2 Aralık 2012 Pazar

Sonbaharı uğurla Yıldız



Ne çok uzak kalıyorum senden.Çok özlüyorum seni ama neden uzak kalıyorum bu kadar ben de bilmiyorum.
Ben yine aynıyım.Süper bir sonbahar geçirdim,tadına vardım kendimce.Kuruyan yapraklar,ılık havalar,uzun yürüyüşler.Evet takvime bakınca da anladım kış gelmiş.
Daha çok müzik dinleyip,daha çok kitap okuyorum.Yani daha çok kendim oluyorum.Tüm bunlara nasıl fırsat buluyorsun diyenlere de cevabım;ee ne yapayım bunları da yapmazsam.Anneyim diye emekli olmadım.Tamam ilk 1 yıl bir çok şeyden emekli olmuş gibiydim.O uykusuz gecelerle sanki yarı uykulu bir rüyadaydım.Ama uyandım.
Yine kendimi arayışlarım evet iyi bir şeyler yapabilirim umutlarım bir de inatlaşmalarım var.İnatlaşıyorum yenemezsin diyorum umutsuzluğuma.
İş aramanın verdiği iç ezikliğini yaşıyorum.İş arama sayfalarında ruhum darlanıyor.Enteresan aslında bugünlerimi de çok ararım.Çalışan kadınının dramını da iyi bilirim,bir de anneliği de eklersem kim bilir neler neler yaşarım.
Demirin uyku düzensizlikleri devam ediyor.Mesela saat akşamın 7si uyuyor şimdi.Saçma bir saatte saçma bir şekilde dışarı çıktık ve dönüşte uyudu.Çünkü evde tüm gün uyumadı.Gece kaçta uyur şimdi.Başka bebeler gibi de gece uykusuna dönmez mesela şu anki uykusu.Döner diye düşünmek bir mucizeyi beklemek gibi.
Herkesi kırıp geçiren grip bizim de kapımızı çaldı.İlk önce Demir hastalandı arkasından ben.Günlerce evde oturmak bizi çok sıktı.Hastalık da çok fenaydı.Şükür,geçti.
Zaman geçiyor işte.Kaygılanmam gerekse de kaygılanmayacağım.35e kadar o hayallere devam.

14 Kasım 2012 Çarşamba

Hart of Dixie

Son günlerdeki takıntım bu dizi.Seyhanım bak önceden yazıyorum bize söylemedin falan deme:)Beğeneceğini düşünüyorum,çok hoş izlerken insanı dinlendiren dizilerden.
Dizi genç bir doktorun hiç tanımadığı yine bir doktor olan babasının mirası üzerine Bluebell adlı kasabaya gelip doktorluk yapmasını anlatıyor.Babasının bıraktığı muahanede babasının doktor ortağıyla görev almaya başlıyor.Üstelik Zoe Hart isimli kızımız New Yorkta doğup,büyüyen biri.Küçücük bir kasabaya alışması ve etrafındaki insanlarla olan ilişkilerini anlatıyor kısaca dizi.Başrol oyuncusunu The O.C den hatırlarsınız.
Diziyi izlerken sürekli beni bu kasabaya ışınlayın diyorum.Yaşadıkları ortamın güzelliği kadar komşuluk,dostluk kavramlarını da öyle güzel yaşıyorlar ki,insan imreniyor doğrusu.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Demir bugün 25 aylık oldu

