20 Şubat 2010 Cumartesi

Percy Jackson ve Olimposlular:Şimşek Hırsızı


Fantastik filmleri çok severim.Filmin fragmanlarını izleyince ilgi çekici geldi.Dün akşam filmi izledim.Fakat bana Yüzüklerin Efendisinden sonra hepsi yalan dedirtti.
Bu filmde seri kitaplardan uyarlama.Serinin daha 4 kitabı daha olduğu düşünülürse,filmin devamı gelecek.
Hikayeye başlangıç güzeldi.Eski Yunan mitolojisi ile ilintili karakterler,tanrıların insanlarla yaptıkları evliliklerden yarı tanrı çocukların olması.Fakat konu Yunan mitolojisi ile ilintili ise Yunanistanı,Egeyi görmek isterdim.Yer altına giriş için yapılan kovalamacada Las Vegasın olması,yeraltı dünyasına girişin Holywooddan olması belki bu ünlü şehirlerin cehennemle özdeşleştirilip bir gönderme yapılmış olmasına dayandırılmış olabilir.Ama tanrıların kenti Olimposo girişin Empire State binasından yapılması hepten yok artık dedirtti.
Sinemada aksiyon,bilim kurgu izlemenin dışında filmde beğendiğim başka unsurlar yoktu.
Hafta sonu için sinema keyfiniz başka diğer filmlere de göz atın derim.

19 Şubat 2010 Cuma

Nereye savurdu beni şimdi


İlgili ilgisiz bazı şarkılar o zamanlara ait olsun,olmasın götürür beni eskilere,kodlar kendini hatıralar notalara.O mutlu olduğum mu,genç olduğum mu,özgür mü yoksa saf olduğum günlere mi alır götürür.Bırakır beni bir süre soluklatır beni.Dur dinlen der,özledin.Nicedir içinde değildi eskiler ve hatıralar.

Ve hatırlatır bana umutların vardı hayallerin.Şimdi ne oldu deme,bekle..


Ahh Damla kız  aldırdın götürdün beni bu şarkıyla...Ve ağlattın...

Peri kızım baş köşemde

Tatlişko Yazın güzel annesi Deniz çok güzel bir mim göndermiş.Evinizin bir köşesi ve dinlediğiniz müzik mimi.

Evimde baş köşelerimden birinde yer alan bu peri kızını çok seviyorum.O kadar güzel ki,eve her gelenin de dikkatini çeken bir peri kızı.En baş köşede en güzel hali ile salınıyor tam karşımda.Çok fazla köşenin resmini çektim ama bu peri kızını sizin de görmenizi istedim.


Son günlerde en çok dinlediğim müzik geçen hafta Damlakız ile Taksimde dolaşırken almış olduğum Rachmonioff cdsi.Yaş aldıkça klasik müziği daha fazla sever oldum.Elimde bir şeylerle oyalanırken,puzzle yaparken,kitap okurken dinlemekten inanılmaz zevk alıyorum.


Sergei Rachmaninoff Vocalise Opus 34, No. 14



Siz de dinleyin bir bestesini bakalım sevecek misiniz?

Şimdi mimi paslamaya geldi sıra ilk aklıma gelenleri yazayım,yorum yazanlar yanıtlamak isteyenler de mimi alsın,cevaplasın isterim.

Kuzucum artık telaşlar bitti,haydi mim zamanı
Damlakız
En pembe şekerim
Pofidik Şekercim

Bugün çok güzel bir cuma,herkese güzel hafta sonları dilerim.Bir aksilik çıkmazsa benim de çok güzel bir hafta sonum olacak.Pazar günü çok yakışıklı bir prens ile tanışacağım.Adı gibi pamukk.

Dışarısı şu an çok güneşli biraz yürüyüşe çıkıp,güneşi yakalamalıyım!

16 Şubat 2010 Salı

3 film birden(Aşkın 500 günü,Kolera Günlerinde Aşk,Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar

Son zamanlarda çok fazla film izliyorum.İzledikten sonra yazmayı unutuyorum.Ya da ilginç,güzel gelmiyorsa hiç yazmasam iyi diye düşünüyorum.Bir de bu sıralar The Bing Bang Theory izliyorum üst üste.3. sezona geldikçe daha bir komik olmaya başladılar.Orada yer alan Sheldon adlı karaktere bayılıyorum.Bu diziyi daha sonra anlatabilirim.
Gelelim filmlerimize.Aşkın 500 günü.Aylardır izleme derdindeydim.Sinemada olmadı,dvdsini bulamadım.Derken geçen cuma buldum ve aldım.12 şubat gecemiz için izlemeye başladık.Geçen hafta Damla ile buluştuğumuzda soundtrack albümünü alacaktım.Damla dur bir filmi izle dedi.Peki dedim,ilk önce film.

