Zaman aşımı sanırım bunun adı.Çok acıtıp içimi yakan şeylerin bugün son kullanma tarihi bitmiş bir yiyecek gibi çöpe atılıp,hiç anılmayacağını düşünür müydüm?Elbette derinlerdedir o çöp;çöp kutusu da ,ama ağzı sıkıca kapanmıştır.
Böyle unutulacağını bilip zamanında acı çekmek niye?Acı çekmeden refaha ulaşılmadığı için mi.Ya da refahın kıymetini bilmek için mi tüm acılar.Yok çekilmeden olmuyor.Ama acıyor çok acıyor dediklerin bir gün hiç acımıyor,acıtmıyormuş.Zaman aşımı işte.
Keşke güneşli günleri cebime doldursam kış için,acıdıkça,kanadıkça yaralarıma merhem olarak sürsem kış gelince,içimiz soğuyunca.Mümkün müdür?
kelebek der ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kelebek der ki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Haziran 2012 Salı
21 Haziran 2012 Perşembe
Bir kendimi bulsam
Mesela şimdi ne yapmak isterdim biliyor musun?
- Beni bekleyen kitaplarımın hepsini birden okumak,bitirmek.Böyle gelip geçtikçe bir dosta sarılmak ister gibi olup,özlem çekmek değil.
- İzlemek istediğim tüm filmleri izlemek.Film yorumlarını okuyup iç geçirmek değil.
- Biraz yalnız kalmak,hatta birazdan fazla.Yalnız kalınca ne yapacağımı şaşırmadan ama.Üsteki iki maddeye rağmen evet öyle bir durum söz konusu.Bünye alışkın değil artık,şaşırıyor ne yapsın.
- Gitmek,çok uzaklara gitmek,yeni yerler görmek.Eski anılara yenilerini eklemek.
- Ve belki en çok istediğim şey.Ama söylemediğim...
28 Mayıs 2012 Pazartesi
Dünden önceki ben değilim
Uzun zaman olmuş bilgisayarıma kavuşmayalı dolayısı ile sizlere kavuşmayalı.Bir yandan işlerimi halletmeye çalışırken bir yandan iş ararken bir yandan da sizleri okudum.Bu bilgisayar işine bir çözüm bulmam gerek,cepten de takip ettiğim yazdığım oluyor ama böyle olmuyor tabi.
Ne yapacağımı şaşırırken bir yandan da hadi yat artık geç oldu diyor içimdeki annemin ve annenin sesi.
Yatmak gerek tabi ama yazacak çok şey var aslında.
Bilgisayarı açamamam bir bahane belki de bu kendimden kaçışlarımın bir çeşidi.Aslında yazılarımda belki kendimi yakalarım diye bu kaçışlarım.Yazarken sadece benim işte.Konuştuklarımdan da çok fazla ben.
En azından dünden önceki ben değilim.
Çünkü biri bana karamsar olma dedi.Hiç sormayın tanımazsınız doğrusu.
Ki ben karamsar değildim de.Oldu işte.Oluyor bazen.
Bazen bir iniş bir çıkış olmalı.Çıkarken kafayı da bir yerlere vurmalı.
Acıdı mı canın diye sorsam da kendime.Geçti işte.
Çözümü basit aslında.
Unuttuklarını hatırla...
Bu üç nokta,çözüm için,üç noktayı sadece ben de seven için...
11 Mayıs 2012 Cuma
Hayat Herkesin Anladığı Kadardır
Teomanın Balans ve Manevra filmine ait albümü dinlediyseniz ya da filmi izlediyseniz bu küçük ama çok etkili dialoğu hatırlarsınız.Öyle çok dinledim ki ezberledim artık.Tam bugünlerde işte böyleyim.
oyle kucuk, guzel seyler gosteriyor ki bazen
ipucu zannediyorum
iste insan bazen bekliyor
bekliyor iste ...
ipucu zannediyorum
iste insan bazen bekliyor
bekliyor iste ...
hayat herkesin anladigi kadar, dogrusu da yok.
olmasi gereken olur.
yiyeceksin iceceksin
olmasi gereken olur.
yiyeceksin iceceksin
kendine ohh afiyet olsun diyeceksin.
hepimize afiyet olsun.
hepimize afiyet olsun.
