Geçen gece sıkıldım işte söylediği cümlelere,belki her zaman eleştiriyor böyle ama battı işte.Hem de çok.
Herkes uyudu ama ben uyuyamadım.Zaten oldum olası hemen uyuyamam.Son 2 senedir uykusuzluktan ancak uykuya dalışlarım hızlandı.
Ben uyuyamayınca düşündüm,içimde de söyleyemediklerim var.Oturdum,iki cümle yazdım.Banyodaki dolabının içine bıraktım.Nasılsa sabah görecekti.Bu zamana kadar hep aklıma geliyordu böyle yapmak.Ama işe gidecek sabah sabah canını sıkmayayım diyordum hep.Evet ne kadar üzülsem de öyle düşünüyordum.Öyle 2 cümle yazdım ki hiç kırmadan ve kendimi anlatan.
Farkında değil bile sordu,konuştuk.Anladı bence ve ben de rahatladım.
İçimde tutmanın bir manası yokmuş işte dedim kendi kendime.
Zaten çocukla birlikte biz sevgili olmaktan çıktık.Sanki sadece anne ve babaymışız gibi olduk uzun bir süre.Daha yeni yeni biz olmaya başladık diyebilirim.Bunun üzerine anlaşmazlıklar yaşamanın da manası yok.
Açık olmak gerek,en çok da kendi duygularımı anlatarak açık olmayı tercih ediyorum.Böyle durumlarda karşımdakini suçlamaktan kaçınırım.Çünkü doğal olarak kendini savunmaya geçeceği için o an benim duygularımla fazla ilgilenmeyecek.
İçimde bırakmadım işte bu sefer cümlelerimi.Ohh rahatladım..
28 Ağustos 2012 Salı
22 Ağustos 2012 Çarşamba
Bayramı da geçirdik
Bayram için yaptığımız planlar suya düştü.
Bir daha plan yapmayacağım deyip neden hala plan yapıyorum ki?Evet epey de heveslenmiştik.Neyse olmadı.
Bayram ziyaretleri falan derken geçip gitti.Hoş geçen senelere göre fazla da Bayram ziyareti yapmadık.Çunku bir çok kişi yoktu,bir yerlere gitmişti.
Bayram da bitti benim içim hüzunlendi,Ramazan'ın
bitmiş olduğunu daha fazla anlamış oldum.
Şimdi aynı hüznü yaz için hissediyorum.Bugün hava yine ısınsa da bir kaç gündür sonbahar kokusu alıyorum.Havaların serinlemesi falan derken hepten sonbahar moduna girdim.
Ne kadar sıcak da geçse bu yaz,özleyeceğiz.Geçip giden bir çok şey gibi.
Bir daha plan yapmayacağım deyip neden hala plan yapıyorum ki?Evet epey de heveslenmiştik.Neyse olmadı.
Bayram ziyaretleri falan derken geçip gitti.Hoş geçen senelere göre fazla da Bayram ziyareti yapmadık.Çunku bir çok kişi yoktu,bir yerlere gitmişti.
Bayram da bitti benim içim hüzunlendi,Ramazan'ın
bitmiş olduğunu daha fazla anlamış oldum.
Şimdi aynı hüznü yaz için hissediyorum.Bugün hava yine ısınsa da bir kaç gündür sonbahar kokusu alıyorum.Havaların serinlemesi falan derken hepten sonbahar moduna girdim.
Ne kadar sıcak da geçse bu yaz,özleyeceğiz.Geçip giden bir çok şey gibi.
12 Ağustos 2012 Pazar
Demir bugün 22 aylık oldu
Heyooo 2 yaşa az kaldı!Büyüyorum ben!
İsteklerimi daha güzel dile getiriyorum.O an canım süt mü istedi,süt,sütt diye gidip annemden istiyorum.Su mu istedim,su,suu diyerek belirtiyorum.
Uykum gelince yata,yata gidiyo diyorum ama maalesef yatağa gitsem de tek başıma uyuyamıyorum.Aslında yatağa gidip,oyun oynamak hoşuma gidiyor,uykum gelse de.
Anne seviyoum
Baba seviyoum
Dada seviyoum
Yeye seviyoum
Batı seviyoum
Dede seviyoum
Anneanne seviyoum
Şeklinde sevdiklerimi söylemeyi çok seviyorum.
İsmimi soranlara Demiiiy diye cevap vermeye de başladım.
Atlara olan ilgim ve sevgim devam ediyor.Parkta en çok tahteravalli ile oynamayı seviyorum.
Bana bir şey sorulduğunda,olur,tamam,hayır,evet gibi cevaplar verebiliyorum.
Kedilere kedi diyebiliyorum da köpekler hala havhav benim için.
Süt içmeyi bu son ay daha da sevmeye başladım.Tavuk suyuna çorba(halamın tarifi ile yapılan)pilav,makarna,köfte en çok sevdiğim yemekler.
Gece uykularım hala parçalı.Gündüzleri geç uyuduysam geceleri de çok geç yatıyorum ve annem sanırım çok üzülüyor bu duruma.
Kendi kendime şarkılar söylüyorum ve dans etmeyi hala çok seviyorum.
