4 Kasım 2010 Perşembe

Demirle 23.gün

Tabi zaman geçtikçe başlayacaktı sıkıntılarımız.Hazırlıklıydık artık ne kadar hazırlıklı olacaksak.Ben spastik kolon sendromu yaşayan biriyim.Yani gaz problemim sindirim problemim her daim var.Yarın bir gün çocuğum olursa gazlı olma ihtimali çok var derdim.Evet gaz problemi yaşıyoruz.Acı ağlamalarımız başladı.Hala çok şükür yine de iyi diyebiliyorum.Yediklerime dikkat ediyorum.Mandalinaya,portakala hasret kaldım diyebilirim.Gaz ilacını verince rahatlıyor Demir.
Kucağa da alıştı kendisi.Otururken ağlayan minik oğlum ayağa kalkınca susuyor.Şimdiden başladık.Evde hala yanımızda birileri var ve yakında gidecekler.Yalnız kalınca ne yapacağız bilemiyorum.Dün gece artık sırtım kasıldı o ağladıkça dayanmıyorum kucağımda sallıyorum.Yok uykuya da dalamıyor.Uyku vaktıi geçsin tamam bittik.
Bundan bir kaç gün önce düzenli şekilde uykumuz,beslenmemiz devam ediyordu.Şimdi saatte bir emzirme durumunda bile kalıyorum.
O kadar ufak ve çaresizki insan dayanamıyor,ağladıkça.İçim çekiliyor resmen.Duygusallık durumumda had safhada.Sevgilim dün gece Demirle konuşurken annen duygusal çatlaklıklar yaşıyor oğlum deyince durumumun  vehametini anladım.
Şimdi yine uykuda güzel bebeğim.Artık gün be gün değişiyor.Konuşmalarımıza daha fazla tepki veriyor.Hele benim sesimi duyunca nasıl dinliyor.Kucağımda konuşurken onunla kafasını çevirip nasıl dinliyor.Sanki her şeyi anlıyor gibi bakıyor.Ben anladığını da düşünüyorum.
Aylar sonra kuaföre gitme kararı aldım.Hazır Demirle ilgilenecek birileri varken.Kendi kuaförüme gidemeyeceğim araba mesafesinde diye.Eve yürüme mesafesinde olan bir kuaföre gideceğim.İlk defa gideceğim artık iyi kötü deneme durumu olacak.Hani beğenirsem en azından bundan sonra giderim gerekince diyorum.Artık gidip geleyim yazarım fırsat bulursam.

31 Ekim 2010 Pazar

Demirle 19.gün

Hayatının tamamen değişmesini isteyenlere anne olun diyebilirim.Tecrübeli anneler durrr daha ne gördün ki diyebilir.Haklılar.Evet daha görecek günler var hayırlısı ile.Ama hayatımız şimdiden değişti.

İlk başta içimde yeni bir aşk yeşerdi.Öyle bir aşk ki günden güne büyüyen.Karşılık beklemeden dedikleri bu olsa gerek.Sonra gündelik hayat tamamen değişti.Bırakın uykusuz geceleri bu kadar gün evde oturduğumu hiç bilmem.Güneş var hafta sonu ve evdeyim.Oğlum biraz daha büyüsün,beraber gezeriz diyorum.Sadece dışarı çıkmak mı?Tabi ki hayır.Öyle istediğini yap durumları yok artık.Bir de emeklemeye başladığında gör sen dediğinizi duyar gibiyim.

Her şeyi ne zaman unutuyorsunuz biliyor musunuz??Suratına bakınca hepsi siliniyor ve Onunla gelen yeni hayata kocaman bir kucak açıyorsunuz.

Yağmur yağsa da gelecek günleri düşünüp içiniz ısınıyor.Umut doluyor içiniz Onunla.

Yepyeni güzel hayat oğlumuzla birlikte...

27 Ekim 2010 Çarşamba

Demirle 15.gün

Pazartesi öğleden sonra tekrar doktor yollarına düştük.Doktor eğer göbekten kan gelirse getirin dedi.Çok az kan gelse de ben panik oldum.K vitamini eksikliğinden kaynaklanabiliyormuş.K vitamini iğnesi vuruldu.Hala da kan var göbeğinde.Normal mi bilmiyorum.2-3 gün içinde geçmesi gerek dedi doktor.Umarım geçer.Aşırı bir kan değil ama kurumuş şekilde duruyor.Temizliyoruz,tekrar kurumuş oluyor.

Ve 14.gününü tamamlarken minik oğlum dün gece gaz problemi yaşadı.Kaç gündür yediğime içtiğime dikkat etsem de karnıbahar yemeği yedim akşam.Veeee sonuç hem ben gaz problemi yaşadım hem de Demir.Tabi ben de olunca doğal olarak Demirde de oldu..Yat,uyu,uyan gecelerine yat,uyan,uyuma gecesini de eklemiş olduk.Bebek bu tabi gaz problemi de yaşayacak.Doktorumuz cuma günü gaz ilacı vermişti.Problem olursa verebilirsiniz demişti.Biz de verince rahatladı bebeğim.

Yediklerime dikkat ediyorum.Bir de yemeklerime kimyon döküyorum.Gaz oluşumunu engelleyip,sütü de fazlalaştırıyormuş.

Şimdi ben uykulu gözlerle dolaşıyorum.Böyle daha çok günler yaşayacaksın dediğinizi duyar gibiyim.Kahve falan da içmiyorum ki gaz problemi yaşamayalım.Yarı uykulu,yarı uyanık devam ediyorum.Hani o öyle içli içli ağlamasın da ben uykusuz kalmaya razıyım.

25 Ekim 2010 Pazartesi

Tracy Hogg -Bebek Bakımı Sorunlarına Mucizevi Çözümler


Bu kitabı hamileyken okumayı isterdim.Büyük,kalın bir kitap,dün akşam dayımızdan istemiştik,getirdi ve ben hemen okumaya başladım.
Bebeklerin belli bir rutinde gündelik yaşantısını sürdürürse uykusunun,beslenmesinin,davranışlarının anne babaları rahatlatacak seviyelere geleceğini anlatıyor.
Ben de saatlerle takip etmeye çalışıyordum uykusunu,emzirmeyi,uyanmasını.
Şimdi daha da düzenli takip etmeye çalışacağım.

Kitap anlatım olarak da sıkmadan,akıcı ilerliyor.Bakalım ilerledikçe nasıl olacak.

Bebekler de robot değil tabi,bizim istediğimiz gibi hep hareket etsin.Yaşayarak öğreneceğiz.

23 Ekim 2010 Cumartesi

Demirle 11.gün-Damla Teyzemize mutluluklar

Dün Demirin topuk kanı alındı.Dayanamadım,babası tutarken ben uzaklaştım o bölgeden.Önceden sorsalar tutarım derdim,soğuk kanlıyım ya.Yok nerede benim soğuk kanlı hallerim?Damarlarımda dolaşan Rus kanının da artık baskınlığı yok.Eskiden bir kaza,her hangi bir olay olsa,herkesten soğuk kanlı ben olurdum.Elim ayağıma dolaşmaz,sakin sakin olması gerekeni yapardım.İşler değişiyormuş a dostlar.Öyle olmuyormuş evladına gelince.Doktor kontrolünde de maşallahı vardı Demirin.Doktor da sağlıklı buldu oğlumuzu.(Maşallah)

Bu sabah da uyuyamadı Demir bir türlü uykuya dalamadı,sabah kaçlardan beri ağladı,mıkırdandı,en sonunda yeni uyudu.Daha böyle kaç gece olacak dediğinizi duyar gibiyim.

Bugün büyük gün.Damla teyzemizi öpüyoruz mis kokulu,kokulu.Biraz daha büyüyelim artık o zaman görürüz onu diyebiliyoruz şu an.Merak içindeyim tabi.İyi şanslar canım benim.

Mutluluklar sizinle olsun.Siz birbirinize çok yakışan bir çiftsiniz.

21 Ekim 2010 Perşembe

Demirle 9.gün

Dün gece göbeğimiz düştü.Nihayet rahatladık.Göbeğini evde saklamayı düşünüyorum.Kimi inanışa göre bazı yerlere gömerler ya,ben eve bağlı olsun diye evde saklayacağım.Annem bizimkileri hala evde saklıyor.Eve bağlı olsunlar demiş.Aynı şekilde ben de öyle diyorum.


Bunlar da öyle bir inanış işte.Her şeyi boş verin de en güzeli kucağınıza alıp mis kokusunu içinize çekince sarılır gibi kollarını iki omzunuza bırakınca dünya duruyor ya ben başka bir şey demek istemiyorum...

20 Ekim 2010 Çarşamba

Demirle 8.gün

Hani hep diyordum ya ben çok sakinim diye.
Ne oldu benim sakin halime?Annelik moduna girdim gireli bir panik,aman bir şey mi oldu,aman yanlış bir şey mi yapıyorum modundayım.
Geçen gece babası ile altını temizliyoruz bizim miniğin ben panik halinde koşturuyorum.Sevgili  ne oldu sana iyice acemi davranıyorsun dedi bana.Acemiyiz zaten gerçek bu tabi.Islak  pamukla altını temizlerken oğluşumun üstünü de ıslattım,üstünü değiştirdik.Sahi ne oldu benim sakin halime?
Bu sabahta emzirme,uyutma,altını kontrol etme aralarında manyaklaşmış durumdaydım.Erkek bebeklerin altını temizlerken fıskıye durumlarına dikkat etmek gerekmiş demek ki.Yine  ıslattım oğlumun üstünü.Beceriksiz anne miyim moduna girdim bu seferde.
Dün emzirirken de burnundan süt gelince panik oldum.Yanımızda da kalan insanlar var Allahtan.Babaanne ve halası burada oğlumun.Tabi herşeyle onlar ilgilenince ben yalnız kaldığımda hala bir acemilik halindeyim.

