22 Eylül 2010 Çarşamba

20 gün kala


Pazartesi odanın eşyaları geldi tatlı,minik oğlum.Üzerinde boya olmadığı için kokusu da yoktu.Sadece yeni kokusundan dolayı camları açıp iyice havalandırdım.
Kıyafetlerini dolaplarına yerleştirdim vakit kaybetmeden.Nasıl şaşırdım neyi nereye koyacağımı.Hiç böyle minik eşyalarla bu kadar haşır neşir olmamıştım ki.Çoraplarını elime aldım aldım,nasıl koysam ki şimdi bunları deyip durdum.
Şimdilik bir düzen oturttum.Dolabını ilerleyen zamanlarda da kullanabilmen için büyük aldık.3 kapılı dolap olunca minik eşyaların daha da küçük kaldı içinde.Gün gelir bizim dolabımızdan eşyaların taşması gibi seninkinin de taşacağını düşündük.
Şimdi ikide bir odana giriyoruz.Eşyalarına bakıp gülüyoruz.Sabah baban evden çıkmadan önce yine kıyafetlerine baktı güldü.Bir yandan da askıları bana getirip gösterdi.Küçücük montun,küçük smokinin o kadar komik ve güzel ki.Smokinini dayının eşi aldı canım,mevlitte giymen için.Öyle çok parlak değil,tam zevkime göre almış sağolsun.Krem rengi,küçücük yıldızlı bir papyonu var.Alalı zaten epey olmuştu.En canımın sıkıldığı anlarda kutusunu açıp gülüyordum.Pantolonun bile duble paça.
Rüyamda bebek görüyorum arada sırada.Bu gece de gördüm ama sen olmadığını biliyorum.Hep bilinç altı,gördüğüm resimlerden okuduklarımdan,izlediklerimden.Merakla bekliyoruz işte seni canım.

Benim hayatta iddialarım olmadı hiçbir zaman.En mükemmel olayım,en mükemmel işe ben sahip olayım,en mükemmel eşe ben sahip olayım diye.En mükemmel çocuk benim olacak diye de iddiam yok.Babanla bizi tanıyınca anlayacaksın oğlum.En mükemmel çift olalım,biz farklıyızlar bizim hayatımızda yok.Her şeye yetişmeyi çoktan bıraktı annen.Vurdum duymaz mıyım,aksine duyarlıyımdır da bir çok şeye.Ama gereksiz bir yarış gibi kasmam kendimi.İşte olduğumuz gibiyiz,biz canım oğlum.Olduğumuz gibi sevdik birbirimizi babanla.Ben onun yanında ben olduğum için,o benim yanında kendi olduğu için.Gerisi teferruat.Seni de sen olduğun için,sadece sen olduğun için,bize emanet olduğun için,bize bir hediye gibi gönderildiğin için çok seveceğiz.Gerisi sadece teferruat olacak.

20 Eylül 2010 Pazartesi

22 gün kala


Canım oğlum artık çok az kaldı.Hafta sonu babanla doktor işimizi hallettik.Bu arada beraber yemeğe,sinemaya gittik.Sanırım bundan sonra pek fırsatımız olmayacak.Sinemaya uzun süre gidebileceğimizi sanmıyorum.Seni bırakmak istemeyiz.Çok heyecanlı,korku,aksiyon dolu filmleri izlemek istemediğimizden animasyon izleyelim dedik.Herkes çocuğunu getirmişti filmi izlemeye getirmişti.Biz de getirdik ama bir farkla tabi:))Bundan sonra birlikte böyle animasyon filmler izleyeceğimizi hayal ettik.Tabi sevdiğin filmleri bize 50 milyon kez izleteceğini de tahmin ediyoruz.Bu konuda deneyimimiz var.Sevgili kuzenin küçükken bize sürekli sevdiği filmleri izlettirirdi.
D&R'da hep animasyon filmlere baktık.Çok güzel kitaplar bulduk.Dedik biraz daha bekleyelim,öyle alalım.
Az önce elimde üzüm tabağı,boşluğa doğru daldım.Yalnız geçirdiğim son günler dedim kendi kendime.Ev zaten doğumunda epey kalabalıklaşacak.Tabi ben herkesin olmadığı seninle baş başa kalacağımız günleri merak ediyorum.
Bugün odan için mobilyaların gelecek.Aslında çok önceden aldık biliyorsun.Ama daha geç beklediğimiz için seni,erteledik geliş tarihini.
Hazırlıklarımız tamam sayılır.Bir kaç şey kaldı.Hastane çantamızı hazırlamadık henüz.Bu hafta çantayı hazırlamayı düşünüyorum.
Sen de bence artık gelmek istiyorsun,kıpır kıpır duramıyorsun yerinde.Az kaldı gerçekten bebeğim,az kaldı.