Demir
Demir büyüyor.Bu son ay onda gözlemlediğim değişiklerle birlikte artık kişiliğinin meydana çıktığını fark ediyorum.Mesela çok sosyal bir çocuk.Oynayan çocuk grubunu görsün gittiğimiz bir evde hemen kendini dahil edebiliyor.Oyuncak paylaşma kısmında paylaşmak istemiyor bize gelen misafir çocuklarla.Ben de zorlamıyorum.Orta yol bulmak zor olabiliyor çoğu zaman ama açıklayıcı oluyorum ama illa da vereceksin değil tavrım.Yemek yerken zorlamak istemiyorum.Çünkü doyunca ııı-hayır diyebiliyor.Bir şey yapacağımız zaman soruyorum tamam derse birlikte yapıyoruz.Ne istediğini bir şekilde bilip,ifade edebiliyor.Bazı durumlarda kızıldığında fena alınganlık yapabiliyor.Dudaklar büzülüp,ağlama moduna geçiyor.Açıklamacı olmaya çalışıyorum bu tarz durumlarda.Eşim çok eleştiriyor her şeyi açıkladığım veya açıklamaya çalıştığım için.Fark etmiyor belki ama o da bir birey.
Bazen oturup konuşuyoruz karşılıklı.Bir şeyler söylüyor ve devamını getirmemi bekliyor,ilgi ile de dinliyor.O zaman her şeyi bırakıp karşıma alıyorum.Hatta o hemen kucağıma çıkıp oturup,bana doğru dönüyor.Birini sevdi mi çok seviyor ve sevgisini çok güzel ifade ediyor.Ama sevmediyse yaklaşmıyor bile.
Sinirlenip bağırdığı anlarda oluyor.O gibi anlar genelde sıkıldığı ya da uykusuz olduğu zamanlar.Bir şekilde durumu bertaraf etmeye çalışıyorum.Bazen zorlanıyorum da.
2 yaşa az kalmışken,2 yaş krizlerini fazla yaşamamayı ümit ediyorum.
2 yaştan sonra,3,4,5 gelecek.Arkasından ilkokul falan derken ergenlik.Bunun bir sonu yok.Geçen gün teyzem yanında 30 yaşındaki kuzenimle oturuyordu.Tam karşılarında Demir ile ben.Tabi Demir hareketli bir çocuk hiç durmuyor ben onu tutuyorum bir şeyler yapıyoruz sürekli.Teyzem durdu güldü ve dedi ki bak böyle 30 yaşına gelince biraz rahat ediyorsun dedi.Böyle kuzu kuzu oturuyor yanında.O da bitmiyor neleri düşünüyorum hala dedi.Haklı annelik böyle bir şey bitmeyen bir mesai,karşılığında da bir gülücük alıp,annem diye sarılması yetiyor.
Demir babasına babamm derken bana da annem demeye başladı.İnsan duyunca mest oluyor.Bebeğim,tatlım,aşkım dedikçe o da tekrarlıyor.Sanırım tatlı dilli bir çocuk olacak.
Ve ne olursa olsun,hep sağlıklı,huzurlu bir çocuk olsun.
Bir anne başka daha ne ister?
Yıldız
İsteklerimi daha güzel dile getiriyorum.O an canım süt mü istedi,süt,sütt diye gidip annemden istiyorum.Su mu istedim,su,suu diyerek belirtiyorum.
Uykum gelince yata,yata gidiyo diyorum ama maalesef yatağa gitsem de tek başıma uyuyamıyorum.Aslında yatağa gidip,oyun oynamak hoşuma gidiyor,uykum gelse de.
Anne seviyoum
Baba seviyoum
Dada seviyoum
Yeye seviyoum
Batı seviyoum
Dede seviyoum
Anneanne seviyoum
Şeklinde sevdiklerimi söylemeyi çok seviyorum.
İsmimi soranlara Demiiiy diye cevap vermeye de başladım.
Atlara olan ilgim ve sevgim devam ediyor.Parkta en çok tahteravalli ile oynamayı seviyorum.
Bana bir şey sorulduğunda,olur,tamam,hayır,evet gibi cevaplar verebiliyorum.
Kedilere kedi diyebiliyorum da köpekler hala havhav benim için.
Süt içmeyi bu son ay daha da sevmeye başladım.Tavuk suyuna çorba(halamın tarifi ile yapılan)pilav,makarna,köfte en çok sevdiğim yemekler.
Gece uykularım hala parçalı.Gündüzleri geç uyuduysam geceleri de çok geç yatıyorum ve annem sanırım çok üzülüyor bu duruma.
Kendi kendime şarkılar söylüyorum ve dans etmeyi hala çok seviyorum.
Demir
Demir büyüyor.Bu son ay onda gözlemlediğim değişiklerle birlikte artık kişiliğinin meydana çıktığını fark ediyorum.Mesela çok sosyal bir çocuk.Oynayan çocuk grubunu görsün gittiğimiz bir evde hemen kendini dahil edebiliyor.Oyuncak paylaşma kısmında paylaşmak istemiyor bize gelen misafir çocuklarla.Ben de zorlamıyorum.Orta yol bulmak zor olabiliyor çoğu zaman ama açıklayıcı oluyorum ama illa da vereceksin değil tavrım.Yemek yerken zorlamak istemiyorum.Çünkü doyunca ııı-hayır diyebiliyor.Bir şey yapacağımız zaman soruyorum tamam derse birlikte yapıyoruz.Ne istediğini bir şekilde bilip,ifade edebiliyor.Bazı durumlarda kızıldığında fena alınganlık yapabiliyor.Dudaklar büzülüp,ağlama moduna geçiyor.Açıklamacı olmaya çalışıyorum bu tarz durumlarda.Eşim çok eleştiriyor her şeyi açıkladığım veya açıklamaya çalıştığım için.Fark etmiyor belki ama o da bir birey.
