Zaman kısıtlı.Ama sevgili de seni alır hadi uğraşma kahvaltı yapalım dışarıda derse sen de ona en sevdiği kurabiyelerden yapmak istersin.Tarifi de şöyle bir okursun.Fırınının cabbarlığını unutur 10-12 dakika dedi ya sen 12 dakika pişirirsin.Koştururken gidip bakmazsan ve de tarife ceviz büyüklüğünde yapıp yayın dediği halde ceviz gibi yapıp top gibi atarsan tepsiye sonuç bu olur.
Ama sevgili yine de sever,yer.
19 Şubat 2011 Cumartesi
18 Şubat 2011 Cuma
Bu akşam üzeri
Bu akşam üzeri birden aklıma muhteşem manzaralı kütüphane geldi.Ve onunla ilgili anılar.Çoğu zaman sakinliğe ihtiyacım olunca kaçardım.Raflar arasında dolaşırdım bazen ne aradığımı unutarak.Ya da sadece ders çalışmak için yayılırdım bir masaya.
Kütüphanenin arka bahçesinde merdivenlerin orada en sevdiğim dostlarımla sohbete dalardık.Her an kertenkeleler çıkabilir korkusuyla merdivenlerde oturur müthiş manzaraya bakardık.
Bazen manzaraya dalar hayaller kurardım tek başıma.
İşte o yılların başında bu zürafayı almıştım.Zürafanın ve diğer arkadaşlarının da anısı var.
Bir kutuya koyup sakladım yıllardır.Sanki yıllar sonra alacağı yeri biliyordum.
Onca zamanın eskitemediği hayaller ve anılar.
17 Şubat 2011 Perşembe
yapma/mak
Yazacak çok şey varken durup bembeyaz ekrana bakmak.
İçimde tuhaf bir his var deyip yerinde duramamak.
Her gece yüzlerce rüya görmek ve bunları hatırlamak.
Ve rüyalara anlam verememek.
Loş ışıkta kitap okumaya çalışmak.
Halan eski bir dosta kızmak,çok kızmak.
En güzeli yatıp uyumak ya da uyuyamamak.
görsel
16 Şubat 2011 Çarşamba
Demirsel mevzular
Uyku hala en büyük problemimiz.Uykusu gelince uyumak istiyor ama uykusunda öyle sıçrıyor ya da en ufak sesten uyanıveriyor ki bazen ne yapacağımızı bilemiyoruz.Sese de alıştırmaya çalıştım ev içinde.Belki de öğlen evde sadece benim olmamdan ve benim gürültü yapmayan biri olmamdan ötürü sessizliğe alıştı.
Dalması zaten epey zaman alıyor.Kucağımdan yatırınca uyanıveriyor çoğu zaman.Kucağımda tutuyorum uykusunu alsın diye çoğu zaman.Ben de kitap okuyorum Demir uyurken.Sıçramaları yüzünden keşke ilk baştan kundak yapsaymışım dediğim oluyor.Bazen battaniyesine sarıyorum fakat ona da sinir oluyor.6.ayda geçer dedi doktor.Öğle uykuları 40 dakikadan fazlayı geçmiyor.Kuzenim geçen gün iki oğlunun bebekliğinde öğlen uyuduklarında 2-3 saat uyuduklarını söyleyince kalakaldım açıkçası.İlk doğduğu zamanlarda bile 3 saati bulmadı Demirin öğle uykusu.En fazla 2 saat.Sayılıdır 3 saat öğle uykusu.Geceleri de eskisi kadar sık olmasa da yine de uyanıyor.Eğer emerken uyumadıysa kucağımızda -biz mutlaka ayakta olmalıyız-başını omzumuza koyarak uyuyor.Geceleri uykuya dalmadan önce rutin oluşturdum.Alt değiştirme,pijama,hikaye okuma ve emzirme.Bunlardan önce konuşuyoruz uyumalısın diyorum gülüyor bana.Doktor gece çayı verdi bir kere verdim kustu bir daha da zorlamadım.Artık sonraya dedim.Bir de tamamen bitkisel şurup verdi.Yok o da fayda etmedi.Dün gece onu uyutmaya çalışırken ben uyuyordum neredeyse.Uykuyu sevmiyor işte dedim geçen gün bir arkadaşıma ehh annesine benzemiş dedi.Evet üniversitede onlar fosur fosur uyurken ben çoktan uyanmış olurdum.Sadece uykum geldi mi hemen uyumak isterim o anda çok kıymetlidir.Saatlerce uyursam da başım ağrır benim o gün geçmek bilmez.Demir de uykusu gelince uyumak istiyor artık ama başaramıyor.Geçen gün karanlıkta tepkisi ne olacak tek başına dedim uzaktan izledim.Mırıl mırıl konuştu, dişlerini kaşıdı bir gayret falan epey durdu.Uyumak ne mümkün!Sonrada ağladı.Oysaki uykusu da vardı.
Okuyorum,soruyorum,araştırıyorum ama içimden gelenleri uyguluyorum.Onu fark ettim geçen gün.Kendi içimde bulduğum cevaplar bana çözüm oluyor.
Eskisi gibi de dert etmiyorum.
Artık etrafı keşfe başladığı için biraz daha rahatım.Dün uyur uyumaz mutfağa koştum.Puding yapayım dedim.2 dk geçmedi uyandı.Gittim aldım getirdim mutfağa puding yaparken sohbet ettim.Masaya onun yanına getirip kaselere döktüm güldük,konuştuk.Bundan önce etrafı tam incelemediği için sıkılıyordu.Şimdi ilgisini çekiyor.Görkisanımın bana dediği gibi onu da yaptıklarıma dahil edince bazen kolaylaşıyor her şey.Tabi bazen ne yaparsam yapayım olmayınca olmuyor:))Evde yalnız olduğumuzu bildiği için ben odadan çıkayım dikkati oyuncağında değilse ağlamaya başlıyor.
14 Şubat 2011 Pazartesi
Kilitli kalmak istiyorum
Oğlumun bana bakıp güldüğü,kahkahalar attığı anda,
Sevgilimin sıkı sıkı sarıldığı anda,
Annemin mutfağında,annem yemek yaparken onunla çene çaldığım anda,
Babamın yazmış olduğu şiirin mısralarında,
Ağbimin sıkma canını yaparız bir şeyler dediği anda,
kilitli kalıp,hapsetmek istiyorum o anda kendimi,
O anlar öylesine dünyaya karşı güçlüyüm,
Öylesine yaşadığımı hissediyorum ki,
Hiçbir şey yıkamaz beni diyorum,
Hayatın içimde öyle akıp gittiğini hissediyorum ki,
Dursun beynimde,kalbimde sadece bu anlar olsun istiyorum,
O yüzden bu anlarla kilitli kalmak istiyorum
12 Şubat 2011 Cumartesi
Demir bugün 4 aylık oldu
Artık sevdiğim insanları -anne ve babam haricindekileri- gördüğümde tanıyorum ve onları gördüğüme çok seviniyorum.
Dişlerim çok kaşınıyor.Hala en çok sevdiğim diş kaşıyıcılarım ellerim.Tabi annem ve babam rahatlatıcı diş jelini de sürünce çok rahatlıyorum.Dişlerim kaşındıkça çok rahatsız oluyorum.
Annemin bana anlattığı hikayeleri çok seviyorum.Benimle sohbet etmesine de bayılıyorum.
Uyku saati geçince çığlıklar atmaya başladım.Hala uykuyu sevmiyorum ama artık yoruluyorum gün içinde.Çünkü ben artık çok hareketli bir bebeğim.Uyumadan önce dinlediğim ninnileri seviyorum.
Oyuncaklarımı elime alıp oynuyorum ve tabi hemen ağzıma götürüyorum.
Demir
Anneliğimin 4.ayındayım.Aslında kendime sorduğumda kendimi günden güne daha anne hissettiğimin farkına varıyorum.Her gün sevgiyle artan annelik duygusu...Emzirirken elimi tutması,parmağımı sıkı sıkı kavraması,elimle oynaması hele hele kafasını kaldırıp gülmesine bitiyorum.Bir de sanki teşekkür eder gibi gülüp bana bir şeyler söylemesi yok mu.Sesini inceltiyor.Gözlerini kısıyor,mırıl mırıl gülümsüyor ya,içim eriyor.Zamanla iletişimimiz daha da artıyor.Sonra düşünüyorum.Gün gelecek iletişimimizin azaldığı günler de gelecek.Mesela ergenlik çağında nasıl olacak diyorum.Belki erken bunları düşünmeye ama sanki çocuk sahibi olunca zaman daha da hızlı akmaya başladı.4 ay nasıl bitti anlamadım.
Canım oğlum iyi ki geldin hayatımıza!