resim***

17 Eylül 2010 Cuma

25 gün kala


Hamilelerdeki duygu değişimleri hep konu edilir minik oğlum.Duygusal inişler çıkışlar yaşadıkları,hormonal değişikliklerin duygularını çok etkilediği söylenir.
Sevgili oğlum ben pek hamilelikte inişler çıkışlar yaşadığımı söyleyemeyeceğim.Sadece annelik,çocuk,bebek konuları ile ilgili durumlarda daha duygusal oldum.Mesela geçen gün izlediğim bir filmde ağladım.Ki filmler de pek ağlamam.Anne bebeği babasına bıraktı gitti.Babası hem çalıştı,hem okudu,hem bebeğe baktı.Başına da bir sürü dert de gelince ben dayanamadım ağladım.
Bir de son günlerde sinirliyim.Aslında sakin bir yapım var.Ama sinirli bir yönüm de söz konusu.Sinirliliğim biraz   da hemen yorulmam,bir işi tamamlarken zorlanmamdan.Enerjim azaldı.
Olsun oğlum doğunca sen enerjim yerine gelir.Yorulsam da annelik denilen kavram enerjisiyle gelecek biliyorum.

16 Eylül 2010 Perşembe

26 gün kala


Canım oğlum hazırlıklarımıza hız kazandırdık sayende.Dün odanın halısını hallettik.Cumartesi gelecekti mobilyaların fakat cumartesi doktora gitmemiz gerek.Biliyorsun annende bel fıtığı var.Normal doğum yapmak isterdim ama bel fıtığından ötürü korkum var.O yüzden bel fıtığımle ilgilenen doktoruma gitmem gerekli.Böylelikle kadın doğumcumuz da sezeryan ile doğum için onayını versin.Pazartesi de mobilyaların gelmiş olacak.
Odana bakıyoruz babanla,daha eşyaların yok ama şimdiden çok sevdik bu halini.Sen de seversin umarım miniğim.
Seninle müzik dinliyoruz şu an ben bu satırları yazarken sen de müzik dinliyorsun.Bazen tepkiler veriyorsun,bazen sessiz kalıyorsun.Ama sevdiğin müzikleri şimdiden öğrendim.Sana bir liste bile yaptım.
Odana geçtiğinde benim ipodum senin ipodun olacak.Ipod için bir sistem alacağız kısmetse sen de müzik dinleyeceksin.Beyin gelişimi için gerekli diyorlar.Bütün bunların ötesinde sen de dünyaya gelince anlayacaksın ki şimdiden anladın bence müzik dünyadaki en güzel şeylerden biri.Anneannen de bize dinletirmiş bebekken.O zamanlar öyle mp3 çalar falan yok tabi.Radyolar var.Beşiğimizin yanına koyarmış.Belki de o yüzden çok seviyorum müzik dinlemeyi.Bilemiyorum.Ama çocukluk günlerime dönünce bazı anılarımda arkada hep güzel fon müzikleri var.
Fon müziği deyince yıllar önce çok sevdiğim bir arkadaşıma demiştim ki bu şarkıda kendimi, şöyle hayal ediyorum.Hastane odasındayım,arka fonda bu şarkı çalıyor.Bebeğim kucağımda,işte benim öykümün artık değiştiği yerde bebeğimin öyküsü başlıyor.Yaşam değişiyor.Şarkının giriş kısmı bana hep bu hayali canlandırır.

