27 Eylül 2012 Perşembe

İstiyorum

Blogspot safyasını bile görmek içimi ısıtıp,eski,ilk günlere döndürüyor beni.Yazmak daha çok yazmak istiyorum.
Sonbaharın son güneşlerinin tadını sonuna kadar çıkarmak istiyorum.
Elimde sıralama yaptığım kitapların hepsini okumak istiyorum.
Demirin şu deli hallerinde çıldırmadan,sessiz,sakin çözümler bulmak istiyorum.Zira bugün kendimi sıkmaktan tüm kaslarımın ağrıdığını hissettim.Evet en azından Demire bağırmadım.
İş arama kısmından nasıl bunaldım.Armut piş ağzıma düş istiyorum.
Yeni yerler hayallerinden de çatlayacağım artık.Rafa kaldırmak istiyorum.
İstediğim çok şey var da en çok şu ülke biraz güzel günler görsün istiyorum.
Bazen bir çok şey için deli bir güç buluyorum.Bazen de kolum kanadım kalkmıyor sanki.Hep o deli gücümü istiyorum.




24 Eylül 2012 Pazartesi

Bu da sonbahar temizliği olsun

Canım Denizciğimin son yazısı beni cidden çok etkiledi.Döngüde olmayan her şey hafızada yer kaplar demiş.
Kitaplığımdaki kitapları tek tek indirip hepsinin tozunu aldım.Bunu yaparken biraz başım ağrıdı ve sonra bir rahatlama hissettim.Belki psikolojik ama böyle bir temizlik zaten mutluluk verici oluyor.Şimdi kitaplığa her baktığımda kendimi iyi hissediyorum.Şimdi giysi dolabım var sırada.Verilecekler falan ayrılır,bunlar her mevsim değişiminde yaptığım şeyler.Şu an çalışmadığım için giymediğim pantolon,ceket,etek takımları falan çıkarıp bir havalandırmam gerek.
Bu hafta içi de kileri temizleyeceğiz annemle.Bunu çok önceden kararlaştırmıştık zaten.Arada yaparız ve annem sayesinde de çok şeyi atarım.Annem atınca unutursun der ve de çok doğru söyler.Atılacakları atmalı,verilecekleri vermeli ve hafifletmeli.

22 Eylül 2012 Cumartesi

Bizim Evdeki 2 Yaş Çocuğu

Demir büyüyor,büyürken bir şeyler değişiyor.Mesela rüya görüyor belli ki ağlayarak falan uyanıyor bazen.Bu sabah ilma,ilma diyerek uyandı.Ben elmayı kestim verdim almadı.Belli ki daha uykusu var.Sonra demez mi pastanın keki,pastanın keki.Pasta bitti ama dedim.Çocuğum evimizi pastane sanıyor bazen.Portakal suyu istedi bu sefer de.Ama bunları isterken uykulu,gözlerin yarısı kapalı,yarısı açık.
Sonra yarım saat uzandı ancak kendine geldi.Artık rüyasında ne gördüyse.Bu sıralarda çok uyanıyor yine geceleri.
Bir oyuncağı var,parçaya ayrıldıkça getirip anne tamir et diyor,yapıyorsun yine ikiye bölünüyor oyuncak adamın gövdesi.Geldi yanıma yine anne tamir et diye,taktım verdim,hadi bakalım al dedim,haydi bakalım hop hop diyerek gitti,ona arada söylüyorum haydi bakalım hop hop ,haydi bakalım hop hop diye.
Tabi bir de ilgi çekme halleri var,eğer onla ilgilenmeyip başka şey ile uğraşıyorsan vay haline.Bazen saçlarım tel tel oluyor,sabır diyorum.Sabretmek de zor olabiliyor.Ama en iyi sonuç tabi hemen ona yönelmek.

17 Eylül 2012 Pazartesi

Umut korkudan daha güçlü bir duygudur

Umut korkudan daha güçlü bir duygudur dedi dün izlediğim filmde yaşlı adam karşısındaki gence.
Korkmakta fayda yok,ülke kaynıyor.Bizim kafalarımız kaynıyor,üzülüyoruz,şaşıyoruz,korkuyoruz,sevinsek kalakalıyoruz.Acaba sevinmesek mı diye.
Bilemiyorum ama ben en azından bugün umudu seçtim.

