Geçtiğimiz cuma günü çıldırmama ramak kaldı.Sabır sadece 2 yaşında bir çocuk diyerek kendime telkinlerde bulundum.Sabah erken uyanıp,gündüz uykusunu da sadece yarım saat uyuyunca uykusuzluk mahvetti.Ben de akşam üzeri uyutmak istemedim ve olanlar oldu.Öğleden sonra gel markete çıkalım dedim.Bu montu giymem,bu bereyi takmam krizi yaşadık ve ben de o halde gitmeyelim dedim.O an sinirlendim ama bağırmadım,üstümü çıkardım.O benim hareketlerimden kızgınlığımı anladı,ağlamaya başladı.Kucağıma aldım,sakince anlattım.Tam çıkarken montu üstünden çıkardın,bereni de takmadın,ben de o halde gitmeyelim dedim ve vazgeçtim dedim.Sustu ve sarıldı ben de sarıldım.Ama krizler devam etti.Çadırlar yaptık,oyunlar oynadık,kendi haline bıraktım.Her durumda sıkıldı ve üstüme atladı koltukta otururken.
Zor geçen bir gündü ve geçti.Ama öyle zorlandım ki.
Evde sıkılıyor biliyorum.Bir oyun kurup oynamak da zor oluyor kimi zaman.Kış günleri bizi eve hapsedince iyi olmadı,hem de hiç.
Bugün yağmurun dinmesini bekledim ve hemen aldım çıkardım markete doğru.Yürüdük ve geldik.Hoş ne farketti.Ben bu satırları yazarken omzumda şu an.Sarılıyor,sandalyemden aşağı.
Durum bu işte:)
17 Aralık 2012 Pazartesi
12 Aralık 2012 Çarşamba
Demir bugün 26 aylık oldu
Anneler babalar çocuklarını hep bebeklikleri ile hatırlarmış dedikleri doğruymuş.O yüzdendir ki Demir bir şey yaptığında en çok da ilginç bir şeyler söylediğinde şaşırıyoruz.O yaşaması gereken zamanı yaşıyor.Yaşının gerektirdiklerini yapıyor.Ama biz hala bebekmiş gibi görüp şaşırıyoruz karşımızdaki çocuğa.
Mesela dün annemlerde iki koltuk arasına girmiş bir yandan da oyun yapıyor.Anne çıkar beni çıkar beni diyor.Ben de kal sen orada dedim,madem kendin girdin, kendin çık dedim gülerek.Birden ciddileşti.Neden ben burada kalayım anne,neden anne dedi.Nedenlere de başladık demek dedim.Şimdi bu neden soruları var artık bizde.Dün akşam eşim,ben Demir oturuyoruz.Demir benim telefonumu aldı fotoğraf çekicem anne dedi.Sonra da bize sesleniyor,herkes buraya toplansın,hadi fotoğraf çekeceğim herkes gelsin dedi.
Artık karşımızda minik bir adam var.Sohbet edebiliyoruz,şarkılar söylüyoruz.
Demir dans etmeyi ve müzik dinlemeyi çok seviyor hala.Müzik aç anne,müzik aç diyor.Hoş son zamanlarda en çok Gangam Style tercihi de olsa açıyoruz ve dinleyip dans ediyor.
Oyuncak Hikayesi çizgi film karakterlerini bir dergide görüp bana sormaya başladı.Ben de onun bir çizgi filmi olduğundan söz ettim.İyice merak edince çizgi filmini açtım ve çok hoşuna gitti.Yeni takıntılarından biri de bu.
Hastalığı ile birlikte iştahsızlaşmış bir şey yememeye başlamıştı.Hastalık geçince çok şükür yeniden sevdiği şeyleri istiyor benden.Keklerimi çok seviyor en çok da onun için yapıyorum.Anne sütünü bıraktıktan sonra daha çok süt içmeye başladı.Süt en sevdiği şeylerden biri.
Sevmediği yiyecekler konusunda ısrar etmiyorum,yemiyorsa aradan geçen uzun zaman sonra tekrar deniyorum.Bebekliğinde de öyle yapıyordum.Bazen uzun zaman geçince hiç yemediği bir şeyi de deneyebiliyor.
Atıştırmalık tabaklarını da seviyor.Akşamları kuru dut,kuru üzüm,elma,kuru elma,kuru kayısı,muz,kraker falan bir tabağa koyuyorum ve pıtır pıtır yiyor.Pıtır pıtır demişken nar yemeyi de çok seviyor.Çünkü narları da pıtır pıtır yiyor.
Demir gezmeyi seven bir çocuk.Havaların soğuması ile evde geçirdiğimiz zamanlar çoğalmaya başladı o yüzden sıkıldığını hissediyorum.Kalem vermek bile istemiyordum bir zamanlar erken tanışıp sıkılmasın diye ama bir şekilde kalemle tanışıyorlar üstelik yasakladıkça daha çok istiyor.Şimdi o merakı geçtiği için öyle bir ısrarı yok.Geçen gün sulu boya denemesi yaptık çok eğlendi.Oyun hamurları ile oynuyoruz arada.Çok sıklıkla bu tarz şeyler yapmıyoruz.Arada sırada yapınca o da çok keyifleniyor.
En çok sevdiği kitaplardan biri fuarda aldığım Tübitak yayınlarına ait Çiftlikte 1001 şeyi bulun kitabı.Hayvanları sevdiği için çok ilgisini çekti.
Ayrıca hala benim uydurduğum hikayeleri dinlemeyi seviyor.Uyumadan önce bu tarz hikayeler ilgisini çekiyor.Fakat uyumaktan ziyade sonuna kadar hikayeleri dinliyor.Uyku konusunda hala zorlanıyoruz.Uykuya zor dalan bir çocuk Demir,uyuduğunda da uzun uzun uyumayan.Geceleri bir ara uyanmıyordu.Şimdi yeniden uyanmaya başladı.Bu da beni cidden çok zorluyor.Hem geç uyuması hem de gece uyanması derken dengem sarsılabiliyor.Ama deliksiz uyuduğu geceleri de gördükten sonra sabır diyorum kendime.Bugünlerde yakındır.
Artık evin içinde bana bir arkadaş.Birlikte kalkıp kahvaltı etmek ona çok zevk veriyor.Öyle ki anneme geçen gün zevkle anlatmış.Hele bir de babası varsa bayılıyor o zaman o sabahlara.
