18 Temmuz 2010 Pazar

Kıpırtık,pıtırcık bebek ve annesi bildiriyor


Kıpırtık,pıtırcık bebek,annesi,babası Sihirbazın Çırağı adlı filme gitti.Nicolas Cage fantastik filmde oynarsa mutlaka filmde kopuk mantık hataları olur dediler ve de haklı çıktılar.
Fantastik filmlerde mantık aramayın diyebilirsiniz.Fakat filmin devamlılığı içinde olması gerekenlerin olmaması tarzında eksikler görünce gülüyorsunuz tabi.Diğer baş rolde oynayan şaşkın çocuğu She's Out Og My League filminde izlemiştim.İki filmde de şaşkın bir tipleme çiziyor.

Afm sinemalarının koltukları gerçekten çok rahatsız.Hamile bir bünye için koltuk önemli oluyor sinemada.Bel boşlukta kalıyor,ayaklar rahatsız.Bir daha gidersem kendime yastık da alacağım.Cine Bonuslar bu konuda gerçekten çok iyi hizmet sunuyor.Fakat çok yakınımızda Cine Bonus sineması olmadığı için Afmleri tercih etmek zorunda kalıyoruz.Üstelik ses sistemi olarak da Cine Bonuslar çok daha iyi.

Sinemanın en güzel yanı filme girmeden öncecaldığım Starbucksın yaz için çıkardığı içeceklerden limonlu yeşil çaydı.Gerçekten ferahlatıcı bir içecek tavsiye ederim.

15 Temmuz 2010 Perşembe

Nedensiz gülüyorum:)

Dolabımı açıp askıdaki giyemediğim elbiselerimi,gömleklerimi gördükçe gülüyorum.Gömleklerimin olması düşünülemez bile.
Tadı diğer limonatalar gibi olmasa da en harika limonata reklamına sahip olan limonaaataa diye ağlak bir sesle şarkı söyleyen limona gülüyorum.
Kanallar arasında zaplarken Harry Potter'ın ilk filmini görüp,ne kadar da cücüklermiş deyip gülüyorum.
Elimdeki kayısının bu kadar dişimi kıracak gibi sert olup da bu kadar lezzetli olmasına gülüyorum.

Diyorum ya nedensiz gülüyorum.Gülmek için bazen çok büyük nedenlere gerek yok diyorum.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

İçimdeki çocuk mu istiyor yoksa ben mi?


Hamilelik boyunca şunu da çok yemeyi istedim,bunu bana bulun getirin çok canım çekti demedim.Henüz.Sadece mayıs ayında karpuz yeni çıkmışken ve de tatsız tutsuzken,sanki dünyanın en harika şeyini yer gibi yemiştim.Bunda sürekli meyve yiyebilmemin etkisi fazlaydı.Serin şeyler istiyordu canım onca bulantıya karşı.En sevdiğim tatlılara bile aylarca el süremedim.Şimdi de abartmadan yiyorum.Nesquick derken şimdi de süt dilimi yiyorum.Gerçi hamile olmadan önce de severdim Kinder süt dilimini.İçimdeki çocuk istiyor desem sanmam.Tamamen annesinin damak zevki.Tabi bu zaten çok tatlı bir şey olduğunda gün içinde başka tatlı bir şey yememeye çalışıyorum.

İçimdeki çocuğa gelince son bir haftadır hareket yeteneği daha da gelişti.Gümbür gümbür sarsıntılarını hissediyorum.Eskisi gibi pıtırcıklar yine var.Ama artık patırtılar da çok.6.ayımıza girdik artık,büyüyoruz.Bundan sonra daha da büyük tekmelemeler gelecek sanıyorum.O oynadıkça kıpırdandıkça deli gibi seviniyorum.Görmeden birini bu kadar çok sevebilir insan.Annelik kadınlara verilmiş en güzel ayrıcalıklardan biri bence.Senin içinde bir canlı büyüyor ve gittikçe derinleşen bir bağla,sevgiyle bekliyorsun.Sonrasını merakla bekliyorum.Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak biliyorum.Ama daha güzel daha renkli olacak eminim.Şimdiden onun renkleri ile doluyor ev.

Sabırla bekliyoruz canım oğlum seni.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Renkli şemsiye,nesquick,yağmur ve Rengarenkkk

Şemsiyenin yağmurla bağlantısı var da nesquiğin bu başlıkta yer almasının alakası nedir değil mi?

Yağmurlar durmayınca yürüyüş yapma imkanım da azaldı.Artık sevgili haydi çıkalım biraz yürüyelim deyince şemsiyesiz kapıdan çıkıyordum ki ee şemsiye almayacak mıyız dedi.Ben de rengarenk şemsiyemi aldım.Apartmandan çıkarken aynaya bakan sevgili aa tişörtüme uyuyor bu şemsiye deyince bak benim de üzerime uyuyor dedim.Yağmurda turuncular,pembelerle yürüdük.Gri havaya inat rengarenktik.

Rengarenk deyince bu şarkıyı çok seviyorum son zamanlarda.Dinlediniz mi daha önceden?



Yağmur enteresan yağıyordu şemsiye kar etmedi.Rüzgar,yağmur yine de keyfimizi bozmadı.İnsanın bir yaz günü düşünemeyeceği bir gün.Basık hava baş ağrısı yapmasa ve bazen iç karartmasa dert değil.Sıcak yaz günlerindense serin serin oturuyoruz.Hamile bir bünye olduğum için hava bana kıyak geçiyor sanırım:))Çünkü vücut sıcaklığım yükseldi tahmin edersiniz ki.Yıllardır ellerimin buz gibi olmasına alışan sevgili sürekli,avuç içlerinde alev topu var sanki diyor.

Yürüyüş sonrası eve gelince nesquickli süt çocukluk günlerime götürdü.Başlıkta yer almasının sebebi bu.Bir de çileklisini de severdim.Çilekli nesquick kutusunu atmamıştım da içine ıvır zıvırımı koyar hala enfes çilek kokusunu alırdım.Tabi şimdi içerken tercihim kakaolu olanı.Milkshake tadında olması da ayrı bir keyif verdi içerken.(Bol süt içme yöntemleri 1)

Yağmurun da keyfini çıkarmaya çalışın.Keyfinizi bozmayın,anın tadını çıkarmaya çalışmaktan başka söyleyin
hangi işimiz var?

****resim

İz Bırakan Kitap Cümleleri


Okuduğumuz kitaplarda beğendiği cümlelerin altını kalemle çizenlerden misiniz?Yoksa benim gibi defterlerine not alanlardan mısınız?
Mutlaka etkisi altında kaldığınız kitap cümleleri vardı.Bloğumu takip edenler arasında bir blog yazarının açmış olduğu bir site var.
Bakıp göz gezdirmenizi ve beğendiğiniz cümleleri eklemenizi tavsiye ederim.Hatta siz de bloğunuzda yer verebilirsiniz.Aranızda çok kitap kurdu var biliyorum.

İz Bırakan Kitap Cümleleri sitesine tık tık

6 Temmuz 2010 Salı

iyi şeyler olacak mutlaka...


Çok susuyorum son günlerde,cümlelerimi içimde biriktiriyorum sanki.Sonra diyorum anlat,söyle içinden geçenleri kendi kendine konuşma.
O yüzden dün telefona sarıldım hep.Aramaya çalıştım sevdiklerimi.Ahh Sibelim söyleyecek sözlerim azalmış gibi geliyor böyle anlarda.Zaman işte ilacını veriyor mu alıştırıyor mu insana.Dediğin gibi bir varmış,bir yokmuş.
Sonra güzel haberler bekleyen dostlar,çok uzun zaman oldu biliyorum.Uzun zamandır sıkıntı çekiyorsunuz.Mutlaka bir karşılığı olacak beklemenin.
Sonra canım,kanım,dünyadaki tek kardeşim anlıyorum seni.Anlaşılmak zor gibi gelse de sana.
Hep bekliyoruz,beklemekle geçiyor ömrümüz aslında.