12 Eylül 2012 Çarşamba

Demir 23 aylık oldu

1 ay sonra 2 yaşındayım!Yupppiiiii!
Anneme arkadaş oldum bana öyle diyor.Karşılıklı oturup sohbet bile ediyoruz artık.Konuşma konusunda epey ilerledim.
Kafama takılanlar,merak ettiklerim,en çok sevdiklerimi anlatıp duruyorum.
2 kelimeli cümlelerin yanına 3 cümleli olanları da eklenmeye başladım.
En çok sevdiğim hayvan at ve en çok sevdiğim oyuncak da atlarım.Atlı karıncaya binmesini de çok seviyorum.Atlı karıncaya nasıl bindiğimi sürekli herkese anlatıyorum.
-ipi tutuyom,otuyuyom,at gidiyo
Ailemizdeki herkesin isimlerini öğrendim.
Kendimden büyüklerle oynamayı daha çok seviyorum.
Arabalar da sevdiğim oyuncaklar arasında.Kapıları açılıp kapanan arabaları çok seviyorum.Banyoda eğlenmeye bayılıyorum.Küvete oturup,suyla oynamaya bayılıyorum.Parmaklarım büzüşene kadar duruyorum,zorla çıkarıyorlar beni.Halbuki bıraksalar,daha ne güzel oynarım.
Ata binen küçük adamlar,takırılıp çıkarılan oyuncaklar hemen ilgimi çekiyor.
Parkta da en çok kaydırağı seviyorum.Salıncakla aram pek iyi değil.
Park sayesinde kumlarla da barıştım.
Dansa merakım halen devam ediyor.Müziği ritmine göre figürler yapmaya bayılıyorum.Dans ederken annemi de kaldırıyorum ki benle dans etsin.
Uyumadan önce bana kırmızı başlıklı kızın masalını anlatmalarını istiyorum bir de anneannemin ninnisini söylemelerini.
Uykularım hala parçalı,bulutlu.
Köfte,yoğurt favorilerim arasında.Bir de bayıla bayıla bir turşu yiyorum ki görmelisiniz.
                                                                                                        Demir

2 yaşa 1 ay kaldıkça ben sürekli bu geçen 2 yılı düşünür oldum.Nasıl oldu,nasıl geçti,ne çabuk geçti diyerek.Zamanın bu kadar hızlı geçtiğine şaşıp kalıyorum.
Bebeklik fotoğraflarına baktıkça ne kadar değişmiş diyorum.Ama uyurken hep aynı.
Karşılıklı oturup konuşmak ne de zevkli.Bir çocuğun belki de en keyifli halleri bu 2 yaş.Tabi 2 yaş sendromu diyecekler.Sendrom kelimesi bana biraz kötü geliyor.Ama tanımlarken başka bir kelime de bulamıyorum.Bizde de var ufak ufak.Bursadan döndüğümüzde daha çok gözlemledim.Mesela vurmaya başladı.Ki gitmeden önce yoktu.Orada arkadaşımın kızıyla itişip kakıştılar.Gelince bize de ara ara vurmaya başladı.Üstünde durmamaya çalışıyorum.En iyisi çok zor da olsa kayıtsız kalmak.
Ağlamalar olabiliyor uzun uzun.Mesela parktan dönerken bazen ağlıyor,banyodan çıkarken de.
Birlikte yolculuk yapmaktan keyif aldım.İçimden vay be dedim.Oğlum büyüdü,baş başa yolculuk yapıyoruz dedim.Tabi 1,5 saat sürdüğü için böyle düşündüm.Yol uzayınca elbette her çocuk gibi Demir de isyan ediyor.

Yarım yarım konuşmalarını,kendini ifade etme çabalarını izlerken öyle hoşuma gidiyor ki.
Binlerce şükürler olsun diyorum her an için,her anı için..








11 Eylül 2012 Salı

Sonbaharı böyle karşıladım

Uzun ara vermek istemiyorum,her defasında sıkça yazmalısın diyorum kendi kendime,olmuyor son zamanlarda.
Neler neler yaptım bu arada,nasıl iyiyim her şeye inat!
Harika bir kitap okudum Hayalperestler ;bir Patti Smith kitabı,kitaptan bir sayfayı paylaşmadan edemezdim,sanki kendi cümlelerim gibi.
Ve yıllar sonra nihayet Syhnm ile tanıştık,uzun zamandır tanıdığım bir dostla buluşmak gibiydi.Çok sıcak,çok tanıdık,ayrılınca yanından özlenen.
Sonra bir de Bursa'ya gittik Demir ile,giderken arkadaşım götürdü,dönerken Demir ile İdo'ya binip geldik ve bu bizim ilk yalnız yolculuğumuzdu.Bursada arkadaşımla olmak çok güzeldi,iki çocukla geçirilebilecek en güzel zamanı geçirdik ve buna da çok şükür dedik sık sık.Her ne kadar çocuklar zaman zaman anlaşamasa da.
Bir kaç film,bir kaç dizi sıkıştırdım araya keyfimce ve bir de taş boyamaya başladım.Bunu inşallah ayrı bir postta anlatacağım.
Sonbahara ben böyle hoşgeldin dedim.

