31 Ocak 2011 Pazartesi

Bugünün


Bugünün artısı sırt ağrısı,
Fırında çikolatalısı,
Dolapta yarının yemeği salçalı makarnası,
Gönülde yorgunluk ağrısı,
Gözde uykusuzluk sızısı,
Cepte hayallerin yarımı.

Karşımda yılların aşkı,
Kucağında aşkımızın payı...

Bebek gelişimi ve davranışları

Tracy Hogg kitabından  söz etmiştim önceden.Son okuduğum kitap ise Tracy kitabına gönderme yapacak cinsten.Bebekleri programlamamız gerektiğinden söz ediyor.


Şöyle diyebilirim ki bu iki kitap birbirine bu anlamda zıt.Bebeklerle iletişim ilerledikçe doğal olarak her şeyin yoluna gireceğini,tepki verilen bebeklerin şımarmayacağını aksine ileride bağımsız insanlar olacağını belirtiyor.
Kitapta kullanılan birlikte büyümek tabirini gerçekten çok sevdim.Ayrıca bebeklikten 2 yaşa kadar gelişmeler yer alıyor.


görsel

28 Ocak 2011 Cuma

Dear John ve eski mektuplu günlerimiz


Filmi nasıl izlediğimi anlatsam güler misiniz,ağlar mısınız bilemiyorum.Ama ne kadar sürede kaç parçaya bölerek izlediğimi kaç defa başa aldığımı hatırlamıyorum.Bildiğim bir şey var film izlemek de inat etmeye devam ettiğim sürece şekil bu olacak.Kuzu uyurken sessiz alt yazılı,bölük bölük izlemeye çalışıyorum.
Sonuçta izledim ya bu da bir başarıdır.
Eskidendi o 2 film birden izlemeler falan.Geçen gün sinemanın önünden geçerken sevgili dedi ki en çok da sinemaya gitmeyi özledim.
Filme gelince konusu kısa süreli birliktelik ardından uzak mesafede mektuplarla ilişkilerini sürdürmeye çalışan bir çiftin yaşadıklarını anlatıyor.Klişe konular,Türk filmi tadında biraz.Ama mektupların gelip gidişi ve baba oğulun bir veda sahnesi vardı duygulandım fazlasıyla.Ve bazı şeylere ne kadar anlam yüklediğimizi düşündüm filmle birlikte.
Bana eski günlerimi hatırlattı ayrıca film.Mektup yazmaya bayılırdım.Mektup almaya da bayılırdım.Sevdiğiniz dostunuzun ya da sevdiceğinizin elinin dokunduğu sayfalara dokunmak,okumak,yazısını görünce mutlu olmak.Özlüyorum aslında mektuplu günleri.Mail göndermek almak da hoş ama kalemi kağıdı seven biri olduğum için yazmayı da sevdiğim için mektuplu günleri özlüyorum.Şimdi pek öyle sayfalar yazacak zamanımız yok.Mektubu alıp postaneye gidecek zamanımız da.
Teknolojinin gelişmesi iyi mi oldu diyorum böyle zamanlarda..
görsel

