12 Mayıs 2012 Cumartesi

Demir Bugün 19 aylık oldu

Bugün 19 aylık oldum.2 yaşa geri sayım yapabiliriz artık.
Son günlerde daha bir konuşur oldum.Mesela dün anneannem oğlum aynayı temizle deyince ( yine elimde ıslak mendil vardı)ben de tamam dedim.Seni gezmeye götürüyüm mü dediklerinde de götür diyorum.
Oyuncaklarım yine etraftaki ilginç nesneler.Hatta 2 ilginç şey bulsunlar elime versinler öyle uyuyorum bile bazen kucaklarında.Boş kutular,boş plastik şişeler,her türlü kağıt,kıyafetler,mutfak gereçleri en çok oynadığım şeyler arasında.Kirli sepetimi banyodan kapıp alıp oynamaya da bayılıyorum ama nedense annem bundan hiç hoşlanmıyor.
Kitaplara bakmak anneme okutmak ya da kitapların resimlerinden yeni hikayeler anlatmasına bayılıyorum.
Biberonla süt,su verdiyse annem biraz içip her yeri ıslatmaya da bayılıyorum.Annem nedense bundan da hoşlanmıyor ama eskisi gibi sesini de çıkarmıyor.Alıştı galiba her yerin ıslanmasına.
Birini çok sevdiğimi ifade ederken mucuk,mucuk yapıyorum:)Öyle anlatıyorum.Sordukları zaman ben de öpmeden mucuk mucuk yapıyorum.
Gezmeye bayılıyorum,dışarı çıkalım,etrafa bakalım,parka gidelim.Hatta bazen marketleri bile seviyorum.
Kovalamaca ve saklambaç oynamaya bayılıyorum.Masanın üzerine çıkmayı da seviyorum ama annemle babam hiç sevmiyor.Belli ediyorlar hemen Demirr diye sesleniyorlar.Anlamıyorum oysaki ne kadar zevkli.Koltuklar da zıplamak da çok zevkli onu da anlamıyorlar.Düşersin diyorlar hemen.
Kahvaltıda peynir yemiyorum hala.Süt,yumurta,makarna,köfte,balık,mücver,kek en çok sevdiğim şeyler.
Bir şey yerken başkasına da ikram etmeyi seviyorum.Özellikle balık kraker yerken mutlaka anneme de yediriyorum.

                                                                                                                    Demir
Yarın ikinci anneler günüm.Oğlum sayesinde anne olmanın nasıl bir duygu olduğunu öğrendim.Bilmek,anlamaya çalışmak bambaşka "anne olunca anlamak" çok başkaymış.İçimi titreten bir sevgiyi yaşamak,hayatı onla kucaklamak yüreğime öyle bir yerleşti ki.Sanki öncesi yoktu.Demirden önceki Yıldız bir hayal gibi.Demir hep vardı.Ama hep ben derdim,bir oğlum olacak diye.Bana,evimizin koridorundan koşup gelecek diye hayal kurardım.
Sarılıp sırtıma vurmasını,böyle birden bire öpmesini hayal bile edemezdim elbette.Hayal ettiklerinden,edebileceklerinden fazlasını yaşatıyor bu küçük insanlar.Aslında insan olmak,saf olmak gerçeğimiz olsa.Hayata onların gözünden bakıp,onların kalbinden yaşayabilsek.
Ne öğretildiyse bize bazı şeyler yanlış oluyor,kızıyoruz birden bire bu minik insanlara.Dur demeyi daha çok başarır oldum son günlerde.Bu minik insan bunu böyle biliyor,senin kızdığın o değil ki.Böyle anlarda da anlıyorsun ya beni.Ben o zaman bin kere daha çok kızıyorum kendime.
Anladım ki aslında ben öğreniyorum senden hayatı.Ki sen daha doğmadan yavaşla anne dedin bana tüm hayat işaretlerinle.Ve ben yavaşladım.Şimdi de öyle şeyler anlatıyorsun ki her şeyinle bakış açım değişti bu hayata tamamen.Ve seninle birlikte zaman geçirmekten inanılmaz keyif alıyorum.
Sen içimin gülen yüzüsün,çoğu zaman gülmeyi unutan günümün en büyük neşesisin.Dokunduğu hayatları güzelleştiren minik insanlardan birisin.İyi ki varsın.İyi ki benim oğlum oldun.
Dilerim ki anneliği isteyen,hak eden herkesin hayatına böyle bir minik insan dokunsun.
                                                                                                                    Annen



11 Mayıs 2012 Cuma

Hayat Herkesin Anladığı Kadardır


Teomanın Balans ve Manevra filmine ait albümü dinlediyseniz ya da filmi izlediyseniz bu küçük ama çok etkili dialoğu hatırlarsınız.Öyle çok dinledim ki ezberledim artık.Tam bugünlerde işte böyleyim.


oyle kucuk, guzel seyler gosteriyor ki bazen
ipucu zannediyorum
iste insan bazen bekliyor
bekliyor iste ...
hayat herkesin anladigi kadar, dogrusu da yok.
olmasi gereken olur.
yiyeceksin iceceksin

kendine ohh afiyet olsun diyeceksin.
hepimize afiyet olsun.

3 Mayıs 2012 Perşembe

İtinayla mod düzeltilir

Kahvaltı neşeyle,neşe için hazırlanır.Gül biraz deyince böyle tatlılıklar yapan çocuğun gülüşüne ortak olunur.Güzellillere bakılır.
Keyifler köpürsün denir.
Güzellikler gönderen güzel arkadaşlara hep şükredilir.Olmadı biraz müzik dinlenir.
Her şeye bir peh denir,dünde bırakılır her can sıkıcı olay.
Eeeee artık o modda biraz yükselir.

