Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Haziran 2012 Perşembe

Açlık Oyunları

Bu kitapları sürekli görüyor hiç ilgi göstermiyordum ki bir baktım herkes bana çok güzel oku oku dedi ben de hadi bakalım okuyayım artık dedim.
4-5 günde ilk iki kitabı bitirdim diyebilirim.Benim için süper bir durum.Özellikle ilk kitabı çok sevdim.Filmini de merak ediyorum.
Serinin 3.kitabını aynı hızla okuyamadım hala elimde 1 haftadır gerçi sonlara geldim.Bu kadar kısa zamanda bu 3 kitabı okumam benim için başarı.Tabi bundan yaklaşık 2 yıl kadar önce hiç de başarı sayılmıyordu.Bir kitabı bir günde rahat bitirebildiğim için.Böyle kitaplar kitap okuma hızı açısında diğer kitapları da okuma hevesim için bana katalizör oluyor resmen.
Okumak beni cidden rahatlatıyor.
Aksiyon,biraz fantastik,biraz bilim kurgu severseniz ilginizi çeker bu seri.

13 Şubat 2012 Pazartesi

Sil Baştan

Bu kitabı okuyalı epey oldu.Dün okumadığım kitaplarım arasında bulunca neden orada bıraktığımı hatırladım.Bu kitabı sevmiştim ve mutlaka bloğumda da yazmalıydım.
görsel Kitap Yurdu
Kitapta hayatını 43 yaşında kaybedip 18 yaşında yeni baştan başlayan bir adamı anlatıyor.Ama bu hayat tekrarını bir değil bir kaç kez yaşıyor.Hayatımızın birden fazla varyasyonunu yaşamak nasıl olurdu diye çok düşündüm.
Anlatım çok akıcıydı,kısa sürede okudum ve bitirdim.
Öyle olmasa böyle nasıl olurdu derken her hayatında anlaması gereken bir şey yaşıyor neredeyse romanın kahramanı.
Yaşadığı hayatın tekrar yaşamak,olanları bilmek neler neler kazandırıyor,kaybettiriyor.
Paralel evrenlerden söz etmese de hayatların varyasyonlarından bahsetmesi açısından benim için kitabın zamanlaması güzel oldu.

13 Ekim 2011 Perşembe

Kitap Paslaşması için

Demirin doğum günü koşturmacası ile yazamadım bir türlü.Unutmadım kitap paslaşmasını.
Üzerinde biraz düşündüm.Bu olmamış şöyle yapalım derseniz önerilerinize açığım.

O halde ilgilenenleri Gezgin Kitaba alıyorum efendim.

6 Ekim 2011 Perşembe

Kitap paslaşması

Bir önceki postumda sevgili ikiz bebek annesi Özgenin yorumu ile evet bence yapmalı diyerek uzun zamandır düşündüğüm bir şeyi sizlerle de paylaşmak istiyorum.
Okuduğumuz kitapları birbimize ulaştıralım.Bununla ilgili düşüncelerinizi,yorumlarınızı bekliyorum.
Nasıl yaparız,ayrı bir blogtan mı yürütürüz?

Evet bekliyorum;)

3 Ekim 2011 Pazartesi

Kürk Mantolu Madonna

Uzun zamandır bu kitabı okumak için bekliyorum.Böyle bekleyen kitapların okunma zamanı olduğuna inanlardanım.Şimdi okurum,sonra okurum derken eline alırsın,okumaya başlar ve anlarsın.
Kitabın sonunu getirmemle tesiri altına girdiğimi söylemem daha doğru olur aslında.
Kitabın gelişme kısmındaki duygusal tasvirler beni çok etkiledi.Kitapta yer alan Raif ve Maria Puder karakterlerinin iç dünyalarını açıkça anlatan,kişiliklerimizde yer alan gelgitlere ayna tutan anlatımı ile kitap okudukça içine alıyor.Sonunda gözlerimde yaşlar takılı kalıp,kalbim sıkışarak evet bunu yaşayan insanlar var ne yazık ki diyerek kalakaldım.
Kitaptan bir alıntı:
"Bir ruh ancak bir benzerini bulduğu zaman ancak bize,bizim aklımıza,hesaplarımıza danışmaya lüzum bile görmeden,-ruhumuzla yaşamaya- başlıyorduk.O zaman bütün tereddütler hicaplar bir tarafa bırakılıyor,ruhlar birbiriyle kucaklaşmak için,her şeyi çiğneyerek birbirine koşuyordu."