Hatta bana yardım ediyor buzdolabından bir şeyler çıkarıyor.Masaya koyuyor falan.Ben de Demir hevesli olduğu için evde böyle ufak tefek görevler veriyorum.Çamaşırları makinaya koyarken,çıkarırken.Masaya bir şeyler koyulurken.Mutfağa gitmesi gereken şeylerde.Oyuncaklarını toplarken.Bana yardım et anneciğim dememle harekete geçmesi bir oluyor.
Böyle böyle büyüyor işte benim minik balkabağım.Annesine her gün yeni şeyler söyleyerek ve de en çok arkadaşlık ederek..
Mesela dün annemlerde iki koltuk arasına girmiş bir yandan da oyun yapıyor.Anne çıkar beni çıkar beni diyor.Ben de kal sen orada dedim,madem kendin girdin, kendin çık dedim gülerek.Birden ciddileşti.Neden ben burada kalayım anne,neden anne dedi.Nedenlere de başladık demek dedim.Şimdi bu neden soruları var artık bizde.Dün akşam eşim,ben Demir oturuyoruz.Demir benim telefonumu aldı fotoğraf çekicem anne dedi.Sonra da bize sesleniyor,herkes buraya toplansın,hadi fotoğraf çekeceğim herkes gelsin dedi.
Artık karşımızda minik bir adam var.Sohbet edebiliyoruz,şarkılar söylüyoruz.
Demir dans etmeyi ve müzik dinlemeyi çok seviyor hala.Müzik aç anne,müzik aç diyor.Hoş son zamanlarda en çok Gangam Style tercihi de olsa açıyoruz ve dinleyip dans ediyor.
Oyuncak Hikayesi çizgi film karakterlerini bir dergide görüp bana sormaya başladı.Ben de onun bir çizgi filmi olduğundan söz ettim.İyice merak edince çizgi filmini açtım ve çok hoşuna gitti.Yeni takıntılarından biri de bu.
Hastalığı ile birlikte iştahsızlaşmış bir şey yememeye başlamıştı.Hastalık geçince çok şükür yeniden sevdiği şeyleri istiyor benden.Keklerimi çok seviyor en çok da onun için yapıyorum.Anne sütünü bıraktıktan sonra daha çok süt içmeye başladı.Süt en sevdiği şeylerden biri.
Sevmediği yiyecekler konusunda ısrar etmiyorum,yemiyorsa aradan geçen uzun zaman sonra tekrar deniyorum.Bebekliğinde de öyle yapıyordum.Bazen uzun zaman geçince hiç yemediği bir şeyi de deneyebiliyor.
Atıştırmalık tabaklarını da seviyor.Akşamları kuru dut,kuru üzüm,elma,kuru elma,kuru kayısı,muz,kraker falan bir tabağa koyuyorum ve pıtır pıtır yiyor.Pıtır pıtır demişken nar yemeyi de çok seviyor.Çünkü narları da pıtır pıtır yiyor.
Demir gezmeyi seven bir çocuk.Havaların soğuması ile evde geçirdiğimiz zamanlar çoğalmaya başladı o yüzden sıkıldığını hissediyorum.Kalem vermek bile istemiyordum bir zamanlar erken tanışıp sıkılmasın diye ama bir şekilde kalemle tanışıyorlar üstelik yasakladıkça daha çok istiyor.Şimdi o merakı geçtiği için öyle bir ısrarı yok.Geçen gün sulu boya denemesi yaptık çok eğlendi.Oyun hamurları ile oynuyoruz arada.Çok sıklıkla bu tarz şeyler yapmıyoruz.Arada sırada yapınca o da çok keyifleniyor.
En çok sevdiği kitaplardan biri fuarda aldığım Tübitak yayınlarına ait Çiftlikte 1001 şeyi bulun kitabı.Hayvanları sevdiği için çok ilgisini çekti.
Ayrıca hala benim uydurduğum hikayeleri dinlemeyi seviyor.Uyumadan önce bu tarz hikayeler ilgisini çekiyor.Fakat uyumaktan ziyade sonuna kadar hikayeleri dinliyor.Uyku konusunda hala zorlanıyoruz.Uykuya zor dalan bir çocuk Demir,uyuduğunda da uzun uzun uyumayan.Geceleri bir ara uyanmıyordu.Şimdi yeniden uyanmaya başladı.Bu da beni cidden çok zorluyor.Hem geç uyuması hem de gece uyanması derken dengem sarsılabiliyor.Ama deliksiz uyuduğu geceleri de gördükten sonra sabır diyorum kendime.Bugünlerde yakındır.
Artık evin içinde bana bir arkadaş.Birlikte kalkıp kahvaltı etmek ona çok zevk veriyor.Öyle ki anneme geçen gün zevkle anlatmış.Hele bir de babası varsa bayılıyor o zaman o sabahlara.
Hatta bana yardım ediyor buzdolabından bir şeyler çıkarıyor.Masaya koyuyor falan.Ben de Demir hevesli olduğu için evde böyle ufak tefek görevler veriyorum.Çamaşırları makinaya koyarken,çıkarırken.Masaya bir şeyler koyulurken.Mutfağa gitmesi gereken şeylerde.Oyuncaklarını toplarken.Bana yardım et anneciğim dememle harekete geçmesi bir oluyor.
Böyle böyle büyüyor işte benim minik balkabağım.Annesine her gün yeni şeyler söyleyerek ve de en çok arkadaşlık ederek..
11 Aralık 2012 Salı
Kendime not
Kendimi engelleyenin ben olduğumu anladım tam da bugün.Yok öyle değil yok böyle değil derken düşüncelerle kendi yolumu kapadığımı anlamamla kendimi aydınlanmış hissetmeye başladım.Sanki bir kapı açıldı.Düşüncelerimiz kaderimiz oluyor diyerek kendimi uyandırdım.
Bunu da not düşüyorum ki olur da unutur gibi yaparsam diye.
(Fotoğrafın anlamı yok gibi ama benim için büyük.Aylarca taktiğim bilekliğimi çıkarıp denize atmıştım.)
Bunu da not düşüyorum ki olur da unutur gibi yaparsam diye.
(Fotoğrafın anlamı yok gibi ama benim için büyük.Aylarca taktiğim bilekliğimi çıkarıp denize atmıştım.)
10 Aralık 2012 Pazartesi
Günaydın
Ne zamandır özenle kendime kahvaltı hazırlamıyordum.Günlerdir kek bile yapmıyordum.Elimi hiç bir şeye sürmek istemiyordum.Zorla,yapılması gerekenleri yapıp kenara çekiliyordum.
Dün tüm gün evde oturunca kalk kalk dedim kendime 10-15 dakikada uydurmasyon bir kek yaptım.
