26 Ağustos 2010 Perşembe

Kendine,içine dönmek..


Hamilelik bana binlerce duygu ile birlikte geldi.Aylar geçince daha bir fark ettim.Kendime döndüm fazlasıyla,içimdeki miniğe kollarımı,yüreğimi,beynimi öyle bir açtım ki belki dış dünyayı unuttum.Evet unuttum farkına varmam zaman aldı.Bu değişim aylar önce başladı.Artık had safhalarda.Ama böylesi kolay adapte olmamı sağladı.Bilmeden yaptığım bu içe dönüş beni ayakta tuttu.

Son 1,5 aydır yine annemlerdeydim.Sevgili yanımızda olamayacaktı.Yalnız kalmamı istemedikleri için çantaları toplayıp gittim bizimkilere.Annem tabi ki mutluydu.Küçük yaşlarda evden ayrılan kızı ile bol bol vakit geçirdiği için.Ben de mutlu oldum bu zaman dilimlerinde.Hamile olmam gerekmiş onlarla uzun zaman yaşamam için.Çalıştığım günleri hatırlıyorum da.10 günü geçerdi görüşmeyeli bazen bir kaç kilometre ötemizde olmalarına rağmen.Zaman,yaşananlar kurguluyor kendini pek güzel biçimde.Her şeyin kendi anlamı var kendi içinde.Bir de güzel tatile gittik kalabalık bir aile grubu ile birlikte.Daha da güzel oldu.Hamile hamile yüzmek de keyifli bir şeymiş gerçekten.Demir şaşırdı sanırım annem nerelerde diye.

Artık zaman azalıyor,sayılı günlerimiz var.Gittikçe heyecanım artıyor.Nasıl bir anne olacağım sorusu da hep aklımda.İnanılmaz duygular içindeyim.Allah isteyen herkese yaşatsın.İsteyene yaşatsın çünkü minik kalplerin,minik bedenlerin acı çekmemesi gerek.Sevgi ile yollarını gözleyen herkesin kucaklarında yerlerini bulsunlar.Hani emin olduğum şey de bu aslında.Çok ama çok seviyorum Onu şimdiden.Bir de kucağıma alınca neler olacak hayal bile edemiyorum.

En çok keyif aldığım aktivitem ise oğlumun hareketlerini izlemek.Öyle keyifleniyorum ki,diğer zorlukları silip süpürüyor.Çünkü artık hayat zorlaştı karnım büyüdükçe.Her şeye değiyor ama...Annelik böyle bir şeymiş demek ki..

Anneler yazıyor ya konuşuyorlar ya bolca çocuklarından.Belki sıkıyor bazılarını.Ama insan anne olmadan hamile olmadan anlayamıyormuş bu tür durumları.Abartı geliyordu bana da.Sanki anne olmak dışında işleri yokmuş gibi.Ama şimdiden öyle bir güç,öyle bir sevgi var ki içimde hani sanki asıl konu anne olmam gerekiyormuş gibi.

Milyonlarca düşünce içindeyim.Bildiğim bir şey var ki hiç bir şey ama hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.Değişecek hayatım ilk defa korkutmuyor beni.Eskiden olsa büyük değişikliklerden çekinirdim.Taviz vermek istemezdim alışkanlıklarımdan.Ama nelerden vazgeçirdi şimdiden minik oğlum.

Sevildiğini bilsin her zaman minik oğlum ve ne kadar şanslı olduğunu,ne kadar şanslı olduğumuzu.

18 Temmuz 2010 Pazar

Kıpırtık,pıtırcık bebek ve annesi bildiriyor


Kıpırtık,pıtırcık bebek,annesi,babası Sihirbazın Çırağı adlı filme gitti.Nicolas Cage fantastik filmde oynarsa mutlaka filmde kopuk mantık hataları olur dediler ve de haklı çıktılar.
Fantastik filmlerde mantık aramayın diyebilirsiniz.Fakat filmin devamlılığı içinde olması gerekenlerin olmaması tarzında eksikler görünce gülüyorsunuz tabi.Diğer baş rolde oynayan şaşkın çocuğu She's Out Og My League filminde izlemiştim.İki filmde de şaşkın bir tipleme çiziyor.

