmeyi de anlasın diyorum.Çünkü hep kol kanat gersem düşmeyi bilmeyecek.Zaten hayat böyle değil.Her türlü öğrenmesi gerek.
Şimdi bir de emekleme sonrası yürüme faslı var.O daha da zor diyeceksiniz değil mi ilk zamanları için:)

20 Haziran 2011 Pazartesi

Amannnnn şans da benden yanaymış,hıhh!

Ömrümün yarısı kadar zaman geçmiş,
İnsanın gözleri değişmezmiş,
İnsan yaşlanır ama ya gözler,gözler değişmezmiş,
Birden çok eskilere gidilirmiş,
Unuttuklarını çıkagelir biri hatırlatırmış,
Aaa dermişsin bir de böyle olmuştu,
Doğum günleri böyle toplarmış herkesi,

Dağılırmış işte her şey dağılırmış,
Gidermiş kafadaki düşünceler,
Ama en güzeli şans da benden yanaymışşş
hııııhh!!

ben bundan sonra şansı hep çağırırım yanı başıma



18 Haziran 2011 Cumartesi

Uyku arası kitap molası

Eskisi gibi hızlı,seri kitap okuyamıyorum bu bir gerçek.Okuduklarımın bir çoğu da bebek gelişimi üzerine oluyor.Ama araya başka kitaplar da alıyorum.Hele hele Demir kucağımda uyumaya başladıysa yatırdıkça uyanıyorsa ya da dalması uzun sürüyorsa hemen yanı başımda kitap bulunduruyorum.
Maeve Bincynin son iki kitabını okudum.Aynı tarzda da yazsa ben Maeve Bincy kitaplarını okumaya bayılıyorum.Tasvir yeteneği sayesinde okurken sanki dinlendirici bir film izliyormuşum hissi uyandırıyor.

Aklından Bir Sayı Tut var bir de
Yazarın ilk kitabı,kitap hızlı bir şekilde okunuyor ama konu olarak izlediğimiz cinayet filmlerinden pek de bir farkı yok.
Paulo Coelho Bridayı okudum bu kitaptan sonra.Hızlı bir şekilde okudum bunu da ama sonunu hiç ama hiç sevmedim.
Dün akşam da Marc Levynin Keşke Gerçek Olsa adlı kitabını bitirdim.Yazarın okuduğum ikinci kitabı.Kitapları rahat okunan bir yazar Marc Levy.Hayaller,gerçek üstü konular üzerineydi her iki kitap da.Bu okuduğum kitabın filmi de var.Ama kitabı yansıtmayan bir film olduğunu düşünüyorum.Kitapta anne oğul arasında yaşananlar filmde hiç yansıtılmamıştı.Üstelik sonu da tamamen farklıydı.Film ülkemizde Cennet Gibi adıyla gösterilmişti.






16 Haziran 2011 Perşembe

annem iyi ki doğdun!


Ben senin gibi olamam diyorum ya,hani yapmayacak olmamdan değil aslında yapamayacak olmamdan.Bu kadar iyi olmayı,fedakar olmayı,kendinden önce karşısındakini düşünmeyi ben beceremem.
Annem olmandan hep sevinç duydum.Yeri geldi arkadaşım oldun,yeri geldi sırdaşım ama en çok annem oldun.İnsanlara iyi bir kalple bakmayı öğrettin.Doğru,düzgün,yalansız olmayı da sen öğrettin.Dediğin gibi ben yalan söyleyemem anlarsın ama saklarım.Saklarsam da anlarsın.Paylaşmayı öğrettin bana.Ve hayattan keyif almak gerektiğini de.Yeri geldiğinde elindekinin kıymetini bilmeyi.En çok da şükretmeyi.Şükreden insanın hep mutlu olacağını.
Annem benim iyi ki doğdun!Doğum günün kutlu olsun.Canım annem iyi ki varsın.


Bilirim papatyaları çok seversin....



15 Haziran 2011 Çarşamba

Akşam üzeriyse demlenirim

Akşam üzeriyse,bazen ılık,bazen soğuk rüzgar esiyorsa,içmeye de gerek yok.
Hele hele ters düz ise bir söz ile..

