12 Mayıs 2011 Perşembe

Demir bugün 7 aylık oldu

Bugün 7 aylık oldum ben :) 
Annemlere yemek yedirmiyorum,ellerinde ne görsem yemek istiyorum,tadına bakmak istiyorum.Sebze ile aram yok.Annem sebzeyi türlü şekillerde bana hazırlıyor ama ben 3-5 kaşık sonra bırakıyorum.Ama meyve yemeyi çok seviyorum.Meyve filemi görür görmez mutlu oluyorum.
Annemle şakalaşmaya bayılıyorum.O bana şakacı mısın sen dedikçe kahkahalar atıyorum.Bana komik çocuk diyor sürekli.Anneannem de annemle aynı fikirde. 
Babam eve geldi mi sevinçten deli oluyorum.İstiyorum ki beni hemen kucağına alsın.Anneannem de gelince çok seviniyorum.Sevincini bu kadar belli eden bebek görmedim diyor.
Emeklemeye başlamadım ama hızlı bir şekilde ilerliyorum ayaklarımı ite ite,sürünerek.Bana salonun ortasına koydukları battaniye sınırı işlemiyor artık beni başka yerlerden bulabiliyorlar.Çünkü ben o sınırları aşmayı istiyorum ve merak ediyorum bütün çevremdekileri.Mesela annem dün beni sehpanın altındaki süsle oynarken buldu.O da yetmedi kendi oyuncak kutumu aldım sehpanın altından oyuncaklarımı devirdim ve içinden oyuncaklarımı aldım.Geri geri de gidiyorum.Ben bir emekleyeyim beni tutana aşk olsun.Annem hedef 1-2-3 diye oyuncaklar sıralıyor.Yok artık ben hedeflere istediğim gibi gidiyorum.Şimdi kendi gözüme kestirdiklerimin peşindeyim.Anneciğim benim hedeflerim büyük artık.
Mutfakta annemi izlemeyi seviyorum bazen de sıkılıyorum.Ona seslenip gülücükler atmayı da çok seviyorum.
Baa-baa dışında yemek gördüğümde de ma-maa demeye başladım.
Çığlıklar atıyorum çok sevinince ya da çok kızınca.
Annem bir şeyler yedirirken elinden kaşığı kapmaya bayılıyorum.
                                                                                                                      Demir


Ben anne olduğumu aslında son bir kaç aydır daha iyi anladım.Karşımda bir küçük insan artık ciddi ciddi tepkileri var.Mutluluğunu,kızgınlığını,can sıkıntısını öyle güzel belli ediyor ki bu küçük insan içimi titretiyor her yaptığı ile.Elini elimin üzerine koyuyor bazen masal okurken,bazen tatlı gülücükler atıyor aniden yüzüme dokunuyor o da kendince sevdiğini belli ediyor.
Nasıl geçti zaman diyorum kendime sanki bir kaç hafta olmuş gibi doğum yapalı.Hatta hamileliğim her ayrıntısı ile aklımda.Zaman hızlıca akıyor,bebek hali geçip gidecek diyorum tadını çıkarayım diyorum.Öyle bir sevgi ki sevmeye doyamıyorum.
Bir şeyler yapma gayretindeyken hayranlık duyuyorum.Hani başardıkları için değil.Bir küçük insanın gelişimini böyle izlemek,insan olarak aldığımız yolun başa sarması sanki.Büyümek kolay değil diyorum.
Sen şimdi bir çok şeyi bilmiyorsun ama gün be gün yeni şeyler öğreniyorsun ve ne güzel biz de tanıklık ediyoruz.Ben de yeni şeyler öğreniyorum sayende bebeğim.Okuyorum,soruyorum,araştırıyorum.Ama en çok bütün bunları harmanladığım kalbimin sesine kulak veriyorum.Bilemiyorum ama kendimce doğal bir anne olma yolunda ilerliyorum.Kasmıyorum kendimi şimdi şu olsun bu olsun diye.Sevgiyle geçirelim zamanlarımızı istiyorum.
Seni çok seviyorum oğlum.
                                                                                                                                Annen