Afm sinemalarının koltukları gerçekten çok rahatsız.Hamile bir bünye için koltuk önemli oluyor sinemada.Bel boşlukta kalıyor,ayaklar rahatsız.Bir daha gidersem kendime yastık da alacağım.Cine Bonuslar bu konuda gerçekten çok iyi hizmet sunuyor.Fakat çok yakınımızda Cine Bonus sineması olmadığı için Afmleri tercih etmek zorunda kalıyoruz.Üstelik ses sistemi olarak da Cine Bonuslar çok daha iyi.

Sinemanın en güzel yanı filme girmeden öncecaldığım Starbucksın yaz için çıkardığı içeceklerden limonlu yeşil çaydı.Gerçekten ferahlatıcı bir içecek tavsiye ederim.

15 Temmuz 2010 Perşembe

Nedensiz gülüyorum:)

Dolabımı açıp askıdaki giyemediğim elbiselerimi,gömleklerimi gördükçe gülüyorum.Gömleklerimin olması düşünülemez bile.
Tadı diğer limonatalar gibi olmasa da en harika limonata reklamına sahip olan limonaaataa diye ağlak bir sesle şarkı söyleyen limona gülüyorum.
Kanallar arasında zaplarken Harry Potter'ın ilk filmini görüp,ne kadar da cücüklermiş deyip gülüyorum.
Elimdeki kayısının bu kadar dişimi kıracak gibi sert olup da bu kadar lezzetli olmasına gülüyorum.

Diyorum ya nedensiz gülüyorum.Gülmek için bazen çok büyük nedenlere gerek yok diyorum.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

İçimdeki çocuk mu istiyor yoksa ben mi?


Hamilelik boyunca şunu da çok yemeyi istedim,bunu bana bulun getirin çok canım çekti demedim.Henüz.Sadece mayıs ayında karpuz yeni çıkmışken ve de tatsız tutsuzken,sanki dünyanın en harika şeyini yer gibi yemiştim.Bunda sürekli meyve yiyebilmemin etkisi fazlaydı.Serin şeyler istiyordu canım onca bulantıya karşı.En sevdiğim tatlılara bile aylarca el süremedim.Şimdi de abartmadan yiyorum.Nesquick derken şimdi de süt dilimi yiyorum.Gerçi hamile olmadan önce de severdim Kinder süt dilimini.İçimdeki çocuk istiyor desem sanmam.Tamamen annesinin damak zevki.Tabi bu zaten çok tatlı bir şey olduğunda gün içinde başka tatlı bir şey yememeye çalışıyorum.

İçimdeki çocuğa gelince son bir haftadır hareket yeteneği daha da gelişti.Gümbür gümbür sarsıntılarını hissediyorum.Eskisi gibi pıtırcıklar yine var.Ama artık patırtılar da çok.6.ayımıza girdik artık,büyüyoruz.Bundan sonra daha da büyük tekmelemeler gelecek sanıyorum.O oynadıkça kıpırdandıkça deli gibi seviniyorum.Görmeden birini bu kadar çok sevebilir insan.Annelik kadınlara verilmiş en güzel ayrıcalıklardan biri bence.Senin içinde bir canlı büyüyor ve gittikçe derinleşen bir bağla,sevgiyle bekliyorsun.Sonrasını merakla bekliyorum.Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak biliyorum.Ama daha güzel daha renkli olacak eminim.Şimdiden onun renkleri ile doluyor ev.

Sabırla bekliyoruz canım oğlum seni.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Renkli şemsiye,nesquick,yağmur ve Rengarenkkk

Şemsiyenin yağmurla bağlantısı var da nesquiğin bu başlıkta yer almasının alakası nedir değil mi?

Yağmurlar durmayınca yürüyüş yapma imkanım da azaldı.Artık sevgili haydi çıkalım biraz yürüyelim deyince şemsiyesiz kapıdan çıkıyordum ki ee şemsiye almayacak mıyız dedi.Ben de rengarenk şemsiyemi aldım.Apartmandan çıkarken aynaya bakan sevgili aa tişörtüme uyuyor bu şemsiye deyince bak benim de üzerime uyuyor dedim.Yağmurda turuncular,pembelerle yürüdük.Gri havaya inat rengarenktik.

Rengarenk deyince bu şarkıyı çok seviyorum son zamanlarda.Dinlediniz mi daha önceden?



