Demirle yeni hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Demirle yeni hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2012 Cuma

Demir Artık 2 Yaşında!

Yupppiii 2 yaşındayım!Bu dünyaya geleli,annemi,babamı tanıyalı 2 sene oldu.Büyüdüm artık ben.Boyum uzadı,bıcır bıcır konuşuyorum.
En sevdiğim oyuncak atlarım.
En sevdiğim yer park ve atlıkarıncalar
En sevdiğim içecek süt
En sevdiğim yemek yoğurt çorbası
En sevdiğim kitap atların olduğu kitabım.
İlk defa duyduğum kelimeleri tekrarlıyorum.Sonra aklıma gelenleri de söylüyorum yeri gelince.Başımdan geçenleri de anlatmaya bayılıyorum.
Yaramazlık yaptığımı bildiğim anlarda anneme gider sarılırım çoğu zaman.
Dans etmeye bayılıyorum.Hareketli sevdiğim bir müzik duyunca mutlaka dans etmeye başlarım.
Geceleri hala uyanıyorum.

                                                                                                                         Demir
Son bir kaç haftadır hep bugünü bekliyorum.Yapacağımız doğum günü için falan değil.Bu 2 yıl nasıl geçti,neler yaptık diye.Nasıl geçtiğini anlayamadım desem.
Anneliğimin de 2.senesi.Doğum günleri hep önemliydi bizim için.Annem mutlaka bize özel bir şeyler yapardı ve bunları görmek,hissetmek benim çocukluğumun eşsiz mutluluklarından biriydi.Şu yaşıma geldim annem hala özel bir şeyler yapmaya gayret eder doğum günlerimde.Anne olunca daha iyi anladım,insanın evladı olunca nasıl hissedermiş doğum günlerinde diye.
Özendiğin,düşlediğin bir çok şeyin yanında tek bir düşüncede toplanıyor tüm yaptıkların,çocuğun mutlu olsun.Özel olduğunu hissetsin.
Anne mi oldum ben şimdi diyorum,biri anne,anneee diye seslenirken.Bana dün anne,anneee diye sesleniyor bir yandan da ses vermeyince efendim diyor.Yani benim efendim dememi mi bekliyor.Büyümüş karşılıklı oturup konuşuyoruz.Tüm bunların içinde ben anneyim diyorum kendime.Garip,sanki daha önceden ben yoktum.
Aslında vardım.Unutmuş da değilim.Bir parçam da oğlum hep içimdeydi.Ben hep bir oğlum olacağını biliyordum mesela.Rüyalarımda bile.Oğlum olacak benim derdim.Ama anneliği bilemezdim.Annelik emekli olmadan yaptığın,tam zamanlı bir iş.İş de değil ya aslında gönül işiymiş bu.
Yorulduğum,ağladığım,uykusuz kaldığım bir sürü gece oldu.Ve olacaktır da.
Sıkıldığım,bunaldığım kendimi kötü hissettiğim günlerim de oldu.Olacaktır da.
Deli gibi bağırıp,öfkelendiğim zamanlar da.Olacaktır da
Zor işte,kolay değil.Kimse de kolay olacağını söylemedi.Gittikçe kolaylaşan bir şey de değil.Hatta sürekli bunlar iyi günlerin diyen anneler de var.
Anlatmaya kalksan tüm bunlar ne için diye,işin içinden çıkamazsın.Sadece sevdiğim için de diyebilirsin.
Enteresan bir şey işte bu annelik.
Ama düşününce son 2 senede beni en çok güldüren sen oldun bu dünyada.O yüzden ne kadar teşekkür etsem az bu hayata,seni bana gönderdiği için.

                                                                                                      Yıldız


12 Ağustos 2012 Pazar

Demir bugün 22 aylık oldu

Heyooo 2 yaşa az kaldı!Büyüyorum ben!
İsteklerimi daha güzel dile getiriyorum.O an canım süt mü istedi,süt,sütt diye gidip annemden istiyorum.Su mu istedim,su,suu diyerek belirtiyorum.
Uykum gelince yata,yata gidiyo diyorum ama maalesef yatağa gitsem de tek başıma uyuyamıyorum.Aslında yatağa gidip,oyun oynamak hoşuma gidiyor,uykum gelse de.
Anne seviyoum
Baba seviyoum
Dada seviyoum
Yeye seviyoum
Batı seviyoum
Dede seviyoum
Anneanne seviyoum
Şeklinde sevdiklerimi söylemeyi çok seviyorum.
İsmimi soranlara Demiiiy diye cevap vermeye de başladım.
Atlara olan ilgim ve sevgim devam ediyor.Parkta en çok tahteravalli ile oynamayı seviyorum.
Bana bir şey sorulduğunda,olur,tamam,hayır,evet gibi cevaplar verebiliyorum.
Kedilere kedi diyebiliyorum da köpekler hala havhav benim için.
Süt içmeyi bu son ay daha da sevmeye başladım.Tavuk suyuna çorba(halamın tarifi ile yapılan)pilav,makarna,köfte en çok sevdiğim yemekler.
Gece uykularım hala parçalı.Gündüzleri geç uyuduysam geceleri de çok geç yatıyorum ve annem sanırım çok üzülüyor bu duruma.
Kendi kendime şarkılar söylüyorum ve dans etmeyi hala çok seviyorum.