Hangi şarkı mı?İşte bu şarkı 
Bulutsuzluk Özlemi - Tepedeki Çimenlik |


15 Eylül 2010 Çarşamba

27 gün kala


Aslında canım oğlum daha geç bekliyorduk seni.Ama madem erken geleyim dedin.Gel,başımızın üstünde,canımızın en derin köşesinde yerin var.
Biraz ağırdan aldık hazırlıkları daha vakit var diye.Şimdi bizi heyecanlandırdın,harekete geçtik hemen.
Etrafımızı minik eşyaların sarmıştı.Beşiğine bakıp seviyordum hep.Dedin ki eşyaları sevmeyi bırakın ben geliyorum.Beni seversiniz dedin.İyi de dedin.
Annen yoruluyor artık oğlum.Ellerim ayaklarım birer kütük misali şişti.Ayakkabılar olmaz oldu.Terlikle gezmeyi sevmeyen annen her yere terlikle gitmeye başladı.
Uyumak da zor artık.Sürekli uyanıp tuvalete gidiyorum.Ama bu da bir hazırlık süreci diyorum kendime.Sen uyandırdığında ya da senin için uyandığımda rahatsızlık çekmeyeyim diye.
Hareketlerim kısıtlı,gezip tozmak ne zamandı unuttum.Oğlum diyorsun ki anne alış ben gelince öyle eskisi gibi gezip tozmak yok.Ama biraz büyüyeyim beraber iyi bir ikili olacağız.Babam da farkında zaten diyorsun.Oğlunla gezersin dediğini duyuyorsun değil mi canım oğlum.
Evet biraz panik yapıyorum çaktırmadan.Nasıl bir anne olurum diye sana.Küçücük bedenin kollarıma verildiğinde ne yaparım,her şey kendi kendine mi gelişir.Göreceğiz diyorsun şimdi tekmeleyerek beni.

Odan için hazırlıklarımızı yapacağız bugün.Anneannen kaç gündür kıyafetlerini yıkıyordu.İyi ki beklemedi daha çok.Minik minik kıyafetlerini gördükçe daha da çok heyecanlanıyoruz.

Panik yapma anne diyorsun değil mi?Annen aslında çok sakin ve sabırlıdır.Sen de tanıyınca hak vereceksin.Ama kabul et oğlum hayattaki ilk tecrübem bu.Anne adayı olmak bile zormuş.Başarırız diyorsun değil mi?




4 Eylül 2010 Cumartesi

Öylece içimden geldiğinden

Şimdi benden,bizden,bizim de ötemizden,
İçimden,en derinlerden,salladığımda gönül ağacımın altına dökülenlerden,
En sessiz yerimden,
Kelimelerimin aslında hiç bitmemesinden,
Tüm acılara karşı direnmemden,
İşte her şeyi çözümlediğimden,
İçimdeki sukunetten,
Hayatı anladığım andaki gülümseyişimden de

Öte asıl içimin gülen yüzleri,
Size bakmak..
Hayatı anlamak...

26 Ağustos 2010 Perşembe

Kendine,içine dönmek..


Hamilelik bana binlerce duygu ile birlikte geldi.Aylar geçince daha bir fark ettim.Kendime döndüm fazlasıyla,içimdeki miniğe kollarımı,yüreğimi,beynimi öyle bir açtım ki belki dış dünyayı unuttum.Evet unuttum farkına varmam zaman aldı.Bu değişim aylar önce başladı.Artık had safhalarda.Ama böylesi kolay adapte olmamı sağladı.Bilmeden yaptığım bu içe dönüş beni ayakta tuttu.

Son 1,5 aydır yine annemlerdeydim.Sevgili yanımızda olamayacaktı.Yalnız kalmamı istemedikleri için çantaları toplayıp gittim bizimkilere.Annem tabi ki mutluydu.Küçük yaşlarda evden ayrılan kızı ile bol bol vakit geçirdiği için.Ben de mutlu oldum bu zaman dilimlerinde.Hamile olmam gerekmiş onlarla uzun zaman yaşamam için.Çalıştığım günleri hatırlıyorum da.10 günü geçerdi görüşmeyeli bazen bir kaç kilometre ötemizde olmalarına rağmen.Zaman,yaşananlar kurguluyor kendini pek güzel biçimde.Her şeyin kendi anlamı var kendi içinde.Bir de güzel tatile gittik kalabalık bir aile grubu ile birlikte.Daha da güzel oldu.Hamile hamile yüzmek de keyifli bir şeymiş gerçekten.Demir şaşırdı sanırım annem nerelerde diye.