Dilimize çevrildiği ismi gibi aşkın 500 günü anlatılmış fakat zaman sıralaması yok.Zaman karışık olarak verilmiş.Müzikler süper,çok çok sevdik.Film de güzel.Detaylara girmeden izleyin derim,izlemediyseniz.Yes Man filminden hatırlayacağımız Zoey Deschanel ve Joseph Gordon-Levitt başrollerde.


İkinci filmi geçen hafta izledik.Kolera Günlerinde Aşk.Javier Bardem'in başrollerde oynadığı film,Nobel ödüllü yazar Gabriel Garcia Marguez 'in romanından uyarlanmış.Umutsuz bir aşkın bir insanı ne hallere sürükleyebileceğini anlatan bir hikaye.Filmi izlerken bazı yerlerde sıkılsak da sonlara doğru daha bir heyecanla izledik.


Son filmi ise 2.kere cumartesi izlemiş oldum.İlk izlediğimde sinemada yakın bir kız arkadaşımla izlemiştik.Filmdeki hikayeler ne kadar doğru diyerek evlerimize yol almıştık.

Gerçekten biz farklı anlamlar çıkarmakta çok başarılıyız erkeklerin yaptıkları karşısında.Aslında onlar düz mantıkta düşünüyorlar.Aslında iyi de yapıyorlar,beyinlerini gereksiz şekilde doldurmuyorlar.Çok fazla düşündüğümüz ve de gereksiz yere kendimizi yorduğumuz çok oluyor.En güzeli erkekler gibi neyse o,düşüncesini kafamıza yerleştirirsek daha mutlu olabiliriz.

Erkeklerin söylediklerinden ya da yaptıklarından gizli anlamlar çıkarmaya çalışmak saçma.
Filmde bu sözünü ettiğim düşünceler üzerine kurulu.Gerçek hikayeler.Kadınların sürekli farklı anlamlar çıkararak bazen bütünü kaçırmaları.Detaylara yoğunlaşmak bazen bütünü kaçırmamızı sağlıyor.Erkeklerin hiç mi hatası yok diyeceksiniz.Elbette var.Onlar da bizim detaycı olmamızı farklı beyin yapılarına sahip olmamızdan kaynaklandığını anlamak için biraz daha çaba gösterebilirler.

Filmin kadrosuna gelince.Çok kalabalık bir kadro.Başrollerde Jennifer Aniston,Ben Afleck,Drew Barrymore
Scarlett Johansson var.




14 Şubat 2010 Pazar

Sizin Sevgililer Gününüz hangisi?


Bizim günümüz bugün değil.Bize ait bir çok gün var.Hatta her gün bile olabilir.Belki bugüne denk gelen organizasyonlar,hediyelerimiz de olmuştur.Ama denk gelmiştir,caf caflı 14 şubat, renkleriyle bizi içine çekmiştir.Ama bugün bizim günümüz değil sevgilimle.

Mesela bizim için 12 şubat daha değerli bir gün.Güzel bir film,abur cuburlarımız ve keyifli saatler geçirdik 12 şubatta.Bunu zaten hep yapıyoruz.Farklı bir şey değil gibi geliyor böyle söyleyince.Söyleyin nedir farklı olmak zorunda olan?İlla allayıp,pullayıp,harika planlarımız var demek mi?

Huzurlu olmak hayatta en önem verdiğim şeylerden biridir.Sevgili ile yan yana güzel bir film izlemek en güzel anlardan biridir.Başını omzuna dayaması,hatta filmin bazı kısımlarında uyuklaması.Uyuması onun huzuru,senin mutluluğundur.

Arada farklı şeyler yapmak mutlaka gerekir,farklı bir yere birlikte seyahat,hiç gitmediğiniz bir yerde baş başa yemek yemek,ansızın hediyeler alıp vermek,bunlar sizin sevgili gününüze denk gelirse daha güzel değil midir?Ya da herhangi bir güne.