                                                                                                Demir
Demir büyüyor.Bu son ay onda gözlemlediğim değişiklerle birlikte artık kişiliğinin meydana çıktığını fark ediyorum.Mesela çok sosyal bir çocuk.Oynayan çocuk grubunu görsün gittiğimiz bir evde hemen kendini dahil edebiliyor.Oyuncak paylaşma kısmında paylaşmak istemiyor bize gelen misafir çocuklarla.Ben de zorlamıyorum.Orta yol bulmak zor olabiliyor çoğu zaman ama açıklayıcı oluyorum ama illa da vereceksin değil tavrım.Yemek yerken zorlamak istemiyorum.Çünkü doyunca ııı-hayır diyebiliyor.Bir şey yapacağımız zaman soruyorum tamam derse birlikte yapıyoruz.Ne istediğini bir şekilde bilip,ifade edebiliyor.Bazı durumlarda kızıldığında fena alınganlık yapabiliyor.Dudaklar büzülüp,ağlama moduna geçiyor.Açıklamacı olmaya çalışıyorum bu tarz durumlarda.Eşim çok eleştiriyor her şeyi açıkladığım veya açıklamaya çalıştığım için.Fark etmiyor belki ama o da bir birey.
Bazen oturup konuşuyoruz karşılıklı.Bir şeyler söylüyor ve devamını getirmemi bekliyor,ilgi ile de dinliyor.O zaman her şeyi bırakıp karşıma alıyorum.Hatta o hemen kucağıma çıkıp oturup,bana doğru dönüyor.Birini sevdi mi çok seviyor ve sevgisini çok güzel ifade ediyor.Ama sevmediyse yaklaşmıyor bile.
Sinirlenip bağırdığı anlarda oluyor.O gibi anlar genelde sıkıldığı ya da uykusuz olduğu zamanlar.Bir şekilde durumu bertaraf etmeye çalışıyorum.Bazen zorlanıyorum da.
2 yaşa az kalmışken,2 yaş krizlerini fazla yaşamamayı ümit ediyorum.
2 yaştan sonra,3,4,5 gelecek.Arkasından ilkokul falan derken ergenlik.Bunun bir sonu yok.Geçen gün teyzem yanında 30 yaşındaki kuzenimle oturuyordu.Tam karşılarında Demir ile ben.Tabi Demir hareketli bir çocuk hiç durmuyor ben onu tutuyorum bir şeyler yapıyoruz sürekli.Teyzem durdu güldü ve dedi ki bak böyle 30 yaşına gelince  biraz rahat ediyorsun dedi.Böyle kuzu kuzu oturuyor yanında.O da bitmiyor neleri düşünüyorum hala dedi.Haklı annelik böyle bir şey bitmeyen bir mesai,karşılığında da bir gülücük alıp,annem diye sarılması yetiyor.
Demir babasına babamm derken bana da annem demeye başladı.İnsan duyunca mest oluyor.Bebeğim,tatlım,aşkım dedikçe o da tekrarlıyor.Sanırım tatlı dilli bir çocuk olacak.
Ve ne olursa olsun,hep sağlıklı,huzurlu bir çocuk olsun.
Bir anne başka daha ne ister?
                                                                                                   Yıldız




5 Temmuz 2012 Perşembe

Hem ruha hem bedene detoks

Günler dolu dolu geçiyor.
Geçen gün hayatımda gördüğüm en güzel kelebeğin fotoğrafını çektim.Dünyada bir sürü güzel kelebek var biliyorum ama.Güzel olan şeyler bazen de en özel olanlardır.Bu kelebek fotoğrafını çektirdikten sonra başımın üstünde bir kaç tur attı ve gitti.Bence bana bir dolu şans bıraktı.
Demir büyüyor hem de hızla geçen zamanı ancak fotoğraflara bakarak anlayabiliyorum.Artık bebeklikten çocukluğa geçiş durumundayız.
8 gündür diyetteyim.Diyetteyim cümlesi hoşuma gitmiyor ama artık öyle.Ekmek,patates,makarna,pilav,fazla meyve içermeyen Karatay diyetini eşimle birlikte uygulamaya başladık.2 kilom gitti,kilo verdikçe hoşuma gidiyor.Ekmeksiz doyamam düşüncesindeydim.Tamamen yanılmışım.Sadece arada tatlıyı özlüyorum.Ama o da kısa bir an onu da 1 hurma ile bastırıyorum.Bol limonlu,naneli,tarçınlı sularla da içimi temizliyorum.
3 günlüğüne Eneze gittik ve Demirin kumlardan hiç hoşlaşmadığını gördük.Denizin dediği gibi kum sevmeyen çocukların anneleri klübüne hoşgelmiş oldum.
Demir bu arada ilk uzun araba yolcuğunu da yapmış oldu.4,5 saat süren gidiş yolculuğumuzda 40 dakikalık iki uyku ile yolu tamamladı.Yanıma bir torba sevdiği oyuncakları,yiyecekleri aldım.Dönerken 3,5 saatte geldik ve büyük kısmında uyudu.

Enezde bir sürü uğur böceği vardı.Hayatımda bu kadar uğur böceğini bir arada görmedim.İnanın fazlasından insan nefret ediyor çünkü bazıları kara sinek gibi ısırıyor.Bu uğur böceklerinin sayısını düşününce ölene kadar şans yüklemesi yapmış olduk.
Sabahları Demir uyanınca bizim yatakta uyumaya devam ediyor,yatağına da yatırınca uyanabiliyor.O iyice dalana kadar bu kitabı okuyorum.Bir Gün kitabının yazarına ait.Ve bu kitabı da çok sevdim diğeri gibi.
Ve yine bir yolculuk var cumartesi 8 gün Trabzondayız.Anılarımızın bir çoğunu oluşturan yere gitmek elbette iyi gelecek en çok bu kısım için çok heyecanlıyım.

6 Haziran 2012 Çarşamba

Demir adlı bal kabağı

Demirin söylediği kelimeleri tek tek yazıyordum bundan bir kaç ay önce şimdi hemen hemen her kelimeyi söyleyip derdini rahatlıkla anlatıyor.Çok nadir iki kelimelik cümleler kuruyor.Tek kelimelerle cümlesi başlıyor ve bitiyor.Mesela sana zarar verebilir bu oğlum desem verme der oynadığı küçük bir tabure için.Vermez demek istiyor aslında.Tabi tabureyi alıp ters çevirip içine öyle girmeye çalıştığı için bu uyarım.
Dayısının yada diyor ilginç bundan önce dayı diyordu ama nedense yada demeyi uygun gördü.
Diğer bir çok şey kendi isminde,zeytin bile zeytin mesela.
 Birini sorduğumuzda çok seviyorsa muck muck yapan halleri çok hoşumuza gidiyor.Tamamen kendine ait sevgi tanımı.
2 yaş belirtileri kendini gösteriyor.Kendi haline bırakıyorum.Üstüne gitmiyorum,inatlaşmıyorum.Sakinleşip geliyor.
Demir adlı bal kabağı büyüyor işte.Büyüdükçe bana da yoldaş oluyor.Benim uydurma hikayelerime de bayılıyor ayrıca.Sürekli anlatmamı istiyor.
Uykuya da ninni diyor  artık.Ama uykuya geçiş hala zor.Uykusu gelince dışarı çıkıyoruz,dolaşıyoruz bazen ki uykuya kolay dalsın.Hele bahçede uykuya dalması öyle kolay ki.Zaten dışarıda olmayı çok seviyor.
Bebeklikten çıkıyor artık büyüyor.2 ay önceki fotoğraflara bile bakınca şaşıyorum.Zaman geçiyor işte.Büyüyor,büyüyoruz.Çok şükür..


