Dün Bakırköy Capa City AVM'de bebek arabasının koordinasyonunu sağlamayan birini gördüyseniz işte o bendim.Bebek arabası kullanmak ne zor işmiş.Hayırdır gizli gizli doğum yaptın çocuğu kaptın sokaklara mı çıktın diyeceksiniz.Benim gezmelere tozmalara beraber gittiğim canım arkadaşımın dün önemli bir işi vardı.Kızıma sen bakar mısın dedi bir süreliğine.Tatlı kızını çok sevdiğim için seve seve kabul ettim.
Annesinin yerine bana eşlik eden kızımızın ismi Ada Deniz kendisi 8 aylık olmak üzere ilk kelimelerini çoktan söylemeye başladı.Emeklemek ve gülmek en sevdiği şeyler.
Minik Denizcim uyurken arabasındaydı.Karşıdan karşıya geçerken ilk defa araba sürdüğüm ve yola çıktığım an geldi.Ne zordu,arabalar durmaz.Neyse alışveriş merkezine girdik.Merdivenli girişi tercih etmedim zorlanırım diye.Uyurken mağazalarda dolaştım.Koca tekerlekli bebek arabası ile mağaza gezmek ne zormuş.Yine de gezmekten alıkoymadım kendimi.Derken Deniz prenses uyandı.Bana alışkın olduğu için ağlamadı.Ama sessiz kaldı iyice uyanana kadar.Bebek arabasındaki bebek ile sürekli konuşup şakalaşan da bendim.Deniz gülücükler atmaya başlayınca ohh dedim.Güle konuşa gezdik.Mağazalara girdik çıktık.Yukarı kata çıkalım dediğimde o yürüyen merdiven canavar gibi gözüktü gözüme.Haksız da değilim ne zorlandım anlatamam size.Ön tekerleği koydum ama ben yuvarlanıyordum az kalsın.Dengemi sağlayamadım.Araba aşağı kaymasın diye ne yapacağımı şaşırdım.İyi ki Deniz kemer ile bağlıydı.Sakın bağlamayı unutmayın arabaya.Çok önemliymiş anladım.Denizcim de şaşırdı.Neyse yukarı çıktık.Arkamda bana yardımcı olan çocuk ' Hanımefendi asansörler de var 'dedi.Keşke bilseydim dedim.Sonra öğrendim tabi.Asansörleri öyle yerlere saklamışlar ki kimse kullanmasın diye.Neyse Sephorada kız kıza makyaj malzemelerine baktık.Deniz de ilgi ile kutularını inceledi.Annesi geldi neyse ki,Deniz de benim acemiliğimden kurtuldu.Maşallahı var kuzucuğumun çok uyumlu bir bebek.Nazarlardan esirgesin Allah,o kadar tatlıdır ki görseniz.Arkadaşım anlattıklarıma çok güldü.Sen de alıştırma yaptın dedi.Yok ne zormuş araba kullanmak beni sarstı zaten dedim.Bana epey güldü.Ama bir bebek ile vakit geçirmek çok zor olsa da o kadar keyifli ki,demek insanın kendi çocuğu olsa neler hisseder diyorum hep.
Bu öğlen işlerimi halledip annemin yanına gidecektim.Yolda aradım.Annem yumurtalı ekmek yaptım dedi.Günlerdir aklımdaydı nasıl sevindim anlatamam.Ne zaman canım bir şey istese üşensem yapmasam ya da yapamayacağım bir şey ise anneme giderim.Annem mutlaka sanki beni duymuş gibi canımın istediği şeyi yapmış olur.Sonra sarı tonlarından sıkılan ben anneme saçlarımı boyattırdım.Çikolata kahve ile doğal rengime yakın bir renge dönmüş oldum.Sonuçtan çok memnunum.Kendimi yenilemek çok hoşuma gidiyor.Sevgilim de beğendi.Mutlu mutlu oturuyorum şu an..
***resim
Renkler ve Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Renkler ve Hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Ocak 2010 Çarşamba
8 Ocak 2010 Cuma
Browniyi afiyetle yedik tabii:))
Kızlar gecesinin diğer solisti dün gece aradı.Haydi yarın Taksime gidelim.Yok ben üşeniyorum,nasıl geleceğim şimdi diyerek yan çizerken (son günlerde çok tembelim) beni kandırdı.Kendisi yeni anne olmuş biri.Üniversite günlerimizin avareliğini,güzel kızı dünyaya gelmeden önceki bol gezmeli tozmalı günlerimizi özlediğimizden söz ediyorduk son zamanlarda.Hazır güzel kızına bakacak babaanne de gelince hemen beni aradı tabi.Canım arkadaşım sabah geldi aldı beni düştük yola,kız kıza gezdik, yedik, içtik.Finali her zamanki gibi browni ile yaptık.
Resimde görünen el sabırsızlıkla browniyi hüpletmeyi bekliyor.
Şansımıza hava süperdi.Yoldaki trafiği bile çene çalmaktan anlamadık.
26 Aralık 2009 Cumartesi
Kızlar gecemiz ,15 likler ve Jacobun Kurt arkadaşları
Kaç gündür yazacağım yazacağım.Ama unutuyorum sürekli..Geçtiğimiz pazartesi günü üniversiteden beri yakın olduğum çok sevgili dostumla birlikte kızlar gecesi olsun yılın en uzun gecesini kutlayalım dedik.Nilin konserine gittik.Üniversite yıllarında şarkılarını dinler,dans eder,hoplar zıplardık.Kız kıza gittik,erkeklerin pek tahammülü yok..Şarkılara eşlik ettik,dans ettik.Eğlendik,etrafta bol bol 15 yaş grubu vardı ama aldırmadık.Fotoğraflar da çektik.Fakat arkadaşımın makinesinde olduğu için bende yok.Ama Nilin sayfasından geceye ait fotolar..
