14 Haziran 2012 Perşembe

Açlık Oyunları

Bu kitapları sürekli görüyor hiç ilgi göstermiyordum ki bir baktım herkes bana çok güzel oku oku dedi ben de hadi bakalım okuyayım artık dedim.
4-5 günde ilk iki kitabı bitirdim diyebilirim.Benim için süper bir durum.Özellikle ilk kitabı çok sevdim.Filmini de merak ediyorum.
Serinin 3.kitabını aynı hızla okuyamadım hala elimde 1 haftadır gerçi sonlara geldim.Bu kadar kısa zamanda bu 3 kitabı okumam benim için başarı.Tabi bundan yaklaşık 2 yıl kadar önce hiç de başarı sayılmıyordu.Bir kitabı bir günde rahat bitirebildiğim için.Böyle kitaplar kitap okuma hızı açısında diğer kitapları da okuma hevesim için bana katalizör oluyor resmen.
Okumak beni cidden rahatlatıyor.
Aksiyon,biraz fantastik,biraz bilim kurgu severseniz ilginizi çeker bu seri.

12 Haziran 2012 Salı

Demir Bugün 20 aylık oldu

Bebeklikten çıkıyor muyum ne:)))
2 yaşa doğru hızlı adımlarla ilerliyorum.Zaten adımlarım gerçekten hızlı benim.Koşarak gidiyorum çoğu zaman.
Taklit etmeyi,sesler çıkarmayı seviyorum.Örneğin bir ses duysam yukarıdan pat,çat diyorum o an.Annem hikaye anlatırken mesela kedi uyumuş derken gözlerimi kapatıp,horlar gibi yapıyorum.
3 heceli kelimeleri söylemeye de yavaş yavaş başladım.Kelimelerle anlatamadıysam ya da anlatmak istemezsem annemin ellerinden tutuyorum istediğim şeyin yanına götürüyorum.
Dışarıda yürümeyi,etrafıma bakmayı çok seviyorum.
Yemek yemekle son günlerde pek aram iyi değil.Beni gören herkes boyumun çok uzadığını söylüyor.Boya gittiğimi söylüyorlar,boy da neresi ise.Ben gitmek olarak attayı bilirim sadece.
Francesco arabam en sevdiğim oyuncağım.Tüm evi onunla dolaşıyorum.
Yüzümü şekilden şekile sokuyorum.Komiklikler yapıp güldürmeyi seviyorum.Göz kırpmamı annem çok seviyor.
                                                                                                                  Demir
Büyümek,bir çok şeyle doğru orantılıymış meğer.Büyüdükçe dertler artar diyorlar.Ben dert gözüyle bakmıyorum pek.Farklılaşıyoruz diyorum,farklılaşıyor her şey.Mesela son bir kaç gündür,uyku öncesi krizler yaşıyoruz bol bol.Uyku vaktinde uyunmadıysa vay halimize.Yavaş yavaş 2 yaş sendromuna giriyor muyuz diye düşünüyorum.Kendi dediklerinin olması konusunda ısrarcı.İnatlaşmadan açıklamaya çalışıyorum.Zorlandığım anlar oluyor.
Geçen gün böyle anlardan birinde uyudu,kucağımdayken düşünmeye başladım.Bir gün büyüyeceksin ve ben keşke sen hep küçük kalsaydın der miyim acaba dedim kendime.Sevimlilik ve bol tatlılık açısından söylemek istediğim bir cümle olur.Ama dertler,sorunlar açısından asla söylemek istemediğim bir cümle.
O an dua ettim,hep uzlaşma içinde olalım,olamadığımız anda sevgimiz  bize yol göstersin dedim.
Annelik bazen insana her şeyi düşündürüyor.Seni az önce uyuturken düşündüğüm gibi.Mırıldanırken ninnini dans ettim seninle ve sen öyle uyudun.Bir gün büyüyeceksin ve dans edecek miyiz seninle dedim.
Ve hayallere daldım...
Sağlıkla,güzellikle büyü bebeğim.
Seni çok seviyorum.