28 Ağustos 2012 Salı

bana kalmasın bazı cümleler de

Geçen gece sıkıldım işte söylediği cümlelere,belki her zaman eleştiriyor böyle ama battı işte.Hem de çok.
Herkes uyudu ama ben uyuyamadım.Zaten oldum olası hemen uyuyamam.Son 2 senedir uykusuzluktan ancak uykuya dalışlarım hızlandı.
Ben uyuyamayınca düşündüm,içimde de söyleyemediklerim var.Oturdum,iki cümle yazdım.Banyodaki dolabının içine bıraktım.Nasılsa sabah görecekti.Bu zamana kadar hep aklıma geliyordu böyle yapmak.Ama işe gidecek sabah sabah canını sıkmayayım diyordum hep.Evet ne kadar üzülsem de öyle düşünüyordum.Öyle 2 cümle yazdım ki hiç kırmadan ve kendimi anlatan.
Farkında değil bile sordu,konuştuk.Anladı bence ve ben de rahatladım.
İçimde tutmanın bir manası yokmuş işte dedim kendi kendime.
Zaten çocukla birlikte biz sevgili olmaktan çıktık.Sanki sadece anne ve babaymışız gibi olduk uzun bir süre.Daha yeni yeni biz olmaya başladık diyebilirim.Bunun üzerine anlaşmazlıklar yaşamanın da manası yok.
Açık olmak gerek,en çok da kendi duygularımı anlatarak açık olmayı tercih ediyorum.Böyle durumlarda karşımdakini suçlamaktan kaçınırım.Çünkü doğal olarak kendini  savunmaya geçeceği için o an benim duygularımla fazla ilgilenmeyecek.

İçimde bırakmadım işte bu sefer cümlelerimi.Ohh rahatladım..


22 Ağustos 2012 Çarşamba

Bayramı da geçirdik

Bayram için yaptığımız planlar suya düştü.
Bir daha plan yapmayacağım deyip neden hala plan yapıyorum ki?Evet epey de heveslenmiştik.Neyse olmadı.
Bayram ziyaretleri falan derken geçip gitti.Hoş geçen senelere göre fazla da Bayram ziyareti yapmadık.Çunku bir çok kişi yoktu,bir yerlere gitmişti.
Bayram da bitti benim içim hüzunlendi,Ramazan'ın
bitmiş olduğunu daha fazla anlamış oldum.
Şimdi aynı hüznü yaz için hissediyorum.Bugün hava yine ısınsa da bir kaç gündür sonbahar kokusu alıyorum.Havaların serinlemesi falan derken hepten sonbahar moduna girdim.
Ne kadar sıcak da geçse bu yaz,özleyeceğiz.Geçip giden bir çok şey gibi.

12 Ağustos 2012 Pazar

Demir bugün 22 aylık oldu

Heyooo 2 yaşa az kaldı!Büyüyorum ben!
İsteklerimi daha güzel dile getiriyorum.O an canım süt mü istedi,süt,sütt diye gidip annemden istiyorum.Su mu istedim,su,suu diyerek belirtiyorum.
Uykum gelince yata,yata gidiyo diyorum ama maalesef yatağa gitsem de tek başıma uyuyamıyorum.Aslında yatağa gidip,oyun oynamak hoşuma gidiyor,uykum gelse de.
Anne seviyoum
Baba seviyoum
Dada seviyoum
Yeye seviyoum
Batı seviyoum
Dede seviyoum
Anneanne seviyoum
Şeklinde sevdiklerimi söylemeyi çok seviyorum.
İsmimi soranlara Demiiiy diye cevap vermeye de başladım.
Atlara olan ilgim ve sevgim devam ediyor.Parkta en çok tahteravalli ile oynamayı seviyorum.
Bana bir şey sorulduğunda,olur,tamam,hayır,evet gibi cevaplar verebiliyorum.
Kedilere kedi diyebiliyorum da köpekler hala havhav benim için.
Süt içmeyi bu son ay daha da sevmeye başladım.Tavuk suyuna çorba(halamın tarifi ile yapılan)pilav,makarna,köfte en çok sevdiğim yemekler.
Gece uykularım hala parçalı.Gündüzleri geç uyuduysam geceleri de çok geç yatıyorum ve annem sanırım çok üzülüyor bu duruma.
Kendi kendime şarkılar söylüyorum ve dans etmeyi hala çok seviyorum.