Yağmur enteresan yağıyordu şemsiye kar etmedi.Rüzgar,yağmur yine de keyfimizi bozmadı.İnsanın bir yaz günü düşünemeyeceği bir gün.Basık hava baş ağrısı yapmasa ve bazen iç karartmasa dert değil.Sıcak yaz günlerindense serin serin oturuyoruz.Hamile bir bünye olduğum için hava bana kıyak geçiyor sanırım:))Çünkü vücut sıcaklığım yükseldi tahmin edersiniz ki.Yıllardır ellerimin buz gibi olmasına alışan sevgili sürekli,avuç içlerinde alev topu var sanki diyor.

Yürüyüş sonrası eve gelince nesquickli süt çocukluk günlerime götürdü.Başlıkta yer almasının sebebi bu.Bir de çileklisini de severdim.Çilekli nesquick kutusunu atmamıştım da içine ıvır zıvırımı koyar hala enfes çilek kokusunu alırdım.Tabi şimdi içerken tercihim kakaolu olanı.Milkshake tadında olması da ayrı bir keyif verdi içerken.(Bol süt içme yöntemleri 1)

Yağmurun da keyfini çıkarmaya çalışın.Keyfinizi bozmayın,anın tadını çıkarmaya çalışmaktan başka söyleyin
hangi işimiz var?

****resim

İz Bırakan Kitap Cümleleri


Okuduğumuz kitaplarda beğendiği cümlelerin altını kalemle çizenlerden misiniz?Yoksa benim gibi defterlerine not alanlardan mısınız?
Mutlaka etkisi altında kaldığınız kitap cümleleri vardı.Bloğumu takip edenler arasında bir blog yazarının açmış olduğu bir site var.
Bakıp göz gezdirmenizi ve beğendiğiniz cümleleri eklemenizi tavsiye ederim.Hatta siz de bloğunuzda yer verebilirsiniz.Aranızda çok kitap kurdu var biliyorum.

İz Bırakan Kitap Cümleleri sitesine tık tık

6 Temmuz 2010 Salı

iyi şeyler olacak mutlaka...


Çok susuyorum son günlerde,cümlelerimi içimde biriktiriyorum sanki.Sonra diyorum anlat,söyle içinden geçenleri kendi kendine konuşma.
O yüzden dün telefona sarıldım hep.Aramaya çalıştım sevdiklerimi.Ahh Sibelim söyleyecek sözlerim azalmış gibi geliyor böyle anlarda.Zaman işte ilacını veriyor mu alıştırıyor mu insana.Dediğin gibi bir varmış,bir yokmuş.
Sonra güzel haberler bekleyen dostlar,çok uzun zaman oldu biliyorum.Uzun zamandır sıkıntı çekiyorsunuz.Mutlaka bir karşılığı olacak beklemenin.
Sonra canım,kanım,dünyadaki tek kardeşim anlıyorum seni.Anlaşılmak zor gibi gelse de sana.
Hep bekliyoruz,beklemekle geçiyor ömrümüz aslında.


Ama rüyamda gördüm ben,
İyi şeyler olacak mutlaka...
Az kaldı..


3 Temmuz 2010 Cumartesi

Miş,muş,güzel bir hafta sonu olsunmuş

Her sabah minicik ayakları ile günaydın diyormuş küçük aşkım,canım oğlum.Annesi de zevkten dört köşe uykuyu bırakıyormuş.

Ultrasonda duruş konusunda inatçıymış.Doktor Allahtan sakin biriymiş de anne sakin kalmış.

Mağazaları gezerken kendini bir yere bırakıp hem bebişin için bir şeylere bakmaktan zevk alıyormuşsun.(Kendime alsam bu kadar sevinmezmişim asla,sevinmemişim hiç!!!)

Yeni tatlar denemekten kaçmamak gerekmiş.Çilekli ice tea deyince iyi olmaz ki dememeliymişim.(Num-Num da çilekli ve elmalı ice tealeri mutlaka deneyin.)

3.film Tutulmanın görsel olarak daha güzel olması gözleri bayram ettirmiiş.Zaten görüntü yönetmeni de demiş,tüm renkleri kullanmak istedim.

Tüm renklerin olduğu bir hafta sonu diliyoruz bebeğim ve ben...

İşte insan isteyince tüm renkler de oluyormuş.Zaten hayat tüm renkleriyle varmış.Hayatın içinde olmak tüm renkleri çok sevmekmiş.Bıkmadan...