Annen

6 Haziran 2012 Çarşamba

Demir adlı bal kabağı

Demirin söylediği kelimeleri tek tek yazıyordum bundan bir kaç ay önce şimdi hemen hemen her kelimeyi söyleyip derdini rahatlıkla anlatıyor.Çok nadir iki kelimelik cümleler kuruyor.Tek kelimelerle cümlesi başlıyor ve bitiyor.Mesela sana zarar verebilir bu oğlum desem verme der oynadığı küçük bir tabure için.Vermez demek istiyor aslında.Tabi tabureyi alıp ters çevirip içine öyle girmeye çalıştığı için bu uyarım.
Dayısının yada diyor ilginç bundan önce dayı diyordu ama nedense yada demeyi uygun gördü.
Diğer bir çok şey kendi isminde,zeytin bile zeytin mesela.
 Birini sorduğumuzda çok seviyorsa muck muck yapan halleri çok hoşumuza gidiyor.Tamamen kendine ait sevgi tanımı.
2 yaş belirtileri kendini gösteriyor.Kendi haline bırakıyorum.Üstüne gitmiyorum,inatlaşmıyorum.Sakinleşip geliyor.
Demir adlı bal kabağı büyüyor işte.Büyüdükçe bana da yoldaş oluyor.Benim uydurma hikayelerime de bayılıyor ayrıca.Sürekli anlatmamı istiyor.
Uykuya da ninni diyor  artık.Ama uykuya geçiş hala zor.Uykusu gelince dışarı çıkıyoruz,dolaşıyoruz bazen ki uykuya kolay dalsın.Hele bahçede uykuya dalması öyle kolay ki.Zaten dışarıda olmayı çok seviyor.
Bebeklikten çıkıyor artık büyüyor.2 ay önceki fotoğraflara bile bakınca şaşıyorum.Zaman geçiyor işte.Büyüyor,büyüyoruz.Çok şükür..


3 Haziran 2012 Pazar

Kalbi sana verdim mi anla

Umutların çıtası yükseldi ise anla,yaklaşıyordur gönlünün baharı.Bahar geçmiş yaz artık gelmiş olabilir.Ama gönüllerin de baharı vardır.Bu da illa öyle düşündüğün gibi aşkla değil ama 'aşkla' gelir.
Benim de gönlümün baharı başladı.
Şükür her şey için,tüm bunlara sahiplen aslında fazlasına gerek yok.Umutlarımı çok biledim,yeniledim,kalbimin bazı odalarını yeniledim.
Kalbi sana verdim mi de anla...

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Dünden önceki ben değilim

Uzun zaman olmuş bilgisayarıma kavuşmayalı dolayısı ile sizlere kavuşmayalı.Bir yandan işlerimi halletmeye çalışırken bir yandan iş ararken bir yandan da sizleri okudum.Bu bilgisayar işine bir çözüm bulmam gerek,cepten de takip ettiğim yazdığım oluyor ama böyle olmuyor tabi.
Ne yapacağımı şaşırırken bir yandan da hadi yat artık geç oldu diyor içimdeki annemin ve annenin sesi.
Yatmak gerek tabi ama yazacak çok şey var aslında.
Bilgisayarı açamamam bir bahane belki de bu kendimden kaçışlarımın bir çeşidi.Aslında yazılarımda belki kendimi yakalarım diye bu kaçışlarım.Yazarken sadece benim işte.Konuştuklarımdan da çok fazla ben.
En azından dünden önceki ben değilim.
Çünkü biri bana karamsar olma dedi.Hiç sormayın tanımazsınız doğrusu.
Ki ben karamsar değildim de.Oldu işte.Oluyor bazen.
Bazen bir iniş bir çıkış olmalı.Çıkarken kafayı da bir yerlere vurmalı.
Acıdı mı canın diye sorsam da kendime.Geçti işte.
Çözümü basit aslında.
Unuttuklarını hatırla...

Bu üç nokta,çözüm için,üç noktayı sadece ben de seven için...

18 Mayıs 2012 Cuma

Kelimelerle susuyorum

Şimdi burada susuyorum ama tam burada çok ama çok konuşuyorum.Çok konuşup hiçbir şey anlatmıyorum.Bütün kelimelerle susuyorum.
İçimde binlerce cümlelerle konuşup konuşup duruyorum.
Yetmiyor şöyle böyle belki de bir kaç kağıda yazıyorum.
Olmuyor şöyle olmalı diyorum.
Sonra yine kelimelerle susuyorum.
Aslında çokça yazsam daha da rahatlarım biliyorum.
Ama ne zaman bulabiliyorum ne de kendimi bazen.
Böyle böyle derken bu ara zaman da geçer diyorum.
Ve bazen kendimi sahile vuruyorum.

