29 Ocak 2013 Salı

Hepsi bir işaret

Tırtıl kozasından çıkıyor dedi usulca sokulup bana.Beklemene değecek,çok sabrettin dedi.Bütün hayaller gerçek olacak dedi bana.O sırada elimdeki tepsiye baktım.Üzerinde Floransa'ya benzeyen bir şehir vardı.Belki de Floransaydı,bu bana hediye gelmişti,Floransa'ya gitmemden çok önce.Yine aynı ses bilir miydin bir gün gideceğini ama çok istiyordun ve gittin,gördün dedi.
Tırtıl kozasından çıkacak,korkma uzun ömürlü bir kelebek olacak,beklediğine değecek.
Peki az kaldı,çok az dedim o sese ve tepsiyi yıkayıp,kenara kaldırdım.

28 Ocak 2013 Pazartesi

Rüzgarla Gelen



Syhnm artık kitap yorumu yapmıyorsun gözümden kaçmıyor deyince son zamanlarda okuduğum ve çok etkilendiğim bu kitabı paylaşmadan geçmek istemedim.
Vietnam savaşı sırasında gazi olup,ruhsal ve fiziksel yaralarla dönen bir babanın 4 evladı ve eşini bırakmak zorunda kalıp,geride kalan ailesinin başına gelenleri anlatan bir kitap bu.Anne 3 kız bir de oğlu ile ayakta kalmaya çalışıyor.Başlarına gelmeyen kalmıyor.Bu kadar acılı bir hayat hikayesi insanı sıkmadan ilerliyor.Ve her şeye rağmen aile olmak ile ayakta kalıyorlar.Böyle hikayeler fazla acıklı gelir bana.Ama anlatım sıkmadan,sizi içine de alarak öyle bir ilerliyor ki kitabı elinizden bırakamıyorsunuz.
Tüm bu yaşananlar dünyada bir çok insanın başına gelebiliyor,benim başıma gelmedi oh demek bencillik dedim okurken sık sık.Ama şükretmek için bir çok neden dedim kendime.
Böyle bir aile hikayesi hoşunuza giderse mutlaka okuyun derim.

21 Ocak 2013 Pazartesi

En azından kendini mutlu etmek bu benimkisi







Sebepsiz ağlayabilirim,sinir krizi geçirebilirim,keyifden kahkahalar atabilirim.Bunların hepsini 1 saat içinde yaşayabilirim.Ama kendimi bu şekilde hoş tutmak için elimden de geleni yaparım.
Bu mu elimden geliyor o zaman bunu elimden gelen en iyi şekilde yaparım.
Kahvemi yapar 20 dakika oturur,dizimi izlerim.Olmadı iki satır bir şeyler karalarım.Bu belki 1 dakikalık da olsa zaman alır ama bunu yaptığıma bile şükrederim dönüp de baktığımda.