Geçer değil mi bu hallerim?

Bu arada siz siz olun yeni doğum yapmış kadına saçlarına da bir şekil ver,kuaföre git hayatım demeyin.Sevgili bu yorumu yaparken gecenin bir vaktiydi ve saçlarım tepemde dikilmişti.

Tüm bunların dışında küçük meleğimin yüzüne bakıca herşey silinip gidiyor.Hele de emzirirken gülmesi,onu izlemek sırt ağrılarımı geçiriyor.
Doğru emzime şeklini bulana kadar epey uğraşacağım.Bel problemim de olduğu için iyice zorlanıyorum.Neyse zamanla geçecek bunlar.Daha ameliyat ağrılarım geçmedi.

Demir uyanmak üzere,oğluma bakmam gerek...

19 Ekim 2010 Salı

Demir 1 haftalık

Günleri sayarken bir anda 1 haftalık oldu Demir bebek.

Geçen hafta bugün hastanede ayılmaya çalışıyordum.Sabah 9 gibi hastanedeydik.Anneannesi,babaannesi,halası ve babası ile hastaneye adımımız attık ki küçük teyzem bizden önce gelmiş bizi bekliyordu.Giriş işlemlerinden sonra odaya alındık.Hazırlıklar başladı.Heyecan saat yaklaştıkça arttı.Doktorumuz trafiğe takıldı.Doktor da gelince heyecan iyice arttı.Doktorumuzun gözünden da kaçmadı.Seni fazla heyecanlı gördüm dedi bana.Sonra geldiler aldılar beni.Babası arkadaşları ile dışarıda görüşürken benim çıktığımı görmedi.O arada ben de seslendim falan epey şenlikli bir çıkış oldu.O arada büyük teyzem,eniştem,kuzenim koridorda beni karşıladı.Öylece doğumhane yolunu aldık.Sonrası zaten bilenler bilir.İnanılmaz soğuk,anestezi uzmanı sakin sakin beni en huzurlu yerime gönderdi.Uyandığımda soğuk ve acıyı hissediyordum.

Odaya geldiğim anları tam hatırlayamasamda oğlumu aldığımda tüm acılar her şey silindi.Şaşkınlık içinde oğlumu kucağıma aldım.Çok çok farklı bir duygu tarifi olmayacak kadar.

Ziyaretçilerimiz gelip gittikçe,konuştukça daha çok ayılmış oldum.

Gelenler,arayanlar bizi çok çok memnun etti.Herkese tekrar tekrar teşekkür ederim.

Eve gelince ilk akşamlar çok zorlandık.Emzikle kandırmaya çalışıyoruz akşamları.Ama uyu,uyan,yat,kalk adapte olmaya çalışıyoruz.Gündüzleri uykudayız çoğunlukla.Tabi bu değişecektir tahmin ediyorum ilerleyen günlerde.

Şimdilik bu kadar,uyanmaya başladı benim minik kelebeğim,uğur böceğim..

18 Ekim 2010 Pazartesi

Demirle 6.gün


Yazacak,söyleyecek çok şey var.Fakat zaman kısıtlı.Yanımızda olan arayan,soran,ziyaret eden herkese çok çok teşekkür ederiz.O kadar memnun olduk ki..

Biz çok şükür iyiyiz.
Yeni dünyamızda,yeni hayatımızla,sizlere kucak dolusu sevgiler gönderiyoruz.
Demiştim ya benim öykümün değiştiği yerde oğlumun öyküsü başlayacak diye..
Yeni öykülerde görüşmek üzere...


11 Ekim 2010 Pazartesi

1 gün kala


Aylar var derken,haftalar var derken,günler var derken saya saya günleri bitirdik.

Hala yarın olacağına inanamıyorum.Yarın sabah 11 de doğuma gireceğim.

Bizimle birlikte günleri sayan,heyecanlanan,sevincimize ortak olan ayrıca ortak olacaklara binlerce teşekkür ediyoruz oğlumla beraber.

Dualarınızı bizden eksik etmeyin...





10 Ekim 2010 Pazar

2 gün kala


Sabah elimi karnıma koyduğumda minik yürek atışlarını dinledim minik oğlum.Yüreğim sanki avuçlarımda gibi.

Her annenin avuçlarında gibi değil midir yavrusunun minik yüreği.Onu bir ömür boyu kendi avuçlarında taşımak ister.Tüm kötülüklerden,tüm yanlışlardan,tüm ayrılıklardan,tüm kırgınlıklardan korumak ister.Ama o yürek hep kendi yolunda uçmak ister.Anne ise hep korumak istediği yürekle kilometrelerce uzakta olsa bile birlikte atar.Hayat anneye imkan sunmaz ki o yürek hep avuçlarında olsun.Dualarıyla yavrusuna uzanmak ister böyle zamanlarda da.

Biraz uzaklara mı gittik bebeğim bugün.Daha o günlere çok var der gibisin kıpırtılarınla.Ama zaman öyle çabuk geçiyor ki bebeğim aynaya baktığımda son günlerim olmasına rağmen hamile olmama bile inanamıyorum çoğu zaman.Ne zaman büyüdüm ne zaman evlendim ne zaman çocuğum olacak diyorum.

Çünkü yürek yaşlanmıyor oğlum.Hani ben hala 20 li yaşlarımın başlarında hatta 18 imde gibi hissediyorum bazen.

Hatalar yapar mıyım?Senin yüreğini kırar mıyım diye endişeleniyorum bazen.Doğru bir insan olman için elimden geleni yapacağım.

Canım oğlum bir yandan da hissediyorum her şey güzel olacak!Güzel,yorucu,eğlenceli bir yolculuğumuz olacak seninle!


Annen hiç uçurtma uçuramadı mink oğlum.Hep yapılacaklar listemde yer aldı yıllardır.Şimdi seninle yapılacaklar listeme aldım.Günün birinde minik ellerini avucuma alıp,koşarak birlikte uçurtma uçuracağız inşallah.Diyorum ya eğlenecek çok şeyimiz olacak...

9 Ekim 2010 Cumartesi

3 gün kala

3 gün kaldı derken bile inanmıyorum şu an.
3 gündür de 15 dakikada bir uyanıp saate bakıyorum.
Gününü bilmek bu yüzden daha fena heyecana yol açıyormuş.

Ameliyat konusunda heyecanım yok canım oğlum.Annen ameliyat konusunda tecrübeli.Ama heyecan ameliyathaneye girip 2 kişi çıkma durumunda.
Annelik heyecanı,anne olma durumu.Herkesi dinlerken,okurken acaba abartı mı dedirten durumun hamilelik sürecinde gerçek olduğunu anlamaya başladım.Bir de kucağına aldığında göreceksin diyorlar ya ben o kısmı merakla bekliyorum.Hayırlısı ile kucağıma almak için dualar ediyorum.
Söyleyecek çok sözüm var sana oğlum,zamana bıraktım bazılarını da.

Hamile olma durumunu da özleyeceğim belki.Çünkü herkes tarafından bir öncelik veriliyor her konuda hamile kişisine.Tabi ilk aylarımı saymıyorum çok zordu.

Ama annelik..

5 Ekim 2010 Salı

7 gün kala


Rüyalarımda zaman zaman bazı bebekler gördüm.Bilinçaltımdan kaynaklanan bebekler olduğunu düşünüyorum çoğunun.Hepsi farklı farklı.Hani gerçek seni görürüm diye umut etmedim değil.Annenin rüyaları bazen çıkar oğlum.Ama türlü türlü bebek rüyasından hiçbirinin sen olmadığını biliyorum.Babansa neredeyse her akşam seni görüyor.O da her defasında farklı bebekler görüyor.Hele son günlerde rüyalarında daha çok sen varsın.
Hamile olan arkadaşım bebeği kime benzeyecek diye merak ederken aman kime benzeyecek canım ya sana ya da eşine işte diyordum.Ama öyle olmuyormuş canım oğlum insan çok merak ediyormuş gerçekten.Tabi ki öncelik sağlıklı olman ve sağlıkla doğman önemli olan.
Hayallerimde hep varsın işte!Hele ilk aylarda zor günler geçirirken hep aklıma seni getirdim.Sinir bozucu kusma nöbetlerimden yatağa döndüğümde hep senin hayalini kurdum.Seni gezmeye götürdüğümüz,vakit geçirdiğimiz daha neler neler.Öyle güç veriyordu ki bu hayaller,beni kendime getiriyordu.Uyumak da zorlanayım hala seni düşünüyorum.Son günlerde inan uyumak çok zor.Gece 3-4 kere uyanıyorum.Sonrasında uyumak da zor oluyor.Senli hayallerle yeniden uykuya dalmaya çalışıyorum.

Bu heyecan hayatımda yaşadığım hiçbir şeye benzemiyor.Allah nerede isteyen varsa gönlüne göre versin.