Başlangıçta zorla kendini sonra gerisi gelir dedim çok şey için.
İyi ki dedim,ne demişler ilk önce aynada kendine gülümse gerisi gelir.
5 Aralık 2012 Çarşamba
Yeniden 15 olur musun olamazsın
Yeniden 15 olamam diye düşündüm bu sabah.Çünkü 15 yaşındayken yaşadığım büyük aşkım aklıma geldi.Sabah evden çıkar okula doğru yürürdüm.Evet servis falan yoktu,yürür giderdik okula.Evlerinin önünde geçerken bakmayacağım bu sabah kapılarına derdim.Bakmayacağım der yine de bakardım.Genelde de tam evden çıkarken görürdüm onu.Aynı zamanlarda çıkardık.Çok uzun yıllar sonra itiraf etti ki,o da beni beklermiş,camdan gizlice bakar geçiyorsam hemen fırlarmış dışarı.Çok geç kaldın itirafın için demiştim bunu bana dediğinde.
Neyse işte ilk aşktı belki benim için içimi ısıtan gülüşü falan ne kadar da güzeldi.Nedense yıllardır düşünmediğim şeyler aklıma geldi.Çünkü kendime dedim ki yeniden ne 18,ne 17,ne 15,ne 25,ne 30,ne de 32 olacaksın.Geçti gitti giden yıllar.Sanki yeniden dönebilirmişsin gibi hoyratça geçsin desen de.Yok işte geride hepsi.
Çünkü geride kalan hep daha genç olmak.Daha genç hep yeni gelen yaştan.Yeni gelen hep olgun,hep de olgun olması beklenen.
Hep cici,hanım kız oldum.Örnek insan,hep aynı çizgide yürüyen.Zaman zaman düşündüm bir gün taşkınlığım olur mu diye.Ya da ne bileyim yeter artık dediğim bir an.Kafamın dank ettiği an.Yok olmadı.Küfürlerim bile küfür değil mesela etmek istesem.En kötü sözlerim gerizekalıdan öteye bile geçemez çoğu zaman.
Ama değişmez insan çoğu zaman.Değişmek ister olmaz.Bir gün biri değişince değiştirince her şeyini vay hiç ondan beklemezdim deriz değil mi?Çünkü o odur,yıllardır aynı kişi.
4 Aralık 2012 Salı
Bu yürek çok ağırlaştı biraz yükünü boşaltmalı
Serseri mayın gibi belki ruhum.Orada,burada,ama hedefsiz.
Bu zamana kadar yaşadığım en yalnız hallerimdeyim belki de.Bu kadarı da yeter be dedirten.
Evet kırılganım da.Mesela en sevdiğim arkadaşımın sözleri beni çok incitiyor olabilir.Hassasım işte.
Ruh halim mevsimsel olarak değişim kazanabilir.Güneşle doğru orantılı.Ama yağmur yağıyorken ağlamak da lazım.Yürek de biraz rahatlamalı.
İyi geldi işte bir kaç göz yaşı dahi olsa.
İsyan etmedim ki ben?
Bunlarla sınanıyorum çok şükür,yaklaştım,yaklaşıyorum derken yine en başa mı sarıyorum.3 yıl öncesine.
Ama saramam da bir fark var koca bir fark.Anne olmam,harika bir evlada sahip olmam.Tüm bunlar bile çekip çıkarabiliyor,mesela anlar gibi bu hallerimi gelip sessizce yanıma ilişmesi gibi.
Neyse ki annesi çok uzatmaz bu halleri,yürek ağırlaştıysa fazlalıkları atar aşağı.
Aslında fazla gelen ya da hiç yokmuş gibi sayılan kişileri de atacağım.
Kısır döngü işte kendimi tekrarlatıyor.
Bir peri belirse aslında şu dese,böyle dese,öyle kaybolmuş gibi oluyorum ki yönümü gösterecek bir ışığa ihtiyacım var.
Hep bir amaç var ama bulamadım bu zamana kadar.
Bu zamana kadar yaşadığım en yalnız hallerimdeyim belki de.Bu kadarı da yeter be dedirten.
Evet kırılganım da.Mesela en sevdiğim arkadaşımın sözleri beni çok incitiyor olabilir.Hassasım işte.
Ruh halim mevsimsel olarak değişim kazanabilir.Güneşle doğru orantılı.Ama yağmur yağıyorken ağlamak da lazım.Yürek de biraz rahatlamalı.
İyi geldi işte bir kaç göz yaşı dahi olsa.
İsyan etmedim ki ben?
Bunlarla sınanıyorum çok şükür,yaklaştım,yaklaşıyorum derken yine en başa mı sarıyorum.3 yıl öncesine.
Ama saramam da bir fark var koca bir fark.Anne olmam,harika bir evlada sahip olmam.Tüm bunlar bile çekip çıkarabiliyor,mesela anlar gibi bu hallerimi gelip sessizce yanıma ilişmesi gibi.
Neyse ki annesi çok uzatmaz bu halleri,yürek ağırlaştıysa fazlalıkları atar aşağı.
Aslında fazla gelen ya da hiç yokmuş gibi sayılan kişileri de atacağım.
Kısır döngü işte kendimi tekrarlatıyor.
Bir peri belirse aslında şu dese,böyle dese,öyle kaybolmuş gibi oluyorum ki yönümü gösterecek bir ışığa ihtiyacım var.
Hep bir amaç var ama bulamadım bu zamana kadar.
Çok inat ettim,bulamadım.
2 Aralık 2012 Pazar
Sonbaharı uğurla Yıldız
Ne çok uzak kalıyorum senden.Çok özlüyorum seni ama neden uzak kalıyorum bu kadar ben de bilmiyorum.
Ben yine aynıyım.Süper bir sonbahar geçirdim,tadına vardım kendimce.Kuruyan yapraklar,ılık havalar,uzun yürüyüşler.Evet takvime bakınca da anladım kış gelmiş.
Daha çok müzik dinleyip,daha çok kitap okuyorum.Yani daha çok kendim oluyorum.Tüm bunlara nasıl fırsat buluyorsun diyenlere de cevabım;ee ne yapayım bunları da yapmazsam.Anneyim diye emekli olmadım.Tamam ilk 1 yıl bir çok şeyden emekli olmuş gibiydim.O uykusuz gecelerle sanki yarı uykulu bir rüyadaydım.Ama uyandım.
Yine kendimi arayışlarım evet iyi bir şeyler yapabilirim umutlarım bir de inatlaşmalarım var.İnatlaşıyorum yenemezsin diyorum umutsuzluğuma.