26 Ocak 2011 Çarşamba

Euvaa


Çok anlamlı bir başlık değil mi?
Bu arabanın sahibinin en çok kullandığı kelime bu.Evet,bakıyorum,tutuyorum,yoğunlaşıyorum onun dilinde karşılığı bu.Bir de eyvallah diyor arada sanırım.
Bu araba Demirin ilk oyuncağı nasıl seviniyordu onu gördüğünde.Şimdi pek pas vermiyor.Sarı ve mavi düğmelere basınca ses yapıyor.Es kaza bir şekilde sesi çıkabiliyor.İlk zamanlar demiştim her ses çıktığında hahh işte biz de o cıngıllı evlerden olduk diye.
Son favorisi tırtıl.Onun da bir ara fotoğrafını koyarım.Tırtılla bir konuşması var,şaşırır kalırsınız.Tırtılı alalı epey oldu.Ona ilk zamanlar pas vermezken şimdi en iyi arkadaşı tırtıl.
Bir aydan fazladır kucağımızdayken sürekli tutup çekiyordu bizi.Şimdi iyice kavramaya başladı.Saçımı bir çekişi var.Saçlarım hep at kuyruğu.İlkokul günlerime geri döndüm.İlkokulda annem hep at kuyruğu şeklinde toplardı saçlarımı.Şimdi böyle topluyorum,alttan kaçan saçlar varsa Demir onları çok güzel yakalıyor.
Bir de bir şey istemiyorsa nasıl da belirtiyor hemen.Daha 2 aylık kontrolünde doktor bile dedi.İstemediği şeyleri nasıl da belli ediyor diye.
Karnımdayken demiştim,Demir istemediğini,beğenmediğini çok güzel belli edecek diye.Kitap ya da dergi okurken karnıma dayardım bazen.Hemen tekmelerdi çek anne der gibi.
Bir de kucağımızdayken hep ayakta duracak.Onu tutup ayağa kaldırmamızı ve çevreyi öyle incelemeyi seviyor.Ama küçük ayaklarrın yorulacak diyorum,yok işte aynı adı gibi.Demir bebek :)
Hele tutmayın öyle o zaman size euvaa;))

24 Ocak 2011 Pazartesi

gerçek



İşte şimdi kollarımda tuttuğum..
Koklamaya doyamadığım,
Bir an unutur gibi olsam,
Kollarıma bakınca gerçek dediğim,
Benim gerçeğim,
Bizim gerçeğimiz.
......gerçek,
......öyle bir gerçek ki......
.......bu gerçek için ŞÜKÜRLER OLSUN......



21 Ocak 2011 Cuma

Herkes Gibi



Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.
Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.

Nazım Hikmet Ran

İçini acıtır,herkes gibi olmak.
bir çok sevdiğim gibi  bu şarkı da/şiiri de olsun,yanımda dursun...

20 Ocak 2011 Perşembe

Gözüme takılanlar

Bilen bilir.Dizi manyaklığı vardır ben de film manyaklığım olduğu gibi.Fakat son aylarda doğal olarak fazla bir şeyler takip edemiyorum.Ben de parça parça kaldığım yerlerden devam ederek izlemeye çalışıyorum dizileri.Kuzucum uyurken denk gelirse izliyorum.
2 yeni dizi var gözüme çarpan.
Life Unepxpected ;çok çok  değişik bir konu sayılmaz ama izlerken yormuyor insanı.Dinlendiren bir yanı var.Kısaca konusu şöyle lisedeyken hamile kalıp,doğurduktan sonra evlatlık veren bir kadının yıllar sonra kızının velayetini almaya çalışması ile ilgili.

This is Not My llife Tanıtımında yazan konusu şöyle :
Bir sabah gözünü 2020’lerde açan Alec ne kim olduğunu ne de eşi Callie ve çocuklarını hatırlıyor... Alec, telefon, kredi kartı ve paranın tedavülden kalktığı bu ilginç gelecekte kendisini bulmaya çalışıyor. Ancak çalıştıkça daha da kayboluyor: Hiç tanımadığı ailesini mi, yoksa kendisini mi her şeyin üstünde tutmalıdır? Karısı olduğu söylenen kadını mı, yoksa gerçekten gönlünü kaptırdığı kadını mı sevmelidir? Bu haliyle mutlu mu olmalı, yoksa gerçeğin peşine mi düşmelidir?

Baştan sona hiç kaçırmadan izleyemesem de izlediğim kadarı ile şimdilik ilgimi çekmeyi başardılar.

