Dizi Dizi Diziler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dizi Dizi Diziler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mart 2012 Cuma

Up All Night

Yeni diziye başlamayayım dedim.Çünkü sevdiğim dizileri bile zor vakit bulup izliyorum.Filmleri ise bölük pörçük izlemek pek de cazip gelmediğinden kısa zamanlı diziler favorim oluyor.Hani bölünmeden,Demirin şekerleme zamanlarında.
İsim bize çok yakın,konu desen o da öyle.Bugün izlediğim bölüm de yer alan dialog ise ayrı bir güldürdü beni.


Bebekleri bu arada 6-7 aylık :)






25 Kasım 2011 Cuma

Son günlerde

Hamilelik,doğum falan derken izleyemedim Fringe bölümlerini izliyorum son günlerde.İzledikçe bir bölüm bir bölüm daha diyorum ama bir bölümü ancak izliyorum.Tabi merakla kalıyorum şimdi ne olacak diye.Fringeden daha önceden de söz etmiştim.Şu an izlediğim bölümlerde paralel evrene geçişlerden söz edildiği için daha da ilgiyle izliyorum.Paralel evren konusu ilginizi çekerse çok önceden izlediğim bir belgesel var.Belgesel için buraya alayım sizi.(Belgeselde de geçen eski bir söz çok dikkat çekici ne dileyeceğine dikkat et)

Konu çok ilgi çekici başlı başına.
Bir başka evrende farklı bir siz olduğunu hayal edin,göreceksiniz hayali bile nasıl sizi şaşırtacak.

Herkese güzel hafta sonlar dilerim bu arada.

20 Ocak 2011 Perşembe

Gözüme takılanlar

Bilen bilir.Dizi manyaklığı vardır ben de film manyaklığım olduğu gibi.Fakat son aylarda doğal olarak fazla bir şeyler takip edemiyorum.Ben de parça parça kaldığım yerlerden devam ederek izlemeye çalışıyorum dizileri.Kuzucum uyurken denk gelirse izliyorum.
2 yeni dizi var gözüme çarpan.
Life Unepxpected ;çok çok  değişik bir konu sayılmaz ama izlerken yormuyor insanı.Dinlendiren bir yanı var.Kısaca konusu şöyle lisedeyken hamile kalıp,doğurduktan sonra evlatlık veren bir kadının yıllar sonra kızının velayetini almaya çalışması ile ilgili.

This is Not My llife Tanıtımında yazan konusu şöyle :
Bir sabah gözünü 2020’lerde açan Alec ne kim olduğunu ne de eşi Callie ve çocuklarını hatırlıyor... Alec, telefon, kredi kartı ve paranın tedavülden kalktığı bu ilginç gelecekte kendisini bulmaya çalışıyor. Ancak çalıştıkça daha da kayboluyor: Hiç tanımadığı ailesini mi, yoksa kendisini mi her şeyin üstünde tutmalıdır? Karısı olduğu söylenen kadını mı, yoksa gerçekten gönlünü kaptırdığı kadını mı sevmelidir? Bu haliyle mutlu mu olmalı, yoksa gerçeğin peşine mi düşmelidir?

Baştan sona hiç kaçırmadan izleyemesem de izlediğim kadarı ile şimdilik ilgimi çekmeyi başardılar.

4 Aralık 2010 Cumartesi

Ben şom ağızlıyımdır söylemişmiydim?


Malum evde minik tatlı oğlumla ilgilenirken 40 dakikalık diziler 2 film birdenler artık hayal.Ama 20 dakikalık komedi dizilerini takip ediyordum.Comedy Maxteki dizileri ve internetten bakabilirsem How i met your motherı izliyordum.
Kendi kendime yeni bölümü izleyeyim.İyi ki var şu dizi ne güzel gülüyorum derken,dizinin kaldırılacağını öğrendim.Evet son sezon süper komik değil.Ama dizi hala canımdır ciğerimdir.
5 .Sezonun 18. bölümünü de tek geçerim.