***resim

11 Şubat 2010 Perşembe

Yağmurlu İstiklal,su gibi,yağmur gibi Damlakız,kitap kokusu,mutluluk uykusu

Karşımda duran parlak camdan gerçeğe dönen güzel insanlar olacağını bilir miydim bu günlüğe başlarken.Hayır hiç aklımın köşesinden geçmezdi.İyi ki de geçmedi.Ne güzel sürprizler oldu hayatımda.Her gün ayrı bir renk,her gün ayrı bir el yüreğime dokunuyor.Zaman geçtikçe sahici insanlar tanıdıkça hayat daha mı güzel geliyor?

Neredeyse ay oldu, şu hafta sonu bu hafta sonu bululaşım diye.En sonunda madem işsisiz ikimizde zaman bu zamandır dedik,hafta içi olsun dedik.Taksimde çarşamba için sözleştik.Konuşa,konuşa,gezdik.Kitaplar elimizde,kitap kokusu içimizde,kahve elimizde,sohbet dilimizde.Damla gerçek,Damla tam karşımda.Damla çok gerçek,yazdığı gibi,okuduğunuz gibi.

Damla sahici,öyle kendi gibi,yalan yok,açık adres,ismi gibi.Hatası bile olsa cesur itiraf ederken,olduğu gibi.Heyecanlı,deli dolu,japon çizgi film kahramanları gibi kocaman gözleri ile sen konuşurken gözlerini açarak ilgiyle dinleyen biri.Sevdiğini mutlu etmeyi seven biri.Kaşla göz arasında ben kitaplar arasında o bana kitap almış fark edememişim.Telefonlarımız için aldığı süsten kendisine de almış ama daha vermeden bizlere kendisi de kullanmamış.Birlikte kullanmaya başlayalım diye.Bir de Pinokya var ki şu an karşımda yerini ona söyledim bile.Fil de buz dolabımda yerini aldı,uğur getirir inşallah Damlakız.

En son kalkarken masadan bütün torbalar birbirini karıştı ya da ben hepsini almak istediğimden tüm kitaplar bende kaldı.

Sanki eskiden kalma bir gün ama yeni öylesine,yürüdük yağmurla ve ıslandık güle güle.

10 Şubat 2010 Çarşamba

Güneş ve yaratıcı Blog Ödülüm

Sevgili Kendindenkendinegöçen ve Syhanım bana yaratıcı blog ödülü vermiş,ben de teşekkür ederek kabul ediyorum.Bu blog ödülünü,

Herşey güzel olacak-Duygu
Fotoğraf Penceresinden Ceyda,
Zeynebin sesi
Zeynebin Kelebekleri
Yaz Aşkı Deniz
Tibetin Güzel Annesi
Pinkyime
Görkemim kara kuzum( o şimdi en güzel gelin)
Damlocan( öğlen gördüğümde de verebilirim)

Güneş bulutların arasından bir gidiyor bir geliyor ama yine de güneşli bir gün diyebiliriz.Azıcık görsem bile mutlu oluyorum.(Güneş enerjili Kelebek)

Güneşin tadını çıkarın şekerler!

9 Şubat 2010 Salı

Kuzucuğumun portakallı keki

Kuzucum en çok içinde portakal parçaları olan keki severmiş.Şimdi aylardır diyetteyim diyeceksin.Canımı neden çektiriyorsun diyeceksin.Ama dün kek dedik,neyli dedik,bugünün şerefine senin için yapmak istedim.Umarım her şey yolunda gitmiştir.