13 Ocak 2013 Pazar

Demir 27 aylık oldu

Bugünü 12si sandığım için 27.ayımız bugün sanıyordum.Dün itibari ile 27 aylık oldu Demir.
Son 1haftayı hastalıklara geçirdik.Doktor hafif bronşit dedi ve antibiyotik verdi.Demir ilaç içmekten nefret etti.Öyle ki içirirken bana yardım edin beni kurtarın demeye başladı.Söylediği kelimelerle hepimizi şaşırtıyor her gün.Geçen gün anneme sana yardım etmemi ister misin anneanne deyince annem kalakalmış.
Babamın onun için çizmiş olduğu resimlerin hikayelerine bayılıyor.Babam her resmi için ona bir hikaye anlatıyor ve bir kere anlatması yeterli.Sonra akşam babasına anlatıyor bu resimleri tek tek göstrerek.Sulu boya,pastel,hamurlarla oynamayı o istediğinde yapıyoruz.Bir aydan fazladır Oyuncak Hikayesi çizgi filminin karakterlerine takılmış durumda.Baş karakter Woodyi elinden düşürmüyor ,onunla uyuyor,onunla geziyor,her yere onu götürüyor.Diğer kovboy kızı çok aramamıza rağmen bulamadık.Girdiğimiz oyuncakçılara onun sormasını isteyince ben başaramam anne dedi,neden başaramazsın ki derken en sonunda birine sorabildi ve ben başardım sordum anne diye öyle çok sevindi ki.
Eskiye göre biraz daha çekimser,daha sosyaldi.Şimdi biraz daha mesafeli.Anlaşabieceğini düşündü mü hemen sohbete başlıyor.
Kitapları eskisi gibi sevmiyor ben de ara verdim,biraz ortadan kaldırdım,özlemesi için.
Uykusu geldi mi çekilmez oluyor gerçekten,uykuya da zor geçtiği için huysuzluk yapabiliyor.Kıyafet konusunda takıntılar devam ediyor.Ama ben ona anlattıkçe ve zırlaşmadıkça tamam anne diyor.Ben de mümkünse ne istiyorsa onu giydiriyorum.
Birlikte yürüyüş yapmayı seviyor.Hasta olduğu için bir tek kar yağdığında çıkamadık.Çok yağmur ve sert soğuk olmadığı sürece 15 dakikada olsa bir yürüyüş yapıyoruz ve be gerçekten ikimize de iyi geliyor.Markete birlikte gidiyoruz ve alışverişin bir parçası olmayı ve yardım etmeyi seviyor.Aldıklarımızı kasaya birlikte yerleştiriyoruz.Böyle anlarda büyüdüğünü daha çok anlıyorum.
Korktuğunda,kızdığında,üzüldüğünde uzun uzun konuşuyorum.Öyle ki yüksek seslerden daha bebeklikten beri korkan Demir motor sesinden de korkuyor geçen gün motor geçerken o sadece motor korkmama gerek yok ki dediğini duydum.Korktuğu şeylerin üstüne gitmesini biliyor kendi yöntemlerince motordan korkması ve oyuncak motorlarla oynamayı sevmesi gibi.
Benim uydurduğum hikayeleri hala çok seviyor özellikle uyurken anlattırıyor.
Tuvalet eğitimine henüz başlamadık,kakası gelince söylüyordu ama artık söylemeyi bıraktı.Ben şu an üstüne gitmiyorum ama yavaş yavaş başlamak niyetindeyim.
27 ay nasıl geçti evet anlamadım ama baktığımda artık bir çocuk ve ben o çocuğun evde dolaşmasını,evin içinde dolaşmasını zevkle izliyorum.






31 Aralık 2012 Pazartesi

2013'e saatler kala

Sevgili 2013,
Senden tüm sevdiklerim için sağlık istiyorum.Sağlık olsun ve onlar mutlu olsunlar.Sevdikleri iyi olsun ki onlar da iyi olsunlar.
Huzur olsun,hayallerimiz gerçek olsun.2013 kutlu olsun❤

27 Aralık 2012 Perşembe

Hobbit,Anna Karenina ve diğer süper filmler

Pazar günü nihayet Hobbit filmini izlemeye gidebildik.Yüzüklerin Efendisi serisini çok severiz öyle ki tekrar tekrar izlerdik eşimle bundan önce.Hobbit filmi o büyülü dünyaya özlemimizi giderdi diyebilirim.Edebi sıralamasına göre gitseydi sinema endüstrisi ilk izleyeceğimiz Hobbit olacaktı.Ama Yüzüklerin Efendisi üçlemesi ile başlandı.Tabi filme orjinal hikayenin fazlası eklenmiş.Keşke Tolkien bir de Elfler üzerine bir kitap yazsaymış.Orta Dünyadaki en sevdiğim karakter Elflerdir.


Tabi bir dolu fragman izledik ve ben hepsini çok merak ettim.Brad Pittin son filminin fragmanını çok heyecan verici buldum.
Yarın vizyona girecek bir film var ki Syhnm da eminim bu filmi heyecanla bekliyor.Anna Karenina .
Bu sıralarda gerçekten güzel filmler vizyona girecek.
görseller sinemalar.com

24 Aralık 2012 Pazartesi

2012 iç muhasebesi

                                                                           görsel

Bu artık bir ritüel oldu.2009,2010,2011 yıllarında da yaptıklarımın üzerinden geçmek,kendimi tekrar dinlemek,kısa bir an sessiz kalıp neler oldu diyebilmek ve daha çok fazlası için.