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Demir Bugün 19 aylık oldu

Bugün 19 aylık oldum.2 yaşa geri sayım yapabiliriz artık.
Son günlerde daha bir konuşur oldum.Mesela dün anneannem oğlum aynayı temizle deyince ( yine elimde ıslak mendil vardı)ben de tamam dedim.Seni gezmeye götürüyüm mü dediklerinde de götür diyorum.
Oyuncaklarım yine etraftaki ilginç nesneler.Hatta 2 ilginç şey bulsunlar elime versinler öyle uyuyorum bile bazen kucaklarında.Boş kutular,boş plastik şişeler,her türlü kağıt,kıyafetler,mutfak gereçleri en çok oynadığım şeyler arasında.Kirli sepetimi banyodan kapıp alıp oynamaya da bayılıyorum ama nedense annem bundan hiç hoşlanmıyor.
Kitaplara bakmak anneme okutmak ya da kitapların resimlerinden yeni hikayeler anlatmasına bayılıyorum.
Biberonla süt,su verdiyse annem biraz içip her yeri ıslatmaya da bayılıyorum.Annem nedense bundan da hoşlanmıyor ama eskisi gibi sesini de çıkarmıyor.Alıştı galiba her yerin ıslanmasına.
Birini çok sevdiğimi ifade ederken mucuk,mucuk yapıyorum:)Öyle anlatıyorum.Sordukları zaman ben de öpmeden mucuk mucuk yapıyorum.
Gezmeye bayılıyorum,dışarı çıkalım,etrafa bakalım,parka gidelim.Hatta bazen marketleri bile seviyorum.
Kovalamaca ve saklambaç oynamaya bayılıyorum.Masanın üzerine çıkmayı da seviyorum ama annemle babam hiç sevmiyor.Belli ediyorlar hemen Demirr diye sesleniyorlar.Anlamıyorum oysaki ne kadar zevkli.Koltuklar da zıplamak da çok zevkli onu da anlamıyorlar.Düşersin diyorlar hemen.
Kahvaltıda peynir yemiyorum hala.Süt,yumurta,makarna,köfte,balık,mücver,kek en çok sevdiğim şeyler.
Bir şey yerken başkasına da ikram etmeyi seviyorum.Özellikle balık kraker yerken mutlaka anneme de yediriyorum.

                                                                                                                    Demir
Yarın ikinci anneler günüm.Oğlum sayesinde anne olmanın nasıl bir duygu olduğunu öğrendim.Bilmek,anlamaya çalışmak bambaşka "anne olunca anlamak" çok başkaymış.İçimi titreten bir sevgiyi yaşamak,hayatı onla kucaklamak yüreğime öyle bir yerleşti ki.Sanki öncesi yoktu.Demirden önceki Yıldız bir hayal gibi.Demir hep vardı.Ama hep ben derdim,bir oğlum olacak diye.Bana,evimizin koridorundan koşup gelecek diye hayal kurardım.
Sarılıp sırtıma vurmasını,böyle birden bire öpmesini hayal bile edemezdim elbette.Hayal ettiklerinden,edebileceklerinden fazlasını yaşatıyor bu küçük insanlar.Aslında insan olmak,saf olmak gerçeğimiz olsa.Hayata onların gözünden bakıp,onların kalbinden yaşayabilsek.
Ne öğretildiyse bize bazı şeyler yanlış oluyor,kızıyoruz birden bire bu minik insanlara.Dur demeyi daha çok başarır oldum son günlerde.Bu minik insan bunu böyle biliyor,senin kızdığın o değil ki.Böyle anlarda da anlıyorsun ya beni.Ben o zaman bin kere daha çok kızıyorum kendime.
Anladım ki aslında ben öğreniyorum senden hayatı.Ki sen daha doğmadan yavaşla anne dedin bana tüm hayat işaretlerinle.Ve ben yavaşladım.Şimdi de öyle şeyler anlatıyorsun ki her şeyinle bakış açım değişti bu hayata tamamen.Ve seninle birlikte zaman geçirmekten inanılmaz keyif alıyorum.
Sen içimin gülen yüzüsün,çoğu zaman gülmeyi unutan günümün en büyük neşesisin.Dokunduğu hayatları güzelleştiren minik insanlardan birisin.İyi ki varsın.İyi ki benim oğlum oldun.
Dilerim ki anneliği isteyen,hak eden herkesin hayatına böyle bir minik insan dokunsun.
                                                                                                                    Annen