İş aramanın verdiği iç ezikliğini yaşıyorum.İş arama sayfalarında ruhum darlanıyor.Enteresan aslında bugünlerimi de çok ararım.Çalışan kadınının dramını da iyi bilirim,bir de anneliği de eklersem kim bilir neler neler yaşarım.
Demirin uyku düzensizlikleri devam ediyor.Mesela saat akşamın 7si uyuyor şimdi.Saçma bir saatte saçma bir şekilde dışarı çıktık ve dönüşte uyudu.Çünkü evde tüm gün uyumadı.Gece kaçta uyur şimdi.Başka bebeler gibi de gece uykusuna dönmez mesela şu anki uykusu.Döner diye düşünmek bir mucizeyi beklemek gibi.
Herkesi kırıp geçiren grip bizim de kapımızı çaldı.İlk önce Demir hastalandı arkasından ben.Günlerce evde oturmak bizi çok sıktı.Hastalık da çok fenaydı.Şükür,geçti.
Zaman geçiyor işte.Kaygılanmam gerekse de kaygılanmayacağım.35e kadar o hayallere devam.
14 Kasım 2012 Çarşamba
Hart of Dixie
Son günlerdeki takıntım bu dizi.Seyhanım bak önceden yazıyorum bize söylemedin falan deme:)Beğeneceğini düşünüyorum,çok hoş izlerken insanı dinlendiren dizilerden.
Dizi genç bir doktorun hiç tanımadığı yine bir doktor olan babasının mirası üzerine Bluebell adlı kasabaya gelip doktorluk yapmasını anlatıyor.Babasının bıraktığı muahanede babasının doktor ortağıyla görev almaya başlıyor.Üstelik Zoe Hart isimli kızımız New Yorkta doğup,büyüyen biri.Küçücük bir kasabaya alışması ve etrafındaki insanlarla olan ilişkilerini anlatıyor kısaca dizi.Başrol oyuncusunu The O.C den hatırlarsınız.
Dizi genç bir doktorun hiç tanımadığı yine bir doktor olan babasının mirası üzerine Bluebell adlı kasabaya gelip doktorluk yapmasını anlatıyor.Babasının bıraktığı muahanede babasının doktor ortağıyla görev almaya başlıyor.Üstelik Zoe Hart isimli kızımız New Yorkta doğup,büyüyen biri.Küçücük bir kasabaya alışması ve etrafındaki insanlarla olan ilişkilerini anlatıyor kısaca dizi.Başrol oyuncusunu The O.C den hatırlarsınız.
Diziyi izlerken sürekli beni bu kasabaya ışınlayın diyorum.Yaşadıkları ortamın güzelliği kadar komşuluk,dostluk kavramlarını da öyle güzel yaşıyorlar ki,insan imreniyor doğrusu.
12 Kasım 2012 Pazartesi
Demir bugün 25 aylık oldu
25 ayı devirdik oğlumla.2 yaşla birlikte bir çok şey değişti hayatımızda.Odalarımızı ayırdık,anne sütünü bıraktık,konuşma olayını çözdük.Allah biliyor ya anne sütü hadisesine çok stres yapmıştım.Çok şükür o da oldu.2 yaşına kadar isterse devam edecek diye düşünüyordum tabi süt de olursa.Evde olmam ve Demirin de istemesi ile devam etti.
Oda konusunda da anne sütüne devam ettiği için ısrarcı değildim.Ama artık kendi isteklerini dile getirdiği ve büyüdüğü için zorluk çekmemek adına oda ayırma kararını aldım.Anneler zamanı biliyor hem çocukları için hem kendileri için.
Arada geceleri uyanıyor,özellikle korktuğu günlerde.Demir ürkek bir çocuk eğer o gün onu korkutan,ürküten bir şey gördüyse mutlaka gece ağlayarak uyanıyor.Bazen yoldan geçen bir motorun sesinden bile ürküyor.Sesler konusunda bebekken de hassastı.Dışarıda vakit geçirmemize rağmen çoğu zaman yine de korkabiliyor.Örümcek adamın maskesini takan çocuğu parkta görmüştü ondan da korkmuştu mesela.Ki çocuktan rica etmiştim maskeni çıkarır mısın diye içinden 5-6 yaşlarında bir çocuk çıktığını görmesi bile yetmemişti.
Dün onunla izlemeyi çok sevdiği çocuk dizisi Hayal İzcilerini oyuncakları ile canlandırma yaparken benim unuttuğum replikleri,anları söyledi ya hep şaşırdım.
Konuşma konusunda epey ilerledi.Sen nerden çıktın canım ya diye heyecana gelip sorunca çocuğum da kapıdan diye cevap verdi.Mantıklı tabi.
Ondan sonraya onasta,son keze son es diyor.Ama bir çok kelimeyi de doğru telafuz ediyor.
Yemek konusunda zorlandığımız oluyor,zorlamadan sevdiği yemekleri yapmaya çalışıyorum.Evde yaptığım keklere de bayılıyor.Tüm aile bireylerinin isimlerini bildiği gibi bazen bana Yıldız Anne babasına da Ali Baba ya da Yıldızcım,Alicim de diyebiliyor.
Müziğe karşı ilgisi çok fazla.Dans etmeye bayılıyor ve Tibetin gitarıyla oynadıktan sonra gitar istemeye başladı.Eline aldığı kepçeyle falan koltuğa vurarak davul yapıyor ya da uzun bir nesneyi alarak gitarmış gibi çalışıyor.
Uyku düzeni yine bozuldu,geç saatlerde uyumaya başladı yine.Uyurken bilindik masallardan çok benim uydurduğum hikayeleri çok seviyor.Mesela yağmur yağdığında yürüyüşe çıkacağız,ormana gideceğiz diye başladığım hikaye gibi.
Süt içmeyi çok seviyor,yoğurt da severek yiyor.Fakat peynir yememe durumumuz hala devam ediyor.
Demir hareketli bir çocuk,havalar güzelken birlikte güzel vakit geçirmek ve iyi vakit geçirip enerjisini atması için sık sık parka gidiyorduk.Havalar soğuyunca bu mümkün olmuyor açıkçası.
Fakat evde de artık olmayı seviyor,çünkü oyuncaklarla oynayıp keyif alma durumlarına geldik.Atlarla,hayvanlarla,çocuk figürlü oyuncaklarla çok güzel oyun kurabiliyor.