  • Çok zor başladım ben 2012ye.En kötü denecekler sıralamasına girecek cinsten.Üzerinden gelebilmem aylarımı aldı.Arkasından babamın ameliyat olması,onun iyileşmesi süresi ve yılın son aylarında yaşadığımız stres.Demem o ki kolay bir yıl olmadı benim için 2012.Zordu,bitti geride bıraktım.
  • Zorlukların arasında kendimi yaşamaya,küçük mutlulukları koymaya çalıştım.Anın tadını almaya çalıştım.Zor da olsa başardım.Çünkü her sabah yeniden dedim kendime,yeniden.
  • İsteklerim olmadı,kıyısından bile geçmedi,bir ara pes ettim.Ya da ettiğimi sandım.Ama etmemişim.İnancım devam ediyor.
  • Affediciymişim hem de fazlasıyla bunu bir kere daha anladım.
  • Bahaneleri kendim yaratıp önüme taşlar koyan benmişim.Kendimi en çok baltalayan benmişim.
  • Evren değişimdir demiş Einstein bunu sürekli kendime söyledim hem ben değiştim hem de her şey.
  • Diğer bildiklerimi de tekrarladım sürekli.Unuttuysan al sana dedi sanki biri hep bana.Al hatırla,işte yeni baştan.
  • Ve ne olursa olsun şükretmekten asla vazgeçmedim.
Yeni bir yıl önümüzde duruyor ya daha hiç kullanılmamış.Gıcır gıcır onun heyecanı,bilinmeyenleri bizi sarıyor ya benim  en büyük duam Allah bugünlerimizi aratmasın.Sağlık olsun.Gerisi mühim değil,cidden değil..

21 Aralık 2012 Cuma

Bugün Demir bana

Demir bugün bana:
Annecim çiçekler topliycam bir sürü çiçekler vericem sana çok mutlu olacaksın anne çok dedi❤

Tarihe de bir not düşmek istedim

17 Aralık 2012 Pazartesi

Demirozki ve kış

Geçtiğimiz cuma günü çıldırmama ramak kaldı.Sabır sadece 2 yaşında bir çocuk diyerek kendime telkinlerde bulundum.Sabah erken uyanıp,gündüz uykusunu da sadece yarım saat uyuyunca uykusuzluk mahvetti.Ben de akşam üzeri uyutmak istemedim ve olanlar oldu.Öğleden sonra gel markete çıkalım dedim.Bu montu giymem,bu bereyi takmam krizi yaşadık ve ben de o halde gitmeyelim dedim.O an sinirlendim ama bağırmadım,üstümü çıkardım.O benim hareketlerimden kızgınlığımı anladı,ağlamaya başladı.Kucağıma aldım,sakince anlattım.Tam çıkarken montu üstünden çıkardın,bereni de takmadın,ben de o halde gitmeyelim dedim ve vazgeçtim dedim.Sustu ve sarıldı ben de sarıldım.Ama krizler devam etti.Çadırlar yaptık,oyunlar oynadık,kendi haline bıraktım.Her durumda sıkıldı ve üstüme atladı koltukta otururken.
Zor geçen bir gündü ve geçti.Ama öyle zorlandım ki.
Evde sıkılıyor biliyorum.Bir oyun kurup oynamak da zor oluyor kimi zaman.Kış günleri bizi eve hapsedince iyi olmadı,hem de hiç.
Bugün yağmurun dinmesini bekledim ve hemen aldım çıkardım markete doğru.Yürüdük ve geldik.Hoş ne farketti.Ben bu satırları yazarken omzumda şu an.Sarılıyor,sandalyemden aşağı.
Durum bu işte:)