12 Mayıs 2012 Cumartesi

Demir Bugün 19 aylık oldu

Bugün 19 aylık oldum.2 yaşa geri sayım yapabiliriz artık.
Son günlerde daha bir konuşur oldum.Mesela dün anneannem oğlum aynayı temizle deyince ( yine elimde ıslak mendil vardı)ben de tamam dedim.Seni gezmeye götürüyüm mü dediklerinde de götür diyorum.
Oyuncaklarım yine etraftaki ilginç nesneler.Hatta 2 ilginç şey bulsunlar elime versinler öyle uyuyorum bile bazen kucaklarında.Boş kutular,boş plastik şişeler,her türlü kağıt,kıyafetler,mutfak gereçleri en çok oynadığım şeyler arasında.Kirli sepetimi banyodan kapıp alıp oynamaya da bayılıyorum ama nedense annem bundan hiç hoşlanmıyor.
Kitaplara bakmak anneme okutmak ya da kitapların resimlerinden yeni hikayeler anlatmasına bayılıyorum.
Biberonla süt,su verdiyse annem biraz içip her yeri ıslatmaya da bayılıyorum.Annem nedense bundan da hoşlanmıyor ama eskisi gibi sesini de çıkarmıyor.Alıştı galiba her yerin ıslanmasına.
Birini çok sevdiğimi ifade ederken mucuk,mucuk yapıyorum:)Öyle anlatıyorum.Sordukları zaman ben de öpmeden mucuk mucuk yapıyorum.
Gezmeye bayılıyorum,dışarı çıkalım,etrafa bakalım,parka gidelim.Hatta bazen marketleri bile seviyorum.
Kovalamaca ve saklambaç oynamaya bayılıyorum.Masanın üzerine çıkmayı da seviyorum ama annemle babam hiç sevmiyor.Belli ediyorlar hemen Demirr diye sesleniyorlar.Anlamıyorum oysaki ne kadar zevkli.Koltuklar da zıplamak da çok zevkli onu da anlamıyorlar.Düşersin diyorlar hemen.
Kahvaltıda peynir yemiyorum hala.Süt,yumurta,makarna,köfte,balık,mücver,kek en çok sevdiğim şeyler.
Bir şey yerken başkasına da ikram etmeyi seviyorum.Özellikle balık kraker yerken mutlaka anneme de yediriyorum.

                                                                                                                    Demir
Yarın ikinci anneler günüm.Oğlum sayesinde anne olmanın nasıl bir duygu olduğunu öğrendim.Bilmek,anlamaya çalışmak bambaşka "anne olunca anlamak" çok başkaymış.İçimi titreten bir sevgiyi yaşamak,hayatı onla kucaklamak yüreğime öyle bir yerleşti ki.Sanki öncesi yoktu.Demirden önceki Yıldız bir hayal gibi.Demir hep vardı.Ama hep ben derdim,bir oğlum olacak diye.Bana,evimizin koridorundan koşup gelecek diye hayal kurardım.
Sarılıp sırtıma vurmasını,böyle birden bire öpmesini hayal bile edemezdim elbette.Hayal ettiklerinden,edebileceklerinden fazlasını yaşatıyor bu küçük insanlar.Aslında insan olmak,saf olmak gerçeğimiz olsa.Hayata onların gözünden bakıp,onların kalbinden yaşayabilsek.
Ne öğretildiyse bize bazı şeyler yanlış oluyor,kızıyoruz birden bire bu minik insanlara.Dur demeyi daha çok başarır oldum son günlerde.Bu minik insan bunu böyle biliyor,senin kızdığın o değil ki.Böyle anlarda da anlıyorsun ya beni.Ben o zaman bin kere daha çok kızıyorum kendime.
Anladım ki aslında ben öğreniyorum senden hayatı.Ki sen daha doğmadan yavaşla anne dedin bana tüm hayat işaretlerinle.Ve ben yavaşladım.Şimdi de öyle şeyler anlatıyorsun ki her şeyinle bakış açım değişti bu hayata tamamen.Ve seninle birlikte zaman geçirmekten inanılmaz keyif alıyorum.
Sen içimin gülen yüzüsün,çoğu zaman gülmeyi unutan günümün en büyük neşesisin.Dokunduğu hayatları güzelleştiren minik insanlardan birisin.İyi ki varsın.İyi ki benim oğlum oldun.
Dilerim ki anneliği isteyen,hak eden herkesin hayatına böyle bir minik insan dokunsun.
                                                                                                                    Annen



12 Nisan 2012 Perşembe

Demir bugün 18 aylık oldu

Yupppiiii 1,5 yaşındayım ben,soran olursa şu kadar aylığım dediğimde kafaları karışabiliyor.Ne güzel hem büyüdüm hem de düz hesap 1,5 yaşındayım artık:))
Söylediğim kelimeler artık boyumu aştı.Ama cümlelerle daha işim yok benim.Kendimce derdimi anlatmaya çalışıyorum.Galiba en iyi annem anlıyor beni.
Meraklı bücür olmaya devam ediyorum.
Duygularımı daha fazla belli eder oldum.Sevdiğim insanlara içimden geliyorsa o an mesela gidip sarılıp,öpüyorum.Kızıyorsam da öfkemi de gösteriyorum.Artık tepkilerim daha açık ve anlaşılır.
Gezmeyi çok seviyorum.Atta demeleri yeter hemen çıkmak istiyorum.Bazen yürümek istiyorum dışarıdayken bazen annem ya da babağımın kucağında olmak istiyorum.Kendi arabamla hala aramın iyi olduğu söylenemez.Annemler de alıştık artık pek almıyorlar bile yanlarına.Geçen günlerde beni oyuncak arabalara bindirdiler o kadar çok hoşuma gitti ki.Yine götürürler umarım beni oraya.
Annemle geçen gün evimizin arkasındaki parkta oyun oynadık uzun uzun.En çok tahteravalliyi sevdim.Salıncakta sallanmayı unutmuşum binmek istemedim.
Kitaplardaki hayvanları bulup söylemeyi,anneme göstermeyi çok seviyorum.Uyku öncesi genelde uyku kitabını okuyoruz.Annemin şişşşşştttt miyavlama güzel kedi demesine hep gülüp eşlik ediyorum.Ben de şişşşttt diyorum.
Uykuya dalmam hala zor.Son günlerde özellikle zorlanıyorum.Annemi de çok üzüyorum sanırım.Çaktırmıyor ama üzülüyor.Geçen gün biraz huzursuzluk çıkardım.Dayanamadım gittim öptüm sonra onu.
Ayo ya da alo diyerek elime bir şey alıp telefonla konuşur gibi yapmayı çok seviyorum.
Dansla,müzikle aram hala iyi.Müzik duymayayım hoşuma gittiyse başlıyorum hemen oynamaya.Son günlerde de Benim Annem Güzel Annem ninnisini dinleyerek uyumayı çok seviyorum.
                                 Demir