8 Mayıs 2011 Pazar

Anne olarak geçirdiğim ilk anneler günüm

Demir uyuyordu,yine de kendimi bir anda yanında buldum gece gece,bir baktım ki ağlamak üzereydi,ağlamadan kucakladım uyanmaması için kucağımda salladım.Kucağımdayken dolanırken bir anda fotoğraflarını gördüm arkadaşımın hani günler önce üzüldüğüm arkadaşımın.Bebeğini kucaklamış öpüyordu,o an öyle bir sevindim mutlu oldum ki,bana anneler günü hediyesi oldu dedim.
Öyle ya onun için de en güzeli yavrusunu koklamak,öpmekti.Ben de onların iyi olmalarına sevindim.Sonra kendime dedim annelik içinde her şeyi kucaklar,yaraları sarar,hastalıklara merhem olur.Annelik anne olunca anlanır.Annelik bir kadının dünyadaki en güzel ünvanıdır.
Kucağımda Demir içimi huzur kapladı.Saate baktım 12 yi geçiyordu.Bu benim ilk anneler günüm dedim.Anneliği tattırdığı için oğlumu kokladım öptüm yerine yatırdım.İçim coştu bir an uyuyamadım bile.
Sabaha da annemle ve Demirle uyandım.Rüyamda bile görmüştüm ikisini.
Anneler gününü kutluyorum tüm annelerin,anne adaylarının.
Hani bir gün yetmez falan denir ama anneler de bekler bir gün bile anılmayı.

İyi ki annem oldun sayende doğdum ben de anne oldum canım anneciğim...