4 Ekim 2010 Pazartesi

8 gün kala

Babanla ben ilkbahar çocuğuyuz.Sen ise bir sonbahar çocuğu olacaksın.Sonbahar  hüzün mevsimi gibi görünür ama yıllardan geriye baktığımda güzel başlangıçlara sebep olduğunu görüyorum.Babanla bir sonbahar günü tanıştık mesela.Seninle de bir sonbahar günü tanışmış olacağız.Daha da anlamlı olacak sonbahar bizim için.
Keyifli olmanı,huzurlu olmanı isterim bebeğim her zaman.Annenin hayatta en çok önem verdiği şeylerden biri huzurdur canım oğlum.O yüzden isterim ki huzurun bozulmadan,bol neşe ile en önemlisi sağlıkla büyümen.
Sessiz oturduğunuz,kafanıza göre takıldığınız günler artık geride kalacak diyor anneannen.Annen kitaplarına,dergilerine ve izlediği yabancı dizilerine gömülmeyi çok seviyor.Baban da bilgisayarının başında oyununa gömülmeyi seviyor.Biz biliyoruz ki artık bunları yapamayacağız.Başka bir sebep bunları yapmamızdan alıkoysa hayıflanırdık.Ama şimdi farklı dizileri izlemektense seni uyurken izleyeceğim günleri hayal ediyorum.Gerçi sen uyurken ev içinde koştururum kimi zaman.Sen iyi ol,sağlıkla,neşe ile büyü.Büyürken bizi de büyüt.Sen gelince hayatta hiç almadığımız sıfatları alacağız adımızın yerine.Anne baba olacağız.Sevgiliydik,eş olduk birbirimiz için,evlat olduk anne babalarımız için ve daha bir sürü şey.Ama bilemediğimiz ancak yaşayarak anlayabileceğimiz yeni olgular içine gireceğiz.Anne,baba olmak.Korkutuyor mu bizi?Yalan söyleyemem sana minik oğlum.Bazen korkuyoruz.Ama öğreneceğiz,sen öğreteceksin.İşte diyorum ya sen büyürken bizi de büyüteceksin.

3 Ekim 2010 Pazar

9 gün kala

Son dakikalarda eksiğimiz var mı diyerek alınacaklarını da aldık.Tek eksiğimiz sen kaldın canım oğlum.
Çok heyecanlıyız.Sabahları erkenden uyanıyoruz.Uyku şimdiden yok.Bazen gecenin bir vakti uyanıyorum,hayal kurarken buluyorum kendimi.
Zorluklar olacaktır mutlaka,uykusuz geceler,zorlayacak eminim.Bunlar da bir geçiş dönemi diyeceğiz.Alışacağız birbirimize.
Bu pazar günümüz babanla son sakin sakin takıldığımız pazar günü olacak sanırım.Haftaya babaannen ve halanlar gelecek.Sonraki pazarlar zaten senli günler başlayacak.
Sen de sabırsızsın biliyorum.Yerin de dar geliyor sanki.Söylediklerime cevap verir gibisin tekmelerinle.

Çok çok az kaldı...

22 Eylül 2010 Çarşamba

20 gün kala


Pazartesi odanın eşyaları geldi tatlı,minik oğlum.Üzerinde boya olmadığı için kokusu da yoktu.Sadece yeni kokusundan dolayı camları açıp iyice havalandırdım.
Kıyafetlerini dolaplarına yerleştirdim vakit kaybetmeden.Nasıl şaşırdım neyi nereye koyacağımı.Hiç böyle minik eşyalarla bu kadar haşır neşir olmamıştım ki.Çoraplarını elime aldım aldım,nasıl koysam ki şimdi bunları deyip durdum.
Şimdilik bir düzen oturttum.Dolabını ilerleyen zamanlarda da kullanabilmen için büyük aldık.3 kapılı dolap olunca minik eşyaların daha da küçük kaldı içinde.Gün gelir bizim dolabımızdan eşyaların taşması gibi seninkinin de taşacağını düşündük.
Şimdi ikide bir odana giriyoruz.Eşyalarına bakıp gülüyoruz.Sabah baban evden çıkmadan önce yine kıyafetlerine baktı güldü.Bir yandan da askıları bana getirip gösterdi.Küçücük montun,küçük smokinin o kadar komik ve güzel ki.Smokinini dayının eşi aldı canım,mevlitte giymen için.Öyle çok parlak değil,tam zevkime göre almış sağolsun.Krem rengi,küçücük yıldızlı bir papyonu var.Alalı zaten epey olmuştu.En canımın sıkıldığı anlarda kutusunu açıp gülüyordum.Pantolonun bile duble paça.
Rüyamda bebek görüyorum arada sırada.Bu gece de gördüm ama sen olmadığını biliyorum.Hep bilinç altı,gördüğüm resimlerden okuduklarımdan,izlediklerimden.Merakla bekliyoruz işte seni canım.

Benim hayatta iddialarım olmadı hiçbir zaman.En mükemmel olayım,en mükemmel işe ben sahip olayım,en mükemmel eşe ben sahip olayım diye.En mükemmel çocuk benim olacak diye de iddiam yok.Babanla bizi tanıyınca anlayacaksın oğlum.En mükemmel çift olalım,biz farklıyızlar bizim hayatımızda yok.Her şeye yetişmeyi çoktan bıraktı annen.Vurdum duymaz mıyım,aksine duyarlıyımdır da bir çok şeye.Ama gereksiz bir yarış gibi kasmam kendimi.İşte olduğumuz gibiyiz,biz canım oğlum.Olduğumuz gibi sevdik birbirimizi babanla.Ben onun yanında ben olduğum için,o benim yanında kendi olduğu için.Gerisi teferruat.Seni de sen olduğun için,sadece sen olduğun için,bize emanet olduğun için,bize bir hediye gibi gönderildiğin için çok seveceğiz.Gerisi sadece teferruat olacak.

20 Eylül 2010 Pazartesi

22 gün kala


Canım oğlum artık çok az kaldı.Hafta sonu babanla doktor işimizi hallettik.Bu arada beraber yemeğe,sinemaya gittik.Sanırım bundan sonra pek fırsatımız olmayacak.Sinemaya uzun süre gidebileceğimizi sanmıyorum.Seni bırakmak istemeyiz.Çok heyecanlı,korku,aksiyon dolu filmleri izlemek istemediğimizden animasyon izleyelim dedik.Herkes çocuğunu getirmişti filmi izlemeye getirmişti.Biz de getirdik ama bir farkla tabi:))Bundan sonra birlikte böyle animasyon filmler izleyeceğimizi hayal ettik.Tabi sevdiğin filmleri bize 50 milyon kez izleteceğini de tahmin ediyoruz.Bu konuda deneyimimiz var.Sevgili kuzenin küçükken bize sürekli sevdiği filmleri izlettirirdi.
D&R'da hep animasyon filmlere baktık.Çok güzel kitaplar bulduk.Dedik biraz daha bekleyelim,öyle alalım.
Az önce elimde üzüm tabağı,boşluğa doğru daldım.Yalnız geçirdiğim son günler dedim kendi kendime.Ev zaten doğumunda epey kalabalıklaşacak.Tabi ben herkesin olmadığı seninle baş başa kalacağımız günleri merak ediyorum.
Bugün odan için mobilyaların gelecek.Aslında çok önceden aldık biliyorsun.Ama daha geç beklediğimiz için seni,erteledik geliş tarihini.
Hazırlıklarımız tamam sayılır.Bir kaç şey kaldı.Hastane çantamızı hazırlamadık henüz.Bu hafta çantayı hazırlamayı düşünüyorum.
Sen de bence artık gelmek istiyorsun,kıpır kıpır duramıyorsun yerinde.Az kaldı gerçekten bebeğim,az kaldı.



resim***

17 Eylül 2010 Cuma

25 gün kala


Hamilelerdeki duygu değişimleri hep konu edilir minik oğlum.Duygusal inişler çıkışlar yaşadıkları,hormonal değişikliklerin duygularını çok etkilediği söylenir.
Sevgili oğlum ben pek hamilelikte inişler çıkışlar yaşadığımı söyleyemeyeceğim.Sadece annelik,çocuk,bebek konuları ile ilgili durumlarda daha duygusal oldum.Mesela geçen gün izlediğim bir filmde ağladım.Ki filmler de pek ağlamam.Anne bebeği babasına bıraktı gitti.Babası hem çalıştı,hem okudu,hem bebeğe baktı.Başına da bir sürü dert de gelince ben dayanamadım ağladım.
Bir de son günlerde sinirliyim.Aslında sakin bir yapım var.Ama sinirli bir yönüm de söz konusu.Sinirliliğim biraz   da hemen yorulmam,bir işi tamamlarken zorlanmamdan.Enerjim azaldı.
Olsun oğlum doğunca sen enerjim yerine gelir.Yorulsam da annelik denilen kavram enerjisiyle gelecek biliyorum.

16 Eylül 2010 Perşembe

26 gün kala


Canım oğlum hazırlıklarımıza hız kazandırdık sayende.Dün odanın halısını hallettik.Cumartesi gelecekti mobilyaların fakat cumartesi doktora gitmemiz gerek.Biliyorsun annende bel fıtığı var.Normal doğum yapmak isterdim ama bel fıtığından ötürü korkum var.O yüzden bel fıtığımle ilgilenen doktoruma gitmem gerekli.Böylelikle kadın doğumcumuz da sezeryan ile doğum için onayını versin.Pazartesi de mobilyaların gelmiş olacak.
Odana bakıyoruz babanla,daha eşyaların yok ama şimdiden çok sevdik bu halini.Sen de seversin umarım miniğim.
Seninle müzik dinliyoruz şu an ben bu satırları yazarken sen de müzik dinliyorsun.Bazen tepkiler veriyorsun,bazen sessiz kalıyorsun.Ama sevdiğin müzikleri şimdiden öğrendim.Sana bir liste bile yaptım.
Odana geçtiğinde benim ipodum senin ipodun olacak.Ipod için bir sistem alacağız kısmetse sen de müzik dinleyeceksin.Beyin gelişimi için gerekli diyorlar.Bütün bunların ötesinde sen de dünyaya gelince anlayacaksın ki şimdiden anladın bence müzik dünyadaki en güzel şeylerden biri.Anneannen de bize dinletirmiş bebekken.O zamanlar öyle mp3 çalar falan yok tabi.Radyolar var.Beşiğimizin yanına koyarmış.Belki de o yüzden çok seviyorum müzik dinlemeyi.Bilemiyorum.Ama çocukluk günlerime dönünce bazı anılarımda arkada hep güzel fon müzikleri var.
Fon müziği deyince yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşıma demiştim ki bu şarkıda kendimi, şöyle hayal ediyorum.Hastane odasındayım,arka fonda bu şarkı çalıyor.Bebeğim kucağımda,işte benim öykümün artık değiştiği yerde bebeğimin öyküsü başlıyor.Yaşam değişiyor.Şarkının giriş kısmı bana hep bu hayali canlandırır.