17 Ocak 2011 Pazartesi

Küçük kesikler


Kendimi bildim bileli manasız şeylerle elimi kesmişimdir.Kağıt kesikleri başta gelir.Ardından defterlerin ortalarındaki teller gelir.Bugünse yenisi eklendi manasız kesiklerime.Bitki çayımın kutusunun içindeki koruyucu kalın folyo kesti elimi.Nasıl içime oturdu acısı.Saatlerce geçmedi.Sonra düşündüm manasızca içimi acıtanları.Elimi kesenleri.Ben nicedir yasaklamıştım kağıt kesikleri gibi içime oturan acıları.
Ne gereksizmiş yarattıkları kesikler bu insanların,aynı kendileri gibi.
Küçük şeyler nasılda acıtırmış insanın canını.
Neyse ki geçti bütün gereksiz kesiklerin acısı...

görsel

15 Ocak 2011 Cumartesi

Ben tam 3 aylık oldum çarşamba günü


Annemi görünce artık öyle seviniyorum ki,ellerimle kollarımla bunu ifade ediyorum.Eğer beni bir başkası kucaklamışsa ve annem gel oğlum derse elleririmle kollarımla anneme doğru eğiliyorum.
Özellikle annem ve babam bana seslenmişse onlara dönüp bakıyorum.
Agu dışında da sesler çıkarıyorum.
Karşımdaki kişi gülsün konuşsun benimle ben de konuşayım,güleyim istiyorum.
Sabahları çok seviyorum.O yüzden çok neşeliyim.
Tırtıl oyuncağım yeni favorim,ilk zamanlarda pek yüz vermiyordum ama artık çok seviyorum.

Demir

Anneliğimin 3.ayını doldurdum.
Günden güne daha iyi anlıyorum anneliği ve böylelikle oğlumu.
Ne menem bir şeymiş diyorum,çünkü herkesten çok düşünüp endişelendiğim biri var.Aman üşüdü mü,aman rahat mı,aman gazı olur mu...vs.
Hayatın yeni halini seviyorum.
Çünkü bir bakıyorum odaya,anne,baba ve çocuk.
Bu hiç olmadığımız haliyle +1 eklenen hayat neşemizle içimiz kıpır kıpır.
Her gün yeni bir gelişme görüyoruz ve heyecanlanıyoruz.
Hayat başımı döndürmediği kadar döndürüyor artık.
İçime koklayarak huzura eriyorum.
Demiyorum ki hemen büyüsün,bu zamanların tadını çıkarayım istiyorum.
Çünkü bu annelik zor olsa da her gün yeni heyecanlara gebe.
Sana gülümseyen küçük bir surat hayatının merkezini gelip oturuyor.

Kelebek Yıldız


10 Ocak 2011 Pazartesi

ninni



Ah oda senin gibi
Bir anne kuytusunda
Uyumuştur mahmur temiz
Al sen de büyüyorsun
Gün be gün acele
Küçük bir kızı üzmeye
Söz ver bana bebeğim
Söz ver ak sütüm için
Korkmaksızın seveceksin
Neden hoyrat bu kader
Neden kırılır bu kalpler
Nasıl can yakar bu küçük eller 