Annen
Dişlerim çok kaşınıyor.Hala en çok sevdiğim diş kaşıyıcılarım ellerim.Tabi annem ve babam rahatlatıcı diş jelini de sürünce çok rahatlıyorum.Dişlerim kaşındıkça çok rahatsız oluyorum.
Annemin bana anlattığı hikayeleri çok seviyorum.Benimle sohbet etmesine de bayılıyorum.
Uyku saati geçince çığlıklar atmaya başladım.Hala uykuyu sevmiyorum ama artık yoruluyorum gün içinde.Çünkü ben artık çok hareketli bir bebeğim.Uyumadan önce dinlediğim ninnileri seviyorum.
Oyuncaklarımı elime alıp oynuyorum ve tabi hemen ağzıma götürüyorum.
Demir
Anneliğimin 4.ayındayım.Aslında kendime sorduğumda kendimi günden güne daha anne hissettiğimin farkına varıyorum.Her gün sevgiyle artan annelik duygusu...Emzirirken elimi tutması,parmağımı sıkı sıkı kavraması,elimle oynaması hele hele kafasını kaldırıp gülmesine bitiyorum.Bir de sanki teşekkür eder gibi gülüp bana bir şeyler söylemesi yok mu.Sesini inceltiyor.Gözlerini kısıyor,mırıl mırıl gülümsüyor ya,içim eriyor.Zamanla iletişimimiz daha da artıyor.Sonra düşünüyorum.Gün gelecek iletişimimizin azaldığı günler de gelecek.Mesela ergenlik çağında nasıl olacak diyorum.Belki erken bunları düşünmeye ama sanki çocuk sahibi olunca zaman daha da hızlı akmaya başladı.4 ay nasıl bitti anlamadım.
Canım oğlum iyi ki geldin hayatımıza!
Annen
11 Şubat 2011 Cuma
4. ve144.ay
Kızın rüzgardan saçları uçuyordu.
Hava öylesine griydi ki,sonradan öğrenecekti ki kız karşısında oturan erkeğin en sevdiği havaydı.
Öyle bir manzara vardı ki,denize karşı bir tepede eski bir çay bahçesindeydiler.
Erkek dedi ki;seninle evleneceğim...
Kız omuz silkti umarsızca;ben kimseyle evlenmeyeceğim....
Bu onların ilk buluşmasıydı.
Derken araya bir küslük girdi
Şubatın 12 si sabahı aradı kızı ve dedi ki;İstanbuldayım hani demiştin ya ne olursa olsun gelirsen beni ara.Görüşelim mi?
Kız peki o zaman dedi.Hazırlandı heyecanla.
Bakırköye gitti.Gelmez belki de şaka yaptı ,beni ilerinden izleyecek ve sonra bütün kampüse rezil edecek dedi.Çok geçmeden merdivenlere doğru döndü baktı geliyordu.Sonra aynı şeyi o da kıza söyleyecekti 'gelmezsin sanıyordum'
Sonra birlikte bir kitapçıya girdiler.Kızın elini tutunca kız da hiç bırakmadı..Bu onların ilklerinden biriydi ve artık birlikteydiler.
Kızın hayatındaki en mutlu günlerden biriydi.Aşık olmak içindeki kelebekleri havalandırmaktı.Ve o içindeki tüm kelebekleri serbest bırakmıştı.Onu her düşündüğünde bütün kelebekleri içinde kanat çırpıyordu.
Ekimin 12siydi,bir bebekleri oldu.
Şubatın 12 sinde bebekleri 4 aylık,beraberlikleri 144 aylık oldu.
Hayat sit-com tadında olsaydı
Bir kere böyle dostlarım olsun yıllardır bir yere ayrılmadan her olayda birlikte olalım isterdim.Kötü bir şey yapsam yüzüme söyleyen,iyi de hep destek veren.
Hem bir de Marshall gibi bir arkadaşım olsun isterdim saflığıyla hep güldüren
Hem bir de Marshall gibi bir arkadaşım olsun isterdim saflığıyla hep güldüren
Abuk ya da komik bir şey söylediğimde gülme efektlerini duyardım abartıyla eğlenirdim işte.
Üzüldüğümde aaaaaa diyen efektleri duyar bana hak veriyorlar derdim.
Hayatımızın temel taşı gülme,neşe,dostluk üzerine kurulu olurdu.
Bütün bu söylediklerim olsa olsa bir sit-comda olurdu.
10 Şubat 2011 Perşembe
Diş Sıkıntıları-Kaka ve salya içerikli bir yazıdır!Dikkat!
8 Ocak günü başladı ilk salyalarımız ve artık salyalı bir bebeğiz.İlk günler yumruğunu ağzına getirip damaklarını kaşırken şimdi parmağıyla da kaşıyabiliyor,oyuncaklarıyla da.Artık Demir gözüne kestirdiğini bilinçli bir şekilde eline alıyor.
Rastgele tutuşların yerini isteyerek dokunmalar aldı.
Diş için arada jel sürüyoruz damaklarına.
Ama en komiği kaka öncesi tripleri,birden huysuzlaşıyor.Ben alıp oyuncaklarının yanına götürüyorum.Bakarak bir konsantrasyon içine giriyor ve rahatlıyor bizimki.O da biliyor konsantrasyon gerektiğini.
Şimdi tam karşımda bana laf atıyor aguuuuyu öyle bir incelterek söylüyor ki bırak da elindekini beni al diyor.Ben de tatlı yanağımın yanına gidiyorum
Rastgele tutuşların yerini isteyerek dokunmalar aldı.
Diş için arada jel sürüyoruz damaklarına.
Ama en komiği kaka öncesi tripleri,birden huysuzlaşıyor.Ben alıp oyuncaklarının yanına götürüyorum.Bakarak bir konsantrasyon içine giriyor ve rahatlıyor bizimki.O da biliyor konsantrasyon gerektiğini.
Şimdi tam karşımda bana laf atıyor aguuuuyu öyle bir incelterek söylüyor ki bırak da elindekini beni al diyor.Ben de tatlı yanağımın yanına gidiyorum
9 Şubat 2011 Çarşamba
50.000 düşünce
Son günlerde kafamda 50.000 düşünce.
Bana hepsi orjinal geliyor,uygulamaya geçme anında ise saçmalaşıyor.
Tüm bunlarda evde olmamın etkisi var.Çalışmaya alışmış bünye artık kendini zorluyor da ortaya bir şey çıkmıyor,çıkamıyor.Zaman yetmiyor çoğu şey için.
Ama hava çok güzel.Harika enerji veriyor içime.
Sanki erken gelen bir baharmş gibi.
Ahhh ne de isterdim becerikli bir insan olmayı.
6 Şubat 2011 Pazar
Bıdı bıdı söylen işte karmakarışık
Bir söylenmedir gidiyor bir kaç gündür.
Çünküüüüüüü
İnsanlar başkalarını rahat rahat eleştirirken kendi eteklerinden dökülenleri bir türlü görmüyorlar.
Haklı mıyım?Haklıyım.
Herkes kendi rahatının peşinde karşısındakini düşünen yok.
Çünküüüüüüüüü
Sadece kendileri var sanıyorlar dünyadaa
Ya ne demeli aylar önce üzülmediğim bir konuyu düşünüp üzülmem,sıkıntın mı yok diyorum kendime ondan mı yooook kafam yeni yeni yerine geliyor bazen.
Sonra nasıl deniyor ki sen benim biricik dostumsun?EEE sormazlar mı adama neredesin aylardır diye.Yok iş güç falan bahane.Bunlar bazen bana hikaye.Çünkü eğlenmeye,gezmeye zamanın varsa bana yoksa ehh o zaman derim sadece bahane.
Bütün bunlara kızarken kendime bakıyorum.
Ne yaptım ben diye kendimi sorguya çekiyorum.
Hani bulamıyorum.
Bulamıyorsam da sen söyle o zaman diyorum kızdıklarıma
Yok duvardan ses gelecek bunlardan gelmeyecek.
Hayat yalan mı diyeyim şimdi bu söylenmeleri bitirirkenn.
Yok yok hayat sana güzel olsun,ona güzel olsun.
Bu yazı da böyle bitsin.
görsel
4 Şubat 2011 Cuma
Siz bu hafta sonu
Eğer bilim-kurgu aksiyon seviyorsanız Tron efsanesini izlemeye gidin.Sevgili pc oyunlarını sevdiği için bu filme giderdik mutlaka.
3D olarak izleyebilirsiniz.
Filmden çıkıp en sevdiğiniz restoranda en sevdiğiniz yemeği hüpletebilirsiniz.Arkasına sevdiğiniz tatlı ile kahvenizle midenizi şenlendirebilirsiniz.
Midenizi bu kadar doldurunca güzel bir kitap turu ile bir yürüyüş yapıp sevdiğiniz dergilerin şubat sayılarını alıp,yeni çıkan kitaplara da göz gezdirebilirsiniz.