Bazen oturup konuşuyoruz karşılıklı.Bir şeyler söylüyor ve devamını getirmemi bekliyor,ilgi ile de dinliyor.O zaman her şeyi bırakıp karşıma alıyorum.Hatta o hemen kucağıma çıkıp oturup,bana doğru dönüyor.Birini sevdi mi çok seviyor ve sevgisini çok güzel ifade ediyor.Ama sevmediyse yaklaşmıyor bile.
Sinirlenip bağırdığı anlarda oluyor.O gibi anlar genelde sıkıldığı ya da uykusuz olduğu zamanlar.Bir şekilde durumu bertaraf etmeye çalışıyorum.Bazen zorlanıyorum da.
2 yaşa az kalmışken,2 yaş krizlerini fazla yaşamamayı ümit ediyorum.
2 yaştan sonra,3,4,5 gelecek.Arkasından ilkokul falan derken ergenlik.Bunun bir sonu yok.Geçen gün teyzem yanında 30 yaşındaki kuzenimle oturuyordu.Tam karşılarında Demir ile ben.Tabi Demir hareketli bir çocuk hiç durmuyor ben onu tutuyorum bir şeyler yapıyoruz sürekli.Teyzem durdu güldü ve dedi ki bak böyle 30 yaşına gelince biraz rahat ediyorsun dedi.Böyle kuzu kuzu oturuyor yanında.O da bitmiyor neleri düşünüyorum hala dedi.Haklı annelik böyle bir şey bitmeyen bir mesai,karşılığında da bir gülücük alıp,annem diye sarılması yetiyor.
Demir babasına babamm derken bana da annem demeye başladı.İnsan duyunca mest oluyor.Bebeğim,tatlım,aşkım dedikçe o da tekrarlıyor.Sanırım tatlı dilli bir çocuk olacak.
Ve ne olursa olsun,hep sağlıklı,huzurlu bir çocuk olsun.
Bir anne başka daha ne ister?
Yıldız
10 Ağustos 2012 Cuma
Aslında bu sıralar ben
Ramazan biraz inzivaya çekti beni.Günler dualarla,dileklerle ve biraz da hayallerle geçiyor.
Biraz da geçmişe özlem.
Geceleri dalarken uykuya salıveriyorum tüm kızgınlıkları bir daha görülmeyecek rüyalara.
Daha fazla kitap okuyorum.
Ve düşünüyorum bol bol,daha iyi bir ben nasıl olurum diye,nasıl kurtulurum
defolarımdam diyorum her gün.
Bir arınma vaktiymiş belki de benim için ve ne zaman biterse elle tutulur isteklerim,o zaman işte biraz evet yaklaşıyorum diyeceğim.
Biraz da geçmişe özlem.
Geceleri dalarken uykuya salıveriyorum tüm kızgınlıkları bir daha görülmeyecek rüyalara.
Daha fazla kitap okuyorum.
Ve düşünüyorum bol bol,daha iyi bir ben nasıl olurum diye,nasıl kurtulurum
defolarımdam diyorum her gün.
Bir arınma vaktiymiş belki de benim için ve ne zaman biterse elle tutulur isteklerim,o zaman işte biraz evet yaklaşıyorum diyeceğim.
3 Ağustos 2012 Cuma
Oy Trabzon Trabzon
Trabzona gidip geleli 1 ay olacak neredeyse ve ben buraya yazmadım.Günlük olmaktan çoktan çıktı bloğum aylık bile değil neredeyse.
Trabzona 7 temmuzda gidip 15 temmuzda döndük.
Mis gibi batan güneşi izledim.
Elebette okula ziyarete gittik.Yıllar sonra,bir çok anı hem varmış gibi hem yokmuş gibi gözümüzde canlandı.
Çünkü yanımda oğlum vardı.Ve sanki o koridorlarda yıllar önce dolaşan ben değilmişim gibi geldi.Sadece anne Yıldızmışım gibi.Garipti,tarifi de çok zor.
Dalından meyve koparıp yemenin zevkine vardık.
Doğa,sevdiklerimiz bize kucak açtı orada.Günler nasıl geçti anlamadık.
Demir ortama hemen uyum sağladı.Enezde denize sokamazken -kendi toprakları olduğundan sanırım-Trabzonda denize girdi.
Doğayı biraz içimize hapsettik döndük işte.
Ehh bu kadar sürede tükettik bile...
24 Temmuz 2012 Salı
Bir aymazlık içindeyim.Bilerek mi bu duruma geldim,yoksa bilmeden mi bunun da farkında değilim.Şimdi kendimi iyice rahatlattım da ondan mı yoksa içimdeki sesleri kapadım da ondan mı bilmiyorum.Belki de bir süre evimde olmamanın verdiği duygu bu.Uyum süreci mi bunun adı,bilemedim.
Bir yalana inanmış da bekliyor gibiyim.Garip.Ben kim böyle inanmak kim.Ama inanıyor gibi olacakları beklemekteyim.Ama sahiden de olacak diyor hep bir ses.
Beklemede kalan bir ruh.
Kendine de kızıyor aslında.Çok rahatsın diyorum kendime.Hiç benden beklenmeyecek hareketler bunlar.Ben de kendime şaşıyorum ama böyle kendimi daha güçlü,daha iyi hissediyorum bu kesin.