13 Haziran 2011 Pazartesi

hem içimden hem dışımdan


-Uff saat kaç olmuş daha duşa giremedim.
-Mutfağı toplamaya girdim ama ahhh yoğurdu mayalamadım.
-Oyuncakları böyle bırakayım nasılsa gene dağılacak.
-Yine yapamadım.
-Yok,yok gidip uyuyayım ben
-Gerçekleşir mi bu hayaller?Hııı?
-Uyanmasa derin uykuya geçse bebeğim.
-Kitap mı okusam?Yoksa hemen kafayı vurup yatsam.
-Unutmasam,bir yere mi not alsam.
-Yakın gibi sanki,daha beklemesek.
-Ama çokkk özledim.
-Hayaller fazla mı birikti?
-Yok,yok gidip uyuyayım ben
-Şuna da bir göz atsam.
-Aman boş ver....
-En iyisi uyumak




***görsel

12 Haziran 2011 Pazar

Demir 8 aylık oldu

Emeklemek de ne keyifliymiş ama:)Geziyorum,evi keşfediyorum,yeni yerler görüyorum.İlk zamanlar hangi odadaysam çıkmaya cesaret edemiyordum.Şimdi geziniyorum evin içinde.En çok tv modülü ilgimi çekiyor.Off ne ilginç şeyler var üzerinde.Hele fotoğraf çerçeveleri!Annemin kitaplığı ve dergiliği de nasıl renkli,nasıl ilginç şeylerle dolu.Ama emeklemek yetmez bana.Ben tutunup kalkmak istiyorum her yere.Yatağımda hep kenara tutunuyorum.Koltuklara tutunuyorum.Masalara tutunmak istiyorum.
Aylardır diş diş diyorlar hala ne gelen var ne giden:)
Oyuncaklardan çok çevremdeki yerler cazip geliyor bana.Tutunup tutunup tırmanmaya çalışıyorum.
Sebzeleri sevmiyorum,meyveleri seviyorum:)Hele muz en sevdiğim meyve.
Babamı görünce dünya duruyor sanki benim için.Hemen onun kucağına gitmek istiyorum.
Çok hareketliymişim annem öyle diyor,evet durmayı sevmiyorum.Hep keşfetmek,anlamak istiyorum dünyayı.
                                                                                                                                                  Demir
8 ay önce seni kucağıma verdiler,o mini mini halin aklıma gelmiyor bile.Sanki hep böyleydin.Gülüşüyoruz,oyunlar oynuyoruz,konuşuyoruz hatta.
Hayatın tüm kodları sen de gizli sanki.Sen büyüdükçe çözülüyor sanki kodlar.Hayatı daha çok seviyorum seninle.
Bazen gözüm korkuyor inan,büyüdükçe değişecek bir çok şey.İyi bir anne olabilecek miyim diye.
Sen nasıl açıyorsan algılarını her gün hayatı tanırken ben de açmaya çalışıyorum.Nelerin geçtiğini aklından bilmek isterdim.Sen de merak uyandıran şeyleri ben de merak ediyorum.
Aslında bir bebek gibi yaşamak gerek diye düşündüm geçen gün.İlgini verdiğin bir şeye zamanını da veriyorsun.Bizler ise bir acele bir telaş içindeyken,bir çok şeyi anlayamıyoruz bile.
Sevmelere doyamıyorum,öyle bir içim coşuyor ki,şükürler olsun,bunları yaşıyorum.
Şükürler olsun sen varsın...











