7 Eylül 2011 Çarşamba

Bu arada biz

Bu bayram biraz doğaya karıştık.
Çocukluğumdan beri gitmediğim Emirgan Korusuna gittik çocuğumuzla birlikte:)
Fakat sahil kenarında ağaçlık bir yerde vakit geçirirken otlarla tanışan Demir ayaklarını yere koyamadı ve fotoğrafda da gördüğünüz gibi durumdan hoşnutsuzdu.



Artık ayakta tutunmadan durmaya başladı Demir ve bayram orta sehpa koltuk arası adımlarını attı tutunmadan.Tabi anneannesinde attı bu adımları.Bizim orta sehpamız ortadan kalkalı çoooook uzun zaman oldu.Dün de dayısının evinde orta sehpa koltuk arasında 3 adım attı.
6 eylül için ilk adımlarımız diyebilir miyiz?Deriz değil mi:)))
5eylülde üst dişlerimiz kendini ortaya attı.Dişlerimiz geç ve zorlu geliyor.Ama neticesinde geliyor.Şimdi bir adet tavşan modundayız.

Ve Demir artık daha da meraklı bir bebek oldu.Perdenin arkasındakiler,kapılar,pencereler,dolap içleri ve dahası başlıca meraklarımız arasında.



25 Ağustos 2011 Perşembe

Demirin İlk Arabası





Bir kaç hafta oldu bu arabayı alalı.Playskooll ilk arabam ismi arabanın ama bize göre Demirin ilk arabası.Üstündeki oyuncaklarla oynadı ilk zamanlar.
Biz oturtup götürünce eğlendi güldü hoşuna gitti.Bu şekildeki gibi ittirip gidebilir ve yürüme çalışmaları yapabilir.İlk zamanlar buna yanaşmadı.Bugün ilk defa kendi iterek gitmeye başladı.Offf nasıl güldüm nasıl hoşuma gitti.Ama kameraya çekemedim.Neyse denk getireceğim o anı:))



23 Ağustos 2011 Salı

3 film birden




Başlık şaşırtıcı değil mi?Eski günlerdeki gibi 3 film birden,5 film birden yazabiliyorum.Hooo hooo ne mutlu bana(Bu Noel Baba gülmesi oldu ama neyse)
Eskisi gibi arka arkaya 2 film izleme şansım yok artık.Filmleri durdur devam et,durdur devam et,şeklinde ya da kapalı gözlerle izliyorum.İzlerken uyuyakalıyorum yani.Sonra ertesi gün
devam.
Gelelim filmlere
Son Gece (Last Night)
Baş rollerde Keira Knightley,Sam Worthingon,Eva Mendes ve Patrick Dempseyin gülümsemesine benzettiğim gülümseme ile Guillaume Canet var.Film elbette bu kadro ile daha iyi bir iş
çıkarabilirdi fakat ortaya çıkan da çok fena değil.En azından kadın erkek ilişkileri açısından bakılınca kadın erkek farkını ortaya güzel koyuyor.Kadınlar fazla gözlemci,erkekler dikkatsiz bazı konularda.Ayrıca kadınlar aldatırsa saklayabiliyor hiç çaktırmadan.Evliliklere bir bakış açısı sunuyor.

Limit Yok (Limitless)
Bradley Cooper,Robert De Nironun başrollerinde olduğu film yeterli reklam mı yapmadı,ben mi uzak kaldım sinemalardan bilemiyorum.Film bence daha
fazla ilgiyi hak ediyor.Konu süpersonik bir hayal ama insan izlerken keşke böyle bir
şey olsa ben de denesem,beynimi sınırsız kullanabilsem demeden kendini


alamıyor.Konu daha bilim kurgu ile farklı bir hale getirebilirdi ama olduğu hali ile de dikkat çekici.



Kukla (The Beaver)
Mel Gibson ve Jodie Foster bu filmde bir araya gelmiş.Bir kuklayı eline takarak iletişimini insanlarla bu şekilde sağlayan yaşadığı psikolojik sorunlardan kurtulmaya çalışan bir adamın ve ailesinin hikayesi.