Ben de değişiyorum anlaşılan ya da yeniliyorum kendimi.
Unuttuysam aslında unuttuğumdan değil.Kalbimde hep bir yerlerde en sevdiklerim,belki zamana ihtiyacım var,yenilerim kendimi ve dönerim.
Bir yalana inanmış da bekliyor gibiyim.Garip.Ben kim böyle inanmak kim.Ama inanıyor gibi olacakları beklemekteyim.Ama sahiden de olacak diyor hep bir ses.
Beklemede kalan bir ruh.
Kendine de kızıyor aslında.Çok rahatsın diyorum kendime.Hiç benden beklenmeyecek hareketler bunlar.Ben de kendime şaşıyorum ama böyle kendimi daha güçlü,daha iyi hissediyorum bu kesin.
Ben de değişiyorum anlaşılan ya da yeniliyorum kendimi.
Unuttuysam aslında unuttuğumdan değil.Kalbimde hep bir yerlerde en sevdiklerim,belki zamana ihtiyacım var,yenilerim kendimi ve dönerim.
12 Temmuz 2012 Perşembe
Demir 21 aylık oldu
Demiyyyy artık 21 aylık!
21.ayımda Trabzondaydım.İlk uzun yolculuğum Trabzon'a olmuş oldu.Giderken uyudum.Dönerken yolculuğumun yarısında öndeki bebek ve ağbi ile oynadım,diğer yarısında uyudum.
Ağzımdan çıkan kelime sayısı gittikçe artmaya başladı.İstanbuldayken anneanne diyemezken,Trabzonda anneanne demeye başladım.Buraya dönünce anneannem çok sevindi.
Şarkı söylemeyi çok seviyorum.Laaa laaaa diyerek başlıyorum.Bazen de Pepenin babam şarkısını söylüyorum.Beğendiğim bir müzik olunca oynamayı çok seviyorum.
21.ayımda Trabzondaydım.İlk uzun yolculuğum Trabzon'a olmuş oldu.Giderken uyudum.Dönerken yolculuğumun yarısında öndeki bebek ve ağbi ile oynadım,diğer yarısında uyudum.
Ağzımdan çıkan kelime sayısı gittikçe artmaya başladı.İstanbuldayken anneanne diyemezken,Trabzonda anneanne demeye başladım.Buraya dönünce anneannem çok sevindi.
Şarkı söylemeyi çok seviyorum.Laaa laaaa diyerek başlıyorum.Bazen de Pepenin babam şarkısını söylüyorum.Beğendiğim bir müzik olunca oynamayı çok seviyorum.
Babama babam diye sesleniyorum.
Arabalara,bisikletlere olan ilgim artmaya başladı.
Dışarıda gezmeyi,yeni yerler görmeyi,parkta oynamayı çok seviyorum.
Dedemle oyun oynamayı çok seviyorum.
Köfte,balık,makarna,pirinç pilavı,bulgur pilavı en çok sevdiğim yemekler arasında.Ayran ve süt içmeyi de çok seviyorum.
Şakacı bir çocuğum annemin dediği gibi.İnsanları güldürmeyi çok seviyorum.
Güzel kokulara hassasiyetim var.Parfüm kokularını,sabun kokularını çok seviyorum.Atlardan sonra sabunlarla oynamaya bayılıyorum.
Uykuyla aramızdaki bilmeceyi hala kimse çözemedi.Hala parçalı uykulardayım.
Azı dişlerim Trabzondayken çıktı.Diş çıkarma konusunda biraz gerideyim.
Demir
Bilgisayarımdan,telefonumdan eski fotoğraflarına bakınca geçen zamana şaşıp kalıyorum.Nasıl büyüyor,zaman nasıl geçiyor farkında değilim.
Gittikçe zorlaşıyor,tam konuşamadığı için bazı şeyleri ifade ederken zorlanabiliyor.Aslında o ifade ediyor da ben bazen anlayamıyorum.Sebepsiz ağlamalar olabiliyor bazen.
Söylediği kelimelerle de güldürüp şaşırtabiliyor.
Demirin sözlüğünden ilk aklıma gelenler;
Dada-dayı
Yeye-Yenge
Eni-Enişte
Amna-Amca
Kom-Kum
Ditti-gitti
Ama nedense git-git
Top eskiden bop iken şimdi kop
Ekmek-Ekme
Patates-Pata
Bisküvi-Bisküi
Çikolata-Kutu kutu çikolatalardan sebep mi bilemiyorum
Bir çok kelimeyi söyleyebiliyor aslında.Telefonları alo diyerek açıyor.Bir de kendi kendine telefonla konuşması var ki,mutlaka dinlenmeli.Alo baba ditti,hımmm gibi devam ediyor.Hele bir hııı demesi var.
Ama en güzeli bebeğim dediğimde bebeğiiiii demesi.
Tatlım diyorum tatlı diyor.
Kendince oyunlar kurduğunda izlemeye bayılıyorum.
İlk defa gittiği bir ortamda oyuncak falan isteyecekse mutlaka beni de yanında götürüp gösteriyor.Onaylamamı bekliyor.
En çok sevdiğim özelliklerinden biri sıcakkanlı olması.İlk defa gördüğü akrabalarımıza 40 yıldır görüyor gibi davranması ,yabancılık çekmemesi çok güzeldi.
Kendini anlatmaya çalışıyor,bir birey olduğunu kanıtlıyor da.