Dün akşam uyumayan Demir ile salonda baş başaydık.Üstüne varıp,inatlaşmak istemiyorum elimden geldiğince.Durumu anlatıp,bekliyorum.Ya da ilgisini başka yöne kaydırıyorum.Uyku konusunda ısrar etmedim.Loş ışıkta gölgesini gördü.Son günlerde gölgesini görüp takip ediyordu.Anne,Demir diye bizim gölgelerimizi gösterip hareketlerimizi inceledi.Sonra kendisi uzun  uzun inceledi gölgesini,oynadı falan.
O an kafamda yine bir şey dank etti.Anlamak için zaman gerekiyor.İncelemek gerekiyor.Sabır gerekiyor.Öğreniyor işte.Bilmediği bir çok şey var.Yeni öğreniyor.Böyleyken ondan bazı şeyleri beklemek ne kadar yanlış olur.Öğrenecek işte kendi başına.Orada durdum onu inceledim.Sıkılana kadar baktı gölgesine.Ama yine de ona garip geliyordu.
Gözlem yapıyor işte.Tıpkı babasının masaya koyduğu fincanı alıp mutfağa götürüp,mutfak tezgahına uzanıp bırakması gibi.Gözlemiş bizi,boşalan bardak,fincan götürülür.
Bilmez,görmemiştir dediğimiz şeyleri bile görüyor.O halde dikkat etmeli işte.Yaptıklarımıza,söylediklerimize.
İyilikleri ve güzellikleri öğrenmeni istiyor işte anne kalbi oğlum.
Son günlerde annenin kalbi çok yoruldu oğlum ama sayende hayata dört elle tutundu hep.Dokunduğun hayatımı güzelleştiriyorsun ya içimin gülen yüzü,senin de hayatını hep güzelleştirenler olsun..

Seni bu dünyada benden fazla seven yok derken kendimden korktum belki geçen gün.Ama öyle işte...

Annen


22 Mart 2012 Perşembe

İyi ki sabahlar var

Sabahın üç buçuğunda uyanmış olabiliriz,bir çoğunuzun uyandığı saat yedide yatmış da olabiliriz.Biraz erken uyumak,dişler,hastalık uykumuzu kaçırmış olabilir.Diş zamanı parçalı bulutlu uykulara alışığız.Ama bu kadar uzun süreli epeydir gece vakti/sabah vakti pek durmadık.
Toplam uyku sürem beş buçuk saat olup sadece iki buçuk saati kesintisiz olabilir.Henüz kahvemi bile içmemiş olabilirim.Daha bir dolu olumsuz cümle de kurabilirim.
Ama iyi ki sabahlar var.Gecenin tüm olumsuzluklarını silip süpüren.Uykuya dalarken kendini uyandıran minik insan ve uyumadığı için uykusuzluktan bitap düşen anne ,masaya oturur.Gülücüklerle kahvaltıya başlar.Minik insan kiraz domatesin suyunu zevkle içer.
Anne de iyi ki sabahlar var der.
Gece uyumaya çalışan oğluna bakıp neden geceler var,insanlar uyusun diye bir dolu düşünceye dalmışken düşündüğü gibi.
İyi ki sabahlar var.
Her karanlık geceden sonra geldiği gibi.

21 Mart 2012 Çarşamba

Dişler mi,soğuk algınlığı huysuzluğu mu yoksa terrible 2 mi?

1 haftadan fazladır burun hor hor çeşmesi,bir de öksürük eklendi.Doktor ciğerlerde,kulakta sorun yok dedi.Faranjit başlangıcı dedi.Yeni ilaçlar verdi.Ahh o şurubu nasıl zor içiyor.Elimde kaşık,halılar şurup oldu.(Halıların olmadığı leke kaldı mı doğrusu?)
Alt azılar da pırtlamış.Zaten üst azılar bir kaç hafta önce teşrif ettiler.
Bu bir haftadır huysuzluk diz boyu.Olur olmadık şeyler istemeler ve hemen akabinde ağlamalar.İlacın da etkisi olur dedi doktorumuz.Evet santral sinir sistemine etki ediyor özellikle öksürük şurupları.Neyse ilacı değiştirdi doktor da acitasyon kısmı geçti sayılır.Sayılır diyorum çünkü hala ağlamalar,huzursuzluklar söz konusu.2 yaş sendromu için erken ama bazen 1,5 yaş civarı da başlayabilirmiş.Umarım daha başlamamışızdır diyorum.
Sıkıldığı an dışarı çıkarıyorum hatta sıkılmasına bile fırsat vermeden.Çünkü Demir de gezmeyi seviyor.Benim hadi çıkalım dememe gerek yok.Bu sabah gözlerini açtıktan ve anne dedikten sonra ilk dediği şey atta oldu.
Biz bu güzel havada yine bir atta yaparız artık.