Marc Levynin yeni kitabı ilgimi çekenlerden siz de bir bakın derim.
Sen ne yapıyorsun dersen ben şimdi bu şarkıyı dinleyip,eski cuma akşamlarımı düşünüyorum:))
P.S.Bu postu şarkı tesadüfi olarak dinlenmiştir ve sözlerini dinleyince gülünmüştür.
31 Ocak 2011 Pazartesi
Bugünün
Bugünün artısı sırt ağrısı,
Fırında çikolatalısı,
Dolapta yarının yemeği salçalı makarnası,
Gönülde yorgunluk ağrısı,
Gözde uykusuzluk sızısı,
Cepte hayallerin yarımı.
Karşımda yılların aşkı,
Kucağında aşkımızın payı...
Bebek gelişimi ve davranışları
Tracy Hogg kitabından söz etmiştim önceden.Son okuduğum kitap ise Tracy kitabına gönderme yapacak cinsten.Bebekleri programlamamız gerektiğinden söz ediyor.
görsel
Şöyle diyebilirim ki bu iki kitap birbirine bu anlamda zıt.Bebeklerle iletişim ilerledikçe doğal olarak her şeyin yoluna gireceğini,tepki verilen bebeklerin şımarmayacağını aksine ileride bağımsız insanlar olacağını belirtiyor.
Kitapta kullanılan birlikte büyümek tabirini gerçekten çok sevdim.Ayrıca bebeklikten 2 yaşa kadar gelişmeler yer alıyor.
görsel
28 Ocak 2011 Cuma
Dear John ve eski mektuplu günlerimiz
Filmi nasıl izlediğimi anlatsam güler misiniz,ağlar mısınız bilemiyorum.Ama ne kadar sürede kaç parçaya bölerek izlediğimi kaç defa başa aldığımı hatırlamıyorum.Bildiğim bir şey var film izlemek de inat etmeye devam ettiğim sürece şekil bu olacak.Kuzu uyurken sessiz alt yazılı,bölük bölük izlemeye çalışıyorum.
Sonuçta izledim ya bu da bir başarıdır.
Eskidendi o 2 film birden izlemeler falan.Geçen gün sinemanın önünden geçerken sevgili dedi ki en çok da sinemaya gitmeyi özledim.
Filme gelince konusu kısa süreli birliktelik ardından uzak mesafede mektuplarla ilişkilerini sürdürmeye çalışan bir çiftin yaşadıklarını anlatıyor.Klişe konular,Türk filmi tadında biraz.Ama mektupların gelip gidişi ve baba oğulun bir veda sahnesi vardı duygulandım fazlasıyla.Ve bazı şeylere ne kadar anlam yüklediğimizi düşündüm filmle birlikte.
Bana eski günlerimi hatırlattı ayrıca film.Mektup yazmaya bayılırdım.Mektup almaya da bayılırdım.Sevdiğiniz dostunuzun ya da sevdiceğinizin elinin dokunduğu sayfalara dokunmak,okumak,yazısını görünce mutlu olmak.Özlüyorum aslında mektuplu günleri.Mail göndermek almak da hoş ama kalemi kağıdı seven biri olduğum için yazmayı da sevdiğim için mektuplu günleri özlüyorum.Şimdi pek öyle sayfalar yazacak zamanımız yok.Mektubu alıp postaneye gidecek zamanımız da.
Teknolojinin gelişmesi iyi mi oldu diyorum böyle zamanlarda..
görsel
26 Ocak 2011 Çarşamba
Euvaa
Çok anlamlı bir başlık değil mi?
Bu arabanın sahibinin en çok kullandığı kelime bu.Evet,bakıyorum,tutuyorum,yoğunlaşıyorum onun dilinde karşılığı bu.Bir de eyvallah diyor arada sanırım.
Bu araba Demirin ilk oyuncağı nasıl seviniyordu onu gördüğünde.Şimdi pek pas vermiyor.Sarı ve mavi düğmelere basınca ses yapıyor.Es kaza bir şekilde sesi çıkabiliyor.İlk zamanlar demiştim her ses çıktığında hahh işte biz de o cıngıllı evlerden olduk diye.
Son favorisi tırtıl.Onun da bir ara fotoğrafını koyarım.Tırtılla bir konuşması var,şaşırır kalırsınız.Tırtılı alalı epey oldu.Ona ilk zamanlar pas vermezken şimdi en iyi arkadaşı tırtıl.
Bir aydan fazladır kucağımızdayken sürekli tutup çekiyordu bizi.Şimdi iyice kavramaya başladı.Saçımı bir çekişi var.Saçlarım hep at kuyruğu.İlkokul günlerime geri döndüm.İlkokulda annem hep at kuyruğu şeklinde toplardı saçlarımı.Şimdi böyle topluyorum,alttan kaçan saçlar varsa Demir onları çok güzel yakalıyor.
Bir de bir şey istemiyorsa nasıl da belirtiyor hemen.Daha 2 aylık kontrolünde doktor bile dedi.İstemediği şeyleri nasıl da belli ediyor diye.
Karnımdayken demiştim,Demir istemediğini,beğenmediğini çok güzel belli edecek diye.Kitap ya da dergi okurken karnıma dayardım bazen.Hemen tekmelerdi çek anne der gibi.
Bir de kucağımızdayken hep ayakta duracak.Onu tutup ayağa kaldırmamızı ve çevreyi öyle incelemeyi seviyor.Ama küçük ayaklarrın yorulacak diyorum,yok işte aynı adı gibi.Demir bebek :)
Hele tutmayın öyle o zaman size euvaa;))
24 Ocak 2011 Pazartesi
gerçek
Koklamaya doyamadığım,
Bir an unutur gibi olsam,
Kollarıma bakınca gerçek dediğim,
Benim gerçeğim,
Bizim gerçeğimiz.
......gerçek,
......öyle bir gerçek ki......
.......bu gerçek için ŞÜKÜRLER OLSUN......
21 Ocak 2011 Cuma
Herkes Gibi
Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.
Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.
Nazım Hikmet Ran
İçini acıtır,herkes gibi olmak.
bir çok sevdiğim gibi bu şarkı da/şiiri de olsun,yanımda dursun...
bir çok sevdiğim gibi bu şarkı da/şiiri de olsun,yanımda dursun...
20 Ocak 2011 Perşembe
Gözüme takılanlar
Bilen bilir.Dizi manyaklığı vardır ben de film manyaklığım olduğu gibi.Fakat son aylarda doğal olarak fazla bir şeyler takip edemiyorum.Ben de parça parça kaldığım yerlerden devam ederek izlemeye çalışıyorum dizileri.Kuzucum uyurken denk gelirse izliyorum.
2 yeni dizi var gözüme çarpan.
Life Unepxpected ;çok çok değişik bir konu sayılmaz ama izlerken yormuyor insanı.Dinlendiren bir yanı var.Kısaca konusu şöyle lisedeyken hamile kalıp,doğurduktan sonra evlatlık veren bir kadının yıllar sonra kızının velayetini almaya çalışması ile ilgili.
2 yeni dizi var gözüme çarpan.
Life Unepxpected ;çok çok değişik bir konu sayılmaz ama izlerken yormuyor insanı.Dinlendiren bir yanı var.Kısaca konusu şöyle lisedeyken hamile kalıp,doğurduktan sonra evlatlık veren bir kadının yıllar sonra kızının velayetini almaya çalışması ile ilgili.
This is Not My llife Tanıtımında yazan konusu şöyle :
Bir sabah gözünü 2020’lerde açan Alec ne kim olduğunu ne de eşi Callie ve çocuklarını hatırlıyor... Alec, telefon, kredi kartı ve paranın tedavülden kalktığı bu ilginç gelecekte kendisini bulmaya çalışıyor. Ancak çalıştıkça daha da kayboluyor: Hiç tanımadığı ailesini mi, yoksa kendisini mi her şeyin üstünde tutmalıdır? Karısı olduğu söylenen kadını mı, yoksa gerçekten gönlünü kaptırdığı kadını mı sevmelidir? Bu haliyle mutlu mu olmalı, yoksa gerçeğin peşine mi düşmelidir?
Baştan sona hiç kaçırmadan izleyemesem de izlediğim kadarı ile şimdilik ilgimi çekmeyi başardılar.
17 Ocak 2011 Pazartesi
Küçük kesikler
Kendimi bildim bileli manasız şeylerle elimi kesmişimdir.Kağıt kesikleri başta gelir.Ardından defterlerin ortalarındaki teller gelir.Bugünse yenisi eklendi manasız kesiklerime.Bitki çayımın kutusunun içindeki koruyucu kalın folyo kesti elimi.Nasıl içime oturdu acısı.Saatlerce geçmedi.Sonra düşündüm manasızca içimi acıtanları.Elimi kesenleri.Ben nicedir yasaklamıştım kağıt kesikleri gibi içime oturan acıları.