Not almaya çalışıyorum,fotoğraflarını,videolarını çekiyorum,sesini kaydediyorum.
Çünkü unutuyormuşum gibi geliyor zaman geçtikçe bir çok şeyini.
Her şey geride kalıyor,beni farklı bir ben yapıyor,sahiden ben anne miyim bile dedirtiyor.
Canım oğlum,bal kabağım seni çok seviyorum.
5 Temmuz 2012 Perşembe
Hem ruha hem bedene detoks
Günler dolu dolu geçiyor.
Geçen gün hayatımda gördüğüm en güzel kelebeğin fotoğrafını çektim.Dünyada bir sürü güzel kelebek var biliyorum ama.Güzel olan şeyler bazen de en özel olanlardır.Bu kelebek fotoğrafını çektirdikten sonra başımın üstünde bir kaç tur attı ve gitti.Bence bana bir dolu şans bıraktı.
Demir büyüyor hem de hızla geçen zamanı ancak fotoğraflara bakarak anlayabiliyorum.Artık bebeklikten çocukluğa geçiş durumundayız.
8 gündür diyetteyim.Diyetteyim cümlesi hoşuma gitmiyor ama artık öyle.Ekmek,patates,makarna,pilav,fazla meyve içermeyen Karatay diyetini eşimle birlikte uygulamaya başladık.2 kilom gitti,kilo verdikçe hoşuma gidiyor.Ekmeksiz doyamam düşüncesindeydim.Tamamen yanılmışım.Sadece arada tatlıyı özlüyorum.Ama o da kısa bir an onu da 1 hurma ile bastırıyorum.Bol limonlu,naneli,tarçınlı sularla da içimi temizliyorum.
3 günlüğüne Eneze gittik ve Demirin kumlardan hiç hoşlaşmadığını gördük.Denizin dediği gibi kum sevmeyen çocukların anneleri klübüne hoşgelmiş oldum.
Demir bu arada ilk uzun araba yolcuğunu da yapmış oldu.4,5 saat süren gidiş yolculuğumuzda 40 dakikalık iki uyku ile yolu tamamladı.Yanıma bir torba sevdiği oyuncakları,yiyecekleri aldım.Dönerken 3,5 saatte geldik ve büyük kısmında uyudu.
Enezde bir sürü uğur böceği vardı.Hayatımda bu kadar uğur böceğini bir arada görmedim.İnanın fazlasından insan nefret ediyor çünkü bazıları kara sinek gibi ısırıyor.Bu uğur böceklerinin sayısını düşününce ölene kadar şans yüklemesi yapmış olduk.
Sabahları Demir uyanınca bizim yatakta uyumaya devam ediyor,yatağına da yatırınca uyanabiliyor.O iyice dalana kadar bu kitabı okuyorum.Bir Gün kitabının yazarına ait.Ve bu kitabı da çok sevdim diğeri gibi.
Ve yine bir yolculuk var cumartesi 8 gün Trabzondayız.Anılarımızın bir çoğunu oluşturan yere gitmek elbette iyi gelecek en çok bu kısım için çok heyecanlıyım.
26 Haziran 2012 Salı
Acıyor dediklerin bir gün hiç acımıyormuş
Zaman aşımı sanırım bunun adı.Çok acıtıp içimi yakan şeylerin bugün son kullanma tarihi bitmiş bir yiyecek gibi çöpe atılıp,hiç anılmayacağını düşünür müydüm?Elbette derinlerdedir o çöp;çöp kutusu da ,ama ağzı sıkıca kapanmıştır.
Böyle unutulacağını bilip zamanında acı çekmek niye?Acı çekmeden refaha ulaşılmadığı için mi.Ya da refahın kıymetini bilmek için mi tüm acılar.Yok çekilmeden olmuyor.Ama acıyor çok acıyor dediklerin bir gün hiç acımıyor,acıtmıyormuş.Zaman aşımı işte.
Keşke güneşli günleri cebime doldursam kış için,acıdıkça,kanadıkça yaralarıma merhem olarak sürsem kış gelince,içimiz soğuyunca.Mümkün müdür?
Böyle unutulacağını bilip zamanında acı çekmek niye?Acı çekmeden refaha ulaşılmadığı için mi.Ya da refahın kıymetini bilmek için mi tüm acılar.Yok çekilmeden olmuyor.Ama acıyor çok acıyor dediklerin bir gün hiç acımıyor,acıtmıyormuş.Zaman aşımı işte.
Keşke güneşli günleri cebime doldursam kış için,acıdıkça,kanadıkça yaralarıma merhem olarak sürsem kış gelince,içimiz soğuyunca.Mümkün müdür?
24 Haziran 2012 Pazar
Önce kitabını oku sonra filmini izle
Ejderha dövmeli kız serisini alalı çok uzun zaman oldu.Ama ilk kitap henüz bitmedi.Arada bir dolu kitap bitti,bu kitap elimde kaldı.Neden mi?Filmini taa hamileyken izlediğim için sonunu biliyordum.Bir de öyle bir kitap ki en kilit nokta sonu.Bunu bilince okumam zorlaşıyor.İlk kitabı okumadan diğerlerine de geçemiyorum.
Duyguların Rengini de dün izledim.Evet uzun bir aradan sonra film izledim.Ama nasıl izledim,en 20 kez durdur başlat ile.Kitabı da annem almış,henüz okumadım.Filmi çok sevdim.