1 Mayıs 2012 Salı

3.tekil şahıs

21 nisandı Demir'e dedim ki bebeğim süt içmek ister misin.Cevap:
-Iıııııııı ve kafa bir o yana bir bu yana sallandı.
Kaldım tabi öylece.
Artık isteklerimizi,istemediklerimizi öyle güzel ifade ediyoruz ki.
Kelime,kelime cümlesiz ağızdan çıkan pıtırcık kelimelerle neler anlatıyor.Olmadı elimden tutuyor neyse istediği,istediği yer oraya götürüyor.
Herşeyi sayıyor.
Bir-ki,bir-ki,bir-ki
Bir de bir şey söyleyince bir hııııııığ demesi var anladım der gibi.İşte o zaman o hıııııyı duymak nasıl sevindiriyor beni.
Uykusunda bile konuşuyor.2 gece önce bıdır bıdır bir şeyler dedi..Hııığğğ dedi,yetmedi bir de alkış yaptı ya elleri ile.Artık ne gördüyse rüyasında.
Geçen öğlen uykusundan uyandı,ağladı.Rüyanda ne gördüm annem dedim.Att,att dedi.Haaaahhaaaaa dedi.Korktun mu deyince,korktu dedi.Henüz m'ler yok3.tekil şahıs tadında tüm fiiller.
Büyüyoruz işte öylece.
Hak ettiği kadar iyi davranmak istiyorum sadece ona.Ama bazen sınırlarım zorlanıyor gibi olduğunda dur diyorum bilenler bilir.SİDOT.
Sidot mu?Eh bu da başka zamana olsun.Biraz kitap,biraz dizi ile geceye devam etmeliyim...


27 Nisan 2012 Cuma

Bugün benim doğum günüm

İnsan hissettiği yaşta oluyormuş.Eşim 32 mi oldun sen deyince 32 mi,kim oldum.
Bir yerlerde sabitlendi yaş sanki,ilerleyen bir şey var ama sanki senin haberin yok.
Bir peri kızına ihtiyacım var doğum günü dileklerimi düşününce.

24 Nisan 2012 Salı

Su iyi gelirmiş gerçekten

Cumartesi günü İstanbul Akvaryuma gittik.Demirden fazla biz eğlendik diyebilirim.Biraz daha büyüyünce tekrar götürmek gerek.
Su,balıklar bana öyle iyi geldi ki.İçim ferahladı.
Suyla,balıklarla sözsüz bir anlaşmam var ama ben de bilemiyorum.Bana her zaman iyi geliyor.
Zaten o bulutları da dağıttım.Değişen bir şey mi var derseniz,somut olmasa da değişen benim.Yani eski bene dönüş yaptım.
Bilmiyorum böyle düşününce içim ferahlıyor,iyi şeyler olacak gibi.

20 Nisan 2012 Cuma

Sevinçler köpük köpük olsun!

En sevdiğim bitki çayından içtim bol bol.Çilek ve ahududunun birleşiminden güzel şeyler çıkardı elbet ama böyle güzel bir çay çıkacağı elbette aklıma gelmezdi.
Güzel kahvaltı sofraları hazırlamaya çalıştım her sabah.Sevdiğim şeyleri yemeye çalıştım.Yeşillikleri soframdan eksik etmemeye çalıştım.
Biraz alerjim azdı,sabah ağrılarla,hapşırıklarla uyandım.Arka arkasına kesilmeyen hapşırıkları başımı daha da ağrıttı.
Kendimce çözümler ürettim.Mesela yağmur her şeyi silecek dedim,sildi,geçti.Yağmur iyi ki de öyle durmadan yağdı.
Sevdiğim dizileri izleyerek biraz güldüm,keyiflendim.Yaşanan şeylerin ortak olacağını düşündüm hep.
Minik adamın maceralarını izledim doyasıya.Yeni oyunlar bulmasına kah heyecan yaptım kah eşlik ettim kah kızdım.Ama en çok durup nasıl büyüdüğünü anlamaya çalıştım.
Diyeti kenara bırakıp kahveme en güzel arkadaşı seçtim.Hiç pişman değilim.Nasılsa gidecek o 3-5 kilo.Bunun tabi 2 gün önce komşumun beni görüp inanılmaz kilo vermişsiniz,harika olmuşsunuz demesinin de etkisi var tabi.Beni aylardır görmeyince aradaki farkı görüp söylemesi çok hoşuma gitti.Ama tekrar sağlıklı,doğru beslenmeye dönüş yapacağım.
Ve herkes için kendim için bütün sevinçlerin köpük köpük olmasını diledim.Bembeyaz umutların gerçek olmasını istedim.

Bilmiyorum ama bunlar ben de işe yaradı.Hem de fazlasıyla....








18 Nisan 2012 Çarşamba

Gelecek işte biliyorum


Seyhanım dedi ki eski yazılarını oku,iyi gelir.Ben asıl günlüğümü okudum.Burada yazdıklarım değil defter şeklinde olan.Günlüğüm günlükten çıkmış,aylık olmuş neredeyse yıllık.Öyle ihmal etmişim ki.
Defter,kalem çıkaramıyorum ortaya Demir görür görmez kalem istiyor.
Neyse kendimi okudum.En kötü anımda bile ne kadar umut dolu yazmışım.Nasıl enerjik,iyimser.
Biraz yazdım,iyi geldi.Daha çok görüşelim diyerek ayrıldık,günlüğümle.
Sonra biraz konuştum en sevdiklerimle,dertleştik uzun uzun.
Hafifledim dedi Denizciğim bugün postunda.Evet ben de gittim kocaman bir çuval kıyafet çıkardım dolabımdan,hem de kafamdan bir çok şeyi çıkardım bu arada.
Üstüne fazla konuşmaya gerek yok.Sağlık olsun diyorum.
İçimde bir yerlerde o Yıldız var.
Çağırıyorum,gelecek işte.
Hem sabaha bir şey kalmaz.
Çünkü yağmur yağarsa tüm gece caddelere,bütün o düşünceleri de silip götürecek.Sabah yeni bir gün başlamış olacak.


Bazen bir şiir umut olur

Bazen bir şiire tutunmak gerekebilir.

****Şiir-İlhan Berk

17 Nisan 2012 Salı

Beklemekten vazgeçmek

Yine çok çok fazla düşündüğüm bir dönemdeyim.
Eski günleri düşünüp durduğum da bir dönemdeyim.
Biraz fazla duygularımı yoğun yaşıyorum son günlerde farkındayım.
Projeler düşünceler aşamasından çıkamadıkça sanki karnım ağrıyor da sorunum var gibiyim.
Haa oldu olacak derken aman da diyorum.
Duygularım gelgitler yaşıyor.Bir an iyiyken bir an hoooop diyorum.
Evet zor günler geçirdik.Etkisini de ben de böyle gösteriyor belki.
Ama ben eski formatıma dönmek de zorlanıyorum.
Yani umutlu,mutlu halime.
Belki de biraz küskünlük var içimde.
Bekleyip bekleyip bir şeylerinde olmamasından küsmek.
Kendime yükleniyorum.
Vazgeçiyorum.
Doğum günüm yaklaştıkça yeni bir yaşa doğru giderken muhasebelerim artıyor.
Ama kendimden en memnun olmadığım zaman dilimindeyim.
Bu kadar kendime kızdığım başka bir zaman dilimim yok.
İşte böyle yaptıkça hem ruhum hem yüreğim ağırlaşıyor.