Hangi şarkı mı?İşte bu şarkı 
Bulutsuzluk Özlemi - Tepedeki Çimenlik |


15 Eylül 2010 Çarşamba

27 gün kala


Aslında canım oğlum daha geç bekliyorduk seni.Ama madem erken geleyim dedin.Gel,başımızın üstünde,canımızın en derin köşesinde yerin var.
Biraz ağırdan aldık hazırlıkları daha vakit var diye.Şimdi bizi heyecanlandırdın,harekete geçtik hemen.
Etrafımızı minik eşyaların sarmıştı.Beşiğine bakıp seviyordum hep.Dedin ki eşyaları sevmeyi bırakın ben geliyorum.Beni seversiniz dedin.İyi de dedin.
Annen yoruluyor artık oğlum.Ellerim ayaklarım birer kütük misali şişti.Ayakkabılar olmaz oldu.Terlikle gezmeyi sevmeyen annen her yere terlikle gitmeye başladı.
Uyumak da zor artık.Sürekli uyanıp tuvalete gidiyorum.Ama bu da bir hazırlık süreci diyorum kendime.Sen uyandırdığında ya da senin için uyandığımda rahatsızlık çekmeyeyim diye.
Hareketlerim kısıtlı,gezip tozmak ne zamandı unuttum.Oğlum diyorsun ki anne alış ben gelince öyle eskisi gibi gezip tozmak yok.Ama biraz büyüyeyim beraber iyi bir ikili olacağız.Babam da farkında zaten diyorsun.Oğlunla gezersin dediğini duyuyorsun değil mi canım oğlum.
Evet biraz panik yapıyorum çaktırmadan.Nasıl bir anne olurum diye sana.Küçücük bedenin kollarıma verildiğinde ne yaparım,her şey kendi kendine mi gelişir.Göreceğiz diyorsun şimdi tekmeleyerek beni.

Odan için hazırlıklarımızı yapacağız bugün.Anneannen kaç gündür kıyafetlerini yıkıyordu.İyi ki beklemedi daha çok.Minik minik kıyafetlerini gördükçe daha da çok heyecanlanıyoruz.

Panik yapma anne diyorsun değil mi?Annen aslında çok sakin ve sabırlıdır.Sen de tanıyınca hak vereceksin.Ama kabul et oğlum hayattaki ilk tecrübem bu.Anne adayı olmak bile zormuş.Başarırız diyorsun değil mi?




4 Eylül 2010 Cumartesi

Öylece içimden geldiğinden

Şimdi benden,bizden,bizim de ötemizden,
İçimden,en derinlerden,salladığımda gönül ağacımın altına dökülenlerden,
En sessiz yerimden,
Kelimelerimin aslında hiç bitmemesinden,
Tüm acılara karşı direnmemden,
İşte her şeyi çözümlediğimden,
İçimdeki sukunetten,
Hayatı anladığım andaki gülümseyişimden de

Öte asıl içimin gülen yüzleri,
Size bakmak..
Hayatı anlamak...

26 Ağustos 2010 Perşembe

Kendine,içine dönmek..


Hamilelik bana binlerce duygu ile birlikte geldi.Aylar geçince daha bir fark ettim.Kendime döndüm fazlasıyla,içimdeki miniğe kollarımı,yüreğimi,beynimi öyle bir açtım ki belki dış dünyayı unuttum.Evet unuttum farkına varmam zaman aldı.Bu değişim aylar önce başladı.Artık had safhalarda.Ama böylesi kolay adapte olmamı sağladı.Bilmeden yaptığım bu içe dönüş beni ayakta tuttu.

Son 1,5 aydır yine annemlerdeydim.Sevgili yanımızda olamayacaktı.Yalnız kalmamı istemedikleri için çantaları toplayıp gittim bizimkilere.Annem tabi ki mutluydu.Küçük yaşlarda evden ayrılan kızı ile bol bol vakit geçirdiği için.Ben de mutlu oldum bu zaman dilimlerinde.Hamile olmam gerekmiş onlarla uzun zaman yaşamam için.Çalıştığım günleri hatırlıyorum da.10 günü geçerdi görüşmeyeli bazen bir kaç kilometre ötemizde olmalarına rağmen.Zaman,yaşananlar kurguluyor kendini pek güzel biçimde.Her şeyin kendi anlamı var kendi içinde.Bir de güzel tatile gittik kalabalık bir aile grubu ile birlikte.Daha da güzel oldu.Hamile hamile yüzmek de keyifli bir şeymiş gerçekten.Demir şaşırdı sanırım annem nerelerde diye.

Artık zaman azalıyor,sayılı günlerimiz var.Gittikçe heyecanım artıyor.Nasıl bir anne olacağım sorusu da hep aklımda.İnanılmaz duygular içindeyim.Allah isteyen herkese yaşatsın.İsteyene yaşatsın çünkü minik kalplerin,minik bedenlerin acı çekmemesi gerek.Sevgi ile yollarını gözleyen herkesin kucaklarında yerlerini bulsunlar.Hani emin olduğum şey de bu aslında.Çok ama çok seviyorum Onu şimdiden.Bir de kucağıma alınca neler olacak hayal bile edemiyorum.

En çok keyif aldığım aktivitem ise oğlumun hareketlerini izlemek.Öyle keyifleniyorum ki,diğer zorlukları silip süpürüyor.Çünkü artık hayat zorlaştı karnım büyüdükçe.Her şeye değiyor ama...Annelik böyle bir şeymiş demek ki..

Anneler yazıyor ya konuşuyorlar ya bolca çocuklarından.Belki sıkıyor bazılarını.Ama insan anne olmadan hamile olmadan anlayamıyormuş bu tür durumları.Abartı geliyordu bana da.Sanki anne olmak dışında işleri yokmuş gibi.Ama şimdiden öyle bir güç,öyle bir sevgi var ki içimde hani sanki asıl konu anne olmam gerekiyormuş gibi.

Milyonlarca düşünce içindeyim.Bildiğim bir şey var ki hiç bir şey ama hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.Değişecek hayatım ilk defa korkutmuyor beni.Eskiden olsa büyük değişikliklerden çekinirdim.Taviz vermek istemezdim alışkanlıklarımdan.Ama nelerden vazgeçirdi şimdiden minik oğlum.

Sevildiğini bilsin her zaman minik oğlum ve ne kadar şanslı olduğunu,ne kadar şanslı olduğumuzu.

18 Temmuz 2010 Pazar

Kıpırtık,pıtırcık bebek ve annesi bildiriyor


Kıpırtık,pıtırcık bebek,annesi,babası Sihirbazın Çırağı adlı filme gitti.Nicolas Cage fantastik filmde oynarsa mutlaka filmde kopuk mantık hataları olur dediler ve de haklı çıktılar.
Fantastik filmlerde mantık aramayın diyebilirsiniz.Fakat filmin devamlılığı içinde olması gerekenlerin olmaması tarzında eksikler görünce gülüyorsunuz tabi.Diğer baş rolde oynayan şaşkın çocuğu She's Out Og My League filminde izlemiştim.İki filmde de şaşkın bir tipleme çiziyor.

Afm sinemalarının koltukları gerçekten çok rahatsız.Hamile bir bünye için koltuk önemli oluyor sinemada.Bel boşlukta kalıyor,ayaklar rahatsız.Bir daha gidersem kendime yastık da alacağım.Cine Bonuslar bu konuda gerçekten çok iyi hizmet sunuyor.Fakat çok yakınımızda Cine Bonus sineması olmadığı için Afmleri tercih etmek zorunda kalıyoruz.Üstelik ses sistemi olarak da Cine Bonuslar çok daha iyi.

Sinemanın en güzel yanı filme girmeden öncecaldığım Starbucksın yaz için çıkardığı içeceklerden limonlu yeşil çaydı.Gerçekten ferahlatıcı bir içecek tavsiye ederim.

15 Temmuz 2010 Perşembe

Nedensiz gülüyorum:)

Dolabımı açıp askıdaki giyemediğim elbiselerimi,gömleklerimi gördükçe gülüyorum.Gömleklerimin olması düşünülemez bile.
Tadı diğer limonatalar gibi olmasa da en harika limonata reklamına sahip olan limonaaataa diye ağlak bir sesle şarkı söyleyen limona gülüyorum.
Kanallar arasında zaplarken Harry Potter'ın ilk filmini görüp,ne kadar da cücüklermiş deyip gülüyorum.
Elimdeki kayısının bu kadar dişimi kıracak gibi sert olup da bu kadar lezzetli olmasına gülüyorum.

Diyorum ya nedensiz gülüyorum.Gülmek için bazen çok büyük nedenlere gerek yok diyorum.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

İçimdeki çocuk mu istiyor yoksa ben mi?