***resim

29 Haziran 2010 Salı

Her şeyden birazcık

Rüyalarda başlamış annelik-kaybetme korkusu.Bu aylarda olur diyorlardı.2 gün sözde kendimden geçmiş yatmışım.Uyanıyorum deniz kenarında oğlum oğlum diye ağlıyorum.Her gün karnımı izlemekle kafayı bozduğum için rüyamda da karnıma bakıyorum hareket yok.Sonra karnımda alien var gibi hareket etmez mi sözde oğluşum.Karnım bir orada bir burada.Ama ben sevinçliyim o iyi diye.Bir de bana ait olmayan turuncu spor ayakkabılarını giymeme ne demeli rüyamda.Onu da geçtim kendimi enteresan şortlu bir gelinlikle evlenir görmem ve bir türlü istediğim saç modelini yapamamam?Sürekli uyandığım için rüyalarımı hatırlamam kolay oluyor.

Bulantı zamanlarım da( kimine göre aşerme zamanları olarak adlandırılıyor) sinemaya gitmeyin bırakın film izlemek bile zulüm gibiydi.Kitap okumaktan söz edemiyorum bile.Bilgisayara bile bakamaz olmuştum.Şimdi eski dostlara dönüş içindeyim.Marc Levynin Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey adlı kitabını severek bir çırpıda okudum yeniden kitap okumaya başlayınca.Alice Harikalar Diyarındayı sinemada izleyemeyince bulup izledik.Çay saati vakti masadaki olanlara gülmekten kırıldım.Tavşanın her dediğine güldüm durdum.En son ise Remember Me isimli filmi izledim.Çok bunalım ilerledi.Ama sonu gerçekten tahmin etmediğim gibi bitti.Filmin başından beri neden 2001,neden 2001 yılındalar diye düşünüp durdum.

Kahve-kek keyfinin yerini süt-kek almalıymış.Hamileler dikkat etmiyor yediklerine diye eleştirirdim eskiden.Eskiden çok da süt içerdim.Demek o bulantılar,ruh halim,sevdiğin ve en önemlisi içmek zorunda olduğun sütten bile soğutuyormuş.Şimdi süt eski dostum olarak hayatıma dönmeli.Ki geç bile kaldık.Doktor bile artık size süt içmek zor mu geliyor diye uyardı.

İç karartıcı hava,kapalı güneşsiz yaz olduğuna inanamıyor değil mi insan?Elbiselerimizi bile giyemedik.Hele Damlocanın hediyesi mavi elbiseyi daha giyemedim.Denedim salındım evde kocaman karnımla tabi.Şaşkınlık içinde açtım paketi.Ahh dedim yaramaz kız.Elbiseli fotomu koysam mı diye düşünmedim değil.Çok teşekkür ederim Damlacım tekrar.

26 Haziran 2010 Cumartesi

Şair ceketli çocuk için..


Işte Gidiyorum Kazım Koyuncu - Click here for another funny movie.

Bana biraz renk ver


Aç kapıyı ne olur dısarda kaldım
Çok üsüdüm sıcagına bel bagladım
Tahlisizlikler üst üste geldi
Kendimi güc bela yanına attım
Sana inandım koştum geldim
Dünde ne vardı unuttum geldim
Dünya yansın koyverdim
Bana biraz renk ver
En basından biliyordum adalet vardı
Hic kimse duymasa bi duyan vardı
En kötü kararlardan beterdi kararsızlık
Niyetlenince Tanrı yolumu actı
Sana inandım koştum geldim
Dünde ne vardı unuttum geldim
Dünya yansın koyverdim
Bana biraz renk ver


Günlerdir misafirler ağırlamaktayız.Geçen hafta sevgilinin annesi vardı.Sevgili mutluydu,anne yemekleri,anne sevgisi.Hamileyken birilerinin destek olması çok güzel bir şey.Annem aylardır mesaideydi.Dinlenme sırası ona geldi.Sevgili zaten sağolsun hiç yormuyor beni.Kızıyor hatta her şeyi yapmaya çalıştığım için.Sevgilinin annesi gitti bu sefer benim çok sevdiğim bir ablam geldi.Annem ağırlıyor ama ben de sürekli gidip geliyorum oraya.Çocukken yanında hiç ayrılmazdım.Onunla vakit geçirmeye bayılırdım.Eski günleri anıyoruz,gülüyoruz,saatlerce sohbet ediyoruz.Oğluma çok güzel minicik hırkalar ördü.Annem dün dedi ki,bak ne kadar çok seviyordun ablanı,çocuğuna bile yetişiyor dedi.Ablam yok diye üzülme bak uzakta olsanız da birbirinizi bırakmayın dedi.Zaten sık sık görüşemesek de görüşmeye çalışırız hep.Bir de bana en sevdiğim tatları da beraberinde getirmiş.İzmir teneke tulumu en sevdiğim peynirdir.Yerken mest olurum.Ne kadar burada marketlerden alsak da o tadı bulamam.Yeşil zeytinler de aynı şekilde süperler.