4 Mayıs 2011 Çarşamba

Demirin Kahvaltısı-ek gıda durumları

Bundan bir kaç ay önce Demir uyuduğunda kahvaltı yapıyordum.Uyanma saatleri değişince Demiri karşıma oturtup öyle yiyordum.Son aylarda yeme olayını kavrayınca bu pek mümkün olmadı.Doktorumuz çoktan kahvaltıya başlayabilirsin dedi.Ben de son 2 haftadır kahvaltılarıma Demiri de dahil etmeye başladım.Zaten ne yesek bir uzanma elimizden alma çabasında ve ağzında yutma hareketleriyle bizi takip etmesinden ötürü Demiri yemeye dahil etmemek mümkün değil.
Ek gıdaya geçişle ilgili yazıları okudukça insana bir an darlık geliyor.Elinde listelerde olsa bebeklerin de seçimleri var ve olmalı.Ne yedirsem,sağlıklı mı organik mi olsun gibi soruların sonu yok.En sağlıklısı küçük bir yerde bahçe içinde yaşayıp kendi ekip biçtiğini yedirmen.Bu da mümkün olmadığına göre bulabildiğin sağlıklı yiyecekleri bebeğinin hayatına sokma düşüncesindeyim.
Şu an Demirin ana öğünleri tabi ki anne sütü.Bu yedikleri ara öğün hatta tadımlık yiyecekler.Hem tadını alması için hem de taneli yemeye alışması için.
Kahvaltısını kendime hazırlar gibi hazırlıyorum.Ne yediğini anlamak için bir tabağa tuzu alınmış keçi peyniri bir-iki tuzsuz zeytin içi biraz tuzsuz ya da normal ekmek içi koyuyorum ki bunların hiçbiri bitmiyor.Tadımlık oluyor daha çok.En son bir kaşık pekmez.Karışım yapmaya şu an karşıyım.Şu an karşıyım diyorum çünkü çocuklar annelerin de dediklerini yutturmak da bir numaralar.
Tabi yumurta yemesini istediğimde durum nasıl olur bilmiyorum.O zaman da minik ekmeklerin üstüne yumurtayı ezip sürerim diye düşünüyorum.Ihlamur hazırlıyorum bir kaç kaşık ıhlamur veriyorum.Biberonla bir şeyler içerken artık içmeyi reddedip daha çok dişini kaşıyıp biberonu atıyor.Aynı şey kaşıkla da oluyor kaşığı elimden kapan Demir dişini kaşıyor.(Pinkim dediğin gibi adı üstünde Ka-şı-----k :))Ihlamur yapmadıysam da bir kaç kaşık su veriyorum.
Böyle yedirmek çok zor belki tek tek.Fakat yediklerinin tadını tek tek almasından dolayı mutluyum.Neyi sevip sevmediğini de takip edebiliyorum.Mesela pekmezi çok severek yiyor.Sonra peyniri de seviyor.Zeytinin tadı tuhaf geliyor sanırım.Zeytini ilk zamanlar pek bebek kahvatılarına koymuyorlar ama ben koydum.Biraz daha büyüsün kahvaltısını önüne koyacağım minik parmakları ile yemesini sağlayacağım.
Bu tadımlık kahvaltıları bazı günler yedirmiyorum bazı günler yemiyor.Bugünse ana kucağından sarktı ve yediği kahvaltıyı kustu.Demir ana kucağında öyle bir aşağıya sarkıyor ki yere kadar.Oyuncağı düşüyor ya eğilip alıyor ya da almaya çalışıyor.Daha mama sandalyesi almadık.Alsak oturur mu diye geçen gün arkadaşım da denemesini yaptık ve oturdu.Gerçi alsak oturmak da istemeyebilir.Ana kucağında Demiri oturmak mesela çok zor.Hele dediğim gibi de yaptığı için yalnız bırakamıyorum üstünde.Mutfağa gittim bir gün bir geldim salona tepe aşağı Demir.Oyuncağını alıyor yerden.Ana kucağı da alçak bir model değil bu arada.
Mama sandalyesi ile ilgili önerileri ve görüşleri bekliyorum efendim:))

3 Mayıs 2011 Salı

Demir artık kendi başına oturuyor

Evet ben de şunu ilk yaptı bunu ilk yaptı diye konuşan annelerdenim.Her yaptığı ilk bir öncekini eskitecek belki de önemsizleştirecek.Şu var ki gün be gün yaşanan ilklerin sevinci tarifsiz.
Aslında epeydir oturuyordu destekle ya da bir kaç saniye.
Dün  yerde oyuncaklarıyla oynuyor ve bana destekle oturuyordu.Telefonum çaldı,bıraktım.Evet kendi kendine oturmaya devam etti.
Tabi bir süre sonra devrilebiliyor ama yine de oturabiliyor.
Bakalım bir sonraki ilkimiz ne olacak:)

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Demirsel mevzular-6 levellik Demir

0 kilometre işte.Her şeyi adım adım öğreniyor.
Gidecek çoook yolu var.Bir şey yaptığında duruyorum ne biliyor ki öğrenecek işte diyorum.Neler neler bilecek diyorum.
Çok hareketli bir bebek durmuyor yerinde.Emeklemeyemese de tam olarak istediği hedefe mutlaka ulaşıyor.
Adı gibi Demir öyle güçlü ki.
Aylar önce belirtileri başlayan dişten bir haber yok.Doktor demişti aylar sürebilir diye.Ben 5-6 aylıkken çıkarmışım.Eşim de 6-7 de çıkarmış sanırım.Diş konusunda anne-baba ne zaman çıkardıysa bebek de aynı zamanlarda çıkarırmış.Eninde sonunda çıkar da yarattığı sıkıntılar çok kötü.Uykuları bölünmeye başladı geceleri.Ağlayarak uyanmazdı ağlıyor geceleri.Tabi gündüz yaşadığı duygular da etken olabilir.Bebekler çok hassas,her şey etkileyebilir kırılgan yapılarını.
Bir bebekle empati kurmak çok zor.Çünkü hatırlayamıyoruz bebeklik zamanlarımızı.Ne düşünüyor,ne istiyor tam olarak diyerek onu doğru yorumlamaya çalışıyorum çoğu zaman.