Bazı sahnelerde sıkılsam da film kukla ile iletişimin yarattığı şaşkınlık ile izlettirmeye devam etti.
.




19 Ağustos 2011 Cuma

Annelerden Sütlü Tarifler

Bugün LeiLeo yu ziyaret edince kimin sütlü tarifini bulacaksınız bakalım?Emziren anneler ya da bebek bekleyen anneler bu güzel bloğa bir tık tık yapın güzel paylaşımlara siz de katılın;)
Aylar önce keşfetmiştim ve blog sahibi Zeynebin yaptığı şeyin müthiş olduğunu düşünmüştüm.Sonra bir gün twitterda rastlaştık ve ben de bir sütlü tarif vermiş oldum.



17 Ağustos 2011 Çarşamba

5 dakika içinde tüm evde cam kırıkları

Bir an için mutfağa gitmemle şangıııııır diye bir ses arkasından Demirin ağlaması ile salona ışınlandım.Bir bakarım ki mor cam kırıkları ile oturmuş panik halinde Demir.Hemen aldım kucağıma baktım bir yerinde bir şey var mı diye.Sakinleştirir sakinleştirmez salondaki kırıkları temizlemeye koyuldum.Ama Demir elektrikli süpürge sesinden korkuyor.Büyük parçaları elimle toplamaya çalışıyorum ama bir yandan Demir yanıma geliyor.O an evde tek başımıza olmamız çok canımı sıktı tabi.Demir sürekli yanıma gelmeye çalışıyor.Annecim gelme desem de odasına bıraksam bir bakmışım yanı başımda.Elimi çabuk tutup parçaları topladım.Süpürgeyi çıkarmak için kilere gittim.O da ne????Bir şangırrr daha.Bu sefer benden.Demir gezerken takılmasın diye yerde duran büyük cam vazomu kilere kaldırmıştım onu da süpürgeyi çıkarırken ben çarptım telaştan.O da kırıldı.Böyle böyle tüm ev cam kırıkları ile doldu.Süpürgeyi çalıştıracağım ama Demiri ne yapacağım diye düşünürken odasına götürdüm sürekli açmak istediği dolabı açtım önüne koydum.Kapaklarını bağlamıştım açmasın diye.Hiç cazip gelmemiş olacak ki yine yanıma geldi.Artık ben nasıl cam kırıklarını süpürdüm nasıl sildim yerleri o kısım kafamda flu şu an.
Demir el yordamı ile uzanıp cam küreyi kırdı.Büyük ihtimal örtüyü çekiştirdi bir yerden.
Bu benim dikkatsizliğim ki hala ısrarla örtüyü orada bırakmışım.
İnsan yaşadıkça yapması gerekenleri daha iyi anlıyor.Neyse ki ona bir şey olmadı.Kırılan şeyler ise hiç umrumda değil