Ağırlaşmadan her şey değişmeli aslında.
Rüyalarımda olacakmış gibi sanki herşeyin ipucu diye düşünüp rüyalara yatıyorum ama yok işte.
Öyle rüyalarım vardı ki bazen gerçek oldular,bazense öylesine güzel gerçek gibi rüyalar.Ama şimdi ne gerçek ne rüya,sadece öylesine rüya işte..


Ama şimdi hayat daha çok banyodaki musluk gibi.Kırmızıya doğru fazla sıcak,maviye doğru fazla soğuk.Ortasını bulmaya çalışırken istediğin ılıklıkta değil.Ya düşündüğünden soğuk ya da sıcak.
Belki de en iyisi birine alışmak değil mi bu yaşadığımız?


Touch izleyin,izlettirin efendim

                                                                         görsel

Uzun zamandır böyle soluksuz bir dizi izlememiştim.Öyle ki cumartesi uykusuz kalacağımı bilerek de oturdum izledim bir bölüm daha.
Olayların birbirine bağlanması açısından bakılırsa biraz Crash biraz Babil gibi.Olaylar,insanlar birbirine bağlı.Düşününce 6 derece yakınlığı gibi.Ama daha farklı,sayıların olaylarla ilgili bağlantısı.İnsanlarla ilgili bağlantısı.Ama her bölüm sıkmadan akıcı bir şekilde ilerliyor.
Her bölümü izlerken benden çıkan hayret nidalarını duymanız gerek.Nasıl yani,inanmıyorum,aaaa,çok çok enteresan şeklinde.
Anlatmayayım siz en iyisi izleyin mutlaka..

13 Nisan 2012 Cuma

Doğum günün kutlu olsun!

Sevgilim,
Sen içimdeki Karadenizsin benim.
Deli deli dalgalı,
Bir anda taşan,dalgalara boğan,
Bir anda dinen,
Süt liman olan.
Eşim,kocam,sevgilim.

Benim tüm zıt yanım,
Anılarımın içindeki sahici insan.
Anılardaki mavi yeşile dalınca baş kahramanı olan sen..

Şimdi yine o şehirde olsak keşke.
Ve yine çıksak Ganitaya.
Alsak elimize gazetelerimizi bir de kahvaltılıklarımızı.
Sessiz sessiz dalsak gazete satırlarına.
Biraz çay içip seyreylesek o eşsiz manzarayı.
Sonra geze geze caddelerden yürüsek yine el ele...

Neyse işte sözün olsun,
Sözüm olsun,
Şimdi,bugün gidemesek de o mavi şehire..
Bu seneki doğum günü hediyesi o zamana olsun.
Ama bir de içinde Demir olsun.
Demir de Ganitada yeni bir hatıra yazsın bizle birlikte.


Doğum günün kutlu olsun....



İstiyorum!



Net mi olun diyorlar evrene karşı.Öyleyse gayet netim işte!

  • Sağlık olsun istiyorum.Ailem için,sevdiklerim için.
  • Oğlumun neşesi,huzuru hep daim olsun istiyorum.
  • Yeni şehirler görmek istiyorum.Demirle bu sene ilk uzun yolculuğumuzu yapmak istiyorum. Leyleği havada görmek istiyorum aslında.
  • Dostlarımla,arkadaşlarımla daha çok bir arada olmak istiyorum.
  • Okuyamadığım kitapları okumak istiyorum.
  • Para istiyorum.
  • İyi bir iş,yıllardır hayalini kurduğum iş ortamına sahip olmak istiyorum.
  • Kafamda aylardır gezinen bir türlü cesaret bulamayan şeyler için ilham perilerinin kolumdam tutmasını istiyorum.
  • Yiyip,yiyip kilo almak istemiyorum diyeceğim ama daha sağlıklı beslenip askıya aldığım diyeti tekrar hayatıma sokmak istiyorum.
  • Yeni,yeni ne varsa hayırlı gelsin istiyorum.
Ve mümkünse bunlar 2012 bitmeden olsun istiyorum.

Tabi bir de canım Sibelime kocaman bir teşekkür etmek istiyorum yeni blog resmim için.Tam da hayalimdeki gibi oldu işte...

12 Nisan 2012 Perşembe

Demir bugün 18 aylık oldu

Yupppiiii 1,5 yaşındayım ben,soran olursa şu kadar aylığım dediğimde kafaları karışabiliyor.Ne güzel hem büyüdüm hem de düz hesap 1,5 yaşındayım artık:))
Söylediğim kelimeler artık boyumu aştı.Ama cümlelerle daha işim yok benim.Kendimce derdimi anlatmaya çalışıyorum.Galiba en iyi annem anlıyor beni.
Meraklı bücür olmaya devam ediyorum.
Duygularımı daha fazla belli eder oldum.Sevdiğim insanlara içimden geliyorsa o an mesela gidip sarılıp,öpüyorum.Kızıyorsam da öfkemi de gösteriyorum.Artık tepkilerim daha açık ve anlaşılır.
Gezmeyi çok seviyorum.Atta demeleri yeter hemen çıkmak istiyorum.Bazen yürümek istiyorum dışarıdayken bazen annem ya da babağımın kucağında olmak istiyorum.Kendi arabamla hala aramın iyi olduğu söylenemez.Annemler de alıştık artık pek almıyorlar bile yanlarına.Geçen günlerde beni oyuncak arabalara bindirdiler o kadar çok hoşuma gitti ki.Yine götürürler umarım beni oraya.
Annemle geçen gün evimizin arkasındaki parkta oyun oynadık uzun uzun.En çok tahteravalliyi sevdim.Salıncakta sallanmayı unutmuşum binmek istemedim.
Kitaplardaki hayvanları bulup söylemeyi,anneme göstermeyi çok seviyorum.Uyku öncesi genelde uyku kitabını okuyoruz.Annemin şişşşşştttt miyavlama güzel kedi demesine hep gülüp eşlik ediyorum.Ben de şişşşttt diyorum.
Uykuya dalmam hala zor.Son günlerde özellikle zorlanıyorum.Annemi de çok üzüyorum sanırım.Çaktırmıyor ama üzülüyor.Geçen gün biraz huzursuzluk çıkardım.Dayanamadım gittim öptüm sonra onu.
Ayo ya da alo diyerek elime bir şey alıp telefonla konuşur gibi yapmayı çok seviyorum.
Dansla,müzikle aram hala iyi.Müzik duymayayım hoşuma gittiyse başlıyorum hemen oynamaya.Son günlerde de Benim Annem Güzel Annem ninnisini dinleyerek uyumayı çok seviyorum.
                                 Demir