12 Aralık 2012 Çarşamba

Demir bugün 26 aylık oldu

Anneler babalar çocuklarını hep bebeklikleri ile hatırlarmış dedikleri doğruymuş.O yüzdendir ki Demir bir şey yaptığında en çok da ilginç bir şeyler söylediğinde şaşırıyoruz.O yaşaması gereken zamanı yaşıyor.Yaşının gerektirdiklerini yapıyor.Ama biz hala bebekmiş gibi görüp şaşırıyoruz karşımızdaki çocuğa.
Mesela dün annemlerde iki koltuk arasına girmiş bir yandan da oyun yapıyor.Anne çıkar beni çıkar beni diyor.Ben de kal sen orada dedim,madem kendin girdin, kendin çık dedim gülerek.Birden ciddileşti.Neden ben burada kalayım anne,neden anne dedi.Nedenlere de başladık demek dedim.Şimdi bu neden soruları var artık bizde.Dün akşam eşim,ben Demir oturuyoruz.Demir benim telefonumu aldı fotoğraf çekicem anne dedi.Sonra da bize sesleniyor,herkes buraya toplansın,hadi fotoğraf çekeceğim herkes gelsin dedi.
Artık karşımızda minik bir adam var.Sohbet edebiliyoruz,şarkılar söylüyoruz.
Demir dans etmeyi ve müzik dinlemeyi çok seviyor hala.Müzik aç anne,müzik aç diyor.Hoş son zamanlarda en çok Gangam Style tercihi de olsa açıyoruz ve dinleyip dans ediyor.
Oyuncak Hikayesi çizgi film karakterlerini bir dergide görüp bana sormaya başladı.Ben de onun bir çizgi filmi olduğundan söz ettim.İyice merak edince çizgi filmini açtım ve çok hoşuna gitti.Yeni takıntılarından biri de bu.
Hastalığı ile birlikte iştahsızlaşmış bir şey yememeye başlamıştı.Hastalık geçince çok şükür yeniden sevdiği şeyleri istiyor benden.Keklerimi çok seviyor en çok da onun için yapıyorum.Anne sütünü bıraktıktan sonra daha çok süt içmeye başladı.Süt en sevdiği şeylerden biri.
Sevmediği yiyecekler konusunda ısrar etmiyorum,yemiyorsa aradan geçen uzun zaman sonra tekrar deniyorum.Bebekliğinde de öyle yapıyordum.Bazen uzun zaman geçince hiç yemediği bir şeyi de deneyebiliyor.
Atıştırmalık tabaklarını da seviyor.Akşamları kuru dut,kuru üzüm,elma,kuru elma,kuru kayısı,muz,kraker falan bir tabağa koyuyorum ve pıtır pıtır yiyor.Pıtır pıtır demişken nar yemeyi de çok seviyor.Çünkü narları da pıtır pıtır yiyor.
Demir gezmeyi seven bir çocuk.Havaların soğuması ile evde geçirdiğimiz zamanlar çoğalmaya başladı o yüzden sıkıldığını hissediyorum.Kalem vermek bile istemiyordum bir zamanlar erken tanışıp sıkılmasın diye ama bir şekilde kalemle tanışıyorlar üstelik yasakladıkça daha çok istiyor.Şimdi o merakı geçtiği için öyle bir ısrarı yok.Geçen gün sulu boya denemesi yaptık çok eğlendi.Oyun hamurları ile oynuyoruz arada.Çok sıklıkla bu tarz şeyler yapmıyoruz.Arada sırada yapınca o da çok keyifleniyor.
En çok sevdiği kitaplardan biri fuarda aldığım Tübitak yayınlarına ait Çiftlikte 1001 şeyi bulun kitabı.Hayvanları sevdiği için çok ilgisini çekti.
Ayrıca hala benim uydurduğum hikayeleri dinlemeyi seviyor.Uyumadan önce bu tarz hikayeler ilgisini çekiyor.Fakat uyumaktan ziyade sonuna kadar hikayeleri dinliyor.Uyku konusunda hala zorlanıyoruz.Uykuya zor dalan bir çocuk Demir,uyuduğunda da uzun uzun uyumayan.Geceleri bir ara uyanmıyordu.Şimdi yeniden uyanmaya başladı.Bu da beni cidden çok zorluyor.Hem geç uyuması hem de gece uyanması derken dengem sarsılabiliyor.Ama deliksiz uyuduğu geceleri de gördükten sonra sabır diyorum kendime.Bugünlerde yakındır.
Artık evin içinde bana bir arkadaş.Birlikte kalkıp kahvaltı etmek ona çok zevk veriyor.Öyle ki anneme geçen gün zevkle anlatmış.Hele bir de babası varsa bayılıyor o zaman o sabahlara.
Hatta bana yardım ediyor buzdolabından bir şeyler çıkarıyor.Masaya koyuyor falan.Ben de Demir hevesli olduğu için evde böyle ufak tefek görevler veriyorum.Çamaşırları makinaya koyarken,çıkarırken.Masaya bir şeyler koyulurken.Mutfağa gitmesi gereken şeylerde.Oyuncaklarını toplarken.Bana yardım et anneciğim dememle harekete geçmesi bir oluyor.
Böyle böyle büyüyor işte benim minik balkabağım.Annesine her gün yeni şeyler söyleyerek ve de en çok arkadaşlık ederek..