Artık zaman azalıyor,sayılı günlerimiz var.Gittikçe heyecanım artıyor.Nasıl bir anne olacağım sorusu da hep aklımda.İnanılmaz duygular içindeyim.Allah isteyen herkese yaşatsın.İsteyene yaşatsın çünkü minik kalplerin,minik bedenlerin acı çekmemesi gerek.Sevgi ile yollarını gözleyen herkesin kucaklarında yerlerini bulsunlar.Hani emin olduğum şey de bu aslında.Çok ama çok seviyorum Onu şimdiden.Bir de kucağıma alınca neler olacak hayal bile edemiyorum.

En çok keyif aldığım aktivitem ise oğlumun hareketlerini izlemek.Öyle keyifleniyorum ki,diğer zorlukları silip süpürüyor.Çünkü artık hayat zorlaştı karnım büyüdükçe.Her şeye değiyor ama...Annelik böyle bir şeymiş demek ki..

Anneler yazıyor ya konuşuyorlar ya bolca çocuklarından.Belki sıkıyor bazılarını.Ama insan anne olmadan hamile olmadan anlayamıyormuş bu tür durumları.Abartı geliyordu bana da.Sanki anne olmak dışında işleri yokmuş gibi.Ama şimdiden öyle bir güç,öyle bir sevgi var ki içimde hani sanki asıl konu anne olmam gerekiyormuş gibi.

Milyonlarca düşünce içindeyim.Bildiğim bir şey var ki hiç bir şey ama hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.Değişecek hayatım ilk defa korkutmuyor beni.Eskiden olsa büyük değişikliklerden çekinirdim.Taviz vermek istemezdim alışkanlıklarımdan.Ama nelerden vazgeçirdi şimdiden minik oğlum.

Sevildiğini bilsin her zaman minik oğlum ve ne kadar şanslı olduğunu,ne kadar şanslı olduğumuzu.

18 Temmuz 2010 Pazar

Kıpırtık,pıtırcık bebek ve annesi bildiriyor


Kıpırtık,pıtırcık bebek,annesi,babası Sihirbazın Çırağı adlı filme gitti.Nicolas Cage fantastik filmde oynarsa mutlaka filmde kopuk mantık hataları olur dediler ve de haklı çıktılar.
Fantastik filmlerde mantık aramayın diyebilirsiniz.Fakat filmin devamlılığı içinde olması gerekenlerin olmaması tarzında eksikler görünce gülüyorsunuz tabi.Diğer baş rolde oynayan şaşkın çocuğu She's Out Og My League filminde izlemiştim.İki filmde de şaşkın bir tipleme çiziyor.

Afm sinemalarının koltukları gerçekten çok rahatsız.Hamile bir bünye için koltuk önemli oluyor sinemada.Bel boşlukta kalıyor,ayaklar rahatsız.Bir daha gidersem kendime yastık da alacağım.Cine Bonuslar bu konuda gerçekten çok iyi hizmet sunuyor.Fakat çok yakınımızda Cine Bonus sineması olmadığı için Afmleri tercih etmek zorunda kalıyoruz.Üstelik ses sistemi olarak da Cine Bonuslar çok daha iyi.

Sinemanın en güzel yanı filme girmeden öncecaldığım Starbucksın yaz için çıkardığı içeceklerden limonlu yeşil çaydı.Gerçekten ferahlatıcı bir içecek tavsiye ederim.

15 Temmuz 2010 Perşembe

Nedensiz gülüyorum:)

Dolabımı açıp askıdaki giyemediğim elbiselerimi,gömleklerimi gördükçe gülüyorum.Gömleklerimin olması düşünülemez bile.
Tadı diğer limonatalar gibi olmasa da en harika limonata reklamına sahip olan limonaaataa diye ağlak bir sesle şarkı söyleyen limona gülüyorum.
Kanallar arasında zaplarken Harry Potter'ın ilk filmini görüp,ne kadar da cücüklermiş deyip gülüyorum.
Elimdeki kayısının bu kadar dişimi kıracak gibi sert olup da bu kadar lezzetli olmasına gülüyorum.

Diyorum ya nedensiz gülüyorum.Gülmek için bazen çok büyük nedenlere gerek yok diyorum.

12 Temmuz 2010 Pazartesi

İçimdeki çocuk mu istiyor yoksa ben mi?