Yeğenime de dedim o daha 6 level,hepsi kısım kısım ancak yapacak bazı davranışları birden bekleme.Çok hoşuna gitti tabi bir oyun sever olarak bu benzetmem,arada söyleyip gülüyor.

Gün be gün etap etap kendini geliştirip yapabilirliklerini arttırıyor.
7 level olunca evde rahat rahat gezinen Demir bakalım neler yapacak:)

Bir Doğum Günü Ardından

Neredeyse 1 hafta olacak ancak yazabiliyorum.
Doğum günü sabahı ilk sürprizim geldi.Kimden mi?
Kızlar sizi çok seviyorum çok çok teşekkür ederim...Çok düşüncelisiniz ve beni çok mutlu ettiniz.En yakın zamanda sizi ve bıdıklarımı görmek istiyorum güzel Yazım ve bir tanem Tibetin anneleri;)
Arkasından arkadaşım eve gelmiş beni bulamamış sürpriz yapmak için.Aynı tatlı meyve çiçeğim gibi kimse beni bulamadı evde o gün.Neyse ki annemdeydik.Canım arkadaşımla hasret giderdik bol bol kaynattık.
Uzun zamandır ertelediğimiz bir telefon konuşması yaptık ve mutlu olduk.
Ardından hediyelere boğulduk

Pastamızı üfledik dileğimizi diledik.
Bu benim anne olarak kutladığım ilk doğum günümdü.


Herkese çok teşekkür ederim...

27 Nisan 2011 Çarşamba

Ben bugün bir yaş aldım,oturdum bir şeyler karaladım


Aslında günlerdir içimde binlerce sayfa.Yazdım,yazdım,sildim beğenmedim bazı sayfaları,yırttım attım.
Yeni baştan yeni baştan aldım.
Ben bugün yeni bir yaş daha aldım.
Duyduğum haberler canımı yaktı,içimden durmadan ağladım.

Başa döndüm,bütün hikayelerimin başına.Nasıl büyüdüğümü düşündüm uzun uzun.Her zaman şükrettiğim gibi yine şükrettim beni çok seven anne,babam ve canım ağbim için.Evin küçük kızı olmayı ne çok sevdiğimi düşündüm.Seke seke yürüyüp sarı dalgalı saçlarımı oraya buraya atmayı ne çok sevdiğimi.Annemin benimle evcilik oynamasını.Babama beni kucağıma al dememi.Öyleydi ki ben m'lerin ve n'lerin yerini değiştiren bir çocuktum.Un kurabiyesini çok sevdiğimi bilen annemin her çarşıdan dönüşünde kese kağıdını uzatmasını.Ve bununla birlikte gelen minik hikaye kitaplarımı.Ağbimin silgilerini nasıl yediğimi,kalemlerini ısırdığımı.Babamın ağbime özel olarak yurt dışından getirdiği bembeyaz cetvelini nası boyadığımı.Bunun için saklandığımı ve sonucunda hiçbir şey olmamasını.Gündüzleri ayrı kutlanan doğum günlerimin akşamları da aile dostlarımızla kutlanmasını.Her doğum günüme annemin ayrı bir özen göstermesini.Kocaman kız olmama rağmen kocaman bir panda ayı ile kapıya dikilen babamı.Ağbimin mutlaka her doğum günümde hatıra defterlerime bir şeyler yazmasını.
Büyüdüğümü hatırlıyorum.Dostlarla kutlanan doğum günlerimi hatırlıyorum.
Ve sonra bir doğum günümde ilk defa yalnız kaldığımı,ailemden kilometrelerce uzakta olduğumu.Arkadaşlarıma da boş verin doğum günümü oturup vizelere çalışalım dediğimi.Akşamında müzik dinlerken çok ağladığımı ve bir anda arkadaşlarımın gelip hadi çıkalım demesini.Başka bir doğum günümde ise bütün gün telefon için beklediğimi ve ben çıktıktan sonra arayan sevgilimi.Ve tüm gece eğleniyor gibi yapıp,eğlenmediğimi.
Sevgilimin yaptığı doğum günü sürprizlerini.
Nasıl evlendiğimizi,nasıl eşim olduğunu.
Kızgınlıklarımı,ilk iş heyecanımı.
Hatalarımı,yanlışlarımı.
Sevdiklerimi düşündüm ayrı ayrı.Geçen yıllarda hayatı nasıl anlayıp kucakladığımı.
Ergenlik de üstüme gelen dünyayı yirmilerin başında nasıl salladığımı.Yirmilerin ortasında hayatını kurcaladığımı ve yirmilerin sonunda hayatı artık netleştirip anladığımı.
30lu yaşın bana annelikle gelmesini.Ve beni bir yerden bambaşka bir yere sürüklemesini.
Çok büyüdüğümü.
Bir canlıya hayat vermenin ne demek olduğunu.
Ve yıllar sonra Onun aşkı ile yanmayı.