25 ayı devirdik oğlumla.2 yaşla birlikte bir çok şey değişti hayatımızda.Odalarımızı ayırdık,anne sütünü bıraktık,konuşma olayını çözdük.Allah biliyor ya anne sütü hadisesine çok stres yapmıştım.Çok şükür o da oldu.2 yaşına kadar isterse devam edecek diye düşünüyordum tabi süt de olursa.Evde olmam ve Demirin de istemesi ile devam etti.
Oda konusunda da anne sütüne devam ettiği için ısrarcı değildim.Ama artık kendi isteklerini dile getirdiği ve büyüdüğü için zorluk çekmemek adına oda ayırma kararını aldım.Anneler zamanı biliyor hem çocukları için hem kendileri için.
Arada geceleri uyanıyor,özellikle korktuğu günlerde.Demir ürkek bir çocuk eğer o gün onu korkutan,ürküten bir şey gördüyse mutlaka gece ağlayarak uyanıyor.Bazen yoldan geçen bir motorun sesinden bile ürküyor.Sesler konusunda bebekken de hassastı.Dışarıda vakit geçirmemize rağmen çoğu zaman yine de korkabiliyor.Örümcek adamın maskesini takan çocuğu parkta görmüştü ondan da korkmuştu mesela.Ki çocuktan rica etmiştim maskeni çıkarır mısın diye içinden 5-6 yaşlarında bir çocuk çıktığını görmesi bile yetmemişti.
Dün onunla izlemeyi çok sevdiği çocuk dizisi Hayal İzcilerini oyuncakları ile canlandırma yaparken benim unuttuğum replikleri,anları söyledi ya hep şaşırdım.
Konuşma konusunda epey ilerledi.Sen nerden çıktın canım ya diye heyecana gelip sorunca çocuğum da kapıdan diye cevap verdi.Mantıklı tabi.
Ondan sonraya onasta,son keze son es diyor.Ama bir çok kelimeyi de doğru telafuz ediyor.
Yemek konusunda zorlandığımız oluyor,zorlamadan sevdiği yemekleri yapmaya çalışıyorum.Evde yaptığım keklere de bayılıyor.Tüm aile bireylerinin isimlerini bildiği gibi bazen bana Yıldız Anne babasına da Ali Baba ya da Yıldızcım,Alicim de diyebiliyor.
Müziğe karşı ilgisi çok fazla.Dans etmeye bayılıyor ve Tibetin gitarıyla oynadıktan sonra gitar istemeye başladı.Eline aldığı kepçeyle falan koltuğa vurarak davul yapıyor ya da uzun bir nesneyi alarak gitarmış gibi çalışıyor.
Uyku düzeni yine bozuldu,geç saatlerde uyumaya başladı yine.Uyurken bilindik masallardan çok benim uydurduğum hikayeleri çok seviyor.Mesela yağmur yağdığında yürüyüşe çıkacağız,ormana gideceğiz diye başladığım hikaye gibi.
Süt içmeyi çok seviyor,yoğurt da severek yiyor.Fakat peynir yememe durumumuz hala devam ediyor.
Demir hareketli bir çocuk,havalar güzelken birlikte güzel vakit geçirmek ve iyi vakit geçirip enerjisini atması için sık sık parka gidiyorduk.Havalar soğuyunca bu mümkün olmuyor açıkçası.
Fakat evde de artık olmayı seviyor,çünkü oyuncaklarla oynayıp keyif alma durumlarına geldik.Atlarla,hayvanlarla,çocuk figürlü oyuncaklarla çok güzel oyun kurabiliyor.
Kıyafet konusunda çok seçici,sevdiği bir tişört olması gerek ya da gömlek giyecek.Gömlekleri cidden çok seviyor.Şapka takıntısı var bir de.Evin içinde bile şapka takabiliyor.Gözlük de aynı şekilde,Gözlük takıp,şapkasını da kafasına geçirip bisikletine binip,kask taktım motora bindim şimdi anneanneye gidiyorum diye turlayabiliyor.
En güzeli de karşılıklı sohbet etmemiz ve de sevgisini belli etmesi,sarılıp,sevdiğini söylemesi.
Hızla büyüyor işte..

























9 Kasım 2012 Cuma

Bu hafta sonu Bulut Atlasını izleyebilirsiniz mesela

Uzun zamandır izlediğim en güzel filmlerden biriydi.Kitabını nasıl olmuş da okumadım dedirtti film boyunca 6 farklı hikayenin çok farklı zamanlarda yaşanmasına rağmen nasıl birbiri ile ilintili olduğunu anlatıyor.
Filme göre tüm yaşanılan hayatlar birbirine bağlı.Bizden önce yaşananlar bizim şu anki hayatımızı etkiliyor.Bizden sonrakiler de.Filmde geçen söz öbeklerini buraya aktaramıyorum.Hele özgürlük ile ilgili olanlar nasıl etkiledi beni.