10 Eylül 2011 Cumartesi

Game Of Thrones-Taht Oyunları


Kuzenimde benim gibi dizikoliktir.İzle dedi Game of Thronesu sen seversin fantastik hikayeleri.Arkasında
n Damlocanım sürekli söz eder oldu.Hemen başlamalı dedim.İzleyeli çok oldu aslında ilk sezonu.İlk sezon bitti dayanamadım kitabını aldım.Merakla 2. se
zondan tüyolar bulacağını sanan Yıldız yanıldı.1000 sayfalık kitabı okuyarak Game of Thrones ile ilgili bir çok konuya vakıf oldu.Demirle nasıl okudun demeyin,neredeyse 1000 sayfa olan kitabı kucağınızda uyuyan bir bebekle okumak çok zor:)Bırakın bebeksiz de kalın kitap okumak zor.Tek elle kalın kitap okumayı uygun hale getiren bir icat bulan beni mutlu eder.Azıcık yaratıcı olsam ben bulacağım.Tek elle tutarsın olmaz,öyle yaparsın olmaz.Böyle yaparsın olmaz.
Taht oyunlarına dönersek Yüzüklerin Efendisi ile karşılaştırmak istemem.Toiken tarzında değil asla kitap da.Ama o havayı yakaladım diyebilirim.Krallıklar ve elde edilmeye çalışılan taht,arkasında savaş ve daha bir çok şeyi getiriyor.
18 eylülde Cnbce diziyi yayınlayacak izlemek isteyenlere duyurulur.

18 Haziran 2011 Cumartesi

Uyku arası kitap molası

Eskisi gibi hızlı,seri kitap okuyamıyorum bu bir gerçek.Okuduklarımın bir çoğu da bebek gelişimi üzerine oluyor.Ama araya başka kitaplar da alıyorum.Hele hele Demir kucağımda uyumaya başladıysa yatırdıkça uyanıyorsa ya da dalması uzun sürüyorsa hemen yanı başımda kitap bulunduruyorum.
Maeve Bincynin son iki kitabını okudum.Aynı tarzda da yazsa ben Maeve Bincy kitaplarını okumaya bayılıyorum.Tasvir yeteneği sayesinde okurken sanki dinlendirici bir film izliyormuşum hissi uyandırıyor.

Aklından Bir Sayı Tut var bir de
Yazarın ilk kitabı,kitap hızlı bir şekilde okunuyor ama konu olarak izlediğimiz cinayet filmlerinden pek de bir farkı yok.
Paulo Coelho Bridayı okudum bu kitaptan sonra.Hızlı bir şekilde okudum bunu da ama sonunu hiç ama hiç sevmedim.
Dün akşam da Marc Levynin Keşke Gerçek Olsa adlı kitabını bitirdim.Yazarın okuduğum ikinci kitabı.Kitapları rahat okunan bir yazar Marc Levy.Hayaller,gerçek üstü konular üzerineydi her iki kitap da.Bu okuduğum kitabın filmi de var.Ama kitabı yansıtmayan bir film olduğunu düşünüyorum.Kitapta anne oğul arasında yaşananlar filmde hiç yansıtılmamıştı.Üstelik sonu da tamamen farklıydı.Film ülkemizde Cennet Gibi adıyla gösterilmişti.






4 Şubat 2011 Cuma

Siz bu hafta sonu

Eğer bilim-kurgu aksiyon seviyorsanız Tron efsanesini izlemeye gidin.Sevgili pc oyunlarını sevdiği için bu filme giderdik mutlaka.
3D olarak izleyebilirsiniz.