8 Şubat 2010 Pazartesi

Bugünün mutluluk reçeteleri


Siz de benim gibi romantik-komedi filmleri sever misiniz?Ben severim,izlerken kafam inanılmaz dağılır.Fragmanını görünce merak ettim,romantik-komedi filmlerinin kötü bir kopyası mı yoksa keyifli izlenecek bir film mi diye düşündüm.Adı da kendi gibi Romantik Komedi olunca sanki kötü bir kopya gibi geliyor değil mi?Ama izleyince öyle olmadığını anladım.Çünkü filmi izlerken eğlendim.Hem de çok eğlendim.Abartılacak süper bir film değil ama keyifli bir film olmuş.Dün sevgili Mianın postunu da okuyunca daha da merak ettim.Gürgen Öz gerçekten çok başarılıydı.Avrupa Yakasında bence gerçek performansını gösteremedi.İlerleyen zamanlarda daha iyi projelerde görmek isteyeceğim,izlerken keyif aldığım bir oyuncu.En çok güldüğüm sahnelerden biri de yandaki fotoğrafta bulunan sahneydi.
Yeni bir puzzle aldım bugün.Sevgili seçti,artık uzun süre benim kararsız kalmamdan ötürü mü bunu seçti yoksa WOW sevgisinden mi,bilemiyorum.Yerini bile tarif etti,bak bir duvara bunu asalım,diğerine de buna benzer bir puzzle alırız,onu asarız dediği için iyi alalım dedim.Evde bir puzzle daha var,tamamlanmış,çerçevelenmeyi bekleyen.Bilin bakalım ne var o üzerinde?Kelebekli tabi ki.
Son bir kaç aydır yakın bir arkadaşıma gittikçe okuduğum,karıştırdığım bir dergi vardı.NTV Tarih,bu ayki sayısını artık kendim alayım,okuyayım dedim.İyi ki de aldım.Yine harika bir sayı.Bir de harika panoramik poster hediyesi var.Acaba onu da bir yerlere assam mı diyorum ya da annem daha çok beğenir gibi.
Tempo dergisinin bu ay verdiği küçük kitapçığın konusu gurme seyahatler üzerine.Hayallere daldım.Bak kuzucum burada neresi var?
Bugün gazetede okudum.Bir gastonomi uzmanı bir de şarap uzmanı iki bayan hobilerini mesleğe dönüştürüp Keyfince Yaşa'yı kurmuşlar.İlk seyahatlerini de Yunanistan'a yapmışlar.Ne güzel bir iş değil mi?Böyle bir işim olsa,gezsem,yeni yerler görsem,yesem,içsem,yeni tatların tadına baksam.
Bunun hayali bile güzel!


Bir de Damlakız var.Onun ayrıntıları sonraya.



7 Şubat 2010 Pazar

güzel günler bizi bekler eyvallah dersin olur biter

güzel günler bizi bekler eyvallah dersin olur biter
güzel günler bizi bekler eyvallah dersin geçer gider
bıraksam kendimi şöyle oh ne rahat
bu da geçer gülüm yaşamana bak

alınacak dersler var sorulucak sorular bu da geçer gülüm bizden bu kadar.



Elimden gelen tek şey umut etmek ise,sonuna kadar umudum var.
Büyüdükçe farklılaşır bir çok şey insan değişir,gelişir.Aslında büyümek bademi sevmek gibi.Çocukken çerez tabağında ilk önce fıstıkları yerdim şimdi ise bademleri.Büyümek de badem sevmek gibi.Zevklerin değişiyor,gelişiyorsun.Umutları bırakmıyorsun.Ya da bırakıyorsun.Ama bırakınca hayatta seni bırakıyor bir yerlerde.
Değişmeyen şey umutlarımın hep olması.Bir çocuk hep umutludur bir çok şey için.Ben de umutluyum hala küçük bir çocuk gibi.
İçimde hala güneşli günlerin özlemi,az kaldı diyor bir yerlerden iç sesim.Onca olan şeye rağmen ağlamadım,sızlamadım.


Yola devam ediyorum,şükür ki...


Şarkı için tık tık

4 Şubat 2010 Perşembe

Küçük Kelebek Yıldız


Mimler peşi sıra geldi.Ama bu mim çocuklukla ilgili bir mim,bizden,çocukluk günlerimizden.

1.Mimleyen kişiyi ve linkini vermemiz gerekiyor ilk maddede;
Tibetin yüreği çok güzel,yüreği kocaman annesi

2.Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem… Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu…

Aslında çok fazla şey var.Ama ilk aklıma gelen kitap okuma alışkanlığıma yapmış oldukları katkı.Okuma yazma bilmeden daha bir dünya kitabım vardı.Ben daha çok küçük yaşlardayken kitap almaya başladılar.Her dışarı çıktıklarında mutlaka ellerinde bir kitap ile dönerlerdi.Aldıkları kitapları bana okur,sonra ben de onlara aklımda kalanları söyleyerek okur gibi yapardım.

3.Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?
Evcilik oyunlarını severdim.Özellikle bu yazımda söz ettiğim canım arkadaşımla saatlerce evcilik oynardık.En sevdiğim oyuncak barbie bebeklerdi.Kağıt bebekleri kesip biçmesini çok severdim.Bir de ağbimin oyuncakları ile oynamayı severdim.Resimde de oynamayı çok sevdiğim oyuncak at var.