Hamilelik boyunca şunu da çok yemeyi istedim,bunu bana bulun getirin çok canım çekti demedim.Henüz.Sadece mayıs ayında karpuz yeni çıkmışken ve de tatsız tutsuzken,sanki dünyanın en harika şeyini yer gibi yemiştim.Bunda sürekli meyve yiyebilmemin etkisi fazlaydı.Serin şeyler istiyordu canım onca bulantıya karşı.En sevdiğim tatlılara bile aylarca el süremedim.Şimdi de abartmadan yiyorum.Nesquick derken şimdi de süt dilimi yiyorum.Gerçi hamile olmadan önce de severdim Kinder süt dilimini.İçimdeki çocuk istiyor desem sanmam.Tamamen annesinin damak zevki.Tabi bu zaten çok tatlı bir şey olduğunda gün içinde başka tatlı bir şey yememeye çalışıyorum.

İçimdeki çocuğa gelince son bir haftadır hareket yeteneği daha da gelişti.Gümbür gümbür sarsıntılarını hissediyorum.Eskisi gibi pıtırcıklar yine var.Ama artık patırtılar da çok.6.ayımıza girdik artık,büyüyoruz.Bundan sonra daha da büyük tekmelemeler gelecek sanıyorum.O oynadıkça kıpırdandıkça deli gibi seviniyorum.Görmeden birini bu kadar çok sevebilir insan.Annelik kadınlara verilmiş en güzel ayrıcalıklardan biri bence.Senin içinde bir canlı büyüyor ve gittikçe derinleşen bir bağla,sevgiyle bekliyorsun.Sonrasını merakla bekliyorum.Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak biliyorum.Ama daha güzel daha renkli olacak eminim.Şimdiden onun renkleri ile doluyor ev.

Sabırla bekliyoruz canım oğlum seni.

10 Temmuz 2010 Cumartesi

Renkli şemsiye,nesquick,yağmur ve Rengarenkkk

Şemsiyenin yağmurla bağlantısı var da nesquiğin bu başlıkta yer almasının alakası nedir değil mi?

Yağmurlar durmayınca yürüyüş yapma imkanım da azaldı.Artık sevgili haydi çıkalım biraz yürüyelim deyince şemsiyesiz kapıdan çıkıyordum ki ee şemsiye almayacak mıyız dedi.Ben de rengarenk şemsiyemi aldım.Apartmandan çıkarken aynaya bakan sevgili aa tişörtüme uyuyor bu şemsiye deyince bak benim de üzerime uyuyor dedim.Yağmurda turuncular,pembelerle yürüdük.Gri havaya inat rengarenktik.

Rengarenk deyince bu şarkıyı çok seviyorum son zamanlarda.Dinlediniz mi daha önceden?



Yağmur enteresan yağıyordu şemsiye kar etmedi.Rüzgar,yağmur yine de keyfimizi bozmadı.İnsanın bir yaz günü düşünemeyeceği bir gün.Basık hava baş ağrısı yapmasa ve bazen iç karartmasa dert değil.Sıcak yaz günlerindense serin serin oturuyoruz.Hamile bir bünye olduğum için hava bana kıyak geçiyor sanırım:))Çünkü vücut sıcaklığım yükseldi tahmin edersiniz ki.Yıllardır ellerimin buz gibi olmasına alışan sevgili sürekli,avuç içlerinde alev topu var sanki diyor.

Yürüyüş sonrası eve gelince nesquickli süt çocukluk günlerime götürdü.Başlıkta yer almasının sebebi bu.Bir de çileklisini de severdim.Çilekli nesquick kutusunu atmamıştım da içine ıvır zıvırımı koyar hala enfes çilek kokusunu alırdım.Tabi şimdi içerken tercihim kakaolu olanı.Milkshake tadında olması da ayrı bir keyif verdi içerken.(Bol süt içme yöntemleri 1)

Yağmurun da keyfini çıkarmaya çalışın.Keyfinizi bozmayın,anın tadını çıkarmaya çalışmaktan başka söyleyin
hangi işimiz var?

****resim

İz Bırakan Kitap Cümleleri


Okuduğumuz kitaplarda beğendiği cümlelerin altını kalemle çizenlerden misiniz?Yoksa benim gibi defterlerine not alanlardan mısınız?
Mutlaka etkisi altında kaldığınız kitap cümleleri vardı.Bloğumu takip edenler arasında bir blog yazarının açmış olduğu bir site var.
Bakıp göz gezdirmenizi ve beğendiğiniz cümleleri eklemenizi tavsiye ederim.Hatta siz de bloğunuzda yer verebilirsiniz.Aranızda çok kitap kurdu var biliyorum.