Ama rüyamda gördüm ben,
İyi şeyler olacak mutlaka...
Az kaldı..


3 Temmuz 2010 Cumartesi

Miş,muş,güzel bir hafta sonu olsunmuş

Her sabah minicik ayakları ile günaydın diyormuş küçük aşkım,canım oğlum.Annesi de zevkten dört köşe uykuyu bırakıyormuş.

Ultrasonda duruş konusunda inatçıymış.Doktor Allahtan sakin biriymiş de anne sakin kalmış.

Mağazaları gezerken kendini bir yere bırakıp hem bebişin için bir şeylere bakmaktan zevk alıyormuşsun.(Kendime alsam bu kadar sevinmezmişim asla,sevinmemişim hiç!!!)

Yeni tatlar denemekten kaçmamak gerekmiş.Çilekli ice tea deyince iyi olmaz ki dememeliymişim.(Num-Num da çilekli ve elmalı ice tealeri mutlaka deneyin.)

3.film Tutulmanın görsel olarak daha güzel olması gözleri bayram ettirmiiş.Zaten görüntü yönetmeni de demiş,tüm renkleri kullanmak istedim.

Tüm renklerin olduğu bir hafta sonu diliyoruz bebeğim ve ben...

İşte insan isteyince tüm renkler de oluyormuş.Zaten hayat tüm renkleriyle varmış.Hayatın içinde olmak tüm renkleri çok sevmekmiş.Bıkmadan...

***resim

29 Haziran 2010 Salı

Her şeyden birazcık

Rüyalarda başlamış annelik-kaybetme korkusu.Bu aylarda olur diyorlardı.2 gün sözde kendimden geçmiş yatmışım.Uyanıyorum deniz kenarında oğlum oğlum diye ağlıyorum.Her gün karnımı izlemekle kafayı bozduğum için rüyamda da karnıma bakıyorum hareket yok.Sonra karnımda alien var gibi hareket etmez mi sözde oğluşum.Karnım bir orada bir burada.Ama ben sevinçliyim o iyi diye.Bir de bana ait olmayan turuncu spor ayakkabılarını giymeme ne demeli rüyamda.Onu da geçtim kendimi enteresan şortlu bir gelinlikle evlenir görmem ve bir türlü istediğim saç modelini yapamamam?Sürekli uyandığım için rüyalarımı hatırlamam kolay oluyor.

Bulantı zamanlarım da( kimine göre aşerme zamanları olarak adlandırılıyor) sinemaya gitmeyin bırakın film izlemek bile zulüm gibiydi.Kitap okumaktan söz edemiyorum bile.Bilgisayara bile bakamaz olmuştum.Şimdi eski dostlara dönüş içindeyim.Marc Levynin Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey adlı kitabını severek bir çırpıda okudum yeniden kitap okumaya başlayınca.Alice Harikalar Diyarındayı sinemada izleyemeyince bulup izledik.Çay saati vakti masadaki olanlara gülmekten kırıldım.Tavşanın her dediğine güldüm durdum.En son ise Remember Me isimli filmi izledim.Çok bunalım ilerledi.Ama sonu gerçekten tahmin etmediğim gibi bitti.Filmin başından beri neden 2001,neden 2001 yılındalar diye düşünüp durdum.

Kahve-kek keyfinin yerini süt-kek almalıymış.Hamileler dikkat etmiyor yediklerine diye eleştirirdim eskiden.Eskiden çok da süt içerdim.Demek o bulantılar,ruh halim,sevdiğin ve en önemlisi içmek zorunda olduğun sütten bile soğutuyormuş.Şimdi süt eski dostum olarak hayatıma dönmeli.Ki geç bile kaldık.Doktor bile artık size süt içmek zor mu geliyor diye uyardı.

İç karartıcı hava,kapalı güneşsiz yaz olduğuna inanamıyor değil mi insan?Elbiselerimizi bile giyemedik.Hele Damlocanın hediyesi mavi elbiseyi daha giyemedim.Denedim salındım evde kocaman karnımla tabi.Şaşkınlık içinde açtım paketi.Ahh dedim yaramaz kız.Elbiseli fotomu koysam mı diye düşünmedim değil.Çok teşekkür ederim Damlacım tekrar.

26 Haziran 2010 Cumartesi

Şair ceketli çocuk için..


Işte Gidiyorum Kazım Koyuncu - Click here for another funny movie.

Bana biraz renk ver


Aç kapıyı ne olur dısarda kaldım
Çok üsüdüm sıcagına bel bagladım
Tahlisizlikler üst üste geldi
Kendimi güc bela yanına attım
Sana inandım koştum geldim
Dünde ne vardı unuttum geldim
Dünya yansın koyverdim
Bana biraz renk ver
En basından biliyordum adalet vardı
Hic kimse duymasa bi duyan vardı
En kötü kararlardan beterdi kararsızlık
Niyetlenince Tanrı yolumu actı
Sana inandım koştum geldim
Dünde ne vardı unuttum geldim
Dünya yansın koyverdim
Bana biraz renk ver


Günlerdir misafirler ağırlamaktayız.Geçen hafta sevgilinin annesi vardı.Sevgili mutluydu,anne yemekleri,anne sevgisi.Hamileyken birilerinin destek olması çok güzel bir şey.Annem aylardır mesaideydi.Dinlenme sırası ona geldi.Sevgili zaten sağolsun hiç yormuyor beni.Kızıyor hatta her şeyi yapmaya çalıştığım için.Sevgilinin annesi gitti bu sefer benim çok sevdiğim bir ablam geldi.Annem ağırlıyor ama ben de sürekli gidip geliyorum oraya.Çocukken yanında hiç ayrılmazdım.Onunla vakit geçirmeye bayılırdım.Eski günleri anıyoruz,gülüyoruz,saatlerce sohbet ediyoruz.Oğluma çok güzel minicik hırkalar ördü.Annem dün dedi ki,bak ne kadar çok seviyordun ablanı,çocuğuna bile yetişiyor dedi.Ablam yok diye üzülme bak uzakta olsanız da birbirinizi bırakmayın dedi.Zaten sık sık görüşemesek de görüşmeye çalışırız hep.Bir de bana en sevdiğim tatları da beraberinde getirmiş.İzmir teneke tulumu en sevdiğim peynirdir.Yerken mest olurum.Ne kadar burada marketlerden alsak da o tadı bulamam.Yeşil zeytinler de aynı şekilde süperler.

Misafir modu,nostalji modu derken dün de kontrolümüz vardı.Oğlumuzu görmek süper bir şey.Hele bazen monitörü izlemeyi bırakıyorum,sevgiliyi izliyorum.Gözlerini ışıldarken görmek ayrı bir duygu yaşamamı sağlıyor.Sevgili dün artık son noktayı koydu.Bu bebek aynı sen dudaklar,ağız,çene,gözler.Bilemiyorum ama benziyor sanırım.İnşallah 3,5 ay sonra göreceğiz net şekilde.Duruşundan dolayı kalbini inceleyemedi doktor tam olarak.Haftaya tekrar gideceğiz.Baş aşağı duruyordu yaramaz bıdığım.Bir türlü değişmedi.Şimdi kalbinin de sağlıklı olduğunu öğrenince daha da mutlu olacağız.

Doktordan sonra ona ilk masal kitabını aldım.Masal okuyacağım ona şimdiden.

Seneler önce bütün renkleriyle boyamıştı sevgisizliğimi babası şimdi sıra oğlumda içimde en güzel renkleriyle...