Ama yine filmi izleyip,kitabı sonraya bıraktım.
Kendime Not:Önce kitabı oku,sonra filmi varsa izle.
21 Haziran 2012 Perşembe
Bir kendimi bulsam
Mesela şimdi ne yapmak isterdim biliyor musun?
- Beni bekleyen kitaplarımın hepsini birden okumak,bitirmek.Böyle gelip geçtikçe bir dosta sarılmak ister gibi olup,özlem çekmek değil.
- İzlemek istediğim tüm filmleri izlemek.Film yorumlarını okuyup iç geçirmek değil.
- Biraz yalnız kalmak,hatta birazdan fazla.Yalnız kalınca ne yapacağımı şaşırmadan ama.Üsteki iki maddeye rağmen evet öyle bir durum söz konusu.Bünye alışkın değil artık,şaşırıyor ne yapsın.
- Gitmek,çok uzaklara gitmek,yeni yerler görmek.Eski anılara yenilerini eklemek.
- Ve belki en çok istediğim şey.Ama söylemediğim...
14 Haziran 2012 Perşembe
Açlık Oyunları
Bu kitapları sürekli görüyor hiç ilgi göstermiyordum ki bir baktım herkes bana çok güzel oku oku dedi ben de hadi bakalım okuyayım artık dedim.
4-5 günde ilk iki kitabı bitirdim diyebilirim.Benim için süper bir durum.Özellikle ilk kitabı çok sevdim.Filmini de merak ediyorum.
Serinin 3.kitabını aynı hızla okuyamadım hala elimde 1 haftadır gerçi sonlara geldim.Bu kadar kısa zamanda bu 3 kitabı okumam benim için başarı.Tabi bundan yaklaşık 2 yıl kadar önce hiç de başarı sayılmıyordu.Bir kitabı bir günde rahat bitirebildiğim için.Böyle kitaplar kitap okuma hızı açısında diğer kitapları da okuma hevesim için bana katalizör oluyor resmen.
Okumak beni cidden rahatlatıyor.
Aksiyon,biraz fantastik,biraz bilim kurgu severseniz ilginizi çeker bu seri.
12 Haziran 2012 Salı
Demir Bugün 20 aylık oldu
Bebeklikten çıkıyor muyum ne:)))
2 yaşa doğru hızlı adımlarla ilerliyorum.Zaten adımlarım gerçekten hızlı benim.Koşarak gidiyorum çoğu zaman.
Taklit etmeyi,sesler çıkarmayı seviyorum.Örneğin bir ses duysam yukarıdan pat,çat diyorum o an.Annem hikaye anlatırken mesela kedi uyumuş derken gözlerimi kapatıp,horlar gibi yapıyorum.
3 heceli kelimeleri söylemeye de yavaş yavaş başladım.Kelimelerle anlatamadıysam ya da anlatmak istemezsem annemin ellerinden tutuyorum istediğim şeyin yanına götürüyorum.
Dışarıda yürümeyi,etrafıma bakmayı çok seviyorum.
Yemek yemekle son günlerde pek aram iyi değil.Beni gören herkes boyumun çok uzadığını söylüyor.Boya gittiğimi söylüyorlar,boy da neresi ise.Ben gitmek olarak attayı bilirim sadece.
Francesco arabam en sevdiğim oyuncağım.Tüm evi onunla dolaşıyorum.
Yüzümü şekilden şekile sokuyorum.Komiklikler yapıp güldürmeyi seviyorum.Göz kırpmamı annem çok seviyor.
Demir
Büyümek,bir çok şeyle doğru orantılıymış meğer.Büyüdükçe dertler artar diyorlar.Ben dert gözüyle bakmıyorum pek.Farklılaşıyoruz diyorum,farklılaşıyor her şey.Mesela son bir kaç gündür,uyku öncesi krizler yaşıyoruz bol bol.Uyku vaktinde uyunmadıysa vay halimize.Yavaş yavaş 2 yaş sendromuna giriyor muyuz diye düşünüyorum.Kendi dediklerinin olması konusunda ısrarcı.İnatlaşmadan açıklamaya çalışıyorum.Zorlandığım anlar oluyor.
Geçen gün böyle anlardan birinde uyudu,kucağımdayken düşünmeye başladım.Bir gün büyüyeceksin ve ben keşke sen hep küçük kalsaydın der miyim acaba dedim kendime.Sevimlilik ve bol tatlılık açısından söylemek istediğim bir cümle olur.Ama dertler,sorunlar açısından asla söylemek istemediğim bir cümle.
O an dua ettim,hep uzlaşma içinde olalım,olamadığımız anda sevgimiz bize yol göstersin dedim.
Annelik bazen insana her şeyi düşündürüyor.Seni az önce uyuturken düşündüğüm gibi.Mırıldanırken ninnini dans ettim seninle ve sen öyle uyudun.Bir gün büyüyeceksin ve dans edecek miyiz seninle dedim.
Ve hayallere daldım...
Sağlıkla,güzellikle büyü bebeğim.
Seni çok seviyorum.
Annen
6 Haziran 2012 Çarşamba
Demir adlı bal kabağı
Demirin söylediği kelimeleri tek tek yazıyordum bundan bir kaç ay önce şimdi hemen hemen her kelimeyi söyleyip derdini rahatlıkla anlatıyor.Çok nadir iki kelimelik cümleler kuruyor.Tek kelimelerle cümlesi başlıyor ve bitiyor.Mesela sana zarar verebilir bu oğlum desem verme der oynadığı küçük bir tabure için.Vermez demek istiyor aslında.Tabi tabureyi alıp ters çevirip içine öyle girmeye çalıştığı için bu uyarım.