12 Ağustos 2011 Cuma

Demir 10 aylık oldu

Offf çok büyümüşüm ben,annem öyle diyor:))
Bir de doğum gününe 2 ay kaldı diyor.1 yaşıma girecekmişim.
Son günlerde anneannem ve dedem bizden uzakta olduğu için her gün bizle telefonda konuşuyorlar.Anneannemle daha çok konuşuyorum diye dedem bozuluyor sanırım.Telefonu kapatınca üzülüyorum,hep konuşalım istiyorum.Telefon çalınca hemen kulak kabartıyorum,annem ne zaman açacak diye bekliyorum.
Mutfaktaki dolapların bir kısmını bağladı bir kısmını kilitledi annem.Ama hala çöp kovasının orası açık ve geçen gün kapağına kafamı çarptım.Kaşımın üstü çizildi.Annem bana oğlum kapağı aç-maa derken ben çoktan açmıştım.Annem çok üzüldü.
Çığlıklar atmayı çok seviyorum.Bu çığlıkları atarken arada bazı şeyler söylemeyi de çok seviyorum.Bu benim sevinçli halim:))
Beam,neyam,edın en çok söylediğim kelimeler hadi gel,baba,dede,mamadan sonra:))
Odamdaki çekmeceleri açmaya iznim var.İçindekileri açıp tek tek boşaltıyorum her defasında.
Annemin elinde kitap görmeyeyim hemen elime almak istiyorum.Neyse ki benim de kocaman bir kitabım var ve sayfalarını kendim çevirip resimlerine bakıyorum.
Öyle çorba ile aram yok hala.Meyveler hala favorim.Bir de etçilmişim annem öyle diyor:))
Bir çok şeyi kendim yemek istiyorum.Annem minik minik lokmalar hazırlayıp önüme koyuyor ben de kendim yemeye bayılıyorum.
Çok hızlı emekliyorum,yürümek gibi bir derdim yok hala.Koltuk kenarlarından tutuna tutuna nasılsa yürüyorum.
Elimde iki top tutuyorum birini annem istiyor,verir gibi yapıp gülüyorum,annemle çok eğleniyoruz.
Bir de birlikte bir şeyleri çekiştirirken çok eğleniyoruz.Ama en çok annem koltuğun arkasına ya da kapının arkasına saklanıp ben nerdeyimmmmm dediğinde onu bulmayı en çok seviyorum.
Demir
Geçen sene bu zamanlarda sıcak havadan bunalıp kendimi nerelere atacağımı şaşırınca oğlumun hayalini kurardım.Nasıl bir bebek olacak,kime benzeyecek diye düşünürdüm.
Bilemezdim ki böyle güzel bakıp gülen bir bebek olacağını,bilemezdim ki o her güldüğünde içimin eriyeceğini.Bilemezdim ki sarılınca dünyayı durdurmak isteyeceğimi.
Ve bilemezdim hayatımın böyle değişeceğini.
Yeni bene alışmak zor oldu ama sana alışmam zor olmadı canım oğlum.Sanki sen hep vardın,benimleydin,benim parçamdın.
Ben çok dua etmiştim sağlıklı,neşeli bir bebek olasın diye.Gülünce günler açsın,sıcak kalpli bir bebek olasın diye.Şükürler olsun.
Hayat daha ne olsun..
Annen






11 Ağustos 2011 Perşembe

bu sabahın fon müziği

Sabah kalkınca içimde çalan fon müziğim...




9 Ağustos 2011 Salı

Çocuklu halimiz çocuksuz halimizi döver

Üniversiten,çok yakın arkadaşım,eşi ve kızı cumartesi akşamı iftara bizdeydiler.Son anda haber verdi.Ben mutfakta bir şeyler yaparken aradı,sofraya iki tabak daha koy dedi,memnun oldum.
Kızı 2 yaşını doldurdu.Şimdi Demir de hareketlenince ikisini kollamaktan ne konuştuğumuz anlamadık iftar sonrası.
Onlar gidince düşündüm çoğu zaman hafta sonlarını birlikte geçirirdik.Hatta onlar Bursada yaşarken ya biz sık sık Bursaya giderdik ya da onlar İstanbula gelirdi.Gezerdik,eğlenirdik en güzeli de sabahlara kadar sohbet ederdik arkadaşımla.Tıpkı üniversite zamanlarımız gibi.Bu konuşmalar bize terapi gibi gelirdi.Hayaller kurar,eskilerden konuşur,yenilerden konuşur,konuşur da konuşurduk.Eşlerimiz de arkadaş olduğu için onlar birlikte vakit geçirirken çoğu zaman biz iki arkadaş birlikte bir yerlere giderdik.
Sonra ....
Sonra ne mi oldu?
Arkadaşım hamile kaldı.Sabahlara kadar konuşmaya niyetlendiğimiz gecelerde arkadaşım uyuyakalmaya başladı.Gezerken kendimize alışveriş yapacağımıza bebek mağazalarında gezer olduk.Öyle her yere gidemez olduk.Sonra arkasından doğum zamanı.Sürekli arkadaşımın yanına gittim özellikle yalnız olduğu zamanlarda.Bebekle vakit öyle hızlı geçiyordu ki oturup iki laf etmek istediğimizde bile akşam oluyordu.Aradan aylar geçti.Vakitlerden geçen yazdı.Ben bu sefer karnım burnumda.Ama vazgeçmiyoruz da plan yapmaktan.
Bir yerlere gideceğiz bir hafta sonu.Eşi de yoktu.Kızını da ablasına bırakacak biz de çıkacağız akşam.Öğleden sonra bizim çıtırık uyumadı.Haliyle mızır mızır huzursuz.Arkadaşım kızını uyuturken ben de uyuyakalmışım.9a doğru uyandım,uyanınca gülmeye başladık.Ne oldu bize diye.Tabi gezme işi kaldı.
Arkasından benim doğum yapmamla bizim gezip,eğlenme işlerimiz rafa kalktı.Aylardır bir yerlere çıkmıyoruz.
Ama hala biz tatil planı yapıyoruz birlikte.Bu sefer hemen değil,iki sene sonraya:)