4.Sokakta oynar mıydınız?
Pek oynamazdım.Biraz nanemolla bir çocuk olduğum için annem üzerime fazla titrerdi.Arada çıkar oynardım.

5.Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay…
Çocukluk ve gençlik dönemimi çok güzel geçirdiğim için çok şanslıydım.Ama biraz prenses gibi büyüyünce üniversitede ilk yılımda burnum sürttü fazlasıyla.Hatta ilk sene annemler ev tutalım dediğinde yurtta kalmayı ve burnumun biraz sürtmesini kendim istemiştim.
Herkes tarafından sevilmek gerçeklerle karşılaşınca tepe üstü çakılmanı sağlayabiliyor.

6.Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay…
Öyle güzel bir ailem var ki,iyi ki  onlar benim ailem.Bu da zaten en büyük olay.

7-Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı…
Bugünü etkileyen bir anı yok öyle aklıma gelen.Ama bugünkü Yıldızı etkileyen bir dünya anım var..

Bu mimi Pofidik şekerciğime (iyileşince cevaplarsın kuzum),Zizim bizime , Ceydaya,Ayciye paslıyorum.

31 Ocak 2010 Pazar

Kimin Çantasından Patlayan Şeker Çıkar?

Cevap Yıldızın çantasından olacaktı.Çanta mimini daha önceden yapmıştım.Daha önceden saçılanları görmek için buraya buyrun efendim.
Zizim bizim beni mimlemişti ben yaptım dedim,Pofidik şekercim de mimleyince bugün kullandığım çantayı dökeyim dedim.
Çantamdaki yeşil kumaş aslında bir torba,daha önce mimde yorumların içinde torba olsun,çantadan çantaya aktarmak zor,arada unutulanlar oluyor demiştik.Bunu söylediğim bir arkadaşım benim için almış.Çok sevinmiştim.Aslında ayakkabı torbası.Anahtarlığımı sevgilim aldı,aynayı da annem.Ruj,allık,parfüm,kelebekli kolyem,tokalar,flash diskim,cüzdanım veee patlayan şekerim.

Şimdi çanta miminin boyutunu bu noktada farklılaştırıyorum.Çantanızdaki en enteresan şeyin resmini çekip bloğunuza koymanızı rica edeceğim.Mimi kimler mi yanıtlayacak,bu posta yorum yazanlar.

Haydi çantaları karıştırın ve söyleyin içindeki en enteresan şey nedir?

Şekeri merak edenlere not:Şeker yeğenim için değil,sadece kendim için.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Taş Kağıt Makas

Hayatınızdaki en önemli varlığın kurtulması adına,hayatınızdaki en büyük düşmanınızın son isteğini yerine getirir misiniz?


İlle de ölmeleri gerekiyorsa bunu önceden bilmeyi isterdim;böylece her saniyemi onlarla birlikte geçirebilir ve daha milyonlarcası olacağını varsaymak yerine bu saniyelere tutunmayı bilirdim.İlle de ölmeleri gerekiyorsa,yanlarında olmak isterdim;son olarak onunkini değil benim yüzümü görürlerdi.


Ancak olmaması gereken şeylerin meydana geldiği bir dünyada,kendinizi demek istediğinizin tam tersi şeyler söylerken ve yaparken buluyorsunuz.Bu nedenle sonraya başımı öne eğerek cevap verdim ve onun bu dünyada en sevdiğim iki insanın üstüne mühür vurmasını izledim.


Kitabı bir kaç gün içinde okudum.Kitap sonlara doğru daha da nefes kesici bir hal aldı.Her karakter kendi gözünden olayların gidişatını anlatıyor.Karakterlerdeki çeşitlilik sıkmadan okumamı sağladı.
Hristiyanlık adına bir dolu bilgi vardı.Yazar dinler ve insanlar arasındaki bağı da çok güzel anlatmış.
Bazı olaylar mucize mi yoksa sadece tesadüf mü?Mucizeler var mı?
Beni sürükleyecek bir roman okumak isterim derseniz ve yukarıda saydıklarım cazip geldiyse okuyun derim..





29 Ocak 2010 Cuma

Bızdıklar ve bızdık olduğunu düşünenlere hafta sonu tavsiyesi

Malum ben bir anne değilim.Hafta sonu etkinliği olarak yaratıcı faaliyetler için adresler de veremem.Ama sıkı bir sinemasever olarak film önerebilirim değil mi?