Yaşımı unuttum,17 yaşıma geri döndüm sanırım.
Dün gece de rüyamda New Moondan Jacobun kurt arkadaşları vardı.Bana sert sert bakıyorlardı Bellaydım galiba ki sert bakışlarla beni süzüyorlardı.
Ama ne Edward ne de Jacob vardı.Olmadı ki şimdi bu dedim uyanınca.Bari Edward gelseydi.Bu ne biçim bilinç altı sorarım size?Benim rüyalarım coştu,bir anlatsam size,şaşar kalırsınız.Bu ne ki,az kalır yanında.
Hayal gücüm mü çok geniş,bilinçaltım mı şaşkın bilemedim.
18 Aralık 2009 Cuma
Yağmurdan sonra gelen kar..
Evet az önce yağmurdan sonra yağan karı gördüm.Yılın ilk karı klişesini de kullanayım da tam olsun.Neden hava durumunda söz edilmedi anlamadım.Hava kar yağacak gibi soğukta gelmedi bana bugün dışarıdayken,anlamadım.Bol bol ıslandım,uzun zamandır yağmurda yürümediğimi fark ettim.Ben yağmuru sindirmeye çalışırken kar yağmaya başladı.Gerçi şimdi durdu ama bize yer yer beyazlık bıraktı...
***resim
***resim
19 Kasım 2009 Perşembe
Yeni hayat sabahı
Alışkanlıklardan kurtulmak zor.Sabah erkenden uyandım.Sevgilimi uyandırdım.Şimdi ben sensiz mi gideceğim dedi.Evet dedim güldüm geçtim.Evden beraber çıktık hep uzun zamandır.Beraber gittik.Bazı akşamlar almaya geldi beni.Şimdi bensizsin işte dedim.
Uyumaya çalıştım saat ancak 07.50
Uyu diyorum kendime saate bakmışım 08.45
Artık uyan dedim.Fazla uyursam başım ağrır benim.
Kendime domatesli,çörek otlu,İzmir teneke tulum peynirli ve portakal reçelli güzel bir kahvaltı hazırladım.Cosby ailesini izleyerek kahvaltımı yaptım.
Bugün neler yapacağımı düşündüm.Düzen takıntılı yanım evi çekip çevirmekten yana.Oturma odasındaki dolaplar, kutular uzun zamandır düzen bekliyor.Temizlik takıntılı yanım işe mutfağı temizlemekten başla diyor.Tembel tarafım hiç konuşmuyor.Uzat ayaklarını kitaplarına gömül demiyor.Onu da sırası gelince yapacağımı çok iyi biliyor.
Şu an bu kararsızlıktan bile keyif alıyorum.Ne kadar keyif alırım bilemiyorum.Ama yapacak gerçekten çok şey var.Uzun bir listem var.Ne kadar zamanım var bilmiyorum.
Hepsini sırası ile gün gün yapacağım.
Uyumaya çalıştım saat ancak 07.50
Uyu diyorum kendime saate bakmışım 08.45
Artık uyan dedim.Fazla uyursam başım ağrır benim.
Kendime domatesli,çörek otlu,İzmir teneke tulum peynirli ve portakal reçelli güzel bir kahvaltı hazırladım.Cosby ailesini izleyerek kahvaltımı yaptım.
Bugün neler yapacağımı düşündüm.Düzen takıntılı yanım evi çekip çevirmekten yana.Oturma odasındaki dolaplar, kutular uzun zamandır düzen bekliyor.Temizlik takıntılı yanım işe mutfağı temizlemekten başla diyor.Tembel tarafım hiç konuşmuyor.Uzat ayaklarını kitaplarına gömül demiyor.Onu da sırası gelince yapacağımı çok iyi biliyor.
Şu an bu kararsızlıktan bile keyif alıyorum.Ne kadar keyif alırım bilemiyorum.Ama yapacak gerçekten çok şey var.Uzun bir listem var.Ne kadar zamanım var bilmiyorum.
Hepsini sırası ile gün gün yapacağım.
6 Kasım 2009 Cuma
Grey's Anatomy ve hayat üzerine..
Grey' Anatomy en çok sevdiğim dizilerden biridir.İzlerken hayatın içinden çok fazla anlamlı kare bulabiliyorum.Dizide iş,aşk,para,hırs,stres her şey var.Bir ara diziyi üst üste izlemekten keşke doktor olsaydım ameliyatlara girseydim diye hayıflanıyordum.Tabi öyle doktorlar, öyle bir hayat sadece dizi setinde oluyor.Ne kadar hikayeler gündelik hayatın içinden olsa da bir dolu güzel ve yakışıklı doktorun olduğu bir hastaneyi ömrü hayatımda görmedim.
Dizideki karakterleri de ayrı ayrı çok seviyorum.İçlerinden biri var ki dizide kendisine Mcdreamy diyorlar.Gerçekten Mcdreamy olabilecek biri her yönüyle.Bugün izlediğim bölümde Dr.Shepperd nam-ı diğer Mcdreamy çok önemli bir ameliyata giriyor( 6.sezon 7.bölüm).Bu adam sevgilisine bakarken gözlerinde pırıltı ile bakıyor.Gerçekten çok güzel rol yapıyor.Benim için gözlerdeki renkten öte pırıltı önemlidir.Ben de sevgilime öyle aşık oldum.Hiç kimse bana gözlerinde pırıltı ile bakmadı Onu tanıyana dek.Aşık olurken dedim ki kendi kendime Onun gözlerindeki pırıltı,benim ışığım sönene kadar bu aşk ölümsüz.