8 Kasım 2012 Perşembe

Polyanna ruhum

Şimdi mutlu olmayayım da ne zaman mutlu olayım?
Kekini yaptıktan sonra minik bir elin ona uzanıp yemesi,o kekin eve müthiş kokular sarması mutlu etmez mi insanı?
Kahveni sessiz bir anda yudumlamak?

Son baharın tadını sonuna kadar çıkarmak?
Bir dostla paylaşılanlar?
Ya da yeni doğan bebeğin kokusu,etrafına yaydığı mutluluk?

Ve bunların hangisi parayla satın alınır ki?


Ama hep maddi olarak ulaşamadıklarımızla da mutsuz olmaz mıyız?

Oradan bakınca pollyanna gibi görünebilirim ama bu hayat Polyanna ruhuyla daha güzel onu bilir onu sôylerim


5 Kasım 2012 Pazartesi

bana kalan azıcık zaman

Tam uyku saatlerini düzenledik derken saatler alındı,bayram tatili girdi araya hoop yeni baştan.Bu böyle sürekli değişecek tabi.Ama bana kalan zamanların kısalması anlamında zorlanıyorum tabi.Çünkü geç uyursa geç uyanır durumu yok.Aynı saatte kalkar her durumda erken bile kalkabilir.Ve geç uyursa benim de pestilim çıkar,uyur kalırım.
Kitaplar,yazılacaklar,bakılması gerekenler,diğer işler,ev işleri her şey geride kalır.
Şimdi tüm defterlerimi ortaya çıkardım.Yazıyorum,yazmaya çalışıyorum.Tüm güzel fikirler tam da o anlarda geliyor.Aklımda tutmaya çalışıp bir yerlere not almaya çalışıyorum.
Yazmak iyi geliyor,iki cümle bile olsa.
Kendi sesimi duymak gibi.Eski bir dosta sarılmak gibi.
Yalnızlığımı unutturur gibi.
Her sene yeni bir defter alıp yılbaşında başlayacağım derdim.Ama bu sefer şimdi başlıyorum yeni yılı beklemeden başlayacağım dedim.
Gözümün önünden de kaldırmıyorum ki gördükçe yazayım.
Cümleleri özlemişim,onları kağıda aktarmayı özlemişim.Bir de somut şeyler bırakmak istiyorum.Olur da daha büyüklerini bırakamazsam oğluma annem neler düşünüyormuş desin.Beni daha iyi tanısın,elbette isterse,istemezse de kendi bilir,değersiz de görebilir.Belki de hiç tanımadığım insanların eline de geçebilir.Ama cümleler içimden çıkmalı ve yolunu bulmalı.
Aynılık döngüsüne girdim elbette,evdeyim,bunalıyorum zaman zaman.Her şekilde içimdeki durumu güzelleştirmeye çalışıyorum.Çoğu zaman başarılı oluyorum da bazen çuvallıyorum.
Ne olacak sorularını soruyorum sonuç bekliyorum.Aslında son bir kaç gündür bunu da bıraktım.Şu anı düşün sadece dedim kendime.Ne olacak ne olacak biri çıksın ne olacaksa demekten yorulmadın mı dedim kendime.
Yorulmuşum,öyle dedi kalbim.
Bir ergen isyanı gibi içimde bir isyan da var biliyorum.
Kısır döngü de kırılır olacak bundan bir zaman sonra yazacağım postun başlığı.

23 Ekim 2012 Salı

Saklı parça

Geçen gün instagramda bir fotoğraf paylaştıktan sonra ben bakmayı 30 yaşımdan sonra öğrendim diye yazmıştım.
Meyve,meyveydi benim için sebze de sebze.Deniz sadece deniz,gökyüzü sadece gökyüzü.İçtiğim kahve o an için güzeldi sadece.
Kendime döndüğümü sanıyorken ne kadar kendimden uzakmışım meğer.Ne kadar 'benden' uzakmışım meğer.
Şimdi biraz daha yaklaştığımı hissediyorum.Kayıp parçayı bulmama az kaldı biliyorum.
Tamam oldum,olgunlaştım dememe daha var biliyorum.
Ama saklı koyduğun parçayı başka yerlerde ararken içimde olduğunu fısıldadın ya bana, şükürler olsun.