Dün akşam uyumayan Demir ile salonda baş başaydık.Üstüne varıp,inatlaşmak istemiyorum elimden geldiğince.Durumu anlatıp,bekliyorum.Ya da ilgisini başka yöne kaydırıyorum.Uyku konusunda ısrar etmedim.Loş ışıkta gölgesini gördü.Son günlerde gölgesini görüp takip ediyordu.Anne,Demir diye bizim gölgelerimizi gösterip hareketlerimizi inceledi.Sonra kendisi uzun  uzun inceledi gölgesini,oynadı falan.
O an kafamda yine bir şey dank etti.Anlamak için zaman gerekiyor.İncelemek gerekiyor.Sabır gerekiyor.Öğreniyor işte.Bilmediği bir çok şey var.Yeni öğreniyor.Böyleyken ondan bazı şeyleri beklemek ne kadar yanlış olur.Öğrenecek işte kendi başına.Orada durdum onu inceledim.Sıkılana kadar baktı gölgesine.Ama yine de ona garip geliyordu.
Gözlem yapıyor işte.Tıpkı babasının masaya koyduğu fincanı alıp mutfağa götürüp,mutfak tezgahına uzanıp bırakması gibi.Gözlemiş bizi,boşalan bardak,fincan götürülür.
Bilmez,görmemiştir dediğimiz şeyleri bile görüyor.O halde dikkat etmeli işte.Yaptıklarımıza,söylediklerimize.
İyilikleri ve güzellikleri öğrenmeni istiyor işte anne kalbi oğlum.
Son günlerde annenin kalbi çok yoruldu oğlum ama sayende hayata dört elle tutundu hep.Dokunduğun hayatımı güzelleştiriyorsun ya içimin gülen yüzü,senin de hayatını hep güzelleştirenler olsun..

Seni bu dünyada benden fazla seven yok derken kendimden korktum belki geçen gün.Ama öyle işte...

Annen


10 Nisan 2012 Salı

Yenilenme zamanı

Yenilenen bir kalp,
Yenilenen bir deri,
Yenilenen bir yaş,
Yenilenen düşünceler,


şimdi yeni şeyler söylemek lazım...

7 Nisan 2012 Cumartesi

Hepsi geçecek



Bir anda enerjim yüksekken bir anda yerlerde sürünüyor.Bir şey yapmak gelmiyor içimden.
Hepsi geçecek biliyorum.Sürekli bunları söylüyorum.
Bugün hastaneden çıkamayacak babamlar,pazartesine kaldı.Hayırlısı ile bir çıksalar.
Yemek yapmak istemiyor,yemek yemiyorum mesela bazen bugünlerde.Bazen de saçma sapan şeyler yerken buluyorum kendimi.Evin minik insanı için bir şeyler yaparken kendim yemeyi unutuyorum.Ya da karbohidrata hücum ediyorum.Şu an diyet falan düşüneceğim en son şey içine girdi.Bir çok şey gibi.
Elimdeki yanık feci bir hal aldı.Su topladı,patladı falan derken dehşet durumda şu an.O da geçecek biliyorum.
Her şey gibi.Geçmesini istediğim bir çok şey gibi.
Hepsi geçecek....
Neyse ki böyle bir minik insan var ki evde beni güldürüp,kafamı dağıtıyor..

5 Nisan 2012 Perşembe

Bir önceki gece babamın çok ağrısı olmuş.Babam hiç uyuyamamış dolayısı ile annem de seferber olmuş çok zor bir gece geçirmişler.Sabah da makineler sökülmüş ve yürütmek istemişler.Çok zorlanmış ve yorulmuş,öğleye doğru yanına gidince çok yorgunum dedi ve uykuya daldı.Ben gelmeden önce ağlamış.Bunu duyunca bittim.Çok çok kötü oldum.Annem de çok yorgun.Babam o kadar hassas ve saygılıdır ki eşinin yanında bile rahat edemez.Dolayısı ile yanında annemden başka kimse kalamıyor.Babam iyileşsin çabucak diye dua ederken,annem de hasta olmasın diye dua ediyorum sürekli.Çünkü eve geçince de ayrı bir bakım olacak.Cumartesi günü belki çıkabilir babam hastaneden.
Dün arayıp da sesimi duyan herkes beni merak etti,sesim çok kötü geliyor diye.Ama bugün çok daha iyiyim.Sabah babam aradı beni,ilk defa telefonu eline aldı ve kızımı arayacağım demiş anneme.Demiri merak ediyor babam çokça.Aralarında müthiş bir bağ var onların.Hayırlısı ile bir iyileşsin de bu görüşemedikleri zamanın acısını da çıkarırlar.
Bugün daha iyiyim,arayan,dua eden,iyi dileklerde bulunup yorum bırakanlara herkese çok teşekkür ediyorum.
Kafamda elli bin düşünce varken buralara kaçmak bir kaç satır yazmak nasıl iyi geliyor bir bilseniz.Sanki karşımda bir sürü dostum var da konuşup da konuşuyorum.
Böyle anlarda bütün yaralarım çok açık oluyor.Çok çok hassaslaşıyorum.Belki de kaşımamam gereken yaraları da kaşıyorum.Kendi canımı da yakıyorum.İnsanları suçlamayı bırakalı beri kendime oldu bütün suçlamalarım.
Çok gereksiz böyle zamanlarda bunları düşünmem diyerek sabah babamdan aldığım telefonla kafamdan attım hepsini.
Sonra dedim ki insan bu yaştan sonra da bu hayalleri kurar değil mi dedim kendi kendime.Çoğunuz ne var ki yaşında diyeceksiniz ama gönül bazen çok çok şey istiyor işte...

3 Nisan 2012 Salı

Şükür..