Ve hastası bu ameliyata girerken Dr. Derek Shepperd'a diyor ki;
-Eğer baktığında çok karışık olduğunu görürsen,kes gitsin.Yapman gerekiyorsa beni felç et.Ben bir savaştan sağ çıktım bunu biliyor muydun?
-Hayır.
-Eskiden oyun parkı olan yerlere toplu mezarlar kazılan bir savaş atlattım.Ailemin ölümünü atlattım,annemin,babamın,kardeşlerimin.Sonra karım ve çocuğum bir göçmen kampında açlıktan öldüklerinde bunu da atlattım.Ülkemden ana dilimin konuşulduğunu duyabilmekten,evim diyebileceğim bir yerin olmasında mahrum kalmayı atlattım.Hepsini atlattım.Bacaklarımı kaybetmeyi de atlatabilirim.
Gerekiyorsa atlatırım.Tamam mı?Ama Derek...
-Efendim
-Her zaman bir yolu vardır.İşler çıkmaza girmiş gibi görünse de her zaman bir yol vardır.İmkansızı başarmak,atlatılmazı atlatmak..
Her zaman bir yolu vardır.Sen ve benim ortak yönümüz bu..
-Dünyanın en başarılı nöroloji cerrahına bir tavsiye verebileceksem o da şudur ;
Bugün korkmak yerine heyecanlanmaya bak.
Sonrasını merak edersiniz izlemek isterseniz izleyin derim.Hatta bundan önceki 5 sezonu da izlemeye çalışın.Hikayeler ve karakterler sizi sarıp sarmalayacak.
***Resimler
Dizideki karakterleri de ayrı ayrı çok seviyorum.İçlerinden biri var ki dizide kendisine Mcdreamy diyorlar.Gerçekten Mcdreamy olabilecek biri her yönüyle.Bugün izlediğim bölümde Dr.Shepperd nam-ı diğer Mcdreamy çok önemli bir ameliyata giriyor( 6.sezon 7.bölüm).Bu adam sevgilisine bakarken gözlerinde pırıltı ile bakıyor.Gerçekten çok güzel rol yapıyor.Benim için gözlerdeki renkten öte pırıltı önemlidir.Ben de sevgilime öyle aşık oldum.Hiç kimse bana gözlerinde pırıltı ile bakmadı Onu tanıyana dek.Aşık olurken dedim ki kendi kendime Onun gözlerindeki pırıltı,benim ışığım sönene kadar bu aşk ölümsüz.
-Eğer baktığında çok karışık olduğunu görürsen,kes gitsin.Yapman gerekiyorsa beni felç et.Ben bir savaştan sağ çıktım bunu biliyor muydun?
-Hayır.
-Eskiden oyun parkı olan yerlere toplu mezarlar kazılan bir savaş atlattım.Ailemin ölümünü atlattım,annemin,babamın,kardeşlerimin.Sonra karım ve çocuğum bir göçmen kampında açlıktan öldüklerinde bunu da atlattım.Ülkemden ana dilimin konuşulduğunu duyabilmekten,evim diyebileceğim bir yerin olmasında mahrum kalmayı atlattım.Hepsini atlattım.Bacaklarımı kaybetmeyi de atlatabilirim.
Gerekiyorsa atlatırım.Tamam mı?Ama Derek...
-Efendim
-Her zaman bir yolu vardır.İşler çıkmaza girmiş gibi görünse de her zaman bir yol vardır.İmkansızı başarmak,atlatılmazı atlatmak..
Her zaman bir yolu vardır.Sen ve benim ortak yönümüz bu..
-Dünyanın en başarılı nöroloji cerrahına bir tavsiye verebileceksem o da şudur ;
Bugün korkmak yerine heyecanlanmaya bak.
Sonrasını merak edersiniz izlemek isterseniz izleyin derim.Hatta bundan önceki 5 sezonu da izlemeye çalışın.Hikayeler ve karakterler sizi sarıp sarmalayacak.
***Resimler
2 Kasım 2009 Pazartesi
Ev Güzelleştirme Projeleri-2
Dün yorucu bir alışveriş gününden sonra mutlu mesut eve döndüm.Çok güzel döşemelik kumaşlar aldım.Umarım koltukta güzel duracak.Koltuk için renk renk yastıklar dikeceğiz ve yastıklar için de kumaşlar aldım.Bütün bunlar mutfak için.Mutfağımız çok geniş.(Oturma odasında amaçsızca duran koltuk üzerine tüm bu planlar.)Kumaşları o kadar çok sevdim ki,heyecan sardı,bir an evvel olsun bitsin istiyorum.Sonucu da merak ediyorum.Güzel olmazsa da en azından denemiş olurum.
31 Ekim 2009 Cumartesi
Tekrarlayan düşünceler..