3 Ocak 2011 Pazartesi

Öyle ya kış kışlığını nasıl gösterecek

Ne yalan söyleyeyim ben güneşli günlerin insanıyım.Pırıl pırıl gökyüzü acayip enerji verir bana.Yeni yılın ilk 2 gününün güneşli olmasına bayıldım.Hani bir yerden göz kırpar gibi güzel geliyorum der gibi.
Evden dışarı çıkamasam da yine dışarı bakıp bakıp ohh dedim 2 gündür.Malum gezmelerimiz sınırlı.Demirle geçen gün zaruri ihtiyaçlar için AVM ye gittik.Durmadı ki.Bir iki kitap bakayım derken mızıl mızıldı.Uzun uzadı ya kitap bakmayı özledim.Sonra kitap alsan hangi ara okuyacaktın ki dedim kendime.Zaten baktığım kitap köşesi de değişti.Anne-baba-çocuk kitaplarının olduğu kısım.İnternetten de kitap bakmayı sevmiyorum.Kitap dışında herhangi bir şey bakmak,almak çok zor da kalmadıkça sevdiğim bir şey değil.Geçen sene yeni doğum yapan bir tanıdığım  internetten alışveriş yapmaya başlamıştı.Nedenini şimdi anladım.İnsan çıkamayınca internetten idare ediyormuş.Benim de artık zaruri şeylere internetten alışveriş yapma zamanım geldi.
Konu dağıldı,başlık neydi?
Öyle ya kış kışlığını nasıl gösterecek?Annemin cümlesi bu.Şikayet etsem hemen öyle der.Ve de ekler Allah başka afet vermesin yavrum.Haklı da.Bu yanımı annemden aldım sanırım.Duruma alışıp şükretmeyi.
Geceleri her saat başı uyanınca dediğim gibi.Bebek bebekliğini nasıl gösterecek?Sağlıklı olsun da....

1 Ocak 2011 Cumartesi

Yeni yıla girerken....


Saat nasıl 11 oldu anlamadım.Demir uyku konusunda yine zorladı bizi.
Dedim ki oğlum bak 12 ye girerken uyuman gerek,uyumazsan bütün yıl uyumazsın.
Tamam anne der gibi 11.30 dan sonra uykuya verdi minik bedenini.

Bense havai fişekler patlarken yanına sokuldum,tatlı yanağına öpücük kondurdum.

görsel

31 Aralık 2010 Cuma

geçen yılbaşı demiştim olacakları:)



Burada da demiştim.Okuyun mutlaka
Biliyordum olacakları,sükunetle bekliyordum,hissetmiştim.
Milat olacak demiştim.
Hani anne oldum hayatım değişti diyerek klişe işte diyenlere yine inat sesim.
Evet benim miladım oldu,oğlumun doğumu.2010 u çok sevdim.
Şimdi biliyorum 2011i daha da çok seveceğim.Bize güzel sürprizleri var.
3le başlayan yaş bana hayatı daha çok sevdirdi.

Ama en güzeli minik oğlum.

Sevdiklerim yanımda ya en zengini de benim,en şanslısı da.
Hep diyorum Allah huzurumuzu bozmasın.

Güzel bir yıl olsun hepimiz için...Kelebekler hep ellerinizde olsun.

Görsel

30 Aralık 2010 Perşembe

nar taneleri


Yorgun beden,uykulu gözler.
Evde hiç bir işe elimi süremezken.
Demiştim ya onlar süper anne,süper baba.
Annem evde yemekleri yaparken,babam Demirle.
Annem yat kızım diyor yat dinlen.
15 dakikada olsa sana iyi gelir,biz idare ederiz.
Kalkıyorum sanki saatlerce uyumuş gibi.
Evi sarmış yemek kokusu.Ütüler bitmiş.Demir acıkmış artık sarılıp,öpüyorum.

Annemle babam aşurenin üstündeki nar taneleri gibi.Yerken içini ferahlatan,nar tanelerine geldin mi bütün o tatları bastıran,ferah ferah..Ve bereketi getiren.
Nar taneleri gibi eşsiz,cennetten gelen..

Babam geçen gün ayıklamış bir koca narı ben yiyemedim diye de çantama koymuşlar gelirken.Kaşık kaşık yerken dedim ki nar gibiler,öyle işte...

görsel

23 Aralık 2010 Perşembe

Kim ellerini her gördüğünde çok sevinir?

Demir gibi bebekler tabi:)
Artık ellerini keşfetmeye başladı ve baktıkça aaauuu gibi sesler çıkarmaya başladı minik oğlum.
Günden güne bir insanın gelişimi gözlerimizin önünde.Hepsi sırası ile oluyor ve şaşıyorsun.Ne yollardan geçmişiz.

Allahım nasıl yaratmış bu kalem gibi elleri.Baktıkça şaşırıyorum.Tırnak yapımız bile aynı.İnsan inanmasın da ne yapsın bir çok şeye?