11 Aralık 2012 Salı

Kendime not

Kendimi engelleyenin ben olduğumu anladım tam da bugün.Yok öyle değil yok böyle değil derken düşüncelerle kendi yolumu kapadığımı anlamamla kendimi aydınlanmış hissetmeye başladım.Sanki bir kapı açıldı.Düşüncelerimiz kaderimiz oluyor diyerek kendimi uyandırdım.
Bunu da not düşüyorum ki olur da unutur gibi yaparsam diye.
(Fotoğrafın anlamı yok gibi ama benim için büyük.Aylarca taktiğim bilekliğimi çıkarıp denize atmıştım.)


10 Aralık 2012 Pazartesi

Günaydın




Ne zamandır özenle kendime kahvaltı hazırlamıyordum.Günlerdir kek bile yapmıyordum.Elimi hiç bir şeye sürmek istemiyordum.Zorla,yapılması gerekenleri yapıp kenara çekiliyordum.
Dün tüm gün evde oturunca kalk kalk dedim kendime 10-15 dakikada uydurmasyon bir kek yaptım.
Başlangıçta zorla kendini sonra gerisi gelir dedim çok şey için.
İyi ki dedim,ne demişler ilk önce aynada kendine gülümse gerisi gelir.


5 Aralık 2012 Çarşamba

Yeniden 15 olur musun olamazsın



Yeniden 15 olamam diye düşündüm bu sabah.Çünkü 15 yaşındayken yaşadığım büyük aşkım aklıma geldi.Sabah evden çıkar okula doğru yürürdüm.Evet servis falan yoktu,yürür giderdik okula.Evlerinin önünde geçerken bakmayacağım bu sabah kapılarına derdim.Bakmayacağım der yine de bakardım.Genelde de tam evden çıkarken görürdüm onu.Aynı zamanlarda çıkardık.Çok uzun yıllar sonra itiraf etti ki,o da beni beklermiş,camdan gizlice bakar geçiyorsam hemen fırlarmış dışarı.Çok geç kaldın itirafın için demiştim bunu bana dediğinde.
Neyse işte ilk aşktı belki benim için içimi ısıtan gülüşü falan ne kadar da güzeldi.Nedense yıllardır düşünmediğim şeyler aklıma geldi.Çünkü kendime dedim ki yeniden ne 18,ne 17,ne 15,ne 25,ne 30,ne de 32 olacaksın.Geçti gitti giden yıllar.Sanki yeniden dönebilirmişsin gibi hoyratça geçsin desen de.Yok işte geride hepsi.
Çünkü geride kalan hep daha genç olmak.Daha genç hep yeni gelen yaştan.Yeni gelen hep olgun,hep de olgun olması beklenen.
Hep cici,hanım kız oldum.Örnek insan,hep aynı çizgide yürüyen.Zaman zaman düşündüm bir gün taşkınlığım olur mu diye.Ya da ne bileyim yeter artık dediğim bir an.Kafamın dank ettiği an.Yok olmadı.Küfürlerim bile küfür değil mesela etmek istesem.En kötü sözlerim gerizekalıdan öteye bile geçemez çoğu zaman.
Ama değişmez insan çoğu zaman.Değişmek ister olmaz.Bir gün biri değişince değiştirince her şeyini vay hiç ondan beklemezdim deriz değil mi?Çünkü o odur,yıllardır aynı kişi.