Soğuk,kış,yağmur,kalorifer,battaniye,sahlep,sıcak,kitap,Fringe,
Grey'Anatomy,kahve,kurabiye,bitki çayı,uyku,uyku,uyku,
cumartesi,pazar,pazar,pazar,hafta sonu,dekorasyon,alınacaklar,yapılacaklar,projeler,projeler,iş,
yorgunluk,
hafta sonu,hafta sonu,sinema,yeni dergiler,yeni kitaplar,dostlarla buluşmalar,aile,hafta sonu,soğuk,kış,yağmur,kışlıklar,şapkalar,şallar,kahverengi çizme,spor,yoga,spor ayakkabı,koşmak,yürümek,yetişmek,
kırgınlık,hastalık,korku,beta-glukan,b vitamini,asprin,uyku,dinlenmek
,hafta sonu,sevgili,sıcaklık,soğukluk,uzaklık,yakınlık,hafta sonu.....
***resim
Grey'Anatomy,kahve,kurabiye,bitki çayı,uyku,uyku,uyku,
cumartesi,pazar,pazar,pazar,hafta sonu,dekorasyon,alınacaklar,yapılacaklar,projeler,projeler,iş,
yorgunluk,
hafta sonu,hafta sonu,sinema,yeni dergiler,yeni kitaplar,dostlarla buluşmalar,aile,hafta sonu,soğuk,kış,yağmur,kışlıklar,şapkalar,şallar,kahverengi çizme,spor,yoga,spor ayakkabı,koşmak,yürümek,yetişmek,
kırgınlık,hastalık,korku,beta-glukan,b vitamini,asprin,uyku,dinlenmek
,hafta sonu,sevgili,sıcaklık,soğukluk,uzaklık,yakınlık,hafta sonu.....
***resim
16 Ekim 2009 Cuma
Bütün gün ağlayan cuma
Cuma neşeli gündür,bir çok kişi için.Hafta sonu kapıya dayanmış,planlar yapılmış.İşte olanlar mesai saatinin bitimini,okulda olanlar ders saati bitimini bekler.
Bugün öyle bir cumaydı ki sanki cuma değil.Sabah bugün güzel haber gelmeli dedim kendi kendime.Bir kaç saat sonra beklediğim haberi aldım.Hava öyle bir kapalı ve yağmurlu ki gri bir gün.İnsan seviniyor aldığı haberlere ama dışarıda da tezat bir hava var.Şu an artık gökyüzü çıldırmış gibi.Yağmur bardaktan boşalırcasına yağıyor.
Yağmurlu da olsa güneşli de ağlasa da gülse de cuma her zaman en güzel gündür benim için.
11 Ekim 2009 Pazar
Bana kimse teknoloji ilerledi demesin
Teknoloji ilerlemişmiş.Pehhh!İnanmam,ya her hafta ütü ile cebelleşiyorum.Ütünün kazanlı,buharlı olanlarından da alsam çözüm olmadı.Ne yapsam olmadı.Zaten iki kişi yaşamıyoruz gibi haftada üçten fazla makina açılıyor.Kirli sepetinin de altında küçük cüceler var sanırım.Ben alıyorum yıkıyorum.Sepet hiç boşalmıyor.Alttan cüceler tıkıyor.
Teknolojiyi ütüye çözüm bulana kadar (evlerdeki ütü sorununun çözümü) gelişmiş varsaymıyorum.
Sahi bir uzay yolunda ışınlanma vardı.Biz daha küçücüktük izlerken.Ümit ettik 2000li yıllarda ışınlanma olur.Işınlanır dururuz.Jetgiller vardı onları da izler aman uçar gideriz ki biz derdik.Onu da bulamadılar.(Fringe de bulmuşlar ama:))Daha kat edecekleri çok yol var.
Ben bu verimli çağımda neler buldum neler kattım ki ne istiyorum değil mi:)
Neyse biraz jetgillere bakıp nostalji yapalım.
Teknolojiyi ütüye çözüm bulana kadar (evlerdeki ütü sorununun çözümü) gelişmiş varsaymıyorum.
Sahi bir uzay yolunda ışınlanma vardı.Biz daha küçücüktük izlerken.Ümit ettik 2000li yıllarda ışınlanma olur.Işınlanır dururuz.Jetgiller vardı onları da izler aman uçar gideriz ki biz derdik.Onu da bulamadılar.(Fringe de bulmuşlar ama:))Daha kat edecekleri çok yol var.
Ben bu verimli çağımda neler buldum neler kattım ki ne istiyorum değil mi:)
Neyse biraz jetgillere bakıp nostalji yapalım.
10 Ekim 2009 Cumartesi
Cumanın ertesi
Bugün de evde tadilat aktivitelerimize devam edecektik.Süper anne 3 gün öncesinden fitili yaktı ve dedi ki "cumartesiye plan yapmayın.Usta ayarladık geleceğiz.Evdeki işleri halledelim."Peki annecik dedik.Cumartesi planlarının hepsine hayır işimiz var dedik.Dün gece bir telefon, süper anne telefonda "ustanın işi çıkmış kızım haftaya kaldı."Sevindiğimi itiraf edeyim kaslarımın ağrısından bu tarz atraksiyonlara katılabilecek halim yoktu açıkçası.