7 Nisan 2012 Cumartesi
Hepsi geçecek
Bir anda enerjim yüksekken bir anda yerlerde sürünüyor.Bir şey yapmak gelmiyor içimden.
Hepsi geçecek biliyorum.Sürekli bunları söylüyorum.
Bugün hastaneden çıkamayacak babamlar,pazartesine kaldı.Hayırlısı ile bir çıksalar.
Yemek yapmak istemiyor,yemek yemiyorum mesela bazen bugünlerde.Bazen de saçma sapan şeyler yerken buluyorum kendimi.Evin minik insanı için bir şeyler yaparken kendim yemeyi unutuyorum.Ya da karbohidrata hücum ediyorum.Şu an diyet falan düşüneceğim en son şey içine girdi.Bir çok şey gibi.
Elimdeki yanık feci bir hal aldı.Su topladı,patladı falan derken dehşet durumda şu an.O da geçecek biliyorum.
Her şey gibi.Geçmesini istediğim bir çok şey gibi.
Hepsi geçecek....
Neyse ki böyle bir minik insan var ki evde beni güldürüp,kafamı dağıtıyor..
29 Mart 2012 Perşembe
Hayat işte...
Bundan 2 gün önce gerekli gereksiz bir sürü şey düşünürken şimdi aklımda neredeyse tek şey var.Babam 1 haftadır düzenli tansiyonunu ölçtürüyordu.Bir de kan testi yapıldı.Kolestrolü biraz yüksek çıktı.Doktor ekgsinin çektirilmesini söyledi.Ekg sonucu da anjiyo kararına varıldı.Yarın anjiyo olacak.Bir anda duyunca üzüldük,inşallah bir şey çıkmaz diye dua ediyoruz.Ama dedem kalp krizi sonucu hayatını yitirdiği için aileden gelen bir kalp mirası var.
Ağbim yurt dışında,annemler arayıp söylememiş.Ben de söylemeyecektim nasılsa bugün gelecek diye.Ama bir anda programı değişir oradan başka yere geçerse özellikle bana neden söylemedin diyeceğini iyi biliyordum.Uzakta olana bir anda söyleyince panik yaratmış oluyor insan böyle anlarda.Her ne kadar telaş etme dense de.
Şimdi faranjitten de sesim kısık konuşamadan,boğazıma da sanki bir fil oturmuş gibiyim.
Ağbim yurt dışında,annemler arayıp söylememiş.Ben de söylemeyecektim nasılsa bugün gelecek diye.Ama bir anda programı değişir oradan başka yere geçerse özellikle bana neden söylemedin diyeceğini iyi biliyordum.Uzakta olana bir anda söyleyince panik yaratmış oluyor insan böyle anlarda.Her ne kadar telaş etme dense de.
Şimdi faranjitten de sesim kısık konuşamadan,boğazıma da sanki bir fil oturmuş gibiyim.
26 Mart 2012 Pazartesi
Bilsem de yine öğrendim işte...
Şükür ki soğuk algınlığı geçti Demirin dişler de pırtladı.3 deli uykusuz gece geçirdik.Nihayet dün gece güzel uyuduk.Her diş çıkarmada en az 3 deli uykusuz gecemiz var bizim.Alıştık artık.
Cumartesi çocukluk arkadaşımı gördüm ya,nasıl sevindim.Mutlu oldum,o benim kalbimin kıymetlilerindendir her durumda.
Sonra dün bir kez daha bir kez daha öğrendim,başkasının ayakkabılarını giyip yürümek gerek diye.Bazı durumlarda alt alta sıralarız karşımızdakine kızıp,sitem etmek için.Ama sonra anlatınca kendini of diye belki kendimize kızarız.O zaman bir kere daha bir kere daha dersin kendine.
Başkasının ayakkabılarını giyip yürümek gerek diye.Bugün bu sözü unutmayayım,unutmayalım.
İyi haftalar olsun hepimize,güzel haberlerle gelsin en çok bekleyenlere,şifalar versin hastaları olanlara..