14 Haziran 2010 Pazartesi

Son günlerde


Hamilelik anneliğe alıştırırmış insanı.Bazı anlarda yavaşlaman gerektiğini öğreniyorsun.Kendinden önce minik bir bedeni umursaman gerektiğini.Hamilelikte yaşadığın uykusuzluklar uykusuz gecelere hazırlık olsun diye sanki.

Kimisi kolay hamilelik zamanları geçirir,benim pek öyle olmadı.En ağırlaştığım günlerde yoktum,yazmadım.Hiç bitmeyecek sandım.Hala hassasiyetlerim devam ediyor.Ama en azından eskisi gibi değil.Koku manyağı oldum resmen.Kokulara karşı hassasiyetim bulantı ve kusmalarımı inanılmaz tetikledi.Her şeyin kokusunu almak gerçekten felaket bir şey.Zaten burnu iyi koku alanlardandım.Bir kaç ay önce herkesi koku yüzünden çıldırttım.Sevgili parfümünü süremez oldu.Annem deli gibi çarşaf değiştirmek zorunda kaldı.Yemekler balkonda pişti.Hala da dayanamıyorum.Mutfağa aylarca giremedim desem.Buzdolabını açınca kusuyordum desem.Yaşadıklarımı bir nebze anlatmış olurum.Neyse ki epey azaldı.Şükürler olsun.

Hamilelikten ötürü kaçırdığımız,atladığımız çok şey oldu.Lostkolik olarak Lostun son 12 bölümünü ancak geçen hafta izledik.Son sezon geldiğinde artık bir çocuğumuz olur izleyemeyiz diyorduk 2-3 sezon önce.Bizim doğmadan izlettirmedi zamanında.Anne olup da bu cümlemi okuyanlar sen daha dur diyecekler eminim.Bir de doğsun dizi neymiş diyecekler.

Sinemakolik olduğumu da yakından takip edenler bilir.Bir çok filme gidemedik.Şimdi onları izlemeye çalışıyoruz.

Bir deniz,tatil planları dönüyor etrafımda.Herkese diyorum bensiz plan yapın.Belki gelirim belki gelemem.Saatim saatime uymuyor.Cumartesi gecesi sırt ağrımdan nefes alamadım.Bütün gece uyuyamadım.Biraz fazla yürüyüp hareket ettim sanıyorum.

Ama bütün bunların içinde en güzeli bebeğimin pıtırık pıtırık hareketlerini hissetmek.Sabah saatleri belli.Artık öğlenleri de faaliyete geçti.Pıtırık pıtırık döndükçe içimde tarifsiz duygular yaşıyorum.


Bu resimde yılbaşında  wish listemde kolaj resimler hazırlamıştım.Otomatik program bu resmi ilk başa atmış.Demek ki bebek yolda,ilk bebek dileğim gerçek olacak demiştim.Gerçekten de ilk gerçekleşen dileğim bebek oldu.İnşallah diğerleri de gerçek olur.

***resim

11 Haziran 2010 Cuma

uykular



Uykular kabusların kuytusunda...

Sevgili kabusların koynunda,elini tutamadım,tutamadıkça ağladım...

Gecenin bir yarısı uyandım,sevgilinin eli elimde,tutamadı sonra bıraktım,bir titreme,bir korku aldı bedenini sanki düşer gibi,sarılamadım,tutamadım,ağladım..

Sonra bizim olan en küçük parçamıza sarılmak istedik,o uykusunda,anne kuytusunda,unutsun istedim kabusları,sevgilinin unuttuğu gibi sabah olunca..

8 Haziran 2010 Salı

keşke


Keşke bildiklerimizin,düşündüklerimizin gerisinde neler olduğunu bilebilsek.Ama yok bilemiyoruz.Bildiklerimiz düşündüklerimizle mi sınırlı hislerimizle mi?

Keşke sadece sevgilerimiz yeterli olsa yetmediği anlar da tıkanmasak.

Keşke arınabilsek tüm kaygılarımızdan.

Keşke zamanın az kaldığını daha iyi bilsek.Dünya zamanı az,gerek yok diyebilsek.

Keşke sevdiğim bir kelime değildi.Keşkeleri kurmasaydım cümlelerimin başına.


Ve dindirse keşke bu müzik biraz içimdekileri

Duygusallık had safhada oluyor derlerdi,doğru diyorlarmış.

25 Mayıs 2010 Salı

Sen iyisin ya...

Yaz çok sıcak geçecekmiş,varsın geçsin.Tam da en ağırlaştığım zamanlara denk gelecekmiş,gelsin.Onun da çaresini buluruz oğlumla,bunalırız,sıkılırız ama atlatırız.

Şimdi çık dolaş deseler tüm İstanbul'u gezecek enerjim var.Gördüm ya ulstrasonda iyisin sen,en mutlu benim.

Arayan soran herkese çok teşekkür ediyoruz.Demir diyor ki merak etmeyin annem sizi fazla özletmeyecek.Bütün arayan soran herkese özel öpücükleri var Demir'in.Demir de sabırsız.Başta annesi ve babasını sonra diğer akrabalarını görmeye daha var diye.Tabi sizleri de çok merak ediyor.

Hayatın farklı olacağını biliyordum.Kucağıma almak için daha zaman var.Anneyim demek için de zaman var biliyorum.Ama hayata bakışım değişti.2009'un sonlarında başlayan değişim rüzgarım Demir'in haberi ile daha da perçinlendi.Bir ağaca,bir çiçeğe ya da denize bakışım bile farklılaştı.Gökyüzü daha mavi,kuş seslerini daha net duyuyorum.Dışarıda oynayan çocukların sesi tatlı tatlı geliyor kulağıma.Güller ne kadar güzel açmış diyorum,durup yolda seğrediyorum.Dinginlik gerekmiş ruhuma.Olumsuz düşünceler gelse de aklıma bazen,hemen def ediyorum.

Zor günler geçirdik,atlattık,geçmiştir umarım diyorum.Ama en büyük zenginliği olan insanlar evlatlatları sağlıklı olan anne,babalarmış diyorum.

Herkes iyidir umarım.Yaz planları başlamıştır.Biz plan yapmıyoruz,yolculuklardan çekiniyoruz ama ilk defa yazın planı yok diye telaşlı değil Demir'in annesi.Heyecanla yolunu gözlediği küçük adamın hayali peşinde.

Peki siz hangi hayallerdesiniz?

10 Mayıs 2010 Pazartesi

iki kişilik nefes almak

Uyandığında kendinden başka bir insanın varlığını önemsemenin ve düşünmenin,iki kişilik nefes almanın ne demek olduğunu anladım.

Başka şartlarda bu kadar sıkıntı çeksen,hastaneye gidip ne yapacaksanız yapın artık diyeceğin kadar kötü olduğun halde aman yeter ki o iyi olsun ben katlanırım demek ne demekmiş anladım.

Hayallerinden öpüp koklayıp,büyük bir hasret çekmenin ne demek olduğunu anladım.

En güzeli onun olsun demenin ne demek olduğunu anladım.

Adım atarken ,yürürken,otururken,kalkarken dikkat etmenin artık kendinden çok onun için önemli olduğunu anladım.

Bu duyguları yaşadığım için ne kadar şanslı olduğumu anladım.

Anneliğin ne kadar zor olduğunu ,annelerin evlatlarını neden çok sevdiğini az da olsa şimdiden anladım.


CANIM OĞLUM bana şimdiden neler anlattın...