İz Bırakan Kitap Cümleleri sitesine tık tık

6 Temmuz 2010 Salı

iyi şeyler olacak mutlaka...


Çok susuyorum son günlerde,cümlelerimi içimde biriktiriyorum sanki.Sonra diyorum anlat,söyle içinden geçenleri kendi kendine konuşma.
O yüzden dün telefona sarıldım hep.Aramaya çalıştım sevdiklerimi.Ahh Sibelim söyleyecek sözlerim azalmış gibi geliyor böyle anlarda.Zaman işte ilacını veriyor mu alıştırıyor mu insana.Dediğin gibi bir varmış,bir yokmuş.
Sonra güzel haberler bekleyen dostlar,çok uzun zaman oldu biliyorum.Uzun zamandır sıkıntı çekiyorsunuz.Mutlaka bir karşılığı olacak beklemenin.
Sonra canım,kanım,dünyadaki tek kardeşim anlıyorum seni.Anlaşılmak zor gibi gelse de sana.
Hep bekliyoruz,beklemekle geçiyor ömrümüz aslında.


Ama rüyamda gördüm ben,
İyi şeyler olacak mutlaka...
Az kaldı..


3 Temmuz 2010 Cumartesi

Miş,muş,güzel bir hafta sonu olsunmuş

Her sabah minicik ayakları ile günaydın diyormuş küçük aşkım,canım oğlum.Annesi de zevkten dört köşe uykuyu bırakıyormuş.

Ultrasonda duruş konusunda inatçıymış.Doktor Allahtan sakin biriymiş de anne sakin kalmış.

Mağazaları gezerken kendini bir yere bırakıp hem bebişin için bir şeylere bakmaktan zevk alıyormuşsun.(Kendime alsam bu kadar sevinmezmişim asla,sevinmemişim hiç!!!)

Yeni tatlar denemekten kaçmamak gerekmiş.Çilekli ice tea deyince iyi olmaz ki dememeliymişim.(Num-Num da çilekli ve elmalı ice tealeri mutlaka deneyin.)

3.film Tutulmanın görsel olarak daha güzel olması gözleri bayram ettirmiiş.Zaten görüntü yönetmeni de demiş,tüm renkleri kullanmak istedim.

Tüm renklerin olduğu bir hafta sonu diliyoruz bebeğim ve ben...

İşte insan isteyince tüm renkler de oluyormuş.Zaten hayat tüm renkleriyle varmış.Hayatın içinde olmak tüm renkleri çok sevmekmiş.Bıkmadan...

***resim

29 Haziran 2010 Salı

Her şeyden birazcık

Rüyalarda başlamış annelik-kaybetme korkusu.Bu aylarda olur diyorlardı.2 gün sözde kendimden geçmiş yatmışım.Uyanıyorum deniz kenarında oğlum oğlum diye ağlıyorum.Her gün karnımı izlemekle kafayı bozduğum için rüyamda da karnıma bakıyorum hareket yok.Sonra karnımda alien var gibi hareket etmez mi sözde oğluşum.Karnım bir orada bir burada.Ama ben sevinçliyim o iyi diye.Bir de bana ait olmayan turuncu spor ayakkabılarını giymeme ne demeli rüyamda.Onu da geçtim kendimi enteresan şortlu bir gelinlikle evlenir görmem ve bir türlü istediğim saç modelini yapamamam?Sürekli uyandığım için rüyalarımı hatırlamam kolay oluyor.

Bulantı zamanlarım da( kimine göre aşerme zamanları olarak adlandırılıyor) sinemaya gitmeyin bırakın film izlemek bile zulüm gibiydi.Kitap okumaktan söz edemiyorum bile.Bilgisayara bile bakamaz olmuştum.Şimdi eski dostlara dönüş içindeyim.Marc Levynin Birbirimize Söyleyemediğimiz Onca Şey adlı kitabını severek bir çırpıda okudum yeniden kitap okumaya başlayınca.Alice Harikalar Diyarındayı sinemada izleyemeyince bulup izledik.Çay saati vakti masadaki olanlara gülmekten kırıldım.Tavşanın her dediğine güldüm durdum.En son ise Remember Me isimli filmi izledim.Çok bunalım ilerledi.Ama sonu gerçekten tahmin etmediğim gibi bitti.Filmin başından beri neden 2001,neden 2001 yılındalar diye düşünüp durdum.