Ne gereksizmiş yarattıkları kesikler bu insanların,aynı kendileri gibi.
Küçük şeyler nasılda acıtırmış insanın canını.
Neyse ki geçti bütün gereksiz kesiklerin acısı...
görsel
15 Ocak 2011 Cumartesi
Ben tam 3 aylık oldum çarşamba günü
Annemi görünce artık öyle seviniyorum ki,ellerimle kollarımla bunu ifade ediyorum.Eğer beni bir başkası kucaklamışsa ve annem gel oğlum derse elleririmle kollarımla anneme doğru eğiliyorum.
Özellikle annem ve babam bana seslenmişse onlara dönüp bakıyorum.
Agu dışında da sesler çıkarıyorum.
Karşımdaki kişi gülsün konuşsun benimle ben de konuşayım,güleyim istiyorum.
Sabahları çok seviyorum.O yüzden çok neşeliyim.
Tırtıl oyuncağım yeni favorim,ilk zamanlarda pek yüz vermiyordum ama artık çok seviyorum.
Demir
Anneliğimin 3.ayını doldurdum.
Günden güne daha iyi anlıyorum anneliği ve böylelikle oğlumu.
Ne menem bir şeymiş diyorum,çünkü herkesten çok düşünüp endişelendiğim biri var.Aman üşüdü mü,aman rahat mı,aman gazı olur mu...vs.
Hayatın yeni halini seviyorum.
Çünkü bir bakıyorum odaya,anne,baba ve çocuk.
Bu hiç olmadığımız haliyle +1 eklenen hayat neşemizle içimiz kıpır kıpır.
Her gün yeni bir gelişme görüyoruz ve heyecanlanıyoruz.
Hayat başımı döndürmediği kadar döndürüyor artık.
İçime koklayarak huzura eriyorum.
Demiyorum ki hemen büyüsün,bu zamanların tadını çıkarayım istiyorum.
Çünkü bu annelik zor olsa da her gün yeni heyecanlara gebe.
Sana gülümseyen küçük bir surat hayatının merkezini gelip oturuyor.
Kelebek Yıldız
10 Ocak 2011 Pazartesi
ninni
Ah oda senin gibi
Bir anne kuytusunda
Uyumuştur mahmur temiz
Al sen de büyüyorsun
Gün be gün acele
Küçük bir kızı üzmeye
Söz ver bana bebeğim
Söz ver ak sütüm için
Korkmaksızın seveceksin
Neden hoyrat bu kader
Neden kırılır bu kalpler
Nasıl can yakar bu küçük eller
3 Ocak 2011 Pazartesi
Öyle ya kış kışlığını nasıl gösterecek
Ne yalan söyleyeyim ben güneşli günlerin insanıyım.Pırıl pırıl gökyüzü acayip enerji verir bana.Yeni yılın ilk 2 gününün güneşli olmasına bayıldım.Hani bir yerden göz kırpar gibi güzel geliyorum der gibi.
Evden dışarı çıkamasam da yine dışarı bakıp bakıp ohh dedim 2 gündür.Malum gezmelerimiz sınırlı.Demirle geçen gün zaruri ihtiyaçlar için AVM ye gittik.Durmadı ki.Bir iki kitap bakayım derken mızıl mızıldı.Uzun uzadı ya kitap bakmayı özledim.Sonra kitap alsan hangi ara okuyacaktın ki dedim kendime.Zaten baktığım kitap köşesi de değişti.Anne-baba-çocuk kitaplarının olduğu kısım.İnternetten de kitap bakmayı sevmiyorum.Kitap dışında herhangi bir şey bakmak,almak çok zor da kalmadıkça sevdiğim bir şey değil.Geçen sene yeni doğum yapan bir tanıdığım internetten alışveriş yapmaya başlamıştı.Nedenini şimdi anladım.İnsan çıkamayınca internetten idare ediyormuş.Benim de artık zaruri şeylere internetten alışveriş yapma zamanım geldi.
Konu dağıldı,başlık neydi?
Öyle ya kış kışlığını nasıl gösterecek?Annemin cümlesi bu.Şikayet etsem hemen öyle der.Ve de ekler Allah başka afet vermesin yavrum.Haklı da.Bu yanımı annemden aldım sanırım.Duruma alışıp şükretmeyi.
Geceleri her saat başı uyanınca dediğim gibi.Bebek bebekliğini nasıl gösterecek?Sağlıklı olsun da....
Evden dışarı çıkamasam da yine dışarı bakıp bakıp ohh dedim 2 gündür.Malum gezmelerimiz sınırlı.Demirle geçen gün zaruri ihtiyaçlar için AVM ye gittik.Durmadı ki.Bir iki kitap bakayım derken mızıl mızıldı.Uzun uzadı ya kitap bakmayı özledim.Sonra kitap alsan hangi ara okuyacaktın ki dedim kendime.Zaten baktığım kitap köşesi de değişti.Anne-baba-çocuk kitaplarının olduğu kısım.İnternetten de kitap bakmayı sevmiyorum.Kitap dışında herhangi bir şey bakmak,almak çok zor da kalmadıkça sevdiğim bir şey değil.Geçen sene yeni doğum yapan bir tanıdığım internetten alışveriş yapmaya başlamıştı.Nedenini şimdi anladım.İnsan çıkamayınca internetten idare ediyormuş.Benim de artık zaruri şeylere internetten alışveriş yapma zamanım geldi.
Konu dağıldı,başlık neydi?
Öyle ya kış kışlığını nasıl gösterecek?Annemin cümlesi bu.Şikayet etsem hemen öyle der.Ve de ekler Allah başka afet vermesin yavrum.Haklı da.Bu yanımı annemden aldım sanırım.Duruma alışıp şükretmeyi.
Geceleri her saat başı uyanınca dediğim gibi.Bebek bebekliğini nasıl gösterecek?Sağlıklı olsun da....
1 Ocak 2011 Cumartesi
Yeni yıla girerken....
Saat nasıl 11 oldu anlamadım.Demir uyku konusunda yine zorladı bizi.
Dedim ki oğlum bak 12 ye girerken uyuman gerek,uyumazsan bütün yıl uyumazsın.
Tamam anne der gibi 11.30 dan sonra uykuya verdi minik bedenini.
Bense havai fişekler patlarken yanına sokuldum,tatlı yanağına öpücük kondurdum.
görsel
31 Aralık 2010 Cuma
geçen yılbaşı demiştim olacakları:)
Burada da demiştim.Okuyun mutlaka
Biliyordum olacakları,sükunetle bekliyordum,hissetmiştim.
Milat olacak demiştim.
Hani anne oldum hayatım değişti diyerek klişe işte diyenlere yine inat sesim.
Evet benim miladım oldu,oğlumun doğumu.2010 u çok sevdim.
Şimdi biliyorum 2011i daha da çok seveceğim.Bize güzel sürprizleri var.
3le başlayan yaş bana hayatı daha çok sevdirdi.
Ama en güzeli minik oğlum.
Sevdiklerim yanımda ya en zengini de benim,en şanslısı da.
Hep diyorum Allah huzurumuzu bozmasın.
Güzel bir yıl olsun hepimiz için...Kelebekler hep ellerinizde olsun.
Görsel
30 Aralık 2010 Perşembe
nar taneleri
Yorgun beden,uykulu gözler.
Evde hiç bir işe elimi süremezken.
Demiştim ya onlar süper anne,süper baba.
Annem evde yemekleri yaparken,babam Demirle.
Annem yat kızım diyor yat dinlen.
15 dakikada olsa sana iyi gelir,biz idare ederiz.
Kalkıyorum sanki saatlerce uyumuş gibi.
Evi sarmış yemek kokusu.Ütüler bitmiş.Demir acıkmış artık sarılıp,öpüyorum.
Annemle babam aşurenin üstündeki nar taneleri gibi.Yerken içini ferahlatan,nar tanelerine geldin mi bütün o tatları bastıran,ferah ferah..Ve bereketi getiren.
Nar taneleri gibi eşsiz,cennetten gelen..
Babam geçen gün ayıklamış bir koca narı ben yiyemedim diye de çantama koymuşlar gelirken.Kaşık kaşık yerken dedim ki nar gibiler,öyle işte...
görsel
23 Aralık 2010 Perşembe
Kim ellerini her gördüğünde çok sevinir?
Demir gibi bebekler tabi:)
Artık ellerini keşfetmeye başladı ve baktıkça aaauuu gibi sesler çıkarmaya başladı minik oğlum.
Günden güne bir insanın gelişimi gözlerimizin önünde.Hepsi sırası ile oluyor ve şaşıyorsun.Ne yollardan geçmişiz.