30 Mart 2010 Salı

Dünyayı güzellik kurtaracak bir insanı sevmekle başlayacak herşey..



bir kıyıdan baktım dünyaya
ellerimde tuz, avucumda sedef
bir mavilik, bir açıklık
özgürlük hasreti
yüreğime vuruyor
nerede, nerede insanlar?
dünyayı güzellik kurtaracak
bir insanı sevmekle başlayacak herşey
o üzüntü birden gelir
yağmurlu havalarda
yeniden kurarım dünyayı ben
kederlerle
kimseler aşık değil mi bu şehirde
dünyayı güzellik kurtaracak
bir insanı sevmekle başlayacak herşey
hava, martılar, ışıklı şehir
sarhoş ediyor beni yosun kokusu
hilesiz kucaklamak istiyorum
dünyayı, şehri ve seni
dünyayı güzellik kurtaracak
bir insanı sevmekle başlayacak herşey

**söz: zülfü livaneli (sait faik öyküleri üzerine) 


İçimdeki sevgi nehrinde keşke herkes yıkanabilse şu son günlerde,
Ama her gece kafamı yastığıma koyduğumda,
Hepinizi aklıma getirip,dualarımla buluşturuyorum,


Akan taşan sevgi nehrimde büyük bir hasretteyim,
Ama beklerim..


Beklerim bir gün öpüp,okşayıp,koklamak için,
Şu an sadece hayallerimle de olsa,
Sevgim,içimdeki huzurum herkesi sarsın,
Ama en çok seni..


şarkıyı dinlemeyi arzu ederseniz buradan lütfen


***resim

25 Mart 2010 Perşembe

Hiç bu kadar ayrı kalmamıştık değil mi?

Kelebeğe bahar geldi dedim,kelebek uçtu gitti herhalde baharla birlikte dediniz değil mi?

Buralardayım,iyiyim,arayan soran herkese çok teşekkür ederim,hepinizi çok seviyorum.

Yazayım,çizeyim istiyorum.Ama bu aralar çok zor.Ayrıntılar daha sonraya..

Hepiniz  iyisinizdir umarım,ayrı kaldığımız zamanlarda özledim.Bir süre daha özlem olacak.Bir eksiklik yaratıyor tabi olmamanız.Lise,üniversite yıllarında kız kıza saatlerce konuşur,dertleşirdik,hep terapi gibi oluyor bu bizim için derdim.

Şimdi birinizi okuyunca,yorum yazınca ya da yorum alınca bir dostla,arkadaş ile koyu bir sohbet yapmışsınız gibi olmuyor mu size de?

İşte paylaşmak her zaman güzel,güzel haberleri,güzel günleri paylaşmamız dileklerimle..

Bir süre sonra yeniden görüşürüz.

10 Mart 2010 Çarşamba

Kelebeğe bahar geldi



Mart geldi diye sevindik ama gri bulutlar,sarı tonlar,şiddetli rüzgar,yağmurlar eksik olmadı mart geldi baharı peşinde bıraktı.

Ama Kelebeğin Günlüğüne bahar geldi.Bızdık Tibetimin annesinin ellerine sağlık!Yeni headerım onun ellerinden çıktı.

Tibetciğim uzun zamandır telefon görüşmelerimizde konuşmak istemiyordu.Hatta güle güle Yıldız demişliği bile var kendisinin.Ama geçen cumartesi aradı,nasılsın dedi.Pıtır pıtır konuştu benimle.Nasıl hoşuma gitti,nasıl sevindim sesini duyunca.Tabi güzel annesinin sesini de duyunca da çok çok sevindim.

Ne diyeyim,canım benim sen bana baharları getirdin,en kısa zamanda dallarında çiçek açsın senin de.Sen en güzel çiçeklere layıksın.Belki mevsimin bahara uzakta ama bekle en güzel baharlar senin olacak!

9 Mart 2010 Salı

İki kitap önerisi

Soluksuz kitap mı okumak istiyorsunuz?Gerçek bir hayat hikayesini okurken tarihe tanık olmak ister misiniz?O zaman ilk önce Kurt Seyt Shurayı sonrasında Kurt Seyt Murkayı okumanızı öneririm.
Kurt Seyt Shurayı okuyalı 2 sene oldu.Ağlayarak,içim yana yana okudum.Shuranın hikayesi rahmetli babaannem ile çok benzer bir hikayeye sahipti.
Rusyada çarlık rejimi yıkıldığında insanların başına neler geldiğini,kim bilir bu insanların bazıları,uzak akrabam bile olabilir diyerek,dikkatlice okurdum.Hayatın adil olmasını savunanlardanım.Fakat adil düzenin gelmesi adına adilsizce davranılmasına asla yüreğim razı gelmez.Zengin halk hayatını yaşarken fakirleri görmemesi de ayrı bir tartışma konusu.Ama zengin oldukları için öldürülmek,öldürülene kadar akla gelmeyecek her türlü eziyeti çekmenin neresi eşitlik,adillik?Kapitalizmi yıkıp tüm dünyadaki insanlara zenginlik getirmek isterken 15 milyondan fazla insanın ölmesine sebep olmuştur bu rejim.Zaten sonuçlarından sonra tartışmaya da gerek yok.Geride her türlü eğitime sahip olmalarına karşı,değerlerinin karşılığını alamamış,kayıp bir topluluk kalmıştır.Bu benim içimi gerçekten çok yakar.


Shuranın hikayesinde ülkesinden kaçan beyaz bir Rusun Kırım Türkü olan Kurt Seyt ile aşkı konu edinilmiş.Kitap masal gibi başlıyor,acı ile,hüzün ile devam ediyor.Shura güzeller güzeli bir kız,Kurt Seyt ise çarın ordusunda görev alan bir asker.
Okurken çok pişman oldum,babaannemin hikayesini yazamadık diye.Ama sadece hikayeyi yazmak da yetmiyor.Gidip incelemek,gerekli detayları da toplamak gerek.Yazar da detaylı bir araştırma yapmış
.Kitap okurken hiç ağladığımı bilmezdim.Shurayı okurken ise,içim yana yana ağladım.
Murkayı ise peşi sıra okumadım.Araya başka kitaplar girdi,okuma zamanı bu zamanmış.Aslında yeniden hatırlamam gerekmiş,rahmetli babaannemi.Kurt Seytin Murka ile evliliğini anlatıyor bu kitap,evliyken yaşadıkları şeyler ve Kırım Türklerinin başlarına gelenler de tarihsel olarak anlatılmış.Bu sefer de Kırım Türkleri için ağladım.Kitabı günlerdir bitiremedim.Bir-iki sayfa okuyup gözlerim doluyor,tıkanıyordum.Bugün haydi bitme vakti dedim.
Ülkesinden sürülmek,kaçmak bir daha görememek nasıl bir duyguymuş,çok etkili anlatılmış.Babaannemin bir daha göremeyeceğini düşünüp üzülürdüm.Ama bir ara kitabı okurken gözlerimden bir anda yaşlar akmaya başladı.Ülke özlemi zordur,çok zordur.Hele bir de dönüşü yoksa.Korktu babaannem dönmek istese bile.Yaşarken anlayamadım babaannem ülke hasretini,sen öldükten sonra mı anlamam gerekmiş,hem de bir kitapla?Oradan kaçarken başından geçenleri anlattığında ilgi ile dinlerdik.Ama acılı kısımlarını hep kendine bıraktın değil mi?Ya döndükten sonra başına gelenler,yabancısın diye dışlanman?Savaş sonrası yaşanan kıtlıklar.
Kitaplarda da fazlasıyla bunlardan söz ediyor.Belki hikaye bana çok yakın diye etkilendin diyebilirsiniz,ama hiç alakası olmayan arkadaşlarım da okurken çok etkilendi.

Kitabın yazarı Nermin Bezmen.Yazara ön yargılı davranmadan mutlaka okuyun derim.Tabi kitap ile yazdıklarım ilginizi çektiyse.

8 Mart 2010 Pazartesi

Kadınlar her zaman baş tacı olsun


Kadınlar gününe deprem haberi ile uyandım.Ne acı ki 6 şiddetinde deprem bir çok can aldı.Kerpiç evlerin yıkılması ile uykuda yakalayan deprem can aldı.Şimdi soğukta deprem nedeniyle yürekleri yanan,evlerine dahi giremeyen özellikle kadınların omuzlarına bırakılan sıcacık bir şal olmak ister,bir parça sıcaklıkla Allah yardımcınız olsun demek isterdim.