Kıyafet konusunda çok seçici,sevdiği bir tişört olması gerek ya da gömlek giyecek.Gömlekleri cidden çok seviyor.Şapka takıntısı var bir de.Evin içinde bile şapka takabiliyor.Gözlük de aynı şekilde,Gözlük takıp,şapkasını da kafasına geçirip bisikletine binip,kask taktım motora bindim şimdi anneanneye gidiyorum diye turlayabiliyor.
En güzeli de karşılıklı sohbet etmemiz ve de sevgisini belli etmesi,sarılıp,sevdiğini söylemesi.
Hızla büyüyor işte..
Oda konusunda da anne sütüne devam ettiği için ısrarcı değildim.Ama artık kendi isteklerini dile getirdiği ve büyüdüğü için zorluk çekmemek adına oda ayırma kararını aldım.Anneler zamanı biliyor hem çocukları için hem kendileri için.
Arada geceleri uyanıyor,özellikle korktuğu günlerde.Demir ürkek bir çocuk eğer o gün onu korkutan,ürküten bir şey gördüyse mutlaka gece ağlayarak uyanıyor.Bazen yoldan geçen bir motorun sesinden bile ürküyor.Sesler konusunda bebekken de hassastı.Dışarıda vakit geçirmemize rağmen çoğu zaman yine de korkabiliyor.Örümcek adamın maskesini takan çocuğu parkta görmüştü ondan da korkmuştu mesela.Ki çocuktan rica etmiştim maskeni çıkarır mısın diye içinden 5-6 yaşlarında bir çocuk çıktığını görmesi bile yetmemişti.
Dün onunla izlemeyi çok sevdiği çocuk dizisi Hayal İzcilerini oyuncakları ile canlandırma yaparken benim unuttuğum replikleri,anları söyledi ya hep şaşırdım.
Konuşma konusunda epey ilerledi.Sen nerden çıktın canım ya diye heyecana gelip sorunca çocuğum da kapıdan diye cevap verdi.Mantıklı tabi.
Ondan sonraya onasta,son keze son es diyor.Ama bir çok kelimeyi de doğru telafuz ediyor.
Yemek konusunda zorlandığımız oluyor,zorlamadan sevdiği yemekleri yapmaya çalışıyorum.Evde yaptığım keklere de bayılıyor.Tüm aile bireylerinin isimlerini bildiği gibi bazen bana Yıldız Anne babasına da Ali Baba ya da Yıldızcım,Alicim de diyebiliyor.
Müziğe karşı ilgisi çok fazla.Dans etmeye bayılıyor ve Tibetin gitarıyla oynadıktan sonra gitar istemeye başladı.Eline aldığı kepçeyle falan koltuğa vurarak davul yapıyor ya da uzun bir nesneyi alarak gitarmış gibi çalışıyor.
Uyku düzeni yine bozuldu,geç saatlerde uyumaya başladı yine.Uyurken bilindik masallardan çok benim uydurduğum hikayeleri çok seviyor.Mesela yağmur yağdığında yürüyüşe çıkacağız,ormana gideceğiz diye başladığım hikaye gibi.
Süt içmeyi çok seviyor,yoğurt da severek yiyor.Fakat peynir yememe durumumuz hala devam ediyor.
Demir hareketli bir çocuk,havalar güzelken birlikte güzel vakit geçirmek ve iyi vakit geçirip enerjisini atması için sık sık parka gidiyorduk.Havalar soğuyunca bu mümkün olmuyor açıkçası.
Fakat evde de artık olmayı seviyor,çünkü oyuncaklarla oynayıp keyif alma durumlarına geldik.Atlarla,hayvanlarla,çocuk figürlü oyuncaklarla çok güzel oyun kurabiliyor.
Kıyafet konusunda çok seçici,sevdiği bir tişört olması gerek ya da gömlek giyecek.Gömlekleri cidden çok seviyor.Şapka takıntısı var bir de.Evin içinde bile şapka takabiliyor.Gözlük de aynı şekilde,Gözlük takıp,şapkasını da kafasına geçirip bisikletine binip,kask taktım motora bindim şimdi anneanneye gidiyorum diye turlayabiliyor.
En güzeli de karşılıklı sohbet etmemiz ve de sevgisini belli etmesi,sarılıp,sevdiğini söylemesi.
Hızla büyüyor işte..
9 Kasım 2012 Cuma
Bu hafta sonu Bulut Atlasını izleyebilirsiniz mesela
Uzun zamandır izlediğim en güzel filmlerden biriydi.Kitabını nasıl olmuş da okumadım dedirtti film boyunca 6 farklı hikayenin çok farklı zamanlarda yaşanmasına rağmen nasıl birbiri ile ilintili olduğunu anlatıyor.
Filme göre tüm yaşanılan hayatlar birbirine bağlı.Bizden önce yaşananlar bizim şu anki hayatımızı etkiliyor.Bizden sonrakiler de.Filmde geçen söz öbeklerini buraya aktaramıyorum.Hele özgürlük ile ilgili olanlar nasıl etkiledi beni.
Filme göre tüm yaşanılan hayatlar birbirine bağlı.Bizden önce yaşananlar bizim şu anki hayatımızı etkiliyor.Bizden sonrakiler de.Filmde geçen söz öbeklerini buraya aktaramıyorum.Hele özgürlük ile ilgili olanlar nasıl etkiledi beni.
8 Kasım 2012 Perşembe
Polyanna ruhum
Şimdi mutlu olmayayım da ne zaman mutlu olayım?
Kekini yaptıktan sonra minik bir elin ona uzanıp yemesi,o kekin eve müthiş kokular sarması mutlu etmez mi insanı?
Kahveni sessiz bir anda yudumlamak?
Son baharın tadını sonuna kadar çıkarmak?
Bir dostla paylaşılanlar?
Ya da yeni doğan bebeğin kokusu,etrafına yaydığı mutluluk?
Ve bunların hangisi parayla satın alınır ki?
Ama hep maddi olarak ulaşamadıklarımızla da mutsuz olmaz mıyız?
Oradan bakınca pollyanna gibi görünebilirim ama bu hayat Polyanna ruhuyla daha güzel onu bilir onu sôylerim
Kekini yaptıktan sonra minik bir elin ona uzanıp yemesi,o kekin eve müthiş kokular sarması mutlu etmez mi insanı?
Kahveni sessiz bir anda yudumlamak?
Son baharın tadını sonuna kadar çıkarmak?
Bir dostla paylaşılanlar?
Ya da yeni doğan bebeğin kokusu,etrafına yaydığı mutluluk?
Ve bunların hangisi parayla satın alınır ki?
Ama hep maddi olarak ulaşamadıklarımızla da mutsuz olmaz mıyız?