21 Aralık 2010 Salı

Çok eski bir yılbaşı hikayesidir bu


Bu sabah bir anda eski yılbaşı günlerimize gidiverdim.Biz de her zaman yılbaşı günü özeldi.Annem bu konuda ayrı bir özen gösterirdi.Güzel sofralar hazırlardı.Aile içerisinde ya da aile dostlarımızı davet ederdi.Büyük olmasa da küçük hediyelerle çevresindekileri mutlu ederdi.Hani bir bayram gibi kutlamak değil yeni bir yıl geliyor kızım sevinmeliyiz derdi.Ben de hep coşku ile dolardım.Büyüdükçe arkadaşlarımızla program yapmamıza izin verilmeye başlandı.Böyle bir yılbaşında öz ablam (şurada yazdığım) gibi sevdiğim ablam ve arkadaşlarının programına dahil oldum.Özenle hazırlandım o gün.Harika bir kazak almıştı annem altına da mini bir etek dikti anvelop.Kıyafetime uyan bir kolye taktım.Uygun botlarla da kıyafeti tamamlamıştım.Saçlarıma da fön çektirdim.Bütün özen yılbaşı heyecanından değildi elbette.'O' gelecekti o gün.Bir yerlerden öyle duymuştum.Emin olamıyordum.Çünkü Ona soramadım bir türlü.Gece başlamadan gözüm kapıda kaldı.Ne masa,ne yemekler,ne kalabalık,ne müzik umrumda değildi.Umrumdaymış gibi yapıyordum o akşam.Sonra bir kız ile geldi.Bir an üzüldüm.O kadar bekleyiş,arkasından hayal kırıklığı.Sonra baktım ki ablasıymış,rahatladım.Masaları bizden çook uzaktaydı.Ama yine de arada sırada görecektim ya.Arada bakışıp gülüştük.Nasıl mutluydum.Saatler 12yi gösterince dans pistindeydik ve Berkanttan Bir Şarkısın Sen çalmaya başladı.Bir an göz göze geldik,gülümsedik.Mutlu Yıllar dedik.Hepsi bu.Bu bana uzun zaman yetmişti.O benim okul yolumdu.Her sabah evden çıkar evlerinin önünden geçerken acaba denk gelecek miyiz bu sabah derdim.Yıllar sonra ne öğrendim biliyor musunuz?Her sabah camdan bakardım,senin evinin yönüne,geliyorsan,aşağıya inerdim fırlayarak,sana denk getirmeye çalışırdım evden çıkışımı dedi.Herkes içinde sen çok,çok başkaydın dedi.Ben de çok geç kaldın bunları söylemek için dedim.O zamanki genç,pır pır kalbim bunları duysa bayram ederdi.İsterdim ki bir gün yıllar sonra bir yerlerde göreyim Onu.Gördüm nasıl mı?Hem de televizyonda.Üniversitedeydim,tatil için eve geldim.BBG yarışması ekranda dönerken bir anda tanıdık bir yüzle karşı karşıya kaldım.İnanamadım.Tatilden okula dönünce izlemeye devam ettim.Bir gün sevgilimle dolaşıyorduk kalabalık caddede.Sen bana eski kız arkadaşlarından söz ettin önceden.Hatta tanıştırdıkların bile oldu.Benim öyle bir şansım yok dedim.Öyle ya sevgilinin şehrindeyiz.Ekranlarda görebilirsin deyince şok geçirdi bizimki.Bir de favorisiydi.İzlerken çok düzgün bu çocuk,tuttum bu çocuğu diyordu:))
Neyse nereden nereye geldim.
Hala da öyle o gün içim kıpır kıpır olur yılbaşı günleri.Özel bir program yapmak isterim.Özel bir program derken illa dışarıda olmak gerekmez,evde dostlarla,özenli bir sofrada eğlenmek beni çok mutlu eder.Bu yılbaşı davet veremiyorum.Annemlerde olacağız büyük ihtimal.
En özel yılbaşılarımızdan biri olacak.
Çekirdek ailemizin ilk yılbaşısı olacak.