12 Mart 2012 Pazartesi

Demir 17 aylık oldu



Bugün 17 aylık oldum ben.1,5 yaşımdayım dememe 1 ay kaldı.Hoş ben sadece canım isterse biyy deyip parmağımla bir yapabiliyorum ama olsun.
Aylar önce yürümek gibi bir derdim yokken şimdi de konuşmak gibi bir derdim yok.Canım isterse bir çok şeyi tekrar edip söyleyebiliyorum.İhtiyacım olduğunda anne,babayı çok kullanıyorum.Bir de dede,sevdiğim şeylere de dede diyorum.Dedeme de dedeeeeee diyorum.Kuzenime aylardır Ba diyorum.Aslında ismi Batıkan.Ama ben Ba diyorum.Balona da ba diyorum.Böyle kısaltmalarım da mevcut.Dün annem mama yedirirken çok sıkıldım ve yemem dedim.Babam da annem de şaşırdı tabi.
Annem çok tv izlememi istemiyor.Reklamlar ilgimi çekerken son favorim Sid ile Bilim.Kumandayı uzatıp sssiiiii diyorum anneme.Ona izin veriyorlar.Hatta benim için programı kaydediyorlar.Arada Pepeye de bakıyorum.Onun dışında gündüz annemle müzik dinliyoruz.Çoğu zaman annem de benle oturup Sidi izliyoruz.Galiba annem de Sidi çok seviyor:))
Mutfak araç gereçlerine olan sevdam hala geçmedi.Bütün kepçeyi,süzgeci toplayıp evi turluyorum onlarla.Annem sürekli onları yıkamaktan usanmış sanırım.Ama ben oynamaktan usanmadım.
Anneme bilgisayar başındayken artık rahat vermiyorum.O sandalyede iken koltuktan yanına çıkmaya çalışıyorum.Benim de ilgimi çekiyor tabi sürekli tık tık.Ben de başına geçtim geçenlerde annem mutfaktaydı bir geldi sandalyenin üstündeyim.Tabi kadıncağız şokta.Ondan sonra da beni bırakmamaya başladı yalnız.Ben sandalyenin tepesine çıkıp annemin de bilgisayarına geçip tiki tak tiki tak yamaya başlamıştım,sırası mıydı anne gelmenin?
Annem dans etmeyi sevdiğim için bana Arthurun müzikli bir kitabını aldı.Müziklerini açıp dans etmeyi çok seviyorum.
Arabalarla da yavaş yavaş oynamaya başladım.
Kendimden büyük çocukları çok seviyorum.Onlara sarılmak istiyorum bazen.Bazen de oyuncakları hiç paylaşamıyoruz.Oyuncakları alıp kaçıyorum mesela.
Kaçmak deyince almamam gereken bir şeyi aldığımı gören annemle şakalaşmak çok hoşuma gidiyor.Anneme bir bakış atıyorum bakkk elimde ne var gibi.Sonra koşmaya başlıyorum.İstiyorum ki kovalamaca oynayalım.
Dışarı çıkmaya bayılıyorum.Sıkılınca anneme atkımı,beremi getiriyorum.Hadi artık çıkalım diyorum kendimce.Sonra kapıyı gösteriyorum.Zaten bana  gezmeye gideceğiz bugün demeleri ile benim atkımla beremi getirmem bir oluyor.Attaaa demeyi de öğrendim çoktan.Artık ne demekse.
Bir evden çıkarken,minibüsten inerken,bir mağazadan ya da marketten çıkarken mutlaka geride kalanlara dönüp el sallayıp baaayy baaaayy diyorum.Mağaza demişken kitapçılarda vakit geçirmeye bayılıyoruz annemle.

                                                                                                                     Demir
Geçen gün aldığım minik deftere not düşmüşüm.Uyutmaya çalışırken Demiri saçlarını okşuyordum.Bıraktığım an Demir alıp tekrar elimi saçlarına getirdi.O an öyle şaşırıp mutlu oldum ki.Uyumaya zor geçen bir bebek oldu Demir her zaman.Uykuya dalarken kendini uyandıran bir bebek.Anne olarak en çok zorlandığım konulardan biri bu oldu.Ama geriye doğru dönüp baktığımda rahat olduğum her anda daha rahat uyuduğunu gözlemledim.Ama anne olarak vakitli uyusun istiyorsun.Uykusunu alsın istiyorsun.O uyuyunca sana zaman kalsın istiyorsun.Bunları isterken stres yapıyorsun.O zaman işler değişiyor.En güzeli rahat olmak.Aynı saatlerde uyumasın,zorlamayacağım dediğim her gece kolay uykuya geçti.Ama yok uyusun geç oldu dediğim her gece de gereksiz boğuştuk uykuyla.İşte rahat uyusun dediğim anlardan biriydi saçlarını okşarken uyudu.Seni kendi doğanı bozmadan büyütmek derdim.Aklından neler geçiyor diye çok düşünüyorum bazen.Öyle ki bir anda aklına bir şey geliyor mesela mutfağa gidiyorsun.Bak minicik adam neler düşündü şimdi diyorum.
Her an dua ediyorum ve öyle anlar var ki o anlarda kat be kat dua edip şükrediyorum.Sarılıp arkama pı pıt vurman.Bir anda ben otururken gelip dizlerime başını koyman.Nasıl mutlu oluyorum o anlarda.Çünkü ben hep sevgisini belli eden bir çocuğum olmasını istedim.Dilerim her zaman sevgini böyle belli edersin..

                                                                                                          Annen

28 Şubat 2012 Salı

Kaplan Anne



Son günlerde gazetelerde sürekli karşıma çıkan bir konu ve de bu konuya sebep bir kitap var.Kitabı henüz alıp okumadım.Arka kapağında yazılanları D&R 'ın web sayfasında buldum.

"Çok satanlar listelerinde 1 numara" 
ABD, New York Times, İngiltere, Sunday Times, Almanya, Der Spiegel

ABD, Almanya, Brezilya, Çin, Danimarka, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İsrail, İsviçre, İtalya, Japonya, Norveç ve Rusya dâhil, 25 ülkenin ardından, şimdi de Türkiye'de


Çinli anne Batılı anneye karşı mı?

Dünya güçleriyle yarışmaya başlayan Çin'in bu başarısının ardında Doğu disiplini görülüyor; Kaplan Anne'nin Zafer Marşı, bu disiplinin çekirdek ailedeki pratiğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Amy'nin kızlarının şunları yapmaları yasak: yatıya kalmak, çocukların bir araya getirildiği oyun gruplarına gitmek, okul tiyatrosunda rol almak, televizyon izlemek ya da bilgisayar oyunları oynamak, kendi ders dışı etkinliklerini seçmek, A'dan daha düşük bir not getirmek, keman ya da piyanodan başka bir enstrüman çalmak, keman ya da piyano çalmamak.