22 Mart 2012 Perşembe
İyi ki sabahlar var
Sabahın üç buçuğunda uyanmış olabiliriz,bir çoğunuzun uyandığı saat yedide yatmış da olabiliriz.Biraz erken uyumak,dişler,hastalık uykumuzu kaçırmış olabilir.Diş zamanı parçalı bulutlu uykulara alışığız.Ama bu kadar uzun süreli epeydir gece vakti/sabah vakti pek durmadık.
Toplam uyku sürem beş buçuk saat olup sadece iki buçuk saati kesintisiz olabilir.Henüz kahvemi bile içmemiş olabilirim.Daha bir dolu olumsuz cümle de kurabilirim.
Ama iyi ki sabahlar var.Gecenin tüm olumsuzluklarını silip süpüren.Uykuya dalarken kendini uyandıran minik insan ve uyumadığı için uykusuzluktan bitap düşen anne ,masaya oturur.Gülücüklerle kahvaltıya başlar.Minik insan kiraz domatesin suyunu zevkle içer.
Anne de iyi ki sabahlar var der.
Gece uyumaya çalışan oğluna bakıp neden geceler var,insanlar uyusun diye bir dolu düşünceye dalmışken düşündüğü gibi.
İyi ki sabahlar var.
Her karanlık geceden sonra geldiği gibi.
15 Mart 2012 Perşembe
Ben hep...
Dün gece saat dokuz sularında uykudan gözlerimi açamıyor,oturduğum yerde uyukluyordum resmen.Tek gözümü açmaya çalışırken diğeri ısrarla kapanıyordu.Gece uyandım ki açmaya çalıştığım gözüm ağrıyor.O ağrı tüm gün şiddetle devam etti,baş ağrısına dönüştü.Sanki beni yere mıhladı.3 minosetle ancak geçti.
Şimdi şu koltukta uyuklayan ben değilim gibi uykuya yanaşmıyor,uykuyu bile hatırlamıyorum.Uyumasam uyumam.
İşte ağrı gitmişken beynimi rahatlatıp,kötü şeyleri atmaya çalışıyorum.
Aslında herkes gibi benim de güzel şeyler olmasına ihtiyacım var.Hem de çok.
Ben hep böyle umutla doluyorum bazı anlarda,umutlar ve hayallerle neden olmasın diyorum.
Ben hep birden düşecek gibi olup çıkıyorum.
Ben hep beklemek istemiyorum...
12 Mart 2012 Pazartesi
Ben 12yi çok severim
12ler anlamlı benim için.Bugün de ayın 12si.Yok,yok sanmayın bugün beklediğim bir haber falan yok.Sadece takvime bakıp 12sini görünce sevindim bir an.Çünkü ben 12leri severim.
Ayın 12sinde ne oldu dersiniz 12 Ekim 2010da Demir doğdu mesela.Ve daha bir sürü tarih var benim için önemli olan.
Hava durumunun bile haberi olmadan yağan bir kar var dışarıda.Evin minik insanı sümüklü böceğe dönüştü.Tüm bunları düşünürken dur dedim.Ve o an takvime ilişti gözüm.Sonra dedim ki kendime ben 12yi çok severim.Ve nasıl başlarsan güne gün öyle devam eder...
Hepimiz güzel başlayalım,güzel geçsin bu hafta.Birazcık sabırla yaklaşıyoruz bahara;)
7 Mart 2012 Çarşamba
Işınla Beni Scotty
Öyle bir hızla istediğim kitapları okuyayım,filmleri izleyeyim,zaman makinesiyle hem zamanda yolculuk yapayım hem de zamanı biraz hızlandırıp,biraz yavaşlatayım.Ama en çok hızlanmaya ihtiyacım var sanırım.Yapılacak onlarca şey varken.