Filmden çıkıp en sevdiğiniz restoranda en sevdiğiniz yemeği hüpletebilirsiniz.Arkasına sevdiğiniz tatlı ile kahvenizle midenizi şenlendirebilirsiniz.
Midenizi bu kadar doldurunca güzel bir kitap turu ile bir yürüyüş yapıp sevdiğiniz dergilerin şubat sayılarını alıp,yeni çıkan kitaplara da göz gezdirebilirsiniz.
Marc Levynin yeni kitabı ilgimi çekenlerden siz de bir bakın derim.

Sen ne yapıyorsun dersen ben şimdi bu şarkıyı dinleyip,eski cuma akşamlarımı düşünüyorum:))

P.S.Bu postu şarkı tesadüfi olarak dinlenmiştir ve sözlerini dinleyince gülünmüştür.



31 Ocak 2011 Pazartesi

Bebek gelişimi ve davranışları

Tracy Hogg kitabından  söz etmiştim önceden.Son okuduğum kitap ise Tracy kitabına gönderme yapacak cinsten.Bebekleri programlamamız gerektiğinden söz ediyor.


Şöyle diyebilirim ki bu iki kitap birbirine bu anlamda zıt.Bebeklerle iletişim ilerledikçe doğal olarak her şeyin yoluna gireceğini,tepki verilen bebeklerin şımarmayacağını aksine ileride bağımsız insanlar olacağını belirtiyor.
Kitapta kullanılan birlikte büyümek tabirini gerçekten çok sevdim.Ayrıca bebeklikten 2 yaşa kadar gelişmeler yer alıyor.


görsel

25 Ekim 2010 Pazartesi

Tracy Hogg -Bebek Bakımı Sorunlarına Mucizevi Çözümler


Bu kitabı hamileyken okumayı isterdim.Büyük,kalın bir kitap,dün akşam dayımızdan istemiştik,getirdi ve ben hemen okumaya başladım.
Bebeklerin belli bir rutinde gündelik yaşantısını sürdürürse uykusunun,beslenmesinin,davranışlarının anne babaları rahatlatacak seviyelere geleceğini anlatıyor.
Ben de saatlerle takip etmeye çalışıyordum uykusunu,emzirmeyi,uyanmasını.
Şimdi daha da düzenli takip etmeye çalışacağım.

Kitap anlatım olarak da sıkmadan,akıcı ilerliyor.Bakalım ilerledikçe nasıl olacak.

Bebekler de robot değil tabi,bizim istediğimiz gibi hep hareket etsin.Yaşayarak öğreneceğiz.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

İz Bırakan Kitap Cümleleri


Okuduğumuz kitaplarda beğendiği cümlelerin altını kalemle çizenlerden misiniz?Yoksa benim gibi defterlerine not alanlardan mısınız?
Mutlaka etkisi altında kaldığınız kitap cümleleri vardı.Bloğumu takip edenler arasında bir blog yazarının açmış olduğu bir site var.
Bakıp göz gezdirmenizi ve beğendiğiniz cümleleri eklemenizi tavsiye ederim.Hatta siz de bloğunuzda yer verebilirsiniz.Aranızda çok kitap kurdu var biliyorum.

İz Bırakan Kitap Cümleleri sitesine tık tık

29 Haziran 2010 Salı

Her şeyden birazcık

Rüyalarda başlamış annelik-kaybetme korkusu.Bu aylarda olur diyorlardı.2 gün sözde kendimden geçmiş yatmışım.Uyanıyorum deniz kenarında oğlum oğlum diye ağlıyorum.Her gün karnımı izlemekle kafayı bozduğum için rüyamda da karnıma bakıyorum hareket yok.Sonra karnımda alien var gibi hareket etmez mi sözde oğluşum.Karnım bir orada bir burada.Ama ben sevinçliyim o iyi diye.Bir de bana ait olmayan turuncu spor ayakkabılarını giymeme ne demeli rüyamda.Onu da geçtim kendimi enteresan şortlu bir gelinlikle evlenir görmem ve bir türlü istediğim saç modelini yapamamam?Sürekli uyandığım için rüyalarımı hatırlamam kolay oluyor.