"Chua'nın hatıratı, Kaplan Anne'nin Zafer Marşı, okunması kolay, zekice yazılmış, eğlenceli, dürüst ve biraz da hüzünlü."
Chicago Sun-Times

"Chua, tipik Asyalı çocukların sıra dışı başarılarının ardındaki sırrı açıklıyor: Çinli anne. Bu çocukları yetiştirmede başarılı olan en geleneksel yöntemi de ön plana çıkarıyor: katı, eski ve tavizsiz değerler. (!) Chua, yöntemlerinin korkutucu olduğunu inkâr etmiyor; fakat elde ettiği sonuçların tartışılmaz olduğunun da farkında!"
Publishers Weekly


Bu yorumları bile okuyunca insan bir anda sinirleniyor.Kitabı okuyan annelerin bir çoğu da tepkili.Sonuçta biz annelerin çoğu çocukların, duygusal dünyalarının zedelenmeden büyümesini istiyoruz.Farklı bir açıdan bakmak için kitabı alıp okumak da istiyorum.

Bütün bu tartışmaların içinde Habertürk gazetesinde bugün bu yazıyı okudum.Benzer duyguları yaşadığımızı düşündüm.Yazar Damla Çeliktabanı son zamanlarda sürekli okuyorum.Oğlu Uzay ile Demir arasında 1 ay var yok.O yüzden aynı ve de farklı gelişimleri okumak ilgimi çekiyor.Bugünkü yazısının konusu çocuklarımızı sevgiyle büyütürken dünyanın fazlasıyla kin ve nefret ile dolması.Bu kadar sevgi ile büyüyen çocukların ileride zorluk çekebilecek olması.Şimdi bir an düşününce sevginin ne zararı var diye düşünüyorum.Ama geçmişime baktığımda,üniversiteyi kazanıp evden ayrılınca bu söylediklerimden çok da farklısını yaşamadım.Bir arkadaşımın şunu dediğini bile hatırlarım.Sen artık ailenin,arkadaşlarının çok sevdiği prenses değilsin.Buradasın ve hayat böyle!Acımasızdı,kalbim kırılmıştı.Evet hayatı böyle öğrendim.Çocuklarımız da böyle öğrenecek.Cam bir fanusa koyup kendimize saklayamayız.Öğrenecekler,kırılacaklar. Kırılırken kolay toparlansınlar ama kırmasınlar.Annelerin dilemması işte Damla Çeliktabanın da dediği gibi.








17 Şubat 2012 Cuma

Benimle Oynar Mısın Anne?

Bu kitabı yeni aldım.Belki içindeki oyunları oynamak için çok erken ama ileride ne tarz oyunlar oynayabiliriz ne gibi faaliyetler yaparız diye düşündüğüm için şimdiden okumak istedim.
Kitaba başlarken yazarın önerdiği bir kaç pratik bilgiyi uyguladığımı fark ettim.Mesela mutfakta Demirin bir kutusu var.İçinde ilgisini çekebilecek kepçeler,kaplar var.Onlarla ben mutfaktayken sürekli oynar.Hoş Demir açık olan çekmecelerdeki materyallerle de oynar ama o kutu mutfağa aittir,bilir.Oyuncaklarını belli aralıklarla ortadan kaldırıyorum.Aradan zaman geçince çıkarıyorum.Yeni olan oyuncakların bir kısmını saklıyorum.İlgisini kaybedip,sıkıldığı anlarda çıkarıyorum.Bu gibi öneriler de yer alıyor kitabın ön sözünde.
Zaman zaman hayal gücüm yetmiyor.Şimdi Demirin ilgisini çekip oyun kurmak zor oluyor.Ama gündelik hayatta mış gibi yaptığımız oyunları seviyor.Oyuncak ayılara yemek yediriyormuş gibi,yıkıyormuş gibi yapmak.Arabaların üzerine koyup geziyormuş gibi yapmak.Geçen gün büyük parçalı legolardan aldım 2 kere ortaya çıkardım tepkisi ne olacak diye.Takıp çıkarmak hoşuna gitti ama daha erken gibi geldi.Hemen kaldırdım.Oyuncaklara tepkilerini de böyle ölçmeye çalışıyorum.
Birlikte top oynamak hoşuna gidiyor bazen.Bazen de hiç oralı olmuyor,kendi oyununa bakıyor.Bazen bakıyorum oyuna beni dahil etmek istiyor.O zaman katılıyorum.
Oyuncakçı ve kitapçılarda gördüğüm bazı kutu faaliyet oyunları da şimdiden çok ilgimi çekiyor.Daha zamanı var deyip,sadece göz gezdiriyorum.
Sonuçta oyunlar çocuklar için çok önemli.Hayatı anlamak,hayatı yorumlamak için hayallerini geliştirmesi için oyun oynamaları gerek.
O oynarken izliyorum bazen hayal gücü nasıl olacak,nelerden hoşlanacak diye.Büyüsün diye değil acelem bazen keşke böyle kalsak diyorum.Biliyorum ki büyüdükçe işler zorlaşacak.
Umarım en ufak şeyden bile mutlu olan bir çocuk olur.Bu yüzden fazla oyuncağa boğmadan hayallerini serbest bıraktığı bir çocukluk yaşamasını istiyorum.
İşte bazen oyuncak alırken gereği var mı diye düşünüyorum.Çünkü an oluyor sanki kendimize alıyormuşuz gibi davrandığımız da oluyor.


16 Şubat 2012 Perşembe

EEEE Artık Sen Annesin!

                                                     görsel: Pinterest

Bir kaç gün önce hatta zaman zaman:
-Şöyle uyusam uzun uzun bana dokunmasanız.
-Böyle artık hayatım.
-Aylardır uyumuyorum kesintisiz.Bir sessizlik olsa çok değil şöyle bir 7 saat uyusam kesintisiz.
-Uyuyamazsın sen artık annesin.Şikayet etme hayatım.
-Ben şikayet etmiyorum sadece durum değerlendirmesi yapıyorum.Durumum bu.
-Şikayet ediyorsun.
-Etmiyorum.
-Ediyorsun işte uyusam falan diyorsun,annelik böyle bir şey işte.
-EE babalık nasıl bir şey?
-Annelerin durumu farklı,anneler şikayet etmez.
-Şikayet etmiyorum,sana söylemeyeyim de kime söyleyeyim canım?
-Tabi söyleyeceksin ama..
-Neyse boş ver bir şey demedim..