Hani çok gibi dursa da,ben 30lu yaşları sevdim yetinmedim üzerine bir yaş daha ekledim.İçimdeki tüm sevgileri parlattım her gün için.Şükredince bencillik yapmıyorum ya dedim.Zamanı bir ileri bir geri sardım.Ama ben 30ları da sevdim.
Ve fark ettim ki ilk önce oğlum,eşim ve diğer sevdiklerim için dilek dilerken ve dua ederken kendimi bir yerlerde bıraktım.Sonra gözümü kapadım ve bir hayalimi canlandırdım.Daha fazla umut koydum içine.Ve olacağına inandım.

Ben bugün bir yaş daha aldım ve oturup bunları karaladım.Bu yaşıma umutları yakıştırdım.Hayatı kabullenip,kalbimi canlı tutmayı.

görsel

26 Nisan 2011 Salı

Düşüncelerim hastalandı

Ahh düşünmeyeyim diyorum.Gözümü kapıyorum aklıma geliyor duyduklarım.Düşünüp de sana ne faydam olur ki.Gözümü kapamayayım dedim.Baş ağrısı bırakmadı beni.Hasta oldum bir çeşit.Seni düşünemiyorum.
İsyan etmek doğam da yok.


Durum ümit ettiğimden kötü.Bir bildiği var Allah'ın.
Sana duamdan başka ne gelir elden.

Dua ediyorum bol bol,sabır için...

25 Nisan 2011 Pazartesi

ne denir ki

Günlerdir aklımdaydı arkadaşım.Aradım kaç defa son bir kaç gündür.Açmadı telefonlarımı.
Ortak bir arkadaşımızdan aldım haberini.Aylardır sevinçle beklediği bebeği erken gelmiş ve problemliymiş.Ulaşamıyoruz doğru düzgün haber alamıyoruz.
Haberi duyunca dünya üstüme üstüme geldi sanki.
Ne denir ki,tam açmıştım ki yeni sayfayı bir şeyler yazacaktım kaldım cümlelerim..

21 Nisan 2011 Perşembe

İnsanın kendisine sürprizi

Aklına bir şey takılmıştır,
Kitaplıktan bir kitap seni çağırmaktadır,
Zamanın hangi vaktinde koyduğun bu kitap arası güzellik seni beklemektedir,
Açarsın ilk sayfada görünce çiçeği hatırlamaz,sevinirsin,
Kendini de o an çok seversin,
Kendi kendine yaptığın sürprizi çok beğenirsin.