10 Haziran 2011 Cuma

bir kaç gündür


Şimdi kulağımın dibinde tüm iştahıyla ağzını doldura doldura biri konuşuyor sanki.
Kafamın içinde yankılanıyor sesi,daha önce de hayal kurmuştun oldu,olmaz gibi düşünürsün ama oldu.
Sen hayal et,hayal et diyor sürekli.
Evet,evet ben hayale dalıp uyuyacağım az sonra.
Biraz daha zamanı var ama olacaktır,olacaktır...

bu fotoda da başka bir hayalim var.
görsel

9 Haziran 2011 Perşembe

Bir gün

Bir kaç saat önce seninle oynarken düşündüm.
Bir gün ne ben bu halimle olacağım,ne de sen bu halinle kalacaksın.
Büyüyecek genç olacaksın.
Belki bana kafa tutacaksın,isyan edeceksin.
Bir yerlerde anlaşamayacağız belki.
Ve ben diyecek miyim,bebekken ne kadar kolaydı hayat,o zamanlara dönsek keşke diye.
Ki şu an sürekli seni takip ederken hayatın bazen zor olduğunu düşünüyorum.
Ve ben hep isteyeceğim ki bana gülerek baksın gözlerin,yüreğimin içine işlesin her bakışın.
Ki ben bu sevgiyle yeni bir insan olup,çoğalmaktayım ve içimi ısıtmaktayım.

Bir gün,hımm ne dersin?

Hışır hışır

Dün Demir odasında yatağındaydı,ben yanında değil diğer odadaydım.
Bir ara hışır hışır sesler geliyor.Kendi kendime diyorum ki yatağında hışırtılı oyuncak yok.Bir gider bakarım ki elinde kağıt.Yatağında ayağa kalkmış,komidin gibi başlığın üzerindeki kağıtları almış tam ağzına götürürken yakaladım.
Yatakta ayağa kalktığını biliyorum.Son günlerdeki yeni oyunu bu,yatakta ayağa kalkıp oradan bize bakmak.
Yetmezmiş gibi el yordamıyla ulaştığı kağıdı ağzına almış.
Bu sabah da görünce gülme krizine girdim.Yatağında ayağa kalkacağım diye bol gelen pijamasının altını çıkarmış.Yukarı doğru asılırken ayağıyla ite ite çıkmış.Bir gördüm,gülmeye başladım.O da gülüyor tabi:))
Yatak kenarına tutunma günlerimiz başladı başlayalı,yatakta bırakmaya da korkar oldum.Ne kadar yüksek olsa da korkuyorum şimdi.
Oradan seslenip,yere inmeye çalışıyor.
Artık takipteyim,ama kaşla göz arasında yanı başımda düştü geçen gün.Yanında oynarken oyuncaklarını veriyordum.Parkeye düştü,ağzının üzerine.Ağladı,ben de kucağıma aldım bir bakarım ağzına kan var.Panik olma Yıldız,panik olma derken milyon şey aklımdan geçti.Ağzını su verdim,yüzünü yıkadım.Beyaz bir mendil alıp,ağzının içini kontrol ettim.Baktım kan yok.Ancak rahatladım.Bir an azıcık kanadı demek damağı.
Zor iş şekerler çok zor bebek firarda,anne takipte...

6 Haziran 2011 Pazartesi

Bu hafta sonunda

5 dakika diye uğradığım kuzenimde 5 saat oturdum.Saatler nasıl geçti anlamadım.
Özsüt Fırının Ege kahvaltısını yedik,minik ekmeklere bayıldık.İzmir teneke tulum peynirini ne kadar özlediğimi hatırladım.
Sürekli gitme,yeni yerler görme isteğini yaşadım.Ama hep bildiğim adreslerde dolaştım.
Oğlumu daha çok,daha çok sevdim.Daha bir gülüştük,eğlendik.
Bridayı bitirdim,sonunu hiç sevmedim.
Pazar günü evden en mutlu halimizle çıkmamıza karşın bu şarkıda ağladım.Birden ip gibi süzüldü gözyaşlarım,tutamadım.Üstelik siyah göz kalemi ip gibi simsiyah damlalarla aktı gözümden.Sevgili şaşırdı,niye ağlıyorsun ki şimdi hangi arkadaşını özledin dedi.Bilmiyorum belki de hepsini dedim kalakaldım.


aslında Sezene kızgındım....

görsel

3 Haziran 2011 Cuma

Moonlight Serenade

Kaç gündür aklımda melodisi,dinleyeceğim dinleyeceğim diyorum,unutuyorum.
Kendim için.
Bir zamanlar bana ay ışığım dediğin için ve ben dinlerken hiç yabancı gelmiyor dediğin için.
Ve tüm ay ışığını sevenler için...