Allahım nasıl yaratmış bu kalem gibi elleri.Baktıkça şaşırıyorum.Tırnak yapımız bile aynı.İnsan inanmasın da ne yapsın bir çok şeye?
21 Aralık 2010 Salı
Çok eski bir yılbaşı hikayesidir bu
Bu sabah bir anda eski yılbaşı günlerimize gidiverdim.Biz de her zaman yılbaşı günü özeldi.Annem bu konuda ayrı bir özen gösterirdi.Güzel sofralar hazırlardı.Aile içerisinde ya da aile dostlarımızı davet ederdi.Büyük olmasa da küçük hediyelerle çevresindekileri mutlu ederdi.Hani bir bayram gibi kutlamak değil yeni bir yıl geliyor kızım sevinmeliyiz derdi.Ben de hep coşku ile dolardım.Büyüdükçe arkadaşlarımızla program yapmamıza izin verilmeye başlandı.Böyle bir yılbaşında öz ablam (şurada yazdığım) gibi sevdiğim ablam ve arkadaşlarının programına dahil oldum.Özenle hazırlandım o gün.Harika bir kazak almıştı annem altına da mini bir etek dikti anvelop.Kıyafetime uyan bir kolye taktım.Uygun botlarla da kıyafeti tamamlamıştım.Saçlarıma da fön çektirdim.Bütün özen yılbaşı heyecanından değildi elbette.'O' gelecekti o gün.Bir yerlerden öyle duymuştum.Emin olamıyordum.Çünkü Ona soramadım bir türlü.Gece başlamadan gözüm kapıda kaldı.Ne masa,ne yemekler,ne kalabalık,ne müzik umrumda değildi.Umrumdaymış gibi yapıyordum o akşam.Sonra bir kız ile geldi.Bir an üzüldüm.O kadar bekleyiş,arkasından hayal kırıklığı.Sonra baktım ki ablasıymış,rahatladım.Masaları bizden çook uzaktaydı.Ama yine de arada sırada görecektim ya.Arada bakışıp gülüştük.Nasıl mutluydum.Saatler 12yi gösterince dans pistindeydik ve Berkanttan Bir Şarkısın Sen çalmaya başladı.Bir an göz göze geldik,gülümsedik.Mutlu Yıllar dedik.Hepsi bu.Bu bana uzun zaman yetmişti.O benim okul yolumdu.Her sabah evden çıkar evlerinin önünden geçerken acaba denk gelecek miyiz bu sabah derdim.Yıllar sonra ne öğrendim biliyor musunuz?Her sabah camdan bakardım,senin evinin yönüne,geliyorsan,aşağıya inerdim fırlayarak,sana denk getirmeye çalışırdım evden çıkışımı dedi.Herkes içinde sen çok,çok başkaydın dedi.Ben de çok geç kaldın bunları söylemek için dedim.O zamanki genç,pır pır kalbim bunları duysa bayram ederdi.İsterdim ki bir gün yıllar sonra bir yerlerde göreyim Onu.Gördüm nasıl mı?Hem de televizyonda.Üniversitedeydim,tatil için eve geldim.BBG yarışması ekranda dönerken bir anda tanıdık bir yüzle karşı karşıya kaldım.İnanamadım.Tatilden okula dönünce izlemeye devam ettim.Bir gün sevgilimle dolaşıyorduk kalabalık caddede.Sen bana eski kız arkadaşlarından söz ettin önceden.Hatta tanıştırdıkların bile oldu.Benim öyle bir şansım yok dedim.Öyle ya sevgilinin şehrindeyiz.Ekranlarda görebilirsin deyince şok geçirdi bizimki.Bir de favorisiydi.İzlerken çok düzgün bu çocuk,tuttum bu çocuğu diyordu:))
Neyse nereden nereye geldim.
Hala da öyle o gün içim kıpır kıpır olur yılbaşı günleri.Özel bir program yapmak isterim.Özel bir program derken illa dışarıda olmak gerekmez,evde dostlarla,özenli bir sofrada eğlenmek beni çok mutlu eder.Bu yılbaşı davet veremiyorum.Annemlerde olacağız büyük ihtimal.
En özel yılbaşılarımızdan biri olacak.
Çekirdek ailemizin ilk yılbaşısı olacak.
görsel kaynak için buradan lütfen
16 Aralık 2010 Perşembe
uzun bir aradan sonra mim
Kuzucuğum beni mimlemiş,ne zamandır mim cevaplamıyordum.Sorular zor aslında.Bir başlayalım bakalım;
en sevdiğiniz kelime:
Aslında cümle 'iyi ki varsın'
en sevmediğiniz kelime:
küfür içerikli kelimelerin bir çoğu
ne sizi heyecanlandırır:
saya saya günleri,zamanı doldurduğum bir olaya ya da ana yaklaşmak
heyecanınızı ne söndürür:
Heyecanla beklerken kendi irademin dışında gelişen olaylar ya da bunu bölen gereksiz insanlar
en sevdiğiniz ses:
artık Demirin gülme sesi.
en sevmediğiniz ses:
evde sakin sakin otururken dışarıdan gelen araba alarm sesi
hangi mesleği yapmak istersiniz:
çocukken dublaj sanatçısı olmak isterdim.hala da isterim,sesimin güzel olmasından değil ama zor ama heyecanlı gelir bu iş
hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz:
burnumu oynatıp her işi halledebilmek isterdim
kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz:
yok,yok böyle iyiyim Yıldız olarak:)
nerede yaşamak isterdiniz:
bitmeyecek hayalim var deniz kenarında kumsalın hemen yanı başında bembeyaz bir evde yaşamak isterdim.
en önemli kusurunuz:
bazen soğukkanlı olmam bazı durumlarda ters tepiyor,işte o zaman olmuyor,olamıyor,anlatamıyorum kendimi
size en fazla zevk veren kötü huyunuz:
söylenme huyum vardır benim,söylenirken hem rahatlarım,hem de eğlenirim kendi kendime
kahramanınız kim:
ne kadar senin gibi olmam,senin gibi yapmam desem de aslında hepsi ,onun kadar fedakar ,insanlara o kadar iyi olamayacağım için 'annem'
en çok kullandığınız kötü kelime:
.ok
su anki ruh haliniz:
acele etmeliyim Demir şimdi uyanacak:)
hayat felsefenizi hangi slogan özetler:
'ŞÜKRET Kİ ÇOK ŞANSLISIN,DEĞERİNİ BİL'
mutluluk rüyanız nedir:
Herkes sağlıklı,herkes yanımda,yeter..
sizce mutsuzluğun tanımı nedir:
iç sesin kendini yiyip bitirip her şeyi gereksiz irdelemesi
nasıl ölmek isterdiniz:
kimseye sıkıntı vermeden ve yalnız kalmadan
öldügünüz zaman cennete giderseniz Allah'ın size ne söylemesini isterdiniz:
gitmem yeterli..
Mimi kime paslasam bilemedim,sanırım bir çoğunuz cevapladı.Cevaplamayan varsa alsın,mimlensin.Bana da haber versin:)
15 Aralık 2010 Çarşamba
Haaa haaa artık agulara da başladık
Gecenin bir vakti uyutmaya çalıştığınız minik adamın minik suratının dalga geçer gibi size bakıp gülmesi o saatte ilaç gibi gelirmiş.
Bu minik adam benle dalga geçmeye başladı artık.
Sonra aguuuuuulara başladı ki en çok keyiflendiğim anları.Demirin de en keyifli anları zaten o anlar.Sabah uyku gözlerinden akan anne babaya teşekkürü böyle yapıyor işte Demir.
Dün 2.ay aşılarını da oldu.3 koca aşı açıkçası beni korkuttu.İki bacaktan bir koldan.Hafif ateş yaptı ama ateş düşürücü vermedim.Biraz huysuzluk da yaptı,şükürler olsun ki iyi şimdi.
Ona yine aşı yaparken hemşireler beni odadan çıkardı ama ben yine sesini duydum.Allahtan çok ağlamadı da benim de bu sefer yüreğim sıkışmadı.
resim**
13 Aralık 2010 Pazartesi
Bazılarınız var ki öyle değerlisiniz içimde..
Bir yılı aşkındır buradayım.Siz de oradasınız,iyi ki oradasınız.Ve iyi ki yollarımız kesişti.İçinizden birileri var ki binlerce kere şükürler olsun.
Kimse alınmasın kırılmasın.Bazılarınız var ki öyle değerlisiniz içimde.
İlk kuzucuğumu okumaya başladım aslında.Karakız sayesinde tanıştım diğerleri ile de.O öyle biridir ki haber alamadıysa arar kilometrelerce öteden.Postadan inatla gelmeyen kartları tekrar tekrar gönderir.İster ki mutlu olsun karşısındaki,çok naiftir.Hani uzun zamandır tanırsın sanki onu okuyunca.O uzaklardaki gururumdur.Büyük işler başarır.