Hamilelik boyunca şunu da çok yemeyi istedim,bunu bana bulun getirin çok canım çekti demedim.Henüz.Sadece mayıs ayında karpuz yeni çıkmışken ve de tatsız tutsuzken,sanki dünyanın en harika şeyini yer gibi yemiştim.Bunda sürekli meyve yiyebilmemin etkisi fazlaydı.Serin şeyler istiyordu canım onca bulantıya karşı.En sevdiğim tatlılara bile aylarca el süremedim.Şimdi de abartmadan yiyorum.Nesquick derken şimdi de süt dilimi yiyorum.Gerçi hamile olmadan önce de severdim Kinder süt dilimini.İçimdeki çocuk istiyor desem sanmam.Tamamen annesinin damak zevki.Tabi bu zaten çok tatlı bir şey olduğunda gün içinde başka tatlı bir şey yememeye çalışıyorum.

İçimdeki çocuğa gelince son bir haftadır hareket yeteneği daha da gelişti.Gümbür gümbür sarsıntılarını hissediyorum.Eskisi gibi pıtırcıklar yine var.Ama artık patırtılar da çok.6.ayımıza girdik artık,büyüyoruz.Bundan sonra daha da büyük tekmelemeler gelecek sanıyorum.O oynadıkça kıpırdandıkça deli gibi seviniyorum.Görmeden birini bu kadar çok sevebilir insan.Annelik kadınlara verilmiş en güzel ayrıcalıklardan biri bence.Senin içinde bir canlı büyüyor ve gittikçe derinleşen bir bağla,sevgiyle bekliyorsun.Sonrasını merakla bekliyorum.Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak biliyorum.Ama daha güzel daha renkli olacak eminim.Şimdiden onun renkleri ile doluyor ev.

Sabırla bekliyoruz canım oğlum seni.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Renkli şemsiye,nesquick,yağmur ve Rengarenkkk

Şemsiyenin yağmurla bağlantısı var da nesquiğin bu başlıkta yer almasının alakası nedir değil mi?

Yağmurlar durmayınca yürüyüş yapma imkanım da azaldı.Artık sevgili haydi çıkalım biraz yürüyelim deyince şemsiyesiz kapıdan çıkıyordum ki ee şemsiye almayacak mıyız dedi.Ben de rengarenk şemsiyemi aldım.Apartmandan çıkarken aynaya bakan sevgili aa tişörtüme uyuyor bu şemsiye deyince bak benim de üzerime uyuyor dedim.Yağmurda turuncular,pembelerle yürüdük.Gri havaya inat rengarenktik.

Rengarenk deyince bu şarkıyı çok seviyorum son zamanlarda.Dinlediniz mi daha önceden?



Yağmur enteresan yağıyordu şemsiye kar etmedi.Rüzgar,yağmur yine de keyfimizi bozmadı.İnsanın bir yaz günü düşünemeyeceği bir gün.Basık hava baş ağrısı yapmasa ve bazen iç karartmasa dert değil.Sıcak yaz günlerindense serin serin oturuyoruz.Hamile bir bünye olduğum için hava bana kıyak geçiyor sanırım:))Çünkü vücut sıcaklığım yükseldi tahmin edersiniz ki.Yıllardır ellerimin buz gibi olmasına alışan sevgili sürekli,avuç içlerinde alev topu var sanki diyor.

Yürüyüş sonrası eve gelince nesquickli süt çocukluk günlerime götürdü.Başlıkta yer almasının sebebi bu.Bir de çileklisini de severdim.Çilekli nesquick kutusunu atmamıştım da içine ıvır zıvırımı koyar hala enfes çilek kokusunu alırdım.Tabi şimdi içerken tercihim kakaolu olanı.Milkshake tadında olması da ayrı bir keyif verdi içerken.(Bol süt içme yöntemleri 1)

Yağmurun da keyfini çıkarmaya çalışın.Keyfinizi bozmayın,anın tadını çıkarmaya çalışmaktan başka söyleyin
hangi işimiz var?

****resim

İz Bırakan Kitap Cümleleri


Okuduğumuz kitaplarda beğendiği cümlelerin altını kalemle çizenlerden misiniz?Yoksa benim gibi defterlerine not alanlardan mısınız?
Mutlaka etkisi altında kaldığınız kitap cümleleri vardı.Bloğumu takip edenler arasında bir blog yazarının açmış olduğu bir site var.
Bakıp göz gezdirmenizi ve beğendiğiniz cümleleri eklemenizi tavsiye ederim.Hatta siz de bloğunuzda yer verebilirsiniz.Aranızda çok kitap kurdu var biliyorum.

İz Bırakan Kitap Cümleleri sitesine tık tık

6 Temmuz 2010 Salı

iyi şeyler olacak mutlaka...


Çok susuyorum son günlerde,cümlelerimi içimde biriktiriyorum sanki.Sonra diyorum anlat,söyle içinden geçenleri kendi kendine konuşma.
O yüzden dün telefona sarıldım hep.Aramaya çalıştım sevdiklerimi.Ahh Sibelim söyleyecek sözlerim azalmış gibi geliyor böyle anlarda.Zaman işte ilacını veriyor mu alıştırıyor mu insana.Dediğin gibi bir varmış,bir yokmuş.
Sonra güzel haberler bekleyen dostlar,çok uzun zaman oldu biliyorum.Uzun zamandır sıkıntı çekiyorsunuz.Mutlaka bir karşılığı olacak beklemenin.
Sonra canım,kanım,dünyadaki tek kardeşim anlıyorum seni.Anlaşılmak zor gibi gelse de sana.
Hep bekliyoruz,beklemekle geçiyor ömrümüz aslında.


Ama rüyamda gördüm ben,
İyi şeyler olacak mutlaka...
Az kaldı..


3 Temmuz 2010 Cumartesi

Miş,muş,güzel bir hafta sonu olsunmuş

Her sabah minicik ayakları ile günaydın diyormuş küçük aşkım,canım oğlum.Annesi de zevkten dört köşe uykuyu bırakıyormuş.

Ultrasonda duruş konusunda inatçıymış.Doktor Allahtan sakin biriymiş de anne sakin kalmış.

Mağazaları gezerken kendini bir yere bırakıp hem bebişin için bir şeylere bakmaktan zevk alıyormuşsun.(Kendime alsam bu kadar sevinmezmişim asla,sevinmemişim hiç!!!)

Yeni tatlar denemekten kaçmamak gerekmiş.Çilekli ice tea deyince iyi olmaz ki dememeliymişim.(Num-Num da çilekli ve elmalı ice tealeri mutlaka deneyin.)

3.film Tutulmanın görsel olarak daha güzel olması gözleri bayram ettirmiiş.Zaten görüntü yönetmeni de demiş,tüm renkleri kullanmak istedim.

Tüm renklerin olduğu bir hafta sonu diliyoruz bebeğim ve ben...

İşte insan isteyince tüm renkler de oluyormuş.Zaten hayat tüm renkleriyle varmış.Hayatın içinde olmak tüm renkleri çok sevmekmiş.Bıkmadan...

***resim

29 Haziran 2010 Salı

Her şeyden birazcık

Rüyalarda başlamış annelik-kaybetme korkusu.Bu aylarda olur diyorlardı.2 gün sözde kendimden geçmiş yatmışım.Uyanıyorum deniz kenarında oğlum oğlum diye ağlıyorum.Her gün karnımı izlemekle kafayı bozduğum için rüyamda da karnıma bakıyorum hareket yok.Sonra karnımda alien var gibi hareket etmez mi sözde oğluşum.Karnım bir orada bir burada.Ama ben sevinçliyim o iyi diye.Bir de bana ait olmayan turuncu spor ayakkabılarını giymeme ne demeli rüyamda.Onu da geçtim kendimi enteresan şortlu bir gelinlikle evlenir görmem ve bir türlü istediğim saç modelini yapamamam?Sürekli uyandığım için rüyalarımı hatırlamam kolay oluyor.

Bulantı zamanlarım da( kimine göre aşerme zamanları olarak adlandırılıyor) sinemaya gitmeyin bırakın film izlemek bile zulüm gibiydi.Kitap okumaktan söz edemiyorum bile.Bilgisayara bile bakamaz olmuştum.Şimdi eski dostlara dönüş içindeyim.Marc Levynin Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey adlı kitabını severek bir çırpıda okudum yeniden kitap okumaya başlayınca.Alice Harikalar Diyarındayı sinemada izleyemeyince bulup izledik.Çay saati vakti masadaki olanlara gülmekten kırıldım.Tavşanın her dediğine güldüm durdum.En son ise Remember Me isimli filmi izledim.Çok bunalım ilerledi.Ama sonu gerçekten tahmin etmediğim gibi bitti.Filmin başından beri neden 2001,neden 2001 yılındalar diye düşünüp durdum.

Kahve-kek keyfinin yerini süt-kek almalıymış.Hamileler dikkat etmiyor yediklerine diye eleştirirdim eskiden.Eskiden çok da süt içerdim.Demek o bulantılar,ruh halim,sevdiğin ve en önemlisi içmek zorunda olduğun sütten bile soğutuyormuş.Şimdi süt eski dostum olarak hayatıma dönmeli.Ki geç bile kaldık.Doktor bile artık size süt içmek zor mu geliyor diye uyardı.

İç karartıcı hava,kapalı güneşsiz yaz olduğuna inanamıyor değil mi insan?Elbiselerimizi bile giyemedik.Hele Damlocanın hediyesi mavi elbiseyi daha giyemedim.Denedim salındım evde kocaman karnımla tabi.Şaşkınlık içinde açtım paketi.Ahh dedim yaramaz kız.Elbiseli fotomu koysam mı diye düşünmedim değil.Çok teşekkür ederim Damlacım tekrar.