görsel kaynak için buradan lütfen

16 Aralık 2010 Perşembe

uzun bir aradan sonra mim

Kuzucuğum beni mimlemiş,ne zamandır mim cevaplamıyordum.Sorular zor aslında.Bir başlayalım bakalım;

en sevdiğiniz kelime: 
Aslında cümle 'iyi ki varsın'

en sevmediğiniz kelime: 
küfür içerikli kelimelerin bir çoğu

ne sizi heyecanlandırır: 
saya saya günleri,zamanı doldurduğum bir olaya ya da ana yaklaşmak 

heyecanınızı ne söndürür: 
Heyecanla beklerken kendi irademin dışında gelişen olaylar ya da bunu bölen gereksiz insanlar

en sevdiğiniz ses: 
artık Demirin gülme sesi.

en sevmediğiniz ses: 
evde sakin sakin otururken dışarıdan gelen araba alarm sesi  

hangi mesleği yapmak istersiniz: 
çocukken dublaj sanatçısı olmak isterdim.hala da isterim,sesimin güzel olmasından değil ama zor ama heyecanlı gelir bu iş

hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz: 
 burnumu oynatıp her işi halledebilmek isterdim

kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: 
yok,yok böyle iyiyim Yıldız olarak:)

nerede yaşamak isterdiniz: 
bitmeyecek hayalim var deniz kenarında kumsalın hemen yanı başında bembeyaz bir evde yaşamak isterdim.

en önemli kusurunuz: 
bazen soğukkanlı olmam bazı durumlarda ters tepiyor,işte o zaman olmuyor,olamıyor,anlatamıyorum kendimi

size en fazla zevk veren kötü huyunuz: 
söylenme huyum vardır benim,söylenirken hem rahatlarım,hem de eğlenirim kendi kendime

kahramanınız kim: 
ne kadar senin gibi olmam,senin gibi yapmam desem de aslında hepsi ,onun kadar fedakar ,insanlara o kadar iyi olamayacağım için 'annem'

en çok kullandığınız kötü kelime: 
.ok

su anki ruh haliniz: 
acele etmeliyim Demir şimdi uyanacak:)

hayat felsefenizi hangi slogan özetler: 
'ŞÜKRET Kİ ÇOK ŞANSLISIN,DEĞERİNİ BİL'

mutluluk rüyanız nedir: 
Herkes sağlıklı,herkes yanımda,yeter..

sizce mutsuzluğun tanımı nedir: 
iç sesin kendini yiyip bitirip her şeyi gereksiz irdelemesi

nasıl ölmek isterdiniz: 
kimseye sıkıntı vermeden ve yalnız kalmadan

öldügünüz zaman cennete giderseniz Allah'ın size ne söylemesini isterdiniz: 
gitmem yeterli..

Mimi kime paslasam bilemedim,sanırım bir çoğunuz cevapladı.Cevaplamayan varsa alsın,mimlensin.Bana da haber versin:)

15 Aralık 2010 Çarşamba

Haaa haaa artık agulara da başladık


Gecenin bir vakti uyutmaya çalıştığınız minik adamın minik suratının dalga geçer gibi size bakıp gülmesi o saatte ilaç gibi gelirmiş.
Bu minik adam benle dalga geçmeye başladı artık.
Sonra aguuuuuulara başladı ki en çok keyiflendiğim anları.Demirin de en keyifli anları zaten o anlar.Sabah uyku gözlerinden akan anne babaya teşekkürü böyle yapıyor işte Demir.
Dün 2.ay aşılarını da oldu.3 koca aşı açıkçası beni korkuttu.İki bacaktan bir koldan.Hafif ateş yaptı ama ateş düşürücü vermedim.Biraz huysuzluk da yaptı,şükürler olsun ki iyi şimdi.
Ona yine aşı yaparken hemşireler beni odadan çıkardı ama ben yine sesini duydum.Allahtan çok ağlamadı da benim de bu sefer yüreğim sıkışmadı.


resim**

13 Aralık 2010 Pazartesi

Bazılarınız var ki öyle değerlisiniz içimde..