Bugünkü aklımla çocuk olsaydım



Bugünkü aklımla çocuk olsaydım neler neler yaparım diyorsanız,haydi buyrun bir de burada deyin.
Anne sözünde ödüllü 23 Nisan yarışması için buradan tık tık..
Ben çoktan gönderdim bile;))




19 Nisan 2011 Salı

aylar sonra el ele görüldüler


Pazar klasiği,annemlerdeyiz.
-Haydi uyudu,çıkıp işlerimizi halledelim.
-Bilmem çıksak mı?
-Oyalanmayalım haydi.

Aylar sonra el ele görüldülerrr deyince gülmeye başladık.
Demir olmadan dışarı çıktık,bir eksiklik var,çantamda da hafiflik.
Bir kahve molası,beraber kitaplara baktık.Biraz market alış verişi.

Çocuğu yanında yok diye özleyen anne baba olarak da çıkarıp çıkarıp fotoğraflarına baktık güldük,başka şeylerden konuşurken konu hep döndü dolaştı Demire geldi.

15 Nisan 2011 Cuma

Resmen baaa baaa diye heceliyor yahuu!

Bir kaç gün önce babasının kucağında baa baa deyince yanlış duyduk sandık.Tekrar baaa baaa dedi babası ile bakakaldık.Sonraki günler anlamsız şekilde heceler devam etti.
Taaaa kkiiiii az önce mamasını yedirene dek (evet pirinç unlu mamaya da ayın 12si itibari ile başladık) baaaa baaa diyerek ağlamaya başladı.İlk anne demesini beklemiyordum zaten ama yine de Demire demekten alamadım kendimi baba demek haaaa oğlum baba demek:))
Bebekler bir şeye yoğunlaşınca rüyalarında bile görürmüş ya bizimki de 2 sabah önce gözünü açmadan ayağını ağzına götürdü uyanmaya çalışırken.Babası ile epey güldük.O da gözlerini açar açmaz bizi karşısında öyle gülünce gülmeye başladı.
Tabi böyle gülerken ağladığımız zamanlarımız da oluyor.Dün akşam uykusundan ağlayarak uyanan Demir çok zor sustu.Dişlerinden ötürü olduğunu düşünüyoruz.Diş etleri çok sıcak,yanıyor sanki.Jel ve soğuk diş kaşıyıcı ile masaj yapınca biraz iyi oldu ama zor sakinleşti.Dört gözle dişin çıkmasını bekliyoruz.
Ama ben hala şoktayım işte baaa baaa dedi yahu.Kameraya da çektim delil de var elimde.

12 Nisan 2011 Salı

Demir 6 aylık oldu

Uzaylı dost pijamamdan görüntülerle 6 aylık olduğumu duyuran annemi gün be gün daha mı çok seviyorum ne?Birbirimize yuvarlanıp annemin çılgınca bağırmasına ben de çılgınca eşlik ediyorum.Annem bir yandan ben bir yandan yuvarlanıyoruz ve yüz yüze gelince annem seni,seni,seni çoooooook seviyorum deyince kahkaha atıyorum.
Cuma günü geri geri gidince annem şaşırdı,iyi ki yanındaydım seni yatağın tam ortasına bıraktım sen kenarına gelmişsin dedi.Anneannem de gördü geri geri gitmemi.
Annem hedefler koyuyor karşıma ne yapıp ne edip ulaşıyorum.Bazen yuvarlanıyorum,bazen sürünüyorum.
Oyuncaklarımı yere atmaya bayılıyorum annem yer çekimini mi kontrol ediyorsun diyor bana,yer çekimi ne demekse?
Babam beni omuzlarına alıp evde geziniyoruz ya bayılıyorum!Anneme de tepeden bakıp gülücükler atıyorum.O arada boş durmayıp babamın saçlarını çekiyorum.Saç deyince galiba annemin saçlarını fazla çekiyorum,hep bu dişim yüzünden ben de çok sıkıntı duyuyorum.Hala dişim çıkmadı.
Bazen ilk defa gördüğüm kişileri yabancılıyorum.Ağlamaya başlıyorum ama zaman geçince alışıyorum.
Kendi dilimce bir şeyler söylüyorum annem kaptan mağara adamım benim diyor.Anlatıyorum anlamıyor mu acaba?
Annemin çıkardığı ilginç seslere çok gülüyorum.
Annemle babamın elinde ne görsem almak istiyorum,farklı şeyler görmek hoşuma gidiyor.İncelemeye bayılıyorum.
Anneannemi,dedemi ve kuzenimi görünce sevinçten çıldırıyorum.
Demir