Hava süper ama sevgilim açık hava adamı değil pek.Arada sırada açık hava gezilerini sever.Geçen hafta izlemediğimiz diğer filmlerden birine gidelim dedi.İyi haydi öyle olsun bakalım dedim.Tabi acıkan bünyeler yolda giderken alternatifleri düşündü ne yapsak ne yesek içsek.Hemen dedim ki ne zamandır bizim teyzenin yerine gitmedik.Yeşilköyde Figaro's Restorana gidelim dedim.İçimden bahçesi de var açık havadan da faydalanırız diye de düşündüm.Figaro's hafta sonları kahvaltı için sık sık gittiğimiz bir mekan.Diğer restoranlardan en büyük farkı şifalı otlardan eşsiz lezzetler sunması.Isırgan otlu salata,lorlu radika salatası,otlu menemenler,ev yapımı süper reçeller kahvaltı için süper alternatif sunar.Öyle bildiğiz 75 çeşit kahvaltılara benzemez.Sevgilim reçel sevmez orada kaşık kaşık yer.Biz bugün öğle vakitlerinde çıktığımız için öğle yemeği yedik.Tavada otlu mezgit siparişi verdik.Tek kelimeyle enfesti.Salatalar da süperdi.Kullanılan her malzeme özenle seçilmiş.Sahibesi çoğu seferinde der salatalara türlü türlü otlar koyuyorum.Siz her geldiğinizde sizi tedavi ediyorum der.Haklı da orada yediğim hiçbir şeyden rahatsızlık duymadım.Sabah kahvaltı yapın bütün gün acıkmazsınız.Çok yemenizden değil güzel güzel sağlıklı yemenizden.Makinam yanımda değildi fotoğraf çekemedim.Ama bir dahaki sefere aklımda olsun size enfes yemeklerin fotosunu çekeyim.İmkanı olanlar mutlaka gitsin denesin.Eğer sağlıklı yaşamı seviyorsanız sebzeler otlar ilginizi çekiyorsa gitmemezlik yapmayın.
Yemeklerimizi yerken güneşten de faydalandık.Bahçesinde temiz havamızı da aldık.Sonra sinema yolunu tuttuk.
Bilet alırken bir kararsızlık yaşamadık değil.Zaman Yolcusunun Karısı adlı kitabın filmi gösterimde.Kitabı okuyorum ya heyacanla hadi bu filmi izleyelim dedim.Kadın Aklı Erkek Aklı adıyla dilimize çevrilen orjinal ismi The Ugly Truth adlı filme gidelim dedi sevgili.Geçen haftada yazmıştım.Bu film romantik komedi ise komedi kısmı seks dialoglarına ,romantik kısmı ise kadın erkek ilişkilerinin durumsal vaziyetlerine dayanıyor.Filme sevgilimle geçen haftaki Suretlere göre +2 fazla puan verdik.Evde seyredilecek film katagorisine atabilirim.Romantik film tadında kış günleri için ideal.Kış günleri dedim.Biz soğuk günlere geldiğimizde DVD si çıkmış olacak.Yanına bir de şarap sakin sakin biraz güler biraz romantik takılalım derseniz seçenek oluşturabilir.
Film öncesi biraz alışveriş yaptım.Aslında birazdan fazla diyebilirim.Sezonun modası kareli gömlek aklımdaydı renkler tam sevdiğim renkler.Ve yine çok sevdiğim mürdüm eriği rengi bir trençkot.İhtiyacım olan bir çanta.Çanta ihtiyacım her ay bir adet alsam da bitmiyor anlamadım.Anlamayacağım.Gerçi ne zamandır çanta alımlarımı durdurmuştum.Kelebekli bir yüzük ve melek kanatlı küpeler de ayrı güzeldi dayanamadım aldım.Kıyafetlerin fotoğraflarını çekmedim.Belki bir gün üstümdeyken fotolarım, belki de hiçbir zaman.Ama takıları görüntelemek istedim çünkü gerçekten çok severek aldım.
Artık sevgilim alıştı.Mağazada bu nasıl ,bu yakışır mı sorularıma usanmadan cevap verdiği için ona kocaman bir öpücük verdim.Üstelik hepsi de onun hediyesi.Kabinlerde deneme işlerim bitti.Aldık çıktık merdiven çıkarken kas ağrımdan dolayı ağrılar çeken oflayan puflayan ben bak nasıl kabinlere girip elbise üstüne elbise denedim dedim.Hopladım zıpladım dedim.Güldü geçti.Onun diyeceğini ben dedim.
Şimdi cumanın ertesi ,tüm gün gezdin tozdun.Gerçeklerin zamanıdır der bana.İster çirkin ister güzel olsun yapılacak onca gerçek beni bekler.
Ev işlerini yarına erteleyip iş için hazırlamam gereken dosyaların başına dönmeliyim.Zira aylaklık ederken ya da başka bir işle meşgulken sınavına çalışmayan çocuk psikolojisi yaşamak istemiyorum.O yüzden önce iş.Yoksa sınav stresi gibi dosyaları düşünüp stres yaparım yerli yersiz.
9 Ekim 2009 Cuma
Laktik asidim birikti
Kafam çok dağınık olunca dedim ki harekete geçme vaktidir.Hadi hazırlan sabahtan,akşamları spor salonuna ARTIK gidiyorsun.Şimdi uzaklarda çok sevdiğim bir kuş var.Ona haftalar önce söylemiştim de başlayamamıştım.Neyse bu hafta içi başladım.İş çıkışı elimde kocaman spor çantam spor salonunu yolunu tuttum.
Bu arada yogaya başladım.Dersin sonunda 10-15 dakika bir rahatlama seansı oluyor ki,transa geçiyoruz resmen.Ama dün gymstick denilen aa bu da nedir kolay ki bu dedirten ama yanıltan egzersizi yaptım.Kaslarım bağırıyor.Sürekli spor yapmayan bünyenin kaslarında laktik asit birikti.Kasılmalar esnasında yeterli oksijen sağlanamadığından kaslar bir çeşit oksijensiz solunum yapıyor.Glukoz enzimler aracılığıyla laktik aside çevriliyor.Dolayısıyla kaslarda laktik asit birikiyor.