EEE sen artık annesinli cümleler doğum yaptıktan sonra çevrenizden sık sık duyduğunuz bir cümledir.Evet hayat değişmiştir,her şey ama her şey değişmiştir.Karı-koca arası bile değişmiştir hatta.
Doğum olur anne baba heyecan falan bir sevgi sarmalı halindedir.Günler hatta aylar geçer zorluklar başlar.Birbirine destek başlar.Bazen anlaşmazlıklar başlar.Yeri gelir odalar bile ayrılır.En azından biz bu süreçlerden geçtik.Uyku denen tatlı şey başka odalara bile savurur adamı.Alıştıkça toparlanır ilişki.Yalnız kalmak için de fırsat yaratılır.Yaratılmaya çalışılır.Hatta öyle olur ki sanki yeniden flört ediliyor gibi
olur.Ama her durum evdeki minik insana göre ayarlanır.
Eskiyi düşününce ne rahatmışız canım biz de denir.Her hangi bir şeye kalkışsan eee sen artık annesin cümleleri sadece koca kişisinden de duyulmaz.
EEE anneyiz de hala kadınız,insanız.Halet-i ruhiyemden de mi bahsedemeyeceğim deyip vazgeçebilirsiniz böyle anlarda.

Ama aylar geçtikçe siz zaten alıştıkça eskiden koltuklarda yayım yayım yayılıp keyif çatan,gezmedik yer bırakmayan insanın siz olduğunuza da şaşırırsınız.

Uykusuz sabahlardan bir sabah olur yine:
-Ben biraz daha uyumak istiyorum amaaaaaa!
-Dur hayatım bana ver,ben uyuturum tekrar.
-Ama sen uykunu aldın mı?
-Aldım git yat sen.

Der koca kişisi,tüm zamanlarının sevgilisi.Yatarsın  yarım saat uykuyu kar sayarsın.EEE artık sen annesin yarım saatlik uyku ile de idare edivereceksin canım!



14 Şubat 2012 Salı

Sahi kaç çocuk var bu evde?

Ayşegül okumayı seven,oğlum okumasa da ben okurum diyen bir çocuk.
Bilgisayar oyunlarını çok seven yetmez gibi her ay oyun dergilerini takip eden bir çocuk.
Çikolatasının çoğunu yiyip,evin miniğine birazcık veren yetmezmiş gibi oyuncaklarını da kendisi için biriktiren bir çocuk.
Evin miniği yatınca sanki annesinden gizli yer gibi keyifle abur cuburları yiyen iki çocuk.

Masalları hala seven iki çocuk.

Çekmeceleri açınca içinden sürprizler çıkartan çocuk.

Sahi kaç çocuk var bu evde?


10 Şubat 2012 Cuma

Un kurabiyesi yapma vakti


Bir kaç gün öğle vakitlerinde..
Demir bir türlü uyumuyor ama nasıl da uykusu var.
Artık benim saç tellerim havada uçuşmaya başladı.Kendi haline bırak Yıldız dedim.Bıraktım yok olmuyor uykusu var ya sürekli yanımda yöremde.
Saçlar fazla uçuşmadan kalk kalk dedim kendime.
Demiri mama sandalyesine oturttum.Meyvelerini verdim eline.
Aldım unu,pudra şekerini işte şimdi un kurabiyesi yapma vakti.
Demir meyveleri bitirdi eee ben daha yeni başladım malzemeleri yoğurmaya o zaman imdadımıza kuru dutlar yetişti.
Hamuru yoğurdukça enerjimi boşalttım.Demir meyveleri hem yedi hem oynadı.Zaten 10 dakikada yeterliydi enerjiyi boşaltmaya.
Fırına attım kurabiyeleri etrafı toplarken Demir de aldı eline bir tepsi benden su istedi.Üstünü ıslatmayacağı kadar az ama oynayabileceği kadar çok su verdim eline.O da suyla oynarken daha da rahatladı.
Haydi dedim mutfakta işimiz bitti.
O uyudu bir süre sonra ben de işime gücüme baktım.
EEE un kurabiyesi değil miydi bir zamanlar çocukken benim mutluluk kaynaklarımdan biri.Sevdiğim pastaneden annemin eve gelirken getirmesini dört gözle bekler gelince de hemen yumulurdum.Şimdi de işe yaramıştı imdadıma yetişmişti un kurabiyesi.
An geliyor işte saçlar havaya dikiliyor çünkü karşımda artık kişiliği oturmaya başlayan minik bir birey var.Kendini de anlatmak için zorlanıyor belki.Ya da ağlayarak bir şeylerin olmasını istediğinde sabırları zorluyor.Şöyle sinirlerim bir zıplıyor durrr diyorum.Sakin ol.Hemen ilgiyi başka yana çevir.Olmadı kendin için de ilgiyi başka yere çevir.İşte böyle kurabiyeler ortaya çıkıyor mesela.
Sonra oturup afiyetle yeniyor.

3 Şubat 2012 Cuma

Şimdi Anlıyorum..

Anne olmadan önce anne olan arkadaşlarımın ve kuzenlerimin halıyı,koltuğu yıkatmak gerek,çok kirlendi dediklerini duyardım.Niye sürekli bir halı yıkama gayretindeler ki derdim hep.Şimdi bizim halının üzerinde envai çeşit leke var.Silmek falan hikaye yıkatmak gerek.
Ortalık dağınık,çekmecelerimi düzenleyemiyorum dediklerinde de anlayamazdım.Çekmece nasıl düzenlenmez ki derdim.Tamam benim gibi renkleri ayırmanıza gerek yok ama zor değil derdim.Şimdi çekmecelerimin dili olsa artık bizi düzelt diye ağlayacaklar.
İyi açıdan bakarsak sürekli eğilip yerlerden bir şeyler almak bir nevi spor hareketi sayılabilir.Zaten almazsan yoluna çıkan barikatlar olarak seni tökezletebilir.Hatta düşürebilir.
Şimdi anlıyorum tabi onların evinde de bu minik karış kepçesinden bir adet olduğundan normaldir bu dağınıklıklar,temizleme çabaları falan.
Mesela 2 gün önce detaylı olmasa da sildiğim halının üzerine buzdolabından kaçırdığı mayonezle güzel bir leke yaptı.İyi ki İkeadan dolap kilidi almışım da hemen devreye onu soktum gece Demir uyuyunca.Sabah kalkınca Demir buzdolabının kilitli olduğunu anlayınca epey bir bozulup bıdır bıdır söylendi.Eh dedim bir süre böyle canım.