Oradan bakınca pollyanna gibi görünebilirim ama bu hayat Polyanna ruhuyla daha güzel onu bilir onu sôylerim
5 Kasım 2012 Pazartesi
bana kalan azıcık zaman
Tam uyku saatlerini düzenledik derken saatler alındı,bayram tatili girdi araya hoop yeni baştan.Bu böyle sürekli değişecek tabi.Ama bana kalan zamanların kısalması anlamında zorlanıyorum tabi.Çünkü geç uyursa geç uyanır durumu yok.Aynı saatte kalkar her durumda erken bile kalkabilir.Ve geç uyursa benim de pestilim çıkar,uyur kalırım.
Kitaplar,yazılacaklar,bakılması gerekenler,diğer işler,ev işleri her şey geride kalır.
Şimdi tüm defterlerimi ortaya çıkardım.Yazıyorum,yazmaya çalışıyorum.Tüm güzel fikirler tam da o anlarda geliyor.Aklımda tutmaya çalışıp bir yerlere not almaya çalışıyorum.
Yazmak iyi geliyor,iki cümle bile olsa.
Kendi sesimi duymak gibi.Eski bir dosta sarılmak gibi.
Yalnızlığımı unutturur gibi.
Her sene yeni bir defter alıp yılbaşında başlayacağım derdim.Ama bu sefer şimdi başlıyorum yeni yılı beklemeden başlayacağım dedim.
Gözümün önünden de kaldırmıyorum ki gördükçe yazayım.
Cümleleri özlemişim,onları kağıda aktarmayı özlemişim.Bir de somut şeyler bırakmak istiyorum.Olur da daha büyüklerini bırakamazsam oğluma annem neler düşünüyormuş desin.Beni daha iyi tanısın,elbette isterse,istemezse de kendi bilir,değersiz de görebilir.Belki de hiç tanımadığım insanların eline de geçebilir.Ama cümleler içimden çıkmalı ve yolunu bulmalı.
Aynılık döngüsüne girdim elbette,evdeyim,bunalıyorum zaman zaman.Her şekilde içimdeki durumu güzelleştirmeye çalışıyorum.Çoğu zaman başarılı oluyorum da bazen çuvallıyorum.
Ne olacak sorularını soruyorum sonuç bekliyorum.Aslında son bir kaç gündür bunu da bıraktım.Şu anı düşün sadece dedim kendime.Ne olacak ne olacak biri çıksın ne olacaksa demekten yorulmadın mı dedim kendime.
Yorulmuşum,öyle dedi kalbim.
Bir ergen isyanı gibi içimde bir isyan da var biliyorum.
Kısır döngü de kırılır olacak bundan bir zaman sonra yazacağım postun başlığı.
23 Ekim 2012 Salı
Saklı parça
Geçen gün instagramda bir fotoğraf paylaştıktan sonra ben bakmayı 30 yaşımdan sonra öğrendim diye yazmıştım.
Meyve,meyveydi benim için sebze de sebze.Deniz sadece deniz,gökyüzü sadece gökyüzü.İçtiğim kahve o an için güzeldi sadece.
Kendime döndüğümü sanıyorken ne kadar kendimden uzakmışım meğer.Ne kadar 'benden' uzakmışım meğer.
Şimdi biraz daha yaklaştığımı hissediyorum.Kayıp parçayı bulmama az kaldı biliyorum.
Tamam oldum,olgunlaştım dememe daha var biliyorum.
Ama saklı koyduğun parçayı başka yerlerde ararken içimde olduğunu fısıldadın ya bana, şükürler olsun.
Meyve,meyveydi benim için sebze de sebze.Deniz sadece deniz,gökyüzü sadece gökyüzü.İçtiğim kahve o an için güzeldi sadece.
Kendime döndüğümü sanıyorken ne kadar kendimden uzakmışım meğer.Ne kadar 'benden' uzakmışım meğer.
Şimdi biraz daha yaklaştığımı hissediyorum.Kayıp parçayı bulmama az kaldı biliyorum.
Tamam oldum,olgunlaştım dememe daha var biliyorum.
Ama saklı koyduğun parçayı başka yerlerde ararken içimde olduğunu fısıldadın ya bana, şükürler olsun.
19 Ekim 2012 Cuma
Tam da şu dakikalarda
Bir yandan sabah içemediğim kahvemi hazırlıyor bir yandan da düşünüyordum.Hayırlısı olsun deriz bazı olaylar için.Hayırlısı değilse olmasın.Olmayınca yine de üzülürüz.Sanki hayırlısı olsun diyen biz değiliz.Hayırlısı demek değilmiş diye kabullenmek ne de zor diye kendi kendime dü
düşünüyordum.
O esnada cuma selalarını duydum.İçim bir an sustu,gelen sesi dinledim.Pencereyi açarak daha çok ses gelmesini sağladım.Ama bitmişti.Duymam gereken yerde duymuştum işte.
Tam da o dakikalarda.
16 Ekim 2012 Salı
Yer Deniz Serisi
Ne zamandır kitap postu yazmadım.Okumadığımdan mı?Hayır,tabi ki okumaya devam.Bu arada okuduğum bir sürü kitap oldu.En azından en son yazdığım kitap postundan bu yana.Açlık Oyunları Serisi en hızlı ve severek okuduğum kitaplar arasında oldu.Karolini bayılarak okudum.Bir de Yerdeniz Serisi ile tanıştım ki bilmeyenler bilsin istedim.Ursula K.Leguin kitaplarını kitapçılarda sürekli görüp merak ediyordum.Karıştırıp bakarken Yerdeniz Serisi-1 Yerdeniz Büyücüsü kitabını aldım ve bayıldım.Fantastik bir dünya ama anlatım o kadar farklı ki.Anlattığı dünyaya hooop bir balonla seyahat edip konuyorsun sanki ve o dünyanın içinde yaşıyorsun.Bana öyle güzel zengin bir hayal dünyasının kapılarını açtı ki,fantastik kitap seviyorsanız okuyun derim.
15 Ekim 2012 Pazartesi
Demir 2 yaşına girerken
Bir koşturmaca bir telaş derken Demirin doğum günü de geçti.Geçen sene pek bir şeyden haberi olmayan bebeğim doğum gününden önce süslediğim salona girince şaşkınlıkla etrafa baktı.Beğendin mi oğlum deyince beğendim dedi.
O telaş,gelen çocuklar,misafirler bayıldı,bayıldı.
O telaş,gelen çocuklar,misafirler bayıldı,bayıldı.