                                                                                                Demir
Demir büyüyor.Bu son ay onda gözlemlediğim değişiklerle birlikte artık kişiliğinin meydana çıktığını fark ediyorum.Mesela çok sosyal bir çocuk.Oynayan çocuk grubunu görsün gittiğimiz bir evde hemen kendini dahil edebiliyor.Oyuncak paylaşma kısmında paylaşmak istemiyor bize gelen misafir çocuklarla.Ben de zorlamıyorum.Orta yol bulmak zor olabiliyor çoğu zaman ama açıklayıcı oluyorum ama illa da vereceksin değil tavrım.Yemek yerken zorlamak istemiyorum.Çünkü doyunca ııı-hayır diyebiliyor.Bir şey yapacağımız zaman soruyorum tamam derse birlikte yapıyoruz.Ne istediğini bir şekilde bilip,ifade edebiliyor.Bazı durumlarda kızıldığında fena alınganlık yapabiliyor.Dudaklar büzülüp,ağlama moduna geçiyor.Açıklamacı olmaya çalışıyorum bu tarz durumlarda.Eşim çok eleştiriyor her şeyi açıkladığım veya açıklamaya çalıştığım için.Fark etmiyor belki ama o da bir birey.
Bazen oturup konuşuyoruz karşılıklı.Bir şeyler söylüyor ve devamını getirmemi bekliyor,ilgi ile de dinliyor.O zaman her şeyi bırakıp karşıma alıyorum.Hatta o hemen kucağıma çıkıp oturup,bana doğru dönüyor.Birini sevdi mi çok seviyor ve sevgisini çok güzel ifade ediyor.Ama sevmediyse yaklaşmıyor bile.
Sinirlenip bağırdığı anlarda oluyor.O gibi anlar genelde sıkıldığı ya da uykusuz olduğu zamanlar.Bir şekilde durumu bertaraf etmeye çalışıyorum.Bazen zorlanıyorum da.
2 yaşa az kalmışken,2 yaş krizlerini fazla yaşamamayı ümit ediyorum.
2 yaştan sonra,3,4,5 gelecek.Arkasından ilkokul falan derken ergenlik.Bunun bir sonu yok.Geçen gün teyzem yanında 30 yaşındaki kuzenimle oturuyordu.Tam karşılarında Demir ile ben.Tabi Demir hareketli bir çocuk hiç durmuyor ben onu tutuyorum bir şeyler yapıyoruz sürekli.Teyzem durdu güldü ve dedi ki bak böyle 30 yaşına gelince  biraz rahat ediyorsun dedi.Böyle kuzu kuzu oturuyor yanında.O da bitmiyor neleri düşünüyorum hala dedi.Haklı annelik böyle bir şey bitmeyen bir mesai,karşılığında da bir gülücük alıp,annem diye sarılması yetiyor.
Demir babasına babamm derken bana da annem demeye başladı.İnsan duyunca mest oluyor.Bebeğim,tatlım,aşkım dedikçe o da tekrarlıyor.Sanırım tatlı dilli bir çocuk olacak.
Ve ne olursa olsun,hep sağlıklı,huzurlu bir çocuk olsun.
Bir anne başka daha ne ister?
                                                                                                   Yıldız




10 Ağustos 2012 Cuma

Aslında bu sıralar ben

Ramazan biraz inzivaya çekti beni.Günler dualarla,dileklerle ve biraz da hayallerle geçiyor.
Biraz da geçmişe özlem.
Geceleri dalarken uykuya salıveriyorum tüm kızgınlıkları bir daha görülmeyecek rüyalara.
Daha fazla kitap okuyorum.
Ve düşünüyorum bol bol,daha iyi bir ben nasıl olurum diye,nasıl kurtulurum
defolarımdam diyorum her gün.
Bir arınma vaktiymiş belki de benim için ve ne zaman biterse elle tutulur isteklerim,o zaman işte biraz evet yaklaşıyorum diyeceğim.