4 Aralık 2012 Salı

Bu yürek çok ağırlaştı biraz yükünü boşaltmalı

Serseri mayın gibi belki ruhum.Orada,burada,ama hedefsiz.
Bu zamana kadar yaşadığım en yalnız hallerimdeyim belki de.Bu kadarı da yeter be dedirten.
Evet kırılganım da.Mesela en sevdiğim arkadaşımın sözleri beni çok incitiyor olabilir.Hassasım işte.
Ruh halim mevsimsel olarak değişim kazanabilir.Güneşle doğru orantılı.Ama yağmur yağıyorken ağlamak da lazım.Yürek de biraz rahatlamalı.
İyi geldi işte bir kaç göz yaşı dahi olsa.
İsyan etmedim ki ben?
Bunlarla sınanıyorum çok şükür,yaklaştım,yaklaşıyorum derken yine en başa mı sarıyorum.3 yıl öncesine.
Ama saramam da bir fark var koca bir fark.Anne olmam,harika bir evlada sahip olmam.Tüm bunlar bile çekip çıkarabiliyor,mesela anlar gibi bu hallerimi gelip sessizce yanıma ilişmesi gibi.
Neyse ki annesi çok uzatmaz bu halleri,yürek ağırlaştıysa fazlalıkları atar aşağı.
Aslında fazla gelen ya da hiç yokmuş gibi sayılan kişileri de atacağım.
Kısır döngü işte kendimi tekrarlatıyor.
Bir peri belirse aslında şu dese,böyle dese,öyle kaybolmuş gibi oluyorum ki yönümü gösterecek bir ışığa ihtiyacım var.
Hep bir amaç var ama bulamadım bu zamana kadar.

Çok inat ettim,bulamadım.


2 Aralık 2012 Pazar

Sonbaharı uğurla Yıldız



Ne çok uzak kalıyorum senden.Çok özlüyorum seni ama neden uzak kalıyorum bu kadar ben de bilmiyorum.
Ben yine aynıyım.Süper bir sonbahar geçirdim,tadına vardım kendimce.Kuruyan yapraklar,ılık havalar,uzun yürüyüşler.Evet takvime bakınca da anladım kış gelmiş.
Daha çok müzik dinleyip,daha çok kitap okuyorum.Yani daha çok kendim oluyorum.Tüm bunlara nasıl fırsat buluyorsun diyenlere de cevabım;ee ne yapayım bunları da yapmazsam.Anneyim diye emekli olmadım.Tamam ilk 1 yıl bir çok şeyden emekli olmuş gibiydim.O uykusuz gecelerle sanki yarı uykulu bir rüyadaydım.Ama uyandım.
Yine kendimi arayışlarım evet iyi bir şeyler yapabilirim umutlarım bir de inatlaşmalarım var.İnatlaşıyorum yenemezsin diyorum umutsuzluğuma.
İş aramanın verdiği iç ezikliğini yaşıyorum.İş arama sayfalarında ruhum darlanıyor.Enteresan aslında bugünlerimi de çok ararım.Çalışan kadınının dramını da iyi bilirim,bir de anneliği de eklersem kim bilir neler neler yaşarım.
Demirin uyku düzensizlikleri devam ediyor.Mesela saat akşamın 7si uyuyor şimdi.Saçma bir saatte saçma bir şekilde dışarı çıktık ve dönüşte uyudu.Çünkü evde tüm gün uyumadı.Gece kaçta uyur şimdi.Başka bebeler gibi de gece uykusuna dönmez mesela şu anki uykusu.Döner diye düşünmek bir mucizeyi beklemek gibi.
Herkesi kırıp geçiren grip bizim de kapımızı çaldı.İlk önce Demir hastalandı arkasından ben.Günlerce evde oturmak bizi çok sıktı.Hastalık da çok fenaydı.Şükür,geçti.
Zaman geçiyor işte.Kaygılanmam gerekse de kaygılanmayacağım.35e kadar o hayallere devam.

14 Kasım 2012 Çarşamba

Hart of Dixie

Son günlerdeki takıntım bu dizi.Seyhanım bak önceden yazıyorum bize söylemedin falan deme:)Beğeneceğini düşünüyorum,çok hoş izlerken insanı dinlendiren dizilerden.
Dizi genç bir doktorun hiç tanımadığı yine bir doktor olan babasının mirası üzerine Bluebell adlı kasabaya gelip doktorluk yapmasını anlatıyor.Babasının bıraktığı muahanede babasının doktor ortağıyla görev almaya başlıyor.Üstelik Zoe Hart isimli kızımız New Yorkta doğup,büyüyen biri.Küçücük bir kasabaya alışması ve etrafındaki insanlarla olan ilişkilerini anlatıyor kısaca dizi.Başrol oyuncusunu The O.C den hatırlarsınız.
Diziyi izlerken sürekli beni bu kasabaya ışınlayın diyorum.Yaşadıkları ortamın güzelliği kadar komşuluk,dostluk kavramlarını da öyle güzel yaşıyorlar ki,insan imreniyor doğrusu.