uğur böcüğü oğluma ithafen

5 Ağustos 2011 Cuma

doğru düzgün bir dolap kilidi bulamadım

İlk önce e-bebekten aldım dolap kilitlerini,beğenmedim değiştirdim.Gittim Mothercareden aldım.Dün akşam monte etmeye çalışırken bir türlü yapamadım.Çünkü lavobanın altındaki çöpün olduğu kapağın girintisi diğerlerinden farklı ve bir türlü ayarlayamadım.Demir son sürat tencerelerin olduğu kapakları karıştırıyor.Dün düdüklü tencereyi çekerken elinden zor aldım.Saniye ile gözünü açıp kapayana kadar işini hallediyor.Bizim kapaklar da yukarıda,onlara asılıyor bir güzel,geri geri gidip açıyor.Sonra kapaktan kurtulup hooop oturuyor dolabın karşısına.
Hayırı fazla söylememeye çalışıyorum.Yapma etme demek de sürekli istemiyorum.İlgisini bir yere çekmek de sürekli saçma geliyor.Konuşuyorum anlatıyorum ama yok tekrar o kapağın başında.Onun için bazı çekmecelere kilit takmadım.İstediği gibi boşaltsın,merakını gidersin.Zararlı şeylerin olmadığı çekmeceleri onun keşfini bıraktım.Ama onlar ulaşılabilir ya,çok umrunda değil.Diğerlerine ulaşmaya çalışıyor.Bağlanacak gibi olanları bağladım.Ama bağlanamayacak kapaklar var.
Ev içinde bazen nereye gideceğimi şaşırıyorum.Çünkü Demir sürekli keşif halinde.

2 Ağustos 2011 Salı

prenses


Küçük bir kız çocuğuyken prenses olmayı arzu eder,ailemin beni el bebek
gül bebek büyütmesi ile belki de öyle sanırdım.Gün geldi,biri dedi ki bırak bu prenses hallerini,artık kendinlesin yalnız yaşıyorsun,ailenin prensesi değilsin.O gün tacım çalınmış gibi hissettim.Öylece kaldığımı sandım.Şımarık mıydım?Hayır,sadece şanslıydım ve bu şansım insanları kızdırabiliyordu.
Bunları düşündüm filmi izlerken.Zengin,ünlü kızımızın sıradan bir erkek gazeteci ile aşkının henüz klişe olmadığı zamanlarda çekilmiş eski bir film;Roman Holiday.Romayı özleyenler,sevenler izlesin.Bir de siyah beyaz filmleri sevenler.

31 Temmuz 2011 Pazar

Akıllı ve uslu bir çocuk olursan Şirinleri görürsün oğlum peki annen ve baban ne zaman görür