12 Ekim 2012 Cuma
Demir Artık 2 Yaşında!
Yupppiii 2 yaşındayım!Bu dünyaya geleli,annemi,babamı tanıyalı 2 sene oldu.Büyüdüm artık ben.Boyum uzadı,bıcır bıcır konuşuyorum.
En sevdiğim oyuncak atlarım.
En sevdiğim yer park ve atlıkarıncalar
En sevdiğim içecek süt
En sevdiğim yemek yoğurt çorbası
En sevdiğim kitap atların olduğu kitabım.
İlk defa duyduğum kelimeleri tekrarlıyorum.Sonra aklıma gelenleri de söylüyorum yeri gelince.Başımdan geçenleri de anlatmaya bayılıyorum.
Yaramazlık yaptığımı bildiğim anlarda anneme gider sarılırım çoğu zaman.
Dans etmeye bayılıyorum.Hareketli sevdiğim bir müzik duyunca mutlaka dans etmeye başlarım.
Geceleri hala uyanıyorum.
Demir
Son bir kaç haftadır hep bugünü bekliyorum.Yapacağımız doğum günü için falan değil.Bu 2 yıl nasıl geçti,neler yaptık diye.Nasıl geçtiğini anlayamadım desem.
Anneliğimin de 2.senesi.Doğum günleri hep önemliydi bizim için.Annem mutlaka bize özel bir şeyler yapardı ve bunları görmek,hissetmek benim çocukluğumun eşsiz mutluluklarından biriydi.Şu yaşıma geldim annem hala özel bir şeyler yapmaya gayret eder doğum günlerimde.Anne olunca daha iyi anladım,insanın evladı olunca nasıl hissedermiş doğum günlerinde diye.
Özendiğin,düşlediğin bir çok şeyin yanında tek bir düşüncede toplanıyor tüm yaptıkların,çocuğun mutlu olsun.Özel olduğunu hissetsin.
Anne mi oldum ben şimdi diyorum,biri anne,anneee diye seslenirken.Bana dün anne,anneee diye sesleniyor bir yandan da ses vermeyince efendim diyor.Yani benim efendim dememi mi bekliyor.Büyümüş karşılıklı oturup konuşuyoruz.Tüm bunların içinde ben anneyim diyorum kendime.Garip,sanki daha önceden ben yoktum.
Aslında vardım.Unutmuş da değilim.Bir parçam da oğlum hep içimdeydi.Ben hep bir oğlum olacağını biliyordum mesela.Rüyalarımda bile.Oğlum olacak benim derdim.Ama anneliği bilemezdim.Annelik emekli olmadan yaptığın,tam zamanlı bir iş.İş de değil ya aslında gönül işiymiş bu.
Yorulduğum,ağladığım,uykusuz kaldığım bir sürü gece oldu.Ve olacaktır da.
Sıkıldığım,bunaldığım kendimi kötü hissettiğim günlerim de oldu.Olacaktır da.
Deli gibi bağırıp,öfkelendiğim zamanlar da.Olacaktır da
Zor işte,kolay değil.Kimse de kolay olacağını söylemedi.Gittikçe kolaylaşan bir şey de değil.Hatta sürekli bunlar iyi günlerin diyen anneler de var.
Anlatmaya kalksan tüm bunlar ne için diye,işin içinden çıkamazsın.Sadece sevdiğim için de diyebilirsin.
Enteresan bir şey işte bu annelik.
Ama düşününce son 2 senede beni en çok güldüren sen oldun bu dünyada.O yüzden ne kadar teşekkür etsem az bu hayata,seni bana gönderdiği için.
Yıldız
En sevdiğim oyuncak atlarım.
En sevdiğim yer park ve atlıkarıncalar
En sevdiğim içecek süt
En sevdiğim yemek yoğurt çorbası
En sevdiğim kitap atların olduğu kitabım.
İlk defa duyduğum kelimeleri tekrarlıyorum.Sonra aklıma gelenleri de söylüyorum yeri gelince.Başımdan geçenleri de anlatmaya bayılıyorum.
Yaramazlık yaptığımı bildiğim anlarda anneme gider sarılırım çoğu zaman.
Dans etmeye bayılıyorum.Hareketli sevdiğim bir müzik duyunca mutlaka dans etmeye başlarım.
Geceleri hala uyanıyorum.
Demir
Son bir kaç haftadır hep bugünü bekliyorum.Yapacağımız doğum günü için falan değil.Bu 2 yıl nasıl geçti,neler yaptık diye.Nasıl geçtiğini anlayamadım desem.
Anneliğimin de 2.senesi.Doğum günleri hep önemliydi bizim için.Annem mutlaka bize özel bir şeyler yapardı ve bunları görmek,hissetmek benim çocukluğumun eşsiz mutluluklarından biriydi.Şu yaşıma geldim annem hala özel bir şeyler yapmaya gayret eder doğum günlerimde.Anne olunca daha iyi anladım,insanın evladı olunca nasıl hissedermiş doğum günlerinde diye.
Özendiğin,düşlediğin bir çok şeyin yanında tek bir düşüncede toplanıyor tüm yaptıkların,çocuğun mutlu olsun.Özel olduğunu hissetsin.
Anne mi oldum ben şimdi diyorum,biri anne,anneee diye seslenirken.Bana dün anne,anneee diye sesleniyor bir yandan da ses vermeyince efendim diyor.Yani benim efendim dememi mi bekliyor.Büyümüş karşılıklı oturup konuşuyoruz.Tüm bunların içinde ben anneyim diyorum kendime.Garip,sanki daha önceden ben yoktum.
Aslında vardım.Unutmuş da değilim.Bir parçam da oğlum hep içimdeydi.Ben hep bir oğlum olacağını biliyordum mesela.Rüyalarımda bile.Oğlum olacak benim derdim.Ama anneliği bilemezdim.Annelik emekli olmadan yaptığın,tam zamanlı bir iş.İş de değil ya aslında gönül işiymiş bu.
Yorulduğum,ağladığım,uykusuz kaldığım bir sürü gece oldu.Ve olacaktır da.
Sıkıldığım,bunaldığım kendimi kötü hissettiğim günlerim de oldu.Olacaktır da.
Deli gibi bağırıp,öfkelendiğim zamanlar da.Olacaktır da
Zor işte,kolay değil.Kimse de kolay olacağını söylemedi.Gittikçe kolaylaşan bir şey de değil.Hatta sürekli bunlar iyi günlerin diyen anneler de var.
Anlatmaya kalksan tüm bunlar ne için diye,işin içinden çıkamazsın.Sadece sevdiğim için de diyebilirsin.