19 Ekim 2012 Cuma

Tam da şu dakikalarda

Bir yandan sabah içemediğim kahvemi hazırlıyor bir yandan da düşünüyordum.Hayırlısı olsun deriz bazı olaylar için.Hayırlısı değilse olmasın.Olmayınca yine de üzülürüz.Sanki hayırlısı olsun diyen biz değiliz.Hayırlısı demek değilmiş diye kabullenmek ne de zor diye kendi kendime dü
düşünüyordum.
O esnada cuma selalarını duydum.İçim bir an sustu,gelen sesi dinledim.Pencereyi açarak daha çok ses gelmesini sağladım.Ama bitmişti.Duymam gereken yerde duymuştum işte.
Tam da o dakikalarda.


16 Ekim 2012 Salı

Yer Deniz Serisi

Ne zamandır kitap postu yazmadım.Okumadığımdan mı?Hayır,tabi ki okumaya devam.Bu arada okuduğum bir sürü kitap oldu.En azından en son yazdığım kitap postundan bu yana.Açlık Oyunları Serisi en hızlı ve severek okuduğum kitaplar arasında oldu.Karolini bayılarak okudum.Bir de Yerdeniz Serisi ile tanıştım ki bilmeyenler bilsin istedim.Ursula K.Leguin kitaplarını kitapçılarda sürekli görüp merak ediyordum.Karıştırıp bakarken Yerdeniz Serisi-1 Yerdeniz Büyücüsü kitabını aldım ve bayıldım.Fantastik bir dünya ama anlatım o kadar farklı ki.Anlattığı dünyaya hooop bir balonla seyahat edip konuyorsun sanki ve o dünyanın içinde yaşıyorsun.Bana öyle güzel zengin bir hayal dünyasının kapılarını açtı ki,fantastik kitap seviyorsanız okuyun derim.

15 Ekim 2012 Pazartesi

Demir 2 yaşına girerken

Bir koşturmaca bir telaş derken Demirin doğum günü de geçti.Geçen sene pek bir şeyden haberi olmayan bebeğim doğum gününden önce süslediğim salona girince şaşkınlıkla etrafa baktı.Beğendin mi oğlum deyince beğendim dedi.
O telaş,gelen çocuklar,misafirler bayıldı,bayıldı.

12 Ekim 2012 Cuma

Demir Artık 2 Yaşında!

Yupppiii 2 yaşındayım!Bu dünyaya geleli,annemi,babamı tanıyalı 2 sene oldu.Büyüdüm artık ben.Boyum uzadı,bıcır bıcır konuşuyorum.
En sevdiğim oyuncak atlarım.
En sevdiğim yer park ve atlıkarıncalar
En sevdiğim içecek süt
En sevdiğim yemek yoğurt çorbası
En sevdiğim kitap atların olduğu kitabım.
İlk defa duyduğum kelimeleri tekrarlıyorum.Sonra aklıma gelenleri de söylüyorum yeri gelince.Başımdan geçenleri de anlatmaya bayılıyorum.
Yaramazlık yaptığımı bildiğim anlarda anneme gider sarılırım çoğu zaman.
Dans etmeye bayılıyorum.Hareketli sevdiğim bir müzik duyunca mutlaka dans etmeye başlarım.
Geceleri hala uyanıyorum.