Bir kaç zaman önce...
-Ne yaptınız AVM'de?
-Ne yapalım,bizim çocuklarla işlerimizi hallettik sonra de yemek yedik beraber.
-hımmm
Konuşmadan bir kaç gün sonra aynı AVM'ye birlikte gidilir.
-Biliyor musun biz o gün çocuklarla yemekten sonra sinemaya gittik.Sinemaya aylardır gitmediğimden midir nedir film de güzeldi,sinema salonu da güzeldi(yeni açılan bir AVM olduğu için)Dedim çocuklara ben gelemem Yıldız beni mahveder.(Mahveder!!!!!!Ben ne zaman mahvettim?)Valla duyarsa sinemaya gittiğimiz kızar,çok bozulur(Kızar!!!!Kızmaz ama bozulur tabi)
-Bensiz sinemaya gittin demek.
-Ama hayatım yani sensiz gitmek istemezdim ama film de güzeldi.
-Film de güzeldi demek.
-Evet belki de bana öyle geldi.
-Niye söylemedin?
-Buraya geleceğimiz zaman söylemek istedim.
-!!!!
-İçime sinmedi sensiz gerçekten.
-Peki öyle olsun.
Tabiki mahvetmedim,arada sadece bensiz sinemaya gittin demek ,dedim o kadar.
Aylar oldu sinemaya gitmeyeli.Hatırlarsanız sinema postları girerdim sık sık.Hatta çoğu filmi yazmazdım bile.Ben hamileyken de sık sık gidiyorduk.
Şimdi 9 aydan fazladır sinemaya gitmiyoruz.Annemler memlekette tatildeler.Burada yoklar.Dolayısı ile sinemaya artık ilk ne zaman giderim bilmiyorum.Demir daha büyük olsaydı onu da alır giderdik Şirinlere.Ben ve benim yaşımdakiler için Şirinler ayrı bir çizgi filmdir.Bizim gibi munis,saftrik çocuklarda Şirinleri sever.Şimdiki çizgi filmler bile farklı,izleyenleri gibi.
İnanırdık ki akıllı ve uslu olursak Şirinleri görebiliriz.
Şimdi Demire diyorum.Konuşmaya başladığında cevaben ne der bilemiyorum.
Fragmanını izledim ve bayıldım.Tabi How I Met Your Motherdan çok sevdiğim Barney Stinson (Neil Patrick Harris) başrolde olunca ayrı bir merak uyandı bende.Artık izleyenlerin yorumlarını alırız:))

29 Temmuz 2011 Cuma

Uğur böceğim iyileşti

O benim uğur böceğim.Pinky teyzesi dedi aslında ilk.Sanki bilir gibi bana minik bir uğur böceği mum göndermişti diğer hediyeleri ile birlikte.
Kelebekleri çok severim ama uğur böceklerine de bayılırım.Elime alır severim her zaman.Adı böcek olup daha sevimli başka bir böcek daha var mıdır?
Ben de uğur böceğim dedim.Arada minik kelebeğim olsa da uğur böceğim.
Uğur böceğini çocukluğundan beri severim.Hatta uğur böceği şeklinde bir çantam vardı.Keşke saklasaymışım.Şu an bile kullanırdım.
Uğur böceğim artık daha iyi.Kırmızılıklar bizi terk etti.Ne mutlu bize.
Hastalık geçti,eşim elinde bu küçük pasta ile geldi.Kutuya bakmadan buzdolabına koydum.Sonra bir ara açtım baktım ki bayıldım görünce.Üstelik tadı da çok güzeldi.Demirin 1 yaş pastası nasıl olur diye sormuştu bana geçen gün.Ben de uğur böceği şeklinde olur demiştim.Eşim de bize minyatürünü getirmiş.