Bir de ışınlanalım artık canım!İstediğimiz yerde olalım istemediğimiz yerden kaçalım:)
23 Şubat 2012 Perşembe
Çikolatalar ve bekleme halim
Her şey bal kabağına bal kabağı çorbası yapmaya çalışmamla başladı.Belki de başka yerden zaten başlamıştı.Kabakları yıkayıp haşlamak üzere tencereye almaya çalışırken birden Demir geldi su damacanasının pompasını bana uzatıyor ee pompa elindeyse damacana.Hemen damacanaya baktım neyse ki yerinde suyla birlikte.Ben taktım ama Demir bunu bir oyun haline getirmeye niyetli takıyorum o çıkarıp elime veriyor.Yetmiyor damacana ile arkadaşlık etmeye çalışıyor.İçinde de suyla.Birden sinirlerim zıpladı.Elinden aldım pompayı oynamak yok dedim.İlgisini bir başka yöne çekmek için bak salonda ne var diyerek salona gittik.Bu arada ben kabakları tencereye alıp haşlamaya başladım tabi çorba öncesi.
Salonda epey zaman geçirdik.Baktık olmayacak böyle çıkalım biraz dışarı ikimize de iyi gelir dedim.
İçeri gittik hazırlandık falan.Ben arada bir koku alıyorum ama hala mutfaktan yana değil evdeki gezinmelerim.Demiri hazırladım,kendim hazırlandım.Arabayı çıkardık,evde deneme yaptık.Hani markete giderken bakalım binmek ister mi diye.En son gidip bakayım mutfağa dedim.Tencerenin dibi tutmuş tabi.Kabaklar fazla yanmamış hemen tencereden aldım tencere kapkara olmuş tabi.
Market yolunu aldık.Hava serin ama yine de güzel.Demir de öyle böyle derken etrafı izlemekten çok memnun.Markete gidip alışverişimizi yapıp eve döndük.EE ben torbaları açıp da ne göreyim?
Nasıl bir ruh hali ile alışveriş yaptıysam gerekli bir kaç şey dışında bir sürü çikolata almışım.Normal değildir bu kadar çikolata almam.
Bir çıldırma,bir delirme hali başladı bende.Biraz sebepli biraz sebepsiz.Sebepleri alt alta yazmak çoğalmasını sağlar bazen.Ama Demirin uyku saatleri gece epey geçe kaydı.Sabah da geç kalkıyor.Bu düzenimizi alt üst etti.Bir de yakın kişileri var ki.Konularının benle hiçbir alakası olmadığı halde hepp konularının ortasında,onları dinlerken buluyorum kendimi.Yetmez gibi sen de ne alemdesin diyen yok.Ve bir de iş aramanın sıkıcı evrelerinden birindeyim ki.O evrelere girme niyetim yokken bazen kendimi içinde buluyorum.
Gerginlik hallerimin gitmesini bekliyorum.
Bekleme halindeyim yine,hadi bakalım...
7 Şubat 2012 Salı
Yağmurun sesi,bir hikaye var içimde belli ki bir de egonun sesi
Çok fazla cümle birikti.Bir hikaye var içimde biraz büyüyor bazen de küçülüyor.Aslında bir kalabilsem tek başıma yazacakmışım gibi hepsini.
Haydi diyorum başlayayım yok başlamak bile mümkün olmuyor.
Bazen içimde egonun sesi yazamazsın ki diyor.
Ama sonra bir rüya görüyorum sanki bana bir şeyler anlatıyor.Buradan başla,hikayeye bunu kat diye.
Yağmurun sesi güzel geliyor diye saatlerdir pencere kenarında olsam da izlesem dedirtirken ben böyle şeylere bile hiçç fırsat bulamazken bir hikaye nasıl yazılır uzun uzun.
Ama işte bir işaret.
Hayaller de niye var?
Hem ben değil miydim bugün çok şanslıyım çok derken milli piyangocuyu gören.Belki o da bir işaretti.
Ama rüya da güzeldi be!
10 Ocak 2012 Salı
Geride kalan kim?
Bir kaç adım önde hayallerle başa çıkmak zormuş.Kendimi bazen lunaparkta dev aynasına bakar gibi görüyorum.Olmak istemek,yapacağına inanmak ve yapamamak.
Bak aynaya ben buymuşum de,sonra ayna yalancı de.Ya da kendine hayalci de.
Hayallerini gerçekleştirenlere daha da gıpta ile bakıyorum son günlerde.