2 gündür canım yeğenim bizde kalıyor.Okullar tatil olunca bize gelmek istiyordu.Uzak yerde değiliz,birbirimize yakınız ağbimlerle.Ama onun için bizim evde kalmak büyük zevk.Tabi bu zevkin büyük kısmını sevgilimle(kendisi enişte demez hiç,ağbisidir onun,bana da hala der,ama öyle bir halacım der ki bayılırsınız) bilgisayar oyunu oynamasının büyük katkısı var.Filme gitmeyi isteyen bendim.Yeğenim değil.Kendisi 10 yaşında.Ben çocuk değilim diyor zaten ona çocuk deyince.Haklı da,artık gerçekten büyümeye başladı.Benim zorumla gittik filme diyebiliriz.İzleyenler malum küçük bıcırıklar ve anneleri.(farkındaysanız ben son haftalarda Ayşegül Küçük Anne modunda dolanıyorum)

Filmde biz sıkıldık tabi.Ama küçük bıcırıklar çok eğlendi.Siz de minik bıcırıklarınızın elinden tutun ve bu hafta sonu onları Garfield Süper Kahraman-3 boyutlu filmine götürün.Eh ben de arada gülüp eğlendim.Tabi bir de 3 boyutlu izlemek gerçekten keyifli.

***resim

27 Ocak 2010 Çarşamba

4 film birden....


Sinemalarda izleme fırsatını bulamayınca dvdsini görür görmez aldım.Kız Kardeşimin Hikayesi-My Sister's Keeper.Benden önce sevgili ağlamaya başladı izlerken.Filmi izledik,üzerinden 3 saat geçti hala kendime gelemedim dedi.Filmi anlatmayacağım.


Cameron Diaz,Abigail Breslin(Miss Sunshine filminden hatırlarsınız),Alec Baldwin baş rollerde.Filmi izlerken şanslı doğmak mı,şanslı olmak mı dedim kendi kendime.İnsan ölümcül hastalıkları gördüğünde şükrettiğinde bencil mi olur?Ben filmi izlerken bunu düşündüm.Ve sevgiliye dedim ki,böyle hayatlar var ve böyle yaşayan insanlar.Sustum içimden bizlerden uzak olsun.Aslında herkesten uzak olsun dedim.Bu dualarımın anlamı yoktur belki ama çok dua ederim.Hasta olan herkese deva olsun,hastalıkları bitsin diye.

Geçen sene sinemalardan takip ettiğimde konusunu yanlış yorumlamışım Körlük-Blindness filminin.İçimi sıktı bazı sahnelerde.Ama Julianne Moore oyunculuğu ile bir kez daha hayran bıraktı.Bazı oyuncular gerçekten canlandırdıkları karakteri içlerinde yaşıyor.Moore da bunlardan biri.


Konusuna gelince ve dünyada böyle bir şey yaşansa dediğimde.Evden adım bile atamazdım dedim kendi kendime.Yine şükrettim bu sefer gören gözlerim var diye..

3. filmimiz ise Maç Sayısı-Match Point filmi.Enteresan bir konusu olmadığını biliyordum ama arşivimde bekliyordu.Bir Woody Allen filmi.Fakat sıkılmadan izledim.Scarlett Johansson ve Jonathan Rhys Meyers başrollerde.



4.film de bir Woody Allen filmi.Kasıtlı bir seçim olmadı ama öyle denk geldi.Barselona,Barselona-Vicky Cristana Barselona.Karmaşık ilişkiler üzerine kurulu bir film.Mekanlar,müzikler çok güzel.




Başrollerde yine Scarlett Johansson  var.Woody Allen Scarletti filmlerinde oynatmayı seviyor sanırım.Penepole Cruzun performansı dudak uçuklatacak cinstendi.Javier Bardem de çok iyi bir oyunculuk göstermiş.Yaşanan üçlü hatta dörtlü ilişkilerini tasvir etmesem de bu film içimdeki Barselona aşkını daha da alevlendirdi.


26 Ocak 2010 Salı

Gelsin çaylar,kahveler!

Öncelikle bu postu okumadan önce  çayınızı ya da kahvenizi kapın öyle okumaya başlayın.

Siz çaylarınızı hazırlarken bu güzel şarkı da size eşlik etsin.