2 Haziran 2011 Perşembe

Pıtır pıtır Demir

Şu bebekler emeklerken ne sevimli oluyor yahu.Şeker diye yutasım geliyor Demiri.Pıtır pıtır gidiyor ya.Ahh diyorum büyüdün sen işte!
Bir kaç gündür odalar arası seferlerine başladı.Odaların kapılarına geliyor uzun uzun eşikte oturuyor ya da emekler şekilde bir ileri bir geri gidiyordu.Bazen mıkırdanıyor koridor ona uzun geliyor canını sıkıyordu belli ki.Korkmaması için yanına gidip gel bebeğim gel diyordum o şekilde geliyordu.Bazen de kendi haline bırakıp etrafı incelemesini sağlıyordum.Şimdi artık çıkıp istediği yere gidiyor.Gezinmek hoşuna gidiyor odalar arasında,koridorda.
Ama salonda cidden zorlanıyorum.Hani çok da esirgeyip aman aman demek istemiyorum.Ne yapacak diye izliyorum.Ama zor oluyor böyle bir anda pazartesi günü gitti gitti kafayı masaya çarptı.Ve hafif bir morluk oldu.Teni zaten öyle hassas ki dokunduğun yer kırmızı oluyor.
Emeklemeye başlar başlamaz ayağa kalkmaya gayret etti tutunup.Şimdi yatağında ayağa kalkıyor,emeklerken bir yeri buluyor kalkıveriyor ayağa.Dün mutfaktaki tabureyi almış çekiyor.
Bir de emeklerken birden oturuveriyor ya başlıyor o an oyuncaklarını bulduysa oynamaya.
Şimdi pıtır pıtır emekle Pıtırcık oğlum,sonra da pıtı pıtı yürü.
Pıtı pıtı emekle oğlum

1 Haziran 2011 Çarşamba

Bugün neler var?

Bugün parmağımda nasıl olduğunu bilmediğim bir kesik,burnumda hala gripten izler var.
Çantamda günlerdir sürmek üzere dolaştırdığımı yeni bir oje var.
Aklımda kısacık da olsa yaptığımız,gerçekleşmesini umduğum tatil planı var.
Yatağımın başında sonunu heyecanla okuduğum,bitmek üzere olan bir cinayet romanı var.
Bir de hava güzel gitsin de sahil de yürüyelim planı var.

Tabi bir de Tibetimin güzel annesinin doğum günü var ;)Kendi güzel,gönlü güzel canım arkadaşım İYİ Kİ DOĞDUN!

Bir de enerjik eski bir şarkı var dilimde.

31 Mayıs 2011 Salı

Boş vermişim dünyaya

Aslında her sabah kahvaltı sonrası kahve yanına dinlemeli bu şarkıyı.Öğlen çayının yanına ya da akşam yemeğini hazmetsin diye.Tüm gün yorgunluğunu silsin diye hayatın tüm ağırlığı omuzlarına geldiğinde.
Hastalık falan derken sümüklü sümüklü dolanırken insanın vücut direnci düşünce hayat daha da zor gibi oluyor.Kıyı köşelerde görmediğin tozlu düşünceler sana daha da batıyor.
EE o zaman ben de diyorum,sık sık da diyeyim istiyorum.
BOŞVERMİŞİM DÜNYAAAA