Misafir modu,nostalji modu derken dün de kontrolümüz vardı.Oğlumuzu görmek süper bir şey.Hele bazen monitörü izlemeyi bırakıyorum,sevgiliyi izliyorum.Gözlerini ışıldarken görmek ayrı bir duygu yaşamamı sağlıyor.Sevgili dün artık son noktayı koydu.Bu bebek aynı sen dudaklar,ağız,çene,gözler.Bilemiyorum ama benziyor sanırım.İnşallah 3,5 ay sonra göreceğiz net şekilde.Duruşundan dolayı kalbini inceleyemedi doktor tam olarak.Haftaya tekrar gideceğiz.Baş aşağı duruyordu yaramaz bıdığım.Bir türlü değişmedi.Şimdi kalbinin de sağlıklı olduğunu öğrenince daha da mutlu olacağız.

Doktordan sonra ona ilk masal kitabını aldım.Masal okuyacağım ona şimdiden.

Seneler önce bütün renkleriyle boyamıştı sevgisizliğimi babası şimdi sıra oğlumda içimde en güzel renkleriyle...

14 Haziran 2010 Pazartesi

Son günlerde


Hamilelik anneliğe alıştırırmış insanı.Bazı anlarda yavaşlaman gerektiğini öğreniyorsun.Kendinden önce minik bir bedeni umursaman gerektiğini.Hamilelikte yaşadığın uykusuzluklar uykusuz gecelere hazırlık olsun diye sanki.

Kimisi kolay hamilelik zamanları geçirir,benim pek öyle olmadı.En ağırlaştığım günlerde yoktum,yazmadım.Hiç bitmeyecek sandım.Hala hassasiyetlerim devam ediyor.Ama en azından eskisi gibi değil.Koku manyağı oldum resmen.Kokulara karşı hassasiyetim bulantı ve kusmalarımı inanılmaz tetikledi.Her şeyin kokusunu almak gerçekten felaket bir şey.Zaten burnu iyi koku alanlardandım.Bir kaç ay önce herkesi koku yüzünden çıldırttım.Sevgili parfümünü süremez oldu.Annem deli gibi çarşaf değiştirmek zorunda kaldı.Yemekler balkonda pişti.Hala da dayanamıyorum.Mutfağa aylarca giremedim desem.Buzdolabını açınca kusuyordum desem.Yaşadıklarımı bir nebze anlatmış olurum.Neyse ki epey azaldı.Şükürler olsun.

Hamilelikten ötürü kaçırdığımız,atladığımız çok şey oldu.Lostkolik olarak Lostun son 12 bölümünü ancak geçen hafta izledik.Son sezon geldiğinde artık bir çocuğumuz olur izleyemeyiz diyorduk 2-3 sezon önce.Bizim doğmadan izlettirmedi zamanında.Anne olup da bu cümlemi okuyanlar sen daha dur diyecekler eminim.Bir de doğsun dizi neymiş diyecekler.

Sinemakolik olduğumu da yakından takip edenler bilir.Bir çok filme gidemedik.Şimdi onları izlemeye çalışıyoruz.

Bir deniz,tatil planları dönüyor etrafımda.Herkese diyorum bensiz plan yapın.Belki gelirim belki gelemem.Saatim saatime uymuyor.Cumartesi gecesi sırt ağrımdan nefes alamadım.Bütün gece uyuyamadım.Biraz fazla yürüyüp hareket ettim sanıyorum.

Ama bütün bunların içinde en güzeli bebeğimin pıtırık pıtırık hareketlerini hissetmek.Sabah saatleri belli.Artık öğlenleri de faaliyete geçti.Pıtırık pıtırık döndükçe içimde tarifsiz duygular yaşıyorum.