Dışarısı buz gibiyken,içimiz ısınsın diye bol bol çay,kahve tüketiyoruz değil mi?



Faranjit kapımı çaldığından beri sürekli tükettiğim çay ekinezyalı çay.Bal ile tatlandırıp içiyorum.Diğer erikli tarçınlı çayı da Görkemciğimin portakal-tarçınlı lezzetli çaylarından sonra tarçın tadı arayışımda buldum.Böğürtlen ilk göz ağrım,en çok sevdiğim meyveli çaylardan biri.Bugün de üzüm çekirdeği mürdüm erikli olan Damlonun tavsiyesi ile aldım.Ve çok sevdim.

Bir de Cappucino var ki sevgili ile içmekten büyük zevk alıyoruz.Su ile ya da süt ile hazırladıktan sonra fincanları 35-45 sn arası mikrodalgaya koyuyorum.



Sonuç güzel köpükler.



Kahveniz içimi daha da ısıtsın istiyorsun Hare likörü deneyin.Beyaz çikolatalı olana bayıldım.Arada kahvelerimize koyuyoruz.Değişik bir tat ile içimi zenginleşiyor kahvelerimizin.



Kışın en çok sevdiğim içeceklerden biri de salep.Bu konuda en başarılı Sek hazır salep bana göre.




Günleriniz,geceleriniz bu sıcacık lezzetler gibi ısıtsın içinizi,her bir gün ayrı bir tatla gelsin böylesine çeşitli,keyfiniz daim,sohbetleriniz bol olsun,afiyet olsun...

25 Ocak 2010 Pazartesi

Beyaz,İpek Gibi Yağdı Kar...





   Beyaz, ipek gibi yağdı kar
   Bir kız kardan hafif adımlarıyla yürüyüp geçti hayal içinde  
   Arkadaşlarımı düşündüm, sevgili şeyleri
   Sanki her şey bizimle var ve bizimle olacak
   Şarkılar çaldı odalarda
   Bütün insanları sevmek gerektiğini düşündüm
   Düşmanlarımız dışında
   Düşmanlarımız çünkü
   Sevgiyi yok ettikleri için
   Düşmanımız oldular-
   Beyaz ipek gibi yağdı kar
   Bir kız kardan hafif yüreğiyle
   Geçip gitti güvercinleri anımsatarak.
   Uzaktaki şehir
   Uykuya dalmıştır şimdi.
   Düşündüm bir bir
   Kardeşlerimin ne yaptıklarını
   Nihat
   Uyumuyor olmalı.
   -Nefis bir şarkı
   Söylüyor yandaki odadaki kız
   Bir Rus
   Halk şarkısı.
   Ve şimdi koroyla
   Başladılar-
   Nihat düşünüyordur
   Karanlıkta.
   -Sanırım
   Bir saatten sonra
   Hapishanede
   Dışardan söndürüyorlar ışıkları-
   Beyaz ipek gibi yağdı kar
   Bir kız kelebek adımlarıyla
   Geçip gitti karın üzerinden.
   İnsanlar kendi şarkılarını
   Kendi hayallerini taşıyorlar.
   Çağdaş şarkılar
   Gerekli onlara
   Hem Hayatlarının
   Derinliklerinden söz eden
   Gerçekleştirilmiş
   Gerçekleştirilmemiş duygularından,
   Hem
   Kavgayı ateşleyen
   Somut
   Anlaşılır
   Akıllı şarkılar.
   Beyaz, ipek gibi yağdı kar
   Acılarla dolu bu dünyaya.
   İnsafsızlık
   Vahşet
   Hala güçlü
   Ve hala iktidarda.
   İnsanlar
   Ölüyorlar.
   Gepgenç
   Sımsıcak
   Ölüyorlar
   Sanki
   Ölmüyorlarmış gibi.
   Bir yandan sürüp gidiyor-
   Hayat;
   Bir yanda tel örgüler
   Parmaklıklar.
   Beyaz, ipek gibi yağdı kar
   Yağdı kirpiklerine bir kızın
   Yağdı mavi bir nehre
   Saçlarıma yağdı
   Otobüslere
   Ağaçlara
   Evlere.
   İçimden okşadım onu.
   Kelebek adımlarını
   Yanımdan geçen kızın.
   Herhangi bir kız
   Hayalleri olan.
   İstedim ki
   Daha güzel
   Olsun şu dünya.
   İstedim ki
   Beyaz
   İpek gibi yağan karın altında
   Bitsin artık
   Bu sürüp giden alçaklıklar.
   Bir bebek
   Ölüm tehdidi altında yaşamasın
   Beşiğinde.
   Ve paramparça olmasın
   Sımsıcak
   Capcanlı
   Yaşayıp giderken insanlar.
   Bırakın, beyaz
   İpek gibi yağan karın altında
   Hayallerimiz olsun.
   Yaşayalım
   Özgür
   Güzel
   Düşünceli.
   Anlatalım
   Düşündüklerimizi birbirimize.
   Sevinç egemen olsun her yerde
   İnsanca
   Bir kaygı.
   Beyaz, ipek gibi yağdı kar.
   Yağsın.
   Dünya daha güzel olacak
   İnanıyorum buna.
   Bir insan kalbinin güzelliğine
   Çocukluğuna
   Sonsuz cesaretine, olanaklılığına
   İnandığım kadar.
                            