26 Haziran 2010 Cumartesi

Şair ceketli çocuk için..


Işte Gidiyorum Kazım Koyuncu - Click here for another funny movie.

Bana biraz renk ver


Aç kapıyı ne olur dısarda kaldım
Çok üsüdüm sıcagına bel bagladım
Tahlisizlikler üst üste geldi
Kendimi güc bela yanına attım
Sana inandım koştum geldim
Dünde ne vardı unuttum geldim
Dünya yansın koyverdim
Bana biraz renk ver
En basından biliyordum adalet vardı
Hic kimse duymasa bi duyan vardı
En kötü kararlardan beterdi kararsızlık
Niyetlenince Tanrı yolumu actı
Sana inandım koştum geldim
Dünde ne vardı unuttum geldim
Dünya yansın koyverdim
Bana biraz renk ver


Günlerdir misafirler ağırlamaktayız.Geçen hafta sevgilinin annesi vardı.Sevgili mutluydu,anne yemekleri,anne sevgisi.Hamileyken birilerinin destek olması çok güzel bir şey.Annem aylardır mesaideydi.Dinlenme sırası ona geldi.Sevgili zaten sağolsun hiç yormuyor beni.Kızıyor hatta her şeyi yapmaya çalıştığım için.Sevgilinin annesi gitti bu sefer benim çok sevdiğim bir ablam geldi.Annem ağırlıyor ama ben de sürekli gidip geliyorum oraya.Çocukken yanında hiç ayrılmazdım.Onunla vakit geçirmeye bayılırdım.Eski günleri anıyoruz,gülüyoruz,saatlerce sohbet ediyoruz.Oğluma çok güzel minicik hırkalar ördü.Annem dün dedi ki,bak ne kadar çok seviyordun ablanı,çocuğuna bile yetişiyor dedi.Ablam yok diye üzülme bak uzakta olsanız da birbirinizi bırakmayın dedi.Zaten sık sık görüşemesek de görüşmeye çalışırız hep.Bir de bana en sevdiğim tatları da beraberinde getirmiş.İzmir teneke tulumu en sevdiğim peynirdir.Yerken mest olurum.Ne kadar burada marketlerden alsak da o tadı bulamam.Yeşil zeytinler de aynı şekilde süperler.

Misafir modu,nostalji modu derken dün de kontrolümüz vardı.Oğlumuzu görmek süper bir şey.Hele bazen monitörü izlemeyi bırakıyorum,sevgiliyi izliyorum.Gözlerini ışıldarken görmek ayrı bir duygu yaşamamı sağlıyor.Sevgili dün artık son noktayı koydu.Bu bebek aynı sen dudaklar,ağız,çene,gözler.Bilemiyorum ama benziyor sanırım.İnşallah 3,5 ay sonra göreceğiz net şekilde.Duruşundan dolayı kalbini inceleyemedi doktor tam olarak.Haftaya tekrar gideceğiz.Baş aşağı duruyordu yaramaz bıdığım.Bir türlü değişmedi.Şimdi kalbinin de sağlıklı olduğunu öğrenince daha da mutlu olacağız.

Doktordan sonra ona ilk masal kitabını aldım.Masal okuyacağım ona şimdiden.

Seneler önce bütün renkleriyle boyamıştı sevgisizliğimi babası şimdi sıra oğlumda içimde en güzel renkleriyle...

14 Haziran 2010 Pazartesi

Son günlerde


Hamilelik anneliğe alıştırırmış insanı.Bazı anlarda yavaşlaman gerektiğini öğreniyorsun.Kendinden önce minik bir bedeni umursaman gerektiğini.Hamilelikte yaşadığın uykusuzluklar uykusuz gecelere hazırlık olsun diye sanki.

Kimisi kolay hamilelik zamanları geçirir,benim pek öyle olmadı.En ağırlaştığım günlerde yoktum,yazmadım.Hiç bitmeyecek sandım.Hala hassasiyetlerim devam ediyor.Ama en azından eskisi gibi değil.Koku manyağı oldum resmen.Kokulara karşı hassasiyetim bulantı ve kusmalarımı inanılmaz tetikledi.Her şeyin kokusunu almak gerçekten felaket bir şey.Zaten burnu iyi koku alanlardandım.Bir kaç ay önce herkesi koku yüzünden çıldırttım.Sevgili parfümünü süremez oldu.Annem deli gibi çarşaf değiştirmek zorunda kaldı.Yemekler balkonda pişti.Hala da dayanamıyorum.Mutfağa aylarca giremedim desem.Buzdolabını açınca kusuyordum desem.Yaşadıklarımı bir nebze anlatmış olurum.Neyse ki epey azaldı.Şükürler olsun.

Hamilelikten ötürü kaçırdığımız,atladığımız çok şey oldu.Lostkolik olarak Lostun son 12 bölümünü ancak geçen hafta izledik.Son sezon geldiğinde artık bir çocuğumuz olur izleyemeyiz diyorduk 2-3 sezon önce.Bizim doğmadan izlettirmedi zamanında.Anne olup da bu cümlemi okuyanlar sen daha dur diyecekler eminim.Bir de doğsun dizi neymiş diyecekler.

Sinemakolik olduğumu da yakından takip edenler bilir.Bir çok filme gidemedik.Şimdi onları izlemeye çalışıyoruz.

Bir deniz,tatil planları dönüyor etrafımda.Herkese diyorum bensiz plan yapın.Belki gelirim belki gelemem.Saatim saatime uymuyor.Cumartesi gecesi sırt ağrımdan nefes alamadım.Bütün gece uyuyamadım.Biraz fazla yürüyüp hareket ettim sanıyorum.

Ama bütün bunların içinde en güzeli bebeğimin pıtırık pıtırık hareketlerini hissetmek.Sabah saatleri belli.Artık öğlenleri de faaliyete geçti.Pıtırık pıtırık döndükçe içimde tarifsiz duygular yaşıyorum.


Bu resimde yılbaşında  wish listemde kolaj resimler hazırlamıştım.Otomatik program bu resmi ilk başa atmış.Demek ki bebek yolda,ilk bebek dileğim gerçek olacak demiştim.Gerçekten de ilk gerçekleşen dileğim bebek oldu.İnşallah diğerleri de gerçek olur.

***resim

11 Haziran 2010 Cuma

uykular



Uykular kabusların kuytusunda...

Sevgili kabusların koynunda,elini tutamadım,tutamadıkça ağladım...

Gecenin bir yarısı uyandım,sevgilinin eli elimde,tutamadı sonra bıraktım,bir titreme,bir korku aldı bedenini sanki düşer gibi,sarılamadım,tutamadım,ağladım..

Sonra bizim olan en küçük parçamıza sarılmak istedik,o uykusunda,anne kuytusunda,unutsun istedim kabusları,sevgilinin unuttuğu gibi sabah olunca..

8 Haziran 2010 Salı

keşke


Keşke bildiklerimizin,düşündüklerimizin gerisinde neler olduğunu bilebilsek.Ama yok bilemiyoruz.Bildiklerimiz düşündüklerimizle mi sınırlı hislerimizle mi?

Keşke sadece sevgilerimiz yeterli olsa yetmediği anlar da tıkanmasak.

Keşke arınabilsek tüm kaygılarımızdan.

Keşke zamanın az kaldığını daha iyi bilsek.Dünya zamanı az,gerek yok diyebilsek.

Keşke sevdiğim bir kelime değildi.Keşkeleri kurmasaydım cümlelerimin başına.


Ve dindirse keşke bu müzik biraz içimdekileri

Duygusallık had safhada oluyor derlerdi,doğru diyorlarmış.

25 Mayıs 2010 Salı

Sen iyisin ya...

Yaz çok sıcak geçecekmiş,varsın geçsin.Tam da en ağırlaştığım zamanlara denk gelecekmiş,gelsin.Onun da çaresini buluruz oğlumla,bunalırız,sıkılırız ama atlatırız.

Şimdi çık dolaş deseler tüm İstanbul'u gezecek enerjim var.Gördüm ya ulstrasonda iyisin sen,en mutlu benim.

Arayan soran herkese çok teşekkür ediyoruz.Demir diyor ki merak etmeyin annem sizi fazla özletmeyecek.Bütün arayan soran herkese özel öpücükleri var Demir'in.Demir de sabırsız.Başta annesi ve babasını sonra diğer akrabalarını görmeye daha var diye.Tabi sizleri de çok merak ediyor.

Hayatın farklı olacağını biliyordum.Kucağıma almak için daha zaman var.Anneyim demek için de zaman var biliyorum.Ama hayata bakışım değişti.2009'un sonlarında başlayan değişim rüzgarım Demir'in haberi ile daha da perçinlendi.Bir ağaca,bir çiçeğe ya da denize bakışım bile farklılaştı.Gökyüzü daha mavi,kuş seslerini daha net duyuyorum.Dışarıda oynayan çocukların sesi tatlı tatlı geliyor kulağıma.Güller ne kadar güzel açmış diyorum,durup yolda seğrediyorum.Dinginlik gerekmiş ruhuma.Olumsuz düşünceler gelse de aklıma bazen,hemen def ediyorum.

Zor günler geçirdik,atlattık,geçmiştir umarım diyorum.Ama en büyük zenginliği olan insanlar evlatlatları sağlıklı olan anne,babalarmış diyorum.

Herkes iyidir umarım.Yaz planları başlamıştır.Biz plan yapmıyoruz,yolculuklardan çekiniyoruz ama ilk defa yazın planı yok diye telaşlı değil Demir'in annesi.Heyecanla yolunu gözlediği küçük adamın hayali peşinde.