                                                                                                                         Demir
Son bir kaç haftadır hep bugünü bekliyorum.Yapacağımız doğum günü için falan değil.Bu 2 yıl nasıl geçti,neler yaptık diye.Nasıl geçtiğini anlayamadım desem.
Anneliğimin de 2.senesi.Doğum günleri hep önemliydi bizim için.Annem mutlaka bize özel bir şeyler yapardı ve bunları görmek,hissetmek benim çocukluğumun eşsiz mutluluklarından biriydi.Şu yaşıma geldim annem hala özel bir şeyler yapmaya gayret eder doğum günlerimde.Anne olunca daha iyi anladım,insanın evladı olunca nasıl hissedermiş doğum günlerinde diye.
Özendiğin,düşlediğin bir çok şeyin yanında tek bir düşüncede toplanıyor tüm yaptıkların,çocuğun mutlu olsun.Özel olduğunu hissetsin.
Anne mi oldum ben şimdi diyorum,biri anne,anneee diye seslenirken.Bana dün anne,anneee diye sesleniyor bir yandan da ses vermeyince efendim diyor.Yani benim efendim dememi mi bekliyor.Büyümüş karşılıklı oturup konuşuyoruz.Tüm bunların içinde ben anneyim diyorum kendime.Garip,sanki daha önceden ben yoktum.
Aslında vardım.Unutmuş da değilim.Bir parçam da oğlum hep içimdeydi.Ben hep bir oğlum olacağını biliyordum mesela.Rüyalarımda bile.Oğlum olacak benim derdim.Ama anneliği bilemezdim.Annelik emekli olmadan yaptığın,tam zamanlı bir iş.İş de değil ya aslında gönül işiymiş bu.
Yorulduğum,ağladığım,uykusuz kaldığım bir sürü gece oldu.Ve olacaktır da.
Sıkıldığım,bunaldığım kendimi kötü hissettiğim günlerim de oldu.Olacaktır da.
Deli gibi bağırıp,öfkelendiğim zamanlar da.Olacaktır da
Zor işte,kolay değil.Kimse de kolay olacağını söylemedi.Gittikçe kolaylaşan bir şey de değil.Hatta sürekli bunlar iyi günlerin diyen anneler de var.
Anlatmaya kalksan tüm bunlar ne için diye,işin içinden çıkamazsın.Sadece sevdiğim için de diyebilirsin.
Enteresan bir şey işte bu annelik.
Ama düşününce son 2 senede beni en çok güldüren sen oldun bu dünyada.O yüzden ne kadar teşekkür etsem az bu hayata,seni bana gönderdiği için.

                                                                                                      Yıldız


4 Ekim 2012 Perşembe

Ah bu gönül şarkıları


Canım Sibelim beni mimlemiş.O kadar uzun zaman oldu ki mim yapmayalı.Mimin konusu şarkılar.Eskisi kadar müzik dinleyemesem de biraz düşünerek cevaplayacağım bu mimi.

Sesinizin çok güzel olduğunu farzedin ve ideal sahne performansınızı tarif edin. (Hangi şarkıyı söylerdiniz, nasıl giyinirdiniz, size kimler yada hangi aksesuarlar eşlik ederdi?)

Bu elbette Sezen Aksu şarkısı olurdu.

Sezen Aksu-Seni Kimler Aldı bir siyah gece elbisesi,loş ışıklı bir sahne






Özel bir gününüzde bir koro yada özel bir kişi sizin için süpriz bir parça hazırlamış. Parçanın özelliği sizi tarif etmesi. Hangi parça olurdu bu?

Parça beni tarif etmese de..

November Rain -Guns N Roses

İçinizde kalmış, söylenmemiş bir takım şeyler var. uygun şartların biraraya geldiğini hayal edin. O kişiye (yarım kalmış bir aşk, kırgın olduğunu bir dost vs.) duygularınızı anlatabileceğiniz bir fırsatınız var. Ona hangi şarkıyla duygularınızı anlatırdınız?

Çok düşündüm bu soru üzerine de.   Dido-White Flag aklıma geldi nedense.

Sizi şu an okuyanlara göndermek istediğiniz parça?

Boşvermişim Dünyaya

Sibelim bir de 3 videoyu ekleyebilseydim güzel olacaktı ama.

Pinkimi ve Syhnmı mimliyorum ben de;)