Babam dün ameliyat oldu ve ameliyatı iyi geçti.Dün akşam saat dokuz gibi uyandı ve bu sabah yoğun bakımdan odasına alındı ve durumu iyi.
Zaman bir kaplumbağanın sırtında ilerledi dün,geçmek bilmedi.
Neyse çok şükür ki iyi.
Çok tuttum kendimi ağlamayacağım dedim.Hatta sabah girmeden babam gelin öpeyim sizi deyince ağbimle bana o an bile boğazıma bir düğüm attım.Benim hakkım sizden yana helaldir demez mi?Düğümü daha da sıktım.Çıktık odadan,nefes almak zorlaştı.Ağbim merdivenlerden inerken koyverdi kendini mutlaka.Biz asansörle indik.Ben hala katı haldeydim.
Epey bekledim ameliyat 5 saate yakın sürdü.Uzun süreceğini bildiğimiz için eve döndüm.Demir uyumuştu,uyuyunca beni görsün diye döndüm.Sonra amcamlar geldi.İşte o zaman oldu olan.Çay verirken Demir atıldı,Demire gelmesin diye ben atladım .Demir korktu başladı ağlamaya.Ben daha da çok korktum ona bir şey oldu diye.Neyseki üstü kalındı ve bir şey olmadı.Ama onun ağlamasına ben daha da fena oldum.O bir patlama oldu ve başladım ağlamaya.Ağlamadığım zaman için de ağladım.Ama yine de çok ağlayamadım.
Sonradan susunca ikimizde elimin yandığını gördüm.4 parmağım yanmış meğerse anlamamışım acımı.
Ama ağlamam lazımmış diyorum.Her şeyin acısı geçer.Yeter ki sağlık olsun...

Babam iyi olsun

31 Mart 2012 Cumartesi

Bu kelimeler daha önce hayatımızda yoktu

Anjiyo,bypass..

Dün babam anjiyo oldu.Anjiyo sonucu 2 damarının tıkalı olduğu ortaya çıktı.Pazartesi günü bypass olacak.
Bu kelimeler daha önceden hayatımızda yoktu.Birden bire bu hafta hayatımıza giriverdi.

Arayan soran herkese,dua eden,edecek olan herkese teşekkürler.

Şimdi en çok duaya ihtiyacımız var.

29 Mart 2012 Perşembe

Hayat işte...

Bundan 2 gün önce gerekli gereksiz bir sürü şey düşünürken şimdi aklımda neredeyse tek şey var.Babam 1 haftadır düzenli tansiyonunu ölçtürüyordu.Bir de kan testi yapıldı.Kolestrolü biraz yüksek çıktı.Doktor ekgsinin çektirilmesini söyledi.Ekg sonucu da anjiyo kararına varıldı.Yarın anjiyo olacak.Bir anda duyunca üzüldük,inşallah bir şey çıkmaz diye dua ediyoruz.Ama dedem kalp krizi sonucu hayatını yitirdiği için aileden gelen bir kalp mirası var.
Ağbim yurt dışında,annemler arayıp söylememiş.Ben de söylemeyecektim nasılsa bugün gelecek diye.Ama bir anda programı değişir oradan başka yere geçerse özellikle bana neden söylemedin diyeceğini iyi biliyordum.Uzakta olana bir anda söyleyince panik  yaratmış oluyor insan böyle anlarda.Her ne kadar telaş etme dense de.
Şimdi faranjitten de sesim kısık konuşamadan,boğazıma da sanki bir fil oturmuş gibiyim.

27 Mart 2012 Salı

Yüzümü size çeviriyorum



Bahar aşığı olmak böyle bir şey.Güneş gördün mü hemen selamlaşmak,güneş var diye hemen sarmaş dolaş olmak.Sonrasında ince giyinmenin bedeli boğaz ağrısı falan filan.
Ama bütün kış bunu beklemedik mi?Hepimiz bu kış baharı çok özlemedik mi?Havalar sanki briden ısınacak da hemen yaz geliverecek gibi de hissediyorken insan kaçırmamalı güneşi,ağaçlarda pıtırak açan çiçekleri,yer yüzünün en basit ama en güzel papatyalarını.
Markete gitmek için bile bahaneler yaratıp çıkmalı evden ya da öğle tatilini 10 dakika daha uzatıp biraz yürümeli.İyi gelir her şeye işte bu bahar güneşi.

Yüzümü size çeviriyorum, siz misiniz?
Elimi suya uzatıyorum, siz misiniz?
Siz misiniz, belki de hiç konuşmuyorum.
Belki de kim diye sorsalar beni
Güneşe, çarşıya, kadehe uzatacağım ellerimi
Belki de alıp başımı gideceğim
Biliyorsunuz ya bir ağrısı vardır gitmenin
Nereye, ama nereye olursa gitmenin
Hüzünle karışık bir ağrısı.



E. Cansever

26 Mart 2012 Pazartesi

Bilsem de yine öğrendim işte...




Şükür ki soğuk algınlığı geçti Demirin dişler de pırtladı.3 deli uykusuz gece geçirdik.Nihayet dün gece güzel uyuduk.Her diş çıkarmada en az 3 deli uykusuz gecemiz var bizim.Alıştık artık.
Cumartesi çocukluk arkadaşımı gördüm ya,nasıl sevindim.Mutlu oldum,o benim kalbimin kıymetlilerindendir her durumda.
Sonra dün bir kez daha bir kez daha öğrendim,başkasının ayakkabılarını giyip yürümek gerek diye.Bazı durumlarda alt alta sıralarız karşımızdakine kızıp,sitem etmek için.Ama sonra anlatınca kendini of diye belki kendimize kızarız.O zaman bir kere daha bir kere daha dersin kendine.
Başkasının ayakkabılarını giyip yürümek gerek diye.Bugün bu sözü unutmayayım,unutmayalım.
İyi haftalar olsun hepimize,güzel haberlerle gelsin en çok bekleyenlere,şifalar versin hastaları olanlara..