Bu resimde yılbaşında  wish listemde kolaj resimler hazırlamıştım.Otomatik program bu resmi ilk başa atmış.Demek ki bebek yolda,ilk bebek dileğim gerçek olacak demiştim.Gerçekten de ilk gerçekleşen dileğim bebek oldu.İnşallah diğerleri de gerçek olur.

***resim

11 Haziran 2010 Cuma

uykular



Uykular kabusların kuytusunda...

Sevgili kabusların koynunda,elini tutamadım,tutamadıkça ağladım...

Gecenin bir yarısı uyandım,sevgilinin eli elimde,tutamadı sonra bıraktım,bir titreme,bir korku aldı bedenini sanki düşer gibi,sarılamadım,tutamadım,ağladım..

Sonra bizim olan en küçük parçamıza sarılmak istedik,o uykusunda,anne kuytusunda,unutsun istedim kabusları,sevgilinin unuttuğu gibi sabah olunca..

8 Haziran 2010 Salı

keşke


Keşke bildiklerimizin,düşündüklerimizin gerisinde neler olduğunu bilebilsek.Ama yok bilemiyoruz.Bildiklerimiz düşündüklerimizle mi sınırlı hislerimizle mi?

Keşke sadece sevgilerimiz yeterli olsa yetmediği anlar da tıkanmasak.

Keşke arınabilsek tüm kaygılarımızdan.

Keşke zamanın az kaldığını daha iyi bilsek.Dünya zamanı az,gerek yok diyebilsek.

Keşke sevdiğim bir kelime değildi.Keşkeleri kurmasaydım cümlelerimin başına.


Ve dindirse keşke bu müzik biraz içimdekileri

Duygusallık had safhada oluyor derlerdi,doğru diyorlarmış.

25 Mayıs 2010 Salı

Sen iyisin ya...

Yaz çok sıcak geçecekmiş,varsın geçsin.Tam da en ağırlaştığım zamanlara denk gelecekmiş,gelsin.Onun da çaresini buluruz oğlumla,bunalırız,sıkılırız ama atlatırız.

Şimdi çık dolaş deseler tüm İstanbul'u gezecek enerjim var.Gördüm ya ulstrasonda iyisin sen,en mutlu benim.

Arayan soran herkese çok teşekkür ediyoruz.Demir diyor ki merak etmeyin annem sizi fazla özletmeyecek.Bütün arayan soran herkese özel öpücükleri var Demir'in.Demir de sabırsız.Başta annesi ve babasını sonra diğer akrabalarını görmeye daha var diye.Tabi sizleri de çok merak ediyor.

Hayatın farklı olacağını biliyordum.Kucağıma almak için daha zaman var.Anneyim demek için de zaman var biliyorum.Ama hayata bakışım değişti.2009'un sonlarında başlayan değişim rüzgarım Demir'in haberi ile daha da perçinlendi.Bir ağaca,bir çiçeğe ya da denize bakışım bile farklılaştı.Gökyüzü daha mavi,kuş seslerini daha net duyuyorum.Dışarıda oynayan çocukların sesi tatlı tatlı geliyor kulağıma.Güller ne kadar güzel açmış diyorum,durup yolda seğrediyorum.Dinginlik gerekmiş ruhuma.Olumsuz düşünceler gelse de aklıma bazen,hemen def ediyorum.

Zor günler geçirdik,atlattık,geçmiştir umarım diyorum.Ama en büyük zenginliği olan insanlar evlatlatları sağlıklı olan anne,babalarmış diyorum.

Herkes iyidir umarım.Yaz planları başlamıştır.Biz plan yapmıyoruz,yolculuklardan çekiniyoruz ama ilk defa yazın planı yok diye telaşlı değil Demir'in annesi.Heyecanla yolunu gözlediği küçük adamın hayali peşinde.

Peki siz hangi hayallerdesiniz?

10 Mayıs 2010 Pazartesi

iki kişilik nefes almak

Uyandığında kendinden başka bir insanın varlığını önemsemenin ve düşünmenin,iki kişilik nefes almanın ne demek olduğunu anladım.

Başka şartlarda bu kadar sıkıntı çeksen,hastaneye gidip ne yapacaksanız yapın artık diyeceğin kadar kötü olduğun halde aman yeter ki o iyi olsun ben katlanırım demek ne demekmiş anladım.