Hadi artık diyorum hadi ama ne benden tık çıkıyor ne hayattan.
Aldığım her nefese,en çok da oğluma ve binlercesine şükürler etmesine ediyorum da ama hani demekten de alamıyorum kendime.
Tüm olumlamalar içinde olmuş gibi düşünen hayaller pozitif düşünüp istemenin de bir parçası ise yanlış bir şey mi var demekten de alamıyorum kendimi.Yoksa sabırsız mıyım?
Zaman bu zaman olmalı çünkü tarihler onu gösteriyor.Çünkü ben 1 ve 2yi yan yana çok severim.
En çok sevdiklerim 12 de gelmedi mi hayatıma....
Bak aynaya ben buymuşum de,sonra ayna yalancı de.Ya da kendine hayalci de.
Hayallerini gerçekleştirenlere daha da gıpta ile bakıyorum son günlerde.
Hadi artık diyorum hadi ama ne benden tık çıkıyor ne hayattan.
Aldığım her nefese,en çok da oğluma ve binlercesine şükürler etmesine ediyorum da ama hani demekten de alamıyorum kendime.
Tüm olumlamalar içinde olmuş gibi düşünen hayaller pozitif düşünüp istemenin de bir parçası ise yanlış bir şey mi var demekten de alamıyorum kendimi.Yoksa sabırsız mıyım?
Zaman bu zaman olmalı çünkü tarihler onu gösteriyor.Çünkü ben 1 ve 2yi yan yana çok severim.
En çok sevdiklerim 12 de gelmedi mi hayatıma....
26 Aralık 2011 Pazartesi
Mırıl Mırıl
Böyle içimden konuşuyorum.İçimden konuştuklarımın bazıları dışıma da yansıyor.Mırıl mırıl.
Çocuk gibiyim bazen kafamda düşündüklerimi yapamayınca.Oysaki kısa bir zaman sonra unutuyorum bile yapamadıklarımı.
Ama yine de işte çocuk gibiyim işler düşündüğüm gibi gitmeyince.Biraz dudak büker,huysuzlaşırım.Sonra da hemen unutur önümdekine bakarım.
Yapacak çok şey varken kafamda mırıl mırılım işte.
Ağzımda hep bal-kaymak tadı kalsın istemek gibi bir de his içimde
Bu görsel de baharı ne kadar özlediğimi istinaden.Bir de Sibelim çok sever papatyaları onun için.
27 Ekim 2011 Perşembe
Zor günler ama geçecek
Böyle göğsümüz dolu dolu ,söyleceğimiz kelimeler içimizi deşerken,göz yaşlarımız her an akmaya hazır göz pınarlarımızda beklerken bazı şeyler çok zor gelebilir.
Yaşamadan anlamak çok zor ki yaşamadan kilometrelerce öteden bizde yarattığı tesir bu ise onları düşünemiyorum bile.
Karınca kararınca elimizden ne gelirse yardımlaşma vaktidir dedik,doğru ellere ulaşmasını umut ettik.
Ama şimdi yardım edip 1 ay sonra unutmamız gerekir diye düşünüyorum.
Sonuçta şu anki sıkıntıları çözülür ama yıkılan evlerle birlikte yıkılan hayatların onarımı için bir kaç günlük ya da bir kaç haftalık yardım yetmez.
Zor geliyor gündelik hayat bile bize,hatta biz sıcacık evlerimizde iken onların payından da çalıyoruz hissi yaşıyoruz.
Dua edeceğiz,umutlarımızı yüksek tutacağız ve ne olursa olsun umutlu şeyler düşüneceğiz.
Çok zor belki ama yapmamız gereken bu.
ve mutlaka üzerimizde güneşler açacak...
29 Eylül 2011 Perşembe
Sonbaharla haşır neşirim

Bu sonbahar güneşini çok seviyorum.Böyle kendini özleteceğini bilerek,herkesi kıskandıracak kadar parlak,hadi son günlerim biraz daha ısının özlersiniz diyecek kadar narsist sanki.
Sonbahar bana başlangıçları hatırlatıyor hep.Başlayan güzel şeyleri.Ya da başlayacak olanları.Okulların açılmasına sevinen çocuklar gibi.