11 Mayıs 2012 Cuma

Hayat Herkesin Anladığı Kadardır


Teomanın Balans ve Manevra filmine ait albümü dinlediyseniz ya da filmi izlediyseniz bu küçük ama çok etkili dialoğu hatırlarsınız.Öyle çok dinledim ki ezberledim artık.Tam bugünlerde işte böyleyim.


oyle kucuk, guzel seyler gosteriyor ki bazen
ipucu zannediyorum
iste insan bazen bekliyor
bekliyor iste ...
hayat herkesin anladigi kadar, dogrusu da yok.
olmasi gereken olur.
yiyeceksin iceceksin

kendine ohh afiyet olsun diyeceksin.
hepimize afiyet olsun.

3 Mayıs 2012 Perşembe

İtinayla mod düzeltilir

Kahvaltı neşeyle,neşe için hazırlanır.Gül biraz deyince böyle tatlılıklar yapan çocuğun gülüşüne ortak olunur.Güzellillere bakılır.
Keyifler köpürsün denir.
Güzellikler gönderen güzel arkadaşlara hep şükredilir.Olmadı biraz müzik dinlenir.
Her şeye bir peh denir,dünde bırakılır her can sıkıcı olay.
Eeeee artık o modda biraz yükselir.

1 Mayıs 2012 Salı

3.tekil şahıs

21 nisandı Demir'e dedim ki bebeğim süt içmek ister misin.Cevap:
-Iıııııııı ve kafa bir o yana bir bu yana sallandı.
Kaldım tabi öylece.
Artık isteklerimizi,istemediklerimizi öyle güzel ifade ediyoruz ki.
Kelime,kelime cümlesiz ağızdan çıkan pıtırcık kelimelerle neler anlatıyor.Olmadı elimden tutuyor neyse istediği,istediği yer oraya götürüyor.
Herşeyi sayıyor.
Bir-ki,bir-ki,bir-ki
Bir de bir şey söyleyince bir hııııııığ demesi var anladım der gibi.İşte o zaman o hıııııyı duymak nasıl sevindiriyor beni.
Uykusunda bile konuşuyor.2 gece önce bıdır bıdır bir şeyler dedi..Hııığğğ dedi,yetmedi bir de alkış yaptı ya elleri ile.Artık ne gördüyse rüyasında.
Geçen öğlen uykusundan uyandı,ağladı.Rüyanda ne gördüm annem dedim.Att,att dedi.Haaaahhaaaaa dedi.Korktun mu deyince,korktu dedi.Henüz m'ler yok3.tekil şahıs tadında tüm fiiller.
Büyüyoruz işte öylece.
Hak ettiği kadar iyi davranmak istiyorum sadece ona.Ama bazen sınırlarım zorlanıyor gibi olduğunda dur diyorum bilenler bilir.SİDOT.
Sidot mu?Eh bu da başka zamana olsun.Biraz kitap,biraz dizi ile geceye devam etmeliyim...


27 Nisan 2012 Cuma

Bugün benim doğum günüm

İnsan hissettiği yaşta oluyormuş.Eşim 32 mi oldun sen deyince 32 mi,kim oldum.
Bir yerlerde sabitlendi yaş sanki,ilerleyen bir şey var ama sanki senin haberin yok.
Bir peri kızına ihtiyacım var doğum günü dileklerimi düşününce.

24 Nisan 2012 Salı

Su iyi gelirmiş gerçekten

Cumartesi günü İstanbul Akvaryuma gittik.Demirden fazla biz eğlendik diyebilirim.Biraz daha büyüyünce tekrar götürmek gerek.
Su,balıklar bana öyle iyi geldi ki.İçim ferahladı.
Suyla,balıklarla sözsüz bir anlaşmam var ama ben de bilemiyorum.Bana her zaman iyi geliyor.
Zaten o bulutları da dağıttım.Değişen bir şey mi var derseniz,somut olmasa da değişen benim.Yani eski bene dönüş yaptım.
Bilmiyorum böyle düşününce içim ferahlıyor,iyi şeyler olacak gibi.

20 Nisan 2012 Cuma

Sevinçler köpük köpük olsun!