Bir de vasiyetim olan bir şarkı var sözlerini yazmak isterim

Kıran Kırana
Unutma

Sen yine sardunyalara su ver

Ben yokken

Unutma

Gazeteleri oku kahvaltı ederken

Unutma

Haberleri dinle her saat başı lütfen

Sen ki acı çekmenin

En kibarını bilirsin

Sen ki mum gibi

İçine içine erirsin

Dayan gözümün nuru

Kavuşacağız elbet bir bağ bozumu

Kıran kırana bu hayat

Yaşayacağız boynumuzun borcu

Unutma bahardır kışın sonu

Sezen Aksu

1 Ekim 2012 Pazartesi

Yeni bir ay,yeni bir hafta

Yeni başlangıçlar sevilir,sevinçle de karşılanır.Kafamda düşünceler gel-git şeklinde.Öyle yoğun haller aldı ki şu 2 günde.Dolunayın da çok etkisi olur diye okudum dün.Bu zamana kadar dolunayın insanlarda çok etkisi olduğunu okur kendimde gözlemleyemezdim.Ama etkiliyormuş işte.
İyi düşünmek gerekir.Belki yarım kalmış tüm hikayeler yolunu bulur.Zorlamamak gerek.
Bir anda böyle düşünürken pat beynimde hayır,ama olmuyor işte diyor.Bir iyi bir kötü.Hepsi dolunayın etkisi dedim.Belki suçu ona attım.Derledim,topladım.
Sağlık olsun dedim.Öyle dedim,böyle dedim.
Bir sürü baş ağrısı çektim.Ağrı kesiciler işe yaramadı.Hala da başım ağrıyor.Ara ara gidip geliyor 3 gündür bu baş ağrısı.Biraz da fazla düşünceden bilirim kendimi.
Sonuçta neye bağladım ben de bilmiyorum.
Haah şimdi hatırladım,iyi olmak gerek diyen iç sesi baskın çıkarmaya çalışıyordum.Sonra kendimi öyle bir hale koydum ki,acaba Greys Anatomy mi izlesem yoksa Leyla ile Mecnunu mu dedim.Sanki tek derdim oymuş gibi hummalı düşünerek.

Büyüyorsun işte hayat hızla geçerken!



Gece gece oturdum,fotoğraflarını düzenliyorum.Ne kadar büyüdüğünü ancak fotoğraflardan görüyorum.Şaşırıyorum bu kadar minik miydin diye.
Bir çok şeyimin eksik olduğunu düşünürken aslında ne kadar zengin olduğumu hatırlatıyorsun bana.Ve ne kadar kıymetli olduğunu pek çok şeyin.
Ne şanslıyım ben şanssız olduğumu düşünürken.Ne çok hayatla doldum seninle birlikte.Ben en çok seninle benim.
Kızdığım,senin yüzünden diye düşündüğüm anlarım oluyor,olmayacak da değil.Yorulduğum da doğru,an gelip tırlatacağımı düşündüğüm de.Milyonlarca kez kendimi sorguladığım zamanlarım da var.Başımı alıp kaçma hissi ile dolduğum da.
Ama sen varsın diye değil de,sen bana ihtiyaç duyduğun için değil de,en çok benim sana ihtiyacımın olduğundan.
Bana,benim yaşamıma gönderildiğin için binlerce şükürler olsun.
Bir gün nasıl iyi annem vardı değil de ne kafa bir annem vardı demen için yaşam daha güzel olsun!Birlikte hep eğlenelim!Ağlarsak da gülmeyi bilelim!

27 Eylül 2012 Perşembe

İstiyorum

Blogspot safyasını bile görmek içimi ısıtıp,eski,ilk günlere döndürüyor beni.Yazmak daha çok yazmak istiyorum.
Sonbaharın son güneşlerinin tadını sonuna kadar çıkarmak istiyorum.
Elimde sıralama yaptığım kitapların hepsini okumak istiyorum.
Demirin şu deli hallerinde çıldırmadan,sessiz,sakin çözümler bulmak istiyorum.Zira bugün kendimi sıkmaktan tüm kaslarımın ağrıdığını hissettim.Evet en azından Demire bağırmadım.
İş arama kısmından nasıl bunaldım.Armut piş ağzıma düş istiyorum.
Yeni yerler hayallerinden de çatlayacağım artık.Rafa kaldırmak istiyorum.
İstediğim çok şey var da en çok şu ülke biraz güzel günler görsün istiyorum.
Bazen bir çok şey için deli bir güç buluyorum.Bazen de kolum kanadım kalkmıyor sanki.Hep o deli gücümü istiyorum.