3 Ağustos 2012 Cuma

Oy Trabzon Trabzon

Trabzona gidip geleli 1 ay olacak neredeyse ve ben buraya yazmadım.Günlük olmaktan çoktan çıktı bloğum aylık bile değil neredeyse.
Trabzona 7 temmuzda gidip 15 temmuzda döndük.
Mis gibi batan güneşi izledim.
Elebette okula ziyarete gittik.Yıllar sonra,bir çok anı hem varmış gibi hem yokmuş gibi gözümüzde canlandı.
Çünkü yanımda oğlum vardı.Ve sanki o koridorlarda yıllar önce dolaşan ben değilmişim gibi geldi.Sadece anne Yıldızmışım gibi.Garipti,tarifi de çok zor.
Dalından meyve koparıp yemenin zevkine vardık.
Doğa,sevdiklerimiz bize kucak açtı orada.Günler nasıl geçti anlamadık.
Demir ortama hemen uyum sağladı.Enezde denize sokamazken -kendi toprakları olduğundan sanırım-Trabzonda denize girdi.
Doğayı biraz içimize hapsettik döndük işte.
Ehh bu kadar sürede tükettik bile...

24 Temmuz 2012 Salı

Bir aymazlık içindeyim.Bilerek mi bu duruma geldim,yoksa bilmeden mi bunun da farkında değilim.Şimdi kendimi iyice rahatlattım da ondan mı yoksa içimdeki sesleri kapadım da ondan mı bilmiyorum.Belki de bir süre evimde olmamanın verdiği duygu  bu.Uyum süreci mi bunun adı,bilemedim.
Bir yalana inanmış da bekliyor gibiyim.Garip.Ben kim böyle inanmak kim.Ama inanıyor gibi olacakları beklemekteyim.Ama sahiden de olacak diyor hep bir ses.
Beklemede kalan bir ruh.
Kendine de kızıyor aslında.Çok rahatsın diyorum kendime.Hiç benden beklenmeyecek hareketler bunlar.Ben de kendime şaşıyorum ama böyle kendimi daha güçlü,daha iyi hissediyorum bu kesin.
Ben de değişiyorum anlaşılan ya da yeniliyorum kendimi.

Unuttuysam aslında unuttuğumdan değil.Kalbimde hep bir yerlerde en sevdiklerim,belki zamana ihtiyacım var,yenilerim kendimi ve dönerim.

12 Temmuz 2012 Perşembe

Demir 21 aylık oldu

Demiyyyy artık 21 aylık!
21.ayımda Trabzondaydım.İlk uzun yolculuğum Trabzon'a olmuş oldu.Giderken uyudum.Dönerken yolculuğumun yarısında öndeki bebek ve ağbi ile oynadım,diğer yarısında uyudum.
Ağzımdan çıkan kelime sayısı gittikçe artmaya başladı.İstanbuldayken anneanne diyemezken,Trabzonda anneanne demeye başladım.Buraya dönünce anneannem çok sevindi.
Şarkı söylemeyi çok seviyorum.Laaa laaaa diyerek başlıyorum.Bazen de Pepenin babam şarkısını söylüyorum.Beğendiğim bir müzik olunca oynamayı çok seviyorum.