Enteresan bir şey işte bu annelik.
Ama düşününce son 2 senede beni en çok güldüren sen oldun bu dünyada.O yüzden ne kadar teşekkür etsem az bu hayata,seni bana gönderdiği için.
Yıldız
4 Ekim 2012 Perşembe
Ah bu gönül şarkıları
Canım Sibelim beni mimlemiş.O kadar uzun zaman oldu ki mim yapmayalı.Mimin konusu şarkılar.Eskisi kadar müzik dinleyemesem de biraz düşünerek cevaplayacağım bu mimi.
Sesinizin çok güzel olduğunu farzedin ve ideal sahne performansınızı tarif edin. (Hangi şarkıyı söylerdiniz, nasıl giyinirdiniz, size kimler yada hangi aksesuarlar eşlik ederdi?)
Bu elbette Sezen Aksu şarkısı olurdu.
Sezen Aksu-Seni Kimler Aldı bir siyah gece elbisesi,loş ışıklı bir sahne
Özel bir gününüzde bir koro yada özel bir kişi sizin için süpriz bir parça hazırlamış. Parçanın özelliği sizi tarif etmesi. Hangi parça olurdu bu?
Parça beni tarif etmese de..
November Rain -Guns N Roses
İçinizde kalmış, söylenmemiş bir takım şeyler var. uygun şartların biraraya geldiğini hayal edin. O kişiye (yarım kalmış bir aşk, kırgın olduğunu bir dost vs.) duygularınızı anlatabileceğiniz bir fırsatınız var. Ona hangi şarkıyla duygularınızı anlatırdınız?
Çok düşündüm bu soru üzerine de. Dido-White Flag aklıma geldi nedense.
Sizi şu an okuyanlara göndermek istediğiniz parça?
Boşvermişim Dünyaya
Sibelim bir de 3 videoyu ekleyebilseydim güzel olacaktı ama.
Pinkimi ve Syhnmı mimliyorum ben de;)
Bir de vasiyetim olan bir şarkı var sözlerini yazmak isterim
Kıran Kırana
Unutma
Sen yine sardunyalara su ver
Ben yokken
Unutma
Gazeteleri oku kahvaltı ederken
Unutma
Haberleri dinle her saat başı lütfen
Sen ki acı çekmenin
En kibarını bilirsin
Sen ki mum gibi
İçine içine erirsin
Dayan gözümün nuru
Kavuşacağız elbet bir bağ bozumu
Kıran kırana bu hayat
Yaşayacağız boynumuzun borcu
Unutma bahardır kışın sonu
Sezen Aksu
1 Ekim 2012 Pazartesi
Yeni bir ay,yeni bir hafta
Yeni başlangıçlar sevilir,sevinçle de karşılanır.Kafamda düşünceler gel-git şeklinde.Öyle yoğun haller aldı ki şu 2 günde.Dolunayın da çok etkisi olur diye okudum dün.Bu zamana kadar dolunayın insanlarda çok etkisi olduğunu okur kendimde gözlemleyemezdim.Ama etkiliyormuş işte.
İyi düşünmek gerekir.Belki yarım kalmış tüm hikayeler yolunu bulur.Zorlamamak gerek.
Bir anda böyle düşünürken pat beynimde hayır,ama olmuyor işte diyor.Bir iyi bir kötü.Hepsi dolunayın etkisi dedim.Belki suçu ona attım.Derledim,topladım.
Sağlık olsun dedim.Öyle dedim,böyle dedim.
Bir sürü baş ağrısı çektim.Ağrı kesiciler işe yaramadı.Hala da başım ağrıyor.Ara ara gidip geliyor 3 gündür bu baş ağrısı.Biraz da fazla düşünceden bilirim kendimi.
Sonuçta neye bağladım ben de bilmiyorum.
Haah şimdi hatırladım,iyi olmak gerek diyen iç sesi baskın çıkarmaya çalışıyordum.Sonra kendimi öyle bir hale koydum ki,acaba Greys Anatomy mi izlesem yoksa Leyla ile Mecnunu mu dedim.Sanki tek derdim oymuş gibi hummalı düşünerek.
İyi düşünmek gerekir.Belki yarım kalmış tüm hikayeler yolunu bulur.Zorlamamak gerek.
Bir anda böyle düşünürken pat beynimde hayır,ama olmuyor işte diyor.Bir iyi bir kötü.Hepsi dolunayın etkisi dedim.Belki suçu ona attım.Derledim,topladım.
Sağlık olsun dedim.Öyle dedim,böyle dedim.
Bir sürü baş ağrısı çektim.Ağrı kesiciler işe yaramadı.Hala da başım ağrıyor.Ara ara gidip geliyor 3 gündür bu baş ağrısı.Biraz da fazla düşünceden bilirim kendimi.
Sonuçta neye bağladım ben de bilmiyorum.
Haah şimdi hatırladım,iyi olmak gerek diyen iç sesi baskın çıkarmaya çalışıyordum.Sonra kendimi öyle bir hale koydum ki,acaba Greys Anatomy mi izlesem yoksa Leyla ile Mecnunu mu dedim.Sanki tek derdim oymuş gibi hummalı düşünerek.
Büyüyorsun işte hayat hızla geçerken!
Gece gece oturdum,fotoğraflarını düzenliyorum.Ne kadar büyüdüğünü ancak fotoğraflardan görüyorum.Şaşırıyorum bu kadar minik miydin diye.
Bir çok şeyimin eksik olduğunu düşünürken aslında ne kadar zengin olduğumu hatırlatıyorsun bana.Ve ne kadar kıymetli olduğunu pek çok şeyin.
Ne şanslıyım ben şanssız olduğumu düşünürken.Ne çok hayatla doldum seninle birlikte.Ben en çok seninle benim.
Kızdığım,senin yüzünden diye düşündüğüm anlarım oluyor,olmayacak da değil.Yorulduğum da doğru,an gelip tırlatacağımı düşündüğüm de.Milyonlarca kez kendimi sorguladığım zamanlarım da var.Başımı alıp kaçma hissi ile dolduğum da.
Ama sen varsın diye değil de,sen bana ihtiyaç duyduğun için değil de,en çok benim sana ihtiyacımın olduğundan.
Bana,benim yaşamıma gönderildiğin için binlerce şükürler olsun.
Bir gün nasıl iyi annem vardı değil de ne kafa bir annem vardı demen için yaşam daha güzel olsun!Birlikte hep eğlenelim!Ağlarsak da gülmeyi bilelim!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