Oturamıyorum,kalkamıyorum merdivenleri zor çıkıyorum.İnatla kas gevşetici içmiyorum.Sadece asprin içtim.Hafta sonu geçsin pazartesi tekrar spor salonunun yolunu tutacağım.
Bu arada yogaya başladım.Dersin sonunda 10-15 dakika bir rahatlama seansı oluyor ki,transa geçiyoruz resmen.Ama dün gymstick denilen aa bu da nedir kolay ki bu dedirten ama yanıltan egzersizi yaptım.Kaslarım bağırıyor.Sürekli spor yapmayan bünyenin kaslarında laktik asit birikti.Kasılmalar esnasında yeterli oksijen sağlanamadığından kaslar bir çeşit oksijensiz solunum yapıyor.Glukoz enzimler aracılığıyla laktik aside çevriliyor.Dolayısıyla kaslarda laktik asit birikiyor.
Oturamıyorum,kalkamıyorum merdivenleri zor çıkıyorum.İnatla kas gevşetici içmiyorum.Sadece asprin içtim.Hafta sonu geçsin pazartesi tekrar spor salonunun yolunu tutacağım.
7 Ekim 2009 Çarşamba
Bugün ufakta olsa birilerini mutlu etmek ister misiniz?
Geçen gün sinemada reklam filmini izlerken ağladım,reklam amacına ulaşmış,anlatmak istenileni çokta güzel anlatmıştı.İçim sızladı,az önce haber okuduğum bir sitede tekrar reklamını gördüm.
İnanın 2 saniyemi almadı.Ufacık bir dokunuş,ufacık bir katkı,artık birilerine ulaşmakta zor değil.Tek bir tık yeter.
4 Ekim 2009 Pazar
Hafta sonu,hafta sonu,onun da gelmiş sonu
Dün süper anne ve süper baba evime geldi sihirli değnekleri ile dokundular minik kızlarını sevindirip gittiler:)Nasıl mı?Anlatayım hemen.Eve taşınalı aylar oldu.Ama bir türlü kileri toparlama işine sıra gelemedi.En sonunda annem,babam iyice kış olmadan sizin evin yapılacaklarını yapalım artık demesiyle işe koyulduk.Ben ruh halimden dolayı itiraz eder gibi oldum ama kabul edilmedi.İyiki de üstüne gittiler.Koçtaştan alışveriş yapıldı.Eve gelindi.Babacım rafları yaptı,damat bey de yardım etti:)Annem ben zevkle yerleştirdik.Annem 50 yıllık kadın gibisin dedi bu arada sık sık bana.Neden acaba?Ayakkabı sayımız eleştirildi;))Neticede süper oldu.Herşey derlendi,toplandı.Yorulduk ama deydi gerçekten.Bu arada babam duvara asılmayı bekleyen çok şeyi de halletti.
Bize kalsa oooo,daha çok beklerdi.Nasıl sevindim anlatamam.
Sinema bunalımımızı güzel bir yemek yiyerek unuttuk.Şimdi pazar gecesi bunalımındayız.
25 Eylül 2009 Cuma
Kısacık haftanın bitimi ve cumaaaa:)
Bayram haftasıyla kısalan iş haftası bitti.Bugün cuma:))Haftanın en sevdiğim günü ve en sevdiğim saatleri.Cuma günü işten eve gelip ohh deyip yayılma,daha hafta sonunun bitmesine 2 gün var deme günü.Evde o en sevdiğin koltuğa gömülüp film seyretme günü.Ya da dostlarla iş çıkışı buluşup yemek yiyip,sohbet etme günü.Cuma trafiğiyle boğuşup bir yerlere yetişme günü de olabilir.Geç saatlerde eğlenceye koşma günü de olabilir.Nasıl olsa yarın cumartesidir.
Herkese iyi hafta sonları!!
Herkese iyi hafta sonları!!
23 Eylül 2009 Çarşamba
İtiraf ediyorum
Eskiden çok düzen takıntısı olan bir insandım.Evet itiraf ediyorum.Artık değilim.Üniversite yıllarımda bile evimi temizlemeden,toplamadan ders çalışmaya başlayamazdım.Dolaplar düzgün olmalı,masada,sehpada alakasız dağınıklık olmamalı.Hatta bazen bulunduğum diğer ortamlarda bile bir şeyler toplamaya çalışırdım.
Evlendim.İlk zamanlar hem çalışmak hem de evli bir kadın olmak zor geldi.Evet bunu da itiraf ediyorum.Üstelik bazı hafta sonlarımda da çalışıyordum o yıllarda.Hafta sonları temizlik mi,alışveriş mi,arkadaşlarla görüşmek mi,aileyle zaman geçirmek mi,yoksa sevgili eşinle başbaşa takılmak mı gibi konularda bocaladım.Amannn evlilik bu muymuş.Ben ne rahatmışım dedim.Evet kesinlikle dedim.Aynen böyle dedim.Sonrasında baktım ben süper bir kadın olamam.Ne yaparsam kendime yapacağım.Boşver sen iyisi mi kendini değiştirmeye çalış dedim.Nasıl zor oldu ilk zamanlar.Sevgilim eve gelirdi.Salona girer ceketi ayrı sandalyeye asar.Kravatlar ayrı yerlerden çıkar.Üstelik başka 3 oda daha olmasına karşın nedense bu kıyafet sergisi için salon tercih edilirdi.Topla,topla,söylen,söylen bitmezdi.Sanki evde 2 kişi değil 5 kişi yaşıyoruz gibi bir dağınıklık.Bir süre inat ettim.Kaldırmadım.Ama bana nasıl battı,nasıl sinirim bozuldu.Tabi sadece kıyafet sergisi değildi dağınıklık:))Dosyalar,kalemler,telefonlar bir yerde aklınıza ne gelirse artık bir de siz ekleyin.Masanın üzeri çıpıt çarşısı gibi.Sonra sevgilim nasıl olduysa sergisini kapamaya karar verdi:))Pantolan yerini buldu(Kravatlar hala arıyor bu arada.Kimi zaman arabadan kimi zaman dolapların bir köşesinden çıkıyor.)Neyse ben de sabırlı oldum.Aşmaya çalışırken çok zorlandım.Ama bel fıtığı olduktan sonra özellikle sadece kendime zarar verdiğimi anladım.Hoş bel fııtığı olmamda temizlik yapmam arasında çok fazla ilişki yok onu da başka zaman yazarım belki;))
Kendime dedimki senin zamanından gidiyor,kendine ediyorsun.Biraz dur.Karınca gibi didinip durma.Azıcık soluklan.Zor oldu hem de çok zor.