Kahve-kek keyfinin yerini süt-kek almalıymış.Hamileler dikkat etmiyor yediklerine diye eleştirirdim eskiden.Eskiden çok da süt içerdim.Demek o bulantılar,ruh halim,sevdiğin ve en önemlisi içmek zorunda olduğun sütten bile soğutuyormuş.Şimdi süt eski dostum olarak hayatıma dönmeli.Ki geç bile kaldık.Doktor bile artık size süt içmek zor mu geliyor diye uyardı.

İç karartıcı hava,kapalı güneşsiz yaz olduğuna inanamıyor değil mi insan?Elbiselerimizi bile giyemedik.Hele Damlocanın hediyesi mavi elbiseyi daha giyemedim.Denedim salındım evde kocaman karnımla tabi.Şaşkınlık içinde açtım paketi.Ahh dedim yaramaz kız.Elbiseli fotomu koysam mı diye düşünmedim değil.Çok teşekkür ederim Damlacım tekrar.

26 Haziran 2010 Cumartesi

Şair ceketli çocuk için..


Işte Gidiyorum Kazım Koyuncu - Click here for another funny movie.

Bana biraz renk ver


Aç kapıyı ne olur dısarda kaldım
Çok üsüdüm sıcagına bel bagladım
Tahlisizlikler üst üste geldi
Kendimi güc bela yanına attım
Sana inandım koştum geldim
Dünde ne vardı unuttum geldim
Dünya yansın koyverdim
Bana biraz renk ver
En basından biliyordum adalet vardı
Hic kimse duymasa bi duyan vardı
En kötü kararlardan beterdi kararsızlık
Niyetlenince Tanrı yolumu actı
Sana inandım koştum geldim
Dünde ne vardı unuttum geldim
Dünya yansın koyverdim
Bana biraz renk ver


Günlerdir misafirler ağırlamaktayız.Geçen hafta sevgilinin annesi vardı.Sevgili mutluydu,anne yemekleri,anne sevgisi.Hamileyken birilerinin destek olması çok güzel bir şey.Annem aylardır mesaideydi.Dinlenme sırası ona geldi.Sevgili zaten sağolsun hiç yormuyor beni.Kızıyor hatta her şeyi yapmaya çalıştığım için.Sevgilinin annesi gitti bu sefer benim çok sevdiğim bir ablam geldi.Annem ağırlıyor ama ben de sürekli gidip geliyorum oraya.Çocukken yanında hiç ayrılmazdım.Onunla vakit geçirmeye bayılırdım.Eski günleri anıyoruz,gülüyoruz,saatlerce sohbet ediyoruz.Oğluma çok güzel minicik hırkalar ördü.Annem dün dedi ki,bak ne kadar çok seviyordun ablanı,çocuğuna bile yetişiyor dedi.Ablam yok diye üzülme bak uzakta olsanız da birbirinizi bırakmayın dedi.Zaten sık sık görüşemesek de görüşmeye çalışırız hep.Bir de bana en sevdiğim tatları da beraberinde getirmiş.İzmir teneke tulumu en sevdiğim peynirdir.Yerken mest olurum.Ne kadar burada marketlerden alsak da o tadı bulamam.Yeşil zeytinler de aynı şekilde süperler.

Misafir modu,nostalji modu derken dün de kontrolümüz vardı.Oğlumuzu görmek süper bir şey.Hele bazen monitörü izlemeyi bırakıyorum,sevgiliyi izliyorum.Gözlerini ışıldarken görmek ayrı bir duygu yaşamamı sağlıyor.Sevgili dün artık son noktayı koydu.Bu bebek aynı sen dudaklar,ağız,çene,gözler.Bilemiyorum ama benziyor sanırım.İnşallah 3,5 ay sonra göreceğiz net şekilde.Duruşundan dolayı kalbini inceleyemedi doktor tam olarak.Haftaya tekrar gideceğiz.Baş aşağı duruyordu yaramaz bıdığım.Bir türlü değişmedi.Şimdi kalbinin de sağlıklı olduğunu öğrenince daha da mutlu olacağız.

Doktordan sonra ona ilk masal kitabını aldım.Masal okuyacağım ona şimdiden.

Seneler önce bütün renkleriyle boyamıştı sevgisizliğimi babası şimdi sıra oğlumda içimde en güzel renkleriyle...