22 Mart 2012 Perşembe

İyi ki sabahlar var

Sabahın üç buçuğunda uyanmış olabiliriz,bir çoğunuzun uyandığı saat yedide yatmış da olabiliriz.Biraz erken uyumak,dişler,hastalık uykumuzu kaçırmış olabilir.Diş zamanı parçalı bulutlu uykulara alışığız.Ama bu kadar uzun süreli epeydir gece vakti/sabah vakti pek durmadık.
Toplam uyku sürem beş buçuk saat olup sadece iki buçuk saati kesintisiz olabilir.Henüz kahvemi bile içmemiş olabilirim.Daha bir dolu olumsuz cümle de kurabilirim.
Ama iyi ki sabahlar var.Gecenin tüm olumsuzluklarını silip süpüren.Uykuya dalarken kendini uyandıran minik insan ve uyumadığı için uykusuzluktan bitap düşen anne ,masaya oturur.Gülücüklerle kahvaltıya başlar.Minik insan kiraz domatesin suyunu zevkle içer.
Anne de iyi ki sabahlar var der.
Gece uyumaya çalışan oğluna bakıp neden geceler var,insanlar uyusun diye bir dolu düşünceye dalmışken düşündüğü gibi.
İyi ki sabahlar var.
Her karanlık geceden sonra geldiği gibi.

21 Mart 2012 Çarşamba

Dişler mi,soğuk algınlığı huysuzluğu mu yoksa terrible 2 mi?

1 haftadan fazladır burun hor hor çeşmesi,bir de öksürük eklendi.Doktor ciğerlerde,kulakta sorun yok dedi.Faranjit başlangıcı dedi.Yeni ilaçlar verdi.Ahh o şurubu nasıl zor içiyor.Elimde kaşık,halılar şurup oldu.(Halıların olmadığı leke kaldı mı doğrusu?)
Alt azılar da pırtlamış.Zaten üst azılar bir kaç hafta önce teşrif ettiler.
Bu bir haftadır huysuzluk diz boyu.Olur olmadık şeyler istemeler ve hemen akabinde ağlamalar.İlacın da etkisi olur dedi doktorumuz.Evet santral sinir sistemine etki ediyor özellikle öksürük şurupları.Neyse ilacı değiştirdi doktor da acitasyon kısmı geçti sayılır.Sayılır diyorum çünkü hala ağlamalar,huzursuzluklar söz konusu.2 yaş sendromu için erken ama bazen 1,5 yaş civarı da başlayabilirmiş.Umarım daha başlamamışızdır diyorum.
Sıkıldığı an dışarı çıkarıyorum hatta sıkılmasına bile fırsat vermeden.Çünkü Demir de gezmeyi seviyor.Benim hadi çıkalım dememe gerek yok.Bu sabah gözlerini açtıktan ve anne dedikten sonra ilk dediği şey atta oldu.
Biz bu güzel havada yine bir atta yaparız artık.

20 Mart 2012 Salı

Baharla gelen diyet




Son bir iki aydır ben de başlayacağım şöyleydi,böyleydi diye diye bu zamana geldim.Sibelciğim 2 hafta görünce artık başlayacağım dedim.Sibelim bak ancak 2 haftada başladım keşke daha önce görüşseydik.Hayatım boyunca diyet yapamadım.Başlar gibi oldum caydım.Yemeği zevk için yiyenlerdenim.Sofra keyfine bayılırım.Hele sohbetlerine..
Hamile kalmadan önce kilo vermek istedim fakat olmadı,ama o zamanlar spor yaptığım için vücudum gayet sıkılaşmıştı ve bir kaç kilo da vermiştim.Ama yine de son 2-3 yılda aldığım kiloları bir türlü verememiştim.Hamileliğimi de bilenler bilir.İlk aylar bir şey yemem mümkün değildi 74-75 kilodan 70 kilolara düştüm.Hamileliğim boyunca da verdiklerimi de işin içine katarsam 70 kilo üzerine ancak 14-14,5 kilo aldım.Doğuma girerken 84,5 idim.Hastane çıkışı 80 civarıydım.İlk aylarda rahat rahat 75-76lara indim.Sonuç olarak şu an Demir 17 aylık ve ben de 68-69 arası değişiyorum.Boyum 1.75 civarı.
Şimdi bütün ölçülerle kendimi ifşa ettim mi ettim.Buraya da yazdım mı diyetteyim diye yazdım.Çünkü söz vermiş gibi düşüneceğim bir şekilde,mecbur hissedeceğim,sonuç merak edenlere sonuç bu diyeceğim.
Herkesin bir yemek zaafı var.Benim de tatlılar,özellikle sütlü tatlılar,kekler,kurabiyeler ve bazı abur cuburlar.Ekmek yeme deseler hayatım boyunca ekmek yemem ama tatlı deyince dururum şöyle bir.Ama işler değişti.Artık kendime dur dedim.Buna diyet dersem kendimi kasıcam biliyorum.Sağlıklı yemek yeme stilini benimsiyorum diyorum bugün itibari ile.Yemek yemeyi abartmam,hatta yediklerim çok sağıklıdır.Ama kekler,abur cuburlar kısmını çıkarırsak.
Belli bir programın var mı  derseniz şu an yok.Bakalım böyle bir sonuç alamazsam bir liste ve bir diyet programına başlayacağım.
Bu satırları yazarken 3-4 kuru kayısı yedim mesela.Öncesinde içtiğim kahve de süt,şeker yoktu.Hele hele yanında çok sevdiğim waffelardan da yoktu.
Demir de annesi gibi tatlı seven bir çocuk.Hafta sonu kahvaltı yaptığımız yerde tatlıları göstermesi süperdi.

16 Mart 2012 Cuma

Up All Night

Yeni diziye başlamayayım dedim.Çünkü sevdiğim dizileri bile zor vakit bulup izliyorum.Filmleri ise bölük pörçük izlemek pek de cazip gelmediğinden kısa zamanlı diziler favorim oluyor.Hani bölünmeden,Demirin şekerleme zamanlarında.
İsim bize çok yakın,konu desen o da öyle.Bugün izlediğim bölüm de yer alan dialog ise ayrı bir güldürdü beni.


Bebekleri bu arada 6-7 aylık :)






15 Mart 2012 Perşembe

Ben hep...

Dün gece saat dokuz sularında uykudan gözlerimi açamıyor,oturduğum yerde uyukluyordum resmen.Tek gözümü açmaya çalışırken diğeri ısrarla kapanıyordu.Gece uyandım ki açmaya çalıştığım gözüm ağrıyor.O ağrı tüm gün şiddetle devam etti,baş ağrısına dönüştü.Sanki beni yere mıhladı.3 minosetle ancak geçti.
Şimdi şu koltukta uyuklayan ben değilim gibi uykuya yanaşmıyor,uykuyu bile hatırlamıyorum.Uyumasam uyumam.
İşte ağrı gitmişken beynimi rahatlatıp,kötü şeyleri atmaya çalışıyorum.
Aslında herkes gibi benim de güzel şeyler olmasına ihtiyacım var.Hem de çok.
Ben hep böyle umutla doluyorum bazı anlarda,umutlar ve hayallerle neden olmasın diyorum.
Ben hep birden düşecek gibi olup çıkıyorum.