Türkiye'nin batısında kalan kadınlarla doğusunda kalan kadınların farklı dünyaları yaşadığını hepimiz biliyoruz.İsterdim ki bizim sahip olduklarımızın yarısı dahi olsa onların olsun.Bir sürü kitap okuyoruz,film izliyoruz.Ellerinde severek okuyacakları bir kitap olmak isterdim.Dünyalarını genişletecek.

Ya bugünün küçük kızları,yarının kadınları.Okumak isteyip okuyamayan nice kızların umudu olmak isterdim.

Kadınlara el kaldıran erkeklerin dünya üzerinden silinmesini isterdim.

Hala iş yerlerinde kadın oldukları için önemsenmeyen kişilerin olduğunu bildikçe,kadınları hazmedemeyen erkeklerin akıllanmasını,hazımlı olmasını isterdim.


Bunlar için zaman zaman karınca kararınca hepimiz bir şeyler yapıyoruz.Ama dünya daha adil olsaydı keşke bunları dilememiş olmayı isterdim.


***resim

4 Mart 2010 Perşembe

Çiçek gibi çiçek kız

Yarın vizyonlara Alis Harikalar Diyarında Tim Burton imzası ile giriş yapacak.Üstelik 3 boyutlu.Bir anda hikayenin kendisini hatırlamaya başladım dün.Açıkçası çocukken sevdiğim bir hikaye değildi.Sanırım beni en sinir eden duvar üstündeki yumurta kafalardı.Fantastik öyküleri hep sevsem de Alis sevdiğim bir karakter değildi.Bilmiyorum belki ortalığı karıştırıp,anahtarlar falan bulmasından belki dev gibi büyümesinden.Belki de küçülmesinden hoşlanmıyordum.Fakat Tim Burton ismini duyunca cezbediyor.İzlenimlerimiz neler olacak bakalım.

Alisi düşünürken asıl sevdiğim karakterleri düşündüm.Mesela sürekli Polyanna kitapları okurdum.Polyannın çizgi filmini de çok severdim.Kitaplarını okurken en sevdiğim anlardan biri yaşlı bir teyzeye yardım için giden Polyannanın avizenin kristal taşlarından güneş ışığı kırılmaları ile elde ettiği renklerin duvara yansıma oyunudur.Çünkü benim de anneanneme gittiğimde en çok oynadığım şeylerden biri avizeden düşen kristal taşlardı.Polyanna beni etkileyen bir karakter olmuştur.Kendimde hala izlerini görürüm.Evet salak denecek cinsten iyimserdi.Ama iyimserliği sonucunda hep kazanan o olurdu.En dalga geçilen karakterlerden biridir iyimserliği yüzünden.


Son 2-3 yıldır 80'ler şöyleydi,böyleydi diyerek eskilere fazla gittik.Bu postta o tarz öğeler içerebilir.Aslında benim çocukluk dönemime yaptığım özellikle çizgi filmsel bir yolculuk oldu.Polyannadan sonra aklıma Çiçek Kız geldi.Ben de hatırlarken zorlanıyorum.Çünkü İzlediğimde 4-5 yaşlarındaydım.Çok etkilediği için aklımdan hiç çıkmaz.Tatlı mı tatlı bir kızımız 7 renkli çiçeğin peşinde koşarken dünyayı geziyordu.Belki de dünyayı gezme hayalim o çizgi filmden geliyor.Çiçeklerden sihir alıp kolyesine dolan enerji ile elbise değiştirirdi her durum için.Peşinde de esmer bir hatunla,köstebekten bozma bir adam takip edip onu yakalamaya çalışırdı.
Hatırlamak isteyenlere;



Tabi en bilinen şeker kızlardan biri Candy idi.Aslında çiçek kız ile şeker kız birbirine çok benziyor.Şeker kızın ilk gösterildiği zamanları hatırlamıyorum.Star Tv'de öğlenleri okuldan geldikten sonra izlediğim zamanları hatırlıyorum.İple çekerdim başlamasını.Sevgilisi Antonye kavuşamadıkça üzülürdüm.Birazcık da Candy izleyelim mi?



Heidinin kitaplarını da bol bol okur,çizgi filmini izlerdim.Fakat neşeli başlayan çizgi film cingılından sonra Heidinin yaşadıkları içimi burkar bazen izlemek istemezdim.Heidi sevimli bir kahramandı ama yaşadıkları zordu.

Peki siz en çok hangisini severdiniz?

Cennetimden Bakarken-The Lovely Bones



Film Peter Jackson filmi olunca aylar öncesinden beklemeye başladım.Çekilirken ki görüntülerini izleyeli 3-4 ay olmuştur.Ne zaman ne zaman vizyona girecek derken geçen cuma sinemalarda vizyona girdi.Dün izleme şansım oldu.Bu kadar beklememe deydi mi?Hayır.İçim sıkıldı izlerken.Efektler beklediğim gibi de etkilemedi beni.En çok merak ettiğim cennet görüntüleri idi.Zaman zaman içimi bir ürperme alsa da cennet görüntüleri daha iyi olabilirdi.Cennetin en ilginç tasvir eden filmlerden Robin Williams'ın dilimize Aşkın Gücü olarak çevrilen What Dreams May Come isimli filmini tek geçerim.Yine de bir görüntü var ki Cennetimden Bakarken filminde deniz kenarına vuran kocaman cam şişe içindeki yelkenlilerin karaya vurması.Ağlamamak için zor tuttum kendimi.

Filmin bazı kısımların da çok duygulandım,öfkelendim,küçücük çocukları hunharca öldüren lanet katillerin o an hepsini elime verseler tek tek boğabilirdim.Evet filmin konusu 14 yaşında bir kızın hunharca komşuları tarafından kandırılarak öldürülmesi.Ölen kız çocuğunun ise cennet ve dünya arasında kalarak yaşadıkları anlatılıyor.Konunun ne olduğunu zaten biliyordum ama yine de içim sıkıldı,dünya bir an dar geldi.Aklım almıyor bir insanın bir insanı nedensizce,sapık arzularla öldürmesini.Hele de öldürülen bir çocuksa.

Ve filmin sonu şaşırttı.Daha farklı bitmesini beklerdim.Neticesinde izlerken çok üzülüp,bunalmak istemiyorsanız hiç izlemeyin derim.Ama ben yine de cennet görüntülerini merak ediyorum diyorsanız izleyin.

2 Mart 2010 Salı

Saatler geçmedi beklerken.Saate 5 dakikada bir bakıp hala daha saat gelmedi mi demek tabi ki zamanın geçmesini kolaylaştırmıyordu.Ne zormuş böyle yüreği ağzında olmak,beklemek,beklemek.
Hayallerin yarım kalmasını elbette istemezsin ama acabalar içinde dolanırken yorulursun.
Sustum,konuştum,sustum,sinirlendim,söylendim.Gülmeye çalıştım.Zorladım kendimi ama yağmur işimi daha da zorlaştırdı.Bir kaç damla göz yaşını teslim etmek zorunda kaldım.
Böyle miymiş şimdi yüreğin ağzında yaşamak,galiba ilk günden öğrendim.
Saatler geçmesini beklerken geçmedi belki ama sonra geçmişti işte.Geçti gitti.Nihayet beklenen,duyulmak istenen haber geldi.Ama hala acabalar vardı.
Şimdi bir de acabalar da çoğalacaktı cebimde.Acabalar,yüreği ağzında yaşamlar.Olumlu düşünmeye çalışmacalar.

Zor muymuş?Ne kolaydı ki!