Bulantı zamanlarım da( kimine göre aşerme zamanları olarak adlandırılıyor) sinemaya gitmeyin bırakın film izlemek bile zulüm gibiydi.Kitap okumaktan söz edemiyorum bile.Bilgisayara bile bakamaz olmuştum.Şimdi eski dostlara dönüş içindeyim.Marc Levynin Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey adlı kitabını severek bir çırpıda okudum yeniden kitap okumaya başlayınca.Alice Harikalar Diyarındayı sinemada izleyemeyince bulup izledik.Çay saati vakti masadaki olanlara gülmekten kırıldım.Tavşanın her dediğine güldüm durdum.En son ise Remember Me isimli filmi izledim.Çok bunalım ilerledi.Ama sonu gerçekten tahmin etmediğim gibi bitti.Filmin başından beri neden 2001,neden 2001 yılındalar diye düşünüp durdum.

Kahve-kek keyfinin yerini süt-kek almalıymış.Hamileler dikkat etmiyor yediklerine diye eleştirirdim eskiden.Eskiden çok da süt içerdim.Demek o bulantılar,ruh halim,sevdiğin ve en önemlisi içmek zorunda olduğun sütten bile soğutuyormuş.Şimdi süt eski dostum olarak hayatıma dönmeli.Ki geç bile kaldık.Doktor bile artık size süt içmek zor mu geliyor diye uyardı.

İç karartıcı hava,kapalı güneşsiz yaz olduğuna inanamıyor değil mi insan?Elbiselerimizi bile giyemedik.Hele Damlocanın hediyesi mavi elbiseyi daha giyemedim.Denedim salındım evde kocaman karnımla tabi.Şaşkınlık içinde açtım paketi.Ahh dedim yaramaz kız.Elbiseli fotomu koysam mı diye düşünmedim değil.Çok teşekkür ederim Damlacım tekrar.

9 Mart 2010 Salı

İki kitap önerisi

Soluksuz kitap mı okumak istiyorsunuz?Gerçek bir hayat hikayesini okurken tarihe tanık olmak ister misiniz?O zaman ilk önce Kurt Seyt Shurayı sonrasında Kurt Seyt Murkayı okumanızı öneririm.
Kurt Seyt Shurayı okuyalı 2 sene oldu.Ağlayarak,içim yana yana okudum.Shuranın hikayesi rahmetli babaannem ile çok benzer bir hikayeye sahipti.
Rusyada çarlık rejimi yıkıldığında insanların başına neler geldiğini,kim bilir bu insanların bazıları,uzak akrabam bile olabilir diyerek,dikkatlice okurdum.Hayatın adil olmasını savunanlardanım.Fakat adil düzenin gelmesi adına adilsizce davranılmasına asla yüreğim razı gelmez.Zengin halk hayatını yaşarken fakirleri görmemesi de ayrı bir tartışma konusu.Ama zengin oldukları için öldürülmek,öldürülene kadar akla gelmeyecek her türlü eziyeti çekmenin neresi eşitlik,adillik?Kapitalizmi yıkıp tüm dünyadaki insanlara zenginlik getirmek isterken 15 milyondan fazla insanın ölmesine sebep olmuştur bu rejim.Zaten sonuçlarından sonra tartışmaya da gerek yok.Geride her türlü eğitime sahip olmalarına karşı,değerlerinin karşılığını alamamış,kayıp bir topluluk kalmıştır.Bu benim içimi gerçekten çok yakar.