26 Temmuz 2011 Salı

6.hastalık

Diş diş diyerek suçladığımız şey meğer 6.hastalıkmış.Akşam Demirin yüzünde kızarıklıklar oldu.Sürekli omzumuzda uyuduğu için terliyordu.Terle birlikte isilik oldu sandım.Ama kızarıklıklar tüm vücudu hemen hemen kaplayınca doktorumuzu aradım.Ateş sonrası olduğu için 6.hastalıktır dedi.Gelin bakayım deyince gittik.Demir 6.hastalık geçirmiş doktorumuzun da teşhisi ile.Ateşin sebebi,kızarıklıkların sebebi bu hastalıkmış.
6.hastalık
"Herpesvirus tip 6’nın neden olduğu, iyi huylu, yaklaşık 3 gün süren ateşin arkasından ortaya çıkan pembe, makülopapüler döküntü ile karakterize bir çocukluk çağı hastalığıdır. Hastalık solunum yolu sekresyonları ile bulaşır. Dört yaşına kadar çocukların hemen hemen tamamı hastalığı geçirmekte ve ömür boyu bağışıklık kazanmaktadır. En sık ilk yaşın ikinci yarısında ve, İlkbahar ve sonbahar aylarında görülür. Kuluçka dönemi 5-15 arasındadır.
Klinik : Belirgin bir neden olmadan ateş 39,5-40 dereceye kadar yükselir ve 3-5 gün yüksek kalır. Erken dönemde özellikle ateş yükselirken havaleler sık görülür. Yüksek ateşe karşın çocuk genellikle uyanık ve aktiftir. Genellikle üçüncü günde kandaki lökosit sayısının azalmasıyla boyun ve kulak arkasında lenf bezlerinde büyüme meydana gelir , dalak biraz büyümüş olabilir. Yaklaşık 3 günlük ateşli bir dönemden sonra ateşin normale dönmesinden hemen sonra makülopapüler veya eritematöz döküntü ortaya çıkar. Döküntü gövdeden başlar, boyun ve ekstremitelere yayılabilir, 2 gün içerisinde, iz bırakmadan kaybolur. Kaşıntı yoktur, basmakla solar. Vakaların bir kısmında ishal görülebilir. Yüzde 14 vakada huzursuzluk ve irritabilite şeklinde prodromal semptomlar olabilir. Fontanel belirginliği (% 26), Nagayama lekeleri (yumuşak damak ve uvulada eritematöz papüller – % 65), periorbital ödem (ateşli dönemde, % 30), servikal, postaurikular ve postoksipital lenfadenopati (% 31) bulunabilecek diğer bulgulardır. Nadiren splenomegali, ensefalopati ve konjunktival eritem görülebilir. İnkübasyon süresi ortalama 9 (5-15) gündür."


Umarım kızarıklıklar en kısa zamanda geçer.

24 Temmuz 2011 Pazar

ah bu dişler ahhh

Cuma akşam üzeri Demirin gözünün beyaz bölgesinde kırmızı bir nokta.Ama göz kanlanması gibi damar damar değil.Tel bölgede.Arkasından kafası cayır cayır yanıyor.Ölçüyoruz 37 dolaylarında.Bu ikisinin birbiri ile bağlantısı yok.Ama ikisi de can sıkıntısı.Vücudunun sıcaklığı da artınca hemen ılık bir duş aldırdık.Ateş düştü.Doktoru aradık ikisinden de bahsettik.Doktorun bebeği de 3 gündür ateşliymiş bir türlü düşmüyormuş.Zaten bebek erken doğdu ve çok hastalıklar atlattı.Daha bir kötü oldum duyunca.Göz içinde bir şey yapmayın kan gitmez de göz doktoruna gitmek gerekecek dedi. Gece zor uyudu daha çok kucağımızdaydı.
Dün sabah devam etti,öğleden sonra hafifledi ateşi.Biz de biraz çıkalım sahilde hava alalım dedik akşam için.Demir dışarı çıkınca daha da iyi oldu.Ohh dedik rahatladık.Gelince uyudu falan 1'e doğru bir uyandı,bir daha uyku yok.Yine ateş dişlerden mi neden derken uyumakta da zorlanıyor.Ateş düşürücü verdik.Saatler ilerliyor ateş düştü ama Demir yarı uykuda yarı uyanık.Kucağımızda uyuyor,yatırınca uyanıyor.Babasının kucağında uyudu ben yattım.Sonra 6 ya doğru uyandım 10-15 dakika içinde Demir de uyandı.Bir iki saat oyalandık ateşi de düşmüştü.Rahatladım uyuduk yeniden.Tekrar uyanınca baktık huzursuzluk var ateş içinde kafası.Haydi dedik doktora gidelim artık.Dişlerden olduğunu tahmin ediyoruz ama yine de içimiz rahat etmedi.Demiri keyifsiz görmeye alışık değiliz.
İlk defa gittiğimiz bir doktor tatil günü tabi.Ama doktor ilk önce bizle konuştu.Mikrobik bir durum olsa bunun yan etkilerinden ve Demir de görülmemesinden söz edince ilk dakikalarda rahatladık.Şansımıza iyi bir doktordu.Arkasından muayene sonrası dişlerinin iyice kabardığını görmüş olduk.Doktor dişlerden dedi bir ihtimal başka sebep onun içinde hemen kan tahlili yapmayı gerek görmüyorum.48 saat gözlem dedi.İbufren içerikli bir ateş düşürücü verdi.Şimdi çok şükür iyiyiz.Ama doktorumuz bizi uyarmıştı.Üst dişler çıkarken zorlanacaksınız diye.Dişler çıkana kadar umarım böyle fazla ateş olup uykusuz geceler yaşamaz canım oğlum.
Bir ateşle bile insanın canı nasıl sıkılıyor.Dün gece düşündüm hep.Ciddi rahatsızlıkları olan bebeklerin ailelerini.Off dedim Allahım sen yardım et onlara.
Acil şifalar olsun minik bebeklere ve tüm hastalara..