Ben hep beklemek istemiyorum...


14 Mart 2012 Çarşamba

Baş ağrısı mı yoksa başkalarının yürek ağrısı mı?

Yazacak yeni,kitap,dizi varken yazmak içimden gelmedi pek şu an.İki gündür başım çatlıyor ağrıdan.
Ağrı kesici biraz hafifletse de tamamen geçmedi.
Kafamı kurcalayan çok şey var bunların da etkisi var.Bir de dün ufak bir işim vardı.Dışarı çıktım ve dondum.Sanırım kendimi fazla sıktım soğuktan ama bana yetti.Ve tarihte olanlar,tarihe yazılanlar,zaman aşımına uğrayan davalar onlar da canımı çok sıktı.
Bir kaç sene evvel Sivasa gittiğimde gördüm ben Madımak otelini.İçimin nasıl acıdığını ve nasıl kötü olduğumu şu satırları yazarken bile hatırlayıp üzülüyorum.Sivas kaldığım 2 gün boyunca üstüme geldi sanki.Artık geçmişin izleri ya da başka şeyler.İş için gitmiştik arkadaşımla.Ve o da kötü olmuştu yaşananları düşününce.Bir de İz Tv de belgeselini izledim.İzlemediyseniz izleyin,ben o günle ilgili bilmediğim bir çok şeyi öğrenmiştim.
Adaletin gözlerinin bağlı olmasını adaleti kör etmek için olduğunu sananlar var maalesef...

12 Mart 2012 Pazartesi

Demir 17 aylık oldu



Bugün 17 aylık oldum ben.1,5 yaşımdayım dememe 1 ay kaldı.Hoş ben sadece canım isterse biyy deyip parmağımla bir yapabiliyorum ama olsun.
Aylar önce yürümek gibi bir derdim yokken şimdi de konuşmak gibi bir derdim yok.Canım isterse bir çok şeyi tekrar edip söyleyebiliyorum.İhtiyacım olduğunda anne,babayı çok kullanıyorum.Bir de dede,sevdiğim şeylere de dede diyorum.Dedeme de dedeeeeee diyorum.Kuzenime aylardır Ba diyorum.Aslında ismi Batıkan.Ama ben Ba diyorum.Balona da ba diyorum.Böyle kısaltmalarım da mevcut.Dün annem mama yedirirken çok sıkıldım ve yemem dedim.Babam da annem de şaşırdı tabi.
Annem çok tv izlememi istemiyor.Reklamlar ilgimi çekerken son favorim Sid ile Bilim.Kumandayı uzatıp sssiiiii diyorum anneme.Ona izin veriyorlar.Hatta benim için programı kaydediyorlar.Arada Pepeye de bakıyorum.Onun dışında gündüz annemle müzik dinliyoruz.Çoğu zaman annem de benle oturup Sidi izliyoruz.Galiba annem de Sidi çok seviyor:))
Mutfak araç gereçlerine olan sevdam hala geçmedi.Bütün kepçeyi,süzgeci toplayıp evi turluyorum onlarla.Annem sürekli onları yıkamaktan usanmış sanırım.Ama ben oynamaktan usanmadım.
Anneme bilgisayar başındayken artık rahat vermiyorum.O sandalyede iken koltuktan yanına çıkmaya çalışıyorum.Benim de ilgimi çekiyor tabi sürekli tık tık.Ben de başına geçtim geçenlerde annem mutfaktaydı bir geldi sandalyenin üstündeyim.Tabi kadıncağız şokta.Ondan sonra da beni bırakmamaya başladı yalnız.Ben sandalyenin tepesine çıkıp annemin de bilgisayarına geçip tiki tak tiki tak yamaya başlamıştım,sırası mıydı anne gelmenin?
Annem dans etmeyi sevdiğim için bana Arthurun müzikli bir kitabını aldı.Müziklerini açıp dans etmeyi çok seviyorum.
Arabalarla da yavaş yavaş oynamaya başladım.
Kendimden büyük çocukları çok seviyorum.Onlara sarılmak istiyorum bazen.Bazen de oyuncakları hiç paylaşamıyoruz.Oyuncakları alıp kaçıyorum mesela.
Kaçmak deyince almamam gereken bir şeyi aldığımı gören annemle şakalaşmak çok hoşuma gidiyor.Anneme bir bakış atıyorum bakkk elimde ne var gibi.Sonra koşmaya başlıyorum.İstiyorum ki kovalamaca oynayalım.
Dışarı çıkmaya bayılıyorum.Sıkılınca anneme atkımı,beremi getiriyorum.Hadi artık çıkalım diyorum kendimce.Sonra kapıyı gösteriyorum.Zaten bana  gezmeye gideceğiz bugün demeleri ile benim atkımla beremi getirmem bir oluyor.Attaaa demeyi de öğrendim çoktan.Artık ne demekse.
Bir evden çıkarken,minibüsten inerken,bir mağazadan ya da marketten çıkarken mutlaka geride kalanlara dönüp el sallayıp baaayy baaaayy diyorum.Mağaza demişken kitapçılarda vakit geçirmeye bayılıyoruz annemle.

                                                                                                                     Demir
Geçen gün aldığım minik deftere not düşmüşüm.Uyutmaya çalışırken Demiri saçlarını okşuyordum.Bıraktığım an Demir alıp tekrar elimi saçlarına getirdi.O an öyle şaşırıp mutlu oldum ki.Uyumaya zor geçen bir bebek oldu Demir her zaman.Uykuya dalarken kendini uyandıran bir bebek.Anne olarak en çok zorlandığım konulardan biri bu oldu.Ama geriye doğru dönüp baktığımda rahat olduğum her anda daha rahat uyuduğunu gözlemledim.Ama anne olarak vakitli uyusun istiyorsun.Uykusunu alsın istiyorsun.O uyuyunca sana zaman kalsın istiyorsun.Bunları isterken stres yapıyorsun.O zaman işler değişiyor.En güzeli rahat olmak.Aynı saatlerde uyumasın,zorlamayacağım dediğim her gece kolay uykuya geçti.Ama yok uyusun geç oldu dediğim her gece de gereksiz boğuştuk uykuyla.İşte rahat uyusun dediğim anlardan biriydi saçlarını okşarken uyudu.Seni kendi doğanı bozmadan büyütmek derdim.Aklından neler geçiyor diye çok düşünüyorum bazen.Öyle ki bir anda aklına bir şey geliyor mesela mutfağa gidiyorsun.Bak minicik adam neler düşündü şimdi diyorum.
Her an dua ediyorum ve öyle anlar var ki o anlarda kat be kat dua edip şükrediyorum.Sarılıp arkama pı pıt vurman.Bir anda ben otururken gelip dizlerime başını koyman.Nasıl mutlu oluyorum o anlarda.Çünkü ben hep sevgisini belli eden bir çocuğum olmasını istedim.Dilerim her zaman sevgini böyle belli edersin..