Shuranın hikayesinde ülkesinden kaçan beyaz bir Rusun Kırım Türkü olan Kurt Seyt ile aşkı konu edinilmiş.Kitap masal gibi başlıyor,acı ile,hüzün ile devam ediyor.Shura güzeller güzeli bir kız,Kurt Seyt ise çarın ordusunda görev alan bir asker.
Okurken çok pişman oldum,babaannemin hikayesini yazamadık diye.Ama sadece hikayeyi yazmak da yetmiyor.Gidip incelemek,gerekli detayları da toplamak gerek.Yazar da detaylı bir araştırma yapmış
.Kitap okurken hiç ağladığımı bilmezdim.Shurayı okurken ise,içim yana yana ağladım.
Murkayı ise peşi sıra okumadım.Araya başka kitaplar girdi,okuma zamanı bu zamanmış.Aslında yeniden hatırlamam gerekmiş,rahmetli babaannemi.Kurt Seytin Murka ile evliliğini anlatıyor bu kitap,evliyken yaşadıkları şeyler ve Kırım Türklerinin başlarına gelenler de tarihsel olarak anlatılmış.Bu sefer de Kırım Türkleri için ağladım.Kitabı günlerdir bitiremedim.Bir-iki sayfa okuyup gözlerim doluyor,tıkanıyordum.Bugün haydi bitme vakti dedim.
Ülkesinden sürülmek,kaçmak bir daha görememek nasıl bir duyguymuş,çok etkili anlatılmış.Babaannemin bir daha göremeyeceğini düşünüp üzülürdüm.Ama bir ara kitabı okurken gözlerimden bir anda yaşlar akmaya başladı.Ülke özlemi zordur,çok zordur.Hele bir de dönüşü yoksa.Korktu babaannem dönmek istese bile.Yaşarken anlayamadım babaannem ülke hasretini,sen öldükten sonra mı anlamam gerekmiş,hem de bir kitapla?Oradan kaçarken başından geçenleri anlattığında ilgi ile dinlerdik.Ama acılı kısımlarını hep kendine bıraktın değil mi?Ya döndükten sonra başına gelenler,yabancısın diye dışlanman?Savaş sonrası yaşanan kıtlıklar.
Kitaplarda da fazlasıyla bunlardan söz ediyor.Belki hikaye bana çok yakın diye etkilendin diyebilirsiniz,ama hiç alakası olmayan arkadaşlarım da okurken çok etkilendi.

Kitabın yazarı Nermin Bezmen.Yazara ön yargılı davranmadan mutlaka okuyun derim.Tabi kitap ile yazdıklarım ilginizi çektiyse.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Taş Kağıt Makas

Hayatınızdaki en önemli varlığın kurtulması adına,hayatınızdaki en büyük düşmanınızın son isteğini yerine getirir misiniz?


İlle de ölmeleri gerekiyorsa bunu önceden bilmeyi isterdim;böylece her saniyemi onlarla birlikte geçirebilir ve daha milyonlarcası olacağını varsaymak yerine bu saniyelere tutunmayı bilirdim.İlle de ölmeleri gerekiyorsa,yanlarında olmak isterdim;son olarak onunkini değil benim yüzümü görürlerdi.


Ancak olmaması gereken şeylerin meydana geldiği bir dünyada,kendinizi demek istediğinizin tam tersi şeyler söylerken ve yaparken buluyorsunuz.Bu nedenle sonraya başımı öne eğerek cevap verdim ve onun bu dünyada en sevdiğim iki insanın üstüne mühür vurmasını izledim.


Kitabı bir kaç gün içinde okudum.Kitap sonlara doğru daha da nefes kesici bir hal aldı.Her karakter kendi gözünden olayların gidişatını anlatıyor.Karakterlerdeki çeşitlilik sıkmadan okumamı sağladı.
Hristiyanlık adına bir dolu bilgi vardı.Yazar dinler ve insanlar arasındaki bağı da çok güzel anlatmış.
Bazı olaylar mucize mi yoksa sadece tesadüf mü?Mucizeler var mı?
Beni sürükleyecek bir roman okumak isterim derseniz ve yukarıda saydıklarım cazip geldiyse okuyun derim..