29 Mayıs 2011 Pazar

Demir hasta ben hasta

Evet bütün kış boyunca hasta etmediğim çocuğu hasta ettim.Mevsim hastalık mevsimi diyeceksiniz ama ben kendime kızıyorum.Bebek olunca havalar da böyle gidince kaloriferleri en kısık da yakmaya devam ettik.Demir yerlerde gezinince evde hafif bir sıcaklık olması iyi diye düşünüyorduk.Taa ki cuma gününe kadar.O kapalı rüzgarlı havaya rağmen kaloriferi kapadım.Artık cereyanda mı kaldık,kaloriferi kapattığımızdan mı,sıcak soğuk farklılıklarından mı bilemiyorum cuma gecesi boğazım fena oldu.Kalktım kaloriferi açtım ama nafile.Olan olmuş.Demir de uyandı sabah.Hafif bir gıcık var sanki boğazında kıh kıhh burunda akıntı.Ben de soğuk algınlığına kapılmışım.Nefes alamadım tüm gün.Ancak bugün kendime biraz geldim.İlaç da içemiyorum.İyi ki zencefil ve bal var.Öyle bir ağız tatsızlığı ki zencefilin tadını bile hissetmiyorum.Bel ağrısı sonrası mutlaka böyle rahatsızlanıyorum.Vücudum bir anda iflas ediyor.Vücut direnci düşünce oluyor tabi.Bir kez daha anladım.Annelik ne fena eskiden böyle olsa yorgan döşek yatardım.Ama illa kalkman gerek evde birileri olsa da.
Demir de burun akıntısı sürdü tüm cumartesi biraz da bu sabah.Doktorumuzu aradık görmeden söylüyorum ama paniğe gerek yok dedi.Burnu tıkalı olmasın sürekli kontrol altında tutun dedi.Maşallah bugün iyi.Bir de keyfinde eksiklik,iştahsızlık var mı diye sordu tabi.Maşallah o bakımdan da iyiyiz.Termometre sürekli elimde ateş ölçüyorum.Çok şükür ateş yok.Evde maske ile dolaşmamı söyledi doktor.Ama ne mümkün Demir sürekli elini götürüyor almaya çalışıyor maskeyi.Temastan uzak durduk ama beslenme seanslarında zor.Geceleri bölük pörçük geçirmeye çalıştık bu bir kaç gündür.Neyse çok şükür daha iyiyiz.
Hafta sonunu hasta bakarak geçiren babaya ve anneanneye teşekkürler.Ne diyelim çok şükür yalnız değiliz.

26 Mayıs 2011 Perşembe

Komedi isteyenler ya da romantik komedi diyenler

İki komedi filmi var komedi filmi izlemek isteyenlere ilk olarak.Ama en çok Due Datede güldük belirteyim.Filmin en komik sahnelerinden biri.

Hangoverdan sonra dikkat çeken Zach Galifianakis ve Robert Downey Jr. başrollerde.Eğlenceli bir komedi.
Diğer film ise bir devam filmi.Little Fockers.Robert De Niro ve Ben Stiller başrollerde oynuyor.Filmde bazı sahneler cidden çok komik.İlk iki filmi izleyip beğenenler bu filmi de beğenecektir.

Romantik komedi olsun diyenler için de iki film önerebilirim.
Just Go With İt.
Jennifer Anistonı çok severim.Friends kolik olmamdan ötürü belki.Jennifer Anistona Adam Sandler eşlik ediyor.
Filmde farklı olan hiçbir şey yok.Öylece izlenmelik.
No Strings Attached.
Ashton Kutcher ve Natalie Portman başroller.Natalie Portman Black Swandan sonra farklı bir rolle bu sefer bir doktor rolünde.Bu filmde diğer film gibi hatta bir çok romantik komedi gibi bilindik hikayeye sahip.Bu tarz filmler kafa boşaltmak için birebir olabiliyor bazen benim için.



Geri döndü!

Ne mi geri döndü?Benim şiddetli bel ağrılarım geri döndü.
Ben çok şom ağızlıyım.Bir kaç gün önce ne güzel bel ağrım eskisi gibi olmuyor derrrrrrkennn dün tutuldum kaldım.Şimdi sol tarafımdan oturmak kalkmak bir işkence.Bir de her yeri keşfetme aşkı ile yanan bir bebe var evde.Oradan buradan toplamaya çalışıyorum Demiri ama her eğiliş bir acı dolu an.Emzirme döneminden dolayı ağrı kesici iğnemi de olamıyorum.Kendi kendine geçer mi bilemiyorum.Umarım iyi olurum.Bir de yatıp dinlenebilsem.