Hamileliğimden önce anne dur hayatını yavaşa al dedin.Yavaşlat kendini,hayatın sesini duy der gibiydin hamileyken de.Şimdi seninle hayatın sesini daha iyi duyuyorum.
Bir insanın büyümesini görme mucizesini yaşıyorum.
Çok kısa süredir anneyim ve bu cümlelerle toz pembe dünyada gibi miyim?
Elbette masal diyarında değilim.Anne oldum diye başım göğe de ermedi.
Bu hayat toz pembe olur mu?Hele hele bir annenin iç sesi susar mı?
6 aydır anneyim,6 ayın her günü farklı sorularla içimi kurcalıyorum.
İşte o sorulardan bazıları hayata öyle farklı bakmamı sağlıyor ki.Ben iyi olacağım,olumlu olacağım ki öyle bir evlat yetiştireceğim.
Çünkü minicik bir bebek bile hissediyor her gerginliği.İfadesi değişiyor.
Elimden geldiğince iyi olacağım.Elbet isyanlarıma da denk gelecek,kızgınlıklarıma da.
Annesinin her halini bilecek ama hani bir gün annem umut dolu biriydi hep,bana da o öğretti umutlu olmayı desin.
İçimi titreten bir ateş sanki,aşk gibi.
Seni çok seviyorum oğlum,nice ayların,nice yılların olsun!

Annen




11 Nisan 2011 Pazartesi

Değişen

Değişen aslında olaylar,durumlar değil aslında.
Çok uzatmayı sevmiyorum,ne küslükleri,ne hüzünlü ruh halini.
Geçen zaman diliminde değişen sadece benim düşünce şeklim.Haydi diyorum kendime dünya bu,eldeki en değerli an şu an.
İyi düşün,olumlu düşün değiştir ruh halini.
Beklediğin dosttan haber de gelmemiştir,o anki durumlar da değişmemiştir.
Yaş aldıkça bakış açım bu oldu.Dur kendine gel,zaman kısıtlı.
Hayatta neler oluyor demek bencillik belki ama olduğunu kabullenip keyfini çıkarmak,anlamak hayata şükür etmenin bir yolu.
Ne kadar zamanın kaldığını bilmiyorsun ki?
Tek garantin şu an.
Onu da hor kullanma diyorum kendime.

İşte böyle değişen zamanlarda hep güzel bir haber alıyorum gelişmeyi bekleyen.Umarım sonuç iyi olur.


7 Nisan 2011 Perşembe

Ben bugün bahar kokusunuı kalbimin taa içlerine davet ettim


Bütün olumsuz haberleri elimin tersi ile ittim.
Uzun zamandır takmadığım siyah beyaz yüzüğümü taktım ve ona eşlik eden bluzumu giydim.Olmaz diye giyemediğim dolabın bir köşesine terk ettiğim pantolonu da giyince ohh dedim.
Kafam ağaçlarda yolda yürürken açan çiçeklerle başımı döndürdüm.
Çok sevdiğim elmalı kurabiyelerden yedim.
Çok  çay sevmesem de çok güzel demlenen çaydan iki bardak içtim.
Bir bebek ve bir çocuğun nasıl iletişim kurduklarını gözlemledim.
Bir baktım ki Demirin şapkasının içine bahar yaprakları saklanmış,hiç şaşırmadım.