Hayallerinden öpüp koklayıp,büyük bir hasret çekmenin ne demek olduğunu anladım.

En güzeli onun olsun demenin ne demek olduğunu anladım.

Adım atarken ,yürürken,otururken,kalkarken dikkat etmenin artık kendinden çok onun için önemli olduğunu anladım.

Bu duyguları yaşadığım için ne kadar şanslı olduğumu anladım.

Anneliğin ne kadar zor olduğunu ,annelerin evlatlarını neden çok sevdiğini az da olsa şimdiden anladım.


CANIM OĞLUM bana şimdiden neler anlattın...

30 Mart 2010 Salı

Dünyayı güzellik kurtaracak bir insanı sevmekle başlayacak herşey..



bir kıyıdan baktım dünyaya
ellerimde tuz, avucumda sedef
bir mavilik, bir açıklık
özgürlük hasreti
yüreğime vuruyor
nerede, nerede insanlar?
dünyayı güzellik kurtaracak
bir insanı sevmekle başlayacak herşey
o üzüntü birden gelir
yağmurlu havalarda
yeniden kurarım dünyayı ben
kederlerle
kimseler aşık değil mi bu şehirde
dünyayı güzellik kurtaracak
bir insanı sevmekle başlayacak herşey
hava, martılar, ışıklı şehir
sarhoş ediyor beni yosun kokusu
hilesiz kucaklamak istiyorum
dünyayı, şehri ve seni
dünyayı güzellik kurtaracak
bir insanı sevmekle başlayacak herşey

**söz: zülfü livaneli (sait faik öyküleri üzerine) 


İçimdeki sevgi nehrinde keşke herkes yıkanabilse şu son günlerde,
Ama her gece kafamı yastığıma koyduğumda,
Hepinizi aklıma getirip,dualarımla buluşturuyorum,


Akan taşan sevgi nehrimde büyük bir hasretteyim,
Ama beklerim..


Beklerim bir gün öpüp,okşayıp,koklamak için,
Şu an sadece hayallerimle de olsa,
Sevgim,içimdeki huzurum herkesi sarsın,
Ama en çok seni..


şarkıyı dinlemeyi arzu ederseniz buradan lütfen


***resim

25 Mart 2010 Perşembe

Hiç bu kadar ayrı kalmamıştık değil mi?

Kelebeğe bahar geldi dedim,kelebek uçtu gitti herhalde baharla birlikte dediniz değil mi?

Buralardayım,iyiyim,arayan soran herkese çok teşekkür ederim,hepinizi çok seviyorum.

Yazayım,çizeyim istiyorum.Ama bu aralar çok zor.Ayrıntılar daha sonraya..

Hepiniz  iyisinizdir umarım,ayrı kaldığımız zamanlarda özledim.Bir süre daha özlem olacak.Bir eksiklik yaratıyor tabi olmamanız.Lise,üniversite yıllarında kız kıza saatlerce konuşur,dertleşirdik,hep terapi gibi oluyor bu bizim için derdim.

Şimdi birinizi okuyunca,yorum yazınca ya da yorum alınca bir dostla,arkadaş ile koyu bir sohbet yapmışsınız gibi olmuyor mu size de?

İşte paylaşmak her zaman güzel,güzel haberleri,güzel günleri paylaşmamız dileklerimle..

Bir süre sonra yeniden görüşürüz.

10 Mart 2010 Çarşamba

Kelebeğe bahar geldi



Mart geldi diye sevindik ama gri bulutlar,sarı tonlar,şiddetli rüzgar,yağmurlar eksik olmadı mart geldi baharı peşinde bıraktı.

Ama Kelebeğin Günlüğüne bahar geldi.Bızdık Tibetimin annesinin ellerine sağlık!Yeni headerım onun ellerinden çıktı.

Tibetciğim uzun zamandır telefon görüşmelerimizde konuşmak istemiyordu.Hatta güle güle Yıldız demişliği bile var kendisinin.Ama geçen cumartesi aradı,nasılsın dedi.Pıtır pıtır konuştu benimle.Nasıl hoşuma gitti,nasıl sevindim sesini duyunca.Tabi güzel annesinin sesini de duyunca da çok çok sevindim.