Bir de Bibet vardı.Kimdir kimdir dedim o zamanlar.Bibetin annesini gördüm,okudum,tanıdım.Önceden demedim ben ona ama şimdi diyorum buradan.Bilgelik ağacımdır o benim.Altına girdin mi gölgesinde soluklanırsın.Dallarıyla sarar seni.
Sonra bir Damlo vardır.Kendi dediği gibi ilk okuyuşta el kadar bir kız gibi gelir insana.Çocuk gibi sanki kendi dünyasında.Kendi dünyasında sadece kendi var gibi gelir okuyunca ilk zamanlar.Ama tanıyınca da anlarsın.Başkaları mutlu olsun diye didinir durur o.Es geçmez hiç bir şeyi.Bana necilerden değildir o.Toplu iğnenin başı kadar bile olsan önemliysen o bilir kıymetini.
Bir de şeker pembem vardır ki.Öyle kibar,öyle içten,öyle hamarattır ki.En sevdiği renk gibi içine alır insanı.Ağzınızda şeker gibi tat bırakır.
Yazın annesi Denizciğim vardır bir de.Tanımaktan öylesine keyif aldığım.Annelik ile ilgili yazılarını okuyup bir bir beynime yazdığım.Çünkü öyle güzel annedir ki o olduğu gibi abartısız.Çok da iyi arkadaştır.Sibelim boşuna sevmez onu.
Bir de bizim komşu kızı var ki adı Seda.Olduğu gibi yazan,yaşayan biridir o.Yalanı olmadan,içinden geldiği gibi.Sesini duyunca sanki kırk yıldır tanıyorsun gibi.Senden biri,içimizden biri.Gerçek biri.Iskalanan mutluluğu en çok hak edenlerdendir.
İlk zamanlardan sıcaklığınızı hissettim.Hamileliğimde aradınız,sordunuz,destek oldunuz.Doğumumda yanımda oldunuz.Sonrasında da aynı şekilde hep varlığınızı hissettirdiniz.Bize özel hediyeler gönderdiniz.Öyle mutlu ettiniz,öyle sevindirdiniz ki.Varlığınız bile yeter.
Diyorum ya iyi ki varsınız.
Bu kelebek iyi ki sizin gibi çiçeklere kondu..
12 Aralık 2010 Pazar
Demir bugün 2 aylık oldu
Bu patilerin sahibi bugün 2 aylık oldu.
Hani zombi gibi gezsem de,yorgunluk onun yüzünü görünce geçiyor.
Hani hep evde de otursam onunla zaman su gibi akıp gidiyor.
Uyku problemi olsa da bu bizi çok ama çok zorlasa da bir gülüşü ile eriyorum.
Çok değişti hayat,çok.
Ama ne de güzel değişti!
8 Aralık 2010 Çarşamba
2010 iç muhasebe
Burada 2009 da yapılanı var.Günlerdir aklımda düşünceler geçiyordu.2009 da yaptığım gibi aslında her sene sonunda yaptığım genel yıl sonu değerlendirmemi düşünüyordum.Bir yıl biterken kendime hep sorarım.Söyle bakalım Yıldız bu sene nasıl geçti?
- Eleştirdiğim şeyleri gün gelip kendimde yapabiliyormuşum.O yüzden artık durrrr diyorum bir çok yerde kendime.
- Başkalarına çok kolay akıl verdiğimi kendime gelince en basit şeyleri bile düşünemediğimi fark ettim.O yüzden biraz kendine kafa yor diyorum.
- Uzak sandıklarımın sadece mesafeden ibaret olduğunu ama hep yanımda olduklarını,yakın sandıklarımın ise uzağımda olduklarını gördüm.
- Bir sene önce benim için önemli olan şeylerin artık hiçbir öneminin kalmadığını hatta aklıma bile gelmediğini fark ettim.O yüzden boşuna kendimi aylarca strese sokmuşum dedim.Kestirip atmak en iyisiymiş.
- Hayatımın 180 derece değişebileceğini gördüm.Annelik bir kadının yaşaması gereken,kendini anlamasını,tanımasını,kendi içinde sürekli sorular sormasını,olgunlaşmasını,kadın olduğunu anlamasını sağlayan bir olguymuş.İşte bunlar her şeyi değiştirirmiş.
- Adım adım yaşananlar seni bugünlere getirirmiş.Ben biliyordum aslında hayatımın en son,en büyük aşkının geleceğini...Burada bir yerlerde de demişim.Güzel günlerin geleceğini bilmişim...
7 Aralık 2010 Salı
Yok,yok ben oğlumu ağlatarak uyutmak derdinde değilim
Uyku problemimiz var.Dün öğle saatlerinde başlayan uykusuzluğumuz gece 1'e kadar sürmüş olabilir.Ben yatağına yatır bırak ağlasın,ağlayarak uyusun uygulamasını asla yapamam.Bir önceki postumda sanki yapacakmışım gibi algılanmış olabilir.Ben onun ağlamasına asla dayanamam.
Varsın kucağımda uyusun.Büyüdükçe zorlaşabilir.kucakta uyutmak belki.Ama varsın uyusun,öyle uyusun.Emerek uyusun.Ağlatmaya karşıyım zaten.
Dün dakikalarca kucağımda kıpırdatmadan durmuştum olabilirim yeter ki o uyusun diye.
Belli bir düzende olmasını isterken uykusunu iyi alsın istiyorum.Uyusun da büyüsün diye boşuna dememişler.Uyusunda güzel rüyalar görsün bebeğim.
Benim derdim bu.
Evet yorucu,ama bir şekilde güç buluyor insan.Bir yerde tükenirken enerjisi geri geliyor.
Araştırırken bu yazı gerçekten bana güç verdi.İçimdekileri de anlamamı sağladı.
Tıklamak isteyenler buraya
6 Aralık 2010 Pazartesi
Uyku problemimiz
Anne olunca kafanda binlerce düşünce ile seni yer bitirirmiş.Şimdi bizim ufaklık uyuyamadıkça kendimi sorgular oldum.Kucakta sallayarak uyuyor ya da emerken.
Tracy Hogg falan yalan oldu.Ne ritüelimiz kaldı ne bir şey.Sürekli emzir diyen doktorlardan sonra sık sık emzirmeye başladım.Emzirirken uyumaya başladı,emzirirken uyumasa da kucakta uyumak istiyor.Uyku zamanı geçince saatlerce uyuyamıyor.Kesik kesik uyuyor emerken ya da 15 dakika falan uyuyor uyku eşiğini geçince.
Çözüm bulamadım.Ağlasın gece almayın diyorlar.Nasıl yapacağım bilemiyorum.
3 aylık olunca düzelir diyorlar.İnternette 6 aylık,9 aylık bebekleri olanlarda bile böyle sorunlar var.Bu şekilde devam etmeden düzene girmesini istiyorum.Gece uykuları çok önemli.
Bir de dönenceler konusunda düşünceleriniz neler?
Tracy Hogg falan yalan oldu.Ne ritüelimiz kaldı ne bir şey.Sürekli emzir diyen doktorlardan sonra sık sık emzirmeye başladım.Emzirirken uyumaya başladı,emzirirken uyumasa da kucakta uyumak istiyor.Uyku zamanı geçince saatlerce uyuyamıyor.Kesik kesik uyuyor emerken ya da 15 dakika falan uyuyor uyku eşiğini geçince.
Çözüm bulamadım.Ağlasın gece almayın diyorlar.Nasıl yapacağım bilemiyorum.
3 aylık olunca düzelir diyorlar.İnternette 6 aylık,9 aylık bebekleri olanlarda bile böyle sorunlar var.Bu şekilde devam etmeden düzene girmesini istiyorum.Gece uykuları çok önemli.
Bir de dönenceler konusunda düşünceleriniz neler?
4 Aralık 2010 Cumartesi
Ben şom ağızlıyımdır söylemişmiydim?
Malum evde minik tatlı oğlumla ilgilenirken 40 dakikalık diziler 2 film birdenler artık hayal.Ama 20 dakikalık komedi dizilerini takip ediyordum.Comedy Maxteki dizileri ve internetten bakabilirsem How i met your motherı izliyordum.
Kendi kendime yeni bölümü izleyeyim.İyi ki var şu dizi ne güzel gülüyorum derken,dizinin kaldırılacağını öğrendim.Evet son sezon süper komik değil.Ama dizi hala canımdır ciğerimdir.
5 .Sezonun 18. bölümünü de tek geçerim.
Bu durumda şom ağızlı olmasam da şom düşünceli mi olmuş oluyorum bilemiyorum.