Babama babam diye sesleniyorum.
Arabalara,bisikletlere olan ilgim artmaya başladı.
Dışarıda gezmeyi,yeni yerler görmeyi,parkta oynamayı çok seviyorum.
Dedemle oyun oynamayı çok seviyorum.
Köfte,balık,makarna,pirinç pilavı,bulgur pilavı en çok sevdiğim yemekler arasında.Ayran ve süt içmeyi de çok seviyorum.
Şakacı bir çocuğum annemin dediği gibi.İnsanları güldürmeyi çok seviyorum.
Güzel kokulara hassasiyetim var.Parfüm kokularını,sabun kokularını çok seviyorum.Atlardan sonra sabunlarla oynamaya bayılıyorum.
Uykuyla aramızdaki bilmeceyi hala kimse çözemedi.Hala parçalı uykulardayım.
Azı dişlerim Trabzondayken çıktı.Diş çıkarma konusunda biraz gerideyim.
                                                                               Demir
Bilgisayarımdan,telefonumdan eski fotoğraflarına bakınca geçen zamana şaşıp kalıyorum.Nasıl büyüyor,zaman nasıl geçiyor farkında değilim.
Gittikçe zorlaşıyor,tam konuşamadığı için bazı şeyleri ifade ederken zorlanabiliyor.Aslında o ifade ediyor da ben bazen anlayamıyorum.Sebepsiz ağlamalar olabiliyor bazen.
Söylediği kelimelerle de güldürüp şaşırtabiliyor.
Demirin sözlüğünden ilk aklıma gelenler;
Dada-dayı
Yeye-Yenge
Eni-Enişte
Amna-Amca
Kom-Kum
Ditti-gitti
Ama nedense git-git
Top eskiden bop iken şimdi kop
Ekmek-Ekme
Patates-Pata
Bisküvi-Bisküi
Çikolata-Kutu  kutu çikolatalardan sebep mi bilemiyorum
Bir çok kelimeyi söyleyebiliyor aslında.Telefonları alo diyerek açıyor.Bir de kendi kendine telefonla konuşması var ki,mutlaka dinlenmeli.Alo baba ditti,hımmm gibi devam ediyor.Hele bir hııı demesi var.
Ama en güzeli bebeğim dediğimde bebeğiiiii demesi.
Tatlım diyorum tatlı diyor.
Kendince oyunlar kurduğunda izlemeye bayılıyorum.
İlk defa gittiği bir ortamda oyuncak falan isteyecekse mutlaka beni de yanında götürüp gösteriyor.Onaylamamı  bekliyor.
En çok sevdiğim özelliklerinden biri sıcakkanlı olması.İlk defa gördüğü akrabalarımıza 40 yıldır görüyor gibi davranması ,yabancılık çekmemesi çok güzeldi.
Kendini anlatmaya çalışıyor,bir birey olduğunu kanıtlıyor da.
Not almaya çalışıyorum,fotoğraflarını,videolarını çekiyorum,sesini kaydediyorum.
Çünkü unutuyormuşum gibi geliyor zaman geçtikçe bir çok şeyini.
Her şey geride kalıyor,beni farklı bir ben yapıyor,sahiden ben anne miyim bile dedirtiyor.

Canım oğlum,bal kabağım seni çok seviyorum.






5 Temmuz 2012 Perşembe

Hem ruha hem bedene detoks

Günler dolu dolu geçiyor.
Geçen gün hayatımda gördüğüm en güzel kelebeğin fotoğrafını çektim.Dünyada bir sürü güzel kelebek var biliyorum ama.Güzel olan şeyler bazen de en özel olanlardır.Bu kelebek fotoğrafını çektirdikten sonra başımın üstünde bir kaç tur attı ve gitti.Bence bana bir dolu şans bıraktı.
Demir büyüyor hem de hızla geçen zamanı ancak fotoğraflara bakarak anlayabiliyorum.Artık bebeklikten çocukluğa geçiş durumundayız.
8 gündür diyetteyim.Diyetteyim cümlesi hoşuma gitmiyor ama artık öyle.Ekmek,patates,makarna,pilav,fazla meyve içermeyen Karatay diyetini eşimle birlikte uygulamaya başladık.2 kilom gitti,kilo verdikçe hoşuma gidiyor.Ekmeksiz doyamam düşüncesindeydim.Tamamen yanılmışım.Sadece arada tatlıyı özlüyorum.Ama o da kısa bir an onu da 1 hurma ile bastırıyorum.Bol limonlu,naneli,tarçınlı sularla da içimi temizliyorum.
3 günlüğüne Eneze gittik ve Demirin kumlardan hiç hoşlaşmadığını gördük.Denizin dediği gibi kum sevmeyen çocukların anneleri klübüne hoşgelmiş oldum.
Demir bu arada ilk uzun araba yolcuğunu da yapmış oldu.4,5 saat süren gidiş yolculuğumuzda 40 dakikalık iki uyku ile yolu tamamladı.Yanıma bir torba sevdiği oyuncakları,yiyecekleri aldım.Dönerken 3,5 saatte geldik ve büyük kısmında uyudu.

Enezde bir sürü uğur böceği vardı.Hayatımda bu kadar uğur böceğini bir arada görmedim.İnanın fazlasından insan nefret ediyor çünkü bazıları kara sinek gibi ısırıyor.Bu uğur böceklerinin sayısını düşününce ölene kadar şans yüklemesi yapmış olduk.
Sabahları Demir uyanınca bizim yatakta uyumaya devam ediyor,yatağına da yatırınca uyanabiliyor.O iyice dalana kadar bu kitabı okuyorum.Bir Gün kitabının yazarına ait.Ve bu kitabı da çok sevdim diğeri gibi.
Ve yine bir yolculuk var cumartesi 8 gün Trabzondayız.Anılarımızın bir çoğunu oluşturan yere gitmek elbette iyi gelecek en çok bu kısım için çok heyecanlıyım.