3 Aralık 2009 Perşembe

Faranjit,evde dinlenmeler,kitap açlığım;Zaman Yolcusunun Karısı ve Shantaram




İki yıl öncesine kadar faranjit denen bir rahatsızlığım yoktu.Kapalı mekanda çalışmanın ben de yarattğı tahribatlardan biri de bu sanıyorum.

Hava değişikliği,tüm ortamların mikrop yuvası olması dönüşte boğazımda hassasiyet,yutkunma güçlüğü yarattı.Biraz ilaç takviyesi alsamda engelleyemedim.Ne mutlu bana şimdi sulanan gözlerim,düğüm düğüm boğazım,şırıl şırıl bir burnum var.Bir de aşırı hassas ruh hali.Bu nereden çıktı hastalığın etkisi mi bilmem.Ama sabah televizyon izlerken bir dizide bir konuşmaya denk geldim.Ödül alan bir kadın şöyle diyordu;BAŞARI BİR İNSANDA GÖRDÜKLERİMİZ DEĞİL,GÖRÜNEN ŞEYLER DEĞİL,TAA İÇERLERDE KALPTE OLUR,ASIL BAŞARI KALPTEN GELENDİR.Ben ağlamaya başladım,gözlerim zaten her daim sulu sulu,sağolsun faranjit.

Kendime hasta demekte istemiyorum.İyiyim ama bu domuz gribi ile birleşirse hiç iyi olmayacağım.Domuz gribimde kuş gribi ile birleşirse...2 gün önce bir doktor umarız kuş gribi domuz gribi ile birleşmez dedi.Hemen ertesi gün haberlerde birleştiği haberini gördüm.Bir süre sonra virüsten değil panikten gideceğiz Allah korusun..

Bu arada zaman bol tabi okunamayan kitaplar okunuyor.Nasıl bir kitap açlığı içindeyim bir bilseniz.Hepsini okumak istiyorum hepsini..Kitaplar da sürükleyici olursa ooh deymeyin keyfime.


Zaman Yolcusunun Karısı adlı kitabı okumaya epey önce başladım.Ama araya bir dünya kitap alınca bu kitap kaldı.Başta okurken biraz kitaba uyum sağlamak zor oldu.Bazı kısımlarda sıkıldım.Ama sonradan çok kısa sürede okudum ve bitirdim.Filmini görmeyi çok istedim ama sinemada izleyemedim.Dvdsini bulacağım,kitap kadar etkilenir miyim bilmem.Çünkü kitaplarda karakterleri biz resimlendiririz.Filmlerde bir başkalarını görünce hikaye değişince hayal kırıklığı yaşarız.Filmden bir kaç hoş kare buldum.Mesela okurken kafamda canlandırdığım erkek karakterle filmdeki çok benziyor.Ama kadın karakter için daha farklı birini hayal etmiştim.







Şimdi elimde kocaman bir kitap var.Beni ilk cezbeden enteresan bir adının olması.SHANTARAM.
Bir de kapağında yazan KADER SENİ GÜLDÜRMÜYORSA ESPRİYİ ANLAMADIN DEMEKTİR  cümlesi etkiledi.
Yeni okumaya başladım ve çok rahat okunan bir kitap olarak başladı.Fakat böyle kalın kitapları okurken şekilden şekile giriyorum.Nereye elimi koyacağımı bilemiyorum.Hele de şimdi evde bir yandan yatıyorum faranjitten zor oluyor ama kitap güzel gidiyor.(Shantaram kelime anlamı olarak Barış Adamı demekmiş)Bu kitap da filme uyarlanacakmış.Hatta Johnny Depp oynayacakmış ama vazgeçilmiş.Film 2011 tarihine ertelenmiş.

14 Kasım 2009 Cumartesi

Kız Kulesi'ndeki Kızılderili-Sunay Akın


Sunay Akın serüvenim İstanbul'da Bir Zürafa ile başlar.Kitapta bazı bölümleri ikişer ikişer okuduğum bile oldu.Tarihi değişik tesadüflerle öyle güzel anlatmıştır ki,tadı damağınızda kalır.Yatmadan önce okurdum ki anlattıklarını kafamda daha bir resmedeyim.