Bu durumda şom ağızlı olmasam da şom düşünceli mi olmuş oluyorum bilemiyorum.

4 Mart 2010 Perşembe

Çiçek gibi çiçek kız

Yarın vizyonlara Alis Harikalar Diyarında Tim Burton imzası ile giriş yapacak.Üstelik 3 boyutlu.Bir anda hikayenin kendisini hatırlamaya başladım dün.Açıkçası çocukken sevdiğim bir hikaye değildi.Sanırım beni en sinir eden duvar üstündeki yumurta kafalardı.Fantastik öyküleri hep sevsem de Alis sevdiğim bir karakter değildi.Bilmiyorum belki ortalığı karıştırıp,anahtarlar falan bulmasından belki dev gibi büyümesinden.Belki de küçülmesinden hoşlanmıyordum.Fakat Tim Burton ismini duyunca cezbediyor.İzlenimlerimiz neler olacak bakalım.

Alisi düşünürken asıl sevdiğim karakterleri düşündüm.Mesela sürekli Polyanna kitapları okurdum.Polyannın çizgi filmini de çok severdim.Kitaplarını okurken en sevdiğim anlardan biri yaşlı bir teyzeye yardım için giden Polyannanın avizenin kristal taşlarından güneş ışığı kırılmaları ile elde ettiği renklerin duvara yansıma oyunudur.Çünkü benim de anneanneme gittiğimde en çok oynadığım şeylerden biri avizeden düşen kristal taşlardı.Polyanna beni etkileyen bir karakter olmuştur.Kendimde hala izlerini görürüm.Evet salak denecek cinsten iyimserdi.Ama iyimserliği sonucunda hep kazanan o olurdu.En dalga geçilen karakterlerden biridir iyimserliği yüzünden.


Son 2-3 yıldır 80'ler şöyleydi,böyleydi diyerek eskilere fazla gittik.Bu postta o tarz öğeler içerebilir.Aslında benim çocukluk dönemime yaptığım özellikle çizgi filmsel bir yolculuk oldu.Polyannadan sonra aklıma Çiçek Kız geldi.Ben de hatırlarken zorlanıyorum.Çünkü İzlediğimde 4-5 yaşlarındaydım.Çok etkilediği için aklımdan hiç çıkmaz.Tatlı mı tatlı bir kızımız 7 renkli çiçeğin peşinde koşarken dünyayı geziyordu.Belki de dünyayı gezme hayalim o çizgi filmden geliyor.Çiçeklerden sihir alıp kolyesine dolan enerji ile elbise değiştirirdi her durum için.Peşinde de esmer bir hatunla,köstebekten bozma bir adam takip edip onu yakalamaya çalışırdı.
Hatırlamak isteyenlere;



Tabi en bilinen şeker kızlardan biri Candy idi.Aslında çiçek kız ile şeker kız birbirine çok benziyor.Şeker kızın ilk gösterildiği zamanları hatırlamıyorum.Star Tv'de öğlenleri okuldan geldikten sonra izlediğim zamanları hatırlıyorum.İple çekerdim başlamasını.Sevgilisi Antonye kavuşamadıkça üzülürdüm.Birazcık da Candy izleyelim mi?



Heidinin kitaplarını da bol bol okur,çizgi filmini izlerdim.Fakat neşeli başlayan çizgi film cingılından sonra Heidinin yaşadıkları içimi burkar bazen izlemek istemezdim.Heidi sevimli bir kahramandı ama yaşadıkları zordu.

Peki siz en çok hangisini severdiniz?