Dayısının yada diyor ilginç bundan önce dayı diyordu ama nedense yada demeyi uygun gördü.
Diğer bir çok şey kendi isminde,zeytin bile zeytin mesela.
Birini sorduğumuzda çok seviyorsa muck muck yapan halleri çok hoşumuza gidiyor.Tamamen kendine ait sevgi tanımı.
2 yaş belirtileri kendini gösteriyor.Kendi haline bırakıyorum.Üstüne gitmiyorum,inatlaşmıyorum.Sakinleşip geliyor.
Demir adlı bal kabağı büyüyor işte.Büyüdükçe bana da yoldaş oluyor.Benim uydurma hikayelerime de bayılıyor ayrıca.Sürekli anlatmamı istiyor.
Uykuya da ninni diyor artık.Ama uykuya geçiş hala zor.Uykusu gelince dışarı çıkıyoruz,dolaşıyoruz bazen ki uykuya kolay dalsın.Hele bahçede uykuya dalması öyle kolay ki.Zaten dışarıda olmayı çok seviyor.
Bebeklikten çıkıyor artık büyüyor.2 ay önceki fotoğraflara bile bakınca şaşıyorum.Zaman geçiyor işte.Büyüyor,büyüyoruz.Çok şükür..
3 Haziran 2012 Pazar
Kalbi sana verdim mi anla
Umutların çıtası yükseldi ise anla,yaklaşıyordur gönlünün baharı.Bahar geçmiş yaz artık gelmiş olabilir.Ama gönüllerin de baharı vardır.Bu da illa öyle düşündüğün gibi aşkla değil ama 'aşkla' gelir.
Benim de gönlümün baharı başladı.
Şükür her şey için,tüm bunlara sahiplen aslında fazlasına gerek yok.Umutlarımı çok biledim,yeniledim,kalbimin bazı odalarını yeniledim.
Kalbi sana verdim mi de anla...
Benim de gönlümün baharı başladı.
Şükür her şey için,tüm bunlara sahiplen aslında fazlasına gerek yok.Umutlarımı çok biledim,yeniledim,kalbimin bazı odalarını yeniledim.
Kalbi sana verdim mi de anla...
28 Mayıs 2012 Pazartesi
Dünden önceki ben değilim
Uzun zaman olmuş bilgisayarıma kavuşmayalı dolayısı ile sizlere kavuşmayalı.Bir yandan işlerimi halletmeye çalışırken bir yandan iş ararken bir yandan da sizleri okudum.Bu bilgisayar işine bir çözüm bulmam gerek,cepten de takip ettiğim yazdığım oluyor ama böyle olmuyor tabi.
Ne yapacağımı şaşırırken bir yandan da hadi yat artık geç oldu diyor içimdeki annemin ve annenin sesi.
Yatmak gerek tabi ama yazacak çok şey var aslında.
Bilgisayarı açamamam bir bahane belki de bu kendimden kaçışlarımın bir çeşidi.Aslında yazılarımda belki kendimi yakalarım diye bu kaçışlarım.Yazarken sadece benim işte.Konuştuklarımdan da çok fazla ben.
En azından dünden önceki ben değilim.
Çünkü biri bana karamsar olma dedi.Hiç sormayın tanımazsınız doğrusu.
Ki ben karamsar değildim de.Oldu işte.Oluyor bazen.
Bazen bir iniş bir çıkış olmalı.Çıkarken kafayı da bir yerlere vurmalı.
Acıdı mı canın diye sorsam da kendime.Geçti işte.
Çözümü basit aslında.
Unuttuklarını hatırla...
Bu üç nokta,çözüm için,üç noktayı sadece ben de seven için...
18 Mayıs 2012 Cuma
Kelimelerle susuyorum
Şimdi burada susuyorum ama tam burada çok ama çok konuşuyorum.Çok konuşup hiçbir şey anlatmıyorum.Bütün kelimelerle susuyorum.
İçimde binlerce cümlelerle konuşup konuşup duruyorum.
Yetmiyor şöyle böyle belki de bir kaç kağıda yazıyorum.
Olmuyor şöyle olmalı diyorum.
Sonra yine kelimelerle susuyorum.
Aslında çokça yazsam daha da rahatlarım biliyorum.
Ama ne zaman bulabiliyorum ne de kendimi bazen.
Böyle böyle derken bu ara zaman da geçer diyorum.
Ve bazen kendimi sahile vuruyorum.
12 Mayıs 2012 Cumartesi
Demir Bugün 19 aylık oldu
Bugün 19 aylık oldum.2 yaşa geri sayım yapabiliriz artık.
Son günlerde daha bir konuşur oldum.Mesela dün anneannem oğlum aynayı temizle deyince ( yine elimde ıslak mendil vardı)ben de tamam dedim.Seni gezmeye götürüyüm mü dediklerinde de götür diyorum.
Oyuncaklarım yine etraftaki ilginç nesneler.Hatta 2 ilginç şey bulsunlar elime versinler öyle uyuyorum bile bazen kucaklarında.Boş kutular,boş plastik şişeler,her türlü kağıt,kıyafetler,mutfak gereçleri en çok oynadığım şeyler arasında.Kirli sepetimi banyodan kapıp alıp oynamaya da bayılıyorum ama nedense annem bundan hiç hoşlanmıyor.