1 Mart 2010 Pazartesi

Dünya dönüyor sen ne dersen de




Zaman akıyor,zaman geçiyor.Kar,kış derken baharın ilk günündeyiz.Martın kapıdan baktırıp kazma kürek yaktırdığı günlere devam.

Planlar yapıyoruz,vazgeçiyoruz,yaş alıyoruz,yaşlanıyoruz.Genç kalıyoruz.Hedefler koyuyoruz.Vazgeçiyoruz.Hırs yapıyoruz.Vazgeçmiyoruz.
Küsüyoruz,unutuyoruz,barışıyoruz.
Üzülüyoruz,ağlıyoruz.Kırılıyoruz.Yeniden,yeniden başlıyoruz.

Zaman geçiyor.

Gülüyoruz,eğleniyoruz.Dostlarımızı,ailemizi çok ama çok seviyoruz.
Özlemler biriktiriyoruz cebimizde.Hayaller kuruyoruz.

Zaman geçiyor.

Dünya nimetleri peşinde koşuyoruz.Almak,almak istiyoruz.

Zaman geçiyor.

Geziyoruz,yeni yerler görüyoruz.Daha fazla olmalı,olmalı diyoruz.

Zaman geçiyor.

Zaman geçiyor.

Zaman geçiyor.


Zaman geçtikçe,yılları üst üste koydukça,dertler fazlalaştı biliyorum.Büyürken dertlerimizi de büyüttük.Ama daha farklı bakmıyor musunuz hayata?Daha mantıklı,daha sevgi dolu,daha olması gerektiği gibi.

İçinize çekmiyor musunuz havayı doyasıya?Dertlere aman senin de üstünden geleceğim demiyor musunuz?Daha çabuk barışır olmadınız mı hayatla,dostlarla?Aldığınız dersleri kenara yazarken yaşamam gerekirdi demiyor musunuz?Daha kıymetli değil mi zamanınız?

Evet demediniz mi yoksa bu sorulara?

Dünya dönüyor sen ne dersen de,yıllar geçiyor fark etmesen de

Tek kullanımlık bir hayat var elimizde,tutarken kırmamalı,yere düşürmemeli.Bir kere verilen hakkı iyi kullanmalı.Neyin geri dönüşü var ki Allah aşkına?

28 Şubat 2010 Pazar

Eyyvah Eyvah,julie&Julia ve Funny People

Puslu,yağmurlu bir gün için size 3 keyifli film önerim var.Biri sinemalarda yeni vizyona giren Eyyvah Eyvah.Ata Demirer ve Demet Akbağ başrollerde oynuyor.

Demet Akbağı izlerken o kadar keyiflendim ki,gerçekten büyük bir oyuncu kendisi.Filmi izlemeye giderken çok fazla beklentim yoktu.Ama bir çok sahnesinde güldüm,eğlendim,hoşuma gitti.Aslında vizyonda yeni bir çok film var.Geçen hafta izlemeye film bulamazken bu hafta çok güzel filmler vizyona girdi.Sevgili haydi bu filmi izleyelim deyince kıramadım,ama iyi ki de izlemişiz dedik.
Diğer blog yazarları arkadaşlarımın sitelerinde görüp izlemek istediğim bir film vardı.Nihayet izleyebildim.Filmin sıcacık bir öyküsü var.Julie&Julia

İzlerken içinde bizden,hepimizden kareler göreceksiniz.O yüzden seveceğinizi düşünüyorum.

Son film ise bir Adam Sandler filmi -Funny People.Film biraz fazla uzundu.Konu çok enteresan olmasa da başlarda filmi izlemek keyifliydi,uzadıkça biraz sıkmaya başladı.



***kaynak 1
      kaynak 2

24 Şubat 2010 Çarşamba

Hayat puzzle yapmak gibi


Hayat puzzle yapmak gibi.Parçalar gözünün önünde dursa bile göremezsin.Sanki kutunun içinden eksik parçalar çıkmış diye düşünürsün.Oysa oradadır gözünün önünde.Bazen parçaları denemeden yerine yerleştiremezsin.Bazen de bir parçayı şak diye yerine koyarsın.Eğer bakıp göremediğin renkler varsa karşında bir an yerinden kalkıp uzaklaşmalısın.Puzzle bir kenara bırakmalı,bir süre ara vermelisin.Belki de o gün ara vermelisin.

Hava al,bak dönünce daha kolay olacak devam etmek.

Hayat da puzzle yapmak gibidir.Bazen hava alıp,mola vermek gerekir.

Bazen dışarıdan farklı açılardan bakmak gerekir.

Ama en sevinçli an resmin tamamlandığı andır.

Söyleyin bakalım sizce o an hangi andır?

22 Şubat 2010 Pazartesi

Beklerken,beklerken mutlu olmak

İnanamamak tüm olanlara,şaşkın gibi kalmak ortada.Şükürler olsun demek,tekrar inanamamak..

Mutlu olmak,içinden coşan enerji ile,
Devamı olacağını bilerek,
Sevgi ile beklemek,beklemek...


Şans getireceğini de bilerek,
Şanslı olduğunu hissederek..

20 Şubat 2010 Cumartesi

Percy Jackson ve Olimposlular:Şimşek Hırsızı


Fantastik filmleri çok severim.Filmin fragmanlarını izleyince ilgi çekici geldi.Dün akşam filmi izledim.Fakat bana Yüzüklerin Efendisinden sonra hepsi yalan dedirtti.
Bu filmde seri kitaplardan uyarlama.Serinin daha 4 kitabı daha olduğu düşünülürse,filmin devamı gelecek.
Hikayeye başlangıç güzeldi.Eski Yunan mitolojisi ile ilintili karakterler,tanrıların insanlarla yaptıkları evliliklerden yarı tanrı çocukların olması.Fakat konu Yunan mitolojisi ile ilintili ise Yunanistanı,Egeyi görmek isterdim.Yer altına giriş için yapılan kovalamacada Las Vegasın olması,yeraltı dünyasına girişin Holywooddan olması belki bu ünlü şehirlerin cehennemle özdeşleştirilip bir gönderme yapılmış olmasına dayandırılmış olabilir.Ama tanrıların kenti Olimposo girişin Empire State binasından yapılması hepten yok artık dedirtti.
Sinemada aksiyon,bilim kurgu izlemenin dışında filmde beğendiğim başka unsurlar yoktu.
Hafta sonu için sinema keyfiniz başka diğer filmlere de göz atın derim.

19 Şubat 2010 Cuma

Nereye savurdu beni şimdi


İlgili ilgisiz bazı şarkılar o zamanlara ait olsun,olmasın götürür beni eskilere,kodlar kendini hatıralar notalara.O mutlu olduğum mu,genç olduğum mu,özgür mü yoksa saf olduğum günlere mi alır götürür.Bırakır beni bir süre soluklatır beni.Dur dinlen der,özledin.Nicedir içinde değildi eskiler ve hatıralar.

Ve hatırlatır bana umutların vardı hayallerin.Şimdi ne oldu deme,bekle..


Ahh Damla kız  aldırdın götürdün beni bu şarkıyla...Ve ağlattın...

Peri kızım baş köşemde

Tatlişko Yazın güzel annesi Deniz çok güzel bir mim göndermiş.Evinizin bir köşesi ve dinlediğiniz müzik mimi.

Evimde baş köşelerimden birinde yer alan bu peri kızını çok seviyorum.O kadar güzel ki,eve her gelenin de dikkatini çeken bir peri kızı.En baş köşede en güzel hali ile salınıyor tam karşımda.Çok fazla köşenin resmini çektim ama bu peri kızını sizin de görmenizi istedim.


Son günlerde en çok dinlediğim müzik geçen hafta Damlakız ile Taksimde dolaşırken almış olduğum Rachmonioff cdsi.Yaş aldıkça klasik müziği daha fazla sever oldum.Elimde bir şeylerle oyalanırken,puzzle yaparken,kitap okurken dinlemekten inanılmaz zevk alıyorum.