12 Ocak 2012 Perşembe

Demir bugün 15 aylık oldu

Bu gezegendeki 15.ayımı doldurmuş bulunmaktayım.Gezegeni tanıma,anlama çabalarım merakla sürüyor.
Bu çalışmalarımı da gün içinde pek oturmadan,sürekli faaliyetlerle gerçekleştiriyorum.
En sevdiğim oyuncaklar mutfak gereçleri hala.Gün içinde bir elimde kepçe diğerinde süzgeç dolanıyorum.Olmadı saklama kapları,o da olmadı bir tepsi ile oynamaya devam ediyorum.Annem bir de şu tencere dolabını kilitlemese.
Bir de kapıdan çıkar gibi yapıp odadakilere bye bye diyorum.Gidiyormuş gibi yapıp onları kandırmayı çok seviyorum.
Müzik duyar duymaz oynamaya başlıyorum.Pıtı pıtı adımlarla mını mını dansımı yapıyorum sevinince.
Suyla,sütle oynamaya da bayılıyorum.İçtikten sonra illa kalanı döküp damlalarla oynamaktan çok hoşlanıyorum.
Gazetelerle,dergilerle ve kitaplarla zaman geçirmeye bayılıyorum.
Hayvan seslerini taklit etmeye çalışıyorum.
Bazı kelimeleri tekrarlayabiliyorum.Mesela bugün maymun bile dedim.Hatta 2 gün önce anneme dıldız dedim ve annem,anneannem şaşırdı.Niye şaşırıyorlarsa insan annesinin adını bilmez mi?
Yeni tatları denemeyi seviyorum,annem gibi.
Son günlerde diş konusundan biraz keyifsizim akşam saatlerinde.
Çocukları,bebekleri görünce çok çok sevinip,çoğu zamanda keyifle gülüyorum onlara.
                                                                                                       Demir

Tamam kabul ediyorum,kolay olmayacaktı anne olmak.Şu bir kaç gündür benim saçlarım sinirden uçuşuyor.Malum gündelik streslerime de eklenince bu hallerin zorlanıyorum.Ağlamalar,hatta sinirlenip ısırmalarına karşı direnmem zor.Bazen gereksiz tepkiler verebiliyorum.Ama ağlayarak isteklerini yapmamak için direniyorum canım oğlum.O anlarda zorlanıyorum ama geçecek o dişler çıkacak sonra da bir bir dökülecek.Zaten hırslanıp ağlayarak annee diyerek gelmen yanıma sokulman beni daha da etkiliyor.
Bu böyle bir şeymiş işte bir anne demesi anı bile durdururmuş.
Geçen hafta seni uyuturken ninni söylüyordum.Sen de yatakta bir o yana bir bu yana dönüp duruyordun.Bu son zamanlarda yaptığın bir şey.Eskiden de yapmaya çalışırdın ama şimdilerde uyumaya çalışırken böyle kendi kendine dalmaya çalışıyorsun ama zorlanıyorsun.Bir de o kadar hızlı dönersen canım oğlum uyuyamazsın diyorum ama gülüyorsun her seferinde.İşte böyle anlardan birinde ninni söylerken bir anda bana döndün yüzümü tuttun yaklaştırdın,öptün,şöyle de bir sarılır gibi yapıp kendini yatağa bıraktın tekrar ve uyudun.O anı beynime kazıdım ben,o mutluluğu.
Öyle de dua etmiştim hamileyken.Çocuğum sevgisini ifade edebilen bir çocuk olsun diye.
Dilerim sevdiklerine hep böyle güzel şekilde sevgini gösterirsin.Öyle önemli ki bu.Bir gün bir sevgilin olunca unutma,sevgini ona içinden geldiği gibi göster,bilsin.Bilmesinden korkma.
Anne nasihatları bitmez oğlum..
Sevgimizi bir ömür boyu hep hissettirelim birbirimize.Bir gün o minik eller büyüdüğünde bile...

                                                   Annen


1 Aralık 2011 Perşembe

Tatlı İlaç















Sesim en kısık seviyede.Hatta sessiz konuşuyor gibiyim.Faranjit aldı,uçurdu sesimi.Sesimi çıkarmaya çalışırken cadaloz bir hal alabiliyorum.
Ne içersem ne yaparsam yapayım bir süre böyle.Ama en güzel ilaç işte bu tavşan.Geçen sene 3 aralıktaki fotoğrafıyla bugünlerdeki fotoğrafına bakınca dedim ki vay  bizim fasulye nasıl büyümüş böyle!

9 Kasım 2011 Çarşamba

Anne

Bayramın ilk günü sabahı daha uyanamamıştım.Demir gece çok sık uyandığı için uyuyamamıştım.Sabah kalkınca babası ilgilendi.Ben de yarım saat daha uyumak istedim.Sonra babası ile yanıma geldiler.Demir bana doğru geldi anne dedi.Son haftalarda anne diyordu ara ara.Ama sabah gözlerimi öyle açmak ve bana sarılması..
Ne güzelmiş gerçekten anne denildiğini duymak.

14 Ekim 2011 Cuma

Demir bugün bize ilk defa bir şeyler anlattı

Babası eve gelmeden önce balonla oynayan Demir,balonunu patlattı.Patlayan balonun şaşkınlığı ile bana geldi sarıldı.O anda kapı çaldı.Babası gelince olayı işaret dili ve kendi kaptan mağara adamı dili ile anlattı.ooo PÜFFF BOOOOMMM ellerini uzatıp olay yerini gösterdi.Ooooo püfff yaptı.
Bu da tarihe not olsun.Demirin ilk başından geçen şeyi anlatmasıdır:)

30 Eylül 2011 Cuma

Hayatımın en güzel rengi




Hangi rengi en çok seviyorsun diye sorsaydı biri cevabım farklıydı bundan önce.Şimdi en güzel rengin aşkını içimde taşıyorum.Her gün gülen gözlerini seyredalıyorum.
Bir çocuk büyütmek zormuş belki ama güzelmiş hem de çok.
Neden mi?
Bir insanın büyümesine şahit olmaktan daha güzel ne olabilir?Bu şansa sahip olmak üstelik kendini özel de hissettirir.Sanki sadece sen anneymişsin gibi gelir o anlarda.
Bir de sarılırsa bu küçük insan,oooohh dünya o an tüm ağırlığı ile bile konsa omuzlarıma umursamam.