Peki siz hangi hayallerdesiniz?

10 Mayıs 2010 Pazartesi

iki kişilik nefes almak

Uyandığında kendinden başka bir insanın varlığını önemsemenin ve düşünmenin,iki kişilik nefes almanın ne demek olduğunu anladım.

Başka şartlarda bu kadar sıkıntı çeksen,hastaneye gidip ne yapacaksanız yapın artık diyeceğin kadar kötü olduğun halde aman yeter ki o iyi olsun ben katlanırım demek ne demekmiş anladım.

Hayallerinden öpüp koklayıp,büyük bir hasret çekmenin ne demek olduğunu anladım.

En güzeli onun olsun demenin ne demek olduğunu anladım.

Adım atarken ,yürürken,otururken,kalkarken dikkat etmenin artık kendinden çok onun için önemli olduğunu anladım.

Bu duyguları yaşadığım için ne kadar şanslı olduğumu anladım.

Anneliğin ne kadar zor olduğunu ,annelerin evlatlarını neden çok sevdiğini az da olsa şimdiden anladım.


CANIM OĞLUM bana şimdiden neler anlattın...

30 Mart 2010 Salı

Dünyayı güzellik kurtaracak bir insanı sevmekle başlayacak herşey..



bir kıyıdan baktım dünyaya
ellerimde tuz, avucumda sedef
bir mavilik, bir açıklık
özgürlük hasreti
yüreğime vuruyor
nerede, nerede insanlar?
dünyayı güzellik kurtaracak
bir insanı sevmekle başlayacak herşey
o üzüntü birden gelir
yağmurlu havalarda
yeniden kurarım dünyayı ben
kederlerle
kimseler aşık değil mi bu şehirde
dünyayı güzellik kurtaracak
bir insanı sevmekle başlayacak herşey
hava, martılar, ışıklı şehir
sarhoş ediyor beni yosun kokusu
hilesiz kucaklamak istiyorum
dünyayı, şehri ve seni
dünyayı güzellik kurtaracak
bir insanı sevmekle başlayacak herşey

**söz: zülfü livaneli (sait faik öyküleri üzerine) 


İçimdeki sevgi nehrinde keşke herkes yıkanabilse şu son günlerde,
Ama her gece kafamı yastığıma koyduğumda,
Hepinizi aklıma getirip,dualarımla buluşturuyorum,


Akan taşan sevgi nehrimde büyük bir hasretteyim,
Ama beklerim..


Beklerim bir gün öpüp,okşayıp,koklamak için,
Şu an sadece hayallerimle de olsa,
Sevgim,içimdeki huzurum herkesi sarsın,
Ama en çok seni..


şarkıyı dinlemeyi arzu ederseniz buradan lütfen


***resim

25 Mart 2010 Perşembe

Hiç bu kadar ayrı kalmamıştık değil mi?

Kelebeğe bahar geldi dedim,kelebek uçtu gitti herhalde baharla birlikte dediniz değil mi?

Buralardayım,iyiyim,arayan soran herkese çok teşekkür ederim,hepinizi çok seviyorum.

Yazayım,çizeyim istiyorum.Ama bu aralar çok zor.Ayrıntılar daha sonraya..

Hepiniz  iyisinizdir umarım,ayrı kaldığımız zamanlarda özledim.Bir süre daha özlem olacak.Bir eksiklik yaratıyor tabi olmamanız.Lise,üniversite yıllarında kız kıza saatlerce konuşur,dertleşirdik,hep terapi gibi oluyor bu bizim için derdim.

Şimdi birinizi okuyunca,yorum yazınca ya da yorum alınca bir dostla,arkadaş ile koyu bir sohbet yapmışsınız gibi olmuyor mu size de?

İşte paylaşmak her zaman güzel,güzel haberleri,güzel günleri paylaşmamız dileklerimle..

Bir süre sonra yeniden görüşürüz.

10 Mart 2010 Çarşamba

Kelebeğe bahar geldi



Mart geldi diye sevindik ama gri bulutlar,sarı tonlar,şiddetli rüzgar,yağmurlar eksik olmadı mart geldi baharı peşinde bıraktı.

Ama Kelebeğin Günlüğüne bahar geldi.Bızdık Tibetimin annesinin ellerine sağlık!Yeni headerım onun ellerinden çıktı.

Tibetciğim uzun zamandır telefon görüşmelerimizde konuşmak istemiyordu.Hatta güle güle Yıldız demişliği bile var kendisinin.Ama geçen cumartesi aradı,nasılsın dedi.Pıtır pıtır konuştu benimle.Nasıl hoşuma gitti,nasıl sevindim sesini duyunca.Tabi güzel annesinin sesini de duyunca da çok çok sevindim.

Ne diyeyim,canım benim sen bana baharları getirdin,en kısa zamanda dallarında çiçek açsın senin de.Sen en güzel çiçeklere layıksın.Belki mevsimin bahara uzakta ama bekle en güzel baharlar senin olacak!

9 Mart 2010 Salı

İki kitap önerisi

Soluksuz kitap mı okumak istiyorsunuz?Gerçek bir hayat hikayesini okurken tarihe tanık olmak ister misiniz?O zaman ilk önce Kurt Seyt Shurayı sonrasında Kurt Seyt Murkayı okumanızı öneririm.
Kurt Seyt Shurayı okuyalı 2 sene oldu.Ağlayarak,içim yana yana okudum.Shuranın hikayesi rahmetli babaannem ile çok benzer bir hikayeye sahipti.
Rusyada çarlık rejimi yıkıldığında insanların başına neler geldiğini,kim bilir bu insanların bazıları,uzak akrabam bile olabilir diyerek,dikkatlice okurdum.Hayatın adil olmasını savunanlardanım.Fakat adil düzenin gelmesi adına adilsizce davranılmasına asla yüreğim razı gelmez.Zengin halk hayatını yaşarken fakirleri görmemesi de ayrı bir tartışma konusu.Ama zengin oldukları için öldürülmek,öldürülene kadar akla gelmeyecek her türlü eziyeti çekmenin neresi eşitlik,adillik?Kapitalizmi yıkıp tüm dünyadaki insanlara zenginlik getirmek isterken 15 milyondan fazla insanın ölmesine sebep olmuştur bu rejim.Zaten sonuçlarından sonra tartışmaya da gerek yok.Geride her türlü eğitime sahip olmalarına karşı,değerlerinin karşılığını alamamış,kayıp bir topluluk kalmıştır.Bu benim içimi gerçekten çok yakar.


Shuranın hikayesinde ülkesinden kaçan beyaz bir Rusun Kırım Türkü olan Kurt Seyt ile aşkı konu edinilmiş.Kitap masal gibi başlıyor,acı ile,hüzün ile devam ediyor.Shura güzeller güzeli bir kız,Kurt Seyt ise çarın ordusunda görev alan bir asker.
Okurken çok pişman oldum,babaannemin hikayesini yazamadık diye.Ama sadece hikayeyi yazmak da yetmiyor.Gidip incelemek,gerekli detayları da toplamak gerek.Yazar da detaylı bir araştırma yapmış
.Kitap okurken hiç ağladığımı bilmezdim.Shurayı okurken ise,içim yana yana ağladım.
Murkayı ise peşi sıra okumadım.Araya başka kitaplar girdi,okuma zamanı bu zamanmış.Aslında yeniden hatırlamam gerekmiş,rahmetli babaannemi.Kurt Seytin Murka ile evliliğini anlatıyor bu kitap,evliyken yaşadıkları şeyler ve Kırım Türklerinin başlarına gelenler de tarihsel olarak anlatılmış.Bu sefer de Kırım Türkleri için ağladım.Kitabı günlerdir bitiremedim.Bir-iki sayfa okuyup gözlerim doluyor,tıkanıyordum.Bugün haydi bitme vakti dedim.
Ülkesinden sürülmek,kaçmak bir daha görememek nasıl bir duyguymuş,çok etkili anlatılmış.Babaannemin bir daha göremeyeceğini düşünüp üzülürdüm.Ama bir ara kitabı okurken gözlerimden bir anda yaşlar akmaya başladı.Ülke özlemi zordur,çok zordur.Hele bir de dönüşü yoksa.Korktu babaannem dönmek istese bile.Yaşarken anlayamadım babaannem ülke hasretini,sen öldükten sonra mı anlamam gerekmiş,hem de bir kitapla?Oradan kaçarken başından geçenleri anlattığında ilgi ile dinlerdik.Ama acılı kısımlarını hep kendine bıraktın değil mi?Ya döndükten sonra başına gelenler,yabancısın diye dışlanman?Savaş sonrası yaşanan kıtlıklar.
Kitaplarda da fazlasıyla bunlardan söz ediyor.Belki hikaye bana çok yakın diye etkilendin diyebilirsiniz,ama hiç alakası olmayan arkadaşlarım da okurken çok etkilendi.

Kitabın yazarı Nermin Bezmen.Yazara ön yargılı davranmadan mutlaka okuyun derim.Tabi kitap ile yazdıklarım ilginizi çektiyse.

8 Mart 2010 Pazartesi

Kadınlar her zaman baş tacı olsun


Kadınlar gününe deprem haberi ile uyandım.Ne acı ki 6 şiddetinde deprem bir çok can aldı.Kerpiç evlerin yıkılması ile uykuda yakalayan deprem can aldı.Şimdi soğukta deprem nedeniyle yürekleri yanan,evlerine dahi giremeyen özellikle kadınların omuzlarına bırakılan sıcacık bir şal olmak ister,bir parça sıcaklıkla Allah yardımcınız olsun demek isterdim.