23 Temmuz 2011 Cumartesi

reçel gibi



Onca insan arasında yalnız olduğumu hissederken,şimdi neredeyse kimse yokken yalnız olmadığımı düşünmem kalbimi neyle doldurduğuma işaret?
Belki de cümlelerim ortaya saçılınca kimseyi bulamamaktan.
Belki alışmaktan.
Belki hayata karışmaktan,belki de anlamaktan.
Sızlanmaktan vazgeçmek belki de.
Ya da ne kadar sevsem de bazı arkadaşlarımın kötü enerjisi olduğunu bilmek de.
Ne zaman bir işe kalkışsam bir yere gitmeye hazırlansam bir hımmm,oh ne güzel sevindim diyenden korkmayacaksın.Hımmm öyle mi?Ah sen ne kadar şöylesin,böylesin,çok kazanıyorsun,çok şanslısın diye diye birini kurutur mu kurutur işte.Nazar de,kötü enerji de artık ne dersen de.
Ya da ben kendimi bir tabak reçel sandım en güzelinden.Kahvaltı masasına getirilip,yenmeden buzdolabının yolunu tutan.Aslında çok şeker,ev yapımı,mis gibi.Ama gel gelelim sofra süsü olmuş gibi.Belki taze tereyağ ve kaymakla iyi bir ikili olabilir.Ya da sadece reçel işte.Tükenmeden unutulan.


21 Temmuz 2011 Perşembe

Anne de sever oğlu da



Demir The Beatles sever,hayranıdır,tişörtünü bile giyer.
Tibet ağbisini çok sever,her ne kadar pastası kesilirken uyusa da,Tibet ağbisinin eline verdiği şekeri,gösterdiği ilgiyi unutmaz.
Annesi kelebeği çok sever,bunu bilen güzel arkadaşı anne ve oğlu temsilen iki kelebekli kolye hediye eder.
Demir balonla oynar,annesi patlayacak diye korkar,ama ikisi de balonla oynamayı çok sever.
Kovaları doldururlar,boşaltırlar,kendilerine taç yaparlar,kral,kraliçe olurlar.
Demir artık sevinince ellerini kollarını sallar,çığlıklar atar.
Arabada uykusu gelmişse bazen vızıldar,uyuyamaz.

Annesi bloğunu da,sayesinde tanıdığı arkadaşlarını da çok çok sever.
Oğlu da.

12 Temmuz 2011 Salı

Demir 9 aylık oldu

Evetttt bugün 9 aylık oldum ben:))
Emeklemek son hız devam ediyor.Ama en çok tırmanmayı seviyorum.Tv modülü en sevdiğim köşe ayakta durup her şeyi çekiştiriyorum.Koltuklara tutunup yastıkları çekiyorum.Mutfak dolaplarının kapaklarını açıyorum.Çekmeceleri açıyorum,içindekileri karıştırıyorum.Ama çekmeceleri açınca annem parmakların parmakların diye birden yanıma geliyorum.Çekmece kilidi dedi annem babama ne yapacaklarsa kilidi artık:)
Annemin üst üste koyduğu oyuncak kulesini yıkmaya bayılıyorum.Bir de doldurduğu oyuncak kovasını boşaltmayı.Kapları ağzımıza tutup annemle şarkı söylüyoruz.
Annem bana sürekli hadi gel annem mutfağa gidiyoruz,hadi gel banyoya,hadi gel dışarı dediği için ilk söylediğim cümle hadi gel oldu.Gel diyorum elimle de.Geçen gün su damacanası getiren ağbiye de gel dedim annemle babam çok güldü.Su damacanası demişken ona da tırmanmaya bayılıyorum.Damacanaya asılıyorum.Tutuyorum deniyorum acaba bizimkilerin yaptığı gibi ben de suyu akıtabilir miyim diye.
Mama,baba,dede,dada hecelediğim diğer kelimeler.
Meyve yemeyi hala çok seviyorum.Annem duymasın ama sebze pürelerini hiççç sevmiyorum.Artık annemlerin yediği bazı şeyleri yiyorum.Makarna yemeyi ben de çok sevdim.
Bazı şarkıları duyunca kollarımı kaldırıyorum,oynatıyorum.