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Siyah-Beyaz film izle ruhun dinlensin hele de Audrey Hepburn filmi ise

Son günlerde klasik filmleri arar bulur,izler oldum.Bunların başında Audrey Hepburn filmleri geliyor.Bu zamana kadar neden izlemedim dedim Sabrina için.Bir İstanbul Masalı adlı dizinin konusu bu filmden esinlenerek yazılmış.Siyah beyaz filmleri izlerken nasıl dinledim,nasıl yorgunluğumu üzerimden aldı.Konu fakir kız zengin erkek aşkı.Ama Audrey Hepburn izlemek ayrı bir keyifli.
Filmlerinde giydiği her kıyafeti uzun uzun inceleyesi geliyor insanın.Bir çok blogda fotoğraflarını görüyoruz.İzledikçe insan zarif bir insan elbette bu kadar seveni olur diyor.
Breakfast at Tiffany's de ikinci izlediğim film oldu.Bu filmi aslında çok uzun zamandır izlemek istiyordum.Filmde giydiği elbiseler en çok bilinen Audrey Hepburn fotoğraflarında görülebilir.
Şimdi My Fair Lady yi izleyeceğim.Film müzikal.

Bu arada izlenmeyi bekleyen Rita Hayworth filmleri de var.




Demir tırmanma şeridinde

Yahu bebeğim dur daha yeni başladın emeklemeye.Ne zaman geçtin tırmanma şeridine?
Bir bakarım ki tırmanıyor bir şeylere tutunuyor asılıyor.
Sonra dönüp bana gülüyor,özgürüm anne der gibi.
Dün mutfakta bütün elmaları,muzları oldukları büyük kase ile bir çekti üstüne geliyordu tek tek.Ben tabi tek gözüm onda tek gözüm muslukta hemen atladım.Normalde sadece devirse iyi  devirsin,zaman geçirsin diyeceğim.Hepsi kafasına doğru gelirken hemen durrr anneciğimm dedim ve yatay halde tuttum meyve kasesini.
Daha neler atıp,tutacağız,nerelerde yakalayacağım değil mi?

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Kaşif Demir için öneriler

Demir artık emekleme seferlerinde hızlandı.TV modülü en sevdiği hedef.Köşeler için koruyucu alacağız.Ama kenarları da alçak ve masa kenarı gibi keskin.Yastık koysak daha çok ilgisini çekecek.Şimdilik bir şey yok.Bir şey koymasak kafa çarpma olasılığı yüksek.Bantla bir şey yapıştırsam çok çirkin duracak.Tabi ki çarpmayı da öğrenecek,öğrenecek ki bir şeylerden kaçınacak.Artık ne kadar sakınırsa.
Ben de bir şeyleri pek sakınma gayretinde değilim.Özellikle annem çok panik.Bana da ne kadar sakinsin diyor tabi.Bir de bugün düşerse aahhh düştü diye bağırıp panik yapma,bağırma kızım dedi.Ben de onu sen kendine söylesen anne dedim.Kendi kendine şimdiden empoze et dedim.Şimdi tv modülüne bir çözüm bulalım diye söylenip duruyor.
Şimdi elimizde kaşif bir bebe var.Tehlikeli şeyler ortadan kalkıyor da bazı fotoğraf çerçeveleri dvdler de durmalı diyorum.Bir şeylerin olduğunu da fark edip gittiğimiz yerlerde aman Allahım bizim ev gibi dümdüz değil her yer karıştırayım demesin düşüncesindeyim.Elbette bebek bakmak dokunmak isteyecek.İlla duracak bakmayacak demiyorum.Bakacak,dokunacak ki tanıyacak.
Siz neler yaptınız bu dönemlerde anneler?Önerilerinizi,düşüncelerinizi paylaşmanızı rica ediyorum sevgili bloggerlar.