26 Haziran 2012 Salı

Acıyor dediklerin bir gün hiç acımıyormuş

Zaman aşımı sanırım bunun adı.Çok acıtıp içimi yakan şeylerin bugün son kullanma tarihi bitmiş bir yiyecek gibi çöpe atılıp,hiç anılmayacağını düşünür müydüm?Elbette derinlerdedir o çöp;çöp kutusu da ,ama ağzı sıkıca kapanmıştır.
Böyle unutulacağını bilip zamanında acı çekmek niye?Acı çekmeden refaha ulaşılmadığı için mi.Ya da refahın kıymetini bilmek için mi tüm acılar.Yok çekilmeden olmuyor.Ama acıyor çok acıyor dediklerin bir gün hiç acımıyor,acıtmıyormuş.Zaman aşımı işte.

Keşke güneşli günleri cebime doldursam kış için,acıdıkça,kanadıkça yaralarıma merhem olarak sürsem kış gelince,içimiz soğuyunca.Mümkün müdür?

24 Haziran 2012 Pazar

Önce kitabını oku sonra filmini izle


Ejderha dövmeli kız serisini alalı çok uzun zaman oldu.Ama ilk kitap henüz bitmedi.Arada bir dolu kitap bitti,bu kitap elimde kaldı.Neden mi?Filmini taa hamileyken izlediğim için sonunu biliyordum.Bir de öyle bir kitap ki en kilit nokta sonu.Bunu bilince okumam zorlaşıyor.İlk kitabı okumadan diğerlerine de geçemiyorum.
Duyguların Rengini de dün izledim.Evet uzun bir aradan sonra film izledim.Ama nasıl izledim,en 20 kez durdur başlat ile.Kitabı da annem almış,henüz okumadım.Filmi çok sevdim.
Ama yine filmi izleyip,kitabı sonraya bıraktım.
Kendime Not:Önce kitabı oku,sonra filmi varsa izle.

21 Haziran 2012 Perşembe

Bir kendimi bulsam

Mesela şimdi ne yapmak isterdim biliyor musun?
  • Beni bekleyen kitaplarımın hepsini birden okumak,bitirmek.Böyle gelip geçtikçe bir dosta sarılmak ister gibi olup,özlem çekmek değil.
  • İzlemek istediğim tüm filmleri izlemek.Film yorumlarını okuyup iç geçirmek değil.
  • Biraz yalnız kalmak,hatta birazdan fazla.Yalnız kalınca ne yapacağımı şaşırmadan ama.Üsteki iki maddeye rağmen evet öyle bir durum söz konusu.Bünye alışkın değil artık,şaşırıyor ne yapsın.
  • Gitmek,çok uzaklara gitmek,yeni yerler görmek.Eski anılara yenilerini eklemek.
  • Ve belki en çok istediğim şey.Ama söylemediğim...

14 Haziran 2012 Perşembe

Açlık Oyunları

Bu kitapları sürekli görüyor hiç ilgi göstermiyordum ki bir baktım herkes bana çok güzel oku oku dedi ben de hadi bakalım okuyayım artık dedim.
4-5 günde ilk iki kitabı bitirdim diyebilirim.Benim için süper bir durum.Özellikle ilk kitabı çok sevdim.Filmini de merak ediyorum.
Serinin 3.kitabını aynı hızla okuyamadım hala elimde 1 haftadır gerçi sonlara geldim.Bu kadar kısa zamanda bu 3 kitabı okumam benim için başarı.Tabi bundan yaklaşık 2 yıl kadar önce hiç de başarı sayılmıyordu.Bir kitabı bir günde rahat bitirebildiğim için.Böyle kitaplar kitap okuma hızı açısında diğer kitapları da okuma hevesim için bana katalizör oluyor resmen.
Okumak beni cidden rahatlatıyor.
Aksiyon,biraz fantastik,biraz bilim kurgu severseniz ilginizi çeker bu seri.