Türkiye'nin batısında kalan kadınlarla doğusunda kalan kadınların farklı dünyaları yaşadığını hepimiz biliyoruz.İsterdim ki bizim sahip olduklarımızın yarısı dahi olsa onların olsun.Bir sürü kitap okuyoruz,film izliyoruz.Ellerinde severek okuyacakları bir kitap olmak isterdim.Dünyalarını genişletecek.

Ya bugünün küçük kızları,yarının kadınları.Okumak isteyip okuyamayan nice kızların umudu olmak isterdim.

Kadınlara el kaldıran erkeklerin dünya üzerinden silinmesini isterdim.

Hala iş yerlerinde kadın oldukları için önemsenmeyen kişilerin olduğunu bildikçe,kadınları hazmedemeyen erkeklerin akıllanmasını,hazımlı olmasını isterdim.


Bunlar için zaman zaman karınca kararınca hepimiz bir şeyler yapıyoruz.Ama dünya daha adil olsaydı keşke bunları dilememiş olmayı isterdim.


***resim

4 Mart 2010 Perşembe

Çiçek gibi çiçek kız

Yarın vizyonlara Alis Harikalar Diyarında Tim Burton imzası ile giriş yapacak.Üstelik 3 boyutlu.Bir anda hikayenin kendisini hatırlamaya başladım dün.Açıkçası çocukken sevdiğim bir hikaye değildi.Sanırım beni en sinir eden duvar üstündeki yumurta kafalardı.Fantastik öyküleri hep sevsem de Alis sevdiğim bir karakter değildi.Bilmiyorum belki ortalığı karıştırıp,anahtarlar falan bulmasından belki dev gibi büyümesinden.Belki de küçülmesinden hoşlanmıyordum.Fakat Tim Burton ismini duyunca cezbediyor.İzlenimlerimiz neler olacak bakalım.

Alisi düşünürken asıl sevdiğim karakterleri düşündüm.Mesela sürekli Polyanna kitapları okurdum.Polyannın çizgi filmini de çok severdim.Kitaplarını okurken en sevdiğim anlardan biri yaşlı bir teyzeye yardım için giden Polyannanın avizenin kristal taşlarından güneş ışığı kırılmaları ile elde ettiği renklerin duvara yansıma oyunudur.Çünkü benim de anneanneme gittiğimde en çok oynadığım şeylerden biri avizeden düşen kristal taşlardı.Polyanna beni etkileyen bir karakter olmuştur.Kendimde hala izlerini görürüm.Evet salak denecek cinsten iyimserdi.Ama iyimserliği sonucunda hep kazanan o olurdu.En dalga geçilen karakterlerden biridir iyimserliği yüzünden.


Son 2-3 yıldır 80'ler şöyleydi,böyleydi diyerek eskilere fazla gittik.Bu postta o tarz öğeler içerebilir.Aslında benim çocukluk dönemime yaptığım özellikle çizgi filmsel bir yolculuk oldu.Polyannadan sonra aklıma Çiçek Kız geldi.Ben de hatırlarken zorlanıyorum.Çünkü İzlediğimde 4-5 yaşlarındaydım.Çok etkilediği için aklımdan hiç çıkmaz.Tatlı mı tatlı bir kızımız 7 renkli çiçeğin peşinde koşarken dünyayı geziyordu.Belki de dünyayı gezme hayalim o çizgi filmden geliyor.Çiçeklerden sihir alıp kolyesine dolan enerji ile elbise değiştirirdi her durum için.Peşinde de esmer bir hatunla,köstebekten bozma bir adam takip edip onu yakalamaya çalışırdı.
Hatırlamak isteyenlere;



Tabi en bilinen şeker kızlardan biri Candy idi.Aslında çiçek kız ile şeker kız birbirine çok benziyor.Şeker kızın ilk gösterildiği zamanları hatırlamıyorum.Star Tv'de öğlenleri okuldan geldikten sonra izlediğim zamanları hatırlıyorum.İple çekerdim başlamasını.Sevgilisi Antonye kavuşamadıkça üzülürdüm.Birazcık da Candy izleyelim mi?



Heidinin kitaplarını da bol bol okur,çizgi filmini izlerdim.Fakat neşeli başlayan çizgi film cingılından sonra Heidinin yaşadıkları içimi burkar bazen izlemek istemezdim.Heidi sevimli bir kahramandı ama yaşadıkları zordu.

Peki siz en çok hangisini severdiniz?

Cennetimden Bakarken-The Lovely Bones



Film Peter Jackson filmi olunca aylar öncesinden beklemeye başladım.Çekilirken ki görüntülerini izleyeli 3-4 ay olmuştur.Ne zaman ne zaman vizyona girecek derken geçen cuma sinemalarda vizyona girdi.Dün izleme şansım oldu.Bu kadar beklememe deydi mi?Hayır.İçim sıkıldı izlerken.Efektler beklediğim gibi de etkilemedi beni.En çok merak ettiğim cennet görüntüleri idi.Zaman zaman içimi bir ürperme alsa da cennet görüntüleri daha iyi olabilirdi.Cennetin en ilginç tasvir eden filmlerden Robin Williams'ın dilimize Aşkın Gücü olarak çevrilen What Dreams May Come isimli filmini tek geçerim.Yine de bir görüntü var ki Cennetimden Bakarken filminde deniz kenarına vuran kocaman cam şişe içindeki yelkenlilerin karaya vurması.Ağlamamak için zor tuttum kendimi.

Filmin bazı kısımların da çok duygulandım,öfkelendim,küçücük çocukları hunharca öldüren lanet katillerin o an hepsini elime verseler tek tek boğabilirdim.Evet filmin konusu 14 yaşında bir kızın hunharca komşuları tarafından kandırılarak öldürülmesi.Ölen kız çocuğunun ise cennet ve dünya arasında kalarak yaşadıkları anlatılıyor.Konunun ne olduğunu zaten biliyordum ama yine de içim sıkıldı,dünya bir an dar geldi.Aklım almıyor bir insanın bir insanı nedensizce,sapık arzularla öldürmesini.Hele de öldürülen bir çocuksa.

Ve filmin sonu şaşırttı.Daha farklı bitmesini beklerdim.Neticesinde izlerken çok üzülüp,bunalmak istemiyorsanız hiç izlemeyin derim.Ama ben yine de cennet görüntülerini merak ediyorum diyorsanız izleyin.

2 Mart 2010 Salı

Saatler geçmedi beklerken.Saate 5 dakikada bir bakıp hala daha saat gelmedi mi demek tabi ki zamanın geçmesini kolaylaştırmıyordu.Ne zormuş böyle yüreği ağzında olmak,beklemek,beklemek.
Hayallerin yarım kalmasını elbette istemezsin ama acabalar içinde dolanırken yorulursun.
Sustum,konuştum,sustum,sinirlendim,söylendim.Gülmeye çalıştım.Zorladım kendimi ama yağmur işimi daha da zorlaştırdı.Bir kaç damla göz yaşını teslim etmek zorunda kaldım.
Böyle miymiş şimdi yüreğin ağzında yaşamak,galiba ilk günden öğrendim.
Saatler geçmesini beklerken geçmedi belki ama sonra geçmişti işte.Geçti gitti.Nihayet beklenen,duyulmak istenen haber geldi.Ama hala acabalar vardı.
Şimdi bir de acabalar da çoğalacaktı cebimde.Acabalar,yüreği ağzında yaşamlar.Olumlu düşünmeye çalışmacalar.

Zor muymuş?Ne kolaydı ki!

1 Mart 2010 Pazartesi

Dünya dönüyor sen ne dersen de




Zaman akıyor,zaman geçiyor.Kar,kış derken baharın ilk günündeyiz.Martın kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırdığı günlere devam.

Planlar yapıyoruz,vazgeçiyoruz,yaş alıyoruz,yaşlanıyoruz.Genç kalıyoruz.Hedefler koyuyoruz.Vazgeçiyoruz.Hırs yapıyoruz.Vazgeçmiyoruz.
Küsüyoruz,unutuyoruz,barışıyoruz.
Üzülüyoruz,ağlıyoruz.Kırılıyoruz.Yeniden,yeniden başlıyoruz.

Zaman geçiyor.

Gülüyoruz,eğleniyoruz.Dostlarımızı,ailemizi çok ama çok seviyoruz.
Özlemler biriktiriyoruz cebimizde.Hayaller kuruyoruz.

Zaman geçiyor.

Dünya nimetleri peşinde koşuyoruz.Almak,almak istiyoruz.

Zaman geçiyor.

Geziyoruz,yeni yerler görüyoruz.Daha fazla olmalı,olmalı diyoruz.

Zaman geçiyor.

Zaman geçiyor.

Zaman geçiyor.


Zaman geçtikçe,yılları üst üste koydukça,dertler fazlalaştı biliyorum.Büyürken dertlerimizi de büyüttük.Ama daha farklı bakmıyor musunuz hayata?Daha mantıklı,daha sevgi dolu,daha olması gerektiği gibi.

İçinize çekmiyor musunuz havayı doyasıya?Dertlere aman senin de üstünden geleceğim demiyor musunuz?Daha çabuk barışır olmadınız mı hayatla,dostlarla?Aldığınız dersleri kenara yazarken yaşamam gerekirdi demiyor musunuz?Daha kıymetli değil mi zamanınız?

Evet demediniz mi yoksa bu sorulara?

Dünya dönüyor sen ne dersen de,yıllar geçiyor fark etmesen de

Tek kullanımlık bir hayat var elimizde,tutarken kırmamalı,yere düşürmemeli.Bir kere verilen hakkı iyi kullanmalı.Neyin geri dönüşü var ki Allah aşkına?