En sevdiğim bitki çayından içtim bol bol.Çilek ve ahududunun birleşiminden güzel şeyler çıkardı elbet ama böyle güzel bir çay çıkacağı elbette aklıma gelmezdi.
Güzel kahvaltı sofraları hazırlamaya çalıştım her sabah.Sevdiğim şeyleri yemeye çalıştım.Yeşillikleri soframdan eksik etmemeye çalıştım.
Biraz alerjim azdı,sabah ağrılarla,hapşırıklarla uyandım.Arka arkasına kesilmeyen hapşırıkları başımı daha da ağrıttı.
Kendimce çözümler ürettim.Mesela yağmur her şeyi silecek dedim,sildi,geçti.Yağmur iyi ki de öyle durmadan yağdı.
Sevdiğim dizileri izleyerek biraz güldüm,keyiflendim.Yaşanan şeylerin ortak olacağını düşündüm hep.
Minik adamın maceralarını izledim doyasıya.Yeni oyunlar bulmasına kah heyecan yaptım kah eşlik ettim kah kızdım.Ama en çok durup nasıl büyüdüğünü anlamaya çalıştım.
Diyeti kenara bırakıp kahveme en güzel arkadaşı seçtim.Hiç pişman değilim.Nasılsa gidecek o 3-5 kilo.Bunun tabi 2 gün önce komşumun beni görüp inanılmaz kilo vermişsiniz,harika olmuşsunuz demesinin de etkisi var tabi.Beni aylardır görmeyince aradaki farkı görüp söylemesi çok hoşuma gitti.Ama tekrar sağlıklı,doğru beslenmeye dönüş yapacağım.
Ve herkes için kendim için bütün sevinçlerin köpük köpük olmasını diledim.Bembeyaz umutların gerçek olmasını istedim.

Bilmiyorum ama bunlar ben de işe yaradı.Hem de fazlasıyla....








18 Nisan 2012 Çarşamba

Gelecek işte biliyorum


Seyhanım dedi ki eski yazılarını oku,iyi gelir.Ben asıl günlüğümü okudum.Burada yazdıklarım değil defter şeklinde olan.Günlüğüm günlükten çıkmış,aylık olmuş neredeyse yıllık.Öyle ihmal etmişim ki.
Defter,kalem çıkaramıyorum ortaya Demir görür görmez kalem istiyor.
Neyse kendimi okudum.En kötü anımda bile ne kadar umut dolu yazmışım.Nasıl enerjik,iyimser.
Biraz yazdım,iyi geldi.Daha çok görüşelim diyerek ayrıldık,günlüğümle.
Sonra biraz konuştum en sevdiklerimle,dertleştik uzun uzun.
Hafifledim dedi Denizciğim bugün postunda.Evet ben de gittim kocaman bir çuval kıyafet çıkardım dolabımdan,hem de kafamdan bir çok şeyi çıkardım bu arada.
Üstüne fazla konuşmaya gerek yok.Sağlık olsun diyorum.
İçimde bir yerlerde o Yıldız var.
Çağırıyorum,gelecek işte.
Hem sabaha bir şey kalmaz.
Çünkü yağmur yağarsa tüm gece caddelere,bütün o düşünceleri de silip götürecek.Sabah yeni bir gün başlamış olacak.


Bazen bir şiir umut olur

Bazen bir şiire tutunmak gerekebilir.

****Şiir-İlhan Berk

17 Nisan 2012 Salı

Beklemekten vazgeçmek

Yine çok çok fazla düşündüğüm bir dönemdeyim.
Eski günleri düşünüp durduğum da bir dönemdeyim.
Biraz fazla duygularımı yoğun yaşıyorum son günlerde farkındayım.
Projeler düşünceler aşamasından çıkamadıkça sanki karnım ağrıyor da sorunum var gibiyim.
Haa oldu olacak derken aman da diyorum.
Duygularım gelgitler yaşıyor.Bir an iyiyken bir an hoooop diyorum.
Evet zor günler geçirdik.Etkisini de ben de böyle gösteriyor belki.
Ama ben eski formatıma dönmek de zorlanıyorum.
Yani umutlu,mutlu halime.
Belki de biraz küskünlük var içimde.
Bekleyip bekleyip bir şeylerinde olmamasından küsmek.
Kendime yükleniyorum.
Vazgeçiyorum.
Doğum günüm yaklaştıkça yeni bir yaşa doğru giderken muhasebelerim artıyor.
Ama kendimden en memnun olmadığım zaman dilimindeyim.
Bu kadar kendime kızdığım başka bir zaman dilimim yok.
İşte böyle yaptıkça hem ruhum hem yüreğim ağırlaşıyor.