                                                                                                          Annen

Ben 12yi çok severim



12ler anlamlı benim için.Bugün de ayın 12si.Yok,yok sanmayın bugün beklediğim bir haber falan yok.Sadece takvime bakıp 12sini görünce sevindim bir an.Çünkü ben 12leri severim.
Ayın 12sinde ne oldu dersiniz 12 Ekim 2010da Demir doğdu mesela.Ve daha bir sürü tarih var benim için önemli olan.
Hava durumunun bile haberi olmadan yağan bir kar var dışarıda.Evin minik insanı sümüklü böceğe dönüştü.Tüm bunları düşünürken dur dedim.Ve o an takvime ilişti gözüm.Sonra dedim ki kendime ben 12yi çok severim.Ve nasıl başlarsan güne gün öyle devam eder...

Hepimiz güzel başlayalım,güzel geçsin bu hafta.Birazcık sabırla yaklaşıyoruz bahara;)

9 Mart 2012 Cuma

İyi şeyler olacak...


Sanki baharı bir çırpıda yaşamışız yaza yaklaşıyormuşuz gibi.Güzel şeyler olacak gibi.Bir gün güneş görsem kendimi güneş enerjisi ile doldurup hoooopp işte şimdi iyiyim demem gibi.
Ben bahar çocuğuyum bu besbelli.Yeni bir yaş da geliyor adım adım.30'a girerken davullu zurnalı doğum günü yapacağım demiştim demesine de na-mümkündü.Şimdi de büyük planlarım yok.Yeni bir yaş,yeniliklerle gelecek eminim.Sadece doğum günü dileğim belli.Seneler evvel böyle dilemiştim ve olmuştu hem de 2 gün içinde.İşte öyle bir şey gibi.
Ağrılar,bazı sorunlar da var.Ama tolere ediyor içimde iyimser biri.Enerjim de düşebiliyor.Mesela 2 saat önce resmen ayakta uyuyup,rüya görüyordum.Şimdi tamamen uyanığım,gözlerim fal taşı.Yani inişlerim çıkışlarım hala var.Hem de her türlü.
Ama işte bahar geliyor.
Evet bir kaç gün içinde biraz hava soğuyacak ama iyi şeyler olacak....


7 Mart 2012 Çarşamba

Işınla Beni Scotty



Öyle bir hızla istediğim kitapları okuyayım,filmleri izleyeyim,zaman makinesiyle hem zamanda yolculuk yapayım hem de zamanı biraz hızlandırıp,biraz yavaşlatayım.Ama en çok hızlanmaya ihtiyacım var sanırım.Yapılacak onlarca şey varken.
Bir de ışınlanalım artık canım!İstediğimiz yerde olalım istemediğimiz yerden kaçalım:)

5 Mart 2012 Pazartesi

İçimdeki Şarkı-2


inişlerim çıkışlarım 
o kendimden kaçışlarım 
gidişlerim dönüşlerim 
içimdeki sancı 
o kısır döngülerim 
şarkılarım sancılarım 
kadınlarım hüsranlarım 
dostluklarım acılarım
içtiğim su 
o pusu duruşlarım 
yarım kalan sevgilerim 
uyanmamış sabahlarım 
perdesiz gecelerim 
paramparça oluşlarım 
yalanlarım yanlışlarım 
o arkamdan bakışlarım 
kendime geç kalışlarım 
içtiğim su 
o pusu duruşlarım 
yokuşlarım kalışlarım 
umutlarım kaygılarım 
inançlarım gözyaşlarım 
ben miyim bu şarkıdaki satırlarım





Çok iyi şekilde güne başlayıp akşama doğru can sıkıcı,üzücü şeyler olabilir.Demir kapıya çarpar kulağına kan oturur canı yanar,benim de..


Oysaki takvimler baharı gösterirken bugün güneş varken kısacık yürüyüşümüzde ne mutluyduk.
İşte inişler çıkışlar.
Son günlerdeki ruh halim gibi...

2 Mart 2012 Cuma

İçimdeki Şarkı-1




Dün bir eksiklik var ama ne dedim bir ara kendime.Koşturmaca içinde yoruldum,anneler yorulmazmış dedim sürekli kendime.Annen bu zamana kadar hep senin için bir şeyler yaptı.Enerji doldum öyle düşününce,elimden geldiğince bir şeyler yaptım.Annem rahatsızlandı,bel fıtığı dediler bana da dedikleri gibi.Nazarımız mı değdi dedim ona da.Ne güzel sen de fıtık yok derken.Sonra annemlerin mutfağını toplarken bugün bir şey yapmamışım gibi geldi akşama doğru.Evet düşünüce hatırladım.Bir kaç gündür yazmıyordum.Ve de dün sevdiğim blogları da pek gezinememiştim.Dün eksikliğini hissettim.Demek ki söyleyecek çok kelimem vardı o an.Belki şu an yok.

Bugün içimden bu şarkıyı söyledim.İçimden hep kelimeleri aktı.Bugün en çok kendime kızdım.Kendimi eleştirdim.Biraz acımasız oldum kendime ama olsun.Belki bir yerlere dikkat çekebilmişimdir kendi kendime,kendi içimde.

başka türlü bir şey benim istediğim
ne ağaca benzer, ne de buluta
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..

bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun

bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgarda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince

nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka..


Can Yücel


pinterest


Yarın için ise plan yapmıyorum.Bir kaç gün önce yarın için bir planım vardı.Ama olmadı işte.Yarın sadece güneş olsun sonra artık gün ne getirirse....