Ama artık öyle değilim.Yoruluyorum,işten,güçten,insanlardan.Eve geldiğinizde dışarıdaki sıfatlarınız kapının ardında kalıyor.İkinci mesleğiniz ev kadınlığınız harekete geçiyor.Üstelik sevgilim dağınık olsa da bana yardımcı olan bir eş.Mutlaka bir şeylerin ucundan tutar.Tabi çoğu zaman benim zorumla olsa da:))
Az önce dolabımı toplarken aklıma geldi bunlar.Eskiden mağaza dizaynını kullanırdım dolaplarım için.Kitap gibiydi herşey.Ama artık o kadar değil.Sehpamda dergiler,kitaplar yayılmış durumda ki bunların çoğu bana ait.Yanımda bir meyve kasesi duruyor yarım saattir her ne kadar bana batsada,duruyor işte.
Çünkü zaman kıymetli.Daha okunacak çok kitap var,Seyredilecek çok şey var.Öğrenilecek,araştırılacak çok şey var.Bazen bir anda hepsini okumak istiyorum.Tüm kitapları okuyayım,tüm filmleri seyredeyim.Ama zaman yok...
O yüzden itiraf ediyorum eskisi gibi takmıyorum düzene.Asla büyük dağınıklıklara gelemem hala.Ama kendimi de masadaki bilgisayar için üzemem :))
Evlendim.İlk zamanlar hem çalışmak hem de evli bir kadın olmak zor geldi.Evet bunu da itiraf ediyorum.Üstelik bazı hafta sonlarımda da çalışıyordum o yıllarda.Hafta sonları temizlik mi,alışveriş mi,arkadaşlarla görüşmek mi,aileyle zaman geçirmek mi,yoksa sevgili eşinle başbaşa takılmak mı gibi konularda bocaladım.Amannn evlilik bu muymuş.Ben ne rahatmışım dedim.Evet kesinlikle dedim.Aynen böyle dedim.Sonrasında baktım ben süper bir kadın olamam.Ne yaparsam kendime yapacağım.Boşver sen iyisi mi kendini değiştirmeye çalış dedim.Nasıl zor oldu ilk zamanlar.Sevgilim eve gelirdi.Salona girer ceketi ayrı sandalyeye asar.Kravatlar ayrı yerlerden çıkar.Üstelik başka 3 oda daha olmasına karşın nedense bu kıyafet sergisi için salon tercih edilirdi.Topla,topla,söylen,söylen bitmezdi.Sanki evde 2 kişi değil 5 kişi yaşıyoruz gibi bir dağınıklık.Bir süre inat ettim.Kaldırmadım.Ama bana nasıl battı,nasıl sinirim bozuldu.Tabi sadece kıyafet sergisi değildi dağınıklık:))Dosyalar,kalemler,telefonlar bir yerde aklınıza ne gelirse artık bir de siz ekleyin.Masanın üzeri çıpıt çarşısı gibi.Sonra sevgilim nasıl olduysa sergisini kapamaya karar verdi:))Pantolan yerini buldu(Kravatlar hala arıyor bu arada.Kimi zaman arabadan kimi zaman dolapların bir köşesinden çıkıyor.)Neyse ben de sabırlı oldum.Aşmaya çalışırken çok zorlandım.Ama bel fıtığı olduktan sonra özellikle sadece kendime zarar verdiğimi anladım.Hoş bel fııtığı olmamda temizlik yapmam arasında çok fazla ilişki yok onu da başka zaman yazarım belki;))
Kendime dedimki senin zamanından gidiyor,kendine ediyorsun.Biraz dur.Karınca gibi didinip durma.Azıcık soluklan.Zor oldu hem de çok zor.
Ama artık öyle değilim.Yoruluyorum,işten,güçten,insanlardan.Eve geldiğinizde dışarıdaki sıfatlarınız kapının ardında kalıyor.İkinci mesleğiniz ev kadınlığınız harekete geçiyor.Üstelik sevgilim dağınık olsa da bana yardımcı olan bir eş.Mutlaka bir şeylerin ucundan tutar.Tabi çoğu zaman benim zorumla olsa da:))
Az önce dolabımı toplarken aklıma geldi bunlar.Eskiden mağaza dizaynını kullanırdım dolaplarım için.Kitap gibiydi herşey.Ama artık o kadar değil.Sehpamda dergiler,kitaplar yayılmış durumda ki bunların çoğu bana ait.Yanımda bir meyve kasesi duruyor yarım saattir her ne kadar bana batsada,duruyor işte.