Ağırlaşmadan her şey değişmeli aslında.
Rüyalarımda olacakmış gibi sanki herşeyin ipucu diye düşünüp rüyalara yatıyorum ama yok işte.
Öyle rüyalarım vardı ki bazen gerçek oldular,bazense öylesine güzel gerçek gibi rüyalar.Ama şimdi ne gerçek ne rüya,sadece öylesine rüya işte..


Ama şimdi hayat daha çok banyodaki musluk gibi.Kırmızıya doğru fazla sıcak,maviye doğru fazla soğuk.Ortasını bulmaya çalışırken istediğin ılıklıkta değil.Ya düşündüğünden soğuk ya da sıcak.
Belki de en iyisi birine alışmak değil mi bu yaşadığımız?


Touch izleyin,izlettirin efendim

                                                                         görsel

Uzun zamandır böyle soluksuz bir dizi izlememiştim.Öyle ki cumartesi uykusuz kalacağımı bilerek de oturdum izledim bir bölüm daha.
Olayların birbirine bağlanması açısından bakılırsa biraz Crash biraz Babil gibi.Olaylar,insanlar birbirine bağlı.Düşününce 6 derece yakınlığı gibi.Ama daha farklı,sayıların olaylarla ilgili bağlantısı.İnsanlarla ilgili bağlantısı.Ama her bölüm sıkmadan akıcı bir şekilde ilerliyor.
Her bölümü izlerken benden çıkan hayret nidalarını duymanız gerek.Nasıl yani,inanmıyorum,aaaa,çok çok enteresan şeklinde.
Anlatmayayım siz en iyisi izleyin mutlaka..

13 Nisan 2012 Cuma

Doğum günün kutlu olsun!

Sevgilim,
Sen içimdeki Karadenizsin benim.
Deli deli dalgalı,
Bir anda taşan,dalgalara boğan,
Bir anda dinen,
Süt liman olan.
Eşim,kocam,sevgilim.

Benim tüm zıt yanım,
Anılarımın içindeki sahici insan.
Anılardaki mavi yeşile dalınca baş kahramanı olan sen..

Şimdi yine o şehirde olsak keşke.
Ve yine çıksak Ganitaya.
Alsak elimize gazetelerimizi bir de kahvaltılıklarımızı.
Sessiz sessiz dalsak gazete satırlarına.
Biraz çay içip seyreylesek o eşsiz manzarayı.
Sonra geze geze caddelerden yürüsek yine el ele...

Neyse işte sözün olsun,
Sözüm olsun,
Şimdi,bugün gidemesek de o mavi şehire..
Bu seneki doğum günü hediyesi o zamana olsun.
Ama bir de içinde Demir olsun.
Demir de Ganitada yeni bir hatıra yazsın bizle birlikte.


Doğum günün kutlu olsun....



İstiyorum!



Net mi olun diyorlar evrene karşı.Öyleyse gayet netim işte!

  • Sağlık olsun istiyorum.Ailem için,sevdiklerim için.
  • Oğlumun neşesi,huzuru hep daim olsun istiyorum.
  • Yeni şehirler görmek istiyorum.Demirle bu sene ilk uzun yolculuğumuzu yapmak istiyorum. Leyleği havada görmek istiyorum aslında.
  • Dostlarımla,arkadaşlarımla daha çok bir arada olmak istiyorum.
  • Okuyamadığım kitapları okumak istiyorum.
  • Para istiyorum.
  • İyi bir iş,yıllardır hayalini kurduğum iş ortamına sahip olmak istiyorum.
  • Kafamda aylardır gezinen bir türlü cesaret bulamayan şeyler için ilham perilerinin kolumdam tutmasını istiyorum.
  • Yiyip,yiyip kilo almak istemiyorum diyeceğim ama daha sağlıklı beslenip askıya aldığım diyeti tekrar hayatıma sokmak istiyorum.
  • Yeni,yeni ne varsa hayırlı gelsin istiyorum.
Ve mümkünse bunlar 2012 bitmeden olsun istiyorum.

Tabi bir de canım Sibelime kocaman bir teşekkür etmek istiyorum yeni blog resmim için.Tam da hayalimdeki gibi oldu işte...