Bir yılı aşkındır buradayım.Siz de oradasınız,iyi ki oradasınız.Ve iyi ki yollarımız kesişti.İçinizden birileri var ki binlerce kere şükürler olsun.
Kimse alınmasın kırılmasın.Bazılarınız var ki öyle değerlisiniz içimde.
İlk kuzucuğumu okumaya başladım aslında.Karakız  sayesinde tanıştım diğerleri ile de.O öyle biridir ki haber alamadıysa arar kilometrelerce öteden.Postadan inatla gelmeyen kartları tekrar tekrar gönderir.İster ki mutlu olsun karşısındaki,çok naiftir.Hani uzun zamandır tanırsın sanki onu okuyunca.O uzaklardaki gururumdur.Büyük işler başarır.
Bir de Bibet vardı.Kimdir kimdir dedim o zamanlar.Bibetin annesini gördüm,okudum,tanıdım.Önceden demedim ben ona ama şimdi diyorum buradan.Bilgelik ağacımdır o benim.Altına girdin mi gölgesinde soluklanırsın.Dallarıyla sarar seni.
Sonra bir Damlo vardır.Kendi dediği gibi ilk okuyuşta el kadar bir kız gibi gelir insana.Çocuk gibi sanki kendi dünyasında.Kendi dünyasında sadece kendi var gibi gelir okuyunca ilk zamanlar.Ama tanıyınca da anlarsın.Başkaları mutlu olsun diye didinir durur o.Es geçmez hiç bir şeyi.Bana necilerden değildir o.Toplu iğnenin başı kadar bile olsan önemliysen o bilir kıymetini.
Bir de şeker pembem vardır ki.Öyle kibar,öyle içten,öyle hamarattır ki.En sevdiği renk gibi içine alır insanı.Ağzınızda şeker gibi tat bırakır.
Yazın annesi Denizciğim vardır bir de.Tanımaktan öylesine keyif aldığım.Annelik ile ilgili yazılarını okuyup bir bir beynime yazdığım.Çünkü öyle güzel annedir ki o olduğu gibi abartısız.Çok da iyi arkadaştır.Sibelim boşuna sevmez onu.
Bir de bizim komşu kızı var ki adı Seda.Olduğu gibi yazan,yaşayan biridir o.Yalanı olmadan,içinden geldiği gibi.Sesini duyunca sanki kırk yıldır tanıyorsun gibi.Senden biri,içimizden biri.Gerçek biri.Iskalanan mutluluğu en çok hak edenlerdendir.
İlk zamanlardan sıcaklığınızı hissettim.Hamileliğimde aradınız,sordunuz,destek oldunuz.Doğumumda yanımda oldunuz.Sonrasında da aynı şekilde hep varlığınızı hissettirdiniz.Bize özel hediyeler gönderdiniz.Öyle mutlu ettiniz,öyle sevindirdiniz ki.Varlığınız bile yeter.
Diyorum ya iyi ki varsınız.
Bu kelebek iyi ki sizin gibi çiçeklere kondu..

12 Aralık 2010 Pazar

Demir bugün 2 aylık oldu


Bu patilerin sahibi bugün 2 aylık oldu.
Hani zombi gibi gezsem de,yorgunluk onun yüzünü görünce geçiyor.
Hani hep evde de otursam onunla zaman su gibi akıp gidiyor.
Uyku problemi olsa da bu bizi çok ama çok zorlasa da bir gülüşü ile eriyorum.

Çok değişti hayat,çok.
Ama ne de güzel değişti!