Ne diyeyim,canım benim sen bana baharları getirdin,en kısa zamanda dallarında çiçek açsın senin de.Sen en güzel çiçeklere layıksın.Belki mevsimin bahara uzakta ama bekle en güzel baharlar senin olacak!

9 Mart 2010 Salı

İki kitap önerisi

Soluksuz kitap mı okumak istiyorsunuz?Gerçek bir hayat hikayesini okurken tarihe tanık olmak ister misiniz?O zaman ilk önce Kurt Seyt Shurayı sonrasında Kurt Seyt Murkayı okumanızı öneririm.
Kurt Seyt Shurayı okuyalı 2 sene oldu.Ağlayarak,içim yana yana okudum.Shuranın hikayesi rahmetli babaannem ile çok benzer bir hikayeye sahipti.
Rusyada çarlık rejimi yıkıldığında insanların başına neler geldiğini,kim bilir bu insanların bazıları,uzak akrabam bile olabilir diyerek,dikkatlice okurdum.Hayatın adil olmasını savunanlardanım.Fakat adil düzenin gelmesi adına adilsizce davranılmasına asla yüreğim razı gelmez.Zengin halk hayatını yaşarken fakirleri görmemesi de ayrı bir tartışma konusu.Ama zengin oldukları için öldürülmek,öldürülene kadar akla gelmeyecek her türlü eziyeti çekmenin neresi eşitlik,adillik?Kapitalizmi yıkıp tüm dünyadaki insanlara zenginlik getirmek isterken 15 milyondan fazla insanın ölmesine sebep olmuştur bu rejim.Zaten sonuçlarından sonra tartışmaya da gerek yok.Geride her türlü eğitime sahip olmalarına karşı,değerlerinin karşılığını alamamış,kayıp bir topluluk kalmıştır.Bu benim içimi gerçekten çok yakar.


Shuranın hikayesinde ülkesinden kaçan beyaz bir Rusun Kırım Türkü olan Kurt Seyt ile aşkı konu edinilmiş.Kitap masal gibi başlıyor,acı ile,hüzün ile devam ediyor.Shura güzeller güzeli bir kız,Kurt Seyt ise çarın ordusunda görev alan bir asker.
Okurken çok pişman oldum,babaannemin hikayesini yazamadık diye.Ama sadece hikayeyi yazmak da yetmiyor.Gidip incelemek,gerekli detayları da toplamak gerek.Yazar da detaylı bir araştırma yapmış
.Kitap okurken hiç ağladığımı bilmezdim.Shurayı okurken ise,içim yana yana ağladım.
Murkayı ise peşi sıra okumadım.Araya başka kitaplar girdi,okuma zamanı bu zamanmış.Aslında yeniden hatırlamam gerekmiş,rahmetli babaannemi.Kurt Seytin Murka ile evliliğini anlatıyor bu kitap,evliyken yaşadıkları şeyler ve Kırım Türklerinin başlarına gelenler de tarihsel olarak anlatılmış.Bu sefer de Kırım Türkleri için ağladım.Kitabı günlerdir bitiremedim.Bir-iki sayfa okuyup gözlerim doluyor,tıkanıyordum.Bugün haydi bitme vakti dedim.
Ülkesinden sürülmek,kaçmak bir daha görememek nasıl bir duyguymuş,çok etkili anlatılmış.Babaannemin bir daha göremeyeceğini düşünüp üzülürdüm.Ama bir ara kitabı okurken gözlerimden bir anda yaşlar akmaya başladı.Ülke özlemi zordur,çok zordur.Hele bir de dönüşü yoksa.Korktu babaannem dönmek istese bile.Yaşarken anlayamadım babaannem ülke hasretini,sen öldükten sonra mı anlamam gerekmiş,hem de bir kitapla?Oradan kaçarken başından geçenleri anlattığında ilgi ile dinlerdik.Ama acılı kısımlarını hep kendine bıraktın değil mi?Ya döndükten sonra başına gelenler,yabancısın diye dışlanman?Savaş sonrası yaşanan kıtlıklar.
Kitaplarda da fazlasıyla bunlardan söz ediyor.Belki hikaye bana çok yakın diye etkilendin diyebilirsiniz,ama hiç alakası olmayan arkadaşlarım da okurken çok etkilendi.

Kitabın yazarı Nermin Bezmen.Yazara ön yargılı davranmadan mutlaka okuyun derim.Tabi kitap ile yazdıklarım ilginizi çektiyse.