24 Eylül 2012 Pazartesi

Bu da sonbahar temizliği olsun

Canım Denizciğimin son yazısı beni cidden çok etkiledi.Döngüde olmayan her şey hafızada yer kaplar demiş.
Kitaplığımdaki kitapları tek tek indirip hepsinin tozunu aldım.Bunu yaparken biraz başım ağrıdı ve sonra bir rahatlama hissettim.Belki psikolojik ama böyle bir temizlik zaten mutluluk verici oluyor.Şimdi kitaplığa her baktığımda kendimi iyi hissediyorum.Şimdi giysi dolabım var sırada.Verilecekler falan ayrılır,bunlar her mevsim değişiminde yaptığım şeyler.Şu an çalışmadığım için giymediğim pantolon,ceket,etek takımları falan çıkarıp bir havalandırmam gerek.
Bu hafta içi de kileri temizleyeceğiz annemle.Bunu çok önceden kararlaştırmıştık zaten.Arada yaparız ve annem sayesinde de çok şeyi atarım.Annem atınca unutursun der ve de çok doğru söyler.Atılacakları atmalı,verilecekleri vermeli ve hafifletmeli.

22 Eylül 2012 Cumartesi

Bizim Evdeki 2 Yaş Çocuğu

Demir büyüyor,büyürken bir şeyler değişiyor.Mesela rüya görüyor belli ki ağlayarak falan uyanıyor bazen.Bu sabah ilma,ilma diyerek uyandı.Ben elmayı kestim verdim almadı.Belli ki daha uykusu var.Sonra demez mi pastanın keki,pastanın keki.Pasta bitti ama dedim.Çocuğum evimizi pastane sanıyor bazen.Portakal suyu istedi bu sefer de.Ama bunları isterken uykulu,gözlerin yarısı kapalı,yarısı açık.
Sonra yarım saat uzandı ancak kendine geldi.Artık rüyasında ne gördüyse.Bu sıralarda çok uyanıyor yine geceleri.
Bir oyuncağı var,parçaya ayrıldıkça getirip anne tamir et diyor,yapıyorsun yine ikiye bölünüyor oyuncak adamın gövdesi.Geldi yanıma yine anne tamir et diye,taktım verdim,hadi bakalım al dedim,haydi bakalım hop hop diyerek gitti,ona arada söylüyorum haydi bakalım hop hop ,haydi bakalım hop hop diye.
Tabi bir de ilgi çekme halleri var,eğer onla ilgilenmeyip başka şey ile uğraşıyorsan vay haline.Bazen saçlarım tel tel oluyor,sabır diyorum.Sabretmek de zor olabiliyor.Ama en iyi sonuç tabi hemen ona yönelmek.

17 Eylül 2012 Pazartesi

Umut korkudan daha güçlü bir duygudur

Umut korkudan daha güçlü bir duygudur dedi dün izlediğim filmde yaşlı adam karşısındaki gence.
Korkmakta fayda yok,ülke kaynıyor.Bizim kafalarımız kaynıyor,üzülüyoruz,şaşıyoruz,korkuyoruz,sevinsek kalakalıyoruz.Acaba sevinmesek mı diye.
Bilemiyorum ama ben en azından bugün umudu seçtim.