12 Kasım 2012 Pazartesi

Demir bugün 25 aylık oldu

25 ayı devirdik oğlumla.2 yaşla birlikte bir çok şey değişti hayatımızda.Odalarımızı ayırdık,anne sütünü bıraktık,konuşma olayını çözdük.Allah biliyor ya anne sütü hadisesine çok stres yapmıştım.Çok şükür o da oldu.2 yaşına kadar isterse devam edecek diye düşünüyordum tabi süt de olursa.Evde olmam ve Demirin de istemesi ile devam etti.
Oda konusunda da anne sütüne devam ettiği için ısrarcı değildim.Ama artık kendi isteklerini dile getirdiği ve büyüdüğü için zorluk çekmemek adına oda ayırma kararını aldım.Anneler zamanı biliyor hem çocukları için hem kendileri için.
Arada geceleri uyanıyor,özellikle korktuğu günlerde.Demir ürkek bir çocuk eğer o gün onu korkutan,ürküten bir şey gördüyse mutlaka gece ağlayarak uyanıyor.Bazen yoldan geçen bir motorun sesinden bile ürküyor.Sesler konusunda bebekken de hassastı.Dışarıda vakit geçirmemize rağmen çoğu zaman yine de korkabiliyor.Örümcek adamın maskesini takan çocuğu parkta görmüştü ondan da korkmuştu mesela.Ki çocuktan rica etmiştim maskeni çıkarır mısın diye içinden 5-6 yaşlarında bir çocuk çıktığını görmesi bile yetmemişti.
Dün onunla izlemeyi çok sevdiği çocuk dizisi Hayal İzcilerini oyuncakları ile canlandırma yaparken benim unuttuğum replikleri,anları söyledi ya hep şaşırdım.
Konuşma konusunda epey ilerledi.Sen nerden çıktın canım ya diye heyecana gelip sorunca çocuğum da kapıdan diye cevap verdi.Mantıklı tabi.
Ondan sonraya onasta,son keze son es diyor.Ama bir çok kelimeyi de doğru telafuz ediyor.
Yemek konusunda zorlandığımız oluyor,zorlamadan sevdiği yemekleri yapmaya çalışıyorum.Evde yaptığım keklere de bayılıyor.Tüm aile bireylerinin isimlerini bildiği gibi bazen bana Yıldız Anne babasına da Ali Baba ya da Yıldızcım,Alicim de diyebiliyor.
Müziğe karşı ilgisi çok fazla.Dans etmeye bayılıyor ve Tibetin gitarıyla oynadıktan sonra gitar istemeye başladı.Eline aldığı kepçeyle falan koltuğa vurarak davul yapıyor ya da uzun bir nesneyi alarak gitarmış gibi çalışıyor.
Uyku düzeni yine bozuldu,geç saatlerde uyumaya başladı yine.Uyurken bilindik masallardan çok benim uydurduğum hikayeleri çok seviyor.Mesela yağmur yağdığında yürüyüşe çıkacağız,ormana gideceğiz diye başladığım hikaye gibi.
Süt içmeyi çok seviyor,yoğurt da severek yiyor.Fakat peynir yememe durumumuz hala devam ediyor.
Demir hareketli bir çocuk,havalar güzelken birlikte güzel vakit geçirmek ve iyi vakit geçirip enerjisini atması için sık sık parka gidiyorduk.Havalar soğuyunca bu mümkün olmuyor açıkçası.
Fakat evde de artık olmayı seviyor,çünkü oyuncaklarla oynayıp keyif alma durumlarına geldik.Atlarla,hayvanlarla,çocuk figürlü oyuncaklarla çok güzel oyun kurabiliyor.
Kıyafet konusunda çok seçici,sevdiği bir tişört olması gerek ya da gömlek giyecek.Gömlekleri cidden çok seviyor.Şapka takıntısı var bir de.Evin içinde bile şapka takabiliyor.Gözlük de aynı şekilde,Gözlük takıp,şapkasını da kafasına geçirip bisikletine binip,kask taktım motora bindim şimdi anneanneye gidiyorum diye turlayabiliyor.
En güzeli de karşılıklı sohbet etmemiz ve de sevgisini belli etmesi,sarılıp,sevdiğini söylemesi.
Hızla büyüyor işte..

