13 Eylül 2009 Pazar

Fringe

Televizyonlardaki favori dizilerin sezonları başladı.Ama benim takip ettiğim dizilerin yeni sezonları henüz başlamadı.Hal böyle olunca ben de uzun zamandır izlenmeyi bekleyen diziler arasından Fringe dizisini seçtim.Aslında zamanında biraz izlemeye başlamış sonra devam etmemiştim.Yeni bir dizi değil,izleyenler mutlaka vardır.
Dizi X-Files tadında,gerçi ben o yıllar müziğini duyar duymaz korkardım:))Ürkütürdü müziği beni,ehh küçük bir çocuktum oynadığı dönemlerde.
Dizide bilimle ilgili hayal edebileceğiniz pek çok şey için evet bunlar olabilir,bunlar da fazla hayal diyebilirsiniz.Tabi beni çeken ilk konulardan biri dizinin bir çok sahnesi bir laboratuarda geçiyor:))
Sınır bilimi denilen konu dizinin ana teması.Bir profosörümüz var ki kendisi bizim düzlemimizi büken deneyler tasarlamaktan ve bunu yapan diğer insanların çalışmaları üzerine araştırmalar yapmaktan zevk alıyor.Tabi ki devletin ve dünya devi bir şirketin bu deneylerle ilgisi var.İşin içinde ajanlar,masum insanlar,bilinmeyenler de olunca aksiyon artıyor.
Bana göre ilk bölümlerde aksiyon dolu sahneler daha can alıcıydı,sonraki bölümlerde tempo biraz düştü.Temponun düştüğünü hisseden senaristler 10.bölümden itibaren ilk bölümlerdeki gibi aksyion ve merak öğelerinin dozunu arttırmışlar.
Dizide adı geçen DÜZEN bende çok fazla merak uyandırmaya başladı.Bu durumda baktığımızda bazı açılardan Losta benziyor değil mi?Bu benzerlik çokta şaşırtıcı değil aslında.Çünkü dizinin yapımcılarından biri Lostunda yapımcısı olan J.J.Abrams.Bilinmeyenler ve bilimle paralel konular da Abramsın tarzı.Lost kadar heybetli bir yapım değil.Ama hayal gücümüzü gelişterecek çok fazla öğe barındırıyor.
1.sezon televizyonlarda oynadı ve 2.sezonu 17 eylülde başlayacakmış.Bu tarz konular ilgilinizi çekerse izleyin derim.

6 Haziran 2009 Cumartesi

Friends

İzlemekten en çok keyif aldığım dizidir desem az bile kalır.Friendsi anlatmak zor gibi geliyor. 10 sezon devam eden çok fazla dizi yok. En önemli özelliklerinden biri bu.10 sezon boyunca aynı kadro değişmeden devam eden bir dizi.
1994 yılında başlayan dizi 2004 yılında sona erdi.Sürekli takip etmeye başladığım dönem Digiturkte yayınlandıktan sonra başladı.Ülkemizde Atv'de kısa bir dönem Sıkı Dostlar adı ile yayınlandığını anımsıyorum.Belki başka kanallarda da yayınlanmış olabilir.
Friendsi sadece 20 dakikalık tek bölümde izlemek yetmemeye başladı.İnternet üzerinden tüm sezonları aramaya başladım geçen yaz. Tam 10 sezonu bir türlü bulamadım. Bir gün eşim elinde dvdler 10 sezon Friends ile çıkageldi. Nasıl sevindim anlatamam. 10 sezonu arka arkaya izlemeye başladım.Ve kaçıncı tekrarını izledim hatırlamıyorum.Hala Mymaxte görüyorum izliyorum. Canım sıkılıyor, herhangi bir sezonun herhangi bir bölümünü açıyorum dvdden izlemeye başlıyorum.
Friends çoğu bölümünde güldürür.Esprilerin hiçbiri gelişi güzel seçilmemiş, günlük hayatlar üzerine kurulmuş, çoğu zaman kahkahalarla güleceğiniz şekilde kurgulanmış.Hüzün de var tabi ki ara ara. Özellikler son sezonda son bölümlerde ağladığımı bile hatırlıyorum. Özellikle son bölümde bittiğine ayrı ağladım.Evden ayrılma sahnesine ayrı ağladım.
Bu kadar sevmemin sebebini düşündüğümde bazen şöyle düşünür buldum kendimi. Ne güzel arkadaşlıkları var, insanın böyle dostları olsa her gün, her an yan yana birbirine destek olarak, çoğu sorunun daha kolay atlatılacağını düşündüm. Gerçek hayatta olması beklenecek bir durum değil.10 yıl hep beraber olmak zor iş. Herkes kendi hayatının peşinde ayrı köşelerde.
İzledikçe her karakter ayrı bir sempatik gelir.İlk sevdiğim karakter Ross olmuştu.Sonrasında Joey,sonrasında Phoebe ve diğerleri. Dizide en ilgi çekici karakter Phoebe karakteridir. En enteresan dialogların, olayların kahramanı o olmuştur.
10 sezon için anlatılacak daha çok şey var. Ama ben tüm bölümleri izlemenizi isterim.Uyumak için zorlandığım bir gece yarısı, yorgun geçen bir günün ardından, gülmek için nedenler arıyorken, elim dvdye gidiyor,bir kaç friends bölümü kafamı dağıtıyor. Bütün kara bulutlar dağılıyor. Üzülürken daha fazla kendimize acı çektirmeye gerek yok. Etrafımıza baktğımızda basitte olsa görülecek güzellikler olmalı mutlaka.
Tesadüftür ki bu satırları yazarken Mymaxte Friends başladı.Günlük Friends dozajımı almak için televizyon başına geçiyorum.