Kendime döndürüyor bu sonbahar rüzgarları estikçe,esiyor kendime daha çok tutunuyorum sanki.
Söyleyecek çok kelime biriktirdim bir de ceplerimde.
Şöyle bir silkelesem ceplerimi ooooo neler dökülür içlerinden.
Adı bahar olsun mevsimin yeter ki ben ziyadesiyle severim.
20 Eylül 2011 Salı

Ve şöyle diyordu;
Eğer sıkıntı olmasaydı huzur da olmazdı,kış olmasaydı yaz da olmazdı.
St.John Chrysostam
Durdum düşündüm elbette.Boş değil bir anlamı vardı,bir şeyler anlatıyordu bana.Sonra aklıma Nietzche geldi.Nietzcheye göre insanlar değerli şeylere mutluluk dolu bir sürecin sonunda kavuşmuyorlar.Hatta bu sebeple dostlarına bile kötü temennilerde bulunurmuş ki acıların sonunda güzel bir mutluluğa ulaşmalarını umut edermiş.
Kendimi düşündüm.Bazen mutlulukları nokta gibi görüp diğer sıkıntıları düz çizgilere benzettiğimi.
.-.-.-.-.-.-.-.-.- gibi gibi
Ama sonra çeliştim işte birden aslında hep olumluyu çağırmak gerekti.
Bize öğretilen de buydu işte
O en can alıcı sözlerden buradan çıkmaz mıydı?
Her acının sonunda aydınlık bir pencere vardır gibi.
Çelişiyordu işte bu hep olumluyu çekme hali ile.
O yüzden bize öğretilenler,tüm özlü sözler ile kafamdan kovdum hepsini..
13 Eylül 2011 Salı
Hayatınızın fon müziği hep güzel olsun
Sahip olduğumuz bir ton şey varken daha fazlasını istiyoruz çoğu zaman.
Oysa nelere sahibiz?Bir çoğundan zengin,huzurlu,rahatız.Fazlası fazlası.
Kış olunca,yaz olsun.Yaz olunca,kış olsun der gibi.
Kızıyorum böyle anlarda kendime.
Bir de herkesin haklı olduğu durumlarda iki tarafa da yorum yapınca kızıyorum kendime.Öyle haller var ki aslında iki taraf da kendine göre haklı.
Bir de en çok bir düşünceye,güne,yeni olan ne varsa işte o şeye başlarken düşüncelerimi bazen bulandırmama kızıyorum.Dur diyorum at kafandan tüm bu düşündüklerini.
Kendine gel.
Kulağımıza çalınan melodiler güzel olsun,kalbe giden yolu bulsun.Düşüncelerimiz hep berrak olsun.İyimser tüm dualar,dilekler bizim olsun...
bu sabah kahve yaparken dinlediğim şarkı buydu ve bana ne kadar huzur verdiğini düşündüm.
23 Temmuz 2011 Cumartesi
reçel gibi

Belki de cümlelerim ortaya saçılınca kimseyi bulamamaktan.
Belki alışmaktan.
Belki hayata karışmaktan,belki de anlamaktan.
Sızlanmaktan vazgeçmek belki de.
Ya da ne kadar sevsem de bazı arkadaşlarımın kötü enerjisi olduğunu bilmek de.
Ne zaman bir işe kalkışsam bir yere gitmeye hazırlansam bir hımmm,oh ne güzel sevindim diyenden korkmayacaksın.Hımmm öyle mi?Ah sen ne kadar şöylesin,böylesin,çok kazanıyorsun,çok şanslısın diye diye birini kurutur mu kurutur işte.Nazar de,kötü enerji de artık ne dersen de.
Ya da ben kendimi bir tabak reçel sandım en güzelinden.Kahvaltı masasına getirilip,yenmeden buzdolabının yolunu tutan.Aslında çok şeker,ev yapımı,mis gibi.Ama gel gelelim sofra süsü olmuş gibi.Belki taze tereyağ ve kaymakla iyi bir ikili olabilir.Ya da sadece reçel işte.Tükenmeden unutulan.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