Kitaplara bakmak anneme okutmak ya da kitapların resimlerinden yeni hikayeler anlatmasına bayılıyorum.
Biberonla süt,su verdiyse annem biraz içip her yeri ıslatmaya da bayılıyorum.Annem nedense bundan da hoşlanmıyor ama eskisi gibi sesini de çıkarmıyor.Alıştı galiba her yerin ıslanmasına.
Birini çok sevdiğimi ifade ederken mucuk,mucuk yapıyorum:)Öyle anlatıyorum.Sordukları zaman ben de öpmeden mucuk mucuk yapıyorum.
Gezmeye bayılıyorum,dışarı çıkalım,etrafa bakalım,parka gidelim.Hatta bazen marketleri bile seviyorum.
Kovalamaca ve saklambaç oynamaya bayılıyorum.Masanın üzerine çıkmayı da seviyorum ama annemle babam hiç sevmiyor.Belli ediyorlar hemen Demirr diye sesleniyorlar.Anlamıyorum oysaki ne kadar zevkli.Koltuklar da zıplamak da çok zevkli onu da anlamıyorlar.Düşersin diyorlar hemen.
Kahvaltıda peynir yemiyorum hala.Süt,yumurta,makarna,köfte,balık,mücver,kek en çok sevdiğim şeyler.
Bir şey yerken başkasına da ikram etmeyi seviyorum.Özellikle balık kraker yerken mutlaka anneme de yediriyorum.
Demir
Yarın ikinci anneler günüm.Oğlum sayesinde anne olmanın nasıl bir duygu olduğunu öğrendim.Bilmek,anlamaya çalışmak bambaşka "anne olunca anlamak" çok başkaymış.İçimi titreten bir sevgiyi yaşamak,hayatı onla kucaklamak yüreğime öyle bir yerleşti ki.Sanki öncesi yoktu.Demirden önceki Yıldız bir hayal gibi.Demir hep vardı.Ama hep ben derdim,bir oğlum olacak diye.Bana,evimizin koridorundan koşup gelecek diye hayal kurardım.
Sarılıp sırtıma vurmasını,böyle birden bire öpmesini hayal bile edemezdim elbette.Hayal ettiklerinden,edebileceklerinden fazlasını yaşatıyor bu küçük insanlar.Aslında insan olmak,saf olmak gerçeğimiz olsa.Hayata onların gözünden bakıp,onların kalbinden yaşayabilsek.
Ne öğretildiyse bize bazı şeyler yanlış oluyor,kızıyoruz birden bire bu minik insanlara.Dur demeyi daha çok başarır oldum son günlerde.Bu minik insan bunu böyle biliyor,senin kızdığın o değil ki.Böyle anlarda da anlıyorsun ya beni.Ben o zaman bin kere daha çok kızıyorum kendime.
Anladım ki aslında ben öğreniyorum senden hayatı.Ki sen daha doğmadan yavaşla anne dedin bana tüm hayat işaretlerinle.Ve ben yavaşladım.Şimdi de öyle şeyler anlatıyorsun ki her şeyinle bakış açım değişti bu hayata tamamen.Ve seninle birlikte zaman geçirmekten inanılmaz keyif alıyorum.
Sen içimin gülen yüzüsün,çoğu zaman gülmeyi unutan günümün en büyük neşesisin.Dokunduğu hayatları güzelleştiren minik insanlardan birisin.İyi ki varsın.İyi ki benim oğlum oldun.
Dilerim ki anneliği isteyen,hak eden herkesin hayatına böyle bir minik insan dokunsun.
Annen
11 Mayıs 2012 Cuma
Hayat Herkesin Anladığı Kadardır
Teomanın Balans ve Manevra filmine ait albümü dinlediyseniz ya da filmi izlediyseniz bu küçük ama çok etkili dialoğu hatırlarsınız.Öyle çok dinledim ki ezberledim artık.Tam bugünlerde işte böyleyim.
oyle kucuk, guzel seyler gosteriyor ki bazen
ipucu zannediyorum
iste insan bazen bekliyor
bekliyor iste ...
ipucu zannediyorum
iste insan bazen bekliyor
bekliyor iste ...
hayat herkesin anladigi kadar, dogrusu da yok.
olmasi gereken olur.
yiyeceksin iceceksin
olmasi gereken olur.
yiyeceksin iceceksin
kendine ohh afiyet olsun diyeceksin.
hepimize afiyet olsun.
hepimize afiyet olsun.
3 Mayıs 2012 Perşembe
İtinayla mod düzeltilir
Kahvaltı neşeyle,neşe için hazırlanır.Gül biraz deyince böyle tatlılıklar yapan çocuğun gülüşüne ortak olunur.Güzellillere bakılır.
Keyifler köpürsün denir.
Güzellikler gönderen güzel arkadaşlara hep şükredilir.Olmadı biraz müzik dinlenir.
Her şeye bir peh denir,dünde bırakılır her can sıkıcı olay.
Eeeee artık o modda biraz yükselir.
Keyifler köpürsün denir.
Güzellikler gönderen güzel arkadaşlara hep şükredilir.Olmadı biraz müzik dinlenir.
Her şeye bir peh denir,dünde bırakılır her can sıkıcı olay.
Eeeee artık o modda biraz yükselir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








