5 Haziran 2009 Cuma

Dizi dizi diziler


Televizyon hayatımızın içinde.Biz millet olarak televizyona fazlasıyla bağımlı yaşıyoruz.Sosyal hayatımız gelişemiyor.Gerçi ekonomik krizin iyice etkisini gösterdiği son aylarda kültürel etkinlikleri takip etmek de mümkün değil.

O zaman ne yapıyoruz? Oturup dizi izliyoruz.İlk yabancı dizileri takip etmem Cnbc-e kanalındaki dizilerle gerçekleşti.O yıllarda Ally Mcbeal 'i izlemeye başlamıştım.Tarz olarak farklı gelmişti.Hayalperest avukatın maceralarını zevkle takip etmiştim. Kimi sahnelerde ağlamış, kimi sahnelerde gülmüştüm.Tekrar bölümlerini de Digiturkten takip ettim.Hatta son günlerde Showplusta yeniden başladı.Hiç izlememiş gibi yeniden izlemeye başladım.Ally'nin Bily'e olan aşkı hala gözlerimin dolmasına sebep oluyor tekrar bölümlerini izlerken.Yarım kalan aşk hikayesi..Onun sonrasında diğer diziler ilgimi çekti.Buffy The Vampire Slayer'ı,Angel'ı zevkle takip ettim.Komedi dizilerini de unutmamak gerekir.Married With The Children, Seinfeld söylemeden geçemeyeceğim komediler arasında.

Lost izlemeye başlamak farklı bir döneme geçiş gibi oldu. Lost sonrasında her diziyi izlememeye başladığımı fark ettim.Tabi Losttaki kurguyu, hikayeyi beklemek anlamında değil bu.Yapılan işlerin kalitesi anlamında.Lostu ilk zamanlar dvdde arka arkaya bölümleri izleyerek yerimizden kıpırdamadan takip ettik.Sonrasında malum hafta hafta yayınlanmasını bekledik.Lost hala takip ettiğim bir dizi.Ama ilk izlediğim gibi beynimi fazlasıyla meşgul etmiyor.O sıralarda rüyalarımda bile adayı görüyordum.O kadar çok olay oldu ki teori bile üretemiyorum.Lost ile ilgili çok yazılan çizilen söylenen zaten çok şey var.Son zamanlarda sezon sezon takip ettiğim diğer dizilerle ilgili dosyalar açmak istiyorum