12 Haziran 2012 Salı

Demir Bugün 20 aylık oldu

Bebeklikten çıkıyor muyum ne:)))
2 yaşa doğru hızlı adımlarla ilerliyorum.Zaten adımlarım gerçekten hızlı benim.Koşarak gidiyorum çoğu zaman.
Taklit etmeyi,sesler çıkarmayı seviyorum.Örneğin bir ses duysam yukarıdan pat,çat diyorum o an.Annem hikaye anlatırken mesela kedi uyumuş derken gözlerimi kapatıp,horlar gibi yapıyorum.
3 heceli kelimeleri söylemeye de yavaş yavaş başladım.Kelimelerle anlatamadıysam ya da anlatmak istemezsem annemin ellerinden tutuyorum istediğim şeyin yanına götürüyorum.
Dışarıda yürümeyi,etrafıma bakmayı çok seviyorum.
Yemek yemekle son günlerde pek aram iyi değil.Beni gören herkes boyumun çok uzadığını söylüyor.Boya gittiğimi söylüyorlar,boy da neresi ise.Ben gitmek olarak attayı bilirim sadece.
Francesco arabam en sevdiğim oyuncağım.Tüm evi onunla dolaşıyorum.
Yüzümü şekilden şekile sokuyorum.Komiklikler yapıp güldürmeyi seviyorum.Göz kırpmamı annem çok seviyor.
                                                                                                                  Demir
Büyümek,bir çok şeyle doğru orantılıymış meğer.Büyüdükçe dertler artar diyorlar.Ben dert gözüyle bakmıyorum pek.Farklılaşıyoruz diyorum,farklılaşıyor her şey.Mesela son bir kaç gündür,uyku öncesi krizler yaşıyoruz bol bol.Uyku vaktinde uyunmadıysa vay halimize.Yavaş yavaş 2 yaş sendromuna giriyor muyuz diye düşünüyorum.Kendi dediklerinin olması konusunda ısrarcı.İnatlaşmadan açıklamaya çalışıyorum.Zorlandığım anlar oluyor.
Geçen gün böyle anlardan birinde uyudu,kucağımdayken düşünmeye başladım.Bir gün büyüyeceksin ve ben keşke sen hep küçük kalsaydın der miyim acaba dedim kendime.Sevimlilik ve bol tatlılık açısından söylemek istediğim bir cümle olur.Ama dertler,sorunlar açısından asla söylemek istemediğim bir cümle.
O an dua ettim,hep uzlaşma içinde olalım,olamadığımız anda sevgimiz  bize yol göstersin dedim.
Annelik bazen insana her şeyi düşündürüyor.Seni az önce uyuturken düşündüğüm gibi.Mırıldanırken ninnini dans ettim seninle ve sen öyle uyudun.Bir gün büyüyeceksin ve dans edecek miyiz seninle dedim.
Ve hayallere daldım...
Sağlıkla,güzellikle büyü bebeğim.
Seni çok seviyorum.

Annen

6 Haziran 2012 Çarşamba

Demir adlı bal kabağı

Demirin söylediği kelimeleri tek tek yazıyordum bundan bir kaç ay önce şimdi hemen hemen her kelimeyi söyleyip derdini rahatlıkla anlatıyor.Çok nadir iki kelimelik cümleler kuruyor.Tek kelimelerle cümlesi başlıyor ve bitiyor.Mesela sana zarar verebilir bu oğlum desem verme der oynadığı küçük bir tabure için.Vermez demek istiyor aslında.Tabi tabureyi alıp ters çevirip içine öyle girmeye çalıştığı için bu uyarım.
Dayısının yada diyor ilginç bundan önce dayı diyordu ama nedense yada demeyi uygun gördü.
Diğer bir çok şey kendi isminde,zeytin bile zeytin mesela.
 Birini sorduğumuzda çok seviyorsa muck muck yapan halleri çok hoşumuza gidiyor.Tamamen kendine ait sevgi tanımı.
2 yaş belirtileri kendini gösteriyor.Kendi haline bırakıyorum.Üstüne gitmiyorum,inatlaşmıyorum.Sakinleşip geliyor.
Demir adlı bal kabağı büyüyor işte.Büyüdükçe bana da yoldaş oluyor.Benim uydurma hikayelerime de bayılıyor ayrıca.Sürekli anlatmamı istiyor.
Uykuya da ninni diyor  artık.Ama uykuya geçiş hala zor.Uykusu gelince dışarı çıkıyoruz,dolaşıyoruz bazen ki uykuya kolay dalsın.Hele bahçede uykuya dalması öyle kolay ki.Zaten dışarıda olmayı çok seviyor.
Bebeklikten çıkıyor artık büyüyor.2 ay önceki fotoğraflara bile bakınca şaşıyorum.Zaman geçiyor işte.Büyüyor,büyüyoruz.Çok şükür..