20 Mayıs 2011 Cuma

Demirin emekleme seferleri

Demir emeklemenin ilk evresinde ya da ikinci de diyebiliriz.Çünkü geçen haftalara göre istediği yere daha seri varabiliyor.Artık aylardır gözüne kestirdiği televizyon modülü onun ilk hedefi.Modülün üzerindeki süsler çerçeveler sırası ile kontrolden geçiyor.Ben annecim onlar süs onlar böyle dedikçe oyun oynadığımızı sanıyor.Bu eşyaları tamamen kaldırma işinden yana değilim ama zarar verecekleri kaldırıp,bazılarını bırakmak düşüncesindeyim.Çünkü bir kaç hafta içinde iyice serileşip bizim müdehalemize kalmadan istediğini çekip alacak.Zaten dün de modemi aldı çekti elindeydi.Benim kelebekli örtümü sürekli alıyor eline.Bir de bana dönüp bakıyor,gülüyor,anne bak der gibi.Tabi sivri köşelere çözümler de bulmalıyız.Bizim ev bir bebek için hiç güvenli değil.Yerdeki vazolar,mumlar falan kalkmalı tamamen.Kitaplık sabitlenmeli.Asıl problem evin her yerini saran kablolar.Taşınmadan önce düşünmediğimiz,müteahhitin de gerekli yerlere elektrik prizi koymamasından dolayı uzatma kabloları dolu her yer.Çok gıcık olup hiç bir çözüm üretmediğimiz bu konuya Demir çözüm buldurtturacak.
Ben bu satırları yazarken salonun ortasından masaya kadar geldi yanıma Demir.Anne benimle ilgilen der gibi.O yüzden Demirsel mevzulara sonradan devam edeceğim.

Herkese iyi hafta sonları

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Keyfiniz bol olsun

Kahve keyfi hem de balkonda keyfi,
Yanında anne sohbeti,
Saçımda bahar çiçekleri,
Demirde bahar sevinci,
Üstümüzde bahar kıyafetleri,
Rotamızda sevdiklerimizin evi,
İşte dünün özeti...

keyfiniz daim olsun,baharınız bol olsun,neşeniz eksik olmasın..

görsel

17 Mayıs 2011 Salı

Nereden başlamışım,ne zaman başlamışım blog alemine

Bir mim geldi canım Tibetimin annesinden bloğa nasıl ve ne zaman başladığımızla ilgili olarak.
Ben bile nasıl başladığımı ne yazdığımı unutmuşum aaa gider bir görürüm ki balıklama dalmışım merhaba bile demeden.Burada ilk yazım.İkinci yazım kelebeklere selam ediyor tabiki.
Çünkü ilk zamanlar biraz kendim çal kendim oyna tadında yazmışım.Hakikaten de öyle başlamıştım.Kimse okumazsa ben okurum.Zaten bu kadar kişinin okuyacağı yorumlar bırakacağı da aklıma bile gelmezdi.İş hayatımda inanılmaz sıkıntılar yaşadığım bir dönemdi.İnternet üzerinde çok araştırma yapıyordum birden alakasız bir konuda karşıma bir blog sonra başka blog derken aaa ne hoşmuş benim neden daha önceden haberim yoktu dedim.Derken okudum uzun zaman sonra ben de yazayım zaten yazmayı çok seviyorum dedim ve başladım sevdiklerimden,hissetiklerimden,yaptıklarımdan söz etmeye.İlk kime yorum yaptığımı bilmem ama bloglardan biri var ki bir çok kişi ile tanışmamı da sağlamıştır.Canım Karakızım canım Görkemsanım.Karakızla birlikte Tibetimi tanıdım,Pinkimi,Damlocanımı ve sonra sizleri.
Ehh iyi ki okudum tanıdım sizleri ve diyorum ya sanal falan değil bir çoğunuz çok iyi arkadaşım oldunuz,hayatımın içindesiniz.
İyi ki varsınız canım arkadaşlarım.
İyi ki varsınız beni okuyan sevgili bloggerlar.
O zamanlar Demir yoktu bir kelebek vardı şimdi annesi kelebeklere aşık oğlu ise bir tırtıla.


Mimi kimler cevapladı bilemem ama isteyenler alsın cevaplasın;)