Kız Kulesi'ndeki Kızılderili kitabını epey önceden aldım,sıra gelmedi bir türlü her kitaplığı açtığımda seni okuyacağım dedim.Olmadı.Ama artık inandım ben ne kadar sevsem de bazı yazarları her kitabı okumanın bir zamanı var.
Aslında yapılmayan yapılmak üzere bekleyen çok şeyin bir zamanı var.O zaman gelince anlatacakları yaşatacakları daha önemli şeyler var.Hatta direk çok önemli bir noktanın üzerine parmak basar bazen gör sen de öğren,anla diye.

Şimdi bu kitabın zamanıymış benim için,siz de okumadıysanız bir Sunay Akın kitabı,hemen okuyun,özellikle uyumadan önce,okuyun anlattıklarını resmedin hayalinizde ve neler olmuş tarihte deyin..

Kitabın arka yüzünden:
Bir yaz akşamı Boğaz'ın ortasındaki Kız Kulesi'nin beyaz duvarlarında Kızılderililerin vahşi olarak gösterildiği bir kovboy filmi izlediğinizi düşleyin... İşte, o an, omuzunuza konan martı kulağınıza şunları söyleyecektir: "Kız Kulesi"ne de bakıyorsun, Kızılderililere de... Ama gerçeği göremiyorsun... Gel benimle."

9 Kasım 2009 Pazartesi

Sen ne zaman Bestseller kitaplar peşinde koşmaya başladın Yıldızcım


Son bir kaç yıldır kendimi anlayamamış şekilde bestseller kitapları alıyorum ve okuyorum.Eskiden tamamen kendi beğenilerimle alır okurdum.Ya da eş dost tavsiyesi ile.Ama artık raflarda görüyorum ne olduğunu anlamadan  hemen alıyorum.Popüler kültür artık kitaplarda da popüler kültür.Gerçi okuduklarımda çeşitlilik olması açısından zararı yok.

Bu kitap için de aynı şekilde oldu.Ben neden ilk basımda duymadım diye hayıflandım.Alıp okumaya başlayınca da neden bestseller, Martı ile Küçük Prens ile ne ilgisi var dedim kendime.Kitap bitmek üzere.Çok kötü demem.Ortalama bir kitap.

Kitap ile ilgili az önce de Hürriyet gazetesinde çok enteresan bir yazı okudum.Okumak isteyenler buradan bakabilir.

19 Eylül 2009 Cumartesi

Cumayı yazmak isterken cuma bitti:)

Bugün insanları kırmamak için kendimi ne kadar kırdığımı fark ettiğim günlerden biriydi.İş hayatına başlayınca uyum sağlama adına kendimi hep kontrol ettim.Burada dur,söylediklerini kulağın duysun dedim kendi kendime.Ezdirmedim tabi kendimi.Hep idare eden taraf oldum yine de.Kimsenin beni idare ettiğini sanmıyorum,istisnalar dışında.Eskiden bu bana daha çok rahatsızlık veriyordu.Artık eskisi gibi değil.Ben buyum ve değişmem biliyorum.

Cumaya göre yoğun bir işi günü geçirdim.Bu yoğunluğun içinde de bu tarz düşüncelere daldım.

Sonra sustum.Bu sıralarda çok susuyorum ben.Kafamı çok düşünce ile de doldurmak istemiyorum.Cumadan başlayan tatilimde bayram ziyaretleri,okunacak kitaplar,görülecek filmler listesi dışında kafama başka şeyler sokmak istemiyorum.