Çünkü zaman kıymetli.Daha okunacak çok kitap var,Seyredilecek çok şey var.Öğrenilecek,araştırılacak çok şey var.Bazen bir anda hepsini okumak istiyorum.Tüm kitapları okuyayım,tüm filmleri seyredeyim.Ama zaman yok...
O yüzden itiraf ediyorum eskisi gibi takmıyorum düzene.Asla büyük dağınıklıklara gelemem hala.Ama kendimi de masadaki bilgisayar için üzemem :))
20 Eylül 2009 Pazar
İyi Bayramlarrr!
Herkese mutlu bayramlar!
Uzaklarda olup özlem çekenler,gün gelip kavuşacakları günün yakın olduğunu bir an kalplerinden hissederek,sevdiklerinin özlemini bir anda olsa dindirebilirler umarım.
Hastaları olan ya da hasta olanlar dertlerine derman bulup,kısa zamanda şifaya kavuşurlar umarım.
Kapılarının çalmasını bekleyenler umarım bekledikleri kişilere kavuşur bu bayram.
Uzun zamandır görüşmeyen ya da dargın olanlar bu bayram barışırlar umarım.
Büyüklerin kapıları sık sık çalınıp,küçüklerin de cepleri bol bol para görür umarım.
Sevdiklerinizle birlikte ağzınızda şeker tadıyla,tatlı tatlı sohbetler edip.bayram sofralarında neşe ile yemekler yersiniz umarım.
Herkese güzel,huzurlu ve sıhhat dolu bir bayram dilerim.
Küçüklerin gözlerinden,büyüklerin ellerinden öperim:)
İyi Bayramlar!
16 Eylül 2009 Çarşamba
Blogspotkayıp.com
Herkes şikayetçi,günlerdir kendi hesabımıza bile bakamıyoruz.Sadece bir kumanda paneli.Tıkladın mı bir şey yok.
Bak bu akşam ben de öyleyim bir sessizlik hakim bende de.İçten içe sustum.Yoksa çok mu yorgunum.Umursamıyorum.Duygu haritamı çıkarsalar görecekleri uçuk bir mavi olurdu.(Okuyanlar bilir Empati adlı kitapta duygular renklerle ve kokularla tanımlanıyor)
Böylesi daha iyi aslında,duymamak,düşünmemek,susmayan beyin yormuştu beni..
Bak bu akşam ben de öyleyim bir sessizlik hakim bende de.İçten içe sustum.Yoksa çok mu yorgunum.Umursamıyorum.Duygu haritamı çıkarsalar görecekleri uçuk bir mavi olurdu.(Okuyanlar bilir Empati adlı kitapta duygular renklerle ve kokularla tanımlanıyor)
Böylesi daha iyi aslında,duymamak,düşünmemek,susmayan beyin yormuştu beni..
13 Eylül 2009 Pazar
Hayat var
Gidişler var,dönüşler var...
Acı var,tatlı var...
Gözyaşı var,kahkaha var..
Ama asıl nerede sağlık var,asıl orada hayat var...
2 Eylül 2009 Çarşamba
Şoktayım!!!
Nasıl bir şoka girdim anlatamam.Kendi kendimi şoka soktum diyebilirim.Uzun zamandır birlikteydik.Bir takım planlarım vardı.Aslında sadece biraz itina göstermekti niyetim.
Amaaaaaaa......
Yok gitti...
Hayatımda bu kadar uzadığı bir dönemi hatırlamıyordum.Ama sağlıksızlaşmıştı.Bakım yapamamıştım son günlerde.Çok iyi de görünmüyordu.Uçlarından kestirmekti niyetim.Sevgili kuaförüm eline makası aldı ve kısacık kesti.Ben de böyle sustum,her zaman çok konuşan ben,kabullendim.Hani kuaförümde yıllardır gittiğim arkadaşım gibi biri olunca durum daha mı farklı oluyor bilemiyorum.Neyse ben şimdi sürekli aynalara bakıyorum.Alışmaya çalışıyorum.
Aslında bir anda saçlarımı kestirmek çoğu zaman yaptığım bir eylemdir.Değişiklikleri severim.Kökü bende nasılsa der geçerim.En azından ne kırık kaldı,ne de sağlıksız saç uçları.
Bir de çok değişik bir imaj var şu an elimde:)
Bir adet minik serçe az sonra size şarkı söyleyecek :)
Amaaaaaaa......
Yok gitti...
Hayatımda bu kadar uzadığı bir dönemi hatırlamıyordum.Ama sağlıksızlaşmıştı.Bakım yapamamıştım son günlerde.Çok iyi de görünmüyordu.Uçlarından kestirmekti niyetim.Sevgili kuaförüm eline makası aldı ve kısacık kesti.Ben de böyle sustum,her zaman çok konuşan ben,kabullendim.Hani kuaförümde yıllardır gittiğim arkadaşım gibi biri olunca durum daha mı farklı oluyor bilemiyorum.Neyse ben şimdi sürekli aynalara bakıyorum.Alışmaya çalışıyorum.
Aslında bir anda saçlarımı kestirmek çoğu zaman yaptığım bir eylemdir.Değişiklikleri severim.Kökü bende nasılsa der geçerim.En azından ne kırık kaldı,ne de sağlıksız saç uçları.
Bir de çok değişik bir imaj var şu an elimde:)
Bir adet minik serçe az sonra size şarkı söyleyecek :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)