3 Aralık 2010 Cuma
Ne güzel güldün bana..
Bugünü tarihe yazmak istedim.
Nasıl güldün bana içim eridi.
Hani hep kısa kısa gülüyordun.Hatta 15 günlükken bile bana güldüğünde herkes şaşırdı.Ama az önce uzun uzun sesli bir şekilde güldün.Son 1 hafta 10 gündür seninle konuşanlara gülüyordun zaten.
Az önce mutfakta pudingi karıştırırken geldiniz baba-oğul.Anne neler yapıyor bak dediğinde,hoşgeldin canım dedim güldüm sana.Ardından sen güldün,içim eridi.
Nasıl güldün bana içim eridi.
Hani hep kısa kısa gülüyordun.Hatta 15 günlükken bile bana güldüğünde herkes şaşırdı.Ama az önce uzun uzun sesli bir şekilde güldün.Son 1 hafta 10 gündür seninle konuşanlara gülüyordun zaten.
Az önce mutfakta pudingi karıştırırken geldiniz baba-oğul.Anne neler yapıyor bak dediğinde,hoşgeldin canım dedim güldüm sana.Ardından sen güldün,içim eridi.
Bu zamana kadar duyup da anlamadığım ama artık anladığım gerçekler
Sen totonun üzerine oturunca, ya da uzanınca sanki sensör varmış gibi uyanıyormuş.
Anneler ya çok sıcak ya çok soğuk yerler derdi annem,doğruymuş.
Uyumuyor ,çok bitkinim dediğimde birileri geldiğinde horul horul uyurmuş.Yani çocuklar anneleri yalancı çıkarırmış.
Annem anne olunca anlarsın dediğinde hakikaten hiçbir şey anlamıyormuşum.Şimdi onu anladım.
Ama en önemlisi annemi anlamakla kalmayıp annemi daha çok sevdiğimi fark ettim artık.
Yahu neler çekmiş bu anneler bizleri büyütürken.
Daha neler anlayacağım değil mi?
30 Kasım 2010 Salı
Cumartesi gecemiz
Hani başlığa bakıp çok eğlendik,cumartesi gecesi içerikli bir yazı olacağını düşünmenizi istemem.O yüzden baştan uyarayım.Ayrıca bir önceki postumu okuyup çocuk sahibi olmaya özenenler fikir değiştirebilir.(Sedacım sana diyorum özellikle;))
Cumartesi gündüzden uyumama problemimiz başladı.Gündüzü gece başıma geleceklerden habersiz geçirdim.Cumartesi gecesi uyumak bilmeyen küçük bücür sabah 04.30a değin direndi.Ara ara uyuyordu ama derin uykuya dalmadan uyanıyordu.Uyku gözlerinden akıyordu artık.Minicik bedenin böylesine uykusuz kalmasına üzülüyorsunuz zaten.Kendi uykumdan çoktan geçtim.
Evimize Noel baba gibi gelen Damlocan beni en perişan halimle gördü ertesi gün.Zaten saymadık o günkü ziyaretini.Bir dahaki sefere yine bekliyoruz seni tatlım.
Annemden uyarı aldım.Çok saldın kendini dedi dün bana.İnsan eleştirdiği şeyleri de yapabiliyormuş demek ki.Hani eskiden çalışan biri olarak evde oturmaya başlayınca anladım ki,evde giyecek fazla bir kıyafetim yok.Dışarıda giydiğim üst grup ise daha bir süre daha bana olmayacak gibi.Rahat kıyafet alışverişi yapmam gerekiyor en kısa zamanda.Tabi nasıl olacak bu meraktayım.En kısa zaman ocak ayını bulur.
Bunlar şikayet değil,durum bildirme hallerim.Şükürler olsun ki sağlıklı,harika bir bebeğim var.Zaten hepsi gelip geçiyor yüzüne bakınca ne olmayan kıyafetler,ne de uyku geliyor aklıma.
Aklımı yitirircesine seviyorum seni oğlum.
26 Kasım 2010 Cuma
İçimin gülen yüzü
Odanın içinde bir nefes daha.
Yalnız olmadığımı hatırlıyorum her nefes alışını duyduğumda.
İşte o an içimde güneşler açıyor.
Çünkü artık günler yağmurlu olsa bile seninle güneş tadında.
Hani eski günleri düşünüp için tatlı bir nostalji sevincine kapılır,özlem duyarsın.İşte o özlem olmadan o tatlı sevinç içinde oluyorum seninle geleceği düşününce.
İçime güneşler açtıran küçük adam.
Büyü bakalım,uyu da büyü bakalım.
25 Kasım 2010 Perşembe
SI-KIL-DIM,AN-LA-DIMM,GÖR-DÜM
Toplumun bize dayattığı rollerden SI-KIL-DIM.
Mış gibi muş gibi yapanlardan SI-KIL-DIM.(Özellikle dost-MUŞ gibi görünenlerden)
Ve de AN-LA-DIM
Neden olduğunu AN-LA-DIM.
Anlamanın bazen can sıkıcı olduğunu,gerçekler yüzüne vurunca içinin acıyacağını GÖR-DÜM
23 Kasım 2010 Salı
Uykusuz her gece-Delikli uykular
Daha 1.5 ayda hayıflanma demeyin.Ama UYKUSUZ HER GECEEEE
Dün öğle saatlerinde başladı uykuya girememe halleri.İyi dedim akşama iyi uyur.Bütün gün oyaladım.Akşam olunca uyumak bilmedi bizim kuzu.Tam uykuya dalıyor tekrar uyanıyor.En fazla 40 dakika uyuyor.Bir de akşam gaz sancısı tuttu.Yıktı ortalığı.Gözlerinden yaş geldikçe ben de ağlayacaktım.Gaz problemimizden dolayı ağlama krizlerine girebiliyor.Gözlerinden yaş geldikçe dayanamıyorum.
Geçen gün Tibetimin güzel annesine de dedim.Daha önce sen Tibet hastalandığında üzülünce seni anlıyorum derdim.Ama anlamıyormuşum.Anlamaya çalışıyormuşum.Şimdi gaz problemin de bile yüreğim darlanıyorsa diğer anneleri anlamaya başlamışım demektir.
Bir ara babası uyuturrken uyuklamışım.Hadi uyudu,yatalım dedik.Yatağına koyduk.10 dakika sonra yine uyandı.Sürekli uyanmaya uykusuz gecelere alıştım.Delikli uykular uyumaya da alıştım.Artık deliksiz uykumuz yok tabi.
Gecenin 3ü bizimki gözler açık etrafa bakıyor.O da olmuyor ağlamaya başlıyor.Saat 4 oldu kollarımda sallanmaya devam ettim.(Kucakta uyuma durumu iyice ağırlaşınca ne hal alacak meraktayız.Kas yapmaya başladım şimdiden).Yatağında salladım 40 dakika kadar.40 dakika sonrası derin uykusuna girebileceğini bildiğimden.Uyudu tabi ara ara uyanarak.
O anda benim uyumamam hiççç önemli değildi.Gece uykusunun önemli olduğunu bildiğimden Demir için üzülüyordum.Bir de sevgili sabah erkenden kalkıp işe gideceği için endişeleniyordum.
Tabi daha küçük bundan sonra umarım gece uykuları daha düzenli olur.Hatta 50 kere huy da değiştirir.
Sabah olunca sanki bunların hiçbirini o yapmamış gibi uyanıp boncuk boncuk bakınca herşeyi unutuyoruz.
Ben bu satırları yazarken bizim minik bıcırık dün gecenin acısını çıkarırcasına uyumakta.Bir yandan da gece size neler edeceğim ifadesi yüzünde var sanki:))
18 Kasım 2010 Perşembe
Demirle ilk bayram
Bu bayram bizim için çok çok önemliydi.
Anne baba olarak ilk geçirdiğimiz ilk bayramdı.Yollarını gözlediğimiz minik oğlumuzla ilk bayramımızdı.
Bayramın ilk günü klasiğimiz olan kahvaltımız için annemlerin yolunu tuttuk.Hastane dışında oğlumuzu ilk defa bir yere çıkardık.Anneanneye bile götürmedik düşünün,daha önceden.
Çantamızı hazırladık,oğlumuza bayram cicilerini giydirdik.Tam zamanında anneannemizde olduk.
Dün de teyzeme gittik ve sahile çıktık.Hava harikaydı.Fakat deniz havasını 15-20 dakika aldık.Demir ağlamaya başlayınca döndük hemen.
Demir evimiz dışında ve hastane dışında da nereler var onu öğrenirken biz de bir bebekle dışarı nasıl çıkılır onu öğreniyoruz.
Sonuçta bayramda havanın güzel olması sebebi ile sevdiklerimizle bayram geçirebildik.
Umarım siz de güzel bir bayram geçiriyorsunuzdur.