Sergei Rachmaninoff Vocalise Opus 34, No. 14



Siz de dinleyin bir bestesini bakalım sevecek misiniz?

Şimdi mimi paslamaya geldi sıra ilk aklıma gelenleri yazayım,yorum yazanlar yanıtlamak isteyenler de mimi alsın,cevaplasın isterim.

Kuzucum artık telaşlar bitti,haydi mim zamanı
Damlakız
En pembe şekerim
Pofidik Şekercim

Bugün çok güzel bir cuma,herkese güzel hafta sonları dilerim.Bir aksilik çıkmazsa benim de çok güzel bir hafta sonum olacak.Pazar günü çok yakışıklı bir prens ile tanışacağım.Adı gibi pamukk.

Dışarısı şu an çok güneşli biraz yürüyüşe çıkıp,güneşi yakalamalıyım!

16 Şubat 2010 Salı

3 film birden(Aşkın 500 günü,Kolera Günlerinde Aşk,Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar

Son zamanlarda çok fazla film izliyorum.İzledikten sonra yazmayı unutuyorum.Ya da ilginç,güzel gelmiyorsa hiç yazmasam iyi diye düşünüyorum.Bir de bu sıralar The Bing Bang Theory izliyorum üst üste.3. sezona geldikçe daha bir komik olmaya başladılar.Orada yer alan Sheldon adlı karaktere bayılıyorum.Bu diziyi daha sonra anlatabilirim.
Gelelim filmlerimize.Aşkın 500 günü.Aylardır izleme derdindeydim.Sinemada olmadı,dvdsini bulamadım.Derken geçen cuma buldum ve aldım.12 şubat gecemiz için izlemeye başladık.Geçen hafta Damla ile buluştuğumuzda soundtrack albümünü alacaktım.Damla dur bir filmi izle dedi.Peki dedim,ilk önce film.

Dilimize çevrildiği ismi gibi aşkın 500 günü anlatılmış fakat zaman sıralaması yok.Zaman karışık olarak verilmiş.Müzikler süper,çok çok sevdik.Film de güzel.Detaylara girmeden izleyin derim,izlemediyseniz.Yes Man filminden hatırlayacağımız Zoey Deschanel ve Joseph Gordon-Levitt başrollerde.


İkinci filmi geçen hafta izledik.Kolera Günlerinde Aşk.Javier Bardem'in başrollerde oynadığı film,Nobel ödüllü yazar Gabriel Garcia Marguez 'in romanından uyarlanmış.Umutsuz bir aşkın bir insanı ne hallere sürükleyebileceğini anlatan bir hikaye.Filmi izlerken bazı yerlerde sıkılsak da sonlara doğru daha bir heyecanla izledik.


Son filmi ise 2.kere cumartesi izlemiş oldum.İlk izlediğimde sinemada yakın bir kız arkadaşımla izlemiştik.Filmdeki hikayeler ne kadar doğru diyerek evlerimize yol almıştık.

Gerçekten biz farklı anlamlar çıkarmakta çok başarılıyız erkeklerin yaptıkları karşısında.Aslında onlar düz mantıkta düşünüyorlar.Aslında iyi de yapıyorlar,beyinlerini gereksiz şekilde doldurmuyorlar.Çok fazla düşündüğümüz ve de gereksiz yere kendimizi yorduğumuz çok oluyor.En güzeli erkekler gibi neyse o,düşüncesini kafamıza yerleştirirsek daha mutlu olabiliriz.

Erkeklerin söylediklerinden ya da yaptıklarından gizli anlamlar çıkarmaya çalışmak saçma.
Filmde bu sözünü ettiğim düşünceler üzerine kurulu.Gerçek hikayeler.Kadınların sürekli farklı anlamlar çıkararak bazen bütünü kaçırmaları.Detaylara yoğunlaşmak bazen bütünü kaçırmamızı sağlıyor.Erkeklerin hiç mi hatası yok diyeceksiniz.Elbette var.Onlar da bizim detaycı olmamızı farklı beyin yapılarına sahip olmamızdan kaynaklandığını anlamak için biraz daha çaba gösterebilirler.

Filmin kadrosuna gelince.Çok kalabalık bir kadro.Başrollerde Jennifer Aniston,Ben Afleck,Drew Barrymore
Scarlett Johansson var.




14 Şubat 2010 Pazar

Sizin Sevgililer Gününüz hangisi?


Bizim günümüz bugün değil.Bize ait bir çok gün var.Hatta her gün bile olabilir.Belki bugüne denk gelen organizasyonlar,hediyelerimiz de olmuştur.Ama denk gelmiştir,caf caflı 14 şubat, renkleriyle bizi içine çekmiştir.Ama bugün bizim günümüz değil sevgilimle.

Mesela bizim için 12 şubat daha değerli bir gün.Güzel bir film,abur cuburlarımız ve keyifli saatler geçirdik 12 şubatta.Bunu zaten hep yapıyoruz.Farklı bir şey değil gibi geliyor böyle söyleyince.Söyleyin nedir farklı olmak zorunda olan?İlla allayıp,pullayıp,harika planlarımız var demek mi?

Huzurlu olmak hayatta en önem verdiğim şeylerden biridir.Sevgili ile yan yana güzel bir film izlemek en güzel anlardan biridir.Başını omzuna dayaması,hatta filmin bazı kısımlarında uyuklaması.Uyuması onun huzuru,senin mutluluğundur.

Arada farklı şeyler yapmak mutlaka gerekir,farklı bir yere birlikte seyahat,hiç gitmediğiniz bir yerde baş başa yemek yemek,ansızın hediyeler alıp vermek,bunlar sizin sevgili gününüze denk gelirse daha güzel değil midir?Ya da herhangi bir güne.

***resim

11 Şubat 2010 Perşembe

Yağmurlu İstiklal,su gibi,yağmur gibi Damlakız,kitap kokusu,mutluluk uykusu

Karşımda duran parlak camdan gerçeğe dönen güzel insanlar olacağını bilir miydim bu günlüğe başlarken.Hayır hiç aklımın köşesinden geçmezdi.İyi ki de geçmedi.Ne güzel sürprizler oldu hayatımda.Her gün ayrı bir renk,her gün ayrı bir el yüreğime dokunuyor.Zaman geçtikçe sahici insanlar tanıdıkça hayat daha mı güzel geliyor?

Neredeyse ay oldu, şu hafta sonu bu hafta sonu bululaşım diye.En sonunda madem işsisiz ikimizde zaman bu zamandır dedik,hafta içi olsun dedik.Taksimde çarşamba için sözleştik.Konuşa,konuşa,gezdik.Kitaplar elimizde,kitap kokusu içimizde,kahve elimizde,sohbet dilimizde.Damla gerçek,Damla tam karşımda.Damla çok gerçek,yazdığı gibi,okuduğunuz gibi.

Damla sahici,öyle kendi gibi,yalan yok,açık adres,ismi gibi.Hatası bile olsa cesur itiraf ederken,olduğu gibi.Heyecanlı,deli dolu,japon çizgi film kahramanları gibi kocaman gözleri ile sen konuşurken gözlerini açarak ilgiyle dinleyen biri.Sevdiğini mutlu etmeyi seven biri.Kaşla göz arasında ben kitaplar arasında o bana kitap almış fark edememişim.Telefonlarımız için aldığı süsten kendisine de almış ama daha vermeden bizlere kendisi de kullanmamış.Birlikte kullanmaya başlayalım diye.Bir de Pinokya var ki şu an karşımda yerini ona söyledim bile.Fil de buz dolabımda yerini aldı,uğur getirir inşallah Damlakız.

En son kalkarken masadan bütün torbalar birbirini karıştı ya da ben hepsini almak istediğimden tüm kitaplar bende kaldı.