Demir
Alnını alnıma dayayıp gözlerini kocaman açıyorsun ya işte ben o zaman eriyorum.Bir de gülücük atıyorsun ki o anı beynime kazımak istiyorum.Sarılman,sarılmaya çalışırken saçlarımdan tutunman hatta saçlarımı çekmen.Sevgini ifade etme şeklini çok çok seviyorum o an eriyip bitiyorum.Bazen yanağımızı çevirip elini koyup bakıyorsun ya işte diyorum.İşte ne güzel bir şey bu!
Geçen gün koltuğun altına girmişsin,uzanmışsın.Oradan durup bize bakıp gülüyorsun ya babanla dedik.Yaa nerede çıktı bu çocuk hale bak ne güzel gülüyor bize ve şükürler olsun ki bugünleri gördük.
Büyüdükçe yaptıklarını gördükçe şaşırıyorum.Geçen aylarda bir kutuyu boşaltmanı görünce şaşırmış,büyüdüğünü bir kez daha anlamıştım.Geçen gün de dolap kapaklarını açınca bizi aylardır izlediğini şimdi sıranın sen de olduğunu kanıtlar gibiydin.Evet sizi izliyorum,izliyorum ve gördüklerimi uyguluyorum der gibisin.
Büyüyorsun bebeğim büyüyorsun..

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Masalların Masalı




Ben sana o gün ilk şiirini okudum,sen çok sevdin,çok güldün,çok..
O iki mısır patlağını göstere göstere..
Bunca zaman niye okumamışım ki şiir dedirttin.
Bu sana okuduğum ilk şiir..

Masalların Masalı

Su başında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.

Su başında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.

Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.

Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze .

Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek...

Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze...

Nazım Hikmet Ran


Ben de şiirin sonunda gülen gözlerimde bir kaç yaşla çok şükür dedim,çok şükür..

7 Temmuz 2011 Perşembe

Kendime bir kaç sözüm var


Hani olacak gibi düşünüp olacağına kendini inandırmak sana göre mi?Ama biliyorsun,biliyorsun formülünü sen de biliyorsun.Biraz dip,biraz yalnızlık,bir kaç gözyaşı sonunda yine de her şeye şükürler olsun demek.Çok dipte olmak sana göre değil ki zaten sen de iyi biliyorsun.En fazla bir kaç dakika,olmadı bir kaç saat.Ki saatler bile çok senin için.Bir kaç dakika.Bir kaç dakika..Yani zamanında olmadıysa en büyük keşkense o sadece senin elinde olan senin hayatını etkileyen bir şey değildi.Onlarcaydınız birinin duası tutmadı,birilerinin rızası olmadı.Kişisel değil.
Az kaldı,dur bekle.
Sen bu düşüncelerdeyken bir kelebek camına konduysa bir yerlerden sana az kaldı deniliyor.

görsel

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Buğday gibi bereketli bir yaşamın olsun canım oğlum



23 haziranda hissedilen ilk dişi hemen arkasından 30 haziranda 2.diş geldi,Şu an biri uzun diğeri kısa iki tane mısır patlağı var ağzında.
1 temmuzda diş buğdayını yaptık.Ufak kendi aramızda diş buğdayı merasimi yaptık.Meslek seçimi olsun diye önüne kitap,bilgisayar falan koydum.Demir gitti kitabı seçti.Artık okur mu,yazar mı ne yapar bilemem.Ama benim çok hoşuma gitti kitabı seçmesi.
Oğlum buğday gibi bereketli bir yaşamın olsun..