14 Haziran 2010 Pazartesi

Son günlerde


Hamilelik anneliğe alıştırırmış insanı.Bazı anlarda yavaşlaman gerektiğini öğreniyorsun.Kendinden önce minik bir bedeni umursaman gerektiğini.Hamilelikte yaşadığın uykusuzluklar uykusuz gecelere hazırlık olsun diye sanki.

Kimisi kolay hamilelik zamanları geçirir,benim pek öyle olmadı.En ağırlaştığım günlerde yoktum,yazmadım.Hiç bitmeyecek sandım.Hala hassasiyetlerim devam ediyor.Ama en azından eskisi gibi değil.Koku manyağı oldum resmen.Kokulara karşı hassasiyetim bulantı ve kusmalarımı inanılmaz tetikledi.Her şeyin kokusunu almak gerçekten felaket bir şey.Zaten burnu iyi koku alanlardandım.Bir kaç ay önce herkesi koku yüzünden çıldırttım.Sevgili parfümünü süremez oldu.Annem deli gibi çarşaf değiştirmek zorunda kaldı.Yemekler balkonda pişti.Hala da dayanamıyorum.Mutfağa aylarca giremedim desem.Buzdolabını açınca kusuyordum desem.Yaşadıklarımı bir nebze anlatmış olurum.Neyse ki epey azaldı.Şükürler olsun.

Hamilelikten ötürü kaçırdığımız,atladığımız çok şey oldu.Lostkolik olarak Lostun son 12 bölümünü ancak geçen hafta izledik.Son sezon geldiğinde artık bir çocuğumuz olur izleyemeyiz diyorduk 2-3 sezon önce.Bizim doğmadan izlettirmedi zamanında.Anne olup da bu cümlemi okuyanlar sen daha dur diyecekler eminim.Bir de doğsun dizi neymiş diyecekler.

Sinemakolik olduğumu da yakından takip edenler bilir.Bir çok filme gidemedik.Şimdi onları izlemeye çalışıyoruz.

Bir deniz,tatil planları dönüyor etrafımda.Herkese diyorum bensiz plan yapın.Belki gelirim belki gelemem.Saatim saatime uymuyor.Cumartesi gecesi sırt ağrımdan nefes alamadım.Bütün gece uyuyamadım.Biraz fazla yürüyüp hareket ettim sanıyorum.

Ama bütün bunların içinde en güzeli bebeğimin pıtırık pıtırık hareketlerini hissetmek.Sabah saatleri belli.Artık öğlenleri de faaliyete geçti.Pıtırık pıtırık döndükçe içimde tarifsiz duygular yaşıyorum.


Bu resimde yılbaşında  wish listemde kolaj resimler hazırlamıştım.Otomatik program bu resmi ilk başa atmış.Demek ki bebek yolda,ilk bebek dileğim gerçek olacak demiştim.Gerçekten de ilk gerçekleşen dileğim bebek oldu.İnşallah diğerleri de gerçek olur.

***resim

11 Haziran 2010 Cuma

uykular



Uykular kabusların kuytusunda...

Sevgili kabusların koynunda,elini tutamadım,tutamadıkça ağladım...

Gecenin bir yarısı uyandım,sevgilinin eli elimde,tutamadı sonra bıraktım,bir titreme,bir korku aldı bedenini sanki düşer gibi,sarılamadım,tutamadım,ağladım..

Sonra bizim olan en küçük parçamıza sarılmak istedik,o uykusunda,anne kuytusunda,unutsun istedim kabusları,sevgilinin unuttuğu gibi sabah olunca..

8 Haziran 2010 Salı

keşke


Keşke bildiklerimizin,düşündüklerimizin gerisinde neler olduğunu bilebilsek.Ama yok bilemiyoruz.Bildiklerimiz düşündüklerimizle mi sınırlı hislerimizle mi?

Keşke sadece sevgilerimiz yeterli olsa yetmediği anlar da tıkanmasak.

Keşke arınabilsek tüm kaygılarımızdan.

Keşke zamanın az kaldığını daha iyi bilsek.Dünya zamanı az,gerek yok diyebilsek.

Keşke sevdiğim bir kelime değildi.Keşkeleri kurmasaydım cümlelerimin başına.


Ve dindirse keşke bu müzik biraz içimdekileri

Duygusallık had safhada oluyor derlerdi,doğru diyorlarmış.