12 Eylül 2012 Çarşamba

Demir 23 aylık oldu

1 ay sonra 2 yaşındayım!Yupppiiiii!
Anneme arkadaş oldum bana öyle diyor.Karşılıklı oturup sohbet bile ediyoruz artık.Konuşma konusunda epey ilerledim.
Kafama takılanlar,merak ettiklerim,en çok sevdiklerimi anlatıp duruyorum.
2 kelimeli cümlelerin yanına 3 cümleli olanları da eklenmeye başladım.
En çok sevdiğim hayvan at ve en çok sevdiğim oyuncak da atlarım.Atlı karıncaya binmesini de çok seviyorum.Atlı karıncaya nasıl bindiğimi sürekli herkese anlatıyorum.
-ipi tutuyom,otuyuyom,at gidiyo
Ailemizdeki herkesin isimlerini öğrendim.
Kendimden büyüklerle oynamayı daha çok seviyorum.
Arabalar da sevdiğim oyuncaklar arasında.Kapıları açılıp kapanan arabaları çok seviyorum.Banyoda eğlenmeye bayılıyorum.Küvete oturup,suyla oynamaya bayılıyorum.Parmaklarım büzüşene kadar duruyorum,zorla çıkarıyorlar beni.Halbuki bıraksalar,daha ne güzel oynarım.
Ata binen küçük adamlar,takırılıp çıkarılan oyuncaklar hemen ilgimi çekiyor.
Parkta da en çok kaydırağı seviyorum.Salıncakla aram pek iyi değil.
Park sayesinde kumlarla da barıştım.
Dansa merakım halen devam ediyor.Müziği ritmine göre figürler yapmaya bayılıyorum.Dans ederken annemi de kaldırıyorum ki benle dans etsin.
Uyumadan önce bana kırmızı başlıklı kızın masalını anlatmalarını istiyorum bir de anneannemin ninnisini söylemelerini.
Uykularım hala parçalı,bulutlu.
Köfte,yoğurt favorilerim arasında.Bir de bayıla bayıla bir turşu yiyorum ki görmelisiniz.
                                                                                                        Demir

2 yaşa 1 ay kaldıkça ben sürekli bu geçen 2 yılı düşünür oldum.Nasıl oldu,nasıl geçti,ne çabuk geçti diyerek.Zamanın bu kadar hızlı geçtiğine şaşıp kalıyorum.
Bebeklik fotoğraflarına baktıkça ne kadar değişmiş diyorum.Ama uyurken hep aynı.
Karşılıklı oturup konuşmak ne de zevkli.Bir çocuğun belki de en keyifli halleri bu 2 yaş.Tabi 2 yaş sendromu diyecekler.Sendrom kelimesi bana biraz kötü geliyor.Ama tanımlarken başka bir kelime de bulamıyorum.Bizde de var ufak ufak.Bursadan döndüğümüzde daha çok gözlemledim.Mesela vurmaya başladı.Ki gitmeden önce yoktu.Orada arkadaşımın kızıyla itişip kakıştılar.Gelince bize de ara ara vurmaya başladı.Üstünde durmamaya çalışıyorum.En iyisi çok zor da olsa kayıtsız kalmak.
Ağlamalar olabiliyor uzun uzun.Mesela parktan dönerken bazen ağlıyor,banyodan çıkarken de.
Birlikte yolculuk yapmaktan keyif aldım.İçimden vay be dedim.Oğlum büyüdü,baş başa yolculuk yapıyoruz dedim.Tabi 1,5 saat sürdüğü için böyle düşündüm.Yol uzayınca elbette her çocuk gibi Demir de isyan ediyor.

Yarım yarım konuşmalarını,kendini ifade etme çabalarını izlerken öyle hoşuma gidiyor ki.
Binlerce şükürler olsun diyorum her an için,her anı için..








11 Eylül 2012 Salı

Sonbaharı böyle karşıladım

Uzun ara vermek istemiyorum,her defasında sıkça yazmalısın diyorum kendi kendime,olmuyor son zamanlarda.
Neler neler yaptım bu arada,nasıl iyiyim her şeye inat!
Harika bir kitap okudum Hayalperestler ;bir Patti Smith kitabı,kitaptan bir sayfayı paylaşmadan edemezdim,sanki kendi cümlelerim gibi.
Ve yıllar sonra nihayet Syhnm ile tanıştık,uzun zamandır tanıdığım bir dostla buluşmak gibiydi.Çok sıcak,çok tanıdık,ayrılınca yanından özlenen.
Sonra bir de Bursa'ya gittik Demir ile,giderken arkadaşım götürdü,dönerken Demir ile İdo'ya binip geldik ve bu bizim ilk yalnız yolculuğumuzdu.Bursada arkadaşımla olmak çok güzeldi,iki çocukla geçirilebilecek en güzel zamanı geçirdik ve buna da çok şükür dedik sık sık.Her ne kadar çocuklar zaman zaman anlaşamasa da.
Bir kaç film,bir kaç dizi sıkıştırdım araya keyfimce ve bir de taş boyamaya başladım.Bunu inşallah ayrı bir postta anlatacağım.
Sonbahara ben böyle hoşgeldin dedim.