Ana odaklanmaya çalışıyorum.Zor biliyorum.Geçmişi de,geleceği de fazla düşünmek istemiyorum.İşte tam bu düşüncelerimle ilgili bir kitap okuyorum.Çok sevdiğim bir arkadaşım tavsiye etti.Aykut Oğut "Evrenden Torpilim Var"


Diğer Secret tarzı kitaplara göre daha bir uygulama şansı yüksek öğretilerle dolu.Kitabın başlarındayım fakat beğendiğimi söyleyebilirim.Tüm bu yazanları okumak bir kenara uygulamak önemli olan.En basiti GÜZEL DÜŞÜN,GÜZEL ŞEYLER SENİ BULSUN düşüncesi çokta hafife alınacak bir cümle değil.Birileri için iyi dileklerde bulunmakta öyle.Ya da dua etmek.Bunlar insanın enerjisini gerçekten çok etkiliyor.Güne güzel başlamak,güzellikleri getiriyor.Basit aslında.Bazen de zor dediğinizi duyuyorum.Çünkü sadece bizim düşüncemizle olmuyor.Çevremizdekilerin de güzel düşünmeleri gerekiyor.
Kitap 15.baskısında,benim elimdeki de 15.baskıya ait.


Yine de yazmayacaktım ama uzaklardaki bir kuş bana hatırlatma yaptı.Elimde vanilya aromalı kahvem öylece ekrana bakıyordum.(Son haftalardaki yeni favorilerimden biri vanilya arolamı süt tozu ile yapılmış kahve).Yazmak ve yazmamak arasında gidiyordum.Neyse güzel kuş,sana selamlar olsun bu sessiz kelebekten;)

26 Ağustos 2009 Çarşamba

eski bir kitap arasında kurumuş bir çiçek

Akşam vakti yürürken eski kitap satan bir tezgahın yanından geçtim.Tezgahta yer alan en eski kitabı elime aldım.Kitabı açar açmaz kurumuş mor kuru bir çiçeği sayfalar arasında gördüm.O an kalakaldım,kimbilir hangi zamanda kim tarafından konulmuş,kurutulmuş,unutulmuştu.Kitap en az 30 senelik vardı.Belki çiçek o kadar eski değildi.Düşündüm bir an,kitaba koyarken çiçeği ne düşünmüştü acaba kitap sahibi ya da çiçeğin sahibi?Neydi ruh hali?

19 Ağustos 2009 Çarşamba

seni empatik şey;))

Nihayet bitti!

Kitabın sonunu bir türlü getirememiştim.Benim huyumdur araya hep başka kitaplar alırım.Bir anda 4-5 kitap okumaya çalıştığım olur.Sonra kitapların sonu da haftalarca bekler.Empati de bitti nihayet.Kitap enteresan bir şekilde bitti.Eminim bir kaç yıl içinde filmi çekilecektir.
Adam Fawer diğer kitabında da bana aynı etkiyi vermişti.Olasılıksızdan da güzel bir film çıkar demiştim.
İkisi de sürükleyici bir kitap benim kitabı bitirememem tamamen benden kaynaklanıyor.
Kendime empatik derdim,yok demiyorum.Zira bende renkler,sesler patlamıyor;)Naçizane anlamaya çalışırım,başkasının penceresinden bakmaya çalışırım.Ama kitaptaki empatlar artık olayı aşmış durumdaydılar.Hani belki renkler,sesler olmasa da bu kadar karşısındaki insana hakim olacak insanlar var mıdır diye çok düşündüm.
Düşüncelere hakim olan insanlar olmasa da enerjisiyle hakimiyet kuran ya da bezdiren insanlar olduğuna inanırım her zaman.
Son günlerde hep bunları düşünüyorum enerjimi nasıl doğru kullanırım?
Bütün akıp giden hayat kargaşasında daha doğru nasıl yaşarım,hayattan nasıl zevk alırım?
Belki sadece soru aşamasındayım.Belki biraz uyguluyorum.Evet basite indirgemek demiştim.
Kendimi bazı duygulardan arındırmaya çalışıyorum.Yargılamaları bir kenara bırakıp,olduğu gibi kabulleniyorum.Anlamaya çalışıyorum.Zor biliyorum.Daha fazla ne yapabilirim diye sorular soruyorum.Öğrenecek çok şey var biliyorum...