Sanki eskiden kalma bir gün ama yeni öylesine,yürüdük yağmurla ve ıslandık güle güle.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Güneş ve yaratıcı Blog Ödülüm

Sevgili Kendindenkendinegöçen ve Syhanım bana yaratıcı blog ödülü vermiş,ben de teşekkür ederek kabul ediyorum.Bu blog ödülünü,

Herşey güzel olacak-Duygu
Fotoğraf Penceresinden Ceyda,
Zeynebin sesi
Zeynebin Kelebekleri
Yaz Aşkı Deniz
Tibetin Güzel Annesi
Pinkyime
Görkemim kara kuzum( o şimdi en güzel gelin)
Damlocan( öğlen gördüğümde de verebilirim)

Güneş bulutların arasından bir gidiyor bir geliyor ama yine de güneşli bir gün diyebiliriz.Azıcık görsem bile mutlu oluyorum.(Güneş enerjili Kelebek)

Güneşin tadını çıkarın şekerler!

9 Şubat 2010 Salı

Kuzucuğumun portakallı keki

Kuzucum en çok içinde portakal parçaları olan keki severmiş.Şimdi aylardır diyetteyim diyeceksin.Canımı neden çektiriyorsun diyeceksin.Ama dün kek dedik,neyli dedik,bugünün şerefine senin için yapmak istedim.Umarım her şey yolunda gitmiştir.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Bugünün mutluluk reçeteleri


Siz de benim gibi romantik-komedi filmleri sever misiniz?Ben severim,izlerken kafam inanılmaz dağılır.Fragmanını görünce merak ettim,romantik-komedi filmlerinin kötü bir kopyası mı yoksa keyifli izlenecek bir film mi diye düşündüm.Adı da kendi gibi Romantik Komedi olunca sanki kötü bir kopya gibi geliyor değil mi?Ama izleyince öyle olmadığını anladım.Çünkü filmi izlerken eğlendim.Hem de çok eğlendim.Abartılacak süper bir film değil ama keyifli bir film olmuş.Dün sevgili Mianın postunu da okuyunca daha da merak ettim.Gürgen Öz gerçekten çok başarılıydı.Avrupa Yakasında bence gerçek performansını gösteremedi.İlerleyen zamanlarda daha iyi projelerde görmek isteyeceğim,izlerken keyif aldığım bir oyuncu.En çok güldüğüm sahnelerden biri de yandaki fotoğrafta bulunan sahneydi.
Yeni bir puzzle aldım bugün.Sevgili seçti,artık uzun süre benim kararsız kalmamdan ötürü mü bunu seçti yoksa WOW sevgisinden mi,bilemiyorum.Yerini bile tarif etti,bak bir duvara bunu asalım,diğerine de buna benzer bir puzzle alırız,onu asarız dediği için iyi alalım dedim.Evde bir puzzle daha var,tamamlanmış,çerçevelenmeyi bekleyen.Bilin bakalım ne var o üzerinde?Kelebekli tabi ki.
Son bir kaç aydır yakın bir arkadaşıma gittikçe okuduğum,karıştırdığım bir dergi vardı.NTV Tarih,bu ayki sayısını artık kendim alayım,okuyayım dedim.İyi ki de aldım.Yine harika bir sayı.Bir de harika panoramik poster hediyesi var.Acaba onu da bir yerlere assam mı diyorum ya da annem daha çok beğenir gibi.
Tempo dergisinin bu ay verdiği küçük kitapçığın konusu gurme seyahatler üzerine.Hayallere daldım.Bak kuzucum burada neresi var?
Bugün gazetede okudum.Bir gastonomi uzmanı bir de şarap uzmanı iki bayan hobilerini mesleğe dönüştürüp Keyfince Yaşa'yı kurmuşlar.İlk seyahatlerini de Yunanistan'a yapmışlar.Ne güzel bir iş değil mi?Böyle bir işim olsa,gezsem,yeni yerler görsem,yesem,içsem,yeni tatların tadına baksam.
Bunun hayali bile güzel!


Bir de Damlakız var.Onun ayrıntıları sonraya.



7 Şubat 2010 Pazar

güzel günler bizi bekler eyvallah dersin olur biter

güzel günler bizi bekler eyvallah dersin olur biter
güzel günler bizi bekler eyvallah dersin geçer gider
bıraksam kendimi şöyle oh ne rahat
bu da geçer gülüm yaşamana bak

alınacak dersler var sorulucak sorular bu da geçer gülüm bizden bu kadar.



Elimden gelen tek şey umut etmek ise,sonuna kadar umudum var.
Büyüdükçe farklılaşır bir çok şey insan değişir,gelişir.Aslında büyümek bademi sevmek gibi.Çocukken çerez tabağında ilk önce fıstıkları yerdim şimdi ise bademleri.Büyümek de badem sevmek gibi.Zevklerin değişiyor,gelişiyorsun.Umutları bırakmıyorsun.Ya da bırakıyorsun.Ama bırakınca hayatta seni bırakıyor bir yerlerde.
Değişmeyen şey umutlarımın hep olması.Bir çocuk hep umutludur bir çok şey için.Ben de umutluyum hala küçük bir çocuk gibi.
İçimde hala güneşli günlerin özlemi,az kaldı diyor bir yerlerden iç sesim.Onca olan şeye rağmen ağlamadım,sızlamadım.


Yola devam ediyorum,şükür ki...


Şarkı için tık tık

4 Şubat 2010 Perşembe

Küçük Kelebek Yıldız


Mimler peşi sıra geldi.Ama bu mim çocuklukla ilgili bir mim,bizden,çocukluk günlerimizden.

1.Mimleyen kişiyi ve linkini vermemiz gerekiyor ilk maddede;
Tibetin yüreği çok güzel,yüreği kocaman annesi

2.Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem… Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu…

Aslında çok fazla şey var.Ama ilk aklıma gelen kitap okuma alışkanlığıma yapmış oldukları katkı.Okuma yazma bilmeden daha bir dünya kitabım vardı.Ben daha çok küçük yaşlardayken kitap almaya başladılar.Her dışarı çıktıklarında mutlaka ellerinde bir kitap ile dönerlerdi.Aldıkları kitapları bana okur,sonra ben de onlara aklımda kalanları söyleyerek okur gibi yapardım.

3.Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?
Evcilik oyunlarını severdim.Özellikle bu yazımda söz ettiğim canım arkadaşımla saatlerce evcilik oynardık.En sevdiğim oyuncak barbie bebeklerdi.Kağıt bebekleri kesip biçmesini çok severdim.Bir de ağbimin oyuncakları ile oynamayı severdim.Resimde de oynamayı çok sevdiğim oyuncak at var.

4.Sokakta oynar mıydınız?
Pek oynamazdım.Biraz nanemolla bir çocuk olduğum için annem üzerime fazla titrerdi.Arada çıkar oynardım.

5.Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay…
Çocukluk ve gençlik dönemimi çok güzel geçirdiğim için çok şanslıydım.Ama biraz prenses gibi büyüyünce üniversitede ilk yılımda burnum sürttü fazlasıyla.Hatta ilk sene annemler ev tutalım dediğinde yurtta kalmayı ve burnumun biraz sürtmesini kendim istemiştim.
Herkes tarafından sevilmek gerçeklerle karşılaşınca tepe üstü çakılmanı sağlayabiliyor.

6.Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay…
Öyle güzel bir ailem var ki,iyi ki  onlar benim ailem.Bu da zaten en büyük olay.

7-Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı…
Bugünü etkileyen bir anı yok öyle aklıma gelen.Ama bugünkü Yıldızı etkileyen bir dünya anım var..

Bu mimi Pofidik şekerciğime (iyileşince cevaplarsın kuzum),Zizim bizime , Ceydaya,Ayciye paslıyorum.