12 Nisan 2012 Perşembe

Demir bugün 18 aylık oldu

Yupppiiii 1,5 yaşındayım ben,soran olursa şu kadar aylığım dediğimde kafaları karışabiliyor.Ne güzel hem büyüdüm hem de düz hesap 1,5 yaşındayım artık:))
Söylediğim kelimeler artık boyumu aştı.Ama cümlelerle daha işim yok benim.Kendimce derdimi anlatmaya çalışıyorum.Galiba en iyi annem anlıyor beni.
Meraklı bücür olmaya devam ediyorum.
Duygularımı daha fazla belli eder oldum.Sevdiğim insanlara içimden geliyorsa o an mesela gidip sarılıp,öpüyorum.Kızıyorsam da öfkemi de gösteriyorum.Artık tepkilerim daha açık ve anlaşılır.
Gezmeyi çok seviyorum.Atta demeleri yeter hemen çıkmak istiyorum.Bazen yürümek istiyorum dışarıdayken bazen annem ya da babağımın kucağında olmak istiyorum.Kendi arabamla hala aramın iyi olduğu söylenemez.Annemler de alıştık artık pek almıyorlar bile yanlarına.Geçen günlerde beni oyuncak arabalara bindirdiler o kadar çok hoşuma gitti ki.Yine götürürler umarım beni oraya.
Annemle geçen gün evimizin arkasındaki parkta oyun oynadık uzun uzun.En çok tahteravalliyi sevdim.Salıncakta sallanmayı unutmuşum binmek istemedim.
Kitaplardaki hayvanları bulup söylemeyi,anneme göstermeyi çok seviyorum.Uyku öncesi genelde uyku kitabını okuyoruz.Annemin şişşşşştttt miyavlama güzel kedi demesine hep gülüp eşlik ediyorum.Ben de şişşşttt diyorum.
Uykuya dalmam hala zor.Son günlerde özellikle zorlanıyorum.Annemi de çok üzüyorum sanırım.Çaktırmıyor ama üzülüyor.Geçen gün biraz huzursuzluk çıkardım.Dayanamadım gittim öptüm sonra onu.
Ayo ya da alo diyerek elime bir şey alıp telefonla konuşur gibi yapmayı çok seviyorum.
Dansla,müzikle aram hala iyi.Müzik duymayayım hoşuma gittiyse başlıyorum hemen oynamaya.Son günlerde de Benim Annem Güzel Annem ninnisini dinleyerek uyumayı çok seviyorum.
                                 Demir

Dün akşam uyumayan Demir ile salonda baş başaydık.Üstüne varıp,inatlaşmak istemiyorum elimden geldiğince.Durumu anlatıp,bekliyorum.Ya da ilgisini başka yöne kaydırıyorum.Uyku konusunda ısrar etmedim.Loş ışıkta gölgesini gördü.Son günlerde gölgesini görüp takip ediyordu.Anne,Demir diye bizim gölgelerimizi gösterip hareketlerimizi inceledi.Sonra kendisi uzun  uzun inceledi gölgesini,oynadı falan.
O an kafamda yine bir şey dank etti.Anlamak için zaman gerekiyor.İncelemek gerekiyor.Sabır gerekiyor.Öğreniyor işte.Bilmediği bir çok şey var.Yeni öğreniyor.Böyleyken ondan bazı şeyleri beklemek ne kadar yanlış olur.Öğrenecek işte kendi başına.Orada durdum onu inceledim.Sıkılana kadar baktı gölgesine.Ama yine de ona garip geliyordu.
Gözlem yapıyor işte.Tıpkı babasının masaya koyduğu fincanı alıp mutfağa götürüp,mutfak tezgahına uzanıp bırakması gibi.Gözlemiş bizi,boşalan bardak,fincan götürülür.
Bilmez,görmemiştir dediğimiz şeyleri bile görüyor.O halde dikkat etmeli işte.Yaptıklarımıza,söylediklerimize.
İyilikleri ve güzellikleri öğrenmeni istiyor işte anne kalbi oğlum.
Son günlerde annenin kalbi çok yoruldu oğlum ama sayende hayata dört elle tutundu hep.Dokunduğun hayatımı güzelleştiriyorsun ya içimin gülen yüzü,senin de hayatını hep güzelleştirenler olsun..

Seni bu dünyada benden fazla seven yok derken kendimden korktum belki geçen gün.Ama öyle işte...

Annen