 

Ataol BEHRAMOĞLU

24 Ocak 2010 Pazar

Soğuk Gündem...

Sevmiyorum karı,soğuk havayı..Çocukluğum egede geçti.Kar bir özlemdi o zamanlar ama alıştığım ılık havalardı...Güneşi sevdim ben...

 Haberleri nasıl tüylerim diken diken izlediğimi hatırlıyorum.17 sene önce,anlam veremedim çocuk halimle neden diye,şimdiki aklım anladı mı peki?Unutulmadı ama peki ya hala doğruları söyleyenlerin başlarına gelen son ölümü mü oldu?

Uğurlar olsun...Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun..

Hava soğuk,içimiz ürperiyor,haberleri okurken daha da içim üşüdü.41 gündür bu hava şartlarında eylemlerini sürdüren Tekel işçilerini haberlerde görüyoruz.Sıcak evimizde gazetemizde okuyoruz.Onlar kendi ekmeklerinin peşinde bu soğukta dışarıdalar.

Şanslı doğmak mı,şanslı olmak mı?Kader mi?İstenerek dünyaya gelmişsen etrafında fakirlik olsa da sevgi vardır.Ama istenmeden,zorla dünyaya gelmişsen yaşam nasıl olur?Okurken gözyaşlarımı zor tuttum,okumaya devam etmek bile ne kadar zor değil mi?Peki Hatice tek mi bu ülkede?Tek sevindiren haberlere çıkması ve birilerinin elini uzatacak olması.Umarım bundan sonraki yaşamında bir parça sıcaklık bulur..

Kar örttü mü tüm bu olanları,yoksa daha çok çoğalttı mı içindeki yangını?

23 Ocak 2010 Cumartesi

Boğaz ağrısı,ekinezya çayı,ballı zencefil..



Gece boyunca rüzgarın sesi hiç uyutmadı.Burada da sevgilimin dediği gibi  çıt çıksa uyanırım.Rüzgarın sesi rüyama karıştı,camdan dışarı bakıyorum kar yağıyor bir de gök gürüldüyor şimşekler çakıyor,inanılmaz gürültülü rüya.Uyandım camdan dışarı baktım rüyamdaki gibi sabah 7,hava aydınlanmış,bütün gece yağan kar her tarafı bembeyaz yapmış,kuvvetli rüzgar devam etmekte.Yattım,bir oyana,bir buyana uyku yok,rüzgarın sesini duydukça debeleniyorum.Sevgili diyor ki bence sen uyumuyor gözlerini dinlendiriyorsun,böyle hafif bir uyku görmedim.Kendisi başında davul çalsan uyanmaz.Kapı,telefon çalsın bunlar benim görevlerim zaten.Her türlü telefon,kapıya bakılır!!

Dün sadece market alışverişi için 5-6 dakikalık bir yürüyüş sonrası,bugün boğazım şişti,yanma var.Bütün planları iptal ettim.Zira edilmeyecek gibi değil.(Zira nedir?)

Toz zencefile bal karıştırdım.Ekinezya çayımı demledim.Ve en çok bu şarkıyı dinledim...



22 Ocak 2010 Cuma

Portofino ve kelebeklerim




Bugün mutfağımda keyifli sohbetler,bolca yenilen yemekler,çaylar,kahveler bir de sürekli dinlediğimiz  Portofino vardı..Güzel annemin en sevdiği şarkılardan biridir Portofino...

Duvarıma ise çok güzel kelebekler kondu....