9 Kasım 2012 Cuma

Bu hafta sonu Bulut Atlasını izleyebilirsiniz mesela

Uzun zamandır izlediğim en güzel filmlerden biriydi.Kitabını nasıl olmuş da okumadım dedirtti film boyunca 6 farklı hikayenin çok farklı zamanlarda yaşanmasına rağmen nasıl birbiri ile ilintili olduğunu anlatıyor.
Filme göre tüm yaşanılan hayatlar birbirine bağlı.Bizden önce yaşananlar bizim şu anki hayatımızı etkiliyor.Bizden sonrakiler de.Filmde geçen söz öbeklerini buraya aktaramıyorum.Hele özgürlük ile ilgili olanlar nasıl etkiledi beni.

8 Kasım 2012 Perşembe

Polyanna ruhum

Şimdi mutlu olmayayım da ne zaman mutlu olayım?
Kekini yaptıktan sonra minik bir elin ona uzanıp yemesi,o kekin eve müthiş kokular sarması mutlu etmez mi insanı?
Kahveni sessiz bir anda yudumlamak?

Son baharın tadını sonuna kadar çıkarmak?
Bir dostla paylaşılanlar?
Ya da yeni doğan bebeğin kokusu,etrafına yaydığı mutluluk?

Ve bunların hangisi parayla satın alınır ki?


Ama hep maddi olarak ulaşamadıklarımızla da mutsuz olmaz mıyız?

Oradan bakınca pollyanna gibi görünebilirim ama bu hayat Polyanna ruhuyla daha güzel onu bilir onu sôylerim


5 Kasım 2012 Pazartesi

bana kalan azıcık zaman

Tam uyku saatlerini düzenledik derken saatler alındı,bayram tatili girdi araya hoop yeni baştan.Bu böyle sürekli değişecek tabi.Ama bana kalan zamanların kısalması anlamında zorlanıyorum tabi.Çünkü geç uyursa geç uyanır durumu yok.Aynı saatte kalkar her durumda erken bile kalkabilir.Ve geç uyursa benim de pestilim çıkar,uyur kalırım.
Kitaplar,yazılacaklar,bakılması gerekenler,diğer işler,ev işleri her şey geride kalır.
Şimdi tüm defterlerimi ortaya çıkardım.Yazıyorum,yazmaya çalışıyorum.Tüm güzel fikirler tam da o anlarda geliyor.Aklımda tutmaya çalışıp bir yerlere not almaya çalışıyorum.
Yazmak iyi geliyor,iki cümle bile olsa.
Kendi sesimi duymak gibi.Eski bir dosta sarılmak gibi.
Yalnızlığımı unutturur gibi.
Her sene yeni bir defter alıp yılbaşında başlayacağım derdim.Ama bu sefer şimdi başlıyorum yeni yılı beklemeden başlayacağım dedim.
Gözümün önünden de kaldırmıyorum ki gördükçe yazayım.
Cümleleri özlemişim,onları kağıda aktarmayı özlemişim.Bir de somut şeyler bırakmak istiyorum.Olur da daha büyüklerini bırakamazsam oğluma annem neler düşünüyormuş desin.Beni daha iyi tanısın,elbette isterse,istemezse de kendi bilir,değersiz de görebilir.Belki de hiç tanımadığım insanların eline de geçebilir.Ama cümleler içimden çıkmalı ve yolunu bulmalı.
Aynılık döngüsüne girdim elbette,evdeyim,bunalıyorum zaman zaman.Her şekilde içimdeki durumu güzelleştirmeye çalışıyorum.Çoğu zaman başarılı oluyorum da bazen çuvallıyorum.
Ne olacak sorularını soruyorum sonuç bekliyorum.Aslında son bir kaç gündür bunu da bıraktım.Şu anı düşün sadece dedim kendime.Ne olacak ne olacak biri çıksın ne olacaksa demekten yorulmadın mı dedim kendime.
Yorulmuşum,öyle dedi kalbim.
Bir ergen isyanı gibi içimde bir isyan da var biliyorum.
Kısır döngü de kırılır olacak bundan bir zaman sonra yazacağım postun başlığı.