Akşama bir telefon aldım,içimde uzun zamandır sorduğum sorulara,cevaplar aldım.Ve kendime kızdım neden aramadım diye.Öyle güzel bir başlangıç yaptım ki belki aylar sonra göreceksiniz siz de.

görsel

6 Nisan 2011 Çarşamba

mendil

Acaba doydu mu?Rahat uyuyor mu?Üşüdü mü?Terledi mi?Üstü ince mi?Burnu mu akıyor?Ah başını hızlı mı çarptı?Dişi ne zaman çıkacak?Canı çok yanıyor mu dişi çıkarken?
Yeni bir şeyler öğretebiliyor muyum?İyi bir insan mıyım?Ona iyi örnek olur muyum?
Bu sorulardan dahası da var içimde.Eminim daha da eklenecek gün be gün.
İçimde bir ip,ipte asılı bir mendil.Mendil durgun havada bile hafif hafif sallanıyor.
Sürekli pır pır ediyor.
Anne olmak içinde hep dalgalanan bir mendille yaşamakmış.

5 Nisan 2011 Salı

ilk elma ve ilk yoğurt

3 nisan pazar günü ilk elmasını yedi Demir.
Ek gıda konusunda ufak başlangıçlar yapmak istedim ve bugün de yoğurt verdim.
Demir yediklerinden çok kaşıkla ilgileniyor.Kaşığı alıp kendi yemek isteyenlerden olacak belli ki.
Gerçi şu anki kaşık aşkı diş kaşımak isteğinden daha çok.
Bakalım neleri sevecek neler yiyecek?
Biz yemek yerken bizi dikkatle takip ediyor.Anneannesi tatsın diye yerken sularından veriyor arada sırada.
Önümüzdeki aylarda bakalım neler olacak?

hani


Sitem etmesem de ettim işte,sen sitemi sevmesen bile.
Hatırlatmak istedim kendimi,buna rağmen yalnız bırakıldım canım dostum
Dostluğunu özlediğim zamanlarda çok çok yalnız hissediyorum kendimi.
İnan kendime kızıyorum,sana da değil,çünkü suçu birilerine atma evrelerini çoktan geçtim.
Ben de hata ki,böyle.
Her şeye alışıyor insan ama insan dostunun neşesini de özlüyor,sohbetini de.
Sorarım sana sen nasılsın bu kadar zamanda?
Bana sorarsan,
Anlaman için yaşaman gerek......

görsel

1 Nisan 2011 Cuma

Bir minicik kız çocuğu bak duruyor hala

Yazıyorum,yazıyorum aslında ne çok şey yazıyorum, beynimde hepsi.
Bloğa zaman bulunca unutur gibi yapıyorum.
Gecenin üçü mü yoksa sabahın üçü mü desem,düşünüp duruyorum.
Bir çok cümle eski,yeni.
Kendime gülüyorum.Birini duydum 30 yaşındayım dedi.AA dedim yaşı varmış.Sonra kendime sordum sen kaç yaşındasın ki?Alışamadan 3 lü yaşlara yenisi geliyor,pek yakında.
Bir de demiştim ki girerken 3lü yaşlara davulla zurna ile gireceğim.Neredeeee en az mide bulandıracak pastayı bulup getirdi sevgili.Pastamı hala konuşuyor yiyenler.
O zamanında ne güzel doğum günü sürprizleri yapardı.Bir keresinde 20 sene önceki doğum günü video kasedini almış annemden cdye kaydettirmiş.Pasta kesilmeden önce durun dedi.O kasetten olan kişilerin bir çoğu da doğum günümdeydi.Onlara da zaman tünelinde yolculuk oldu.Ağladım tabi küçücük doğum günü kızını izlerken.
Aklıma bu şarkı geldi şimdi.