İyi bayramlar herkese!
Anne baba olarak ilk geçirdiğimiz ilk bayramdı.Yollarını gözlediğimiz minik oğlumuzla ilk bayramımızdı.
Bayramın ilk günü klasiğimiz olan kahvaltımız için annemlerin yolunu tuttuk.Hastane dışında oğlumuzu ilk defa bir yere çıkardık.Anneanneye bile götürmedik düşünün,daha önceden.
Çantamızı hazırladık,oğlumuza bayram cicilerini giydirdik.Tam zamanında anneannemizde olduk.
Dün de teyzeme gittik ve sahile çıktık.Hava harikaydı.Fakat deniz havasını 15-20 dakika aldık.Demir ağlamaya başlayınca döndük hemen.
Demir evimiz dışında ve hastane dışında da nereler var onu öğrenirken biz de bir bebekle dışarı nasıl çıkılır onu öğreniyoruz.
Sonuçta bayramda havanın güzel olması sebebi ile sevdiklerimizle bayram geçirebildik.
Umarım siz de güzel bir bayram geçiriyorsunuzdur.
İyi bayramlar herkese!
13 Kasım 2010 Cumartesi
Demirle 32.gün
Dün doktor kontrolümüz vardı.En son gittiğinde sarılığı vardı.Doktor önemli olmadığını söylemişti.Fakat hala geçmemesi bizi endişelendirdi.
Dün Hepatit b aşısının 2 .kısmını olduktan sonra doktor kontrolünden geçti ve doktor bir kaç test istedi.Minik oğlumun minicik elinden kan alındı.Beni dışarı çıkardı hemşireler.Ağlamasını duymamak için uzaklaşsamda sesi geldi.Ağlamamak için zor tuttum kendimi.Şimdi bir yerlerde yavrularının büyük acılarını yaşan anneler vardır sakın ağlama diyerek susturdum kendimi.Minicik elini sarılmış görünce çok fena oldum.Kan almadan önce acıktığı için açlıktan hastaneyi yıkmıştı zaten.Hemen gidip emzirme odasına emzirdim.Bir de kan alınıp ağlayınca iyice helak oldu küçük bedeni.
Doktor ufacık bir değer farkından ilaç yazdı.Ama sevgilim bütün çocuk doktoru tanıdıklarını aradı.Hepsi çok gereksiz olduğu kanısına vardı.Biz de ilaç almadık tabi.Doktoru da kınadılar,nasıl hemen ilaç verdi diye böyle bir değer için.Anne sütü sarılığıymış ve geçecekmiş.
Salı günü bir test sonucu daha var.Umarım o da iyi geçer.Götürdüğümüz diğer bir doktor endişe etmememizi söyledi.Tabi o kadarcık şey bile beni üzmeye yetti.Diğer sarılık da bebekler keyifsiz olup emmek istemez,başını dik tutamazmış.Maşallah bizimkinde öyle bir sorun yok.
Dediklerine göre zamanla geçecekmiş.Umarım en kısa zamanda geçer.
Dün Hepatit b aşısının 2 .kısmını olduktan sonra doktor kontrolünden geçti ve doktor bir kaç test istedi.Minik oğlumun minicik elinden kan alındı.Beni dışarı çıkardı hemşireler.Ağlamasını duymamak için uzaklaşsamda sesi geldi.Ağlamamak için zor tuttum kendimi.Şimdi bir yerlerde yavrularının büyük acılarını yaşan anneler vardır sakın ağlama diyerek susturdum kendimi.Minicik elini sarılmış görünce çok fena oldum.Kan almadan önce acıktığı için açlıktan hastaneyi yıkmıştı zaten.Hemen gidip emzirme odasına emzirdim.Bir de kan alınıp ağlayınca iyice helak oldu küçük bedeni.
Doktor ufacık bir değer farkından ilaç yazdı.Ama sevgilim bütün çocuk doktoru tanıdıklarını aradı.Hepsi çok gereksiz olduğu kanısına vardı.Biz de ilaç almadık tabi.Doktoru da kınadılar,nasıl hemen ilaç verdi diye böyle bir değer için.Anne sütü sarılığıymış ve geçecekmiş.
Salı günü bir test sonucu daha var.Umarım o da iyi geçer.Götürdüğümüz diğer bir doktor endişe etmememizi söyledi.Tabi o kadarcık şey bile beni üzmeye yetti.Diğer sarılık da bebekler keyifsiz olup emmek istemez,başını dik tutamazmış.Maşallah bizimkinde öyle bir sorun yok.
Dediklerine göre zamanla geçecekmiş.Umarım en kısa zamanda geçer.
9 Kasım 2010 Salı
Demirle 28.gün-4 haftalık olduk artık
Evet bugün 4 haftalık oldukk!!
Zaman geçti bile işte tam 4 haftalık oldu canım oğlum.Gün nasıl başlıyor nasıl bitiyor anlamıyorum bile.
Ki geceler daha uyanık durduğum halde anlamıyorum.Evde olduğum halde bile anlamıyorum.Oğlumla vakit hızla geçiyor.
Bir kaç gecedir fena haldeyiz.Akşam 7 gibi ağlamaya bir başlıyor gece 12 ye 1 e kadar devam ediyor.Sadece emerken susuyor,emmek istiyor sürekli.Gündüzleri sadece acıkma ağlaması var.Ama gece hiç susmadan sürekli ağlıyor taa ki emene kadar.Bir de altını falan açınca susuyor.Buradan hep aç ya da altı temizlensin istiyor diyebilirsiniz.Peki gündüz neden aynı davranışlarda değil?O ağladıkça dayanamıyorum.Kucakta sallayarak uykuya dalıyor o da şekerleme gibi.Yarım saat uyuyor uyanıyor.Çözemedikçe üzülüyorum.
Not:Ben bunları yazmaya çalışırken gündüz yapmıyor derken gündüzde uykuya dalma problemi yaşamaya başladık.Şu an yine mıkırdanıyor.
Zaman geçti bile işte tam 4 haftalık oldu canım oğlum.Gün nasıl başlıyor nasıl bitiyor anlamıyorum bile.
Ki geceler daha uyanık durduğum halde anlamıyorum.Evde olduğum halde bile anlamıyorum.Oğlumla vakit hızla geçiyor.
Bir kaç gecedir fena haldeyiz.Akşam 7 gibi ağlamaya bir başlıyor gece 12 ye 1 e kadar devam ediyor.Sadece emerken susuyor,emmek istiyor sürekli.Gündüzleri sadece acıkma ağlaması var.Ama gece hiç susmadan sürekli ağlıyor taa ki emene kadar.Bir de altını falan açınca susuyor.Buradan hep aç ya da altı temizlensin istiyor diyebilirsiniz.Peki gündüz neden aynı davranışlarda değil?O ağladıkça dayanamıyorum.Kucakta sallayarak uykuya dalıyor o da şekerleme gibi.Yarım saat uyuyor uyanıyor.Çözemedikçe üzülüyorum.
Not:Ben bunları yazmaya çalışırken gündüz yapmıyor derken gündüzde uykuya dalma problemi yaşamaya başladık.Şu an yine mıkırdanıyor.
6 Kasım 2010 Cumartesi
Bir fincan kahve benim yerime için bu hafta sonu
Malum bir gaz problemidir gidiyoruz.Kahveyi diyetimden çıkardım.Hamileyken çok az miktarda içiyordum.Şimdi tamamen çıkardım.
Sevgilinin bugün işi vardı erkenden çıktı.Dönüşte bir arkadaşı ile buluşup kahve içeceklermiş.Aklıma hemen sinema öncesi kahve keyfimiz geldi.Bir de arkadaşlarımla kahve tatlı eşliğinde yaptığım uzun sohbetleri hatırladım.Evet daha çok hatırlarım biliyorum:))Onlar eski hayatımın gündelik alışkanlıklarıyken şimdi lükse giriyor.
Üstelik çikolatada gaz yapıyormuş.Gerçi geçen hafta dayımızın yurt dışından getirdiği Lindt marka çikolataları güzel hüplettik.Bir şeycik olmadı.Çikolatanın tadı hala damağımda.
Neyse a dostlar siz bu hafta sonu gezerken mola verdiğinizde ya da evinizde benim için de bir fincan kahve için.Artık yanında güzel bir tatlı,eski bir dost ile ya da çikolata ile.Ama mutlaka güzel muhabbet eşliğinde olsun.Ben de sizin yerinize karşımda uyuyan mis kokuluyu öpüp koklayacağım.
Not:Saçlarımın kesimini beğendim.Yakınımdaki kuaföre gidebilirim.Koştura koştura gidip kestirip geldim.Evde de boyattım saçlarımı.Değişiklik iyi geldi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






























